Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kültür varlıkları ve müzelerde afet ve acil durumlara hazırlık: İstanbul ili örneği

    Emre Tosun

    Müzeler sanatsal, bilimsel ve tarihi nesneleri koruyan, toplumu eğiten ve aydınlatan önemli kültür kurumlarıdır. Dünyanın birçok yerinde müzeler afetlerden zarar görmektedir. Genel olarak müze yönetimi ve personelinin afet farkındalığının yetersiz olması ve afet sonrası kurtarma operasyonlarında ikinci planda kalması gibi nedenler müzeleri daha hassas kılmaktadır. Ayrıca, çeşitli orijinal, nadir ve değerli koleksiyonlara sahip olması, müzeleri daha önemli hale getirmektedir. Bu nedenlerle müzelerin ve sergiledikleri koleksiyonların varlıklarını devam ettirebilmesi için kapsamlı afet planlaması şarttır. Bu araştırmanın amacı İstanbul ilindeki müzelerin afet ve acil durumlara hazırlık düzeyini ölçmek, müzelerde afet yönetimi konusunda sorun ve eksikleri tespit etmektir. Bu kapsamda 6 devlet müzesi ve 10 özel müze olmak üzere 16 müzenin yönetici ve personeliyle yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda % 68,75'inin afet planı olduğu, devlet müzelerinin % 33,33'ünün planını test ettiği, planı olmayanların hepsinin özel müzelerden oluştuğu ve bunların % 60'ının personel eksikliğini bunun nedenlerinden biri olarak belirttiği, % 43,75'inin müze personeli arasında afet müdahale veya risk azaltma görevlisi tayin ettiği, % 37,50'sinin bir afet veya acil durum için yardımcı olabilecek diğer yakın müze veya kültürel kurumlarla bağlantıda olduğu tespit edilmiştir. Analizler sonucunda müzelerin eksik ve sorunlarına yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müzeler ve Afet Yönetimi, Müzelerde Afet ve Acil Durum Planlaması, Afetler ve Kültürel Miras

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Nano partiküllü koruyucu maddelerin bazı ağaç türlerinin fiziksel ve mekanik özeliklerine etkileri

    Mehmet Irkılata

    Ahşap, hafif, mekanik direnci yüksek, iç-dış dekorasyonda yaygın kullanım alanları bulabilen bir hammaddedir. İç mekân uygulamalarında yaygın koruyucu malzemelerden olan bor bileşikleri açık havada yıkanma durumlarından ötürü uzun vadeli koruma sağlamazlar. Nano teknolojik uygulamalar bilgisayar, elektronik, robotik teknolojilerin yanı sıra malzeme biliminde yüzey kaplama ve nano kompozit üretimi gibi alanlarda da kullanılmaktadır. Çalışmada kullanılan nano maddelerin ahşaba daha derin nüfus edeceği, homojen dağılıp yıkanma miktarlarını azaltacağı düşünülmektedir. V Çalışmada ülkemizde yaygın kullanılan ağaç türlerinden iğne yapraklı ağaçlardan sarıçam (Pinus sylvetsris L.), Doğu ladini (Picea orientalis) ve geniş yapraklı ağaçlardan Anadolu kestanesi (Castanea sativa M.) odunları 1. Sınıf keresteler içinden rast gele yöntemlerle seçilmiştir. Koruyucu madde olarak seçilen nano hegzagonal bor nitrür %1,5 konsantrasyon da ahşap malzemeye emprenye edilmiştir. Emprenye uygulamalı ve kontrol örneklerine bazı fiziksel ve mekanik testler uygulanıp; odunun hava kurusu yoğunluğu (ISO 3131), eğilme direnci (ISO 3133) ve elastikiyet modülü (ISO 3349) değerleri belirlenmiştir. Retensiyon değerleri bakımından sarıçam ladin ve kestaneye göre daha yüksek retensiyon değeri göstermiştir. Anadolu kestanesinin yüksek oranda tül oluşumu ihtiva etmesi geçirgenlik oranında düşüşün sebebi gösterilebilir. Emprenye uygulaması sonrası nano hegzagonal bor nitrür hava kurusu yoğunluk değerlerinde %1.5-%5 arasında bir artışa neden olmuştur. Tüm ağaç türleri için emprenye uygulaması eğilme direnci değerlerinde azalmaya sebep olmuştur. Kontrol örneklerine göre h-BN uygulaması sonrası sarıçamda %25, ladinde %18,5 ve kestanede %9 oranında eğilme direnci değerlerinde düşüş tespit edilmiştir. Elastikiyet modülü değerleri bakımından kestane odunun da farklı sonuçlar elde edilmiştir. Emprenye uygulaması elastikiyet modülü değerlerinde sarıçam ve ladinde sırasıyla %18 ve %1'lik azalmaya sebep olurken, kestanede %4'lük bir artışa neden olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kişilik özelliklerinin iş tatmini üzerine etkisi: Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanları örneği

