İlgi alanları
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınları
13 →- MakaleAçık Erişim2023John Clare’in Tımarhane Şiirlerinde Ev Düşüncesi ve Bellek
Hakkıoğlu, Mümin
Geçmişten günümüze temel bir insan gereksinimi olan ev, çok boyutlu bir çerçevede, değişik perspektiflerin bir araya geldiği ve birbirini kestiği birçok disipline konu olmuştur. Bu disiplinlerarasılık onu, görülür ve dokunulur bir gerçeklikten çok daha fazlasını anlatan bir kavrama dönüştürmüştür. Ömrünün son yirmi yedi yılını tımarhanede geçiren bir 19. yüzyıl İngiliz şairi olan John Clare (1793-1864) de evi merkezi bir tema olarak yaygın biçimde kullanmıştır. Onun tımarhane şiirlerindeki ev düşüncesi, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği kırsal, içinde yaşadığı kulübesi ve ilk aşkı olmak üzere alışılmışın dışında üç boyutta ortaya çıkar. Böyle bir bakışta kavramın farklı anlamları birbirine geçer ve ev giderek somut bir gerçeklikten onun belleğinde yapılandırılan ussal bir imgeye ve mecaza dönüşür. Bu çalışmanın amacı, Clare’in tımarhane şiirlerindeki ev düşüncesinin; şairin kırsalı, kulübesi ve ilk aşkı ile nasıl ilişkilendirilebileceğini ortaya koymak ve bu ilişkinin tutarlılığını bellek üzerinden araştırmaktır. Çalışma, Clare’in zihinsel rahatsızlığının etkisinde ev kavramının çağrıştırdıklarına nasıl karşılık verdiğini göstermek için tımarhane şiirleri ile sınırlandırılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Nature As a Site of Balance and A Source of Poetic Material in Joseph Skipsey’s Poems
Hakkıoğlu, Mümin
Victorian poetry, which developed under the influence of profound socio-economic transformations and in company with diverse literary voices and perspectives, includes the poems of the leading figures of the period as well as those of many little-known labouring poets from various professional groups. These poets, most of whom were self-educated, forged their literary perspectives under harsh working conditions, and although they could not write poems with high aesthetic value like the others, they reflected the world they lived in with an intense sensitivity and a sincere language. One of them was the Northumbrian collier Joseph Skipsey (1832-1903), who spent most of his life in the coal mines he entered at seven. In his poems, the traces of communal practices and cultural codes of his region are clearly seen. Even if his living in the country might evoke at first glance that Skipsey is quite close to nature, his relations with it surprisingly exist in a narrowed framework and remain within the confines of traditional narrative forms such as ballad and song. This study aims to reveal the essence of a collier poet’s relationship with nature in his poems within the socio-economic conditions of Victorian England. The main argument of the study is that Skipsey uses nature not as a glorified unity of beings, but as a site of balance and a source of poetic material he refers to in narrating individual emotions, human relations and the realities of miners’ life.
- MakaleAçık Erişim2023Günah keçileri Yaratmak: Claire Keegan’ın Bunlar Gibi Küçük Şeyler adlı Romanın- da Kilise, Devlet ve Toplumun Suç Ortaklığı
Hakkıoğlu, Mümin; Güneş, Mustafa
Claire Keegan’ın Small Things Like These (2021) adlı romanı, İrlanda’daki Magdalen Çamaşırhaneleri bağlamında saflık, kirlilik ve günah keçisi ilan etme gibi kavramları tartış- maya açmaktadır. Roman, ahlak ve ahlaksızlığın cinsiyetçi bir kategoriye indirgenmesini eleştirmekte ve toplumun hem kurbanları hem de kurtarıcıları olarak “düşmüş kadınlara” odaklanmaktadır. Roman aynı zamanda kapitalizm ve eşitsizliğin hüküm sürdüğü İrlan- da’daki New Ross kasabasının sert sosyo-ekonomik ortamını ve kapitalist sistemin kur- banları olan karakterleri de tasvir etmektedir. Keegan, 1996 yılına kadar İrlanda ulusu için ideal kadınların yaratılmasında ve halkın “düşmüş” kadınlardan korunmasında etkili olan Magdalen Çamaşırhaneleri’nin bir taslağını çizerek, dini ve kapitalist etkiler arasındaki suç ortaklığına işaret eder. Kapitalizmin özel mülkiyeti, kârı ve rekabeti öncelediğini ve Hıristiyanlığın sistemin temel ilkelerini yaydığını anıştırarak Hıristiyanlık ve kapitalizm arasındaki ilişkiye vurgu yapar. Anlatı, kapitalizmin kâr arayışının savunmasız grupların sömürülmesine ve marjinalleştirilmesine nasıl yol açabileceğinin, zenginlerin ve güçlülerin çıkarlarını korumak için bir günah keçisi ilan etme sistemini nasıl sürdürdüğünün altını çizmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmanın temel amacı, Keegan’ın Small Things Like These adlı eserinde özellikle ötekileştirilen ve manastıra kapatılan kızlar ve diğer karakterler üzerinden örneklenen günah keçisi olgusunu, “mimetik arzu,” “şiddet” ve “günah keçisi mekanizması” ile ilgili teorilerden yararlanarak incelemektir. Çalışma ayrıca, dışlanan ve ulusal ideallere zarar vermekle suçlanan bu kızların hakikate ilişkin nasıl bir ayna işle- vi gördüğünü göstermeyi ve hepsi kapitalizmin güçleri tarafından manipüle edilen kilise, devlet ve toplumun karmaşık etkileşimi içinde gerçek bir toplumsal arınmaya ulaşmanın imkansızlığını ortaya koymayı hedeflemektedir.
