Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Alt birimler

Araştırmacılar(12)

Birim yayınları

70 →
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Critic tabanlı Marcos yöntemi ile inovasyon performanslarının değerlendirilmesi: Avrupa Birliği üye ülkeleri ve Türkiye örneği

    Ebubekir Yavuzkiliç

    Küresel rekabet ortamında inovasyon, ülkelerin ekonomik büyüme, teknolojik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ülkelerin inovasyon performanslarının çok boyutlu göstergeler kullanılarak değerlendirilmesi ve karşılaştırılması politika yapıcılar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği (AB)’ye üye 27 ülke ve Türkiye’nin inovasyon performanslarını çok kriterli karar verme (ÇKKV) ile analiz etmektir. Bu amaç için inovasyon performansını temsil eden yedi ana kriter kullanılmıştır. Bu kriterler; kurumlar, beşeri sermaye ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, iş gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılarıdır. Bu çalışmada kriter ağırlıkları nesnel bir yaklaşım sunan CRITIC yöntemi ile belirlenmiş, ülkelerin inovasyon performanslarının sıralanmasında ise MARCOS yöntemi kullanılmıştır. CRITIC yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre inovasyon performansının değerlendirilmesinde en yüksek ağırlığa sahip kriterin altyapı olduğu belirlenmiştir. MARCOS yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre Hollanda, Finlandiya ve Danimarka inovasyon performansı açısından ilk sıralarda yer alırken Portekiz, Romanya ve Malta alt sıralarda yer almıştır. Türkiye ise düşük düzeyde bir performans sergileyerek sıralamada alt grupta yer almıştır. Bulgular, Avrupa ülkeleri arasında inovasyon kapasitesi bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu ve özellikle güçlü altyapı, gelişmiş pazar yapısı ve yaratıcı üretim kapasitesine sahip ülkelerin inovasyon performansının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Reklam kampanyalarında bütçe planlaması: Doğrusal programlama yöntemi ile bir uygulama

    Zinhoué Kpognihoué Jeanine Houssou

    Reklamcılık, insanları bir ürün veya hizmetten gönüllü olarak yararlanmaya teşvik etmek, dikkatlerini ürün, hizmet veya markaya çekmek amacıyla yapılan yazılı, görsel ve işitsel çalışmaların tümüdür. Günümüzde, şirketler tarafından hizmetlerini ve ürünlerini tanıtmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çoğu zaman yüksek maliyetine rağmen ticari hedeflere ulaşmak ve ciroyu artırmak için çok önemli bir yatırım olarak kabul edilir. Etkili bir reklam kampanyası, yeni müşteriler çekerek ve mevcut müşterileri elde tutarak işletmenin büyümesini sağlayabilir. Bu nedenle, reklam kampanyalarında bütçe planlamasının optimize edilmesi gereklidir. Bu çalışmada, bir reklam şirketinin 2024 yılı resmi faaliyet raporlarındaki verilerine göre bütçe planlamaları yapmak için optimizasyon problemlerinin çözümünde kullanılan doğrusal programlama yöntemi ile reklam kampanyası bütçesinde planlanma yapılması amaçlanmaktadır. Şirketin sipariş sayıları, bütçeye ayrılan hizmet türleri ve maliyet verilerine göre kurulan doğrusal programlama modeli, LINDO paket programlama ile çözümlenmiş, çözüm sonuçlarına göre reklam kampanyası için optimal bütçenin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Modelden elde edilen bulgulara göre reklam şirketindeki reklam kampanyası bütçesinde %3’lük tasarruf elde edilmiştir. Bu durum kaynak kullanımının etkinliğini artırılmasını ve reklam şirketinde yıllık reklam kampanyası bütçesinde optimal bütçenin belirlenmesini sağlamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Elektrikli araç politikaları ve toplumsal tepki: Twitter (X) verileri üzerinden bir kamuoyu analizi

