Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Tobacco Addiction, Substance Addictions and Behavioral Addictions

    Karadeniz, Havva; Elik, Burak

    Addictions that concern public health and can be seen widely at all ages are an important public health problem. While tobacco addiction is widespread in society, behavioral addictions are also seen at undeniable rates; increasing substance addictions disrupt public health and functioning with their consequences. Determining the risk factors and prevalence of addictions is of great importance for combating and preventing addictions. Knowing the prevalence and risk factors of addictions can be used to guide the policies to be developed. Since addictions usually start at a young age, parents and teachers should be conscious and informed, and trainings and seminars should be held to create conscious awareness and ensure that they are the leaders in taking precautions against addictions. Addictions can be combated by establishing student communities. In this study, the prevalence of tobacco, substance and behavioral addictions and the problems they cause will be presented.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Süperakışkanlaştırıcı katkılı çimentolu macun dolgularda sensör tabanlı hidratasyon ve su davranışı izlemesi

    Çavuşoğlu, İbrahim

    Bu çalışma, süperakışkanlaştırıcı katkı maddesinin çimentolu macun dolgu (ÇMD) üzerindeki etkilerini sensör destekli izleme teknikleriyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Deneysel çalışmada, polikarboksilat esaslı yüksek performanslı süperakışkanlaştırıcı (YPSA) katkı, %1, %3,5 ve %6 oranlarında kullanılarak hazırlanan ÇMD numunelerinde hidratasyon, su içeriği, negatif boşluk suyu basıncı ve basınç dayanımı gelişimi incelenmiştir. İzleme testlerinde, katkısız kontrol numunesi ile %6 katkı içeren numuneye odaklanılmış ve zamana bağlı değişimler detaylı olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, YPSA katkısının su/çimento (s/ç) oranını azaltarak daha yoğun bir mikroyapı oluşumuna katkıda bulunduğunu; bu sayede elektriksel iletkenlik, hacimsel su içeriği ve negatif boşluk suyu basıncı üzerinde belirgin etkiler yarattığını göstermiştir. Özellikle %6 katkı oranı, erken ve geç yaş dayanımlarında anlamlı artış sağlamış; üretim döngüsünü hızlandırma ve yeraltı madenciliğinde verimliliği artırma potansiyeli sunmuştur. Elde edilen bulgular, YPSA katkısının yalnızca işlenebilirliği değil, aynı zamanda hidratasyon sürecini ve mekanik performansı iyileştirerek sürdürülebilir dolgu uygulamaları açısından önemli avantajlar sağladığını ortaya koymaktadır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

    Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım

    Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2024
    İnternet Bağımlılığının Beslenme Alışkanlıkları ve BKİ/Z-Skor ile İlişkisinin Değerlendirilmesi: Adölesanlar Üzerinde Kesitsel Bir Araştırma

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Yılmaz, Hacı Ömer; Meriç, Çağdaş Salih

    Giriş ve Amaç: İnternet bağımlılığı özellikle fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, başta beslenme olmak üzere çoğu alışkanlıkların kazanıldığı çocukluk ve adölesan dönemi etkilemektedir. Bu araştırma, adölesanlarda internet bağımlılığının beslenme alışkanlıkları ve vücut ağırlığı-obezite (BKİ/Z-Skor) ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan bu araştırmaya basit rastgele örneklem metodu ve yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak 679 adölesan dahil edilmiştir. Araştırmacılar tarafından güncel literatürün taranmasıyla hazırlanan anket formu adölesanların sosyo demografik özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını, Türkiye Beslenme Rehberi’ne (TÜBER) göre günlük tüketilmesi gereken besin gruplarını, adölesanların fiziksel aktivite düzeylerini, internet ve akıllı telefon kullanım durumları ile “Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği–Kısa Form (YİBÖ-KF)”unu içermektedir. Bulgular: Yaş ortalaması 14,06±2,06 yıl olan adölesanların BKİ ve Z-skor ortalamaları sırasıyla 20,67±3,7kg/m2 ve 1,24±1,10’dur. Z-skor’a göre adölesanların %77,0’ı zayıf/normal, %23,0’ı şişman/obez olarak kategorize edilmiştir. Şişman/obez adölesanların zayıf/normal olanlara kıyasla internet ve akıllı telefon kullanım sürelerinin anlamlı olarak yüksektir. Adölesanların YİBÖ-KF puanları 26,2±7,6 olup şişman/obez adölesanların puanları (27,8±7,0) zayıf/normal olanlara kıyasla (25,7±7,7) anlamlı olarak yüksektir. TÜBER’in günlük önerdiği düzeyde süt ve süt ürünleri, ekmek ve tahıl ürünleri ile sebze tüketen adölesanların internet bağımlılık düzeyleri bazen tüketen veya hiç tüketmeyenlere kıyasla anlamlı olarak düşüktür. Adölesanların Z-skorları ile internet bağımlılıkları arasında kuvvetli pozitif korelasyon belirlenmiş olup adölesanların internet bağımlılıkları arttıkça Z-skorları ve obezite riskleri de artmaktadır. Sonuç: Araştırma bulguları adölesanların önemli ölçüde sağlıksız beslenme alışkanlıklarına sahip olduklarını, sağlıklı besin gruplarını günlük önerilen düzeyde tüketmediklerini ve bu durumun internet bağımlılığı ile ilişkili olduğunu göstermiştir. İnternet bağımlılığı ve beslenme alışkanlıkları ile anormal vücut ağırlığı arasındaki ilişkinin objektif ölçümler ile detaylıca irdeleneceği, geniş ölçekli ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç vardır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Exploring Ostracism as A Risk Factor for Smartphone Addiction in Young People: Resilience and Nomophobia Perspectives

