Yazarlar
- Abdullah Yılmaz(1)
- Adel Eldesoky Abdelhannan Shath(1)
- Adel Eldesoky Abdelhannan Shatlh(1)
- Ahmad Almohamad Alhussein(1)
- Ahmet Alpşahin(1)
- Ahmet Bayraktar(1)
- Alam Khan(1)
- Ali Fuat Futsi(1)
- Ali Rıza Öztürk(1)
- Atiye Dönmez(1)
- Aynur Atar(1)
- Ayşe Dülger(1)
- Ayşegül Bülbül(1)
- Birol Karasakal(1)
- Burak Balcı(1)
- Cengizhan Şahin(1)
- Emine İpekdal(1)
- Erdal Avcı(1)
- Fatma Çitli(1)
- Hamza Kaya(1)
- Hatice Güneş(1)
- Islam Ahmed Gad Saleh(1)
- Kerim Akbaş(1)
- Mahmut Mahmutoğlu(1)
- Mehmet Zeyrek(1)
- Mustafa Bal(1)
- Nuran Çelik(1)
- Onur Şanlı(1)
- Oğuz Ünal(1)
- Rauf Yıldız(1)
- Samet Yahya Bal(1)
- Sefa Şahin(1)
- Sümeyye Soytürk(1)
- Taha Çakır(1)
- Tahir Karaman(1)
- Ubeytullah Altuntaş(1)
- Yakup Çalışkan(1)
- Yasin Günaydın(1)
- Yunus Emre Bülbül(1)
- Zeynep Çelik Koç(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Mustafa Hayrullah'ın Tabâbet-i Adliye-i Mecânîn adlı eserinin fıkhi açıdan değerlendirilmesi
Cengizhan Şahin
Bu çalışma Osmanlı son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşamış olan Mustafa Hayrullah'ın Tabâbet-i Adliye-i Mecânîn adlı eserinin fıkhi açıdan değerlendirilmesini hedeflemektedir. Çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte tezin konusu, amacı, yöntemi ve sınırlarından bahsedilmiştir. Bu kapsamda genel olarak adli tıp ve adli psikiyatri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Birinci bölüm, tezin araştırma kısmını oluşturmaktadır. Bu bölümde Mustafa Hayrullah'ın hayatı, kişiliği ile kaleme almış olduğu eserler ve fikirleri incelenmiş, yazmış olduğu bazı eserlerle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra ise eserin fıkhi açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. Söz konusu değerlendirmeler müellifin belirlemiş olduğu bölümler çerçevesinde yapılmıştır. Burada önce eserin ilgili bölümü hakkında genel bilgiler verilmiş, sonra konunun fıkıh eserlerinde ve özellikle çağdaş çalışmalarda nasıl ele alındığına temas edilmiştir. Son olarak Mustafa Hayrullah'ın görüşleri bu çerçeveden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümün sonunda ise sonuç başlığı altında genel bir değerlendirme yer almaktadır. Üçüncü bölüm eserin günümüz Türkçesi alfabesine aktarımından oluşmaktadır. Zira Tabâbet-i Adliye-i Mecânîn adlı eser Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Aktarım yapılırken serbest metod ile latinize edilmiştir. Metnin orijinali ile kolay karşılaştırma imkanı vermesi amacıyla sayfa numaraları metnin içerisinde verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Teolojik açıdan beden mülkiyeti sorunu
Sefa Şahin
Günümüzde tıbbın ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte birçok yenilik ortaya çıkmış bu gelişmeler ile yenilikler birtakım soru ve sorunları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu soru ve sorunlar din, etik, hukuk, ahlak gibi birçok farklı alana etki etmektedir. Ötenazi, intihar, kürtaj, genetik müdahaleler, organ nakli, estetik cerrahi, cinsiyet değiştirme gibi insan bedenine yönelik müdahale, teoloji, biyoetik ve ahlak bakımından tartışılmaktadır. Beden mülkiyeti Allah'a mı yoksa Allah'ın yarattığı ve cüz'i iradeyle donattığı insana mı aittir? İnsan bu beden üzerinde dilediği değişiklik ve müdahaleleri yapmakta özgür müdür? Bu değişiklik ve müdahaleler etik ve ahlaki midir? Bu soruların ortaya çıkmasında elbette tıbbın ve teknolojinin gelişmesinin yanında