    Bahtiyar Yilmaz

    Elektrikli Araç Politikaları ve Toplumsal Tepki: Twitter (X) Verileri Üzerinden Bir Kamuoyu Analizi başlıklı bu tez çalışması, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik algı, tutum ve tepkilerini sosyal medya etkileşimleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Elektrikli araç (EV) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel sürdürülebilirlik, enerji politikaları ve bireysel tüketim davranışları alanlarında önemli değişimler yaşanmaktadır. Bu doğrultuda, sosyal medya verilerinin analizi, kamuoyunun bu dönüşüme ilişkin görüşlerini anlamada etkili bir yöntem sunmaktadır. Çalışmada, sosyal medya platformu Twitter (X) üzerinden Python programlama dili, Pandas kütüphanesi ve Selenium aracı kullanılarak toplam 30.363 tweet toplanmıştır. Veri temizleme ve ön işleme aşamalarının ardından 28.596 tweetten oluşan nihai veri seti elde edilmiş ve analizlerde kullanılmıştır. Ardından, BERT duygu analizi modeli uygulanarak paylaşımlar olumlu, olumsuz ve nötr olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda, kullanıcı söylemlerinin ağırlıklı olarak ekonomik maliyetler, şarj altyapısı, yerli üretim, teknolojik gelişmeler ve kullanım deneyimi etrafında şekillendiği görülmüştür. Analizler, çevresel faydalar ve enerji tasarrufu gibi konuların kullanıcı değerlendirmelerinde de öne çıktığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, toplumun bataryalı elektrikli araçlara (BEV) yönelik yaklaşımında hem yenilikçi teknolojilere duyulan ilginin hem de ekonomik ve altyapısal endişelerin belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de elektrikli araç politikalarına ilişkin kamuoyu algısını sosyal medya verileriyle inceleyen öncü araştırmalardan biri olarak, sürdürülebilir ulaşım politikalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Büyük dil modeli (Llm) kullanarak X (Twitter) verileri tabanlı yerel işlenebilir bir siber tehdit istihbaratı modeli tasarımı

    Sait Emre Oral

    Günümüzdeki siber tehdit istihbaratı (CTI) paylaşımları, çoğunlukla tek başına bir IP adresi veya dosya özeti gibi, tehdidin tam hikayesinden kopuk verilerle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, savunma ekiplerinin hangi tehdide öncelik vereceğini belirlemesini zorlaştırmaktadır. X (Twitter) platformu, tehditler hakkında aslında çok daha zengin ve bağlamsal detaylar sunsa da; bu verinin devasa hacmi, gürültülü ve yapılandırılmamış doğası, geleneksel yöntemlerle işlenmesini engellemektedir. Bu tez çalışmasında, X (Twitter) verilerini kullanarak veri egemenliğini koruyan, yerel (onpremise) çalışabilen ve eyleme geçirilebilir sonuçlar üreten, uçtan uca otonom bir CTI modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Geliştirilen Python tabanlı otonom sistem; Selenium kütüphanesi ile veri toplama, Ollama platformu üzerinden yerel olarak çalıştırılan LLaMA 3 modeli ile analiz ve SQLite veritabanında depolama süreçlerini içeren bütüncül bir mimariye sahiptir. Çalışmanın en özgün mühendislik katkısı, Büyük Dil Modellerinin (LLM) deterministik olmayan doğasından kaynaklanan hatalı JSON çıktılarını otonom olarak düzelten "JSON Sağlamlaştırma Protokolü"nün geliştirilmesidir. Elde edilen bulgular, sistemin yapılandırılmamış 62 adet tweet metni üzerinden tehditleri %95'e varan doğruluk oranıyla analiz ettiğini ve tespit edilen içeriklerin %64,5'ini "Yüksek Risk" (High Risk) kategorisinde başarıyla sınıflandırdığını göstermiştir. Yapılan analizlerde "Vulnerability" (13 adet) ve "Threat_Actor" (13 adet) kategorileri en sık rastlanan tehdit türleri olarak öne çıkarken; sistem, CVE numaraları ve tehdit aktörü grupları gibi kritik istihbarat göstergelerini yüksek hassasiyetle ayrıştırmıştır. Bu çalışma, güvenlik açısından kritik verilerin üçüncü taraf sunuculara gönderilmesi riskini ortadan kaldıran, mühendislik açısından dayanıklı ve tam otonom bir CTI çözümünün operasyonel fizibilitesini kanıtlamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Kârlılık ve Hisse Senedi Getiri İlişkisi: BİST’te Bir Uygulama

