Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Alt birimler

Araştırmacılar(11)

Birim yayınları

18 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Analizi

    Akyildiz, Salih; Birinci, Ali

    Bilişsel yaklaşım, bireylerin yaşadıkları çevreyi anlamlandırmak için kullandıkları zihinsel yapıların ve kategorilerin bilginin tekdüze bir biçimde değil, çeşitli kavramsal çerçeveler içinde yapılandırıldığını ileri sürer. Bu yaklaşım çerçevesinde değerlendirilen ahlaki biliş, bireylerin ahlaki ya da ahlaki olmayan davranışları tanımasını, yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayan psikolojik süreçleri ifade eder. Ahlaki bilişin temel yapı taşı ise ahlaki yargıdır. Literatürde, davranışların doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmesinden bireylerin ahlaki karakterleri hakkında çıkarımlarda bulunmaya; toplumsal değerleri veya politikaları onaylamaya kadar geniş bir yelpazede ahlaki yargı türleri araştırılmıştır. Bu yargıları derinlemesine anlamak, onların birbirinden nasıl ayrıştığını ve normlar, duygular ya da cezalandırma gibi olgularla nasıl ilişkilendiğini ortaya koymayı gerektirir. Ahlaki yargılar, bireylerin hem kendilerine hem de başkalarına yönelik gerçekleştirdikleri temel toplumsal değerlendirmeleri içerir ve yalnızca gözlemlenen davranışlara değil, aynı zamanda bireyin karakterine ilişkin daha kalıcı ve derin anlamlar taşır. Ahlak felsefesi ve psikoloji alanındaki güncel ampirik araştırmalar, bu yargıların özellikle başkalarına zarar veren ve toplumsal normlarla çelişen eylemler üzerine yoğunlaştığını göstermektedir. Bununla birlikte bireyler arasında neyin ahlaki neyin gayri ahlaki olduğu konusunda önemli görüş ayrılıkları gözlenmektedir. Bu farklılığın temel nedenlerinden biri, bireylerin etik durumlarının -diğer bir deyişle, idealizm ve görecilik düzeylerinin- değişkenlik göstermesidir. Bu bağlamda Etik Durum Kuramı, bireylerin ahlaki inanç, tutum ve değerlerinin bütüncül bir kişisel ahlak felsefesi oluşturduğunu ve bu sistemin iki temel boyut olan idealizm ve görecilik tarafından şekillendiğini ileri sürmektedir. Kuramsal ve ampirik çalışmalar, ahlaki karar verme süreçlerinde bu iki boyutu eylemin yol açtığı zarar ya da yararın düzeyi ve eylemin ahlaki normlarla ne ölçüde uyum sağladığı açısından tanımlamaktadır. Ahlaki karar verme, bireyin etik ilkeler, kişisel değerler ve toplumsal normlar doğrultusunda bilinçli tercihlerde bulunma sürecidir. Özellikle öğretmenlik gibi yüksek toplumsal etki taşıyan mesleklerde bu süreç profesyonel bir sorumluluk olarak kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda geliştirilen Etik Durum Ölçeği, bireylerin idealist ve göreceli tutumlarını ölçmek amacıyla tasarlanmış olup söz konusu boyutların kuramsal geçerliliğini destekleyen çok sayıda bulgular sunmaktadır. Ancak bazı maddelerin ölçülmek istenen yapılarla yeterince örtüşmemesi ve iç tutarlılığın artırılabilir olması yönündeki araştırma bulguları ölçeğin yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, etik karar verme süreçlerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan revize edilmiş Kısa Form Etik Durum Ölçeği’nin (EDÖ-5) Türkçe’ye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Uyarlama süreci; çeviri ve geri çeviri yöntemleri ile dilsel eşdeğerlilik, yapı geçerliği ve güvenilirlik analizlerini kapsamaktadır. Araştırma, 2024-2025 öğretim yılında Trabzon Üniversitesi Eğitim ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri arasından kolay ulaşılabilir olma ve gönüllülük esasına göre amaçlı örnekleme yöntemi ile elde edilen üç ayrı veri setiyle yürütülmüştür. Birinci grup (n=50) ile dilsel eşdeğerlilik çalışması yapılmış, ikinci grup (n=434) verileriyle Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) gerçekleştirilmiş, üçüncü grup (n=438) ise Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeğin özgün formunda yer alan iki faktörlü yapının (idealizm ve görecilik) Türkçe formunda da korunduğunu göstermektedir. Ölçeğin iç tutarlılık katsayıları idealizm boyutu için .79, görecilik boyutu için .76 olarak bulunmuştur. Netice itibariyle, EDÖ-5’in Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ve etik karar verme süreçlerini inceleyen araştırmalarda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Ahlak Gelişiminde Ebeveyn Rolü: Örtük Kuramlar ve Üretkenlik Üzerine Bir Değerlendirme