    Barış Sarıgül

    Günümüz Türkiye'sinde, çalışanların yaptıkları işten üst düzeyde verim alınması için gerekli olan en temel etmenlerden birisi iş tatmini olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma kapsamında kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişki düzeyinin tespit edilmesi üzerinde durulmuştur. Çalışmada beş faktör kişilik özelliği ölçeği ile iş tatmini ölçeği kullanılarak kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişki düzeyinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla Türkiye'de her il ve ilçede kurulu bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında farklı pozisyonlarda çalışan 75'i erkek 47'si kadın olmak üzere toplam 122 vakıf personeline anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; sorumluluk, duygusal denge ve dışadönüklük kişilik alt boyutlarının 0,05 önemlilik düzeyine göre anlamsız etkilerinin olduğu, bu üç alt boyutun iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkide bulunmadığı, uyumluluk alt boyutunun iş tatminini pozitif yönde ve düşük düzeyde etkilediği, zeka / hayal gücü alt boyutunun ise iş tatminini negatif yönde (olumsuz yönde) orta düzeyde etkilediği sonuçlarına varılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında tavsiyelerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Genç işsizliği: Türkiye ve AB karşılaştırmalı analiz

    Muhammet Sandıkçı

    Günümüz ekonomilerinde işsizlik, gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkelerin en temel sorunlarından birisi konumundadır. 2000 yılından itibaren artma eğiliminde olan işsizlik oranları içinde genç işsizliğinin, genel işsizlik oranlarının iki katından daha fazla arttığı görülmüştür. Dünyanın en büyük yirmi ekonomisinden biri olan Türkiye de bu sorunla karşı karşıya olan ülkelerdendir. Benzer şekilde yakın coğrafyada bulunan ve Türkiye'nin ticaret ortağı olan Avrupa için de genç işsizliği önemli bir problemdir. Bu ülkelerde genç işsizliğinin boyutu, nedenleri ve çözümüne yönelik politika önerilerinin ortaya konması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve AB ülkelerinde genç işsizliğinin boyutunu ortaya koymak ve bu sorunun çözümüne yönelik uygulanabilecek politikalara ışık tutmaktır. Bu doğrultuda işgücü piyasası ve genç işsizliğine ilişkin Türkiye ve AB ülkeleri verileri karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Çalışmada AB ülkeleri ve Türkiye'de genç işsizliğe yönelik farklılıklara; ekonomik yapı, işgücü piyasasının katılığı, eğitim sistemi, esnek çalışma koşulları ve kadınların istihdama katılımı düzeyleri gibi faktörlerin önemli düzeyde etkili olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Göğüs hastalıkları hastanesinde çalışan personelin iş sağlığı ve güvenliği durumlarının incelenmesi.

