İlgi alanları

Yeni Türk Edebiyatı
Türkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

6 →
  • MakaleAçık Erişim2023
    “Yarın Cumhuriyet’i İlan Edeceğiz!”: Atatürk Dönemi (1923-1938) Türk Romanında Gazetecilerin Gözünden Millî Mücadele ve Cumhuriyet

    Yazbahar, Zehra

    İlk çağlardan bu yana insanlar hem düzeni sağlamak hem de hayatta kalmak amacıyla iletişim olanaklarından yararlanırlar. Bu iletişim olanaklarının başında gelen ve birçok kişi tarafından yasama, yürütme, yargıdan sonra dördüncü güç olarak nitelendirilen basın, gücü hemen herkes tarafından kabul edilen kitle iletişim araçlarından biridir. Toplumu bilgilendirme, bilinçlendirme ve yönlendirme işlevlerinin olması, basının toplumda her daim geçerliliğini korumasını sağlar. Aynı zamanda düşünce ve duygu dünyası ile birlikte tutum ve davranışları da etkileyen bu kitle iletişim aracı, toplum üzerinde değiştirme gücüne de sahiptir. Millî Mücadele Dönemi’nde de basının bu gücünden yararlanılmıştır. Dolayısıyla mücadele döneminin konu edildiği birçok romanda basın hayatı ve basın çalışanları ile karşılaşırız. Bu çalışmada da 1923-1938 yıllarını kapsayan Atatürk Dönemi Türk Edebiyatı içinde değerlendirebileceğimiz ve basın hayatının ele alındığı Iztırap Çocuğu (Ethem İzzet Benice, 1927), Halas (Mehmet Rauf, 1929), Dünkülerin Romanı (Burhan Cahit Morkaya, 1934) ve Ankara (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1934) romanlarında yer verilen Millî Mücadele ve Cumhuriyet, romanlardaki gazetecilerin bakış açısıyla yansıtılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    “Ben, Dijital Şair OpenAI”: Yapay Zekâ Tarafından Yazılan Şiirlerde Varoluşçuluk

    Yazbahar, Zehra

    Makinelerin gün geçtikçe daha da önemli bir yere sahip olması ile birlikte hayatımıza giren yapay zekâ teknolojisi; sağlıktan hukuka, eğitimden ekonomiye, iktisattan matematiğe, astronomiden felsefeye, psikolojiden sosyolojiye kadar birçok alanı etkisi altına aldığı gibi edebiyatı da etkilemiştir. Diğer bir ifadeyle bilimsel ya da teknolojik değişmeler ve gelişmeler neticesinde oluşan yapay zekâ teknolojileri, edebiyat alanında da kullanılmaya başlanan ve ilerleyen zamanlarda kullanımı yaygınlaşabilecek sistemler arasında yer almıştır. Gerek şiir, tiyatro, hikâye gibi metinlerin üretiminde gerek bu metinlerin analiz edilmesinde ya da farklı dillere çevrilmesinde yararlanılabilen yapay zekâ teknolojisi, edebiyatın geleceğini şekillendiren ve yönlendiren önemli bir unsur hâline gelmiştir. Böylelikle duygu ve düşüncelerin ifade edilme yollarından olan edebiyatın dijital dönüşüm sürecini de başlatmıştır. Bu makalede yapay zekâ üreticilerinden OpenAI’ın “varoluşçuluk, yalnızlık, yabancılaşma, kaçış, ölüm” anahtar kelimeleri çerçevesinde yazmış olduğu “Gizli Sessizliklerin Şarkısı”, “Yalnızlığın Sessizliği”, “Ölümün Sessizliğindeki Yalnızlık” ve “Uzaklığın İç Yankısı” başlıklarını taşıyan dört şiir, varoluşçu çerçevede incelenerek hem yapay zekâ programının verilen anahtar kelimeleri kullanarak temaya ne derece uygun şiirler yazdığı/yazabildiği görülmüş hem de şiirler, varoluşçu bakış açısıyla irdelenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Bir Uyumsuzun Notları: Tomris Uyar’ın Güncelerine Yansıyan Çocukluk ve Gençlik Hatıraları

