Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022The effect of motivational interview conducted by nurses on quality of life: Meta-analysis
Uzun, Sevda; Özmaya, Esma
Purpose: The aim of the study is to examine the effect of the motivational interviewing method conducted by nurses on the quality of life of patients with chronic diseases. Design and Methods: The studies examined in this meta-analysis study were obtained by scanning the PubMed, Web of Science, EBSCOhost, Google Scholar, and YÖK thesis databases between January and May 2021 without any year limitation. After the elimination, 16 studies were included in the study. The data were synthesized with meta-analysis and narrative methods. The total sample size of the studies was 14,425. Findings: This meta-analysis demonstrated that the motivational interviewing method applied by nurses in individuals with chronic diseases changed their quality of life (SMD: 0.258, 95% confidence interval: 0.076–0.441; Z = 2.775, p = 0.006, I2 = 89.97%). The variance between studies was statistically significant (p < 0.05) for the moderator of the measurement tools, the duration of the motivational interviews, and the country/continent of the studies were conducted (p < 0.05), suggesting that the measurement tools, the duration of the motivational interview, and the country/continent of the studies changed the effect size of the motivational interview method on the quality of life. Practice Implications: It has been concluded that the motivational interview method applied by nurses who are in a critical position in the protection and development of health improves the quality of life of individuals with chronic diseases.
- MakaleYalnız künye2021Geleceğin Annesi Olan Kadınlarda Otizm Farkındalığının Belirlenmesi
Ulutaşdemir, Nilgün; Top, Fadime Ustuner; Uzun, Sevda; Demir, Sevgi; Kulakaç, Nurşen
Otizm Spektrum Bozuklukları (0SB), bireyin sosyal etkileşimler ve iletişiminde devam eden eksiklikler, kısıtlı ve tekrarlayan davranışlar ile karakterize nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmde kesin tanı koydurucu bir ölçüt bulunmamaktadır ancak erken tanıyı kolaylaştıracak önemli bazı göstergeler bulunmaktadır. Bu araştırma kadın öğrencilerin otizm konusundaki farkındalığının saptanması, kadınların otizm ile ilgili bilgi eksikliğinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Gümüşhane, Trabzon, Rize, Artvin, Giresun olmak üzere Doğu Karadeniz Bölgesini en iyi temsil edebileceği düşünülen 5 ilde üniversitede öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden 2604 kadın öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin yaş ortalaması 20,81±2,79’dur. Öğrencilerin %72,5’inin otizm hakkında bilgi sahibi olduğu, cevap verenlerin %28,9’unun internetten, %24’ünün yazılı kayaklardan, %23,3’ünün örgün eğitim sürecinde,%13.4’ünün televizyondan ‘otizm’ hakkında bilgi sahibi olduğu belirlenmiştir. Araştırmamızda öğrencilerin %67,5’i annenin hamilelikte radyasyon ve/veya toksik ajanlara maruz kalmasını, %66,3’ü genetik faktörleri, %57,8’ annenin hamilelikte ilaç kullanmasını otizm nedeni olarak belirttiği saptanmıştır. Otizm konusundan kitlesel farkındalığın artırılması için toplum temelli bilinçlendirme programlarının ve radyo, yazılı ve sosyal medya gibi diğer medya platformlarının teşvik edilmesi önerilmektedir. Otizm konusunda farkındalık kampanyaları sayısının artırılarak otizm araştırmalarının geniş örneklemlerde yapılması ve sonuçlar doğrultusunda otizm konusunda stratejik planlamalar yapılması önerilmektedir.
