Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Kur’ân-ı kerîm’de hz. mûsâ döneminde ismi zikredilen olumsuz insan modelleri ve davranış özellikleri
Gökhan Kaymak
Kur’ân-ı Kerîm, yirmi üç yıl boyunca peyderpey indirilen ilahî bir mesaj olup Allah’ın seçtiği elçi aracılığıyla insanlara ulaştırılmıştır. Tarihsel süreçte vahye yönelik farklı yaklaşımlar ortaya çıktığından, bazı ayetlerin doğru anlaşılabilmesi için belirli ölçütler çerçevesinde açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. İnsanlık tarihi incelendiğinde, insan tiplerine ait davranış örüntülerinin farklı dönemlerde benzer biçimlerde tekrarlandığı görülmektedir. Bu bağlamda Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Mûsâ dönemi çerçevesinde olumsuz tutum ve davranışlarıyla öne çıkan Firavun, Hâmân, Kārûn ve Sâmirî zikredilmekte; bu şahsiyetler insanın sergileyebileceği olumsuz eğilimlerin temsili tipleri olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Hz. Mûsâ döneminde olumsuz tutum ve davranışlarıyla öne çıkan şahsiyetleri incelemek ve bu davranış tiplerinin tarihsel sürekliliğini ile farklı dönemlerdeki yansımalarını değerlendirmektir. İki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, söz konusu kişilerin ortaya çıktığı tarihsel arka plan ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Firavun, Hâmân, Kārûn ve Sâmirî’nin davranış özellikleri analiz edilerek bu tutumların günümüzdeki karşılıkları ve toplumsal yansımaları değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Mavi Ekonomi ve Sürdürülebilir İç Su Yönetimi: VIKOR Yöntemi İle Gümüşhane'de Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Üzerine Bir Araştırma
Tamer Shalalda
Bu araştırmanın temel amacı, Gümüşhane ilinde balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği sektörlerinin mavi ekonomi ve sürdürülebilir iç su yönetimi çerçevesinde incelenmesidir. Mavi ekonomi, ekonomik kalkınma ve çevresel sürdürülebilirliği bir arada ele alan bir yaklaşım olup, bu çalışmada özellikle sürdürülebilir su kaynakları yönetiminin kritik unsurları değerlendirilmiştir. Araştırmada Çok Kriterli Karar Verme Tekniklerinden VIKOR yöntemi kullanılacaktır. Bu yöntemle, sürdürülebilirlik performansını etkileyen çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim kriterleri göz önünde bulundurularak en uygun yönetim stratejilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Veriler, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği sektöründeki işletme temsilcileri ve uzmanlarla gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler ve anketler yoluyla toplanacaktır. Araştırma sürecinde, katılımcıların gönüllülük esasına dayalı katkıları alınmış, kimlik bilgilerinin gizliliği ve anonimlik sağlanmıştır. Veriler yalnızca bu araştırma amacı doğrultusunda kullanılacak ve üçüncü taraflarla paylaşılmayacaktır. Çalışma, çevreye ve insana yönelik herhangi bir biyolojik veya psikolojik müdahaleyi içermemektedir. Toplanan veriler, VIKOR yöntemi kullanılarak analiz edilecek ve farklı stratejilerin avantaj ve dezavantajları dengelenerek sürdürülebilir iç su yönetimine yönelik en uygun alternatifler ortaya konacaktır. Bu doğrultuda, araştırmanın çıktıları, bölgedeki ekonomik kalkınmaya katkı sağlamanın yanı sıra, toplumsal fayda ve su ekosisteminin korunmasına yönelik bilimsel temellerde öneriler sunmayı hedeflemektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2026Cumhuriyet döneminde gümüşhane (1923-1950)
Recep Mutlu Ozbayik
This thesis examines the political, administrative, demographic, economic, cultural, and social transformation that took place in the province of Gümüşhane from the proclamation of the Republic of Turkey to 1950. It aims to reveal how the central modernization and centralization policies implemented in the early Republican period were reflected in the provinces, focusing on Gümüşhane within the framework of provincial administration. In this context, the administrative structure, political life, political representation, electoral processes, population developments, economic activities, and socio-cultural change are evaluated together. The study analyzes the activities of the governors who served in Gümüşhane, local government practices, the provincial organization of the Republican People’s Party, the local organization of the Democrat Party during the transition to multi-party politics, and municipal elections. It also examines the socio-economic structure of the province through population censuses, administrative divisions, agriculture, animal husbandry, mining, trade, municipal services, and infrastructure. In the fields of education and culture, the activities of institutions such as Nation Schools, educational institutions, and People’s Houses are analyzed; the development of the religious structure and health organization is also discussed within the social dimension of provincial administration in the Republican period. The study is based on primary sources such as archival documents, the proceedings of the Grand National Assembly of Turkey, salnames, population tables, official reports, and the local press. The findings demonstrate how center-periphery relations were shaped in Gümüşhane during the early Republican period and aim to contribute to local historiography.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Arazi Toplulaştırma Projelerinde Mülakat Esaslı ve Blok Esaslı Dağıtım Modellerinin Başarı Analizi: Kahramanmaraş Örneği