değişen dünya anlayışının etkisi de inkâr edilemez. Yaygınlaşan fikir akımlarının sosyal medya ve internet gibi yaygınlık alanlarının da genişlemesiyle daha büyük kitlelere daha hızlı bir şekilde yayılmaktadır. İnsanların yaptıkları işlerde din, kanun, etik, ahlak, toplum baskısı birtakım sınır çizici etmenler mevcuttur. Ancak insanlar çoğu zaman bu sınırları yaptıklarıyla zorlamaya hatta aşmaya çalışmaktadırlar. Bu sınır çizici etmenlerin birbiriyle karşı karşıya geldiği yahut din ve kültür farklılıklarından dolayı değişiklik gösterdiği durumlar bulunur. Biyoetik değerlerle dini değerler bazı durumlarda çatışabilmektedir. Çalışmamızda beden mülkiyeti sorununa teolojik açıdan yaklaşılarak insanın özgürlüğü ve biyoetik bağlamında değinilip mezkûr sorulara cevap verilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelam, Beden, Mülkiyet, Biyoetik, Özgürlük
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bayramzade Abdullah Edib'in Din Yolunda adlı eserinde hükümlerin hikmeti
Burak Balcı
Din Yolunda adlı eser 1908 yılında Bulgaristan'ın Varna şehrinde Hristiyan olduğu anlaşılan bir müellif tarafından kaleme alınan ve Muhammed ile Mesih Arasında Hadsiz Farklar başlığıyla neşredilen, İslamiyet aleyhine önü sürülen birtakım eleştirilerin yer aldığı esere reddiye olarak Abdullah Edib tarafından kaleme alınmıştır. A. Edib eserinde öne sürülen eleştirilerin tutarsızlıktan ibaret olduğunu ortaya koyarak İslam dinini müdafaaya çalışmıştır. Bu çalışma da Din yolunda adlı eser esas alınarak hazırlanmıştır. Çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşturulmuştur. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve genel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde A. Edib'in hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, Din Yolunda adlı eserin fıkıh tarihindeki yeri, eserde ortaya konulan ve fıkha konu olan cihad, nikah, yalanın haram olması ile hükümlerin zamana yayılması konuları tetkik edilmiş, A.Edib'in bu konularda ortaya koyduğu şer'i ahkamın hikmetleri ele alınmış, hükümlerin hikmetleri tetkik edilmiştir. Bununla birlikte bahsedilen konularda Rahmetullah Hindî'nin İzhâru'l-Hak adlı eserinde ortaya koyduğu görüşlere de kısaca yer verilmiş ve iki eser mukayese edilmiştir. İkinci ve son bölümde ise Osmanlıca matbu olan eserin latinizesine yer verilmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2023Psikonsal töz olarak ruh ve bedenle ilişkisi
Samet Yahya Bal
Modern bilim ve genetikteki birtakım gelişmeler ruha atfedilen bazı özelliklere ortak oluşuyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu durum genler ve davranışlar arasında insan psikolojisi ve ruhu açısından nasıl bir ilişkinin olduğu meselesini gündeme getirmiştir. Çalışma ruhun ıstılahi anlamdaki tanımlarından yola çıkarak, günümüz genetik bilimi ve belirli gen karakterleri ve özellikleri bağlamında ruhun bedenle (genlerle) olan ilişkisini incelenmiştir. Bu amaçla da çalışmada ruh-beden ilişkisi, ruha yüklenen manalar ve davranış karakterleri gibi insan fiillerinin genlerden ve ruhtan nasıl etkilendiği ve nasıl bir etkileşim içinde oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Ruh kavramı birçok ilmi disiplin tarafından farklı yönleriyle ele alınıp tanımlanmıştır. Çalışma bu farklı yönleri değerlendirme çabası içerisinde olmakla beraber kelami olarak kuşatıcı bir ruh tanımını da hedeflemektedir. Bu kuşatıcı ruh tanımının kabulüyle