İlgi alanları

Yeni Çağ Tarihi
Osmanlı Tarihi

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

6 →
  • MakaleYalnız künye2022
    III. Murad’ın Devlet Adamlarından Kara Üveys Paşa’nın Hayatı ve Muhallefatı (1591)

    Gök, İlhan

    Kara ve defterdar gibi unvanlarla anılan Üveys Çelebi, Aydın'ın köklü ve tanınmış ailelerinden gelen Kadı Muhiddin Mehmed'in oğludur. Üveys Çelebi kadılık yapan babasının yolundan giderek Tire kadısı oldu. Bir av sırasında Saruhan Sancakbeyi olan Şehzade Murad'la tanışmasından sonra sancak defterdarlığına getirildi. Şehzade'nin 1574'te III. Murad (1574-1595) unvanıyla tahta çıkması ile İstanbul'a giden Üveys Çelebi o sıra sadrazam olan Sokullu Mehmed Paşa (ö. 1579) ile girdiği iktidar mücadelesini kazandı. Sultan üzerindeki etkisi giderek artınca başdefterdarlık görevine getirildi. Bir müddet sonra da Budin Beylerbeyliğine tayin edildi. Bu görevden sonra sırasıyla Halep ve Şam beylerbeyliğine getirilen Üveys Paşa, Mısır Valisi İbrahim Paşa ile İstanbul'a geldi ve başdefterdarlık görevine tekrar tayin edildi. Kısa bir süre sonra da Mısır valiliği görevine getirildi. 1591 tarihinde çıkan ayaklanmadan etkilenip üzüntüden vefat etti ve malları müsadere edildi. Dönemin kronikleri ve arşiv kayıtlarından Üveys Paşa'nın kariyerindeki yükselişi, III. Murad üzerindeki nüfuzu ve kazandığı şöhreti açıkça görülmektedir. Bu çalışma Paşa'nın sahip olduğu şöhretinin yanında birçok değerli eşyasının kaydedildiği muhallefat kayıtlarına odaklanmıştır. Makalede entelektüel bir kişiliğe sahip olduğunu gösteren kitapları, sahip olduğu mal varlıkları detaylı bir şekilde incelenmiş ve literatüre kazandırılması hedeflenmiştir. Çalışmada müsadere ve muhallefat kavramları ele alındıktan sonra Paşa'nın hayatı, tespit edilen mal varlıkları incelenip elde edilen verilerin değerlendirilmesi şeklinde bir yöntem izlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    İnamat Defteri’ndeki Verilere Göre 16. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Osmanlı Eyalet ve Sancak Yöneticileri

    Gök, İlhan

    Osmanlı Devleti merkez ve taşra şeklinde iki kısma ayrılmıştır. Merkezin dışında kalan yerleri belirten yerleri belirtmek için taşra kelimesi kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşun ilk zamanlarından itibaren taşra birimleri içinde nahiye, kaza, sancak ve eyaletler oluşturulmuştur. Osmanlı Devleti’nin topraklarının genişlemesi ve daralmasına göre bu birimlerin sayıları zaman zaman artıp azalmıştır. Taşra idari yapısı içinde nahiyeden eyalete kadar her birim önemlidir. Ancak bu birimlerin içinde en büyüğü eyalet ve ondan sonra ise sancaklar gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde sancak ve eyalet yöneticileri yüksek dereceli devlet görevlileri arasında yer alırlar. Bu görevlilerin Türk ve devşirmeler arasından seçildiği bilinmekle birlikte ilk zamanlarda Türk kökenli devlet adamlarının, 16. Yüzyıldan itibaren ise kul kökenli kişilerin ağırlıkta olduğu bilinmektedir. Osmanlı Taşra idaresi ve taşrada görevli bulunan kişilerin tayinleriyle ilgili Osmanlı Arşivi’nde sancak tevcih defterleri, ruznameler ve tahvil defterleri önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu defterlerden faydalanılarak birçok çalışma yapılmıştır. Bu defterler kadar önemli bir defter de 16. yüzyılın ilk çeyreğinde II. Bayezid zamanında tutulmaya başlanılan ve I. Süleyman’ın ilk yıllarını da içeren İnamat Defteri’dir. Bu defterde Osmanlı ülkesinde yaşayan her kesimden olan kişilere verilen aynî ve nakdî ihsanlar yer almaktadır. Ağırlıklı olarak II. Bayezid zamanında verilen inamlardan taşra yöneticileri ve aileleri de nasiplenmişlerdir. Osmanlı taşra teşkilatına dair bilgilerin de yer aldığı İnamat Defteri’nde alaybeyi, sancakbeyi ve eyalet valilerinin isimleri, önceki ve sonraki görevleri, görev yeri ve ne kadar görevde kaldıkları gibi bilgilerin yanında bazı taşra yöneticilerinin aileleri hakkında da önemli bilgiler yer almaktadır. Bu çalışmada, taşra teşkilatının önemli birimleri olan sancak ve eyaletlerden bahsedildikten sonra İnamat Defteri’nde yer alan bu bilgiler çerçevesinde 1501-1523 tarihleri arsında inam (ihsan) almış olan alaybeyleri (mir-alay), sancakbeyleri ve eyalet valileri hakkında bilgiler verilecektir.