    Meral Şahin

    Araştırmanın amacı sağlık sektörünün en önemli yapıtaşı olan hastanelerde, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği durumlarının belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini Giresun Dr. Ali Menekşe Göğüs Hastalıkları Hastanesinde çalışan hemşire, doktor, teknisyen, tekniker vb. olmak üzere toplam 127 kişi oluşturmuştur. Hedeflenen örneklem 190 kişi iken, anket uygulamasına katılan 142 kişiden 127 kişinin anketi değerlendirmeye alınmıştır. Etik kurul ve il sağlık müdürlüğü izinleri alındıktan sonra araştırmaya katılmayı gönüllülük esası ile kabul eden katılımcılarla veriler toplanmıştır. Verilerin saptanmasında Öztürk ve Babacan tarafından geliştirilen bir ölçek olan İş Sağlığı ve Güvenliği Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistiki değerlendirmesi için SPSS 16.0 programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Student's T Testi, Korelasyon Analizi, Man Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Ortalama ve Standart Sapma, Frekans ve Yüzdelik Değerler ile Minimum ve Maksimum Değerler kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p≤0,05 olarak alınmıştır. Katılımcıların % 59,8 'i kadın, yaş ortalaması 37,20'dir. Katılımcıların iş güvenliği ölçeği 5'li likert tipte olup 7 alt boyutu bulunmaktadır. Araştırmada iş güvenliği puan ortalaması 139,5 olarak bulunmuştur. Alt boyutlarında madde puan ortalamaları alınmıştır. Alt boyutlardan mesleki hastalıklar ve şikâyetler 2,13±0,77, kazalar ve zehirlenmeler 2,88±0,93 ve yönetsel destek ve yaklaşımlar 2,62±0,88 düzeyindedir ve ölçeğin toplam puan ortalaması yüksek düzeyde belirlenmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bazı alt boyutlar için daha olumsuz görüş bildirdikleri belirlenmiştir. Katılımcıların mesleki hastalıklar ve şikâyetler ile kazalar ve zehirlenmeler düzeyinde risk altında çalıştığı, yönetimin yeterince destek sağlayamadığı belirlenmiştir. Belirlenen sonuçlar doğrultusunda önerimiz yöneticilerin personelin çalışma koşullarının ve çalışma ortamlarının güvenli ve sağlıklı şekilde düzenlenmesine daha fazla önem vermeleridir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Quality factors affecting customer satisfaction in accommodation enterprises: A practice on Gumushane University's students

    Muhammet Emek

    Günümüzde zor rekabet koşullarında faaliyetlerini sürdürmeye çalışan işletmeler, amaçlarına uygun geliştirdikleri politikalar ışığında bir yandan rakipleri karşısında ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda müşterilerini memnun etme çabası içindedirler. Bu çerçevede kalite ve müşteri memnuniyeti kavramlarını özümseyen işletmelerin, müşteri memnuniyetini sağlayabilmeleri ancak hizmet kalitesini karşılayabilmelerine bağlıdır. Her geçen gün büyüyen hizmet sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri de, vermiş oldukları hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak, müşterilerinin şikayet ve beklentilerini çeşitli şekillerde tespit ederek çözüm üretme yollarını araştırmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerine barınma hizmeti veren yurt işletmelerinin, sunmuş oldukları hizmet kalitesi unsurları ile bu hizmetlerden faydalanan öğrencilerin memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, Gümüşhane Üniversitesinde okuyan, devlet veya özel öğrenci yurtlarından barınma hizmeti alan üniversite öğrencileri arasından, kız ve erkek öğrenci ayrımı gözetilmeksizin kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 453 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verileri yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Servqual ölçeği aracılığıyla toplanan verilerin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri SPSS programında yapılarak, değişkenler arasındaki ilişkileri betimlemek için özellikle Yapısal Eşitlik Modeli ile oluşturulan model test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öne sürülen tüm hipotezler % 95 güven aralığında kabul edilmiştir. Sonuç olarak, hizmetler temel olarak hemen hemen tüm yurt işletmelerinde yeterli düzeyde sunulurken, fark yaratacak olan sunulan bu hizmetlerdeki kalite düzeyidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Tüketim kültürü perspektifinde ihtiyacın değişen anlamı: Marka 2.0'ın ihtiyacın yeniden anlamlandırılmasındaki rolü üzerine bir araştırma