birlikte birçok ilmi disiplinin şehadeti ve gözlemleriyle desteklenen hem kapsamlı hem de özel olan bir ruh anlayışı modeli de ortaya konulmuştur. Bu model ruhun bedenle etkileşim içinde bulunan bir varlık ve maddi bir gerçeklik olduğu iddiasını da içinde barındırmaktadır. Elbette bu sadece birçok ilmi disiplinden yararlanma çabası içinde ileri sürülen bir modeldir. Çalışmada "psikonsal tözsel ruhsal gerçeklik" şeklinde ifade edilen bu modelin etkileşimli ruh-beden ılımlı düalizm görüşüne daha yakın olduğu söylenebilir. Çalışma, ruhun mahiyetine dair kesin bir durum tespiti ve son nokta koymak iddiasında değildir. Nihai hedef insanın ruh, bilinç ve irade sahibi yaratıcısına ve topluma karşı sorumlu olan, genlerinin ya da çevresinin esiri, otomat bir varlık olmadığını birçok ilmi disiplinden yararlanarak vurgulanmaktır. Ayrıca ruhsal cevherin insanın bedeni ve davranışları üzerinde etkisi olan ilahi (metafizik) bir değere sahip olduğu da dile getirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kur'an'da rüşd teriminin semantik tahlili
Sümeyye Soytürk
Allah(c.c) ,insanı ve kainatı bir gaye için yaratmıştır. İnsanın dünyaya gönderilmesindeki temel gaye Allah'a kulluk etmesidir. İnsan bu gayeyi gerçekleştirirken zorlu bir süreçten geçer. Allah(c.c.), insanın bu zorlu süreci başarı ile tamamlayabilmesi için Peygamberler göndererek ve vahiyle insanlara yol göstermiştir. Allah(c.c.)'ın insanı doğru yola sevk edebilmesi için gönderdiği vahiy, irşad edicidir. Dünyada yolunu her an kaybedebilme endişesi taşıyan insana yol göstericidir. Bu araştırmada rüşd kavramını incelerken, bu kelime ile bağlantılı olarak irşad, tebliğ, davet ve hidayet gibi kavramlar da incelenecektir. Rüşd kelimesi ile yakın eş, zıt ve yakın anlamlı kavramlar incelenir, ayetlerin anlamları farklı tefsirlerin ışığında açıklanacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kadın ve aile ilmihalleri
Ayşegül Bülbül
Bu tezde Müslüman bireylerin başucu kitabı niteliğinde olan, inanç, ibadet ve ahlak alanlarında ve hemen herkesin günlük hayatta karşılaşılması muhtemel meselelere yönelik bilgileri içeren ilmihal çalışmalarını bazı hususlara dikkat çekerek incelemeye çalıştık. İki bölümden oluşan çalışmanın, birinci bölümünde ilmihal kavramını açıklayarak bu çalışmaların bilgi kaynaklarından bahsettik. Sonrasında ilmihal çalışmalarının çeşitlerine yer verip bu çalışmaları hacimlerine ve konularına göre ayırarak inceledik. İlgili bölümdeki ilmihal çeşitlerinin içeriği ile ilgili öz cümleler ile bilgiler verdik. Bir kaçı çalışmada da incelenen, cumhuriyet öncesi ve sonrasında yazılmış olan kadın ve aile ilmihallerini tespit ederek yazılma nedenleri üzerine durduk. Bu bölümde, yazarların bu çalışmaları inşa ederken görüşleri de dikkate alınmıştır. Ayrıca günümüz şartları ve müminlerin ihtiyaçları da göz önüne alınarak çalışmaların yazılış nedenlerini incelemeye çalıştık. İkinci bölümde ise tezimizde incelemiş olduğumuz eserlerde yer alan temel konuların içeriklerine yer verdik. İlmihallerde konuların nasıl işlendiği, görüş farklılıkları, kullanılan kaynaklar, şekil ve üslupları, eserlerin hacimleri gibi birçok açıdan karşılaştırmalarda bulunduk. Son olarak kadın ve aile ilmihallerine yönelik yapılan değerlendirme ve tenkitlere değindik. Bu kısımda tezimizde ismen belirtmiş olduğumuz ilmihal çalışmalarından yola çıkarak kendi bulgularımıza ve tekliflerimize de dikkat çektik.
