Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    İzmit Körfezi manyetik verilerine kenar tespit yöntemlerinin uygulanması

    Aktaş, Gülten; Demirel, Sinan

    Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda yer alan İzmit Körfezi Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu üzerinde olması nedeniyle sismik tehlike tahminleri açısından oldukça önemli etkilere sahiptir. Bu çalışmada İzmit Körfezi’nin yapısal çizgisellikleri yüksek çözünürlüklü manyetik veriler kullanılarak tanımlanmıştır. Başlangıçta verilere günlük düzeltme işlemi yapılmış ve gürültü etkilerini ortadan kaldırılmak amacıyla filtreler uygulanmıştır. Ayrıca, İzmit Körfezi’nin çizgiselliklerini ve yapısal unsurların sınırlarını çıkarmak için verilere birinci düşey türev, analitik sinyal, Tilt açısı, yatay gradyanın tilt açısı (TAHG), softsign fonksiyonu (SF) yöntemleri uygulanmıştır. Manyetik anomalilere neden olan yapısal unsurların belirlenmesinde TAHG ve SF filtreleri keskin ve net kenarlar oluşturmuştur. Tespit edilen çizgiselliklerin ana eğilimi körfezde D-B ve KD-GB yönündedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular sismik yansıma kesitleriyle de değerlendirilerek kesitlerdeki faylar ile çizgiselliklerin oldukça uyumlu oldukları görülmüştür. Böylece İzmit Körfezi’nin tektonik ve yapısal çerçevesinin daha iyi anlaşılması açısından manyetik sonuçlar güvenilir bir yapısal harita sunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bölgenin çizgisellik haritası gelecekte yapılacak yeni araştırmalara katkı sağlayacağı açıktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Araçlar Arası (V2V) Haberleşmede Dağlık Anayollarda Yol Kaybı ve Gölgeleme Analizi

    Tuğcu, Zeynep Hasırcı; Kuzulugil, Kenan

    Araçlar arası (V2V) haberleşme, karayolu sürüş güvenliği ve kaza önleme açısından önemli bir teknoloji olarak görülmektedir. Ancak, araçlar arasına giren binalar, diğer araçlar ve ağaçlar gibi çevresel engeller V2V haberleşmeyi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, virajlı dağlık anayol ortamlarında, verici ve alıcı araçlar arasındaki iletişimi engelleyen dağlık alanların etkisi incelenmiş ve 5.9 GHz’de V2V ölçümleri yapılmıştır. Ölçülen veriler, engel senaryolarında yaygın kullanılan log-normal ve çift eğimli yol kaybı modelleriyle modellenmiş ve verilere uyum performansları açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, dağ engeli bulunan senaryolarda çift eğimli yol kaybı modelinin daha iyi bir uyum sağladığını göstermektedir. Ayrıca, dağ engelinin neden olduğu gölgeleme ve zayıflatma etkileri incelenmiş, dağ engeli kaynaklı ortalama zayıflamanın 19.6 dB olduğu tespit edilmiş ve literatüre ilk kez bu çalışma ile kazandırılmıştır. Bu bulgular, sistem tasarımcıları ve araştırmacılarına çevresel faktörlerin V2V iletişim performansına etkisinin detaylandırılmasında ve sistemlerin buna göre optimize edilip tasarlanmasında katkı sağlayacaktır.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2024
    Assesment in the context of climate migration: hurricane katrina

    Ugur, Omer; Aksoy, Metin; Efşan, Nur Çelik

    Environmental problems, which have increased since the 1960s due to the impact of the Industrial Revolution, invite anthropogenic global warming. Dehydration, drought, deforestation, rising ocean and sea water levels due to the melting of glaciers, increased evaporation due to warming, and severe hurricanes resulting from the temperature- pressure difference resulting from the circulation of evaporated water masses in the atmosphere are among the disasters caused by global warming. While the devastations experienced after disasters resulting from global warming reach a level that a single country cannot combat, it creates a need for international cooperation. Thousand of people are displaced in the crisis environment that occurs after disasters, and this displacement brings environmental security threats. In the devastation caused by Hurricane Katrina in the USA in 2005, which is the subject of the study, the impact area of the disaster was wide as a result of the Bush Government and FEMA’s failure to make pre-disaster preparations at an optimal level and the dams and breakwaters built during the preliminary preparation process for the possible disaster failed. It has been revealed through information obtained from the US press that the disaster was described as man-made. Qualitative research techniques were used in the study and a literature review was conducted.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Dizel Motorlarda Dimetil Eter Kullanımının Partikül Madde Emisyonlarına Etkileri Üzerine Bir Derleme

