Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı ya da Bilimin İktidarında Hakikat Mühendisliği

MakaleAçık Erişim
  • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar

Özet

Son iki yüz yıl, bilimin, toplumdaki algıyı evirebilme becerisiyle ve başka odaklarla kurduğu ilişkileri lehine çevirebilme kapasitesiyle, mutlak hakikati temsil eden bir güç olarak varoluşuna tanıklık etmiştir. Bu dönemde bilim kendisini dayatan dolaylı bir iktidara dönüşmüştür. Sözü edilen dolaylılık, bilimin bir ideoloji olarak toplumsal yapıyı düzenleyen siyasal erki kuşatmasındandır. Refleksif ve süreğen bir seyir izleyen bilim-iktidar ilişkisinin bilimin kontrolünde ilerlediği söylenebilir. Bilgiye kaynaklık eden ve hakikati biçimlendirebilen bilim, bu gücünü yalnızca yaptığı çalışmalardan, elde ettiği sonuçlardan ve başka erklerle kurduğu ilişkilerden değil hakikate yönelik oluşturduğu algıdan da alır. Bu yönüyle düzenleyici, kolaylaştırıcı fakat aynı zamanda insan doğasını bozacak potansiyele sahip korkutucu bir güçtür. XX. yüzyıl İngiliz yazınının önde gelen yazarlarından olan Aldous Huxley de bilimin bu yanına dikkati çekmiş, söz konusu çalışmaların kontrolden çıkınca insanlık için büyük bir tehdide dönüşebileceğini göstermiştir. Cesur Yeni Dünya Huxley’nin olası tehlikeye karşı okurlarını uyardığı en bilinen yapıtıdır. Baştan sona bilimsel süreçlerle tasarımlanmış bir toplumu resmeden roman, insanlığa refah ve mutluluk getirmek amacıyla çıkılan yolda bireylerin bir proje nesnesine indirgenerek yapaylığa mahkûm edilişini anlatır. Bu çalışma, Cesur Yeni Dünya’daki bilim, iktidar ve hakikat ilişkisini sorgulamakta ve romanda anlatılan distopik düzenin işleyişini belirleyenin siyasal iktidarın araçsallaştırdığı bilim değil bizzat o iktidarı kuşatan bilimin kendisi olduğunu savlamaktadır. Öte yandan, bilimin, bu dolaylı iktidarında, hakikati tekelleştirmesine bağlı olarak alternatifleri nasıl hiçleştirdiğini ve kendi hakikatini nasıl inşa ettiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, bilimin mutlaklaştırıldığı romanın fütüristtik dünyasında, insan dâhil yaşamın her formunun projelendirildiğine vurgu yapılmakta ve hakikatin de “hakikat mühendisliği” diye adlandırılabilecek benzer bir sürece tabi tutulduğu ileri sürülmektedir.

Anahtar Kelimeler

RDL Kalıcı Bağlantı (PID)
https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/17067Resmi atıflarda kullanılan kalıcı adres
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.contributor.authorHakkıoğlu, Mümin
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:34.988171926Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:34.988171926Z
dc.date.issued2022
dc.description.abstractSon iki yüz yıl, bilimin, toplumdaki algıyı evirebilme becerisiyle ve başka odaklarla kurduğu ilişkileri lehine çevirebilme kapasitesiyle, mutlak hakikati temsil eden bir güç olarak varoluşuna tanıklık etmiştir. Bu dönemde bilim kendisini dayatan dolaylı bir iktidara dönüşmüştür. Sözü edilen dolaylılık, bilimin bir ideoloji olarak toplumsal yapıyı düzenleyen siyasal erki kuşatmasındandır. Refleksif ve süreğen bir seyir izleyen bilim-iktidar ilişkisinin bilimin kontrolünde ilerlediği söylenebilir. Bilgiye kaynaklık eden ve hakikati biçimlendirebilen bilim, bu gücünü yalnızca yaptığı çalışmalardan, elde ettiği sonuçlardan ve başka erklerle kurduğu ilişkilerden değil hakikate yönelik oluşturduğu algıdan da alır. Bu yönüyle düzenleyici, kolaylaştırıcı fakat aynı zamanda insan doğasını bozacak potansiyele sahip korkutucu bir güçtür. XX. yüzyıl İngiliz yazınının önde gelen yazarlarından olan Aldous Huxley de bilimin bu yanına dikkati çekmiş, söz konusu çalışmaların kontrolden çıkınca insanlık için büyük bir tehdide dönüşebileceğini göstermiştir. Cesur Yeni Dünya Huxley’nin olası tehlikeye karşı okurlarını uyardığı en bilinen yapıtıdır. Baştan sona bilimsel süreçlerle tasarımlanmış bir toplumu resmeden roman, insanlığa refah ve mutluluk getirmek amacıyla çıkılan yolda bireylerin bir proje nesnesine indirgenerek yapaylığa mahkûm edilişini anlatır. Bu çalışma, Cesur Yeni Dünya’daki bilim, iktidar ve hakikat ilişkisini sorgulamakta ve romanda anlatılan distopik düzenin işleyişini belirleyenin siyasal iktidarın araçsallaştırdığı bilim değil bizzat o iktidarı kuşatan bilimin kendisi olduğunu savlamaktadır. Öte yandan, bilimin, bu dolaylı iktidarında, hakikati tekelleştirmesine bağlı olarak alternatifleri nasıl hiçleştirdiğini ve kendi hakikatini nasıl inşa ettiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, bilimin mutlaklaştırıldığı romanın fütüristtik dünyasında, insan dâhil yaşamın her formunun projelendirildiğine vurgu yapılmakta ve hakikatin de “hakikat mühendisliği” diye adlandırılabilecek benzer bir sürece tabi tutulduğu ileri sürülmektedir.
dc.identifier.doi10.18795/gumusmaviatlas.1175890
dc.identifier.eissn2148-5232
dc.identifier.endpage628
dc.identifier.issue2
dc.identifier.startpage613
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/17067
dc.identifier.volume10
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofMavi Atlas
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectEdebiyat
dc.titleAldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı ya da Bilimin İktidarında Hakikat Mühendisliği
dc.typeArticle
dspace.entity.typePublication
rdl.citation.openalex0
rdl.citation.trdizin0
rdl.oa.statusgold
rdl.oa.urlhttps://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2653175
rdl.sdgSDG16
rdl.source.indexTRDIZIN