- Doktora TeziAçık Erişim2023Dr. Muhammed İmâra'nın entelektüel projesinde Kur'an ve ilimleri
Adel Eldesoky Abdelhannan Shatlh
The research dealt with Muhammad Emara and his Quranic upbringing in his village and his religious formation beginning with his memorization of the Holy Qur'an, and his study of the Arabic language, so the impact of this appeared in his attempt to lift the injustice against the people of his village, taking the Holy Qur'an as a beacon, and he was influenced in the prime of his youth by some of what was widespread from Marxist thought, and tried to benefit from it to achieve social justice based on the governance of the Qur'an, so he prolificed his intellectual output written and audible, and the depth of his thought and the lack of understanding of many of his opponents - despite his effort to define terms Addressed in his books and edited - it has become the purpose of their arrows, and calculated each on the other, one of the two groups has thrown him to retire but Westernization, but infidelity despite his adherence to the heritage, and derived from it what suits the reality without throwing it with rigidity because it is heritage, it was again for the branches without assets, the change of the situation necessitates the change of fatwa, a reader of the transfer of reason, and on the contrary, others have accused him of radical fundamentalism, although he is a supporter of ijtihad, and did not leave the Western expatriate to his Western, he took from him what fit for reality and did not contradict with He retracted some of what he saw before when his mistake was found after the maturity of his scientific personality, and his life remained a defender of the Qur'an, refuting the suspicions raised around him, such as the issues of the abrogated, abrogated, arbitrator and similar, and the reasons for the revelation through the historicity of the Qur'an, and an employee of the concepts of jihad and ijtihad in addressing the issues of society, and he was granted many awards from some bodies, as many thinkers considered him One of the innovators and defenders of religion, as he did not see the Qur'an as an alternative to solving the problems of society as his opponents thought.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Hz. İbrâhim dönemi elçilerinde evlat-ebeveyn ilişkisi
Yunus Emre Bülbül
Bu çalışma, Hz. İbrâhim Dönemi Elçilerinde Evlat-Ebeveyn ilişkisini ele almıştır. Çalışma iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde konuyla ilgili elçilerin aile fertleriyle yaşadıkları olaylar kısaca anlatılmıştır. Bu dönemde Hz. İbrâhim'in çevresinde birçok elçinin bulunduğu görülmüştür. Onların hayatları, kıssaları ve Kur'ân'da anlatılan durumlarına kısaca ve kronolojik olarak temas edilmiştir. İkinci bölümün ilk kısmında bu dönemdeki resullerin elçiler olarak ve babalar-eşleri olarak evlatlarıyla yaşadıkları olaylar anne-baba ve çocuk ilişkileri kapsamında incelenmiştir. Bu açıdan Kur'ân'da Hz. İbrâhim, Hz. Lût, Hz. İsmâil, Hz. İshâk, Hz. Yakûb ve Hz. Yûsuf kıssaları baba-anneler olarak çocuklarıyla münasebetleri irdelenmiştir. Yine ikinci bölümün ikinci kısmında ise evlatların, yani elçilerin çocuklarının anne ve babalarına yani elçi olan babalarına karşı davranışları ele alınmıştır. Aile fertleri arasındaki ilişkiler ele alınırken özellikle evlatların anne ve babayla olan münasebetlerindeki örnek oluşturacak münasebetlere temas edilmiştir. Bir başka temas edilen nokta ise anne ve babanın evlatlarıyla olan ilişkilerinde olmuştur. Bu bağlamda nebilerin aile bireyleri ile ilişkilerinde örnek birer şahsiyet oldukları vurgulanmıştır. Ayrıca burada incelenen aile içerisindeki ilişki biçimlerinin, geçmişten günümüze kadar her topluma hitap edebilecek özellikte oluşlarına dikkat çekilmiştir. Bu açıdan özellikle müslüman aile bireyleri için elçilerin aile fertleriyle olan ilişkileri, örnek olmalarıyla ilişkilendirilmiştir. Resullerin aile fertleriyle ilişkileri ele alınırken öncelikle Kur'ân'da yer alan ayetlerden, ardından tefsir, hadis ve tarih kitaplarından, tezlerden, makalelerden istifade edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022"Hadislerle İslam" adlı eserde aile hakkındaki hadislere getirilen yorumların fıkhî açıdan değerlendirilmesi
