Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Demirtaş, Haşim(3)
- Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı(2)
- Taşdelen, Birgül(2)
- Ak, Sibel(1)
- Aslan, Emre Ş(1)
- Ayaz, Ferihan(1)
- Ayaz, Hakan(1)
- Aykaç, Malik(1)
- Demir, Sertac Timur(1)
- Dudu, Esra(1)
- Evren, Savaş(1)
- Hidiroglu, Irfan(1)
- Karaman, Esra Dudu(1)
- Koçan, Mahmut(1)
- Kucur, Ayşe Bilginer(1)
- Nisan, Fatma Nisan(1)
- Tuğcu, Muhammed Said(1)
- Yetkiner, Beyler(1)
- Yildirim, Besim(1)
- Yildiz, Salih(1)
- Yilmaz, Adem(1)
- Öksüz, Hicret(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Teknolojik İlerlemecilik Bağlamında Kültür Emperyalizmi’nin Marvel Sineması Özelinde İncelenmesi
Karaman, Esra Dudu; Aykaç, Malik
Kitle iletişim araçları içerisinde global olarak nitelendirilebilecek olan sinemanın kültür emperyalizmi oluşturacak biçimde şekillendirilmesi, dünya üzerinde egemen olan ideoloji ve kültürün yayılmasına yol açabilmektedir. I. Dünya savaşı sonrasında sinemayı Hollywood adı altında endüstrileştiren Amerika, kendi kültürünü dünyaya yaymakta önemli bir yere sahiptir. Kurduğu sinema endüstrisinin yanı sıra film içerisinde kullanılan klasik anlatı, karakter yapısı vb. birçok parametre Amerika’yı yüce bir konuma yerleştirecek biçimde ele alınmakta dır. Ameri- ka’nın himayesinde bulunan küresel medya şirketleri; Amerika’nın düşünce, kültür ve değerlerini destekleyecek biçimde filmler içerisinde konumlandırılmaktadır. Bu durum Amerika dışındaki ülkelerin kültür ve değerlerini korumasını engellemesinin yanı s ıra Amerika kültürüne özendirdiği görüşünü de ön plan çıkarmaktadır. Çalışma-da, Hollywood Sineması’nın bünyesinde var olan Marvel Studios’un yapımcılığını yapmış olduğu doğa üstü filmle-rin, dünya genelinde egemen olan düşünceyi ve Amerika’nın kendi kültü rünü yaymasındaki rolü araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır. Çalışmada Marvel filmlerinin göstergebilimsel analizi yapılarak, batı kültürü -nün filmler özelinde nasıl kodlanarak başka ülkelere sunulduğu analiz edilmiştir. Çalışmada Marvel sinematik evreninde yer alan karakterlerin; milli duyguları yüksek, iyi kalpli, üstün teknolojiye sahip ve küresel tehditler karşısında nihai kararları alabilen figürler olara k sunulmakta olduğu, bu temsiller Batı’nın, özellikle Amerika’nın ideolojik üstünlüğünü ve evrensel kurtarıcılık rolünü meşrulaştıran bir anlatı yapısına hizmet ettiği görülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Sosyal medyada hayran kültürü: youtube örneği
Kucur, Ayşe Bilginer; Öksüz, Hicret
Yakınsak teknolojiler ve katılımcı kültürün etkisiyle hayranlık kavramı boyut değiştirmiş, hayran toplulukları eskiye nazaran daha görünür hale gelmiştir. Sosyal ağlar, interaktivite, fenomenle doğrudan iletişim kurabilme, görünür olma gibi birçok etken hayran topluluklarını genişletmiş, bu durum hayranlara özgü bir kültür oluşumuna ortam hazırlamıştır. Bu çalışmanın amacı, sosyal platformlarda hayranların katılımcı kültürel ortamda hayranlıklarını ifade etme biçimlerini incelemektir. Çalışmada seçilen YouTube kanallarının yorum bölümündeki dijital veri setlerinden toplanan veriler, belirlenen kategoriler çerçevesinde içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda, hayranların en görünür olduğu sosyal medya platformlarından biri olduğu ve onlara düşüncelerini ifade etme ve etkileşime girmelerine olanak sağlayan bir yorum alanına sahip olduğu için YouTube platformu tercih edilmiştir. Belirlenen kategoriler kapsamında en çok aboneye sahip “Orkun Işıtmak”, “Kafalar” ve “Merve Özkaynak” YouTube kanalları örneklem olarak belirlenmiş ve bu kanalların belirli zaman aralıklarında seçilen video içeriklerinin yorumları içerik analiz yöntemi ile irdelenmiştir. İnceleme neticesinde hayranlığın, hareket alanının genişlediği ve katılımcı kültürün bir parçası olarak daha etkileşimli bir yapıya büründüğü sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Okul tıraşı: foucaultçu bir yaklaşım