- MakaleYalnız künye2021Determination of Knowledge Level of University Students on Dyslexia (Gümüşhane University Example)
Ulutaşdemir, Nilgün; Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen; Acar, Meryem
This research was conducted to determine the knowledge level of university students about dyslexia. Gümüşhane University exam constituted the universe of the descriptive research. 1500 students were reached in the study and a questionnaire form was used by the research as a data collection form. The average age of the study is 21.21 ± 1.95. 40.7% of the students are studying at the faculty of health sciences and 42.6% of the students have knowledge about dyslexia. When the students were asked to define dyslexia, 49.1% defined dyslexia as learning disorder, 24.9% defined social communication disorder, 17.7% mental retardation, 4.7% physical disability and 3.7% identified auditory disability. Our research is because they haven't heard of rocker dyslexia concept and haven't read any books on dyslexia. It is recommended to increase the number of possible awareness campaigns and make plans for dyslexia studies to be conducted in large samples and to be put on the market. In addition, systematic research on dyslexia should be done in Turkey, personalized programs and programs to others by drawing others to be prepared.
- MakaleAçık Erişim2021Burnout levels and sleep quality of COVID-19 heroes
Aydin Sayilan, Aylin; Kulakaç, Nurşen; Uzun, Sevda
Purpose: This study was carried out to determine the burnout levels and sleep quality of nurses in the coronavirus disease-2019 process. Design and Methods: The population of this descriptive and cross-sectional study consisted of all nurses working in hospitals in Turkey. Findings: Nurses' mean scores were compared by gender. The emotional burnout and personal achievement scores of male nurses were higher than those of female nurses. Single nurses had significantly higher emotional exhaustion and depersonalization scores than married individuals. Nurses mostly experienced emotional exhaustion, and burnout levels increased in line with insomnia. Implications for Nursing Practice: Nurses struggling on the frontline during the pandemic were determined to be at risk of insomnia and burnout.
- MakaleAçık Erişim2021The relationship between anxiety levels and anger expression styles of nurses during COVID-19 pandemic
Bayrak, Nurten Gülsüm; Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen
Objective: This study was carried out in a cross-sectional and correlational design to explore the relationship between anxiety levels and anger expression styles of nurses during the COVID-19 pandemic. Methods: The sample of this cross-sectional and correlational type of study consisted of 618 nurses calculated with the snowball sampling method. The data were collected using a questionnaire developed by the researchers, the state anxiety inventory, and the trait anger and anger expression scale and was conducted between May 10 and 20, 2020 using an online questionnaire form. Percentage, mean, standard deviation, the Mann–Whitney U test, Kruskal–Wallis test, Spearman correlation analysis, and multiple linear regression analysis were used to evaluate the data. Results: The mean age of nurses was 34.98 ± 8.36 years (min: 20; max: 53), 87.4% were women, and 81.7% experienced a high level of anxiety. The anger scores of the participants were found to be 20.04 ± 4.43, the anger-in score was 15.55 ± 3.34, the anger-out score was 14.01 ± 2.87, and the anger control score was 22.93 ± 3.6. Being married, the presence of chronic disease, living in the Marmara region, working shifts, presence of an individual over 65 years of age at home, and having a COVID-19 test were found to be risk factors that significantly increase nurses' anxieties. A significant positive relationship was found between the anxiety scores, trait anger (r = 0.249, p = 0.000), anger-in (r = 0.174, p = 0.000) and anger-out (r = 0.205, p = 0.000) scores of nurses, and a significant negative relationship was found between the anxiety scores and anger control (r = 0.249, p = 0.000) score. Conclusion: The study revealed that in the COVID-19 pandemic the anxiety levels of the nurses were high and that the high anxiety level negatively affected the style of anger expression, but the nurses were successful in maintaining anger control. In line with these results, it is important that nurses develop effective coping strategies to reduce their anxiety levels and that they receive increased levels of support in managing anger expression.