Mehmet Zeyrek
Tezin ana konusunu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kurulan komisyon üyelerince telif edilen Hadislerle İslam eserinde âile hukuku açısından ahkâm hadislerinin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Bu yüzden çalışmada âile hukuku ile ilgili konulara genel manada yer verilmiştir. Ardından Hadislerle İslam'da zikredilen âile hukuku ile ilgili hadislere dair yorumlar, tahliller ve tercihler incelenmiştir. Komisyonun ortaya koymuş olduğu tercihler hangi hadislere dayanmaktadır bu husus tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel anlamda âile hukukunun neyi ifade ettiği konu edilmiştir. Sonrasında evlilik öncesi evreler yani kız isteme, nişanlanma vb. konular işlenmiştir. Ayrıca nikâh ve nikâhla ilintili hususlar ele alınmıştır. İlgili bölümde evlilik çeşitlerine, kadının nikâh akdiyle hak ettiği mehre ve nafakaya, nikâhın hükmüne ve kaç kişiyle evlenilebileceğine değinilmiştir. İkinci bölümde ise boşanma ve boşanmadan doğan sonuçlar etraflıca incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Âile, Boşanma, Kefâet, Nikâh, Nişan.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim202220.yüzyılda hilafet tartışmaları Hoca İsmail Şükrü örneği
Onur Şanlı
Türkiye'de modernleşme serüvenine bakıldığında hayata geçirilen inkılaplar neticesinde yaşanan kültürel ve kurumsal değişimlerin başında şüphesiz hilafetin kaldırılması gelmektedir. Hilafet, 19. ve 20. yüzyılda Müslümanların ve Müslüman ülkeler üzerinde emperyal hedefleri olan ülkelerin en çok üzerinde durduğu dinî ve siyasi konu olmuştur. Osmanlı Devleti'nin son döneminde başlayan modernleşme hareketleri ve bu duruma paralel olarak yaşanan siyasi olaylar, hilafet merkezli tartışmalara hız kazandırmıştır. Büyük Millet Meclisi'nin ilk dönem Afyonkarahisar milletvekili olan Hoca İsmail Şükrü Efendi'nin kaleme aldığı, Hilafet-i İslâmiye ve Büyük Millet Meclisi adlı risale bize dönemin siyasi tartışmaları hakkında bilgi sunmaktadır. Saltanat ve hilafet makamının kaldırılmasına giden süreçte Mecliste ve kamuoyunda çıkan tartışmalar Hoca İsmail Şükrü özelinde değerlendirilmiştir. İsmail Şükrü'nün yazmış olduğu Hilafet-i İslâmiye ve Büyük Millet Meclisi adlı risale dönem itibarıyla siyasetin gündemini hayli meşgul etmiştir. Hoca İlyas, Hoca Halil Hulki ve Hoca Rasih Efendiler, İsmail Şükrü'nün yazmış olduğu risaleye karşı Hakimiyet-i Milliye ve Hilafet-i İslâmiye adlı karşı risaleyi yayınlamışlardır. Kaleme alınan risale, İsmail Şükrü'nün hilafet makamına dair ileri sürdüğü fikirlere, siyasi ve dinî itirazları içermektedir. Çalışmamızda söz konusu risaleler ışığında dönemin siyaset anlayışında hilafetin konumu değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Zümer Sûresinin tefsiri
Birol Karasakal
Allah Teala Kur'ân'ı Ker'îm'i insanları doğru yola iletmek için göndermiştir. Fakat Kur'ân âyetleri kendinden önce indirilen ilahi kitaplar gibi toptan değil; kısım kısım indirildi. Yirmi üç seneyi bulan inzâl sürecinde Allah Teala farklı isimlerde ve farklı konularda sûreler indirmiştir. Mekkî ve Medenî olarak iki kısma ayrılan sûrelerin genel özelliklerine bakıldığında, Mekke döneminde indirilen âyetlerin daha çok inanç konularına temas ettiği, Medine döneminde indirilen âyetlerin ise daha çok ibadet ve muamelet konularına temas ettiği görülmektedir. Zümer Sûresinin Tefsiri isimli bu çalışmamızda ise Mekkî surelerden olan zümer sûresini ele aldık. Zümer sûresinin Mekkî sûrelerin genel özelliklerini yansıttığını gördük. Sûrede genel olarak insanları Allah'a şirk koşmaktan uzak tutmaya, Allah'ın birliğine imana, ihlâslı ve samimi olmaya, ahiretin varlığına imana, cennet ve cehennem ehlini bekleyen sona ve ahlaki konulara vurgu yapıldığını gördük. Çalışmamızın ilk kısmında sûrenin genel bir tanıtımını yaptık. Esas bölüm olan ikinci kısımda ise sûrenin metni ve mealini verdikten sonra klasik ve modern tefsirlere müracat ederek âyetleri tek tek ele aldık. Âyetleri tek tek ele alırken klasik ve modern tefsirlerde konu ile alakalı farklı bir görüş varsa onları da zikrettik. Anahtar Kelimeler: İhlâs, Kur'ân, Tefsir, Tevhid, Zümer sûresi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İslam hukukunda nafakanın mahiyeti ve kapsamı