Demirtaş, Haşim
“İktidar” denildiğinde kavramın zihinde beliren imgelerinden biri siyasal iktidardır. Bu, kavramın dar bir çerçevede algılanması demektir çünkü iktidar, hayatın çok daha geniş alanlarına etki etmektedir. Foucault, iktidar algısına yönelik sınırları ortadan kaldırarak genişletmiştir. Ona göre iktidar, kurumlarda üretilen ve insan ilişkilerinde kendini gösteren bir olgudur ve her iktidar kendi ötekisini yaratmaktadır. Sinemanın toplumu ve insanı anlatan bir sanat olduğu görüşünden hareketle, üretilen bu iktidar örüntülerinin beyaz perdede kendine temsil alanı bulduğunu söylemek mümkündür. Ferit Karahan’ın Okul Tıraşı (2021) filmi, iktidar pratiklerinin nasıl gerçekleştiğini ve bunun da öğretmen-öğrenci ilişkilerini nasıl yapılandırdığını gösteren, Türkiye sosyolojisinin bir kesitinin fotoğrafını çeken bir yapımdır. Bu çalışma, öncelikle Foucault’nun iktidar kavramını özetlemiş, ardından da bu açıklamalar çerçevesinde “öteki”nin nasıl üretildiğini ve okul kurumu içinde nasıl görünür olduğunu sosyolojik analiz yöntemiyle açıklamıştır. Çalışmanın sonucunda filmin Foucault’nun belirttiği iktidar biçim ve disiplin tekniklerini içerdiği görülmüştür.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2024Görmek değişmektir: kültürel mirasın ekran aracılığı ile anlatımı
Taşdelen, Birgül
Her çağın bakışı, o çağın düşüncesini yansıtır. Bu yönü ile ele alındığında insanlık tarih boyunca yaptıklarıyla ve yaşadıklarıyla kendini hatırlatma noktasında sınırsız anlam ve etkilere sahip temsiller dünyası oluşturma gayreti içerisine düşmektedir. Dolayısıyla değişik amaçlar için tasarlanmış bu temsillerin, üst düzeyde etkilediği bir kültür içinde yaşadığımızı ifade etmek yanlış olmayacaktır. Sürekli kuralları ve uzlaşımları değişen farklı temsil sistemlerinin tezahür ettiği bu imgeler ve sözcükler bize hayatı anlamlandırma açısından geniş bir bakış açısı sağlamaktadır. Bugün, her şeyi her zamankinden oldukça farklı görmekteyiz. Teknolojinin yaşam biçimlerimiz üzerindeki giderek artan etkisi ve insan duyularının algılamasının düzenlenmesinde kullanılan yeni radikal sunum araçları, dünyayı keşfetme yollarımızı hem tasvir etmeyi hem de sorgulamayı amaçlar. Bu bağlamda yeni medya teknolojileri iletişim, etkileşim ve aktarım özellikleri bakımından günceli yakalamış, sadece kullanıcıya sunum araçlarını değiştirmekle kalmamış aynı zamanda deneyimlerin üretildiği sosyal, ekonomik, politik ve kültürel ortamları da etkilemiştir. Medyadaki bilimsel uygulamalar arasında yer alan belgesel sinema da sosyal ve kültürel değişimlerle her zaman birbirine bağlı estetik ve teknolojik büyümenin aşamaları üzerine kurulu ve bunu merkez alan organik bir değişim sürecinin parçasıdır. Bu çalışmanın amacı gerçekliği izleyici hafızasıyla etkileşime geçirerek anlatısallaştıran sayısallaştırmanın, çağdaş bellek üzerindeki bazı önemli sonuçlarını teorik olarak araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada post-dijital durum ve dijitalleşmenin bellekle olan ilişkisi hakkında genel bir giriş yapılacak ardından ekran aracılı deneyim açıklanarak, ekran aracılı deneyimlerin izleyici üzerindeki etkilerinin izi sürülecektir.
