Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sosyal medyanın bilgi kirliliği kapsamında değerlendirilmesi: 15 Temmuz örneği

    İbrahim Çataldaş

    İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline gelen sosyal medya, insanların çeşitli bilgi ve içeriklere erişebildiği önemli bir platform olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal ağlardan vikilere, podcastlerden bloglara, görsel-işitsel mecralardan forumlara kadar geniş bir sahayı kapsayan sosyal medya, yaşamın birçok alanına nüfuz etmektedir. Yer ve zaman kısıtlaması bulunmadan internet erişiminin bulunduğu her yerden iletişim imkanı sunan sosyal medya, kullanıcılarının hayatına bazı kolaylıklar getirmekle birlikte birtakım sorunları da beraberinde getirmektedir. Sosyal medya ile ilgili günümüzde üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biri bilginin mahiyeti, yani güvenilirliği ve doğruluğudur. Bu çalışma sosyal medyayı bilgi kirliliği bağlamında ele almaktadır. Bu nedenle çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde sırasıyla sosyal medya ve bilgi kirliliği kavramlarına yer verilerek sosyal medya platformları, sosyal medyanın özellikleri, kullanım amaçları, internet ve sosyal medyanın bilgi kirliliği ve toplumsal hareketler ile olan ilişkisine değinilmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi üzerinden bu kalkışmanın sosyal medya paylaşımlarında nasıl karşılık bulduğu analiz edilmektedir. Yapılmış olan araştırmalar sonucunda 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili sosyal medyada hem ulusal hem de uluslararası ölçekte bilgi kirliliğine neden olan birçok haber ve paylaşımların var olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, 15 Temmuz bağlamında yapılan bu araştırmanın, benzeri birçok kitlesel olaya dair yaşanan sosyal medya tecrübesini anlamayı mümkün kılması beklenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Televizyon reklamlarında kültürel ve dini göstergelerin kullanımı: 2010-2017 Coca-Cola Ramazan dönemi reklamlarının göstergebilimsel analizi

    Zeynep Sultan Erdoğdu

    [ERDOĞDU, Sultan, Zeynep]. Televizyon Reklamlarında Kültürel ve Dini Göstergelerin Kullanımı: 2010-2017 Coca-Cola Ramazan Dönemi Reklamlarının Göstergebilimsel Analizi, Yüksek Lisans Tezi, 2018, (XVI + 118). Bir topluma ilişkin maddi ve manevi tüm unsurları kapsayan kültür kavramı toplumdan topluma farklı özellikler gösteren yapısı ile reklam faaliyetlerinin odak noktasını oluşturmaktadır. Bir toplumdaki aile yapısı ve ilişkilerinden, eğitim sistemi anlayışına, dini inanış ve geleneklerine kadar geniş bir alanı kapsayan kültür kavramı için tüm ülkelere ilişkin genel bir yaklaşım geliştirmek ve benimsemek zorlaşmaktadır. Global pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler faaliyet gösterdikleri pazarların sadece ekonomik değişkenlerini değil, kültürel özelliklerini de dikkate almaya yönelmişlerdir. Bu anlamda reklam yapımcıları toplumların gelenek, görenek, inanç, algı ve beğenilerini dikkate alarak çeşitli reklam stratejileri geliştirmektedirler. Böylece toplumsal ve kültürel faktörler reklam stratejilerinin oluşmasında etken öğe olmaktadır. Reklamda mesaj yağmuruna tutulan bireyin (hedef kitlenin) iknasında toplum ve kültürün önemi büyüktür. Her bir reklamın öyküsü vardır. Öyküler çoğu zaman yaşanmışlık üzerine kurgulanır; içinde bulunduğumuz toplumun değerlerini anlatır ve kendi içimizden kültürel ögeler sunar. Reklamlarda kullanılan kültürel unsurlar kimi zaman kültürle şekillenmekte kimi zaman ise kültürü şekillendirmektedir. Kültürün en önemli unsurlarından biri olan din ise, insanlığın başlangıcından bu yana var olan, içerdiği inanç ve ibadet ilkeleri ile kültürle karşılıklı etkileşim içerisinde olan bir olgudur. Küresel bir bakış açısıyla düşünerek yerel hareket etmek, özellikle kültürün etkisinin yoğun olarak hissedildiği dönemlerde sıklıkla kullanılmaktadır. Kültürel ve dini göstergelerin yoğun olarak kullanıldığı dönemlerin başında ise ramazan ayı gelmektedir. Bu nedenle çalışmada günümüzün en güçlü küresel markalarından olan Coca-Cola'nın 2010-2017 Ramazan dönemi reklamları incelenmiştir. Çalışma, Coca-Cola'nın, ramazan ayının özelliklerini dikkate alarak oluşturduğu kültürel değerlere ve dini göstergelere televizyon reklamlarında hangi mitsel bağlamlarda yer verdiğini ortaya koyma amacı gütmüştür. Anahtar Kelimeler: Reklam, Kültür, Din, Ramazan Ayı, Göstergebilim

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Karmaşık değerli fonksiyonların türevlerinin sonlu farklar ile bazı yaklaşımları

    Beyza Öztürk

    Bu çalışmada, karmaşık değerli fonksiyonların türevleri için bazı yaklaşımlar verilmiştir. Karmaşık değerli fonksiyonların birinci ve ikinci mertebeden türevleri için sonlu farklar kavramı ele alınmıştır. Karmaşık değerli ω(z) fonksiyonu için tanım alanının iç noktalarında z ve z ̅ değişkenlerine göre birinci mertebeden ω_z ve ω_z ̅ türevlerinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü mertebeden yaklaşımı olan sonlu farklar incelenmiştir. Sonra ω(z) fonksiyonu için tanım alanının iç noktalarında z ve z ̅ değişkenlere göre ω_zz, ω_(zz ̅ ), ω_(z ̅z) ve ω_(z ̅z ̅ ) türevlerinin yaklaşımı olan sonlu farklar araştırılmıştır. Matlab programı kullanarak test örneklerde hata analizi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sonlu fark, Karmaşık değer, Karmaşık değerli fonksiyon, Yaklaşım, İleri fark, Geri fark, Merkez fark, Taylor açılımı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    İntegral koşullu Neumann tipi eliptik ters problemin iyi tanımlılığı