- MakaleYalnız künye2023The Predicament of In-betweenness in Denis Devlin’s “Memoirs of a Turcoman Diplomat
Hakkıoğlu, Mümin
Denis Devlin (1908-1959) is regarded as one of the most important representatives of Irish modernist poetry. After joining the Department of External Affairs in 1935, he spent most of his life undertaking diplomatic missions for his country in Washington, New York, Rome and London, and in 1951, he served as an accredited ambassador in Istanbul, Turkey. Devlin, as a poet-diplomat, included the codes of the countries he worked in his poems. Among them, “Memoirs of a Turcoman Diplomat” has a special place. Here, a retired diplomat, watching the city from the terrace of a hotel in Istanbul, is depicted to contemplate the profound differences between the Ottoman State he served in the past and Turkey which turned its face to the West after the proclamation of the republic. On the one hand, he is the man of a civilisation against which Europe historically positioned itself, and on the other, the citizen of the republic which has set its target to reach the level of contemporary civilisation and implemented a series of reforms for that cause. He is stuck in between the world of the old, which was Islamic, multi-ethnic, and mighty and the world of the present, which is secular, monolithic, and shaped by the new ideology. The poem conspicuously, to a large extent, focuses on the tension caused by this stuckness and emphasises the state of in-betweenness of the poetic persona. The aim of this study is to explore how the diplomat in the poem, as an intellectual of his society and a representative of the old regime, meets the tension stemmed from the sharp conversion of his country, and to examine the dilemmas he has experienced due to his crisis of belonging through the concept of “in-betweenness”. It also discusses if there is a possibility of another space which can create a healing alternative for the poetic persona away from all tensions and problems. Furthermore, it questions how this poem reflects the historical, cultural and political similarities between the Republic of Turkey and the Republic of Ireland, and asserts that the Turkish diplomat of the poem is partly the poet-diplomat Denis Devlin himself.
- MakaleAçık Erişim2022Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı ya da Bilimin İktidarında Hakikat Mühendisliği
Hakkıoğlu, Mümin
Son iki yüz yıl, bilimin, toplumdaki algıyı evirebilme becerisiyle ve başka odaklarla kurduğu ilişkileri lehine çevirebilme kapasitesiyle, mutlak hakikati temsil eden bir güç olarak varoluşuna tanıklık etmiştir. Bu dönemde bilim kendisini dayatan dolaylı bir iktidara dönüşmüştür. Sözü edilen dolaylılık, bilimin bir ideoloji olarak toplumsal yapıyı düzenleyen siyasal erki kuşatmasındandır. Refleksif ve süreğen bir seyir izleyen bilim-iktidar ilişkisinin bilimin kontrolünde ilerlediği söylenebilir. Bilgiye kaynaklık eden ve hakikati biçimlendirebilen bilim, bu gücünü yalnızca yaptığı çalışmalardan, elde ettiği sonuçlardan ve başka erklerle kurduğu ilişkilerden değil hakikate yönelik oluşturduğu algıdan da alır. Bu yönüyle düzenleyici, kolaylaştırıcı fakat aynı zamanda insan doğasını bozacak potansiyele sahip korkutucu bir güçtür. XX. yüzyıl İngiliz yazınının önde gelen yazarlarından olan Aldous Huxley de bilimin bu yanına dikkati çekmiş, söz konusu çalışmaların kontrolden çıkınca insanlık için büyük bir tehdide dönüşebileceğini göstermiştir. Cesur Yeni Dünya Huxley’nin olası tehlikeye karşı okurlarını uyardığı en bilinen yapıtıdır. Baştan sona bilimsel süreçlerle tasarımlanmış bir toplumu resmeden roman, insanlığa refah ve mutluluk getirmek amacıyla çıkılan yolda bireylerin bir proje nesnesine indirgenerek yapaylığa mahkûm edilişini anlatır. Bu çalışma, Cesur Yeni Dünya’daki bilim, iktidar ve hakikat ilişkisini sorgulamakta ve romanda anlatılan distopik düzenin işleyişini belirleyenin siyasal iktidarın araçsallaştırdığı bilim değil bizzat o iktidarı kuşatan bilimin kendisi olduğunu savlamaktadır. Öte yandan, bilimin, bu dolaylı iktidarında, hakikati tekelleştirmesine bağlı olarak alternatifleri nasıl hiçleştirdiğini ve kendi hakikatini nasıl inşa ettiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, bilimin mutlaklaştırıldığı romanın fütüristtik dünyasında, insan dâhil yaşamın her formunun projelendirildiğine vurgu yapılmakta ve hakikatin de “hakikat mühendisliği” diye adlandırılabilecek benzer bir sürece tabi tutulduğu ileri sürülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2018Coordinates of the East and West in Mim Kara’s Doğuya Hüzün Turları (Sorrow Tours to the East)