- MakaleAçık Erişim2024Nietzsche ile Darwin Arasında: Snowpiercer (2013)
Demirtaş, Haşim
Charles Darwin ve Friedrich Nietzsche, dünya düşünce tarihinde önemli ve tartışmalı bir yere sahiptir. Darwin'in evrim teorisi, zaman içerisinde insan topluluklarına da uyarlanmış ve sosyal Darwinizm, toplumsal ilerlemenin açıklamalarından biri olarak ele alınmıştır. Nietzsche ise sıklıkla Darwinci olmakla ilişkilendirilmiştir. Bu ilişkilendirmenin nedeni, her ikisinin de canlıların hayatta kalmak ve varlığını devam ettirmek için ihtiyaç duyduğu motivasyonları tanımlamalarından kaynaklanmaktadır. Darwin için bu motivasyon, varoluş mücadelesi ve en uyumlular hayatta kalır mottosuyken; Nietzsche için güç istencidir. Film endüstrisi için sosyal Darwinizm ilgi çekici bir başlıktır ve sinemada birçok kez ele alınmıştır. Bu çalışmanın teorik altyapısını sosyal Darwinizm ve güç istenci kavramları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, yönetmenliğini Bong Joon Ho'nun yaptığı Snowpiercer (2013) filmi amaçlı örneklem dahilinde seçilmiştir. Bu çalışma, Snowpiercer, sosyal Darwinizm ve güç istenci kavramlarıyla okunabilir mi? sorusuna cevap aramaktadır. Çalışmanın yöntemi nitel içerik analizidir. Çalışmanın sonucunda Sosyal Darwinist bakış açısının filmde kendine yer bulduğu görülmüştür. Bununla birlikte karakterlerin eylemlerindeki temel motivasyon kaynağının hayatta kalma içgüdüsü değil, güç istenci olduğu ortaya çıkmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Uyarlama Filmlerde Toplumsal ve Kültürel Farklılıklar: Fıstık Gibi Maşallah (1964) ve Some Like It Hot (1959) Örnekleri
Demirtaş, Haşim
Roman ve tiyatro sinema tarihinin her döneminde yapımcı ve yönetmenlerin yararlandığı kaynaklar olmuştur. Birçok tiyatro oyunu ve edebi eser, sinemaya uyarlanmıştır. Türk sineması da ilk yıllarından itibaren bu aktarım yöntemini kullanmıştır. Orijinal metinden sinemaya uyarlanan filmlerin yanı sıra, uyarlama bir filmin de uyarlaması yapılabilir. Uyarlama filmler, zaten hazır olan senaryo, karakter, mekân, müzik ve diğer biçemsel unsurlar sayesinde uyarlama yapmak isteyen yönetmenler için bir şablon gibidir. Yapılan tek şey, kaynak filmdeki konunun tamamen veya kısmen alınması, karakterlerin, çevrenin, diyalogların ve müziğin Türkçeleştirilmesinden ibarettir. İçinden çıktığı topluma ait kültürel bir ürün olan filmlerin uyarlama yoluyla bir başka kültüre aktarılmasında değişen toplumsal ve kültürel farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada Oscar, Altın Küre, BAFTA gibi uluslararası film yarışmalarında ödül alan Some Like It Hot/Bazıları Sıcak Sever (1959) ile filmin Yeşilçam uyarlaması olan Fıstık Gibi Maşallah (1964) filmlerine odaklanılmıştır. Filmler, içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda her iki filmde ortaklaşan ve ayrışan noktalar tespit edilmiştir. Fıstık Gibi Maşallah, kaynak film ile aynı konuya, temaya, olay örgüsüne ve karakterizasyona sahiptir. Karakter isimleri, müzikler ve mekanların ise değiştirildiği görülmektedir. Film, bir uyarlama yöntemi olan Türkçeleştirme işlemine uğramıştır.