Erman Bengi̇n
Arazi toplulaştırma çalışmaları sürdürülebilir kalkınma ve arazi yönetimi için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Kahramanmaraş ili Narlı Ovası’nda yürütülen arazi toplulaştırma projelerinde mülakat esaslı dağıtım modeli ile blok esaslı dağıtım modelinin teknik başarılarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Devlet Su İşleri (DSİ) 20. Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen Narlı Ovası Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri (TİGH) Projesi çalışma alanında yer alan tüm köyler incelenmiş, toplulaştırma oranı en yüksek olan Akdemir ile en düşük olan Salmanıpak köyleri örnek alan olarak seçilmiştir. Projede resmî olarak mülakat esaslı dağıtım uygulanmış, aynı veriler kullanılarak blok esaslı dağıtım modeliyle alternatif parselasyon planları oluşturulmuştur. Karşılaştırma için toplulaştırma literatüründe yaygın kullanılan göstergeler esas alınmıştır. Bu kapsamda her iki model için toplulaştırma öncesi ve sonrası durumlar; ortalama parsel büyüklüğü, parsel şekil analizi, toplulaştırma oranı, tarımsal alan kaybı, şekil indeksi, fraktal büyüklük indeksi, şekil faktörü ve kare piksel ölçeği kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, mülakat esaslı dağıtımın çiftçi tercihlerini yansıtması nedeniyle sosyal kabul düzeyini artırdığını, ancak parsel sayısının azaltılması, parsel şekillerinin iyileştirilmesi ve tarımsal alan kaybının düşürülmesi bakımından sınırlı bir başarı sağladığını göstermiştir. Buna karşılık blok esaslı dağıtım modeli, daha yüksek toplulaştırma oranları, daha büyük ve homojen parseller, daha düşük tarımsal alan kaybı ve şekil indekslerinde belirgin iyileşme üretmiştir. Sonuç olarak, Kahramanmaraş örneğinde blok esaslı dağıtımın teknik açıdan daha etkin olduğu, mülakat esaslı dağıtımın ise sosyal boyutu güçlendiren tamamlayıcı bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026AFETLERLE İLİŞKİLİ İÇ YER DEĞİŞTİRMENİN BEŞERÎ KALKINMA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: EKONOMİK VE ÇEVRESEL KIRILGANLIKLARIN ROLÜNÜN ANALİZİ
Ümran Öztürk
Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde afet kaynaklı iç yer değiştirme olgusunun beşerî kalkınma üzerindeki çok boyutlu etkilerini, ekonomik ve çevresel kırılganlıklar bağlamında derinlemesine incelemektedir. Antroposen çağında iklim değişikliği ve çevresel tahribatın giderek şiddetlendirdiği doğal afetler, geniş kitleleri zorunlu göçe iterek insani kalkınma süreçlerini yapısal olarak doğrudan tehdit etmektedir. Araştırmanın temel amacı, yaşanan bu krizlerin insani kalkınma üzerindeki kalıcı tahribatını ampirik bir çerçevede netlikle ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, 2008-2023 dönemini kapsayan ve kırk üç gelişmekte olan ülkeyi içeren geniş çaplı bir panel veri seti kullanılmıştır. Analiz sürecinde, yatay kesit bağımlılığını ve veri heterojenliğini dikkate alan gelişmiş ikinci nesil ekonometrik yöntemler titizlikle uygulanmıştır. Temel regresyon tahminleri FE Driscoll-Kraay standart hatalar yaklaşımı ve FE Kantil regresyonu ile gerçekleştirilirken, değişkenler arası dinamik etkileşimler Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testi kullanılarak incelenmiştir. Ampirik bulgular, afet kaynaklı iç yer değiştirmenin ve yüksek çevresel kırılganlık düzeyinin Beşerî Kalkınma Endeksi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Kantil regresyon sonuçlarına göre; afet kaynaklı yer değiştirmenin olumsuz etkisi düşük insani gelişmişlik düzeyindeki ülkelerde daha belirginken, çevresel kırılganlıkların yıkıcı etkisi yüksek insani gelişmişlik düzeyine sahip ülkelerde şiddetlenmektedir. Ayrıca sürekli ekonomik büyüme, planlı kentleşme ve yolsuzlukla etkin mücadelenin kalkınmayı pozitif yönde desteklediği tespit edilmiştir. Nedensellik analizi ise beşerî kalkınma ile çevresel kırılganlık, ekonomik büyüme ve kentleşme arasında çift yönlü dinamik bir yapı bulunduğunu kanıtlamaktadır. Çıkarım olarak, politika yapıcıların afet yönetimini acilen kriz müdahalesi ekseninden çıkararak; afet risk azaltımı, iklim uyumu ve kurumsal şeffaflığı tam merkeze alan bütüncül sürdürülebilir kalkınma stratejilerine mutlak surette entegre etmesi bilimsel bir zorunluluktur.