    Yalçın, Selçuk

    Finansal piyasaların gelişmesi ve yatırım araçlarının çeşitlenmesiyle birlikte, firmaların finansal performans göstergelerinin sermaye piyasaları üzerindeki etkileri hem teorik hem de ampirik açıdan önemli bir araştırma alanı hâline gelmiştir. Kârlılık oranları bu finansal göstergeler arasında kullanılan başlıca ölçütlerden biridir. Bu çalışma, başlıca kârlılık oranları olan Aktif Kârlılık (ROA), Özsermaye Kârlılığı (ROE), Net Kâr Marjı ve Hisse Başına Kâr (EPS) değişkenlerinin hisse senedi getirileri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın veri seti Borsa İstanbul (BIST)’da yer alan en yüksek işlem hacmine ve piyasa değerine sahip ilk 50 firmanın oluşturduğu BIST 50 endeksinde yer alan ve verilerine ulaşılabilen firmalardan elde edilen seçilmiş değişkenler aracılığıyla oluşturulmuştur. Çalışma 2004-2024 dönemini kapsamaktadır. Çalışmada kantil regresyon yöntemi kullanılarak bu karlılık oranlarının farklı getiri düzeylerine sahip firmalar üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, aktif kârlılık değişkeni üst kantillerde (q70, q80, q90) hisse getirisi üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermektedir. Bu durum, yüksek getiriye sahip firmalarda aktif kârlılığın yatırımcılar açısından belirleyici bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşılık, özsermaye kârlılığı, net kâr marjı ve hisse başına kâr değişkenlerinin hiçbir kantilde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Bu sonuçlar, yatırımcıların yüksek getirili firmalarda varlık etkinliğine daha fazla önem verdiğini göstermektedir. Çalışma, kârlılık göstergelerinin hisse performansına olan asimetrik etkilerine ışık tutarak portföy yönetimi ve yatırım stratejilerine yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Determining the Optimum Ticket Prices in Bus Transportation by Using Game Theory: Case of Gümüşhane-İstanbul

    Bolayır, Banu

    In a competitive environment, companies must make strategic decisions aligned with their objectives to sustain their existence and advance. One of the methods used to determine the best strategy for companies is game theory. Using the game theory, this study aims to determine the optimal ticket prices for the services of two competing bus companies operating on the same route (Gümüşhane-İstanbul). For this purpose, data on ticket prices and passenger numbers set by the two bus companies between October 2023 and October 2024 were utilized. Based on the data obtained from the two bus companies, the companies’ strategies were first identified, and revenue values were calculated. Subsequently, a two-player, zero-sum, and 7x7 game matrix was constructed using these revenue values. Through the maxmin and minmax methods in game matrix, the saddle point of the game was identified, and the expected values for each strategy determined for each of the two bus companies were calculated separately. Considering these calculations, it was concluded that both companies should set ticket prices between 1,250 TL and 1,350 TL to maximize their revenues.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Financial literacy and psychological vulnerability to financial exploitation: the roles of financial anxiety, self-confidence, and behavior

    Çam, Alper Veli; Soydaş, Şafak Sönmez; Özbek, Adem; Çam, Handan

    Background: Financial exploitation constitutes a significant psychological vulnerability shaped by cognitive resources, emotional regulation, and financial decision-making behaviors. While financial literacy is widely recognized as a protective factor, limited empirical evidence disentangles the distinct psychological roles of financial knowledge, attitudes, and behaviors in reducing vulnerability to financial exploitation. Methods: This cross-sectional study analyzed survey data from 565 adults in Türkiye. Financial literacy was conceptualized as a multidimensional construct comprising financial knowledge, financial attitude, and financial behavior. Vulnerability to financial exploitation was assessed through three psychosocial indicators: self-confidence, financial anxiety, and financial satisfaction. Structural Equation Modeling (SEM) was employed to examine the relationships among cognitive, behavioral, and emotional components. Results: Financial knowledge was significantly associated with lower financial anxiety and higher financial satisfaction but showed no direct effect on self-confidence. Financial behavior emerged as the most robust protective factor, significantly enhancing self-confidence and financial satisfaction while substantially reducing financial anxiety. Financial attitude was positively related to financial satisfaction but did not significantly influence anxiety or self-confidence. Financial anxiety demonstrated a strong negative association with both self-confidence and financial satisfaction. Conclusions: Financial exploitation vulnerability is driven by interconnected psychological mechanisms rather than cognitive factors alone. The findings highlight the central role of behavior-based financial competencies and emotional regulation in strengthening financial resilience. Interventions aimed at preventing financial exploitation should prioritize behavioral skill development and psychological risk screening alongside traditional financial education approaches.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2026
    Digital cultivation of violence: a mixed-methods analysis of content and sentiment in YouTube comments on popular Turkish TV series