AtıfOpenAlex1İncele - MakaleAçık Erişim2023Televizyon yayıncılığında metaverse uygulamaları: dünyadan ve türkiye’den ilk örnekler
Ak, Sibel; Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı
Hızla gelişen teknolojiyle birlikte ekran ve yayın sektörü de yenilenmeye, gelişmeye ve değişmeye devam etmektedir. Bu yeniliklerden Metaverse ve Web 3.0 gibi teknolojiler geleneksel yayıncılığın dışında içerik dağıtımının yeni yollarını sunmaya başlamıştır. Aracıların ortadan kalkmasıyla içerik oluşturanların daha özgür ve esnek bir ortamda hedef kitlelerine ulaşması mümkün hale gelmiştir. Blockchain, Web 3.0 gibi teknolojilerle ve meta veri tabanının ortaya çıkmasıyla ekran ve yayın teknolojisi bu değişime uyumlanma çabası içinde farklı deneyimler yaşamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yayıncılık konusunda son yıllarda yaşanan değişimleri Metaverse kapsamında ele almak, televizyon yayıncılığı konusunda ilk denemeleri incelemektir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılarak, dünyada ve Türkiye’deki ilk Metaverse televizyon yayınları incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda Metaverse ile televizyon yayıncılığın ilk örneklerinin çoğunun 2022 yılında verildiği görülmüştür. Türkiye’deki örnekler ulusal kanalların bir televizyon programında ve sınırlı bir sürede Metaverse ile bağlantı gerçekleştirilerek yapıldığı tespit edilmiş, Metaverse ile ilgili ilk örneklerin dışında herhangi bir yayın bilgisine ulaşılamamıştır. Dünyadan örneklerde ise avatarlarla yapılan yarışma programı beklenen ilgiyi görmemiş, reyting oranları istenilen düzeye ulaşamamıştır. Sonuç olarak hem dünyada hem Türkiye’de Metaverse ile televizyon yayıncılığının henüz başlangıç aşamasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır
- MakaleAçık Erişim2023Geleneksel televizyon yayıncılığında ‘çocuk birey’ inşası: dram türü dizilerde çocuk karakterler
Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı; Yilmaz, Adem
Geleneksel televizyon yayıncılığı bağlamında incelendiğinde, Türkiye’de en çok izlenilen program türleri arasında televizyon dizilerinin olduğu görülmektedir. Medya-çocuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde ise televizyon dizilerinin problemli varlığı dikkat çekmektedir. Özellikle dram türü dizilerde sürekli belirli niteliklerle izleyici karşısına çıkarılan çocuk karakterler birer ajitasyon kaynağı olarak kullanılmaya devam etmekte, ana ve yan karakter rolündeki çocuk özne, zorlu ve meşakkatli hayat hikayeleri içinde konumlandırılmaktadır. Aynı zamanda dram türü dizilerde yetişkin bir bireymiş gibi belli başlı özelliklerle sürekli aynı biçimde inşa edilen çocuk kimliği ‘acı’nın odağında kurgulanmaktadır. Kâr amaçlı politikalar ekseninde yayıncılık sürdüren özel televizyon kanallarında ise bu kurgunun varlığı dikkat çekici düzeydedir. Bu çalışmanın temel amacı, dram türü televizyon dizilerinde duygusal sömürü haline getirilen çocuk karakterlerin ‘birey’ olarak yer alış biçiminin sorunlu doğasını ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, dram türü yerli dizilere odaklanmakta, en çok takip edilen televizyon kanalları özelinde çocuk karakterlerin yer alış biçimini sorgulamaktadır. Çalışmada 2019 yılında en çok izlenilen televizyon kanalları Atv, Fox Tv, Kanal D, Show Tv, Star Tv ve TRT 1’de haftalık yayınlanan ve çocuk karakterlerin yer aldığı dram türü diziler örneklem olarak seçilmiştir. Bu kanallarda 1990 sonrası dönemde yayınlanan 156 dram türü dizinin ilk üç bölümü niteliksel içerik analizi yoluyla incelenmiş, ana ve yan karakterlerde rol alan 365 çocuk karakter tespit edilmiştir. İnceleme sonucu elde edilen verilerde dram türü dizilerde ‘sorunlu bir çocuk birey’ algısının oluşturulduğu ve çocuk karakterlerin duygusal anlamda kullanılarak pazara sunulan bir nesne haline getirildiği bulgulanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Bir Gülmece Unsuru Olarak Doktor-Hasta-Hasta Yakını İlişkileri: Online Karikatürler Üzerinden Bir İnceleme