Doğan, Çağlayan; Hakkıoğlu, Mümin
This study aims to determine the borders of the east and west through arguments in Mim Kara’s Doğuya Hüzün Turları (Sorrow Tours to the East), a volume woven with prose poems. It will scrutinise the poet’s thoughts regarding the identity of the easterner and westerner through the said borders. When contemporary Turkish poetry and orientalist studies are taken into consideration, it is seen that the thoughts in Mim Kara’s Doğuya Hüzün Turları do not draw a distinction on places contrary to the general east-west tendency which is created with imperialist purposes. Mim Kara states that the places that are located east and west are not just determined by their coordinates. In the book, the general tendency is to escape, and this escape is from rationality and quantifiable knowledge towards innocence. When this escape is considered as a journey, not the coordinates but sorrow is the loadstar. In line with this, Kara’s multidimentional, innovative and profound narratives that are put forth in his book motivate us to write. Moreover, the east-west distinction that is presented differently from the premises in his book, is the focal point of the study. In this article, first the general orientalist arguments are studied, then, the profound investigation in terms of the perception of east-west, pure and rational reason is determined as a method of this study. In the conclusion, the
- MakaleYalnız künye2017Respect for Tradition: The Role of War Poets in Michael Longley’s Poetry
Hakkıoğlu, Mümin
Bu çalışma, I. ve II. Dünya Savaşları'nda yaşamlarını yitiren savaş şairlerine birçok şiirinde açık ya da örtülü göndermede bulunan Kuzey İrlandalı şair Michael Longley'nin öncellerini şiirlerine konuk etme nedenlerini incelemektedir. Sözü edilen ilginin şiirsel, politik ve ailesel olmak üzere üç temel nedeni olduğu söylenebilir. Longley, şiirlerini savaş şairlerine açarak savaşın ve dolaylı olarak 1969-1998 yılları arasında ülkesini kuşatan silahlı çatışmaların boşunalığını anlatmış ve şiddetin sonuçlarına yönelik Kuzey İrlanda halkına uyarılarda bulunmuştur. I. Dünya Savaşı'nda binbaşı olarak görev yapan babasını ve cephe gerisinde çalışan dayısını savaş şairlerinin silah arkadaşları gibi düşünen şair, onları adeta birer aile yakınına ve kendi şiir evreninin seçkin üyelerine dönüştürür. Öte yandan, böyle bir yaklaşımla, kendisine şiir geleneği içinde bir yer açmayı ve bu gelenekle bütünleşmeyi amaçlar. Buna göre, Longley savaş şairlerini hatırlayıp başkalarına hatırlatarak şiirsel düzeyde onlara yeniden varlık kazandırırken, eşzamanlı olarak kendi poetik varlığını kanıtlamaya çalışır. Bu anlamda, hatırlama topluma geçmişten ders çıkarma, Longley'ye ise kendisine şiir geleneği içinde yer açma olanağı verir
- MakaleYalnız künye2016Bir kaçış öyküsü: mim kara’nın doğuya hüzün turları
Hakkıoğlu, Mümin
Doğuya kutsallık atfederek bütün suç ve günahlardan Batı'yı sorumlu tutan, kendi eleştirisini Batı'nın yanlışları üzerinden yapanların karşısında, Mim Kara'nın, Doğuya Hüzün Turları'nda anarşik bir tutum takındığı ve savunmanın acziyetini tümüyle dışladığı görülür. Şair, sözünü eğip bükmeden söyleyen bir kaçak, anlattığı ise bir kaçışın öyküsüdür. Kaçış, kurtuluşun yegâne adresi Doğu'yadır. Ancak Doğuya Hüzün Turları'nda yönler bir mekâna değil bir duruma ve duruşa işaret eder. Doğu insanın aklını, aklının anlamını yitirdiği yerde başlar; mekân buna bir kolaylık sağladığı ölçüde doğudur. Buna koşut olarak Kara'nın kitabından iki karşıt denklem çıkarmak mümkündür: Doğu=hüzün=saf akıl ve Batı=Ø=verili akıl. Batı, bir kurgunun mamulü, Doğu ise tanrının yansımasıdır. Doğuya Hüzün Turları, kendi Doğu'sunda Batı'yı yaşayanlara, çağdaş yalanlardan sanal hakikatler çıkaranlara, aklını ve vicdanını terk edenlere uyarılarla doludur. Kara'ya göre bilmemek suçtur, hayata karşı dalgınlık ise ihanetten başka bir şey değildir. Bu yolculukta Doğu hep daha öteye çağıran sürekli bir tekâmülün adıdır