Fatma Çitli
İslam hukukunda nafaka anlayışı, nafakanın hukuki sebep ve çeşitleri, nafakanın kapsamına giren iaşe, giyim, mesken, tedavi, ilaç, bazı yan ihtiyaçlar, hidane ücreti, hizmetçi masrafları , nafaka alacaklısını evlendirilmesi, techiz, tekfin masrafları gibi nafakanın aynı veya nakdi olarak temin edilmesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Cessâs'ın Ahkâmü'l-Kur'ân adlı eserinin dilbilimsel tefsir açısından incelenmesi
Ubeytullah Altuntaş
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'in (s.a.v.), Kur'ân'ı tefsir ve tebyîn etme görevini ömrünün sonuna kadar hakkıyla yerine getirdiği bilinmektedir. Son peygamberin vefatının ardından yaşanan fetihlerle birlikte ortaya çıkan toplum yapısı sonucunda dildeki bozulmaya paralel olarak dil çalışmalarının arttığı ve Kur'ân tefsirinde dilbilimsel tefsir akımının ortaya çıktığı görülmektedir. Aynı zamanda değişen toplum yapısına uygun yeni İslâmî hükümlerin oluşturulma ihtiyacı hasıl olmuştur. Buna bağlı olarak Kur'ân'ın ahkâm âyetlerinin incelendiği Ahkâmü'l-Kur'ân tefsirlerine yönelik çalışmalarda artış yaşandığı kayıtlarda yer almaktadır. Âlimlerin tefsir kitaplarını genellikle ustalık dönemlerinde yazdığı ve bu tefsirlerde tüm ilmî birikimlerini ortaya koyduğu görülmektedir. Bu bağlamda, hicrî 4. yüzyılda yaşayan Ebû Bekir el-Cessâs'ın yazdığı son eser olan Ahkâmü'l-Kur'ân tefsirinde yaptığı dilbilimsel izahlar dikkat çekmektedir. Onun dilbilimsel tefsirde hatırı sayılır bir birikime sahip olduğu, yaptığı dilbilimsel açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bu araştırmada Cessâs'ın tefsirinde yaptığı dilbilimsel açıklamalar incelenmekte ve ahkâm eserinin dilbilimsel tefsir açısından önemi tespit edilmeye çalışılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Muhammed Ferid Vecdî'de nübüvvetin bilimsel temellendirilmesi
Yakup Çalışkan
Muhammed Ferid Vecdî, XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başlarında yaşamış Mısırlı bir ilim adamıdır. Gerek dini, gerekse de beşeri alanda çalışmaları bulunan Vecdî, Tefsir, Kelam, Felsefe ve Edebi alanlarda pek çok eser telif etmiştir. Bununla beraber hacimli bir ansiklopedik esere de sahiptir. Dolayısıyla Vecdî'nin pek çok alanda donanımlı bir ilim adamı olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca önemli bir edebi kişiliğe sahip olan Vecdî, el-Ezher dergisinde pek çok yazı kaleme almıştır. Bu Çalışmamızda Ferid Vecdî'yi ele almamızdaki neden, fikirlerinin pek çok âlimden farklı olmasıdır. Zira onun düşüncelerinin temelinde Batı'da aldığı eğitim yatmaktadır. O Batı'da elde ettiği düşünceleri İslâmî kimliğe aykırı olmayacak şekilde öne sürmeye çalışmıştır. Konu olarak nübüvveti seçmemizdeki amaç; son dönem âlimlerinden olan Vecdî'nin nübüvvet konusuna ne gibi yenilikler kattığını ortaya koymaktır. Çünkü Vecdî de "Yeni İlm-i Kelâm" anlayışını savunan âlimlerden birisidir. Müellifimizin bu konuda bilimsel temellendirmeye gitmesindeki neden ise aklın bu gibi konuları daha kolay bir şekilde kabul etmesini sağlamasıdır. Son olarak bu çalışmayı nesnel bir bakış açısıyla ele almaya gayret ettik. Ferid Vecdî'nin nübüvvet konusu özelindeki görüşlerinin tutarlı olup olmadığını ortaya koymaya çalıştık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ahmed b. Türkî'nin Hidâyetü'l-münîb fî İhtisâri't-Terğib ve't-Terhîb adlı eserinin tahkîki ve metodu
Zübeyir Işık