- MakaleYalnız künye2020Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Mezuniyet Sonrası Psikiyatri Kliniğinde Çalışmaya İlişkin Görüşleri: Nitel Bir Çalışma
Uzun, Sevda; Demir, Sati
Bu araştırmanın amacı hemşirelik son sınıföğrencilerinin mezuniyetten sonra psikiyatrikliniğinde çalışmaya yönelik görüşlerininbelirlenmesidir.Çalışmada nitel araştırma modeli kapsamındafenomenoloji deseni kullanılmıştır. Çalışmaya 23hemşirelik son sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmakapsamında veri toplamak için araştırmacılartarafından geliştirilen öğrencilerin demografiközelliklerini içeren soru formu ve yarı yapılandırılmışgörüşme formu kullanılmıştır.Öğrencilerin yaş ortalaması 21,5±0,51’olup%71,7’sinin hemşirelik mesleğini isteyerek seçtiği,%95,7’sinin hemşirelik mesleğini seçmiş olmaktanmemnun olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizlersonucunda elde edilen kategoriler; ruhsal hastalıkalgısı, ruhsal hastalığı olan bireye ilişkin görüşler,branş olarak psikiyatri hemşireliği ile ilgili görüşler vepsikiyatri kliniğinde çalışma ile ilgili görüşlerdir.Çalışmaya katılan öğrencilerin yarıdan fazlasıpsikiyatri hemşireliğini özel, doyum veren bir alanolarak gördükleri ve ruhsal hastalığa sahip bireylereyardım etmek istedikleri için psikiyatrideçalışabileceklerini öğrencilerin bir kısmının ise bubireylere ilişkin korku/anksiyete hissettikleri,etkilenebileceklerini ve iletişim kuramayacaklarınıdüşündükleri için mezuniyet sonrası psikiyatrikliniğinde çalışamayacaklarını ifade etmişlerdir.Araştırma psikiyatri kliniğinde çalışmayı isteyenöğrencilerin çoğunlukta olduğunu, öğrencilerin birkısmının ise anksiyete/korku yaşadığını; hemşireliklisans programındaki ruh sağlığı ve hastalıklarıhemşireliği dersinin öğrencilerin ruhsal hastalığa sahipbireylere ilişkin hissedilen korku/anksiyete ile başetmeyi destekleme ve stigmanın kırılması yönündeplanlanması gerektiğini göstermektedir
- MakaleAçık Erişim2020Psikiyatri Hemşireliği Dersi Alan Öğrencilerin ŞizofreniyeYönelik Tutumlarının Çizme-Yazma Tekniği ile İncelenmesi
Uzun, Sevda; Kulakaç, Nurşen
T Amaç: Sağlık çalışanlarının şizofreni hastalığına karşı damgalayıcı tutumları, hastaların yaşamlarını olumsuz etkileyebilir. Geleceğin sağlık profesyonelleri olan hemşirelik son sınıf öğrencilerinin şizofreni konusundaki tutumları oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı psikiyatri hemşireliği dersi alan hemşirelik son sınıf öğrencilerinin şizofreniye yönelik tutumlarının (düşünce, duygu ve inançlarının) çizme-yazma tekniği ile belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada nitel araştırma modeli kapsamında durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışmaya psikiyatri hemşireliği dersi alan 67 hemşirelik son sınıf öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında çizme-yazma tekniğinden yararlanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışma sonucunda öğrencilerin şizofreni kavramına ilişkin çizimlerinin analizinden 7 kategori, açıklamalarının analizinden 8 kategoride bilişsel ifade (tanımlama, anlama, yorumlama) belirlenmiştir. Katılımcıların şizofreniye yönelik tutumlarının yoğunlaştığı kategorilerin şizofreninin özellikleri, şizofrenili hastanın algıları, şizofrenili hastaya bakış açısı kategorileri olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin şizofreninin özelliklerine yönelik düşünceleri kategorisinin, daha çok halüsinasyon, sanrı ve saldırganlık, şizofrenili hastanın algıları kategorisinin yalnızlık, mutsuzluk ve şizofreniye bakış açısıkategorisinin stigma ve toplumdan soyutlama (şizofreni hastasının kendisini) alt kategorilerinde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırma sonucuna göre, tüm kategorilerde katılımcıların şizofreni kavramıyla ilgili farklı tutumlara (duygu, düşünce ve inanç) sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerin şizofreni hastalığını tanıdıkları ancak özellik ve tedavisine ilişkin yanlış bilgilere sahip oldukları belirlendi. Öğrencilerin büyük bir kısmının şizofreni hastalarına ilişkin damgalayıcı tutum sergiledikleri, şizofreni hastalarını saldırgan buldukları ve şizofreni tanılı bireylerin topluma kazandırılması konusunda önemli oranda olumsuz düşünce, inanç ve duyguya sahip oldukları sonucuna varıldı.
- MakaleYalnız künye2019Hemşirelik Öğrencilerine Verilen Tıbbi Atık Yönetimi Eğitiminin Değerlendirilmesi
Çolak, Ayşe; Kent, Nurçin Küçük; Uzun, Sevda; Semerci, Murat; Sahinoz, Turgut
Bu çalışma Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören Hemşirelik Bölümü öğrencilerine verilen tıbbi atık yönetimi eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırma kapsamına 309 öğrenci alınmıştır. Öğrencilere tek gruplu ön test son test uygulaması yapıldı. Öğrencilerin tıbbi atıklar ile ilgili bilgi düzeylerini ölçmek ve eğitim sonrası eğitimin etkinliğini belirleyebilmek için sınıflara eğitimden 1-3 gün önce 20 soruluk tıbbi atıklar ile ilgili ön test uygulandı. Öğrencilere öğretim üyeleri ve öğretim elemanları tarafından hastane atıklarının tanımlanması ve sınıflandırılması, tıbbi atıklar ve tehlikeli atıklar kavramı, yönetimi, önemi, hastane atıklarının ayrıştırılması, bertarafı, geri dönüşümü, tıbbi atıkların ve tehlikeli atıkların çalışan ve halk sağlığı açısından oluşabileceği potansiyel riskleri, hemşirelerin hastane atık yönetimi konusunda dikkat etmesi gereken unsurlar ve uygulama sırasında almaları gereken tedbirler hakkında 3 saatlik eğitim verildi. Eğitim sonunda öğrencilere son test uygulandı. Öğrenciler 100 puan üzerinden değerlendirildi. Sonuçta verilen tıbbi atıklar ve yönetimi eğitimi sonucunda ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olduğu (p<0,001), eğitimle birlikte öğrencilerin aldığı puanların önemli derecede arttığı bulunmuştur (58,8±11,1-77,5±10,9). Ayrıca bu çalışmada sınıf ile ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olduğu en düşük ön test ve son test puanlarına 1. sınıf öğrencilerinin sahip olduğu bulunmuştur.
- MakaleAçık Erişim2019Sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarının belirlenmesi
Uzun, Sevda; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa; Erem, Sinem; Uludağ, Elanur
Bu araştırma, Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde okuyan (17-30 yaş; 10.7 ±1.7 yıl) öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının saptanması amacıyla planlanmıştır. Öğrencilerin (n=1271) %69.6’sı kız, %30.4’üerkektir. Araştırma verileri yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak anket formu yardımı ile toplanmış, araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu sosyo-demografik özellikler, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketimsıklığı bilgilerini içermektedir. Beden Kütle İndeksleri’ne (BKİ) göre; öğrencilerin %86.5’inin normal BKİ’yesahip olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin %71.7’sinin yurtta kaldığı, %9.1’inin tanısı konulmuş hastalığa sahipolduğu, %36.6’sının beslenme eğitimi aldığı, %96.0’nın ana öğün atladığı, %67.0’nin en çok öğle öğününü atladığı, %65.7’sinin kuşluk ara öğününü hiç tüketmediği, %97.9’unun atıştırmalık ürünler tükettiği saptanmıştır.Beslenme alışkanlıkları incelendiğinde; öğrencilerin %52.4’ünün açıkta satılan yiyecekleri bazen satın aldığı, buöğrencilerin %81.8’inin bu yiyecekleri canları istediği için satın aldığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin kola-gazlıiçecekler ve fast-food ürünlerini en fazla haftada bir gün, sırasıyla %20.5 ve %26.5 oranında tükettikleri saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin ana öğün atlama durumlarının ve atıştırmalık tüketimlerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Bu nedenle üniversitelerde öğrencilere ayrıntılı beslenme eğitimi verilmesi ve sağlıklı beslenme konusunda daha ayrıntılı eğitim programların oluşturulması sağlanmalıdır.