- TezAçık Erişim2026Medikal Muhasebe Sisteminin İncelenmesi ve Etkinliğinin Değerlendirilmesi: Hastaneler Üzerinde Bir Değerlendirme
Emre Turan
Bu çalışma, sağlık sektöründe finansal yönetimin önemli bir bileşeni olan medikal muhasebe sisteminin etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte medikal muhasebe uygulamalarının gelişimi, hasta kayıtlarının izlenmesi, faturalandırılamayan işlemlerin kayıt altına alınması, maliyet analizleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile uyumlu muhasebe süreçleri üzerinden incelenmiştir. Araştırmada nitel yaklaşım benimsenmiş, Türkiye’de farklı kamu, özel ve üniversite hastanelerinde görev yapan 23 medikal muhasebe çalışanıyla yüz yüze ve çevrimiçi görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş ve 9 tematik alan ortaya çıkmıştır. Bulgular, sağlık sektöründe medikal muhasebe sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini, muhasebe sisteminde karşılaşılan yapısal ve süreçsel sorunları, personel ve eğitim ihtiyaçlarını ortaya koymakta; sistemsel verimliliğin artırılması ve sağlık hizmetlerinin finansal sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak yönetsel ve stratejik çıkarımlara imkân tanımaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İnsan Kaynakları Gözünden Y ve Z Kuşaklarının İşe Alım Süreçlerinin Değerlendirilmesi
Menekse Dinc
The aim of this study is to evaluate the recruitment processes of Generations Y and Z from the perspective of human resources professionals and to examine the attitudes, expectations, and differences related to these generations within the context of recruitment processes. In today’s business world, the expectations, behavioral characteristics, and work values of different generations vary significantly; therefore, this situation necessitates a reconsideration of recruitment processes. The study was conducted using a qualitative research method, and the data obtained from in-depth interviews with human resources professionals were analyzed. The findings indicate that the attitudes and expectations of Generations Y and Z differ in terms of their expectations for flexible working conditions, need for rapid feedback, importance attributed to work–life balance, and their relationship with technology. In addition, it has been determined that these generations exhibit different tendencies regarding organizational adaptation, commitment, and career expectations. As a result of the study, it has been revealed that human resources professionals need to take generational differences into account in recruitment processes. In this context, it has been determined that conducting recruitment processes with a more flexible, candidate-oriented, and unbiased approach is of significant importance. Furthermore, considering generation-specific expectations and tendencies is considered important in terms of establishing healthier communication with candidates and strengthening mutual understanding.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026FONOKARDİYOGRAM VERİLERİNDEN DERİN ÖĞRENME TABANLI MEL-SPEKTROGRAM ANALİZİ İLE KALP ÜFÜRÜMÜ TESPİTİ
Asma Altaib
Kalp oskültasyonu, kalp seslerinin değerlendirilmesi ve kapak hastalıklarının belirlenmesinde kullanılan temel klinik yöntemlerden biridir. Ancak bu yöntemin doğruluğu büyük ölçüde klinisyenin deneyimine bağlıdır ve bu durum tanısal sonuçlarda değişkenliğe yol açabilmektedir. Bu çalışma, söz konusu sınırlamaları azaltmak amacıyla kalp seslerinin sınıflandırılmasına yönelik derin öğrenme tabanlı otomatik bir sistem önermektedir. Bu kapsamda fonokardiyogram (FKG) sinyalleri Mel-spektrogram temsiline dönüştürülerek zaman-frekans alanındaki ayırt edici özellikler elde edilmiştir. Elde edilen özellikler, kalp seslerini dört sınıfa ayırmak için kullanılmıştır: normal kalp sesleri, üfürümlü anormal sesler, normal sonuçlu üfürümler ve üfürümsüz anormal sesler. Sınıflandırma sürecinde Konvolüsyonel Sinir Ağları (CNN) kullanılmış ve ResNet50 ile ResNet152 gibi transfer öğrenme tabanlı mimarilerden yararlanılmıştır. Veri kümesindeki sınıf dengesizliğini azaltmak için hedefli veri artırma yöntemleri uygulanmıştır. Deneysel sonuçlar, ResNet152 modelinin yaklaşık %84.6 doğruluk oranı ile en iyi performansı gösterdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, önerilen yaklaşımın yüksek ayırt edicilik sağladığını ve klinik karar destek sistemlerinde kullanılabileceğini göstermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2026AFET GÖNÜLLÜSÜ ATAMA VE YÖNETİM SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ: “BEN DE VARIM TÜRKİYE” MODEL ÖNERİSİ
