Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(15)

Birim yayınları

108 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Ahl al-Sunnat Textbooks Prepared for Primary Education in Iran in the Context of the Reflection of Ideological Discourse in the Curriculum

    Demir, Habip

    Purpose: This study aims to examine how the official ideological discourse in Iran is produced through the educational curriculum and how Sunni Islam is positioned within this institutional discourse. In this context, our study examines how Sunni Islam is represented in the Ma`& amacr;rif-i Isl & amacr;m & imacr;: V & imacr;je-yi Ahl al-Sunnat textbooks prepared for Sunni students at the primary education level in Iran, and through which discursive strategies this representation is constructed. Considering the determining influence of Twelver Shi'ism- the official sect of the Islamic Republic of Iran-on state institutions and the educational system, the way Sunnism is defined in institutional texts emerges as a significant subject of scholarly inquiry. In this context, the study seeks to demonstrate that sectarian identities are produced not only through doctrinal differences but also through institutional discourse and educational materials. The central research problem of the study is to identify the concepts, historical references, and narratives through which the Sunni sect is represented within Iran's official educational system. Method: The study was designed within the framework of a qualitative research approach. The data source for the study consists of the elective textbooks titled Ma`& amacr;rif-i Isl & amacr;m & imacr;: V & imacr;jeyi Ahl al-Sunnat prepared for Sunni students by the Iranian Ministry of Education as a supplement to the mandatory textbooks for elementary school (grades 2-6) and middle school (grades 7-9). A total of 8 textbooks were subjected to document analysis in this study; the books were examined holistically, and the texts, activities, and visual narratives were evaluated thematically using a discourse analysis approach. Findings: The findings reveal that Sunni identity in the examined textbooks is represented through several recurring thematic frameworks. In sections related to ritual practices, the practices of Sunni legal schools are explained in detail, enabling Sunni students to learn the religious practices associated with their own tradition. At the same time, the selection of historical figures largely avoids controversial personalities that could potentially generate sectarian tensions; instead, the textbooks highlight companions and scholars who are respected to some extent in both Sunni and Shi'i traditions. Furthermore, narratives concerning the Ahl al-Bayt and the event of Karbala are presented both as shared religious references and as significant elements of Shi'i historical discourse. The treatment of concepts such as taqlid, mujtahid, and religious leadership also indicates that these textbooks function not merely as pedagogical materials but as texts that carry ideological meanings associated with the political and ideological discourse of the Iranian state. Conclusion: The study concludes that the textbooks prepared for Sunni students in Iran constitute important institutional texts that demonstrate how sectarian identity is represented at the institutional level. Within these texts, Sunni identity is recognized and made visible to a certain extent; however, it is simultaneously redefined within a discursive framework compatible with the official Shi'i ideological structure. In this regard, the research contributes to the literature in the field of History of Islamic Sects by demonstrating how sectarian identities are produced and represented through educational materials. Moreover, the findings contribute to contemporary discussions on the relationship between sectarian identity and education, while also indicating new directions for future research on similar institutional texts.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Kalimaki Bey in Ottoman Foreign Affairs: His Career and the Role in the 1849 Hungarian Refugee Crisis

    Yilmaz, Banu; Erdogan, Serkan

    This study examines the transformation of the Ottoman Empire's foreign policy during the Tanzimat period and the construction of the empire's image in Europe through the life and diplomatic activities of Alexandros Kalimaki Bey, a prominent diplomat. The main objective of this article is to analyze the career of Kalimaki, who was of Romanian origin and from a Greek family in Phanar, and who stands out as the first non-Muslim subject of the Ottoman Empire to serve as a permanent ambassador to Europe, particularly his crisis management during the Hungarian Refugee Crisis, within its historical context. The research proceeds with a chronological and qualitative method based on primary archival documents of the Ottoman Ministry of Foreign Affairs and Kalimaki's diplomatic reports sent from London and Paris. Data obtained from archival documents have been evaluated within their historical context by considering them alongside studies in the literature. Through this method, the transformation and crisis management processes in Ottoman foreign policy have been qualitatively assessed through the diplomatic correspondence and reports of the period. Within this framework, the study also aims to highlight the interaction between Kalimaki Bey's personal diplomatic capacity and the new diplomatic approach adopted by the Ottoman State after the Tanzimat reforms.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2026
    17. Yüzyıl Mısır'ından Osmanlı Seferlerine Bakmak: IV. Murad'ın 1638 Bağdat Seferi Örneği