    Birinci, Ali

    Ahlak gelişimi, bireyler arası etkileşim süreçlerinin temelini oluşturması ve insanların birbirleriyle nasıl geçindiklerini ihtiva etmesi nedeniyle aileler ve toplumlar açısından kritik bir öneme sahiptir. Ahlaki temellerin atıldığı ve ilk sosyal deneyimlerin yaşandığı birincil ortamın aile olması, ebeveynlerin bu süreçteki belirleyici rolünü ön plana çıkarmaktadır. Literatürde ebeveyn özellikleri bağlamında ebeveynlik tarzları ve disiplin uygulamaları üzerine önemli çalışmalar bulunmakla birlikte ebeveyn zihniyetleri/örtük kuramları ile üretkenlik algılarına odaklanan araştırmaların nispeten sınırlı olduğu görülmektedir. Bu kapsamda araştırmada ebeveynlerin ahlak gelişimine katkıları, örtük kuramlar ve üretkenlik algısı olmak üzere iki temel kavram üzerinden kuramsal olarak değerlendirilmektedir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda ahlak gelişimini aile perspektifinden yeniden düşünmeye imkân veren iki önemli kuramsal yapı birlikte ele alınarak literatüre katkı sunması beklenmektedir. Ortaya konulan kuramsal çerçeve ahlak gelişiminin yalnızca bilişsel bir muhakeme ya da akran etkileşimi süreci olmadığını aksine ebeveynlerin insan doğasına ve niteliklerine ilişkin temel inançları ile nesiller arası sorumluluk anlayışlarının bu sürecin merkezinde yer aldığını göstermektedir. Örtük kuramlar literatürü ışığında ebeveynlerin insan niteliklerini sabit ya da geliştirilebilir olarak algılamalarının disiplin pratiklerinden hata yönetimine, övgü dilinden cezalandırma tercihlerine kadar geniş bir yelpazede belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Sabit zihniyetin toptancı yargılar ve cezalandırıcı yaklaşımlar üzerinden kırılgan bir ahlaki karakter ve kimlik inşa edebileceği buna karşılık gelişim odaklı zihniyetin sürece duyarlı ve telafi edici pratiklerle ahlaki karakterin dinamik gelişimini destekleyebileceği sonucuna varılmıştır. Üretkenlik kuramı perspektifinden bakıldığında ise ebeveynliğin biyolojik olarak yalnızca çocuk doğurmaya indirgenemeyeceği aksine gelecek nesillerin iyiliğine yönelik ahlaki bir sorumluluk bilinciyle şekillenen bir süreç olduğu görülmektedir. Bu anlamda ebeveynlerin üretkenlik algılarının çocuklarına sundukları değerler, anlam çerçeveleri ve yaşam anlatıları aracılığıyla ahlaki karakter ve kimlik inşasını doğrudan etkileyebileceği söylenebilir. Gelecek araştırmaların bu iki değişken arasındaki ilişkiyi farklı kültürel bağlamlarda ampirik yöntemlerle test etmesi ve elde edilen bulgulara dayalı ebeveyn eğitim programları geliştirmesi önerilmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Interactional Roles of Proactive Personality and Religious Attitude Levels in the Effect of Disappointment Intolerance on Mental Health of Earthquake Victims

    Maraslioglu, Serife Ericek

    Earthquakes, as natural disasters, are stressful life events characterized by frustration, uncertainty, and psychological burden. In fact, disappointment intolerance - the inability to tolerate distressing or obstructive experiences - has been shown to predict both life satisfaction and depressive symptoms. The present study aims to examine the mediating role of proactive personality in the relationship between disappointment intolerance beliefs and mental health, as well as the moderating role of religious attitudes in this relationship among earthquake victims living in container cities after the 6 February earthquakes. The participants were survivors residing in the region's most severely affected materially and morally by the earthquake centered in Kahramanmara & scedil;, T & uuml;rkiye. Data were collected from 354 individuals 18 months after the earthquake using the Demographic Information Form, Frustration Discomfort Scale, Proactive Personality Scale, Religious Attitude Scale, and Mental Health Scale. Pearson correlation, mediation, and moderation analyses were conducted. The findings indicated that higher levels of frustration intolerance were associated with increased levels of depression, anxiety, and stress. Furthermore, proactive personality was found to mediate the effect of disappointment intolerance subdimensions (entitlement, achievement, emotional intolerance, and discomfort intolerance) on mental health outcomes. However, religious attitudes did not moderate the negative impact of disappointment intolerance on depression, anxiety, and stress. The results are discussed considering existing literature, and implications for future research and intervention strategies are offered.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Mediating Role of Attitudes Towards Psychology of Religion Course in the Relationship Between Theology Students’ Levels of Religious Attitude and Finding Meaning in Life

    Birinci, Ali; Maraşlıoğlu, Şerife Ericek

    The notion of meaning in life can be defined as the subjective experience that life is valuable and worth living. Research has demonstrated that individuals who possess a strong sense of purpose tend to demonstrate positive coping mechanisms and maintain optimal mental well-being when confronted with adversity. In essence, the presence of meaning in life has been shown to enhance an individual’s resilience, thereby mitigating the risk of developing mental health conditions such as pessimism, anxiety, stress, and depression. Religious attitude, on the other hand, shapes an individual’s inner and outer life by directing his/her religious feelings, thoughts and behaviors. As a matter of fact, religious attitude plays a strong role in finding resources to solve life problems, finding explanations for stressful life events such as disappointments and frustrations by affecting the individual’s level of making sense of life. In a similar manner, the objective of the psychology of religion course is to facilitate comprehension and elucidation of the human condition, encompassing the intricacies of individuals’ emotions, cognitions, and behaviours, as well as their interactions with their immediate environment, broader culture, and their spiritual practices. The attainment of this objective is contingent upon the motivations, motives and attitudes of students towards the course. A positive attitude towards the course has been shown to have a significant impact on students’ sense of purpose and their religious attitudes. In this context, it is important to investigate the interactional relationship between the levels of making sense of life and religious attitudes of theology faculty students and their attitudes towards the psychology of religion course. The present study aims to determine whether the psychology of religion course exerts a mediating effect on the relationship between the level of religious attitude exhibited by theology faculty students and their ability to find meaning in life. The study group of the research consists of a total of 320 students, 218 female and 102 male, studying at Gümüşhane University Faculty of Theology in the 2023-2024 academic year. The study data were collected using a Personal Information Form, an Attitude Scale towards the Psychology of Religion Course, a Religious Attitude Scale, and Meaning and Purpose of Life Scales. The data were analysed with IBM SPSS Statistics 26 and Amos 24 software packages. The findings indicated a positive relationship between students’ religious attitude levels and their levels of finding meaning in life. It can thus be posited that individuals who exhibit pronounced religious attitudes are concomitantly characterised by a propensity to engage in the making of sense of life. The findings further revealed significant positive relationships and interactions between the religious attitudes of theology faculty students and their attitudes towards the psychology of religion course. It is thought that the psychology of religion course can contribute to the individual’s efforts to make sense of life by explaining religious feelings, thoughts and behaviours in terms of content and achievement. The study revealed a positive correlation between an individual’s attitude towards the psychology of religion course and the level of meaning in their life. Furthermore, it was observed that the attitude towards the psychology of religion course played a mediating role in the relationship between religious attitude and the level of meaning in life. Consequently, all hypotheses determined within the scope of the research were confirmed. The results of the study indicate that attitudes towards the psychology of religion course are significant for undergraduate students’ religious attitudes and their sense of life’s meaning. In light of these findings, it is recommended that instructors oversee students’ attitudes towards the course during the teaching process, enhance course materials and content, and incorporate diversity in terms of methodology.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Mehmet Akif Ersoy ve Ahlak Felsefesi