    Olgun, Oğuzhan; Demirel, Çağatay; Demirel, Uğur

    This study examines the contemporary manifestations of George Gerbner’s Cultivation Theory within the Turkish media landscape by analyzing the relationship between televised representations of violence and digital audience reception. Adopting a mixed-methods research design, the study first conducts a structured qualitative content analysis of 15 selected episodes from three popular Turkish TV series (Camdaki Kız, Sadakatsiz, and Son Yaz) to categorize and quantify various forms of violence. Subsequently, a large-scale computational emotion analysis is performed on 74,478 YouTube comments associated with these episodes using two transformer-based Turkish language models (KUBI and TREMO). The content analysis findings reveal a high prevalence of emotional and psychological violence (61.3%) across all series, followed by physical violence (29.9%), suggesting that mediated harm is increasingly represented through relational and verbal conflict. The computational analysis suggests that these narrative patterns are associated with a high-arousal and largely negative emotional environment in audience discourse, especially around anger and sadness. Notably, while traditional cultivation research emphasizes fear as a primary outcome (Mean World Syndrome), this study finds that digital reception is characterized more by outward-facing anger and moral disgust than by internalized apprehension. The results are consistent with the interpretation that the “seeds” of television cultivation continue to circulate within networked media ecologies, where televised conflict is publicly interpreted and emotionally negotiated through collective digital interaction. By bridging the gap between screen reality and platformed discourse, the research provides a comprehensive framework for understanding the long-term affective impact of Turkish television narratives in the digital age.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2026
    Evaluation of Factors Affecting Innovation in Developed and Developing Countries by MCDM

    Salad, Liban Daud; Seyhan, Nazll

    This study comparatively analyzes the economic, social, and technological factors determining the innovation performance of developed and developing countries within a holistic multi-criteria decision-making (MCDM) framework, using data from 2013 and 2021. The criterion weights determined by CRITIC and SWARA, and the WEDBA results, indicate a significant structural shift between the periods. In developed countries, R&D expenditures, patent production, and intellectual property protection are key determinants of innovation performance; while in developing countries, digital infrastructure, human capital, and education investments stand out. The findings reveal that innovation policies based on strategic priorities specific to country groups are more effective.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2025
    Investigation of Fluctuations in Cryptocurrency Transactions with Sentiment Analysis

    Demírel, Ugur; Çam, Handan

    This study investigates public sentiment about popular cryptocurrencies listed on crypto exchanges in Turkey, using comments shared on social media platforms and online forums. The research seeks to enhance the existing body of knowledge by overcoming the shortcomings of sentiment analysis studies focused on Turkish texts. Data collected from social media and online forums were examined with sentiment analysis techniques. A total of 607,592 comments were analyzed, of which 89,986 were classified as negative, 72,655 as positive, and 444,951 as neutral. For binary classification, 89,986 negative and 72,655 positive examples were selected and machine-learning models were trained and tested on 162,641 examples. The study's methodology includes an in-depth examination of sentiment analysis results obtained using machine learning classifiers. The findings show how various cryptocurrencies are perceived on different social media platforms. For instance, BTC (Bitcoin) is generally perceived negatively on Investing.com and Telegram, while ETH (Ethereum) generally displays more negative views. These results help investors understand their perceptions and market expectations towards cryptocurrencies. This study deepens the role of social media sentiment analysis in cryptocurrency markets, contributing to the development of new methods and approaches for future research.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T08:47:34.436961181Z
dc.date.available2026-10-22T08:47:34.436961181Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10050
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleYönetim Bilişim Sistemleri Bölümütr
dc.titleDepartment of Management Information Systemsen
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codegumushane-iktisadi-ve-idari-bilimler-yonetim-bilisim-sisteml
organization.unitTypedepartment
rdl.unit.alias\byonetim bilisim sistemleri bolumu\b
rdl.unit.aliasmanag(ement)? inform
rdl.unit.alias\bmanagement (and )?information syst