İlk asırlarından itibaren İslâm'ın ikinci temel kaynağı olan sünnete ulemâ büyük önem vermiştir. Nitekim onlar dağınık olan hadislerin toplanması, tasnif edilmesi ve anlaşılması için büyük çaba sarf etmişlerdir. Pratik hayatta Müslümanlara fayda sağlayacak, onları yanlışlardan uzak tutup hayra teşvik edecek hadislerin müstakil kitaplarda toplanması da bu gayretlerin bir ürünü olmuştur. Bu hususta sarfettiği çabası asrının âlimleri tarafından bilinen Münzirî kıymetli bir eser kaleme almıştır. Sonraki âlimler de bu kitap üzerinde ihtisar ve hâşiye türünde çalışmalar yapmışlardır. Ahmed b. Türkî el-Menşelîlî'nin Hidâyetü'l-münîb fî ihtisâri't-Terğîb ve't-terhîb isimli eseri bu çalışmalardan biridir. Bu çalışmanın amacı, Ahmed b. Türkî el-Menşelîlî'nin Hidâyetü'l-münîb fî ihtisâri't-Terğîb ve't-terhîb isimli eserini tahkik edip ilim dünyasına sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Ahmed b. Türkî, Hadis, Hidâyetü'l-münîb, Münzirî, Tahkik
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Asr-ı Saadet'te eğitim
Ayşe Dülger
Eğitim, insan var olduğundan beri ihtiyaç duyulan ve her dönemde farklı uygulamaları ile formdan forma giren bir olgudur. Eğitimin insanlık tarihi kadar geçmişi vardır denebilir. Bu zamana kadar eğitimin ne olduğu ile ilgili bir kitap olacak kadar tanım yapılmıştır. Ortak paydada buluşulan nokta eğitimin bireye olumlu katkı sağlamak için var olduğudur. Eskiden eğitim-öğretime çok fazla önem verilmezken günümüzde bu bilinç gelişmiş ve eğitim insan hayatındaki en önemli yerini almıştır. Bunun bir sonucu olarak farklı uygulamalar ve metotlara gidilmiş eğitimde en etkili yöntemler bulunmaya çalışılmıştır. Ama maalesef imkânların fazlalığına rağmen istenen etkili sonuçlar alınamamaktadır. Eğitimin bu kadar önemsendiği bir zaman diliminde "Acaba İslam kültüründe neler uygulanmıştır?" sorusu akla gelmiş ve geçmiş devirlere bakılma ihtiyacı hissedilmiştir. Önceki devirler göz önüne alındığında karşımıza kısa zamanda en etkili sonuçlar alması ile Hz. Muhammed (sav) çıkmıştır. Onun içinde bulunduğu dönem karanlık çağ diye anılıyor herkes de böyle anılmasında bir nebzede olsa rol oynuyordu. Hz. Muhammed (sav), bu ortamda eğitime, ilme çok önem vermiş uygulamaları ve izlediği yollarla karanlıkta olan bir toplumu aydınlığa ulaştırmıştır. Bu yönüyle Hz. Muhammed'in (sav) bütün hayatı incelenmiştir. Eğitim, insanın bütün hayatını şekillendirici bir etkiye sahip olduğundan güvenilir kimselerce doğru uygulanması çok önemlidir. Tezde güvenilir kimselerin özellikleri ve doğru uygulamalardan kısaca bahsedilmiş, güvenilir bir insan ve doğru uygulamaları ile etkili sonuçlar alan Hz. Muhammed'in (sav) eğitimle alakalı izlediği yollar, uyguladığı yöntemler ve bütün hayatı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Mekke ve Medine'de geçirdiği dönemler ve buralarda eğitim-öğretim adına yaptığı faaliyetler, izlediği yollara yer verilmiş kadınlara, gençlere, yetişkinlere, çocuklara, aileye, topluma, fertlere ayrı ayrı ilgileri eğitici davranışları üzerinde değerlendirmede bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Asr-ı Saadet, Hz. Muhammed (sav), Mekke, Medine
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kur'an'da keyd kelimesi ve Hz. Yûsuf kıssası
Hatice Güneş
Tarih boyunca insanlar faaliyetlerinden dolayı farklı nitelemeler almışlardır. Bu nitelemeler genel mahiyette; dini kimlikle, sosyal yaşamla ve etnik kökenle ilişkilidir. İnsanlığa kılavuz olarak indirilen Kurʾan'da ise bu nitelemelere dair örnekler mevcuttur. Kur'an özellikle dini kimlikle şekillenenlere vurgu yapmaktadır. Bu dini kimliklerin kategorize olmasında bir takım unsurlar bulunur. Allah'a ve O'nun emirlerine inanan müʾmin, bu emirleri yalnızca dili ile tasdikleyenler münafık, Allah'ı ve emirlerini reddedenler ise kâfir olarak anılmaktadır. Allah, dinin kılavuzu olan Kurʾan'ın ve emirlerinin tebliğ edilmesi için insanlara peygamberler göndermiştir. Peygamberler görevlerini yerine getirirken birçok keyd/tuzak ile karşılaşmıştır. Bu keyd uygulayıcısı, bazen acımasız bir hükümdar bazen putperest bir müşrik bazen şeytanın kendisi bazen de hased ve nefretle dolu bir kadın olmuştur. Bunun misallerini Hz.Yûsuf kıssasında ve daha birçok âyette görmek mümkündür. Bahsi geçen kimselere ve keydlerine karşı, peygamberlerin ve müʾminlerin destekçisi Allahu Teâlâ olmuştur. İnananları keyde maruz bırakmak isteyenlerin hileli planları büyük ölçüde ifşa olmaya mahkûmdur. Kurʾan'da kimsenin Allah'ın gazabından kurtulamayacağı vurgulanmakta olup Kurʾan muhataplarına da uyarı yapılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kur'ân'da mal kavramı ve Kârûn Kıssası