    Kerimoğlu, Özkan

    Bu çalışmanın temel amacı, Türk Milli marşını yazan, şair Mehmet Âkif Ersoy’un yaşadığı dönemde, toplumun yüzleştiği ahlâkî ve kültürel sorunlarla mücadelesini ve bulduğu çözümü anlamaya çalışmaktır. İçinde yaşadığı toplumu sarmalayan, bireysel ve toplumsal yozlaşmaya sebep olan problemler hakkında derin bir kaygıya kapılan Âkif, duyarlı bir insan ve düşünür olarak çözüm arayışına girmiştir. Problemler karşısında çözüm için mevcut ve baskın anlayışın yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Âkif, bireysel ve toplumsal ilişkileri detaylı bir şekilde incelemiş ve çöküşün temel nedenini İslâm Dini’nin yanlış anlaşılıp, yanlış tatbik edilmesi ve bilimden mahrum kalmak olarak belirlemiştir. Bu hakikatten endişe ve rahatsızlık duyan şair, çözümü ise halis İslâm’a rücûda, Doğu’nun hikmeti ve Batı’nın fenninin mezcedilmesinde bulmuştur. Düşünür bununla birlikte bu çöküşten kurtulmak için samimiyet, doğruluk, birlik-beraberlik, çalışmak, yardımlaşmak ve dayanışma, teknoloji ve ilim alanındaki gelişmeleri takip etmek, onları alıp sahiplenmek ve ümit var olmak gibi erdemlere ihtiyaç olduğunu da söylemektedir. Âkif’in “Safahat” başta olmak üzere eserleri çalışmamıza kaynaklık edecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Relationship Between Theology Students’ Moral Identities and Moral Integrity

    Birinci, Ali

    The purpose of this research is to investigate the relationship between the moral identities and moral integrity of students enrolled in the Faculty of Theology. The study employs a quantitative research design and is conducted in accordance with the relational survey model. The study group comprises students attending the Faculty of Theology at Gümüşhane University during the 2023-2024 academic year. The personal information form devised by the researcher and the Moral Integrity Scale, which was adapted into Turkish by Okan and Ekşi (2020), along with the Moral Identity Scale developed by Kürüm and Ekşi (2022), were employed as the instruments for data collection. The findings of the research indicated that the mean scores of moral identity and moral integrity for the theology students were at a high level. The results indicated a positive and moderate relationship between moral identity and moral integrity, and it was concluded that moral identity was a significant predictor of moral integrity. Considering the findings, it is recommended that character education be incorporated into the curricula of theological faculties on a systematic basis.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kur’an Kursu Öğreticilerinin Eğitim ve Çocuk Kavramlarına İlişkin Metaforik Algıları

    Birinci, Ali

    Metafor, yalnızca dilin süsleyici bir unsuru olmanın ötesinde, bireylerin dünyayı ve kendi deneyimlerini kavramsallaştırmalarına olanak tanıyan temel bilişsel bir şemadır. Bir kavramın başka bir kavram üzerinden tanımlanmasını sağlayan metaforlar, insan zihninin işleyişinde merkezi bir rol oynamakta; dil, düşünce ve söylemin yapısal temellerini anlamada önemli ipuçları sunmaktadır. Bu doğrultuda, bireylerin eğitim sürecine ilişkin algılarını ve değerlendirmelerini yansıtan metaforik ifadelerin, eğitim ve çocuk kavramlarının çok yönlü biçimde tanımlanmasına ve anlaşılmasına katkı sağlayabileceği öngörülmektedir. Kur’an kursu öğreticilerinin eğitim ve çocuk kavramlarına yönelik algılarının metaforlar yoluyla incelenmesini amaçlayan bu çalışma, nitel araştırma modeli kapsamında fenomenoloji (olgu bilim) deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 öğretim yılında Trabzon ilinde görev yapan Kur’an kursu öğreticileri oluşmaktadır. Gönüllülük, cinsiyet ve Kur’an kursu türleri kriterleri dikkate alınarak çalışma grubu, amaçlı örnekleme tekniği ile seçilmiştir. Bu çalışmada belirlenen metaforların, katılımcıların eğitim perspektiflerinin ve öğretim yaklaşımlarının daha somut bir şekilde anlaşılmasını sağlaması ve böylece ilgili literatüre mütevazı bir katkıda bulunması beklenmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Transhümanizmin Ontolojik Açmazları: Zihin-Beden, Bilinç ve Benlik Problemleri Üzerine Bir İnceleme