    Çağatay Demirel

    İnsanoğlu var olduğu günden bu yana sonsuzdan gelip sonsuza giden bir evrende; düşünen, anlam üreten ve çevresinde karşılaştığı hemen her şeyi anlamlandırabilen bir yapı içerisinde varlığını devam ettirmektedir. Anlamlandırmak suretiyle dilin anlam üretme gücüyle beraber bireyler, karşılaştığı her yeni durum karşısında anlamlandırma sürecini tekrar ve tekrar inşa etmektedir. Sosyo-kültürel, ekonomik ve teknolojik zeminlerde meydana gelen büyük çaplı değişiklikler önceki anlam/anlamlandırma biçimlerini ortadan kaldırırken yeni sürece uyum sağlanabilmesi için yeni anlam/anlamlandırma biçimleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda son yıllarda meydana gelen teknolojik değişimler, iletişim teknolojileri başta olmak üzere hemen her şeyi dijital bir döngü içerisinde ele alıp şekillendirmiş ve geleneksel anlamlandırma kalıplarının yeni baştan yaratılmasına ilişkin zorunluluğu ortaya çıkarmıştır. Tamamıyla iletişimsel bir olgu olan markalar, bu değişimlerin etkisiyle yeni anlamlandırma kalıplarının zeminini aramaya başlamışlardır. Varlıkları satın alınmaya veya tüketilmeye borçlu olan markalar, yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmek için ihtiyaçlara ilişkin yapıyı yeniden biçimlendirip bu yeni yapının da tüketicilerin zihinlerinde yeniden anlamlandırılmasını sağlamaktadırlar. Bu çalışma, tüketim olgusunun cazibe merkezinde yer alan markaların, web teknolojilerinin bir yansıması sonucu marka 2.0'ın etkisiyle beraber ihtiyaçların yeniden anlamlandırılmasında nasıl bir değişimin yaşandığına odaklanmaktadır. Tüketiciler üzerinde gerçekleştirilecek olan bu çalışmada anket (survey) tekniğinden yararlanılarak ihtiyaçların yeninden anlamlandırılmasında etkili olan faktörlerin neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, İhtiyaç, Anlam, Anlamlandırma, Marka, Marka 2.0

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Arama kurtarma ve müdahale kurum çalışanlarının teknoloji tutumları ile bilgi teknolojilerini kullanma düzeylerinin incelenmesi

    Ayşe Tazegül

    Bu çalışmanın amacı, AFAD ve İtfaiye kurum çalışanlarının teknoloji tutumları ile bilgi teknolojilerini kullanma düzeylerinin belirlenmesi ve bazı değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Adana ilinde AFAD ve İtfaiye kurumlarında görev yapmakta olan yöneticiler ve çalışanlar oluşturmaktadır. Tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu Adana ilinde AFAD ve İtfaiye kurumlarında görev yapan yöneticiler ve çalışanlara uygulanmıştır. Bu çalışmada personellerin demografik özelliklerinin belirlendiği "Demografik Bilgi Formu", tutumlarının değerlendirildiği "Teknoloji Tutum Ölçeği" ve teknoloji kullanım düzeylerinin belirlendiği "Bilgi Teknolojilerini Kullanma Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Kişisel bilgi formu ile elde edilen nicel veriler, frekans ve yüzdeleri alınarak değerlendirilmiştir. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 16 programına girilerek analiz edilmiştir. Kullanılan ölçeklerin faktör yapısı, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ile belirlenmiş, ardından Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile test edilmiştir. Cronbach Alpha katsayılarına, Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) (0,798) ve Barlet's (0,0001) testine ilişkin hesaplamalara yer verilmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgular, bu ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda çalışanların genelde müdahalede ve kurum içindeki diğer işlerde teknoloji kullanımına olumlu baktıkları ve teknoloji tutum düzeylerinin kullanım düzeylerinden yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca en az kullanım sağlanan teknolojiler 'Sayısal Harita Uygulamaları', "Afet Bilgi Sistemi" ve 'Coğrafi Bilgi Sistemleri' olarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerde faktör analizi kullanılmıştır. p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Sel ve taşkınlarda uluslararası yönetmelikler ve mühendislik yaklaşımlar: Trabzon ili örneği