    Kavakli, Mehmet; Coşkun, Muhammet; Türkmen, Osman Oğulcan

    In today's world, the improper use of smartphones has become a growing problem. Such usage might be problematic as people see it as an escape from threats to their basic psychological needs caused by ostracism. Therefore, the purpose of this study is to examine the relationship between ostracism and the risk of smartphone addiction. In addition, a moderated mediation model was explored to see whether nomophobia moderated the mediating role of resilience in the association between ostracism and the risk of smartphone addiction. The sample consisted of 320 young adults, ranging from 18 to 31 years. Data was gathered by using the Ostracism Experience Scale, the Brief Resilience Scale, Nomophobia Scale and Smartphone Addiction Scale. Results indicated a positive association between ostracism and the risk of smartphone addiction, and this association was mediated by resilience. While ostracism increases the risk of smartphone addiction, resilience emerges as a key ability in mitigating this undesired association. Furthermore, nomophobia moderated the mediating impact of resilience in the relationship between ostracism and the risk of smartphone addiction. Increased nomophobia put this mitigating influence of resilience in the shade. Resilience buffers the undesired relationship between social kiss of death (ostracism) and the risk of smartphone addiction in young individuals, but nomophobia frustrates this functional role of resilience. These findings were discussed in light of the relevant literature.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlköğretim (2.kademe) öğrencilerinin, madde bağımlılığı ile mücadelesinde okul sosyal hizmeti'nin önemi

    Tuncay Üçüncü

    Madde bağımlılığı ile mücadelede önleyici ve koruyucu bir uygulama alanı olan okul sosyal hizmetinin önemi bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Araştırmamız ülkemizde henüz pilot uygulamaları yapılan okul sosyal hizmetinin tüm okullarımızda hayata geçirilmesi için gerekli teorik bilgi ve bilimsel verilerin temininde yardımcı bir başvuru kaynağı olacaktır. Madde bağımlılık yaşının giderek İlköğretim 1. kademeye kadar düştüğü günümüzde, bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğu literatür taramasında ortaya çıkmıştır. Okullarımızda okul sosyal hizmet birimlerinin kurularak aktif olarak çalışması ile, madde bağımlılığını önlemedeki başarısı araştırılmış, erken yaş madde bağımlılığının önlenmesinde başarılı sonuçların alınacağı saptanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olan madde bağımlılığının önlenmesinde Şiran ilçemizde görev yapan öğretmen ve yöneticilerimizin görüş ve önerileri doğrultusunda eğitim ve öğretim faaliyetlerine yeni çözüm odaklı katkı sağlama hedef edinilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda madde bağımlılığının erken yaşlarda önlenilmesi gerektiğinin önemi anlaşılmıştır. Bu sebeple okullar bünyesinde hayata geçirilecek okul sosyal hizmet birimlerinin gerekliliği ortaya konulmuş, madde bağımlılığının önlenmesinde önemli bir kilit rol oynayacağı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Ruhsal Engelli Bakım Merkezi çalışanlarının madde bağımlılığı farkındalığının incelenmesi Adana ili örneği

    Ezgi Nur Söğüt

    Ruhsal Engelli Bakım Merkezi Çalışanlarının Madde Bağımlılığı Farkındalığının sosyal hizmet bakış açısı ile incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Adana il merkezinde bulunan ruhsal engelli bireylere hizmet veren dört farklı bakım merkezinde görev yapan toplamda 99 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada katılımcı soru formu ve Madde Bağımlılığı Farkındalık Ölçeği kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Katılımcı soru formundaki değişkenlere göre madde bağımlılığı farkındalığının ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alanyazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Doğal alkali malzemelerin çimentolu macun dolgunun dayanım-duraylılık ve mikroyapı performansına etkisi