Taşdelen, Birgül; Ayaz, Ferihan; Ayaz, Hakan
Sağlık profesyonelleri ve hastalar arasındaki iletişim, doğası gereği sorunludur. Doktor ve hasta ya da hasta yakını ilişkilerinde mesajın tam olarak doğru bir şekilde iletilmesi önemlidir. Doktorlar hasta ve yakınlarıyla açık bir şekilde iletişim kurmak istemektedirler, ancak teknik terminolojiye hakimlik, halk dilinde terminolojik karşılığı olmayan kelimeleri kullanma ve çoğunlukla hasta ve yakınlarının anlayabileceğinden daha fazla bilgiyi iletme çabası, hasta ve yakınlarıyla empati ve güven bağı kurmayı engellemektedir. Bu durum, doktorların hasta ve hasta yakınlarıyla sağlıklı bir iletişim kurmasını engellemektedir. Hasta ve yakınlarının da tıbbi terminolojiyi anlayamama, konulan teşhisle meşgul olma, kaygı, endişe ve hatta bazı durumlarda panik olma gibi konsantrasyonu güçleştiren faktörler nedeniyle doktorla sağlıklı bir iletişim kuramadıkları söylenebilir. Dolayısıyla bu çalışmada doktor, hasta ve yakını arasında iletişim sorunlarının karikatürlere nasıl yansıtıldığı doktor, hasta ve hasta yakını arasındaki iletişimi tasvir eden 113 karikatür üzerinden analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, incelenen karikatürlerde doktor-hasta ilişkilerinin merkeze alındığı görülmektedir. Karikatürlerde doktorun hastayla iletişim kurma becerisindeki eksiklikler ve doktorların yanılmaz olduğu şeklindeki anlatıların hicvedildiğine rastlanırken, hastanın ise büyük oranda kurban olarak tasvir edildiği ve kafası karışık, doktor dilinden anlamayan/cahil olarak betimlendiği görülmektedir. Modern tıp pratiğinin yaygın bir eleştirisinin yapıldığı karikatürlerde, hastaların kaygılarının bazen doktorun kaygılarından farklı olduğu gerçeğinin de göz ardı edildiği yansıtılmaktadır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022The narrative in biography documentaries and construction of the portrait
Demir, Sertac Timur; Hidiroglu, Irfan; Tuğcu, Muhammed Said
Biography began with keeping records of people whose remarkable positions and stories in history. Biography usually takes place in the field of literature and history in academia, but over time it has also been involved in cinema studies. Although there are many academic studies on documentary cinema, no significant study has been found that focuses on the types of documentaries and focuses on biography documentary. Considering that many documentaries are biographically based, it can be claimed that this article tries to fill an important deficiency. Biographies have an ontological value especially for societies that has strong stories and ancient memories. Therefore, in this study, the distinctive importance of biographical documentaries, which are an essential part of oral culture and heritage transmission, is emphasised. With this article, discussions, inferences and suggestions are made about the importance of biography documentaries by focusing on the subjects of biography, biography history, biography documentary, biographical subject, portrait construction and narrative in biography documentaries. The main purpose of this study is to contribute to the literature on biographical documentaries, to illustrate the texture of biographical documentaries in particular, and to draw an intellectual and actional road and concept map for researchers or field experts who are interested in documentary film.