    Yazbahar, Zehra; Çelik, Anıl

    Bireyin duygu ve düşüncelerinin yanında günlük yaşantısı, deneyimleri, izlenimleri veya kişisel zevkleri hakkında da bilgi veren günlük, kişinin kendini ifade etme yollarından birisi olarak karşımıza çıkar. Anıların ve deneyimlerin saklanıp korunması için fırsat sağlayarak geçmiş ve geleceğe ışık tutar. Türk edebiyatındaki örnekleri roman, hikâye ve şiire göre az olsa da Salâh Birsel, Nigâr Hanım, Nurullah Ataç, Oktay Akbal, Ömer Seyfettin, Cemil Meriç, Muzaffer Buyrukçu, Demir Özlü, Adalet Ağaoğlu gibi yazarlar, günlük türünde eser ortaya koyan isimlerdir. Genellikle hikâyeleri ile ön plana çıkan Tomris Uyar da Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın günlük yazarları arasında yer alır. Günceleri boyunca anımsamalar yoluyla çocukluk ve gençlik zamanlarına dönüşler yapan yazarın duygu ve düşünce dünyasını yansıtan tutum ve davranışlarının kökenleri bu dönemlere dek uzanır. Sosyal çevresi ve özel ilişkilerini kurduğu insanların önemli bir kısmı yine bu yıllarda hayatına dâhil olur. Aynı zamanda edebî şahsiyeti, büyük ölçüde çocukluk ve gençlik dönemlerindeki kazanımları üzerine kurulur. Bu makalede Tomris Uyar’ın güncelerine yansıyan çocukluk ve gençlik yıllarındaki hatıralarına yer verilmiş, böylece yazarın bakış açısını, hayat görüşünü, karakteristik özelliklerini ve edebiyat yaşamını etkileyen pek çok niteliğin bu yıllarda ortaya çıktığı gösterilmeye çalışılmıştır. Diğer bir ifadeyle çalışmamızda Tomris Uyar’ın günceleri, bahsi geçen periyottaki verilerden hareketle incelenerek yazarın o yıllardaki duyusal ve düşünsel dünyası aktarılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    “Doğanın Sesi”: İslam ve ekoloji bağlamında İbrahim Tenekeci’nin şiirleri

    Yazbahar, Zehra

    Çevre sorunlarının yanında insan ile tabiat ilişkisine ve tabiatın sürdürülebilirliğine odaklanan ekoeleştiri, tabiat bilincinin artmasına bağlı düşünsel ve sanatsal bir platform olarak öne çıkar. Geleneksel eleştirinin sınırlarını zorlayan bu kuram hem tabiatın dengesini hem de insan ve çevresindeki ilişkiyi anlamaya ve anlatmaya çalışır. Bunu yaparken de tabiatın insanoğlunun yaşamındaki yerine dikkat çekip çevre sorunlarına farkındalık yaratmayı amaçlar. Diğer bir ifadeyle insanın çevresiyle etkileşimi üzerinde duran ekoeleştiri, çevreyi koruma adına çevre hareketlerini destekleyerek ve uygulanabilir çevre politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunarak çevre bilinç düzeyini ve çevresel duyarlılığı arttırmayı hedef edinir. İnsan ve tabiatın birbirine bağlı olduğunu göstermek isteyen birçok sanatkâr da eserlerinde çevreyle ilgili konuları mercek altına alır. Ekolojik yıkım ve bu yıkımın sebep olduğu problemleri irdeleyen kimi sanatkârlar, edebiyatın gücünü kullanarak tabiata yönelik algıları olumlu yönde değiştirmeyi ister. İbrahim Tenekeci de artan çevresel tahribatın sonuçlarını ele alan, aynı zamanda insanın tabiatla uyumlu yaşaması gerektiğine inananlar arasındadır. Tabiatı ilahî bir kaynak olarak nitelendiren Tenekeci, edebiyat aracılığıyla tabiatın yaşamın önemli bir parçası olduğunun vurgusunu yapar. Bazı şiirlerinde çevresel meseleleri sorgulayan şair için tabiat, tefekkür sahasıdır. Bu çalışmada şiirlerini yazarken sosyal, toplumsal, kültürel, siyasal ve özellikle dinî unsurlardan beslenen Cumhuriyet Dönemi sanatkârlarından İbrahim Tenekeci’nin şiirleri ekolojik açıdan incelenerek çevre sorunları; tabiatın yaşamdaki rolü; insanın, toplumsal yapının ve kültürün tabiatla münasebeti şairin bakış açısından verilmiştir.