    Ömer Uzuntaş

    İnsanlık tarihinin başladığı ilk andan itibaren sel ve taşkın afetleriyle sürekli olarak karşılaşılmaktadır. Sel ve taşkın öncesinde, anında ve sonrasında bir dizi tedbirler alınmasına rağmen, sel ve taşkınların insan ve çevre üzerindeki etkileri bir bütün olarak değerlendirilmemektedir. Sel ve taşkınlarla mücadele hususunda birçok kurum/kuruluşa ait farklı uygulamalar mevcuttur. Mühendislik alanında yapılan çalışmalar bu uygulamaların bir bölümünü oluştururken diğer önemli bir bölümü de mevzuatları oluşturur. Bu çalışmada, Türkiye'deki sel ve taşkınlar mevzuat bazında, ulusal ve uluslararası boyutta, mühendislik yaklaşımı olarak, yerel boyutta Trabzon ili için değerlendirilmiştir. Mevcut sel ve taşkın mevzuatlarında birçok eksiklikler saptanmış ve bu eksikliklere bağlı olarak da aynı bölgede aynı yılda ya da farklı yıllarda birçok sel ve taşkının meydana geldiği görülmüştür. Bunun en önemli nedeni, mevzuatlardaki açıklıklardan yararlanarak yapılan yanlış imar düzenlemeleri veya yanlış mühendislik çalışmalardır. Dolayısıyla sigortacılık ve reasürans kanunları, diğer dünya ülkelerinde uygulandığı şekliyle Türkiye'deki yasalara uygun olarak düzeltilmeli ve zorunlu hale getirilmelidir. Sel ve taşkın mevzuatının geniş ve karmaşık yapısından dolayı, uygun yasal tedbirler ve mühendislik önlemleri, hem oluşabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçecek hem de ekonomik olarak oluşabilecek zararları azaltacak veya ortadan kaldıracak, bu da ülke ekonomisine olumlu katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla, farklı ülkelerin mevzuatlarının dikkate alınması, sel ve taşkın bölgelerine özgün mühendislik modellerinin oluşturulması oldukça önemli hale gelmiştir. Sonuç olarak, sel ve taşkınlarla etkin bir mücadele güçlü bir yönetmelik ve etkin bir mühendislik altyapısı ile mümkün kılınabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kişilerarası iletişim sürecinde samimiyet olgusu: Cep telefonu ile arama ve mesajlaşma bağlamında bir araştırma

    Aleyna Makbule Ünal

    Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojisinin etki ettiği birçok alanın içerisinde kişilerarası iletişim de yer almaktadır. Bu teknolojilerde yaşanan gelişim ve değişimler beraberinde yeni iletişim ortamları da yaratmaktadır. Dolayısıyla kişilerarası iletişimin boyutu da değişime uğramaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kolayca hayatımızda değişim yarattığı bu dönemde, bir teknoloji aracı olan cep telefonlarının kişilerarası iletişim kurma yolu olarak yaygın şekilde kullanıldığı görülmektedir. Toplum içerisinde çeşitli nedenlerden ötürü telefondan arama veya mesajlaşma yoluyla iletişim kurulması, zamanla bir alışkanlık haline gelmiştir. Son dönemlerde telefon üzerinden haberleşmek, çoğu insanın düşüncesine göre yeterli görülmektedir. Fakat yüz yüze iletişimin sunduğu fırsatlar göz önünde bulundurulduğunda, telefondan iletişim kurmanın dolduramayacağı boşluklar bulunmaktadır. Bireyler arasında samimi bir ilişki kurulmadığı müddetçe iletişimin olumlu yönde seyir edemeyeceği düşünülmektedir. Bu bağlamda kişilerarası iletişimdeki samimiyet olgusunun, cep telefonu ile arama ve mesajlaşma bağlamında incelenmesi değerli bir konu haline gelmektedir. Bireyler için bir seçim yolu olan telefondan arama ve mesajlaşmanın samimiyet olgusu üzerinden incelenmesi bu çalışmanın amacına karşılık gelmektedir. Bu konuda gerçekleştirilecek ilk çalışma olması ve literatüre katkı sağlaması çalışmanın önemini vurgulaması açısından değerlidir. Çalışmanın yöntem kısmında ise nicel yöntemle elde edilen bilgileri desteklemesi ve zenginleştirmesi adına çalışmanın ikinci yöntemi olarak nitel yöntem kullanılmıştır. Elde edilen bilgileri hem desteklemek hem de çalışmanın geçerlik ve güvenilirlik kat sayılarını daha da artırmak amacıyla karma yöntem çalışmada tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre telefondan arama ve mesajla yoluyla kişilerarası iletişimdeki samimiyet olgusuna yönelik iki farklı bakış açısı olduğu tespit edilmiştir. Bir grup insan çevresindeki insanlarla olan ilişkilerinin önemli olduğunu düşünürken, diğer grup insan ilişkilerine bu kadar büyük bir anlam atfetmemektedir. İletişim ve ilişkilerini farklı biçimde anlamlandıran ve inşa eden bu grupların telefondan arama ve mesajlaşmanın insan ilişkilerine katkısını farklı biçimde değerlendirmektedir. Diğer insanlarla ilişkilerini önemli bulan insanlar telefondan arama ve mesajlaşmanın samimiyete çok fazla katkısı bulunmadığı görüşündedirler. Ayrıca ilişki ve iletişimin yüz yüze görüşme üzerinden daha önemli ve değerli olduğu fikrini savunmaktadırlar. Diğer insanlarla ilişkilerine çok fazla anlam yüklemeyen insanlar ise telefondan arama ve mesajlaşmanın ilişkileri için yeterli hatta bu şekilde görüşmenin pratik ve yararlı olduğunu düşünmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Mehmet Şemseddin Günaltay'ın dini ve siyasi görüşleri

    Tahir Karaman

    Mehmet Şemseddin Günaltay, Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine geçiş sürecinde ilmi ve siyasi yönüyle tanınmış bir kişidir. Fen bilimlerinde olduğu kadar dini ilimlerde de mütehassıs olan Günaltay, Osmanlının son döneminde müderrislik yapmakla beraber milletvekilliği de yapmıştır. Farklı alanlarda birçok eser bırakan Günaltay, Cumhuriyet döneminde başbakanlığa kadar yükselmiştir. Çalışmamız Mehmet Şemseddin Günaltay'ın dini ve siyasi görüşlerini ele almaktadır. Onun dini ve siyasi fikirleri Çağdaş İslâmi Akımlar açısından önemli yeri olan İslâmcılık cereyanının anlaşılmasına katkı sunacaktır. Nitekim İslâmcılık akımı birçok farklı nüansı barındıran eklektik bir yapı görünümündedir. Tezimizde İslâm Mezhepleri Tarihi Biliminin metotları kullanılmıştır. Günaltay'ın fikir yapısını oluşturan temel meseleler geçmiş dönemlere ait önemli ipuçları vermekle beraber güncelliğini korumaktadır. Dolayısıyla çalışmamız güncel dini anlayışları tespit etme eğiliminde olan Çağdaş İslâmi Akımlar Bilimi için önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: M. Şemseddin Günaltay, Din, Mezhep, İslâm, Hurafe.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    KBRN olaylarına karşı kurumların bilgi, eğitim ve tatbikat ihtiyaçlarını belirleme çalışması: Gümüşhane ve Trabzon illeri örneği

    Gülsün Doğan

    KBRN olayları toplumu bazen uzun bazen de kısa periyotlarda etkisi altına alan, ciddi boyutlarda sağlık problemleri yaşamasına neden olan ve özellikle yerel yönetimleri devre dışı bırakabilecek güçteki insan, doğa ve teknoloji kaynaklı afetlerdir. TAMP'nda da belirtildiği gibi yerel düzeyde KBRN olaylarına müdahale edebilmesi istenilen ve beklenen ilk ekipler, kamu kurumları ve paydaşlarıdır. KBRN olayları gibi tehdit ve riskleri oldukça fazla olan bu acil durumlar, çok kurumlu bir müdahale gerektirdiğinden, kamu kurumları ve paydaşları eğitim ve tatbikatlar gibi hazırlık faaliyetlerine daha fazla önem vermelidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, KBRN acil durumlarına personelin hem bireysel hem de kurumsal açıdan müdahale edebilme yeteneklerinin eğitim ve tatbikatlarla geliştirilmesine yön vermek ve bu doğrultuda gelecekteki eğitim çabalarının nereye odaklanması gerektiğini önermektir. Çalışma, Gümüşhane ve Trabzon illerinde, yerel düzeyde, TAMP'nda ana çözüm ortağı ve destek çözüm ortağı rollerini üstlenen bazı kamu kurumlarını ele almaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden 425 kamu personeline ulaşılmıştır. KBRN olaylarına yönelik bilgi, eğitim ve tatbikat ihtiyacını ölçmeyi hedefleyen bir anket formu geliştirilerek verilerin analizleri SPSS 21 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda kurumsal hazırlık puan ortalamaları 32,51±14,250 ile düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların KBRN olayları bilgi, eğitim ve tatbikat ihtiyaçlarına yönelik görüşleri ile hazırlık puanı değişkeni arasında pozitif yönlü, zayıf kuvvette ve anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: KBRN, Eğitim ve Tatbikatlar, Yerel Düzeyde KBRN Planlaması.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kbrn olaylarında ilk müdahalede görev alan bazı ekiplerin olay yerindeki tehlikelere karşı risk algısı ve hazırlılık tutumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Adana ili örneği