    Aysel Çay

    Bu çalışmada, herhangi bir Hilbert uzayında eliptik diferensiyel denklemler için integral koşullu Neumann tipi ters problemi ele alınacaktır. Problemin çözümü için kararlılık ve koersif kestirimleri elde edilecektir. Üst belirli problemin yaklaşık çözümünü bulmak için birinci mertebeden sonlu fark şeması kurulacaktır. Fark şemasının çözümü için kararlılık kestirimleri oluşturulacaktır. Sonra, çok boyutlu eliptik kısmi diferansiyel denklem için integral ve Dirichlet koşullu Neumann tipi üst belirli problemin çözümlerinin kararlılığı incelenecektir. Bu problem için hem birinci mertebeden fark şeması kurulacaktır hem de kararlılık analizi yapılacaktır. İki boyutlu eliptik denklem için integral koşullu Neumann tipi üst belirli probleminin çözümünü bulmak için algoritma ve MATLAB kodları verilecektir. Anahtar Kelimeler: Sonlu fark şeması, İyi tanımlılık, Kararlılık, Sınır değer problemi, Eliptik ters problem, Üst belirlilik, Yaklaşık çözüm, İntegral koşul

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tünel çalışmalarında harita mühendisliği uygulamaları: Yeni Zigana tüneli örneği

    Erdal Köse

    Bu tez çalışmasında Yeni Zigana Tüneli projesindeki harita mühendisliği uygulamaları incelenmiştir. 13 Mart 2017 tarihinde temeli atılan ve halen Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde yapımı süren Yeni Zigana Tüneli her biri 14.5 kilometre olan toplam 29 kilometre uzunluğundaki çift tünel tüpü ile Türkiye ve Avrupa'nın birinci, dünyanın ikinci en büyük karayolu ulaşım tüneli projesi olarak kabul edilmektedir. Tez çalışmasıyla Yeni Zigana Tüneli projesi için yapılan jeodezik çalışmalar, jeodezik referans sistemi seçimi, yükseklik sistemi ve jeoid modeli seçimi, harita projeksiyonu seçimi, koordinat dönüşümü, GNSS (Küresel Navigasyon Uydu Sistemi) RTK (Gerçek Zamanlı Kinematik Uydu Sistemi) servisi kullanımı ve halihazır harita üretimi çalışmalarından oluştuğu belirlenerek bu çalışmalar incelenmiştir. Trabzon ve Gümüşhane yönlerinden eş zamanlı devam eden tünel açma çalışmalarını yönlendirmede sağladığı yüksek konumsal doğruluk nedeniyle yersel ölçme yöntemlerinin (EUÖ, GNSS) ağırlıklı olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Bunun yanında, jeodezik altyapının kurulmasında ve halihazır harita üretiminde topoğrafya ve bitki örtüsünün izin verdiği yerlerde GNSS tekniği kullanımı ölçme çalışmalarını hızlandırmıştır. Yükseklik ölçmeleri geometrik nivelman tekniğiyle gerçekleştirilmektedir. GNSS tekniği kullanılması durumunda, GNSS ile ölçülerek belirlenen elipsoid yükseklikleri yine geometrik nivelman tekniği kullanılarak ortometrik yüksekliğe çevrilmektedir. Yeni Zigana Tüneli projesinde kamulaştırma işleri (mülkiyet problemlerinin çözümü) incelendiğinde tünel inşaatı için gerekli olan arazi mülkiyetinin elde edilmesinde üç farklı durumun söz konusu olduğu belirlenmiştir. Birincisi, tünel giriş ve çıkış noktalarında gerçekleştirilen kamulaştırma yöntemidir. İkinci durum, tünel nedeniyle taşınmazlar üzerinde sınırlı bir ayni hak olan irtifak hakkı tesisidir. Üçüncü durum ise, can ve mal güvenliği bakımından tünel üzerindeki taşınmazlarda bir risk oluşmadığına karar verilmesi halinde herhangi bir hak tesisinin yapılmaması durumudur. Tez çalışmasında, her üç durum için de gerçekleştirilen işlemler yasal dayanaklarıyla beraber incelenmiştir. Tez çalışmasında son olarak Yeni Zigana Tüneli projesi verileri üç boyutlu (3B) bir ortamda yönetilerek mevcut imkân ve kısıtlamalar değerlendirilmiştir. Özellikle Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı yaklaşımla tünel ve taşınmazlara ait veriler 3B bir ortamda analiz edilebilmiştir. Web tabanlı 3B modelleme yaklaşımının ise proje verilerini daha anlaşılabilir hale getirip sunmada önemli imkânlar sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: 3B Modelleme, Kadastro, Kamulaştırma, Tünel Ölçmeleri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Gümüşhane yöresi erken-orta jura yaşlı kırıntılı kayaçların petrografik ve jeokimyasal özelliklerine bağlı provenans analizi