- MakaleAçık Erişim2021Türk sinemasında uludağ imajı: uludağ’da çekilen türk filmlerinin içerik analizi
Evren, Savaş
Bu çalışma, Türkiye’nin en önemli film turizmi destinasyonlarından biri olan Uludağ’ın Türk Sinemasından yansıyan imajını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla yapılan taramalar neticesinde ilki 1955 yılında, sonuncusu 1988 yılında çekilen toplam 34 film tespit edilmiştir. Nicel içerik analizi tekniğinin kullanıldığı çalışmada, öncelikle filmlerin ön incelemesi gerçekleştirilmiştir. Bu incelemeler neticesinde 34 filmden sadece 30’unun Uludağ imajını yansıtmada yeterli olduğu görülmüştür. Bu kapsamda, filmlerin genel özelliklerinin tespitinde 34 filmin tamamı incelenirken; 1-0 tekniğiyle yapılan Uludağ imajı incelemelerinde 29 film değerlendirilmiştir (bir filme ulaşılamamıştır). Genel özellikler çerçevesinde; filmlerin büyük çoğunluğunun (%79.4) melodram ve dram türlerinde çekildiği ve pek çok önemli oyuncunun bu filmlerde rol aldığı tespit edilmiştir. Destinasyon imajı kapsamında ise “doğal manzara”, “turizm üstyapısı”, “romantizm”, “üst sınıf destinasyonu”, “gece eğlencesi”, “hizmet kalitesi” ve “çapkınlık” gibi maddeler öne çıkmıştır. Çalışmada ayrıca filmlerden yansıyan destinasyon imajının günümüzde halen varlığını koruyup korumadığını belirlemek amacıyla, Uludağ imajına ilişkin son yıllarda yayımlanan araştırmaların bulguları incelenmiştir. Bu kapsamda, filmlerden yansıyan imajın günümüzde büyük ölçüde varlığını koruduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2020Dizi sektöründe tüketim duyguları, memnuniyet, kulaktan kulağa iletişim ve sadakat arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yildiz, Salih; Koçan, Mahmut
Son yıllarda hem yurt içinde hem de yurt dışında Türk dizilerine talebin artması ülkemizin dizi sektöründe altın çağını yaşamasına yol açmıştır. Diziler aynı zamanda tüketicilerin duygularını olumlu ya da olumsuz şekilde etkilemektedir. Tüketicilerin izledikleri dizilerden memnuniyet seviyesinin yüksek olması dizi tüketimini artırabilirken, seviyenin düşmesi dizi tüketimini azaltabilmektedir. Tüketicilerin memnuniyeti dizilere bağlılığı oluşturabilir ve tüketicilerin dizilerle ilgili bilgileri arkadaşları ve yakın çevresiyle paylaşma motivasyonunu da arttırabilir. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacı; dizi sektöründe tüketim duyguları (zevk ve uyarılma), memnuniyet, kulaktan kulağa iletişim (KKİ) ve sadakat arasında ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın evrenini Rize ilinin Merkez ilçesindeki tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme kullanılmış ve 402 tüketiciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Araştırma hipotezleri Yapısal Eşitlik Modellemesiyle (YEM) test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; uyarılma, memnuniyet, KKİ ve sadakat arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Tüketicilerin uyarılma duygusu, dizilerden memnun olma seviyelerini artırmaktadır. Benzer şekilde, memnuniyet seviyesi artan tüketicilerin diziler hakkında bilgileri paylaşma motivasyonu ve diziye sadakatlerinde artış olduğu tespit edilmiştir. Yerli ve yabancı dizilerde memnuniyetin KKİ ve sadakat ile olumlu yönde ilişkili olması araştırmanın literatüre katkısı olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca dizi sektöründeki uygulayıcılar, dizi yapımından önce tüketicilerin duygularını, paylaşım motivasyonunu ve bağlılığını göz önünde bulundurmalıdırlar. Böylelikle dizilerin daha kaliteli ve hayat seyirlerinin daha uzun dönemli olması sağlanabilir.