    Gökçek, Mehmet Fatih

    Osmanlı kronikleri genellikle merkezde ve yakın çevresinde yaşayan tarihçiler tarafından yazılmış ve umumiyetle merkezî otoritenin yaklaşımını yansıtmıştır. Bununla birlikte taşrada, özellikle de köklü bir ilim ve yazım geleneğine sahip olan Mısır'da üretilen bazı eserler, Osmanlı seferlerine alternatif bakış açıları sunabilmektedir. Mısırlı tarihçiler yalnızca olayları aktarmakla kalmayıp seferin yerel düzeydeki etkilerini de gözler önüne sermektedir. Bu çalışma 17. yüzyılda Mısır'da kaleme alınmış Osmanlı kaynakları üzerinden IV. Murad'ın Bağdat seferine yönelik taşra tarihçilerinin yaklaşım ve anlatılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel kaynakları Kâdîzâde Ahmed Çelebi'nin Fetihnâme-i Bağdâd ve Müteferrika Ahmed'in Târîhü'l-ihtimâm Bi-fethi Dâri's-selâm adlı eserleridir. Bu iki müellif, Bağdat seferine bizzat katılmış ve sürecin doğrudan tanıkları olarak eserlerinde detaylı bilgiler vermişlerdir. Ayrıca Kâtib Ali, Mehmed bin Yusuf el-Hallâk ve Abdülkerim bin Abdurrahman gibi Mısırlı tarihçilerin ilgili metinlerinden de yararlanılarak taşra tarih yazımının Bağdat seferinin anlatımına katkıları belirlenmiştir. Buna ilaveten payitaht merkezli vakayinamelerin 1638 Bağdat seferi bağlamında ve Mısır askerleri örnekleminde eyalet askerlerinden ne ölçüde bahsettiklerine de değinilmiştir. Söz konusu eserler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Mısır askerlerinin seferdeki konumu, organizasyonu, faaliyet alanları ve Osmanlı merkezî otoritesiyle ilişkisi ele alınarak taşradan merkeze yönelen bakış açısının nasıl şekillendiği analiz edilmiştir. Bu bağlamda merkez ve taşrada yazılan vakayinamelerin birlikte değerlendirilmesiyle Osmanlı seferlerinin daha bütüncül bir şekilde anlaşılabileceği ortaya konulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2026
    İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin Dış Politika Anlayışının Savunmacı Realizm Yaklaşımı Özelinde İncelenmesi

    Çelik, Recep; Şahin, Ümit

    Uluslararası ilişkiler disiplini içerisindeki teorik yaklaşımlar arasında realizm son derece önemli bir yere sahip olmakla birlikte bu disiplinin teorik gelişiminin şartlarının da belirleyicisidir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ilişkiler açısından tartışmaların yönünü tayin eden realizm alanın tüm araştırmacı ve teorisyenleri için de bir temel yapı taşı olmuştur. Her ne kadar kalıplaşmış yaklaşımlar temelinde gelişiyor olsa da realizm içerisinde farklı bir görüş olarak nitelendirilebilecek olan, ancak azımsanmayacak sayıda savunucusu da bulunan savunmacı realizm, realizmin bilindik çatışmacı doğası içerisinde farklı bir yere sahiptir. Uluslararası ilişkilerin çatışma odaklı doğasını kabul eden, ancak bunun dışında, savunma odaklı bir realizmin de mümkün olduğuna inanan savunmacı realistler açısından tarihten çeşitli örnekler bulabilmek de mümkündür. Bunlardan biri olarak Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki konumu ve diplomatik anlayışı konuya dair yerinde bir örnek olacaktır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın farklı evrelerinde benimsediği dış politika anlayışının ve pratiğinin yönünü savunmacı realizm yaklaşımı ekseninde tespit etmektir. Araştırmada görüşlerine yer verilen araştırmacı ve teorisyenler ile birlikte Türkiye’nin dış politika anlayışına dair araştırmacıların çıktıları incelendiğinde ise ülkenin savunmacı realist bir yaklaşımının bulunduğu dikkati çekmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    18. Yüzyılda Bir Kaptanıderyanın Servet Profili: Fındıklılı Süleyman Paşa’nın Muhallefatı