    Sezer, İsmet

    Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvertör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkiler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül madde (PM) emisyonlarıdır. Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel veya alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Bu çalışma, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının PM emisyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır. Yapılan derleme çalışması sonucunda; DME saf olarak kullanıldığında yüksek oksijen içeriği, kimyasal yapısında direkt bağlı karbon bulunmaması, hızlı buharlaşma, yüksek setan sayısı ve düşük tutuşma sıcaklığı gibi özellikleri sayesinde sıfıra yakın PM emisyonu elde edilmesini sağladığı belirlenmiştir. Saf DME’nin dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %13–228 ve biyodizel yakıtına kıyasla %88.6–227.6 azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, farklı oranlarda DME içeren dizel–DME karışımlarının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %4.7–509 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren biyodizel–DME karışımlarının PM emisyonunu biyodizel yakıtına kıyasla %38.2 azalttığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, LPG–DME karışımının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %269–493 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren DME–NH3 karışımlarının saf DME’ye kıyasla PM emisyonunu %40.7–96.7 artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan, egzoz gazı resirkülasyonu (EGR) oranının %10–50 aralığında değiştirilmesinin PM emisyonunu %13.1–48.4 artırdığı tespit edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Privacy-Preserving Wireless Indoor Localization Systems

    Adanur Dedeturk, Beyhan; Kolukısa, Burak; Tonyalı, Samet

    Recently the number of buildings and interior spaces has increased, and many systems have been proposed to locate people or objects in these environments. At present, several technologies, such as GPS, Bluetooth, Wi-Fi, Ultrasound, and RFID, are used for positioning problems. Some of these technologies provide good results for positioning outdoors whereas some others are effective for indoor environments. While GPS is used for outdoor localization systems, Wi-Fi, Bluetooth, Ultra WideBand, and RFID are used for indoor localization systems (ILSs). Today, due to the proliferation and extensive usage of Wi-Fi access points, wireless-based technologies in indoor localization are preferred more than others. However, even though the abovementioned technologies make life easier for their users, ILSs can pose some privacy risks in case the confidentiality of the location data cannot be ensured. Such an incident is highly likely to result in the disclosure of users’ identities and behavior patterns. In this paper, we aim to investigate existing privacy-preserving wireless ILSs and discuss them.

    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Sentinel-2 görüntüleri kullanılarak su yüzey alanlarının belirlenmesinde sınıflandırıcıların performanslarının incelenmesi

    Günen, Mehmet Akif

    Nehirler, akarsular, göller ve göletler gibi su yapılarının haritalanması, su kaynaklarının gözlenmesi, zaman içerisinde değişiminin belirlenmesi ve yönetilmesi açısından oldukça önemlidir. Su yüzey alanlarının tespit edilmesi birçok faktörden etkilenen karmaşık bir süreçtir. Su ve su olmayan alanların belirlenmesi problemi için çeşitli çok kanallı bantlı uydu görüntüleri ve sınıflandırma tabanlı yaklaşımlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, sınıflandırma algoritmalarının etkinliğinin araştırılmasında indeks tabanlı yöntemlerden daha başarı sonuç üreten parametrik olmayan (Destek Vektör Makinalar, k-En Yakın Komşuluk ve Karar Ağaçları), olasılıksal (Saklı Markov Model) ve derin öğrenme (Oto- Kodlayıcı) tabanlı danışmalı sınıflandırma yöntemleri kullanılmıştır. Çok bantlı ve yüksek mekansal çözünürlüklü uydu görüntüleri yüksek maliyetli olduğundan sınıflandırma için Sentinel-2 uydu görüntüsüne ait sadece kırmızı, yeşil ve mavi bantlar kullanılarak Arıklar ve Denizli Göletlerine ait su yüzey alanları belirlenmiştir. Deneysel sonuçlar doğruluk, özgüllük, kesinlik, duyarlılık, f-skor gibi karışıklık matrisinden elde edilen metrikler ve görüntü kalite belirlemede kullanılan ortalama karesel hata, yapısal benzerlik indeksi, pik sinyal-gürültü oranı ve Kohen’in Kappa metriği gibi istatistiksel araçları kullanılarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen nicel ve nitel deneysel sonuçlarda derin öğrenme tabanlı oto-kodlayıcı istatistiksel olarak en başarılı yöntem olurken, zamansal karşılaştırma açısından karar ağaçları yönteminin daha hızlı çalıştığı belirlenmiştir.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Farklı İklim Değişikliği Senaryoları için Doğu Karadeniz Bölgesindeki Meteorolojik Kuraklıkların Eğilim Analizi