    Uğur Volkan Arı

    Bu çalışmada, Gümüşhane yöresi Erken–Orta Jura yaşlı kırıntılı kayaçların litolojik, petrografik ve jeokimyasal özellikleri incelenmiştir. Bu kapsamda, Akçakale, Bağlarbaşı, Gurbetyatağı ve Yukarıalıçtı civarlarından dört adet stratigrafik kesit ölçülmüş ve kırıntılı kayaçlardan örnekler toplanmıştır. Akçakale, Bağlarbaşı ve Gurbetyatağı Ölçülü Stratigrafik Kesitlerinin (ÖSK) litolojik özellikleri benzerlik göstermekte olup, genellikle kumtaşı, çamurtaşı, kireçtaşı ve çört ardalanmasından oluşmaktadır ve kalınlıkları sırasıyla, 95 m, 127 m ve 133 m olarak ölçülmüştür. Yukarıalıçtı ölçülü stratigrafik kesiti tabanda konglomeralar ile başlayıp yukarı doğru kumtaşı, marn, kireçtaşı ve volkanik kayaç ardalanması ile 375 m'ye kadar devam edip, bu seviyeden sonra tamamen volkanik kayaçlara geçmektedir. İncelenen kumtaşlarının tane boyu ortalaması -0.78-2.50 ɸ arasında değişmektedir. Wenthworth boyut sınıflamasına göre söz konusu kumtaşları çok iri-ince tanelidir. Modal mineralojik bileşenlerine göre, Akçakale ÖSK'ya ait kumtaşları arkozik arenit ve grovak, Bağlarbaşı ÖSK'ya ait kumtaşları grovak, Gurbetyatağı ÖSK'ya ait kumtaşları, litik arenit ve feldispatik vake-grovak, Yukarıalıçtı ÖSK'ya ait kumtaşları, litik arenit ve feldispatik vake-grovak olarak sınıflandırılmışlardır. Akçakale, Bağlarbaşı, Gurbetyatağı ve Yukarıalıçtı ÖSK'ya ait kırıntılı kayaçların ana element içerikleri yaklaşık benzer olup, ortalama en yüksek SiO2 içeriği % 57.67 ile Bağlarbaşı ÖSK'ya, en düşük SiO2 içeriği % 52.67 ile Akçakale ÖSK'ya aittir. Ana element içeriğine göre, Akçakale, Bağlarbaşı ve Gurbetyatağı ÖSK'ya ait kayaçların büyük çoğunluğunun vake, Yukarıalıçtı ÖSK'ya ait kayaçların ise bir kısmının vake, bir kısmının ise şeyl–Fe-şeyl olduğu belirlenmiştir. Dört kesite ait kırıntılı kayaçların iz element ve nadir toprak element (N.T.E.) içeriği ve dağılımları benzerlik göstermektedir. İncelenen kırıntılı kayaçların ana, iz ve N.T.E. jeokimyaları bazik/felsik–ortaç/felsik kaynaklardan beslendiğini göstermektedir. Karışık kaynak modeline göre ise bu kayaçlar, Karbonifer yaşlı Gümüşhane Plütonu (Granit ve Granodiyorit) ile Erken Jura yaşlı Gökçedere Plütonu (Gabro)'ndan beslenmiştir. Akçakale, Bağlarbaşı ve Gurbetyatağı ÖSK'ya ait kırıntılı kayaçların Kimyasal Ayrışma İndeks (CIA) değerleri sırasıyla 35-74, 39-84 ve 38-89 arasında değişerek, kaynak alanında düşük–yoğun kimyasal ayrışmanın olduğunu göstermektedir. Yukarıalıçtı ÖSK'ya ait kayaçların CIA değeri oldukça düşük olup 30-51 arasında değişmektedir ve kaynak alanının çok düşük kimyasal ayrışma ile karşı karşıya kaldığını işaret etmektedir. Ayrıca jeokimyasal veriler söz konusu kayaçların tekrar döngülenmeye maruz kalmadıklarını ve basit sedimanter döngü tarihçesine sahip olduklarını göstermektedir. Akçakale, Bağlarbaşı ve Gurbetyatağı ÖSK'ya ait örneklerin büyük çoğunluğu "Pasif kenar", Yukarıalıçtı ÖSK'ya ait örneklerin çoğunluğu ise "Ark" bölgesinde yer almışlardır ve söz konusu kırıntılı kayaçların yay gerisi rift havzalarında çökeldiği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sultan Veled'in hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri

    Figen Poyraz

    Sultan Veled 13 ve 14. asırda yaşamış bir mutasavvıf şâirdir. Babası Anadolu'nun dört büyük kutbundan biri olan meşhûr Mevlânâ Celâleddin Rûmî'dir. O, başta babası Mevlânâ olmak üzere Seyyid Burhâneddin Muhakkık Tirmizî, Şemseddin Tebrîzî, Selâhahaddin Zerkûbî, Hüsâmeddîn Çelebi ve Bektemüroğlu Kerimüddin'den de tasavvufî terbiye görmüştür. Mevlânâ gibi aşk ve cezbe yolunu takip eden Sultan Veled, Mevlevîliği sistematize ederek bir tarîkat haline getirmiştir. Babasına olan derin sevgi ve bağlılığı, aynı zamanda teşkilatçı ve girişken yapıya sahip olması onun Mevlevîliği sistemleştirmesinde etkili olmuştur. O, aynı zamanda temkinli, mantıklı ve zamanın şartlarını gözeten bir Mevlevî büyüğüdür. Babasının mânâ mirasçısı olan Sultan Veled'in Dîvân, İbtidânâme, Rebâbnâme, İntihânâme ve Maârif adlı eserleri bulunmaktadır. Bu eserler Farsça'dan Türkçe'ye de tercüme edilmiştir. Çalışmamızda Sultan Veled'in eserleri çerçevesinde onun tasavvufî düşüncelerini anahatlarıyla ele alarak bu alanda var olan boşluğu doldurmak istedik. Onun tasavvufî düşüncelerini ise tarîkat mes'eleleri ile ilgili görüşleri, bazı tasavvufî hâllere dair görüşleri, din, ibâdet ve ahlâka dair bazı görüşleri şeklinde tasnif edip inceledik AnahtarKelimeler: Mevlânâ, Mevlevîlîk, Sultan Veled, Tasavvuf.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Afet yönetiminde müdahale ekiplerinin organizasyonunda yaşanan yönetsel sorunlar: Van depremi örneği

    Cemal Yılmaz

    Afet, bireylerin ve toplumların üzerindeki olumsuz etkileri uzun süre devam eden olaylardır. Afet sosyal hayatı ve insan yaşamını kesintiye uğratan bir durumdur. Ülkemiz deprem, çığ, sel, yangın, kaya düşmesi vb. afetlerin tehlikelerin sık sık görüldüğü bir coğrafyadır. Bu çalışma, Türkiye'de olabilecek depremlere yönelik afet zararlarını en aza indirmek ve can ve mal kaybını azaltmak amacıyla afet anında ve müdahale safhasında müdahale ekiplerinin karşılaştıkları organizasyon eksikliklerini ve aksayan yönlerini ortaya koyarak bunlara yönelik çözüm önerileri getirerek can ve mal kaybını en aza indirmek ve müdahale ekiplerinin etkinliğini artırmak amacını taşımaktadır. Araştırmada nitel ve nicel yöntem kullanılmış. Nitel araştırmada VAN depremine katılan arama ve kurtarmayı yöneten idareciler ve ekip şeflerine yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile yapılan görüşmelerde, depreme müdahale organizasyonunda yaşanan örgütlenmeye bağlı sorunlar derinlemesine incelenmiştir. Nicel araştırmada ise likert ölçeği yöntemi ile oluşturulan araştırma anketi VAN depremine müdahalede bulunan arama ve kurtarma çalışmalarına katılan görevlilere uygulanmış. Yaşanan örgütsel sorunların boyutları ve düzeyi tespit edilerek incelenmiştir. Elde edilen bulgulardan öne çıkanlar; yasa ve mevzuatların teorik ve pratikte uygulanmasında eksikliklerin olduğu ve kâğıt üzerindekiler sahaya yansıtılmadığı, toplumu bilgilendirmede sıkıntıların olduğu, stok ve depo çalışmalarından eksiklerin görüldüğü, hasar tespitinde sorunların yaşandığı, gelen yardımların toplanması ve dağıtımında sıkıntılar yaşandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda yapılacaklar arasında; kâğıt üzerindeki afet yönetiminin (TAMP) uygulanmasında yasal zorunluluk ve denetimi, hasar tespit çalışmalarında yeterli uzman, sisteme dayalı iaşe ve malzemelerin dağıtımı, depreme karşı halkı bilgilendirme bakımında öneriler sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Zemin-yapı etkileşimi ve farklı duvar geometrileri dikkate alınarak konsol istinat duvarlarının sismik davranışının incelenmesi

    Kaşif Furkan Öztürk

    İstinat duvarları çok farklı amaçlarla birçok inşaat mühendisliği uygulamasında yaygın olarak kullanılan özel mühendislik yapılarıdır. Bunlara örnek olarak; büyük miktarlarda yarma ve dolgu gerektiren yol inşaatları, kanallar ve su depoları, köprü kenar ayakları, malzeme depolama alanları, erozyon ve taşkın alanları verilebilir. İstinat duvarlarının farklı zemin koşullarında ve yükleme durumlarındaki davranışlarının belirlenmesi ve tasarım öncesi değerlendirilmesi kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca Türkiye gibi aktif deprem kuşağında bulunan ülkelerde, işlevsel olarak birçok amaca hizmet edebilen istinat duvarlarının statik davranışlarının belirlenmesi yanında, dinamik davranışlarının belirlenmesi de önemli olmaktadır. İstinat duvarlarının sismik analizi ve tasarımı genellikle Mononobe-Okabe yöntemini esas alan sözde statik yaklaşımlarla yapılmaktadır. Mononobe-Okabe yöntemiyle istinat duvarlarına etkiyen sismik zemin basınçları, duvar arkasındaki zemin kamasına etkiyen kuvvetlerin dengesinden elde edilmekte ve bu yöntemde dalga yayılım etkileri ile zemin-yapı etkileşimi dikkate alınmamaktadır. Ancak istinat duvarlarının dolgu ve temel zemini ile olan etkileşimleri ve dalga yayılım etkileri bu yapıların deprem davranışlarını oldukça karmaşık bir probleme dönüştürmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, zemin-yapı etkileşimini ve farklı duvar geometrilerini dikkate alarak dolgu-konsol istinat duvarı-temel/zemin sistemlerinin farklı yer hareketleri etkisi altında sismik davranışını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, dört farklı temel zemini koşulu, üç farklı duvar geometrisi ve iki farklı deprem yer hareketi dikkate alınarak zaman ortamında sonlu elemanlar yöntemine dayalı sismik çözümlemeler gerçekleştirilmiştir. Çözümlemelerde 1999 Kocaeli Depremi Yarımca kaydı Kuzey-Güney bileşeni ve 1989 Loma Prieta Depremi Hollister-South & Pine kaydı HSP000 bileşeni dikkate alınmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde istinat duvarları, malzemelerin doğrusal olmayan davranışı, zemin-yapı etkileşimi hakkında genel bilgiler ile çalışmanın amacı ve kapsamı sunulmaktadır. İkinci bölümde, dolgu-konsol istinat duvarı-temel/zemin sistemleri için önerilen sayısal modeller tanıtılmakta ve bu sistemlerin dinamik çözümlemeleri gerçekleştirilmektedir. Üçüncü bölümde, çalışmadan elde edilen sonuçlar ve öneriler verilmektedir. Bu bölümü kaynaklar listesi ve özgeçmiş izlemektedir. Sonuç olarak bu çalışmada, konsol istinat duvarlarının sismik davranışının zemin-yapı etkileşimine, duvar geometrisine ve deprem frekans içeriğine bağlı olarak önemli mertebelerde değişebileceği görülmüştür. Ayrıca duvar kesitinin ve zemin etkileşiminin duvara etkiyen dinamik zemin basınçlarının büyüklüğünü etkileyebileceği belirlenmiştir. Bu bağlamda, gerçekçi ve güvenilir bir tasarım için bu etkilerin tasarım aşamasında dikkate alınması gerektiği ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Dalga Yayılımı, Deprem Frekans İçeriği, Konsol İstinat Duvarı, Sismik Davranış, Sonlu Elemanlar Yöntemi, Zemin-Yapı Etkileşimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Toplumun afet risk algısı ve afete hazırlıklı olma durumu: Kocaeli ili örneği

    Ahmet Özdemir

    Afetler tarih boyunca dünyanın her yerinde çok yüksek oranda can ve mal kayıplarının yaşanmasına neden olmuşlardır. Afetleri en az zararla atlatmanın en etkili yolu hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarının düzenli ve planlı uygulanmasından geçmektedir. Afet risk algısının bireyler tarafından anlaşılması hazırlık çalışmalarının ilk adımıdır. Risk algısının yükseltilmesi, toplumu afetlere karşı hazırlık yapmaya itecektir. Bu çalışmanın amacı; Kocaeli ilinde yaşayan bireylerin afet risk algısı ve hazırlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılanlar Kocaeli ilinde yaşayan 18 yaş ve üstü 483 bireyden oluşmaktadır. Örneklem basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak yeni bir ölçek geliştirilmiştir. Verileri analiz etmek için istatistik paket programı kullanılmıştır. Aritmetik ortalama, Frekans dağılımı ve yüzde değerleri verilmiştir. Ortalamaları karşılaştırmak amacıyla tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. İlişkilerin incelenmesi için ise basit doğrusal korelasyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; katılımcıların afet risk algı düzeyinin (3,97) yüksek düzey olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların hazırlık düzeyinin (2,74) orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların afet risk algı düzeyleri ile hazırlık düzeyleri arasında, anlamlı düzeyde pozitif yönde doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Risk Algısı, Afetlere Hazırlık

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    DEMATEL, AAS ve VIKOR yöntemleri ile gıda dağıtım merkezi yeri seçimi: Gürcistan örneği

    Burcu Sayın Okatan

    Dağıtım, ilkel şartlarda da olsa insan hayatında her daim var olan ve yaşamın sürdürülebilirliği için olması gereken bir olgudur. Dağıtımın sistemli organizasyonu insan hayatına girdiği andan itibaren insanlığın yaşam standardında ciddi bir gelişim sağlanmıştır. Dolayısıyla denilebilir ki lojistik ve dağıtım insan hayatında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Lojistiğin ve dağıtımın etkin şekilde gerçekleştirilebilmesi birçok etkeni gerektirmektedir. Dağıtımın sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi düzgün bir lojistik sistemi ile gerçekleşir. Bunun için ise uygun dağıtım merkezinin uygun konumda olması büyük önem arz etmektedir. Buna göre dağıtım merkezi yerinin iyi seçilmesi sağlıklı dağıtımın en temel unsurunu oluşturur. Yapılan çalışmaya konu olan Gürcistan ülkesinde de bu kapsamda ülkenin en büyük nüfusuna ve en yoğun ticaret ağına sahip olan Tiflis şehri ve çevresinde bir dağıtım merkezi ihtiyacı bulunmaktadır. Öyle ki Tiflis ve çevresi için gıda üzerine bir dağıtım merkezi kurulması şehirdeki sistemsiz ve karmaşık dağıtımın sistemli şekilde gerçekleştirilebilmesine, ayrıca dışarıdan gelen araçların şehir içi trafiğine dahil olmadan zaman ve yakıt tasarrufu da sağlanmak suretiyle dağıtımın gerçekleştirilmesine olanak verecektir. Dolayısıyla bu ve benzer birçok nedenle bu yapılan çalışmada dağıtım merkezlerinin konumuna karar vermek için Gürcistan`ın başkenti olan Tiflis tercih edilmiştir. Gıda dağıtım merkezi yeri seçiminde ise ülkenin genel ekonomik ve ihtiyaç düzeyi gözönünde bulundurulmaktadır. İthalat ihracat sıralamasında başlarda yer alan gıda ürünleri ticaretinin; özellikle Tiflis ve çevresinde, ilkel şartlarda sistemsiz dağıtımı Gıda Dağıtım Merkezi`nin burası için önemini artırmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı Gürcistan Tiflis Bölgesi için en uygun gıda dağıtım merkez yerinin belirlenmesidir. Bu amaçla problemin çözümü 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk olarak gıda dağıtım merkez yeri seçiminde etkili olabileceği düşünülen kriterler arasındaki ilişkiler DEMATEL yöntemiyle belirlenmiş ardından kriterlerin önem düzeyi Analitik Ağ Süreci (AAS) Tekniğiyle tespit edilmiştir. Son aşamada ise gıda dağıtım merkez yeri alternatifleri VIKOR Yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre en yüksek önem düzeyine sahip ana ve alt kriter sırasıyla Maliyet ve Taşımacılık Maliyeti , en uygun gıda dağıtım merkez yeri ise Gori Bölgesi olduğu tespit edilmiştir. Gori bölgesi uygun Gıda Dağıtım Merkez Yeri olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Oy verme yaklaşımlarının siyasal liderin itibar değeri üzerindeki etkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma

    Mehmet Erdoğan

    Günümüzde, iktidarın elde edilmesi için gerçekleştirilen siyasal iletişim faaliyetlerinde, siyasal lider faktörü oldukça önem kazanmaktadır. Siyasal liderlerin ön plana çıktığı bu süreçte, gerçekleştirilen siyasal kampanyalar içerik bakımından liderler çerçevesinde şekillenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise, seçmenlerin oy verme tercihlerinde bulunurken daha çok siyasi liderlerden etkilenmeleridir. Seçmen tercihlerinin liderlere göre şekilleniyor olması, seçmen tercihi açısından siyasal liderlerin itibar değerlerinin ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede üç bölümden meydana gelen çalışmanın, birinci bölümünde seçmen davranışı bağlamında oy verme yaklaşımları, ikinci bölümünde siyasal lider ve lider itibarı literatür taraması ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise oy verme yaklaşımları bağlamında siyasal liderlerin itibar değerleri ve AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli algısını ölçen anket ölçeği ile elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Araştırma kolayda örnekleme yöntemiyle Türkiye'nin 4 üniversitesinden (Uludağ, Erciyes, Adıyaman ve Gümüşhane Üniversitesi'ndeki) 900 öğrenciye uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda "konuya oy verme", "sosyolojik oy verme-1 (seçmen toplum ilişkisi)", "ideolojik oy verme", "rasyonel oy verme" ve "sosyolojik oy verme-2 (lider toplum ilişkisi)" olmak üzere oy verme yaklaşımlarının beş temel faktöre ayrılabileceği görülmüştür. Yapılan regresyon analizinde ise, bu faktörler doğrultusunda ifade edilen oy verme yaklaşımlarının lider itibarını etkilediği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Algılanan içsellik statüsü ve örgütsel sessizlik ilişkisinde lider-üye etkileşiminin koşulsal etkisi