    Türkal, Merve Karaçay

    Bu çalışma, 1741 yılında kaptanıderyalık görevinde iken vefat eden Fındıklılı Süleyman Paşa'nın hayatı ve muhallefat kayıtları üzerinden 18. yüzyıl Osmanlı üst düzey askerî ve idari yöneticilerinin servet yapısını ve müsadere uygulamasının hukuki işleyişini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, muhallefat kayıtları nitel ve karşılaştırmalı analiz yöntemleriyle değerlendirilmiş, elde edilen veriler dönemin kronik ve biyografik kaynaklarıyla karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışmanın temel kaynaklarını Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi'nde muhafaza edilen Süleyman Paşa'ya ait muhallefat defterleri (D.BŞM.MHF.d, 12527 ve 12522) ile müsadere sürecine ilişkin belgeler (AE.SMHD.I. 6/5443 ve 8/543) oluşturmaktadır. Bulgular, Süleyman Paşa'nın servetinin merkez ve taşrada farklı biçimlerde tezahür ettiğini göstermektedir. İstanbul Tersane Yalısı'na ait kayıtlar merkezdeki askerî ve idari nüfuzun maddi yansımalarını ortaya koyarken Sakız'daki kayıtlar müşterek mülkiyet ilişkileri üzerinden servetin mali boyutunu görünür kılmaktadır. Ayrıca müsadere sürecinin, hane içi mülkiyeti ayrıntılı biçimde tasnif eden, üçüncü şahısların haklarını gözeten ve nihai kararı merkezî otoriteye bırakan çok aşamalı bir hukuki tasfiye mekanizması olarak işlediği tespit edilmiştir. Çalışma, kaptanıderya muhallefatına ilişkin 17 ve 19. yüzyıllara odaklanan araştırmalardan farklı olarak 18. yüzyıl ortalarına ait özgün bir örnek sunmakta ve bir kaptanıderyanın maddi dünyası ve müsadere sürecinin işleyişine ışık tutmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Şehla Ahmed Paşa'nın Muhallefatı (öl. 1753)

    Gökçek, Mehmet Fatih

    Şehla Ahmed Paşa, 18. yüzyılda Osmanlı merkez ve taşra teşkilatının farklı birimlerinde önemli görevler üstlenerek sadaret makamına kadar yükselmiş olan bir devlet adamıdır. Sadrazamlıktan azlinin ardından eyaletlerde valilik görevlerinde bulunmaya devam etmiştir. Vefatını müteakiben muhallefatı Osmanlı Devleti'nde yaygın bir uygulama alanına sahip olan müsadere sürecine tabi tutulmuştur. Bu çalışma Şehla Ahmed Paşa örneğinde 18. yüzyıl Osmanlı üst düzey bürokratlarının maddi kültür ögelerini ve servet birikimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada Devlet Arşivlerinde yer alan, Paşa'ya ait muhallefat defterleri, müsadere sürecini yansıtan resmî yazışmalar, dönemin kronikleri ve biyografik eserleri ile mevcut literatür mukayeseli biçimde kullanılmıştır. Çalışmada yöntem olarak öncelikle belge ve veriler sistematik biçimde tasnif edilip çözümlenmiş, akabinde ulaşılan bulgular karşılaştırmalı okumalarla yorumlanmıştır. Maddi kültüre ilişkin veriler nitelik ve nicelik açılarından incelenmiş; eşya türleri, miktarları, ekonomik değerleri ve dağılımı analiz edilmiştir. Paşa'nın muhallefatı, servet düzeyini ve toplumsal statüsünü yansıtan çok sayıda mal ve eşyayı içermektedir. Bunların bir kısmı temel ihtiyaç ürünleri olmakla birlikte bir kısmı ise lüks tüketim sayılabilecek eşyalardan müteşekkildir. Özellikle giysileri, kumaşları, ev ve mutfak eşyaları dikkat çekmektedir. Ayrıca Şehla Ahmed Paşa'nın entelektüel kimliğini, ilgi alanlarını yansıtan zengin bir kitap koleksiyonuna sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kitapları ve kıymetli eşyaları Enderun Hazinesine nakledilirken bunların haricindekiler mahallinde açık artırma yoluyla satılmış ve elde edilen gelir hazineye aktarılmıştır. Bu çalışma 18. yüzyılda üst düzey görevlerde bulunan bir Osmanlı devlet adamının ekonomik gücü ve serveti hakkında somut ve karşılaştırılabilir bilgiler sunmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    18. Yüzyıl Mısır Tarihçilerinden Mehemmed Bin Yûsuf El-Hallâk'ın Hayatı ve Târîh-i Mısır El-Kāhire Adlı Eseri