    Kankal, Murat; Nacar, Sinan; Okkan, Umut; Şan, Murat

    Kuraklık diğer doğal afetlerden farklı olarak gelişimi daha uzun zaman alan ve etkileri daha uzun süre devam eden bir afettir. Meydana gelmesi muhtemel bir kuraklığın önceden belirlenmesi, kuraklığın olumsuz etkilerinin daha etkili bir şekilde azaltılmasını mümkün kılmaktadır. Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SYİ) farklı iklim koşullarına sahip, farklı zaman dilimleri ve bölgeler arasındaki kuraklıkları tanımlamak için en sık kullanılan kuraklık indeksidir. Bu çalışmanın amacı almış olduğu yağış miktarı bakımından Türkiye’nin en önemli hidrolojik havzalarından biri olan Doğu Karadeniz Havzası’nın (DKH) geçmiş ve gelecek dönem kuraklık analizini SYİ parametresi ile gerçekleştirmek ve bu parametrenin eğilimini belirlemektir. Bu kapsamda DKH içinde ve çevresinde yer alan 12 meteoroloji istasyonundan ölçülmüş olan 1981-2010 dönemi aylık toplam yağış verileri kullanılarak SYİ değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca CMIP5 arşivinde yer alan GFDL-ESM-2M genel dolaşım modelinin iyimser (RCP4.5) ve kötümser (RCP8.5) senaryolar altındaki bölgesel ölçeğe indirgenmiş olan 2021-2050 dönemi çıktılarına da aynı işlemler uygulanmıştır. Meteorolojik kuraklığın eğilim analizleri için 1 ve 3 aylık SYİ değerleri üzerinde Yenilikçi Eğilim Analizi yöntemi kullanılarak üç farklı grupta ve %95 güven düzeyinde tekdüze olarak eğilim analizi gerçekleştirilmiştir. Gözlem değerlerinde ve RCP senaryolarında istasyonların yaklaşık %25’inde şiddetli yağışlarda ve şiddetli kuraklıklarda artış görülmüştür. Ancak SYİ değerlerinde geçmiş dönem periyodunda Akçaabat istasyonu (azalan eğilim) hariç tekdüze anlamlı artan eğilim görülürken gelecek dönem periyodunda her iki senaryo için azalan yönde eğilim görülmüştür.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Farklı Sıcaklık ve Sürelerde Ön Kurutma İşlemine Tabi Tutulduktan Sonra Kızartılmış Glütensiz Cipslerin Yağ Absorplama Kapasitelerinin ve Bazı Fizikokimyasal İçerikleri ile Duyusal Özelliklerinin Belirlenmesi