Sali̇h Doğru
Disasters, depending on their scale, cause escalating losses of life and property, straining response capacities and rendering professional teams insufficient. This situation makes the effective management of volunteer human resources a critical necessity, particularly during the "golden hours." This thesis presents the "Ben de Varım Türkiye" model, developed to minimize the assignment and management challenges of volunteers who operate either spontaneously or under an institution in disaster areas. The primary objective is to establish a dynamic optimization system that assigns registered and spontaneous volunteers to the "right location" and "right task" based on their competencies, location, and availability. Expert opinions were first obtained from stakeholder groups using the Delphi method to identify management constraints and required competencies. The 12 identified core competency criteria were weighted using the Fermatean Fuzzy DEMATEL method, which models uncertainty over a broader range than classical fuzzy logic. Volunteers were then prioritized according to these criteria using the Fermatean Fuzzy TOPSIS algorithm. The operational robustness of the model was tested on a synthetic pool of 150,000 data points through Monte Carlo simulations (N=10,000 iterations) and Markov Decision Processes. Simulation results demonstrated that the system identifies local resource bottlenecks within seconds, allocates external resources according to the TAMP protocol, and successfully manages chaotic processes. Additionally, the model provides a proactive ecosystem that enhances pre-disaster social resilience through gamification and training modules. By accounting for "stress deviation" during crises, this study proposes a merit-oriented disaster management paradigm that differs from traditional static assignment methods.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026DİJİTALLEŞME, İSTİHDAM VE YOKSULLUK İLİŞKİSİ: ÜLKELERİN GELİR GRUPLARINA GÖRE AMPİRİK BULGULAR
Kübra Akyüz
Teknolojik ilerleme ve ekonomideki etkileri, sürecin yoksullukla ilişkisi, tartışılan temel konular arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, 2015 ve 2020 yıllarının teknolojik göstergeleri, yoksulluk ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler, ülkelerin gelir düzeyleriyle ampirik olarak incelenmektedir. 2015 internet kullanan bireyler (% nüfus), Ar-Ge harcamaları (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla[GSYİH]'nin yüzdesi), Ar-Ge'de çalışanlar mal, hizmet ithalatı (yıllık % büyüme), mal ve hizmet ihracatı (yıllık % büyüme), GSYİH büyümesi (yıllık %), eğitim, istihdam veya mesleki eğitimde olmayan gençlerin oranı, toplam (% genç nüfusuna oranı) (International Labour Organization[ILO] tahmini modellemesi), 15+nüfusa oranla istihdam oranı, toplam(%) (ILO tahmini modellemesi) yoksulluk sınırında yoksulluk oranı (nüfusun %) değişkenleri kullanılmış, 2020, Ar-Ge'de çalışan araştırmacılar dışındakiler kullanılmıştır. Ülkeler gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler 4 gelir grubundan oluşan 2015 yılı için 34, 2020 yılı için 47 adettir. Çalışmanın amacı, teknolojik gelişmişliğin ülkelerin gelir gruplarına göre farklılığını, bu farklılaşmanın yoksulluk yapısı üzerindeki etkisini ve ekonomik büyümenin bunlar üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Analizlerde Dünya Bankası Dünya Kalkınma Göstergeleri (World Development Indicators) veri tabanından veriler kullanılmıştır. Ülkeler ve değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Gelire göre değişken ortalamalarının farklılaşıp farklılığını test eden tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Sonra diskriminant analizi ile hangi değişkenlerin, hangi yıllarda hangi gelir gruplarını nasıl ayırt ettiği incelenmiştir. Çalışma, teknolojik göstergeler (özellikle internet kullanımı ve Ar-Ge), istihdam yapısı ve yoksulluğun gelir gruplarını ayırmada belirleyici olduğunu göstermiştir. 2015 ve 2020 yıllarında dijital erişim ve sosyal yapı farklılıkları, kalkınma düzeylerindeki ayrışmanın kaynağıdır. Sonuçlar, teknolojinin yoksulluğu azaltıcı etkisinin ancak beşerî sermaye ve kurumsal yapıyla desteklendiğinde sürdürülebilir olduğunu ortaya koymaktadır.