    Gökçek, Mehmet Fatih; Gürbüz, Büşra

    Mehemmed bin Yûsuf el-Hallâk'ın hayatına dair dönemin kaynaklarında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Literatürde geçen sınırlı bilgiler ise müellifin Türkçe olarak yazdığı Târîh-i Mısır el-Kāhire adlı eserinin giriş kısmındaki kayıtlara dayanmaktadır. Söz konusu eser, Yavuz Sultan Selim döneminden başlayarak III. Ahmed devrinin ortalarına kadar merkez tarafından Mısır'a tayin edilen seksen altı beylerbeyini ve Mısır'da bulunan Türk idarî ve sosyal çevresini ayrıntılı bir biçimde ele almaktadır. Eser yalnızca biyografik bir kaynak değil, aynı zamanda Osmanlı dönemi Mısır tarihine dair özgün ve önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Bu makalede öncelikle Mehemmed bin Yûsuf el-Hallâk'ın hayatı üzerinde durulmuş, ardından eserin telif sebebi, yazılma tarihi, muhtevası, kaynakları, kaynak değeri ve müellifin tarihçiliği ele alınmıştır. Böylece müellifin ve eserinin Osmanlı dönemi Mısır tarih yazıcılığı içindeki yeri ortaya konulmuştur. Çalışmada yöntem olarak Târîh-i Mısır el-Kāhire isimli eserin mukaddimesinde yer alan ve müellifin hayatına ışık tutan otobiyografik bilgiler başta olmak üzere eserin muhtevasını ve tarihî değerini yansıtan veriler tespit edilerek bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda müellifin hayatı ve eseri ayrıntılı biçimde tanıtılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Trade Networks and Cultural Interaction in Ancient Mesopotamia: The Role of Ebla Merchants in The Middle and Late Bronze Age

    Aktürk, Mehmet Yunus

    Ebla was pivotal in shaping the economic, political, and cultural interactions between Mesopotamia and the Levant during the Middle and Late Bronze Ages. Emerging as a significant power in the 24th century BCE, Ebla controlled strategic trade routes connecting Mesopotamia, the Levant, and Anatolia, achieving economic prosperity while also establishing diplomatic dominance. The city leveraged its control over trade routes not only for economic gain but also as a tool to influence regional power dynamics and strengthen cultural ties. The archives of the Ebla Royal Palace G provide critical insights into the organization of trade networks, the diversity of traded goods, and the political and cultural impacts of these exchanges. The trade of goods such as grains, textiles, lapislazuli, and gold not only facilitated economic growth but also promoted the spread of religious practices, the development of linguistic standards, and the transfer of technological innovations. Ebla’s merchants served as cultural bridges between Mesopotamia and the Levant, enabling the exchange of knowledge, art, and technical expertise among diverse societies. The city’s dominance over trade routes was reinforced through strategic alliances with powerful city-states like Mari and Akkad, further enhancing Ebla’s influence in regional politics. Diplomatic agreements ensured the security of trade routes and simultaneously bolstered Ebla’s political supremacy. This article analyzes the multifaceted impacts of Ebla’s trade networks, emphasizing the transformative role of trade in regional integration and cultural interaction.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Geçmişten Günümüze Gümüşhane’de Madencilik

    Sukuroglu, Ebru Emine; Dağ, Serhat; Alemdag, Selcuk; Saylan, Kemal; Nazir, Bayram; Ozer, Ismail; Kurucu, Muhammet; Sipahi, Ferkan; Atalan, Öznur; Zeybek, Halil