    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2019
    Murathan Mungan’ın Şairin Romanı İsimli Eserinin Yapısalcı Metodoloji Çerçevesinde İncelenmesi

    Yazbahar, Zehra

    Edebî eseri anlamak ya da anlamlandırmak için ortaya atılan pek çok yöntem ve kuram vardır. Esere anlam kazandırmaya çalışan bu yöntemlerden biri de yapısalcılıktır. Batı dünyasında “structuralism” olarak bilinen, temelinde Rus biçimciliğinin olduğu ve 20. yüzyılda ortaya çıkan yapısalcı yöntemde incelenen herhangi bir nesnenin kendi içinde anlaşılabilir olmasını sağlamak esastır. Genel hatlarıyla nesneyi “yapı” kavramından hareketle açıklamaya çalışan bu kuramın özünü oluşturan ana öge, yapıdır. Edebî eser bazında düşündüğümüzde ise her eser, bütünlük arz eden çeşitli yapı unsurlarından oluşur. Eserde anlam bütünlüğünü sağlayan yapıyı “anlatıcı”, “olay örgüsü”, “kişiler”, “zaman”, “mekân”, “dil ve üslup” gibi unsurların meydana getirdiği söylenebilir. Yapısalcılık kuramı doğrultusunda Murathan Mungan’ın 2011 yılında yayımlanan Şairin Romanı isimli eserinin ele alındığı bu çalışmada söz konusu eser, “anlatıcı ve anlatma yöntemi”, “içerik”, “olay örgüsü ve vaka takdimi”, “dil ve üslup” unsurları yönünden incelenmiştir. Diğer bir ifadeyle yapı unsurları arasındaki ilişki verilerek romanın kurgusal özellikleri tespit edilmeye çalışılmış ve romanın yapısal çözümlemesi yapılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2019
    Journalists on the Way to Idealist Identity from Cultural Alienation in the Turkish Novel (1950-1980)

    Yazbahar, Zehra

    In Tanzimat, degeneration or alienation to national culture is one of the topics dealt with frequently in Turkish novel. In that, destructive effects of alienation to national culture on individual and society are processed especially in novels from the Tanzimat reform era. Whereas some authors display how the increasing corruption along with the Tanzimat reform era affects the individual and the society through the individual by means of the negative effects of the characters; some others come up with a “liable/ideal person” transforming these people who are “alienated to their own culture” The most known of these is Hakkı Celis in Kiralık Konak. In this study, the focus will be the ones who are journalists. We see journalist characters who are alienated to their own national culture but then turn to be idealistic individuals in the novels Refik Erduran’s Yağmur Duası (1954), which deals with press life between 1950 and 1980, Kemal Tahir’s Esir Şehrin İnsanları (1956), Attilâ İlhan’s Kurtlar Sofrası (1963), Bıçağın Ucu (1973), Yaraya Tuz Basmak (1978) and Meliha İksel’s Deli Kız (1960). The journalists in the novels we mentioned reveal how to determine the characters who are culturally degenerated impersonate an ideal intellectual identity.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T09:22:33.833365171Z
dc.date.available2026-10-22T09:22:33.833365171Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10213
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleYazbahar, Zehra
dspace.entity.typePerson
person.affiliation.nameEdebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
person.familyNameYazbahar
person.givenNameZehra
person.identifier.orcid0000-0003-0419-1660
person.identifier.yok1D6AA6C3900CEEA2
person.interestYeni Türk Edebiyatı
person.interestTürkiye Sahası Yeni Türk Edebiyatı
person.jobTitleDoç. Dr.
person.statusverified
person.urlhttps://rdlsis.gumushane.edu.tr/tr/researcher/zehra-yazbahar