    Yazoglu, Ruhattin; Güçlüer, Fatımanur

    Bu makale, insanın biyolojik ve bilişsel sınırlarını aşma arayışında olan transhümanist düşüncenin, karşı karşıya kaldığı temel felsefî sorunları din felsefesi perspektifinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Transhümanizm, zihin-beden ilişkisini yeniden tanımlamayı, bilinci yapay ortamlara aktarmayı ve kişisel kimliği dijital olarak sürdürebilmeyi hedefleyen bir gelecek vizyonu sunar. Ancak bu hedefler, klasik felsefede ruh-beden dualizmi, bilinç fenomeni ve benlik sorunu gibi metafizik tartışmalarla doğrudan çelişen veya onları yeniden yorumlamayı gerektiren bir yapıdadır. Bu bağlamda, insanın kendini dönüştürme arzusu, sadece teknolojik değil, aynı zamanda ontolojik bir mesele olarak ele alınmalıdır. Makalede, özellikle çağdaş filozofların yaklaşımları ışığında bu meseleler yeniden ele alınmakta, insanın tanrısal taklit yoluyla kendi sınırlarını aşmasının, ontolojik ve teolojik sonuçları sorgulanmaktadır. Çalışma, ruhun ölümsüzlüğü, bilincin kaynağı ve insanın aşkın boyutu gibi din felsefesinin temel konularıyla transhümanist projeler arasında bir gerilim olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, literatürde uzun süredir tartışılmakla beraber, transhümanizmin yalnızca teknik değil, aynı zamanda felsefî ve teolojik yönleriyle de ele alınması gereği, çalışmamızın da merkezî bir vurgusunu oluşturmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    The Interactive Roles of Frustrations and Religious Attitudes on Aggression

    Maraşlıoğlu, Şerife Ericek

    Recent data from the Turkish Statistical Institute (TÜİK) reveal a worrisome escalation in aggression rates among young individuals, including incidents of injury, criminal involvement, and criminal activity. In this context, the basic objective of the present study is to examine the moderating effect of religious attitudes on the relationship between frustration and aggressive behavior. The study data were collected through an online cross-sectional survey conducted with 729 participants (523 female, 206 male) randomly selected between the ages of 18 and 25. To collect the data, the Aggression Scale, the Religious Attitude Scale, and the Basic Psychological Need Satisfaction and Frustration Scale were used. The results showed that frustration was positively related to physical aggression, hostility, anger, and verbal aggression. In contrast, religious attitudes were negatively related to physical aggression, hostility, anger, verbal aggression, and frustration. Additionally, religious attitudes played a moderating role in the relationship between frustration and physical aggression and hostility. However, the findings indicated that religious attitude failed to reduce the effect of frustration on anger and verbal aggression. The results of the study indicate that religious attitudes significantly influence the impact of frustrations on tendencies toward anger and verbal aggression. These findings reveal a complex relationship between frustration and aggression, which depends on the degree of religious inclination. In light of these findings, it is recommended that guidance programs based on religious values be developed—within the framework of the existing literature—to help reduce aggression levels among individuals experiencing need frustration.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    İyimserlik ve Kötümserliğin Dindarlık ile Mutluluk Arasındaki İlişkide Aracılık Rolü

    Maraşlıoğlu, Şerife Ericek

    Ruh sağlığı sorunları üniversite öğrencileri arasında çok yaygındır ve bu durum sağlık profesyonelleri ve eğitimciler için bir endişe hâline gelmektedir. Nitekim üniversite öğrencilerinin gelecekteki yaşamlarını iyileştirmek, kişisel gelişim, aile içi uyum, sosyal denge ve ulusal ilerleme için mutluluğunu destekleyen psikolojik bileşenleri belirlemek esastır. Bu bağlamda mevcut araştırma, üniversite öğrencilerinin dindarlık düzeyinin iyimserlik ve kötümserlik tutumlarını şekillendirerek mutluluklarını etkileyebileceğini varsayarak mevcut literatürü genişletmeyi amaçlamaktadır. Çalışma verileri, 18-29 yaş aralığında 672 katılımcı ile demografik bilgi formu, dindarlık ölçeği, mutluluk ölçeği, iyimserlik ve kötümserlik ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler IBM SPSS AMOS ve SPSS eklenti modülü PROCESS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, çalışmanın bulguları, dindarlık düzeyi yüksek olan bireylerin daha az kötümser olduğunu ve bunun da yüksek mutluluğa yol açtığını göstermektedir. Ayrıca elde edilen bulgular iyimserlik ve kötümserlik düzeyine bağlı olarak dindarlık ve mutluluk arasında çok yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmanın sonuçları üniversite öğrencilerinin ruhsal refahını desteklemede önleyici ve geliştirici rehberlik programları hazırlamada teorik ve pratik bilgiler sağlayabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-22T08:47:35.007766709Z
dc.date.available2026-10-22T08:47:35.007766709Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10077
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleFelsefe ve Din Bilimleri Bölümütr
dc.titleDepartment of Philosophy and Religious Sciencesen
dspace.entity.typeOrgUnit
organization.identifier.codegumushane-ilahiyat-felsefe-ve-din-bilimleri
organization.unitTypedepartment
rdl.unit.alias\bfelsefe ve din bilimleri bolumu\b
rdl.unit.alias\bphilosophy (and|&) relig