    Yuksel, Ferhat; Yavuz, Busra; Durmaz, Aysun

    Bu çalışmanın amacı, glütensiz cips ürününün derin yağda kızartılmadan önce farklı sıcaklık vesürelerde ön kurutmaya tabii tutularak nem ve yağ absorplama kapasitesinin araştırılmasıdır. Ayrıcacipsin bazı fizikokimyasal içeriği ile duyusal özelliklerinin belirlenmesi de bir diğer amaçtır. 60°Cve 15 dk’ya kadar yapılan ön kurutma neticesinde örneklerin kuru madde içerikleri artarken sıcaklık70°C’ye çıkartıldığında azalma göstermiştir. Benzer olarak örneklerin yağ içerikleri aynı sıcaklık vesüreye kadar 19,21 g/100g dan 13,06 g/100g’a kadar azalma gösterirken daha sonraki sıcaklık vesürelerde artış sergilemiştir. Örneklerin kül, su aktivitesi ve protein değerlerinde herhangi birdeğişim gözlenmemiştir. Örneklerin renkleri ön kurutma işleminden önemli derecede etkilenmiş veön kurutma şartlarına bağlı olarak parlaklık ve sarılığın azaldığı, kırmızılığın ise arttığı tespitedilmiştir. Duysal analizlerde de panelistler cips örneklerine artan ön kurutma sıcaklığı ve süresinebağlı olarak düşük renk skorları vermiştir. Sertlik, tat/koku, yağlılık ve genel beğenide ise anlamlıbir fark tespit edilmemiştir. Bu çalışmada yağ içeriği azaltılmış ve daha sağlıklı glütensiz cips önkurutma işlemi kullanılarak üretilmişti

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Investigating Accuracy of Precise Point Positioning Method in a Micro-Geodetic Network

    Yalvac, Sefa

    In this study, the accuracy of Precise Point Positioning (PPP) method was investigated. For this purpose, a microgeodetic network containing 5 stations was established and 8-hour GNSS Global Navigation Satellite System (GNSS) sessions for three consecutive days were performed. At the same time, the baselines between the stations in this network were measured by Electronic Distance Meter (EDM) and the height differences are measured by the geometric leveling method. The results obtained from classical terrestrial measurements, which are considered to be highly accurate (3 mm in horizontal and few mm invertical), were compared with the results of PPP and the relative GNSS methods. As a result of the comparisons, it was seen that the values obtained from the relative GNSS analysis approximated with the classical method with the levels of 1-6 mm in the horizontal and 10-20 mm in the vertical direction. For the PPP method, it was seen that the same values varied between 1-28 mm in horizontal and 5-8 cm in the vertical component. The standard deviation values of these changes were determined as ± 2.20 mm in horizontal and ± 16.46 mm in vertical for the relative positioning technique and ± 11.43 mm in the horizontal and ± 59.48 mm in vertical component for PPP method.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Natural Events and Earth Sciences Observations in the Chronicle of Theophanes

    Maden, Nafiz; Beker, Yasemin; Nazir, Bayram

    The purpose of this work is the natural phenomena and earth sciences observations recorded in the chronicle of the Byzantine historian Theophanes from AD 284 to 813. Theophanes was born in 758/760 in Istanbul as a child of a wealthy and aristocratic family and died in exile of Samothroke island in 818. His mother name is Theodora and his father is Isaakios, the governor of the Mediterranean islands of the Byzantine Empire. Theophanes decided to continue unfinished chronic of Georgios Synkellos who died in the year 810/811 with the encouragement and desire of him. He completed his work entitled “Chronographia” covering the period between 284 and 813 years in 810-814. The chronicle of Theophanes including 90 natural events and earth sciences records is very important in terms of using very old and lost resources.

  • MakaleYalnız künye2018
    Dynamic response of a reinforced concrete minaret

    Tonyali, Z.; Günaydın, M.

    Minarets are one of the specific structure types used commonly in Islamic Countries. Many minarets weredamaged or collapsed during catastrophic events like earthquake. During an earthquake to understand theminarets’ behavior are so important since dynamic response of these structures depends on a detailedunderstanding of their structural characteristics, such as geometrical shape, supporting system, mode shapes,natural frequencies and modal damping ratio etc. This paper examines in detail a Turkish style reinforcedconcrete (RC) minaret, its finite element modeling, modal analysis and earthquake analysis. A reinforcedconcrete minaret which is generally built in Turkey is selected as an application. Three-dimensional (3D)model of the minaret and its modal analysis are performed to obtain analytical frequencies and mode shapesusing ANSYS finite element program. The minaret’s linear transient analysis is carried out using the 1992Erzincan earthquake ground motion record to obtain the earthquake behavior of the minaret. At the end ofthe study, the calculated displacement responses and maximum-minimum principal stresses concentrationsfor the minaret are briefly discussed and illustrated.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele