İlgi alanları

Felsefe
Toplum Ve Siyaset Felsefesi
Ahlak Felsefesi

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yayınları

9 →
  • MakaleAçık Erişim2023
    Aristoteles’in Ahlak Anlayışında Pratik Aklın Rolü

    Tüzen, M. Ahmet

    Aristoteles hem insanın nihai amacına gönderme yapan hem de içeriği beşerî gerçeklikle doldurulabilen bir iyi anlayışının değişken yapıdaki pratik hayatta bir işleve sahip olabileceğini düşünür. Metafiziksel bir iyi kavrayışının insanın ahlaki yaşantısına uygulanamayacağını düşünen Aristoteles’e göre insani bir etkinliğin ulaşmaya çalıştığı şey tam olarak insani düzlemdeki bir iyi olmalıdır. Bu iyiyi, eudaimonia olarak tanımlayan Aristoteles, bu amacı keşfeden ve bu kapsamda insanın hangi türden eylemlere yöneleceğine belirleyen yetinin akıl olduğunu ileri sürer. Buna göre erdemli bir yaşamı mümkün kılan aklın teorik ve pratik olmak üzere iki ayrı yönü bulunur. Genel olarak teorik akıl, şeyler arasındaki bağlantıları anlamayı amaçlarken pratik akıl, hedeflenen sonuçları güvence altına alacak yolları gösterir. İnsana ahlaki eylemlerinde yol gösteren ve pratik bilgelik (phronesis) sağlayan akıl, pratik akıldır. Dedüktif çıkarım yapma yeteneğine indirgenemeyen bir düşünce erdemi olan phronesis erdemi, ilkenin somut bir forma bürüneceği şekilde eyleme yeteneğidir. Bu çalışma, pratik aklın özel olarak da phronesis erdeminin ahlaki eylemin ortaya çıkışında nasıl bir akıl yürütme faaliyetinde bulunduğunu ve bu faaliyetin teorik akıl yürütmeden hangi yönlerden ayrıştığını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda pratik aklın, tecrübe, orta olma ilkesi ve orthos logos (dosdoğru düşünme) ile akıl yürütme işlemini en iyi şekilde yapabileceği ve doğru sonuca ulaşabileceği üzerinde durulacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Rasyonel Ahlak Geleneğinin Tarihselci Bir Yorumu Olarak MacIntyre’ın Erdem Etiği

    Tüzen, M. Ahmet

    Metodolojik açıdan geleneği ölü bir kavram olarak görmeyen aksine tarihsel olarak genişleyen ve toplumsal olarak da cisimleşen bir argüman şeklinde değerlendiren Alasdair MacIntyre, çok kadim bir geleneğin öncelini ve ardılını birbiriyle birleştiren bir figür olan Aristoteles’in oluşturduğu rasyonel erdem geleneğinin çağdaş dünyanın ahlaki ve sosyo-politik sorunlarının üstesinden gelebilmek için tekrar canlandırılması gerektiğini savunur. MacIntyre’a göre liberal bireycilik nedeniyle yaklaşık üç yüzyıllık süreçte ahlak felsefesinin yitirmiş olduğu tutarlı ve rasyonel temel, Aristotelesçi gelenek tarafından tekrar kazandırılabilir. Bu çalışma, söz konusu geleneğin ereksel insan doğası anlayışını ve insanın asıl hedefini belirleyen öze sahip olduğu görüşünü yorumlayan MacIntyre’ın modern ahlak felsefesinin sorunlarına yönelik çözümlemelerini ele almaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Schopenhauer’da Ahlak ve Özgürlük İlişkisi