- MakaleYalnız künye2019Üniversite öğrencilerinin probiyotik bilgi düzeyi ve tüketim durumlarının belirlenmesi
Arpa Zemzemoğlu, Tuba Eda; Uludağ, Elanur; Uzun, Sevda
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin probiyotik bilgi düzeyi ve tüketim durumlarını belirlemek amacıylaGümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma Şubat-Mayıs 2018 tarihleriarasında 1287 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma verileri anket yöntemiyle ve yüz yüze görüşülerek toplanmıştır.SPSS paket programı ile sayı-yüzdelik dağılımı hesaplanmış, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t-testiuygulanmıştır. Öğrencilerin 896’sı (%69.6) kız, 391’i (%30.4) erkek ve yaş ortalamaları 20.76±2.35 yıldır.Probiyotik terimini bildiği ifade eden öğrenci yüzdesi %55.6 olarak ve probiyotik tüketen öğrenci yüzdesi ise %46.1olarak bulunmuştur. Kız öğrencilerin probiyotik bilgi düzeyinin daha yüksek olduğu ve erkek öğrencilerin iseprobiyotik tüketme durumumun daha yüksek olduğu bulunmuştur (P <0.05). Probiyotik bilgi düzeyi en yüksekbölümün Beslenme ve Diyetetik Bölümü olduğu ve probiyotik tüketim durumu en yüksek olan bölümün iseHemşirelik Bölümü olduğu belirlenmiştir (P <0.05). Geleceğin sağlık personeli olacak bu öğrencilere probiyotiklerhakkında yeterli bilgi verilmeli, probiyotik tüketimin önemi vurgulanmalı ve öğrencilerin farkındalığıgeliştirilmelidir.
- MakaleYalnız künye2018Investigation of Creative Thinking Skills of Students in Nursing Education (Sample of Gümüşhane)
Uzun, Sevda; Uludağ, Elanur
This study was conducted to determine the creative thinking skills of the nursing students of a university. Creativity is not creating something that is not in reality, but revealing what exists. It is stated that problem solving is also related to creative intelligence, which is not only related to human intelligence. Nursing is a problem-solving skill. The nursing process is a method by which the nurse combines problem solving and creative thinking skills and finds an effective solution. For this reason, a system that improves the creativity and problem solving skills of students should be used instead of a memorization system in nursing education curriculum. A descriptive study was conducted between April-May 2017. The universe of the research was composed of students (n = 400) from the Faculty of Health Sciences, Nursing Department of Gümüşhane University. 67,1% of the students who participated in the survey stated that they are female and 59,2% are in the 21-24 age group, 60% are equal to the income and the most frequent is the 20.4% of the Mediterranean, 20.4% of the Blacksea. In addition, when the results of the scale were considered in terms of 5 categories of individual innovation, it was determined that 158 students who were under 46 points in our study were in the fifth category (traditionists) with 62.4. It has been determined that the students who participated in the study entered into the group of traditionists in a big way and this result suggests that the training programs related to creativity are needed. When we examined the individual innovation levels of students in our study, it was seen that the level of innovation of the students was low. From the point of view of these results, nursing curriculum should provide students with opportunities to improve problem-solving skills and develop creative thinking skills.