    Türkiye, madenler bakımından oldukça çeşitli ve zengin bir ülkedir. Ülkede yer alan bazı madenlerin dünya çapında önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan Gümüşhane ili de madenler bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Öyle ki, Gümüşhane’de var olan bu çeşitlilik ilk medeniyetlerin bölgeye hâkim olması ile önemli hâle gelmiş, şehirde bulunan madenlerin dışında şehrin İpek Yolu güzergâhında yer alması da bu bölgenin önemini daha da arttırmıştır. Hiç şüphesiz bu önem, Osmanlı Devleti’nin Trabzon’un fethi ile bölgeyi topraklarına katması ile devam etmiştir. Bu dönem ile birlikte şehirde madencilik faaliyetleri artmaya başlamış ve bu yönde yapılan çalışmalar ülkeye maddi anlamda katkı sağlamıştır. Bu açıdan Osmanlı Devleti, 16., 17. ve 18. yüzyıllarda bünyesinde barındırdığı başta gümüş ve altın madenleri olmak üzere diğer madenlerin varlığı nedeniyle ticari olarak canlı bir özellik gösteren Gümüşhane’ye büyük önem vermiştir. Böylece 17. yüzyılda adeta altın çağını yaşayan maden ocakları, 18. yüzyılın sonlarına kadar faaliyetlerini devam ettirmiştir. Bu yüzyıldan sonra da madenlerde yapılan üretim zamanla azalarak bölgedeki maden işletmelerinde çalışan işçiler madenleri terk etmeye başlamıştır. 19. yüzyılın ortalarına gelindiğinde maden ocaklarının işletilmesinde büyük oranda çözülme ortaya çıkmıştır. Yapılan bu çalışma; Gümüşhane şehrinin tarihî çağlar, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyetten günümüze kadar olan maden çalışmalarını ele alarak şehir ekonomisine birinci derecede yön veren madenlerin şehir açısından önemini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmada alan ile ilgili yapılmış çalışmalardan ve arşiv vesikalarından istifade edilmiştir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    1845 Tarihli Temettuat Defterine Göre Kütahya Sancağı Gediz Kazası Pazar Köyünün Sosyo-Ekonomik Yapısı

    Türkal, Merve Karaçay; Acar, İlknur

    Bu çalışma, 1845 tarihli Temettuat Defteri verileri ışığında, Osmanlı taşrasında yer alan Kütahya Sancağı, Gediz Kazası’na bağlı Pazar köyünün sosyo-ekonomik yapısını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Mikro tarihsel bir yaklaşımla yürütülen araştırma, köydeki hane reislerinin meslek gruplarını, üretim faaliyetlerini, gelir kalemlerini ve uygulanan vergilendirme sistemini detaylı biçimde incelemektedir. Tarım, hayvancılık ve zanaatkârlık faaliyetleri ekonomik yapının temel bileşenleri olarak öne çıkarken; bireylerin lakap ve ünvanları üzerinden toplumsal statü ve sosyal rol dağılımları değerlendirilmiştir. Ayrıca Temettuat defterinde yer alan hane bazlı kayıtlar, grafik ve tablolar aracılığıyla görselleştirilmiş; köydeki üretim çeşitliliği ve gelir kaynakları niteliksel olarak analiz edilmiştir. Çalışma, benzer özellikler taşıyan Şaphane ve Muhipler köylerine ait Temettuat verileriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş; bu sayede Pazar köyünün üretim ve gelir yapısı bakımından farklılıklar barındırdığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak çalışma Pazar köyü örneği üzerinden, 19. yüzyıl Osmanlı taşrasına ilişkin ekonomik ve toplumsal organizasyonun çözümlenmesine katkı sunmakta ve mikro düzeyde yapılan arşiv temelli araştırmaların tarih yazımındaki önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T08:47:33.599573186Z
dc.date.available2026-10-22T08:47:33.599573186Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10019
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTarih Bölümütr
dc.titleDepartment of Historyen
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codegumushane-edebiyat-tarih
organization.unitTypedepartment
rdl.unit.alias\btarih bolumu\b
rdl.unit.alias\bhist(ory)?\b
rdl.unit.alias\bdep\w* (of )?hist(ory)?\b
rdl.unit.alias\bhistory dep