- MakaleYalnız künye2016Karanlığa ışık tutmak: mıchael longley’nin şiirinde çiçeklerin simgesel ve işlevsel kullanımı
Hakkıoğlu, Mümin
The Northern Irish poet Michael Longley uses flowers functionally and symbolically as examples of an alternative life while dealing with the social fragmentation in his country. Flowers, in his poems, are both symbols of hope and medicines for physical and mental wounds. With such characteristics, they are amongst indispensable elements of traditional treatment methods and key parts of the power of contemporary man clinging on to life. On the other hand, as in the example of the red poppy which was transformed into a political symbol, having become a flower representing the soldiers killed in war, they emerge as components that do not heal the current problem but make it more severe. In such circumstances, rather than standing closer to an alternative life, they are closer to the contemporary world paralysed by conflicts. However, excluding their disassociating political connotations, it can be said that Longley draws on all flowers in his call to peace. He points to their unity and harmony within themselves, despite the differences in their colours, smells and sizes, as an example to Northern Irish society and describes codes of living together through them
- Derleme MakaleYalnız künye2015Antik dünyadan çağdaş dünyaya: mıchael longley'nin homeros destanlarından yaptığı çevirilerde şiddet gerçeği
Hakkıoğlu, Mümin
Kuzey İrlandanın önde gelen şairlerinden Michael Longley, Homerosun İlyada ve Odysseia destanlarından yaptığı çeviriler ile hem kendi yazın yolculuğuna hem de ülkesinde yaşanan politik karmaşaya ışık tutar. Bu çeviri şiirlerde, özgün anlatıları par- çalayarak ve bölerek ya da yeniden birleştirerek adeta yeni metinler yaratır. Sözü edilen metinler iki boyutta değerlendirilebilir. Birincisinde, Longley, Homeros ile kendisini karşılaştırarak dil ve sanat üzerinden onunla bir yarışa girer; ustasını yüceltirken kendisini de büyütür. İkincisi, şiddetin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeğine ilişkindir. Şair bu gerçeği vurgulamak için Homeros metinlerindeki şiddet ve savaş sahnelerini, XX. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey İrlandada yaşanan karmaşayı anlatmada kullanır. Böylece geçen onca zamana karşın insanoğlunun uygarlaşamadığına, şiddetin fırsat bulduğu her yerde ve zamanda ortaya çıkan evrensel bir sorun olduğuna işaret eder. Longley, Odysseus ve Hektor üzerinden kini ve öç almayı dizelerine taşırken, Troya Savaşı sırasında Priamos ve Akhilleus arasında varılan ateşkes üzerinden İrlanda Sorununa ilişkin kendi çözümünü sunar: Yaşananları unutmadan ve geçmişe takılıp kalmadan bir uzlaşı kültürü oluşturmak, bağışlayıcılığı öne çıkarıp başkalarıyla duygudaşlık geliştirmek ve sorunun çözümüne yönelik kararlı adımlar atmak.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T09:24:53.903784300Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T09:24:53.903784300Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10728 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Hakkıoğlu, Mümin | |
| dspace.entity.type | Person | |
| person.affiliation.name | Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü | |
| person.familyName | Hakkıoğlu | |
| person.givenName | Mümin | |
| person.identifier.orcid | 0000-0003-3071-2028 | |
| person.identifier.yok | CED5DA1B37A96E36 | |
| person.interest | Dünya Dilleri Ve Edebiyatları | |
| person.interest | İngiliz Dili Ve Edebiyatı | |
| person.jobTitle | Doç. Dr. | |
| person.status | verified | |
| person.url | https://rdlsis.gumushane.edu.tr/tr/researcher/mumin-hakkioglu |