- Doktora TeziAçık Erişim2026ÇELİK ÇERÇEVE YAPILARDA ALÜMİNYUM KÖPÜK DOLGULU KOLON VE SANDVİÇ DÖŞEME KULLANIMININ SİSMİK DAVRANIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI
Özgül Demi̇rağ
Bir yapının deprem etkileri altındaki davranışı; yapının kütle, rijitlik ve sönüm gibi dinamik özellikleri ile deprem hareketinin karakteristikleri arasındaki etkileşim sonucunda şekillenmektedir. Yapıların sünek davranışı, deprem sırasında açığa çıkan enerjiyi plastik şekil değiştirmeler yoluyla sönümleyebilme kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. Çelik yapıların sismik performansı ise yalnızca çelik malzemenin sünekliğine bağlı olmayıp, kolonlar, kirişler, birleşim bölgeleri ve kullanılan yapısal sistemlerin özelliklerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Bu çalışmada, çelik çerçeve sistemlerin sismik davranışının iyileştirilmesine yönelik olarak alüminyum köpük esaslı yenilikçi çözümler ele alınmıştır. Alüminyum köpükler, tez kapsamında hem sandviç kompozit döşemelerde çekirdek malzemesi olarak hem de kutu kesitli çelik kolonlarda dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Sandviç kompozit döşemelerin ve alüminyum köpük dolgulu kolonların, yapının rijitliği, enerji sönümleme kapasitesi ve genel sismik davranışı üzerindeki etkileri sayısal analizler yardımıyla araştırılmıştır. Bu amaçla, literatürde yer alan deneysel çalışmaların sonlu eleman modelleri ABAQUS yazılımı kullanılarak oluşturulmuş ve doğrulanmıştır. Ardından, geleneksel kompozit döşemeli ve boş kesitli kolonlara sahip çelik çerçeveler ile alüminyum köpük esaslı sistemlerin karşılaştırmalı sayısal analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, alüminyum köpük kullanılan sistemlerin yapının yanal rijitliğini artırdığını, yatay yer değiştirme ve göreli kat ötelemelerini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Yenilikçi sistemlerde, özellikle kolon-kiriş birleşim bölgelerinde iyileştirilmiş gerilme dağılımı ve artan enerji yutma kapasitesi gözlemlenmiştir. Genel olarak, alüminyum köpük dolgulu sandviç kompozit döşemeler ile alüminyum köpük dolgulu çelik kolonların birleştirilmesinin, çelik çerçeve yapıların depreme dayanıklı performansını iyileştirmek için etkili bir yaklaşım sağladığını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Çelik çerçeve, Enerji yutma kapasitesi, Sandviç kompozit, Sismik davranış, Sonlu elemanlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Miyosen Volkanitlerinin (Trabzon) Yüksek Sıcaklık Etkisi Altında Fiziksel Ve Mekanik Özelliklerinin Değişiminin İncelenmesi
Samet Yetim
Bu çalışma kapsamında Trabzon İli, Ortahisar İlçesinde yüzeyleyen volkanik kayaçların yüksek sıcaklıklara maruz kalması sonucu fiziksel ve mekanik özelliklerindeki değişimler incelenmiştir. Çalışmada, Ortahisar İlçesi, Pelitli (P), Moloz (Pazarkapı) (M) ve Boztepe (B) mahallelerinden alınan örneklerden standartlarına uygun olarak hazırlanan toplam 234 adet karot numunesi kullanılmıştır. Öncelikle numunelerinin 25 °C sıcaklık koşullarındaki fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiş, daha sonra sırası ile 200, 400, 600, 800 ve 1000 °C sıcaklık kademelerinde ikişer saat bekletilen numunelerde deneyler tekrarlanarak değişimler incelenmiştir. Isıl işlem sonrasında numunelerin tek eksenli sıkışma dayanımları P grubunda %84,4, B grubunda %70,3, M grubunda %71,3, çekme dayanımları P grubunda %86,8, B grubunda %56,4, M grubunda %66,7 azaldığı görülmüştür. Fiziksel özelliklerde de tüm örneklerde kuru birim hacim ağırlık değerlerinin artan sıcaklıklarla birlikte azaldığı, özgül ağırlık ve gözeneklilik değerlerinin arttığı tespit edilmiştir. Bütün örneklerde boyuna dalga hızı değerleri 600 ºC’ye kadar azalmış daha sonra hemen hemen sabit kalmıştır. Örneklerin taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri incelendiğinde artan sıcaklıkla birlikte öncelikle mikro-çatlak/kırıkların, daha sonra ise ikincil gözeneklerin oluşmaya başladığı görülmüştür. Sıcaklığın artması ile çatlak ve kırıkların uzunluğunda ve açıklıklarda artış, gözeneklerin boyutlarında da büyüme olduğu, 600 ºC ve sonrasında ise bu değişimlerle birlikte tanelerin topaklanmaya başladığı ve 1000 ºC’ye gelindiğinde ise orijinal kayaç dokusunun yok olmaya başladığı gözlemlenmiştir. Neticede sıcaklık koşullarındaki değişimlerin volkanik kayaçlarda dayanım kayıplarına ve birim ağırlıklarında azalmaya neden olduğu anlaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026KEHF SÛRESİ VE SÛREDEKİ DEĞERLERİN GÜNCEL YANSIMALARI
Olgun Altundaş