    Yilmaz, Tekin; Ercikdi, Bayram

    Bu çalışmada, çimentolu macun dolgu (ÇMD) içerisinde doğal alkali malzemelerin (DAL-M) sülfürlü maden atığına (S-MA) ikame (%5-15) olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Kontrol numuneleri %8,5 bağlayıcı oranında hazırlanırken, DAL-M ikameli numuneler %7,5-8,5 bağlayıcı oranında S-MA yerine kalsitik ve dolomitik kireçtaşı kullanılarak üretilmiştir. Numuneler üzerinde 7-360 gün aralığında basınç dayanımı ve 28-180 günde mikroyapı testleri uygulanmıştır. Dayanım-duraylılık bulguları, DAL-M ikamesinin ÇMD’nin dayanımını arttırdığını ve uzun dönemde meydana gelen dayanım kayıplarını azalttığını göstermiştir. Ayrıca, 28-360 gün boyunca istenen asgari basınç dayanımı (≥1,0 MPa) %5 DAL-M ikameli ÇMD numuneleri (%7,5) haricinde sağlanmıştır. Mikroyapı sonuçları değerlendirildiğinde, kür süresinin artmasıyla tüm numunelerin toplam poroziteleri (ntop) azalmış ve Kontrol numuneleri ile karşılaştırıldığında, S-MA yerine yapılan %15 DAL-M ikamesi numunelerin ntop değerlerini düşürmüştür. ÇMD’nin dayanım-duraylılık ve mikroyapı performansı ve DAL-M’lerin oluşturduğu olası çevresel problemler göz önüne alındığında, sonuçlar, bu malzemelerin ÇMD karışımlarında kullanımının faydalı olabileceğini ortaya koymuştur.

  • MakaleYalnız künye2015
    Etkileşimci Kuramda Sapkınlık Çalışmaları: Haricîler Üzerine Bir Değerlendirme

    Gençosmanoğlu, Alperen

    -

  • MakaleYalnız künye2014
    Üniversite Öğrencilerinin Nargile İçme Davranışları ve İlişkili Sosyodemografik Özellikleri

    Haznedaroğlu, Dilek; Bertan, Münevver; Güçiz Doğan, Bahar; Ozcebe, Hilal; Önal, Ebru İnal

    AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, üniversitelerin birinci ve dördüncü sınıflarında okuyan öğrencilerde nargile içme yaygınlığını belirlemek, nargile içme ile ilişkili sosyodemografik faktörleri incelemek ve koruyucu önlemlere yönelik uygulanacak programlara katkı sağlamaktır. YÖNTEM: Uluslararası Çocuk Merkezi'nin yürütmüş olduğu Üniversite Birinci ve Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Adolesan Dönem Bilgi ve Yaşam Tarzlarının Belirlenmesi Araştırması-2009 ülkemizdeki dokuz üniversitedeki Fen-Edebiyat, Eğitim ve Tıp Fakültelerinin birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerini kapsamaktadır. Toplam 5.221 öğrenci üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Veriler, SPSS 16.0 istatistik paket programı ile değerlendirilmiştir. BULGULAR: Birinci sınıfta okuyan öğrencilerin %18,9'u, dördüncü sınıfta okuyan öğrencilerin ise %24,5'i nargile içtiğini belirtmiştir (p<0.001). Birinci sınıf öğrencileri arasında; erkek olanlar (%27,4), anne öğrenim durumu lise (%28,0) ve baba öğrenim durumu yüksekokul mezunu olanlar (%24,9), fen edebiyat fakültesinde okuyanlar (%21,0), yalnız evde yaşayanlar (%39,3) ve ekonomik durumunu iyi olarak ifade edenler (%21,8) anlamlı olarak daha fazla nargile içmektedir (p<0.05). Dördüncü sınıf öğrencilerinde erkek (%33,1), anne-baba öğrenim durumu yüksekokul mezunu olan (%35,9-%28,5), fenedebiyat fakültesinde okuyan (%28,6), evde arkadaşlarıyla yaşayan öğrenciler (%29,8) anlamlı olarak daha fazla nargile içmektedir (p<0.05) SONUÇ: Nargile içimi gençler arasında sigara içimi gibi oldukça yaygın bir davranış haline gelmektedir. Nargile içimi özellikle sosyoekonomik statüleri yüksek olan gençlerde daha fazladır