  • MakaleYalnız künye2020
    Number 2 trabzon judgement book (1759-1796): ıssues tackled at the centre related to kürtün

    Gök, İlhan

    It was the Imperial Council that dealt with the political, financial, judicial and social issues primarily concerned the Ottoman State in the Classical Period. The issues discussed at the board were recorded in official journals and carefully documented. One of these official documents is the Book of Mühimme, where complaints were recorded. With the specialization of the council bureaucracy, complaints examined at the Imperial Council began to be kept in the complaint books from the 17th century on, and in the book of judgement after the 18th century. These judgement books are classified according to state names. Complaints are recorded in state judgement books, which were kept in the districts, towns and provinces, except for the unresolved conflicts sent to the centre. The judgements related to Kürtün town/township of Trabzon Province in 1759-1796 are kept in Trabzon Judgement Book with the number 2, where judgements are classified according to their content. These issues are divided into sections such as fief, tax, foundation and banditry. Also, tables are given related to fief, foundation and villages. This article examines the administrative, financial and social structure of Kürtün in the second half of the 18th century with references to the judgements related to Kürtün.

  • MakaleYalnız künye2020
    Diyarbekir Valisi Hüseyin \rPaşa-zade Sarı Mustafa Paşa'nın \rHayatı ve Muhallefatı

    Gök, İlhan

    Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eden \rmüsadere, devlet tarafından cezalandırılan kişiler ile vefat eden devlet adamlarının \rmallarının miri tarafından el konularak devlet hazinesine alınmasıdır. Özellikle askeri sınıfa mensup olan bu kişilerin malları merkezden görevlendirilen görevliler \rve kadı tarafından tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Bu uygulamanın zaman \riçinde kapsamı genişletilmiştir. İlk başlarda devlete karşı suç işleyen kişilerin malları müsadere edilirken daha sonraları vefat eden ya da savaş meydanlarında şehit \rdüşen devlet adamlarının da malları müsadere edilerek muhallefat defterleri hazırlanmıştır. Bunlardan biri de Şark seferinde şehit düşen Girit Serdarı Hüseyin Paşa'nın oğlu ve III. Ahmed'in damadı Sarı lakaplı Diyarbekir Valisi Mustafa Paşa'dır. \rMustafa Paşa Sivas, Revan, Anadolu, Karaman ve Diyarbekir eyaletlerinde valilik \ryapmıştır. 1734 tarihine gelindiğinde Osmanlı-İran savaşlarından dolayı Şark Seferi \riçin Kars'a memur edilen Mustafa Paşa 1735 tarihinde Nadir Şah'la yapılan savaşta \rAbran denilen mevkide şehit olmuştur. Bunun üzerine Mustafa Paşa'nın Kars ve \rDiyarbekir'deki terekesi tespit edilerek iki farklı muhallefat defteri hazırlanmıştır. \rDefterde yer alan eşyaların bir kısmı yerinde satılırken bir kısmı ise İstanbul'a \rgönderilmiştir. İstanbul'a gönderilen eşyalar önce Enderun'a alınmış ancak daha \rsonra Bab-ı Hümayun ve Hazine-i Amire'de müzayede ile satılmıştır. Satılan eşyalardan elde edilen gelirler Mustafa Paşa'nın devlete olan borçları için el konularak \rhazineye aktarılmıştır. Mustafa Paşa'nın satılan eşyaları arasında bulunan çeşitli \rgiysileri, savaş aletleri ve ev eşyaları devrin iktisadî, sosyal ve kültürel özelliklerini \ryansıtması açısından ve Paşa'nın kişisel tercihleri, zevkleri ve eğilimleri hakkında \rbazı ipuçları vermesinden dolayı önem arz etmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Eyalet Ahkâm Defterleri Çerçevesinde Akçaabat’ın Sosyal ve Hukuki Durumu (1742-1800)