Kur’ân-ı Kerîm, insan hayatını bireysel ve toplumsal bütün boyutlarıyla kuşatan ilahî bir rehber olup, içerdiği kıssalar vasıtasıyla evrensel ilkeler ve kalıcı değerler sunmaktadır. Bu çalışmada, Kur’an kıssaları içerisinde müstesna bir yere sahip olan Kehf Sûresinde yer alan anlatımlar, değerler perspektifinden ele alınmış; sûrede geçen kıssalar üzerinden çıkarılabilecek ahlâkî, itikadî ve sosyal dersler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada nitel yöntem benimsenmiş; Kehf Sûresi tematik olarak incelenmiş, klasik ve çağdaş yorumlar karşılaştırılarak kıssaların tarihsel, ilahî ve eğitsel boyutları değerlendirilmiştir. Âyetler sûre ve âyet numaralarıyla, hadisler ise güvenilir kaynaklara dayalı olarak ilmî usule uygun biçimde kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise değerler eğitimi, din psikolojisi, aile eğitimi ve ahlâk alanındaki çağdaş çalışmalara yer verilerek Kehf Sûresinin güncel yansımaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, Kehf Sûresinde anlatılan kıssaların, iman bilincinin geliştirilmesi ve değerlerin inşası bakımından örnekleyici bir çerçeve sunduğu; bu kıssaların bireysel ve toplumsal hayata yön veren rehber ilkeler içerdiği ve çağdaş hayata yansımalarının ortaya konulmasının amaçlandığı ifade edilebilir. Kehf Sûresi, Kur’an’ı bilinçli bir şekilde tefekkür ederek hayata aktarmak isteyenler için, yöntem ve içerik bakımından örnek nitelik taşıyan sûrelerden biridir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İklim Değişikliği Risk Algısının Tarıma Etkisi: Genişletilmiş Planlı Davranış Teorisi
Ahsen Aydın Doğan
İklim değişikliği, sosyal, ekonomik ve çevresel yapılar üzerinde derin ve kalıcı etkiler oluşturan önemli bir küresel sorun olarak öne çıkmakta ve bu süreçle ilişkili afetlerin hem sıklığında hem de şiddetinde artış gözlenmektedir. Bu durum, söz konusu afetlerin yalnızca doğal süreçlerin bir sonucu olmadığını, aynı zamanda insan faaliyetleriyle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda bireylerin iklim değişikliğine ilişkin risk algıları, afetlere hazırlık ve uyum davranışlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tarım sektörü ise iklim değişikliği kaynaklı afetlerden doğrudan etkilenen başlıca alanlardan biri olup, risk algısı bireylerin bu konudaki davranış niyetleri ve davranışları üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Bu nedenle mevcut çalışmada, iklim değişikliği risk algısının tarıma yönelik etkileri genişletilmiş Planlanmış Davranış Teorisi (PDT) çerçevesinde incelenmiştir. Araştırmada geliştirilen hipotezler yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılarak test edilmiştir. Analiz sonuçları, iklim değişikliği risk algısının niyet üzerinde anlamlı ve pozitif (β=0.524, p=0.000), iklim değişikliğine yönelik tutumun niyet üzerinde anlamlı ve pozitif (β=0.734, p=0.000), öznel normun niyet üzerinde anlamlı ve pozitif (β=0.356, p=0.000), algılanan davranış kontrolünün niyet üzerinde anlamlı ve pozitif (β=0.224, p=0.000), niyetin davranış üzerinde anlamlı ve pozitif (β=0.704, p=0.000) ve iklim değişikliği risk algısının iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerine yönelik algı üzerinde anlamlı ve pozitif (β=0.634, p=0.000) bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, gelecekte yapılacak çalışmaların farklı bölgelerde ve farklı örneklem gruplarında benzer modelleri test ederek iklim değişikliği risk algısının tarımsal uyum davranışları üzerindeki etkilerini daha kapsamlı biçimde incelemesi önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026FATMA ALIYE’S WRITING OF RELIGION, MODERNIZATION AND RENEWAL
Selin Elaman
This study aims to examine how the concepts of religion, modernization, and religious renewal are addressed in Fatma Aliye’s works. The modernization process experienced in the Ottoman Empire during the nineteenth century created a tension between tradition and Western thought, during which religion emerged as both a protective and transformative element of the social structure. In this context, Fatma Aliye stands out as an important female intellectual who seeks to establish a balance between tradition and modernization. In this research, the author’s novels, articles, and especially her works touching upon the field of kalam (Islamic theology) were analyzed using document analysis and thematic analysis methods. The study reveals how Fatma Aliye grounds issues such as women, education, marriage, and social roles within Islamic references and the attitude she develops toward modernization. Her approach to the women’s question based on the essence of Islam rather than Western feminist discourse demonstrates her intellectual originality. In addition, the study examines her kalam-based critiques of movements such as materialism and positivism, evaluating her discussions on matter, spirit, and existence. In this respect, it is concluded that the author is not only a literary figure but also a thinker who advocates the idea of religious renewal. As a result, this thesis aims to contribute to the literature by analyzing Fatma Aliye’s relationship between tradition and modernization from the perspectives of women and kalam.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Eş’ârîlik ve Mâtürîdîlik Düşüncesinde İlâhî Sıfatlar Meselesi