    Tüzen, M. Ahmet

    Varlığın özünün isteme olduğunu düşünen Schopenhauer, ahlak ve özgürlüğü, insan ve varlık arasında bağlantı kurarak ele alır. Bu bağlamda sonsuz çeşitlilikte kendini dışa vuran, başı-sonu olmayan, evrensel ve bilinçsiz bir güç olan isteme, deneyim dünyasında hiyerarşik bir ontolojiyi ortaya çıkarır. İçinde yaşanılan bu dünya, istemenin tasarımının asgari ifadesinden, istemenin tasarımının en etkili ifadesi olan insana kadar uzanan bir bütünü ifade eder. Bu bütün içerisinde formlar aynı kalırken onları örneklendiren bireyler sürekli ölüp gider; bu nedenle deneyim dünyası acı ve yıkımla karakterize olur. Varlığı bu şekilde çatışma ve savaş içerisinde değerlendiren Schopenhauer’a göre bütün olumsuzlukların kaynağında isteme bulunur. İstemenin tatmin edilemeyen amaçsız yönelim ve çabası bütün bir hayatın kendisinde olduğu gibi insan yaşamında da acıya sebep olur. Schopenhauer’ın ahlak ve özgürlük kavrayışı bu pesimist yaklaşımından çıkar. Bu çalışmada, istemenin ontolojik analizinden hareketle Schopenhauer’ın ahlak ve özgürlüğü nasıl temellendirdiği değerlendirilecektir. Aynı zamanda bu temellendirmenin analizi, ahlak ve özgürlük arasında kurulan bağlantıyı açığa çıkarmayı hedeflemektedir.

  • MakaleYalnız künye2020
    Mıchael sandel’in deontolojik benlik eleştirisi

    Tüzen, M. Ahmet

    Kantçı liberal geleneği izleyen Rawls, iyi yaşam kavrayışlarına karşı adaletin önceliğinisavunması ve amaçlarına öncel benlik yaklaşımı nedeniyle Sandel tarafından deontolojikliberal olarak adlandırılır. Rawls’un öğretisi bu bakımdan deontolojik birey anlayışıylabağlantılı olarak tarafsızlık ideali taşıyan ve hiçbir kapsamlı öğretiye dayanmadığını iddiaeden bir siyasal adalet anlayışını merkeze alır. Rawls’un siyasal liberalizm anlayışınıntemelinde bulunan bireyin, yükümsüz/köksüz ve soyut olduğunu savunan Sandel, karşıtolarak kişinin benliğini oluşturan amaç ve değerlere bağlı olduğunu ve bunlardan istediği gibi kendini çekerek soyutlanamayacağını düşünür. Buna göre Rawls’un bireyselliğiyücelttiği yerde Sandel, kurucu/oluşturucu bir yapıda olan cemaatin, kimliklerin ayrılmazbir unsurunu teşkil ettiğini kabul eder.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Criticism of Kant's Conception of Freedom in Adorno

    Tüzen, Muhammed Ahmet

    Adorno, who has critical thoughts on the positivist perspective that is the core of the philosophy of Enlightenment and the mental comprehension to which positivism depends, states that Kant's notion of freedom, which puts strictly adhesion to the law in the center, is an abstract, disconnected from experience, compelling/oppressive nature. Accordingly, Kant, who activates the mind against the blind power of nature, explains the free action as to act according to the pure mind. In Kant, which approaches moral laws as freedom laws, freedom is considered as the law that both is to use of the mind in an absolute manner and must be obeyed and treated accordingly. In this context, Adorno implies that Kant's moral philosophy is structured in such a way as not to allow it to act otherwise, although it does not have authoritarian thoughts. This study which is based on Adorno's thoughts aims to evaluate Kant's understanding of freedom in four parts within the above-mentioned framework: (i) Freedom as a balancing force against the causality of nature, (ii) freedom disconnected from experience and spiritualized, (iii) freedom to express action by centering the law, (iv) freedom intertwined with bourgeois work ethic.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2019
    Hobbes and Construction of Modern Politics from the Perspective of Leo Strauss

    Tüzen, Muhammed Ahmet

    The modern political philosophy which emerged in reaction to classical political philosophy became apparent with the modernity led by Machiavelli according to Strauss. Hobbes who was inspired by Machiavelli's thought on classical political philosophy tried to apply mathematical methods to society and human beings by connecting modern natural sciences with political understanding. Contrary to Machiavelli, who cuts the relationship between natural law and politics, Hobbes rebuilt the notion of natural right. Instead of classical perception that puts duty in the center, Hobbes who counted the fear of violent death that is the most basic sensation of man as a starting point, adopted the rights-based political approach. The aim of this work that puts Strauss's interpretation into the center is to question the changes in political philosophy and problematize on which foundations Hobbes built the philosophy of modern politics. This theory of Hobbes, the so-called first philosophy of power, also pioneered the transition from a virtuous life conception to a comfort-oriented life design by separating morality from politics.