    Gök, İlhan

    Osmanlı taşrasında yaşayan yöneten ve yönetilen sınıfına mensup kişiler yaşadıkları bölgelerde zaman zaman bazı problemlerle karşılaşmışlardır. Yönetilen sınıfına mensup olan halk karşılaştıkları problemlerin çözülmesi için genelde yaşadıkları yerdeki kaza mahkemelerine başvururlardı. Kaza mahkemelerinde verilen karara razı olmayanlar üst mahkeme olan ve aynı derece temyiz görevine sahip Divan-ı Hümayun’a başvururlardı. Yöneten sınıfına mensup kişiler için ise durum bundan biraz daha farklıdır. Osmanlı Devleti kamu hizmetini yürüten timar sahiplerinin yaşadığı problemin çözülmesi için üst dereceli mahkemede yargılama yoluna gitmiştir. Divan’a gelen şikâyetler önceleri Mühimme defterine kaydedilirken 1649’da Şikâyet, 1742’den itibaren ise Eyalet Ahkâm defterlerine kaydedilmiştir. Bu çalışmada 1742-1800 tarihleri arasında Akçaabat kazasında meydana gelen şikâyet kayıtlarından yola çıkılarak Akçaabat kazasında yaşayanların sosyal ve hukuki durumuna değinilmiştir. Buna göre Akçaabat kazasında ve çevresinde kamu hizmetini yürüten yönetici sınıfına mensup kişiler reayaya göre daha fazla problemlerle karşılaşmışlardır. Bu problemler arasında timar ve vergiye yapılan müdahaleler vardır. Timara yapılan müdahaleler genelde timar sahiplerinin birbirine yaptığı müdahale olarak görülürken vergi konusunda ise halkın müdahalesi şeklinde görülmektedir. Vergi ve timara yapılan müdahalelerde yönetilen sınıfına mensup bazı gruplar birleşerek eşkıyalık faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. Bu durum bölgenin güvenliğinin sağlanmasında birtakım sıkıntılara sebep olurken aynı zamanda timar sahiplerinin gelirlerinin tahsil edilmesinde önemli bir engel olmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2017
    Some Detection on Repair of Kandiye and Cleaning of Hourbor in the 18th Century

    Gök, İlhan

    Crete had been a cradle for various civilization since the Ancient Times. It became a focal point for Ottoman Empire when their naval was strenghened in the 16th century. In the 17th century, Sultan Ibrahim had decided to make a campaign to Crete. In 1645, Crete campaign started with the capture of Chania but ended in 1669 Mehmet IV’s Grand Vizier Fazıl Mustafa Pasha’s success that obligated to surrender city of Heraklion. Heraklion became the capital of the Crete Province. Heraklion which was a greater city than Chania and Rethymno and has a natural harbour became more important. After the conquest Ottomans have started to public improvement and inhabiting. Place of worships like churches converted to the mosque and repairing of the wrecked buildings had become at the top of agenda. The first repairment of Heraklion had been done by Grand Vizier Fazıl Mustafa Pasha due to order Mehmed IV. In the 18th century, buildings, ramprats and harbour had affected from cold winters, wave erosions an earthquakes and became disrepaired. Thereupon, Governor of Crete, Commander of Heraklion, Representative of the Imperial Architecture Union and (Hassa Mimar halifesi), and kadı and a beadle who came from Istanbul have determined the disrepaired places and total expenses. They prepared an examination registry (muayene defteri) and sent to the Istanbul. So that Ottomans sent some constructors, workmen, and unavaible materials to Crete. In our study, we will examine the 18th century’s reparation in Crete according to keşif (reconnaissance) and muayene (examination) registiries

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T09:22:30.309651496Z
dc.date.available2026-10-22T09:22:30.309651496Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10193
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleGök, İlhan
dspace.entity.typePerson
person.affiliation.nameEdebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü
person.familyNameGök
person.givenNameİlhan
person.identifier.orcid0000-0003-3231-9879
person.identifier.yok07CE2DF3D54C8EBF
person.interestYeni Çağ Tarihi
person.interestOsmanlı Tarihi
person.jobTitleDoç. Dr.
person.statusverified
person.urlhttps://rdlsis.gumushane.edu.tr/tr/researcher/ilhan-gok