Burcu Aksoy
İslam kelâmında Allah’ın sıfatları konusu, tarih boyunca yoğun tartışmalara sahne olmuş, Mu’tezile ve Ehl-i Sünnet’in iki ana ekolü olan Eş’arîlik ile Mâtürîdîlik bu tartışmaların merkezinde yer almıştır. Her iki ekol, sıfatların varlığını ve ezelîğini kabul ederek Mu’tezile’nin sıfatları zâtla aynı kabul eden yaklaşımına karşı çıkmış; Allah’ın ezelî olan zâtî ve subutî sıfatlarını savunmuştur. Bununla birlikte sıfatların mahiyeti, zât ile ilişkisi ve özellikle fiilî sıfatların değerlendirilmesinde belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Eş’arî (ö. 324/935-36), sıfatları ‘‘ne zâtın aynıdır ne de gayrıdır’’ ilkesiyle açıklamış, haberî sıfatlarda bu yönteme mesafeli durmakla birlikte genellikle tevil yolunu seçmiştir. Ona göre tekvîn müstakil bir sıfat değildir; kudret ve iradenin yansımasıdır. Mâtürîdî (ö. 330/944) ise sıfatları aklî delillerle ispat etmeye yönelmiş, haberî sıfatlarda tevili tercih etmiş ve tekvîni ezelî bir sıfat olarak görmüştür. Kelâm sıfatında ise Eş’arî ‘‘kelâm-ı nefsi’’ kavramını ön plana çıkarırken, Mâtürîdî lafızların mahlûk olduğunu, ancak Allah’ın konuşma sıfatının kadîmliğini vurgulamıştır. Sonuç olarak her iki ekol Allah’ın sıfatlarını tenzih ilkesine bağlı kalarak savunmuş, fakat Eş’arî’nin görüşü daha çok nakil ve teslimiyet ekseninde Mâtürîdî’de ise akıl ve tevil merkezli bir yaklaşım geliştirmiştir. Bu mukayese kelâm ilminin yöntemsel farklılıklarını göstermesi bakımından İslam düşüncesinde akıl-nakil ilişkisinin anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Allah, Eş’arî, Kelâm, Mâtürîdî, Sıfatlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Hikâye Anlatıcılığı Çerçevesinde Gümüşhane Destinasyonuna İlişkin Hikâyeler
Muhammet Kılıç
Bu çalışmanın amacı, hikâye anlatıcılığı çerçevesinde Gümüşhane’ye ilişkin dağınık halde bulunan hikâyeleri derleyerek sistematik bir bütünlük içinde sunmaktır. Hikâyeler, ziyaretçilerin destinasyonla duygusal bağ kurmasını ve deneyimlerini anlamlandırmasını kolaylaştıran önemli kültürel anlatılardır. Turizmde hikâye anlatıcılığı, bir bölgenin tarihî ve kültürel mirasını aktarırken ziyaretçiye özgün bir deneyim sunmakta; destinasyonun kimliğinin kalıcı biçimde algılanmasına katkı sağlamaktadır. Çalışmada, Gümüşhane’ye ait hikâyeler, efsaneler, yerel inanışlar, tarihî olaylar ve karakterler ikincil kaynaklardan derlenmiş ve hikâyenin geçtiği bölgelere göre sınıflandırılmıştır. Elde edilen bulgular, Gümüşhane’ye ait hikâyelerin tarihî, kültürel, inançsal ve doğal unsurları bütüncül bir yapı içinde bir araya getirdiğini ve destinasyonun çok katmanlı ve özgün kimliğini yansıtan nitelikler taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda hem turist rehberleri hem de yerel turizm aktörleri için erişilebilir bir hikâye havuzu oluşturulmuş; kentin kültürel mirasının korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Rosa canina L. ekstraktının ratlarda cisplatin kaynaklı akut hepatotoksisite üzerine etkisinin incelenmesi
İnci Aydoğdu
Kanser yaygın bir hastalık olup tedavisinde kullanılan kemoterapötik ajan olan sisplatin, antineoplastik bir ilaçtır. Başlıca yan etkileri hepatotoksisite, nefrotoksisite, ototoksisite ve kardiyotoksisite olarak bilinmektedir. Antioksidan ve oksidan dengenin bozulması, oksidatif stres yan etkilerin görülmesinin başlıca sebebidir. Çalışmanın amacı, sisplatin kaynaklı hepatotoksisite üzerinde polifenolik ve antioksidanca zengin içeriğe sahip kuşburnu (Rosa canina L.) bitkisine ait yalancı meyve ekstraktının oksidatif stresi ve inflamasyonu önleyici bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmada hayvan deneylerinde 5 grup 7'şer rat (3 aylık dişi Wistar) olarak deney grupları oluşturuldu. Gruplar kontrol, sisplatin, yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu, sisplatin+yüksek doz kuşburnu (400 mg/kg) ve sisplatin+düşük doz kuşburnu (200 mg/kg) grubu olarak belirlendi. 11 gün boyunca gavaj ile kontrol grubuna serum fizyolojik, kuşburnu içeren gruplara kuşburnu ekstraktı verildi. Sisplatin içeren gruplara 5. gün intraperitoneal olarak tek doz sisplatin (7,5 mg/kg) verildi. 