    Ömer Çintay

    Örgütlerin etkinlik ve verimliliğinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen çalışanın; örgüt içerisinde kendisini algılayış biçimi ile bu algılayış biçiminin onun sergileyeceği örgütsel sessizlik davranışı üzerindeki etkisinin ne olduğu ve lider-üye etkileşiminin söz konusu ilişkide nasıl bir role sahip olduğu sorusu bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, kamu üniversitelerinde görev yapmakta olan araştırma görevlilerinin algılanan içsellik (aidiyet) statüleri ve örgütsel sessizlik davranışları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide lider-üye etkileşiminin moderatör (düzenleyici, biçimleyici) etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde çalışmanın temel iddiası algılanan içsellik statüsünün örgütsel sessizlik davranışı üzerinde, bu davranışı azaltıcı yönde bir etkiye sahip olacağı ve öngörülen bu ilişkinin yüksek düzeyde lider-üye etkileşimine sahip bireylerde daha güçlü olacağı yönündedir. Böyle bir ilişki yapısının test edilmesine bağlı olarak araştırmada, örgüt içerisindeki çalışanların sessiz kalma nedenlerine açıklayıcı çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın evreni, Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan araştırma görevlilerinden oluşturulmuş olup veri toplama süreci sonucunda söz konusu üniversitede görev yapmakta olan 103 araştırma görevlisi çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Uygulanan analiz sonuçları, algılanan içsellik statüsünün, örgütsel sessizliğin kabullenici sessizlik ve korunma amaçlı sessizlik boyutları üzerinde anlamlı ve negatif yönde etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte algılanan içsellik statüsü ile kabullenici sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin duygusal etkileşim ve profesyonel saygı boyutlarının; algılanan içsellik statüsü ile korunma amaçlı sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin profesyonel saygı boyutunun ve algılanan içsellik statüsü ile koruma amaçlı sessizlik arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin bağlılık boyutunun biçimleyici etkilerine kanıt sağlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tuzluca Barajı çevresel etkilerinin maliyet analizi

    Çağrı Akgün

    Bu çalışmada Iğdır ili, Tuzluca ilçesi Aras Nehri üzerinde, Aşağıçıyrıklı, Ağabey ve Aşağıbaşköy köyleri arasında kalan bir bölgede yapılması planlanan sulama ve elektrik üretimi amaçlı, 20 MW kurulu güce ve 16.52 km2 rezervuar alanına sahip Tuzluca Barajı ve HES ele alınmıştır. Bu kapsamda, barajın ve arazinin karakteristik özellikleri, bölgedeki nüfus yoğunluğu ve rezervuar altında kalacak alan göz önüne alınarak gerekli veriler toplanmış ve Tuzluca Barajı'nın çevresel etki maliyet analizi yapılmıştır. Çalışmanın genel bilgiler bölümünde; yenilenebilir enerji kaynakları, hidroelektrik enerji ve barajlarla ilgili çeşitli bilgiler verilerek baraj – çevre ilişkisi irdelenmiştir. Yapılan çalışmalar bölümünde, Tuzluca Barajı tanıtılıp, projeyle ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde ise Tuzluca Barajı ve HES ' in çevresel etki maliyeti; GHG emisyonları, barajın yıkılması durumunda meydana gelebilecek can kaybı, iki farklı duruma göre yapılması planlanan relokasyon yolu, arazi ve tarımsal ürün kaybı ile yeniden yerleşimden kaynaklı etkilerin maliyetleri dikkate alınarak hesaplanmıştır. Yapılan çevresel etki maliyet analizi sonucunda, Tuzluca Barajı'nın bir MWh elektrik üretimi için çevresel etki maliyeti yaklaşık 33.66 $ (127.91 TL) olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan çevresel etki maliyeti; baraj maliyeti, zirai gelir artışı ve elektrik üretimi gelirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda barajın, enerji üretimi ve zirai gelir artışlarıyla, yapım maliyetini ve 50 yıllık çevresel etkilerinin maliyetini 7.89 yılda amorti edeceği tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Ahşap ve mobilya imalatı yapan bir işyerinde risklerin belirlenmesi ve örnek risk analiz çalışması

    Kubilay Pedis

    Ülkemizdeki iş kollarında önemli bir yere sahip olan mobilya imalat sektöründe kullanılan makinalar sanayi devrimi ile oldukça gelişmiştir. Çok çeşitli ürün yelpazesine sahip olan mobilya sektörü iş güvenliği açısından tehlikeli sınıfta yer almaktadır. Alanda kullanılan makine ve ekipmanlar, çalışanların maruz kaldığı gürültü, toz ve kimyasallar iş sağlığı ve güvenliğinin bu sektörde ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Sektör iş kazalarının en çok yaşandığı işyerlerinin sıralamasında maden, inşaat, nakliyat, metal sektörlerinden sonra 5.sırada yer almaktadır. Bu çalışmada ahşap ve mobilya imalatı yapan bir işyerinde mevcut riskler belirlenmiş ve risk değerlendirme karar matrisinden olan L tipi Matris kullanılarak risk analiz çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma neticesinde analiz edilen risklerin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Gümüşhane ili için bisiklet ulaşımı planlaması

    Ömer Faruk Öztürk

    Artan dünya nüfusu ve gelişen otomotiv endüstrisi beraberinde daha fazla ulaşım ihtiyacı doğurmuş ve motorlu araç sektörünün artan bir ivme kazanmasına sebep olmuştur. Dünya'da küresel ısınmanın büyük bir problem olduğu tartışmasız bir gerçektir. Sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmaya fosil yakıtların büyük bir katkısı vardır. Çünkü fosil yakıt kullanan motorlu araçlar, küresel ısınmaya yönelik büyük bir tehdit oluşturan karbondioksit gazı üretirler. Ayrıca motorlu araç kullanımı, petrol gereksiniminden dolayı ülke ve birey ekonomisini de kötü yönde etkilemektedir. Bu çalışmada amaç; Gümüşhane kentinde bisikletin bir ulaşım aracı olarak kullanılması ve kent genelinde yaygınlaşması için Gümüşhane'nin kentsel özellikleri ve mevcut ulaşım ağı yapısı da göz önünde bulundurularak, bisiklet ulaşımı açısından kentin değerlendirilmesi ve bir bisiklet yolu tasarımının yapılmasıdır. Ayrıca bisiklet kullanımının günlük yaşama dâhil edilerek halka motorlu ulaşım haricinde bir alternatif olarak ulaşım amaçlı kullandırılması hedeflenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda toplam 10.500 metre bisiklet yolu tasarlanmış, bu yolun bir bölümü güzergâh 1 olarak adlandırılan Erzurum-Trabzon karayolu kenarına planlanmıştır. Güzergâh 2 olarak adlandırılan diğeri ise Atatürk Caddesine, Cumhuriyet Caddesine ve şehir merkezi ile karayolu kenarı arasındaki bağlantı yollarına planlanmıştır. Seçilen güzergâh boyunca; bisiklet yollarının uygulama projeleri ve yaklaşık maliyetleri hazırlanmış ayrıca şehir merkezi ve üniversite kampüsünü kapsayan bir anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları Ki Kare, Phi ve Cramer V testleri yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak sürdürülebilir ulaşım için, ulaşım yatırımlarında bisiklet kullanımının sağlıklı, güvenli, ekonomik, çevre dostu bir ulaşım şekli olması ve erişilebilirlik açısından faydalı olması nedeniyle kentsel ulaşım sorunlarına en önemli çözümlerden biri olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Polen, propolis ve nohut ilavesiyle üretilen organik kestane balı sirkelerinin fiziksel, kimyasal ve biyoaktif bileşenlerinin tespiti

    Havva Nur Kobya

    Bu çalışma, Organik kestane balına farklı oranlarda ekmek mayası, propolis, polen, elma sirkesi, nohut ilave edilerek yüzey kültür yöntemi ile üretilen 11 çeşit bal sirkesinin bazı fiziksel, kimyasal ve biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi ve standartlara uygunluğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca biyoaktif özellikler açısından da elma ve üzüm sirkeleri ile karşılaştırılmıştır. Bu amaçla 110 g organik kestane balı içeren kavanozların briksi su ile % 15 olacak şekilde toplam 11 adet örnek hazırlanmıştır. Polen ve propolis örneklere başlangıçta ve sonradan (etil alkol fermantasyonu tamamlandıktan sonra) olmak üzere iki şekilde ilave edilmiştir. Örnekler S1 ( sade kestane balı) S2 (15 g propolis ), S3 (15 gr polen), S4 (10 gr ekmek mayası), S5 ( 110 mL elma sirkesi), S6 ( 15 g nohut ve polen), S7 ( 15 g nohut ve propolis), S8 ( 15 g nohut ve sonradan polen), S9 ( 15 g nohut ve sonradan propolis ), S10 ( 15 g sonradan polen ), S11 (15 g sonradan propolis) organik bal sirkesi üretmek üzere hazırlandı. Hazırlanan tüm numuneler 28-30 °C 'de etüve konulularak onbeş günde bir asitlik artışı takip edildi. Beklenen asitlik değerine ulaşılmasına yakın alkol analizi yapılarak % 0.50 altında alkol kaldığında fermantasyon bitirildi. Sirkeleşme 4-14 haftada tamamlandı ve analiz yapılıncaya kadar buzdolabında 4°C'de saklandı. Örneklerde fiziksel (renk), kimyasal (kül, alkol, pH, toplam asit, şeker, uçar ve uçar olmayan asit, kurumadde, iyot sayısı, oksidasyon sayısı, serbest mineral asit, ester) ve biyoaktif özellik olarakta antioksidan ve toplam fenolik madde miktarına bakılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, örneklerin renk değerleri L* 21.70-33.96, a* 3.63-10.21 ve b* 0.80-9.28 olarak ölçülmüştür. Toplam asitlik değerleri asetik asit cinsinden 4.09±0.03-4.55±0.07 g/L, kül 0.05±0.08-0.89±0.03 g/mL, alkol 0.06±0.00-0.34±0.13g/mL ve pH değerleri ise 2.35±0.01-3.41±0.09 arasında belirlenmiştir. Biyoaktif özellik olarak ise bal sirkelerinde; antioksidan kapasite 61.65±1.28-305.93±6.18 mg AAE/L ve toplam fenolik madde içeriği 43.78±1.68-182.86±0.01 mg GAE /L olarak bulunmuştur. Üretilen sirke örneklerinde toplam asit miktarı en fazla elma sirkeli kestane balı sirkesinde (S5), antioksidan değeri ise en fazla sonradan polen ilave edilen kestane balı sirkesinde ( S10) bulunmuştur. Antioksidan bakımından üzüm (55.11±0.27) ve elma (48.12±0.39) sirkeleri ile karşılaştırıldığında en yüksek değer sonradan polenli kestane balı sirkesinde (S10) bulunmuştur. Sonuç olarak üretilen tüm örneklerin sirkelerde önemli bir kalite kriteri olan asitlk açısından Türk Gıda Kodeksi mevzuatına uygun olduğu, fenolik madde içeriği zengin ve yüksek antioksidan kapasiteye sahip olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kadına yönelik şiddeti önlemede 'şiddet önleme ve izleme merkezi' (ŞÖNİM) ve 'kadın konukevinin' rolü -Trabzon ili örneği-

    Kübra Yavuz

    Kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal sorundur. Ancak bu sorun çok geç ele alınıp incelenmiştir. Batı toplumlarında 1970'li yılların başında araştırmaların konusu haline gelen kadına yönelik şiddet Türkiye' de ise 1980'li yılların sonunda akademik araştırmaların ve hukukun konusu haline gelmeye başlamıştır. Yine Türkiye'de ancak 1970'li yılların başında araştırmaların konusu haline gelen kadına yönelik şiddet Türkiye' de ise 1980'li yılların sonunda akademik araştırmaların ve hukukun konusu haline gelmeye başlamıştır. Yine Türkiye'de ancak 1990'lı yıllardan itibaren sorunun anlaşılması ve çözümüne yönelik kurumsallaşmalar başlamıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ve Kadın Konukevleri önemli rol üstlenmiş olup, kadının yönlendirilmesi; sosyal, psikolojik, ekonomik açıdan güçlendirilmesi, hukuki destek verilmesi ve hayatlarını yeniden kurmalarına yardımcı olmaya çalışan kurumlar olmaktır. Bu araştırmada da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin ve Kadın Konukevlerinin şiddeti önlemedeki rolü tespit edilmeye çalışılmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı 1 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ve 1 Kadın Konuk evinde anketler uygulanmış ve toplamda 60 tane kadın ile görüşülmüştür. Araştırma; anket uygulamasında mülakat tekniğinin olanaklarından da yararlanarak kadınlarla bire bir görüşme tapılmıştır. Veriler SPSS 24. paket programına girilerek yorumlama, karşılaştırma ve değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadına yönelik şiddet, Kadın Konukevleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Gümüşhane ilinde çevre sağlığı ve afet ilişkisi üzerine bir araştırma

    Pınar Kurt

    Çevre sağlığı; atıklar, çevre kirliliği, konut sağlığı, su ve gıda sanitasyonu gibi konuların yer aldığı, çevresel dengenin korunması ve canlıların hayatsal devamlılığı açısından oldukça önemli bir alandır. Benzer şekilde, afetler de insan hayatını derinden etkileyebilen ciddi can kayıplarına sebep olabilen olumsuz olaylardır. Afetler ve çevre sağlığı sorunlarının birbirlerini etkilemeleri sebebiyle konularının bir kısmı iç içe yer almaktadır. Gün geçtikçe çevre sağlığı sorunları artmasına paralel olarak afet ve çevre sağlığı ilişkisinin önemi artmasına rağmen, bu konuda literatürde oldukça çok sınırlı çalışma yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı; Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin genel veya olası bir afet olayı durumunda; çevre sağlığı ve çevre sağlığı problemleri ile ilgili ön bilgi ve görüşleri hakkında bilgi edinmekti. Çalışma yönteminde, Sağlık Bilimleri Fakültesindeki 328 öğrenciye bir anket çalışması uygulandı. Elde edilen veriler ve gruplar arasındaki farklılıklar Ki-kare testi ve Ortalama ± Standart sapma kullanılarak istatistiksel açıdan değerlendirildi. Çalışma sonucunda; Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çevre sağlığı tanımı ve konularının çoğuna hakim olduğu ve afetlerde çevre sağlığı hakkında genel olarak ön bilgiye sahip oldukları gözlendi. Ankete verilen cevapların doğruluğu genelde; yaş, cinsiyet ve sınıf grupları açısından istatistiksel farklılık oluşturmazken (p>0,05), bölümler arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu gözlendi (p<0,05). Bunun sebebi olarak ise; öğrencilerin eğitim ve öğretimleri boyunca aldıkları ders içeriklerinin farklılığından kaynaklı olabileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak; çevre sağlığı ve afetler durumunda çevre sağlığı konularının önemi hakkında tüm branştaki öğrencilere yönelik eğitim faaliyetlerinin arttırılmasının afetlerin ve çevre sağlığı sorunlarının sebep olabileceği olumsuz etkilerinin azaltılmasına yardımcı olabileceği kanaatindeyiz.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sulu çözeltilerden ağır metal iyonlarının uzaklaştırılmasında doğal ve H2SO4 ile modifiye edilmiş meşe talaşının kullanılabilirliğinin araştırılması

    İbrahim Yıldırım

    Bu çalışmada, sulardan ve atık sulardan ağır metal iyonlarının adsorpsiyon yöntemiyle uzaklaştırılmasında adsorban olarak doğal ve H2SO4 ile modifiye edilmiş meşe (Quercus L.) talaşının adsorban olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla meşe talaşı H2SO4 ile modifiye edildikten sonra, hem doğal (DMT) hem de modifiye edilmiş (MMT) adsorbanlar FTIR, Boehm titrasyonu, pHpzc ve nem miktarı tayini gibi yöntemlerle karakterize edilmiştir. Uzaklaştırma şartları incelenecek olan ağır metal iyonlarına karar verebilmek için öncelikle adsorpsiyon verimi üzerine başlangıç sulu çözelti pH etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar dikkate alınarak, pH 4.0'da Cd(II) iyonlarının ve pH 2.5'te Cr(VI) iyonlarının DMT ve MMT üzerine adsorpsiyon şartlarının incelenmesine karar verilmiştir. Cd(II) ve Cr(VI) iyonlarının DMT ve MMT üzerine adsorpsiyonunda deneysel şartların optimizasyonu için denge süresi, başlangıç adsorbat derişimi, adsorban miktarı ve tuz etkisi gibi deneysel parametreler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Adsorpsiyon mekanizmasının aydınlatılabilmesi için Langmuir, Freundlich, Temkin ve Dubinin-Radushkevich izoterm modelleri incelenmiş olup, adsorpsiyon kinetiği ise; birincimertebeden ve ikinci mertebeden kinetik modeller ile parçacık içi difüzyon modelinin uygulanmasıyla değerlendirilmiştir. Sonuçlardan, Cd(II) ve Cr(VI) iyonlarının hem DMT hem de MMT üzerine adsorpsiyon hızlarının açıklanmasında yalancı ikinci mertebeden kinetik modelin uygun olacağı görülmüştür. Ayrıca ağır metal iyonlarının adsorpsiyon verilerinin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modelleriyle uyum halinde olduğu tespit edilmiştir. DMT'nin maksimum Cd(II) ve Cr(VI) adsorpsiyon kapasitesi sırasıyla 47.62 ve 48.07 mg g-1 olarak, MMT'nin maksimum Cd(II) ve Cr(VI) adsorpsiyon kapasitesi ise sırasıyla 64.52 ve 100.0mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, hem doğal hem de H2SO4 ile modifiye edilmiş meşe talaşının atık sulardan Cd(II) ve Cr(VI) iyonlarının uzaklaştırılmasında etkili ve ucuz adsorbanlar olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.