Atiye Dönmez
Kur'ân'ın mal konusundaki yaklaşımını incelediğimiz zaman onun, malı reddetmediğini, hoş karşıladığını, malın hayat için gerekli olduğunu görürüz. Bu noktada eleştirilen husus malın kendisi değil, insanın ona karşı sergilediği tavrıdır. Başka bir ifadeyle insanın mala hakîm olup, malın insana hakîm olmamasıdır. Nitekim insanın mal ile olan ilişkisi denizle gemi ilişkisi gibidir. Gemi denizden su almadıkça deniz sayesinde yüzer ve hedefine ulaşır. Su almaya başlarsa batar. İnsan da malı araç olarak değil de amaç olarak görürse geminin içinde dolan su gibi insanın gönlünü doldurur ve insanın helâk olmasına sebep olur. İnsan sahip olduğu malın mutlak mâliki değildir. Kur'ân'da mülkiyet çift boyutlu olarak ele alınır: mutlak mülkiyet hakkının Allah'a ait olması, mülkiyetin izafî olarak insana ait olması. Bu ikili anlayışla Kur'ân, insanın nefis ve şeytan gibi faktörlerden etkilenerek mal ile kibirlenmemesi, gururlanması, enâniyet sahibi olmaması, kendini kendine yeterli görmemesi gerektiği düşüncesini yerleştirerek bir denge kurmaya çalışmıştır. Bunun en dikkat çeken örneği de Kasas sûresi 76-82 âyetleri arasında yer alan Kârûn örneğidir. Kur'ân'da Kârûn'un dillere destan malına vurgu yapılmış fakat mala sahip olması tenkit edilmemiştir. Sadece malın kişisel olarak olumsuz tutum ve davranışlara, değer yitimine gerekçe oluşu tenkit edilmiştir. Buradan hareketle Kur'ân malın sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç, mevki olmaması; bunlardan her kesimin dengeli ve adaletli bir şekilde yararlanması gerektiği şeklin de özetlenecek bir ahlâk prensibi ortaya koymuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-Müctehid adlı eserinin oruç kitabında yer alan hadislerin muhtelifü'l-hadîs açısından değerlendirilmesi
Ali Rıza Öztürk
Bu çalışmada, İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid ve nihâyetü'l-müktesid adlı eserinin oruç kitabında yer alan hadisler Muhtelifü'l-hadîs açısından inceleme konusu yapılmıştır. Bu çerçevede on yedi farklı mesele ele alınmıştır. İbn Rüşd'ün söz konusu meselelerle ilgili birbirine zıt manada getirmiş olduğu rivayetler ve bu rivayetlerle ilgili vermiş olduğu bilgiler değerlendirilmiştir. Rivayetler incelenirken, temel hadis kaynakları, hadis şerh eserleri ve müdellel (delillendirilmiş) fıkıh eserleri kaynak olarak kullanılmıştır. Tez çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri kullanılmış olup muhtelifü'l-hadîs kapsamına giren hadisler tespit edilmiştir. Sonrasında ilgili hadisler, dökümantasyon yöntemiyle kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler analiz yöntemiyle incelenerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Bidâyetü'l-müctehid, İbn Rüşd, Muhtelifü'l-hadîs, Oruç, Teâruz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Genetiği değiştirilmiş organizmaların İslam hukuku açısından değerlendirilmesi
Kerim Akbaş
Genetiği değiştirilmiş organizmaların İslam hukuku açısından incelenmesi helâl gıda açısından önemlidir. Konunun anlaşılması için birçok boyutunun ortaya konulması zaruridir. Konunun İslam hukuku perspektifinden değerlendirilmesiyle bu konuda duyarlılık oluşturulması elzemdir. Genetiği değiştirilmiş organizmaların geçmişi ve bugünü değerlendirilirken, konu ile ilgili geleceğe dair tahminlerin de ortaya konulması önemlidir. Bu çalışmada genetiği değiştirilmiş organizmaların, kavramsal çerçevesini ortaya koymaya çalıştık. Genetiği değiştirilmiş organizmaların önemi, tarımdaki yeri, elde edilişi ve analizi gibi teknik konulara yer verdik. Aynı zamanda genetiği değiştirilmiş organizmaların faydalarına ve zararlarına değindik. Konuya hukuki açıdan bakarken, konuyu öncelikle günümüz hukuku açısından da ele aldık. Sonrasında, sözü İslam hukukuna getirerek, konuyu helâl ve haram kriterleriyle ve helâl gıda boyutuyla yorumlamaya gayret ettik. Konu ile ilgili İslam hukuku açısından kurumsal ve bireysel görüşlere yer verildikten sonra kendi görüşümüz de ortaya konulmaya çalışılmıştır.