12. Gün tüm gruplar sakrifiye edildi. Serumda AST, ALT, Oksidatif Stres İndeksi değeri hesaplandı. Karaciğer dokusu cerrahi olarak çıkarıldı ve MDA SOD, Katalaz, IL-6, ve TNF-α analizleri yapıldı, Oksidatif Stres İndeks değeri hesaplandı. Histopatolojik olarak KC dokuları cerrahi operasyonun ardından %10 formalde bekletildi, mikrotom ile ince kesitler alınarak PAS, H&E ve Masson Trikom olarak 3 ayrı boyama yöntemi ile boyandı ve ışık mikroskobisinde değerlendirildi. Doku ve serum OSİ ALT, TNF-α ve IL-6 değerleri Sisplatin grubunda diğer gruplara oranla anlamlı biçimde yüksek olduğu tespit edilirken (p<0.05) histopatoloji bu verileri desteklemiştir. Özellikle sisplatin + yüksek doz kuşburnu gruplarında değerlerin normale yaklaştığı görülmüştür. Bu sonuçlarda kuşburnunun sisplatin kaynaklı karaciğer hasarına karşı koruyucu rol oynayabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ratlarda cisplatinin tetiklediği akut nefrotoksisite hasarı üzerine Rosa canina L. (Kuşburnu) ekstraktının etkisinin incelenmesi
Sema Duygu Çiftçi
Sisplatin, antineoplastik bir kanser ilacıdır. Nefrotoksisite, hepatotoksisite ve ototoksisite başlıca yan etkileridir. Yan etkilerin görülme sebebi oksidan ve antioksidan dengenin bozulmasıdır. Yaptığımız çalışmada zengin polifenolik içeriğe ve antioksidan, antiinflamatuar özelliğe sahip kuşburnu (Rosa canina L.) meyvesinden elde edilen etanolik ekstraktın sisplatin kaynaklı nefrotoksisite üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Her bir deney grubunda 7'şer rat ile 5 deney grubu (kontrol, sisplatin, yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu, Cis+yüksek doz (400 mg/kg) kuşburnu ve Cis+düşük doz kuşburnu (200 mg/kg) grubu) oluşturuldu. 11 günlük besleme sürecinde kontrol grubuna SF, sisplatin grubuna deneyin 5. günü i.p tek doz Sisplatin (7,5 mg/kg), kuşburnu grubuna deney süresince kuşburnu ekstraktı, tedavi gruplarında ise sisplatin (5. Gün tek doz) ve kuşburnu ekstraktı oral yolla verildi. 12. gün gruplar sakrifiye edildi. Kanda BUN, CREA, TAS, TOS ve böbrek doku homojenizatlarında MDA, SOD, CAT, IL6, TNF-α, TAS ve TOS parametreleri ölçüldü. Gruplar arasında TOS doku, TAS serum dışında anlamlı farklılıklar gözlendi. BUN, doku TAS, serum TOS, MDA, SOD, TNF-α, IL-6 değerlerinin sisplatin grubu ile özellikle yüksek doz kuşburnu grubu arasında anlamlı derecede (p<0.05) farklılık gösterdiği tespit edildi. Sisplatinin böbrekte hasarı ve kuşburnunun önleyici etkisi histopatolojik analizlerle olarak teyit edildi. Özellikle yüksek doz kuşburnu uygulanan grupta düşük doz kuşburnu grubuna göre histoptolojk olarak belirgin iyileşme ve koruma tespit edildi. Sonuç olarak kuşburnu ekstraktının sisplatinin oluşturduğu nefrototoksisite ve oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu kanaatine varıldı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane Üniversitesi örneği
Habibe Telli
Engellilik, insanlığın başlangıcından günümüze kadar gelen bireyin yaşam aktivitelerini kısıtlayıcı bir durumdur. Engelliliği sadece bir sağlık sorunu olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Engellilik engelli birey ve ailesini eğitim, sağlık, sosyal ve ekonomik alanlardan etkileyen karmaşık bir olgudur. Özellikle engelli bireyler toplumsal hayata katılım ve hizmetlere erişim noktasında sorunlar yaşamaktadır. Söz konusu sorunları oluşturan temel nedenlerin başında tutumlar gelmektedir. Engellilere yönelik olumsuz tutum ve algılar hem engelli bireyin hem de ailesinin sosyal izolasyonuna neden olmaktadır. Engellilere yönelik tutumların olumlu yönde geliştirilmesi engelli bireylerin sosyal katılımı bakımından hayati önem taşımaktadır. Bu sebeple en temelde engellilerle çalışmalar yürütecek meslek elemanlarının engelli bireylere yönelik tutularının incelenmesi ve olumlu yönde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan söz konusu tez, engelli müracaatçı gruplarıyla doğrudan çalışmalar yürütecek sosyal çalışmacı adaylarının tutumlarının incelenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 4.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumları incelenmiştir. Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin engelli bireylere yönelik tutumlarının belirlenmesinde demografik sorular ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan "Toplum Özürlülüğü Nasıl Anlıyor" araştırması kapsamında geliştirilmiş "Özürlülere Yönelik Tutumlar Ölçeği" kullanılmıştır. Tutumlar; eğitim, kişilerarası ilişkiler, çalışma yaşamı, aile yaşamı, kişisel özellikler, yetkinlik ve bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Anket sorunlarından elde edilen veriler bağlamında öğrencilerin engellilere yönelik tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Gümüşhane Üniversitesi, Sosyal hizmet, Tutum.