  • MakaleAçık Erişim2018
    From Hierarchial Chain of Being to Birth of the Modern Individual

    Tüzen, M. Ahmet

    The concept of individual that has undergone great transformations in the historical process has been influenced by the socio-political and cultural changes in Europe such as Renaissance, Reform, Enlightenment, the loss of the influence of the church or traditional religious structure, industrial revolution and popular sovereignty. This concept, which is used to differentiate modernity from tradition on social plane, includes the elements of freedom, equality and autonomy that describe the modern individual, while in traditional societies it includes the dependence on the authority and the hierarchical understanding of people. In this respect, it should be taken into account the disintegration of the hierarchical relations which are valid for the traditional structures, declining the determining role of religion and the secularization of the power, while addressing the individual which is a modern concept. In this study, the transformation of the individual, which was understood within the hierarchical chain of being in the medieval thought, with the emergence of modern political philosophy will be evaluated.

  • MakaleYalnız künye2017
    Liberal Öğretinin Komüniteryan Eleştirisi

    Tüzen, M Ahmet

    Liberalizmin Batılı demokratik toplumlar üzerindeki artan etkisinden dolayı tarihin sona erdiği ve bundan sonra daha iyi alternatif bir teorinin geliştirilemeyeceği fikri yaygınlık kazanmıştır. Ancak liberalizmin doğuşundan günümüze kadar ana unsurunu oluşturan birey kavrayışı, özellikle 20. yüzyılda önemli eleştirilerin hedefi haline gelmiştir. Bu eleştirel yaklaşımlardan en önemlilerinden biri olan komüniteryanizm, liberalizmle benzer şekilde Batılı toplumların düşünsel zemininden hareket eden bir öğretidir. Bu bağlamda liberalizmin tarih dışı, soyut özne tasavvurunun toplumdaki gerçek kişilere tekabül etmediğini kabul eden komüniteryanizm, benliğin kurucu unsuru olarak gördüğü cemaatin ortak kavrayışlarına yer veren bir düşüncedir. Bu makalenin amacı bireyci bir düşünce olan liberalizme karşı cemaatin değerini ve asli önemini savunan komüniteryan öğretinin eleştirel yaklaşımını analiz etmektir

  • MakaleYalnız künye2016
    Yeni kamu yönetimi kapsamında yeni temel kurallara bir bakış

    Tozlu, Ahmet; Tüzen, M Ahmet

    The perspective of public management have been building as a result of global and fundamental shifts occured. The NPM implementations, which started in certain countries, became one of the agenda topic of many other countries purposed to reach effciency in own public and personnel management processes with their new paradgims. In this study, firstly the progress of reform ideas is shared and after as the prominent new rules of thumb of new perspective aspired to obtain effectiveness and efficiency in public management; total quality management, flexibility, transparency, accountability, strategic management and human resources, governance and performance measurement are elucidated with sub-headings. Hereby, it is purposed to present aforementioned new perspective of public sector and public service cycle within a holistic view

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T09:22:32.807772393Z
dc.date.available2026-10-22T09:22:32.807772393Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10205
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleTüzen, Muhammed Ahmet
dspace.entity.typePerson
person.affiliation.nameEdebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü
person.familyNameTüzen
person.givenNameMuhammed Ahmet
person.identifier.orcid0000-0001-8358-0140
person.identifier.yok9224A19C6489EBD0
person.interestFelsefe
person.interestToplum Ve Siyaset Felsefesi
person.interestAhlak Felsefesi
person.jobTitleDoç. Dr.
person.name.variantTüzen, M. Ahmet
person.name.variantTüzen, M Ahmet
person.statusverified
person.urlhttps://rdlsis.gumushane.edu.tr/tr/researcher/muhammed-ahmet-tuzen