AtıfTR Dizin3İncele - Derleme MakaleYalnız künye2018A study on the effect of the city promotion film’s viewer responses on brand cities image
Aslan, Emre Ş
The concept of brand city has become popular and concerned issue in recent years for city managers and academics as a key issue. A brand city is seen as one of the most important consequences of the city be coming well-living place and increasing welfare of it'sin habitants. In city branding process, the importance of communication studies are undeniable. Promotion activities are part of these communication studies. City administrators (Governors, Mayors, District Governors) are engaged in many activities topromote their cities. Promotional films are the most important of these activies. Almost every city or district has at leastone promotional film and these promotional films generally offer various snap shot stop people about the historical, cultural and natural beauty of the cities. In this way it is trying to make positive contribution to the brand image of the city. Even though these films are published both in the traditional media and in the social media, there is not enough information about how cities are promoted by these films and how they contribute to the promotion of cities. This study aim storeveal how the viewer reactions of the city promotion films affect the brand image of the city. Survey technique has bee nused in this work which is of great importance because it is one of ther are studies performed in this area. The data obtained across Turkey via online data collection technique and it analysed by frequency factor and regression analysis. As a result of the analyzes made, the effects of the audience reaction factors of city promotion films on qualitative and competitive brand image of the city are revealed. According to reached results the city promotion film’s viwer responses effects to city brands image via alienation and empathy factors.
AtıfTR Dizin2İncele - MakaleYalnız künye2015Farklı müzik türlerinin bireylerin medya metinlerini algılamalarına etkisi: "saniyenin yüzde biri" örneği
Yetkiner, Beyler; Nisan, Fatma Nisan
Bireyler medya metinlerini okurken bir takım faktörlerin etkisinde kalabilmektedir. Bu etkiler; çevresel, fiziksel ya da psikolojik faktörlerden kaynaklanabilmektedir. Bu durum, bireylerin medyadan gelen iletileri alırken sadece medya metniyle ilgilenmedikleri, bunun yanında algılarının bir takım dışsal ya da içsel durumlara açık olduğunu göstermektedir. Müzik, bireylerin duygularına seslenebilmek amacıyla medya metinlerinde çok fazla kullanılmaktadır. Medya yöneticilerinin müziği kullanmalarındaki temel amaç bireylere vermek istedikleri mesajı istedikleri şekilde iletebilmektir. Bireylerin medya metinlerini okurken oradan gelen iletileri algılama ve yorumlama sürecinde farklı tonlardaki müziklerden etkilenip etkilenmedikleri, yani farklı müziklerin bireylerin algılarını ve yorumlarını etkileyip etkilemediği çalışmanın temel sorusunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı, farklı müzik türlerinin bireylerin medya metinlerini algılama ve yorumlama sürecinde etkisinin olup olmadığını, olduysa bu etkinin ne yönde olduğunu belirlemektir. İletişim alanında daha önce hiç yapılmamış olan bir çalışma olması nedeniyle çalışma önemlidir. 11 iletişim fakültesi öğrencisi üzerinde uygulanan bu çalışmada medya metni olarak, "Saniyenin Yüzde Biri" (OneHundredth of a Second) adlı kısa film seçilerek katılımcılara birer hafta arayla üç farklı zamanda, normal, duygusal ve sert müzik türlerinde, farklı müzik kategorileri eşliğinde izlettirilmiştir. Çalışmada, katılımcıların aynı metni farklı müzik türleriyle farklı zamanlarda izlerken müziğin etkisinde kalıp kalmadıklarına ve bu durumun metni algılayıp yorumlamalarına etki edip etmediği sorgulanmış olup yöntem olarak deney yöntemi kullanılmıştır.
- MakaleYalnız künye2014Presentation of the violence against woman in the newspapers which have different journal policies
Dudu, Esra; Yildirim, Besim
This study that deals with the news representation of the violence against woman in the newspapers is a media surveillance research. The research deals with how three chosen serious and popular press samples (Cumhuriyet, Zaman and Sabah) that are broadcasted in the country reflect violence events against woman with content analysis method applied to the news between 01 January and 22 May 2013. This study aims to fulfill a comprehensive analysis by revealing which aspect of the violence against woman factor was put forward. In the scope of this study, 312 news related to violence againstwoman were analyzed from totally 402 newspapers each of which includes 134 issues.The most important finding of this study is that newspapers having different journal policies do not reveal crucial differences in reporting news about the violence against woman and banalize the violence against woman by representing the news in individually and personally judicial events, not by their social dimensions.
AtıfTR Dizin8İncele