    Hasan Yücel

    KBRN olayları kazaen veya kasten tehlikeli kimyasal, biyolojik, radyoaktif, nükleer ajanların salınması ile oluşan ve olumsuz etkiler bırakan olaylardır. KBRN olaylarında ilk andan itibaren zarar azaltma faaliyetlerinde bulunarak olayın olumsuz etkilerinin büyümesini engelleyecek ekipler ilk müdahale ekipleridir. Olay yerinde bulunabilecek tehlikeli KBRN maddeleri ilk müdahale ekiplerini risk altında bırakabilmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı KBRN olaylarında ilk müdahalede görev alan bazı ekiplerin olay yerindeki tehlikelere karşı risk algılarını ölçmek ve olay öncesi hazırlık ile ilgili tutumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışma Adana ilinde KBRN olaylarına müdahalede yer alma potansiyeli olan kurtarma, tespit, arındırma, jandarma ve itfaiye çalışanlarından anket doldurmayı kabul eden 140 kişi üzerinde yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ve hazırlılık ölçeği oluşturulmuştur. Verilerin analizleri SPSS 22 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Aritmetik ortalama, yüzde, standart sapma ve frekans dağılımı değerleri verilmiştir. Ortalamaları karşılaştırmak amacıyla Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal-Wallis Testi ve Bağımsız Örneklem T-Testi kullanılmıştır. İlişkilerin incelenmesi için ise Basit Doğrusal Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların KBRN olay yeri tehlikeleri risk algı düzeyleri (4,09) ve KBRN olaylarına hazırlılık düzeylerinin (3,71) puan ortalaması ile yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların KBRN olay yeri tehlike risk algı düzeyleri ile hazırlık düzeyleri arasında, anlamlı düzeyde pozitif yönde doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: KBRN Olayları, İlk Müdahale Ekipleri, Risk Algısı, Hazırlık

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Paternalist liderlik ve dönüşümcü liderliğin örgütsel sonuçları

    Kasım Kağan Özlok

    Bu çalışmada lider üye etkileşim teorisi kullanılarak, günümüzde popüler olduğu düşünülen paternalist ve dönüşümcü liderlik özelliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışı ve içsel motivasyon üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu ilişkilerde moderatör ve aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmada verilerin elde edilebilmesi için anket uygulanmıştır. Anket kamu ve özel sektör çalışanlarına uygulanmış, 292 kişiyle yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Anketin sonucunda toplanan veriler SPSS 21, PROCESS eklentisi, AMOS 20 programlarında istatistiksel olarak incelenmiştir. Verilerin güvenilirlik analizleri yapılmış, geçerliliklerini test etmek içinde açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkilerini ölçmek için korelasyon analizi yapılmış, hipotezlerin test edilmesi için regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, paternalist liderlik ve içsel motivasyon ilişkisinin dönüşümcü liderliğin içsel motivasyonla ilişkisinden daha kuvvetli olduğu görülmüştür. Ayrıca paternalist liderlik ve örgütsel vatandaşlık ilişkisinin, dönüşümcü liderlik ve örgütsel vatandaşlık ilişkisinden daha kuvvetli olduğu görülmüştür. Paternalist liderliğin örgütsel vatandaşlık üzerine anlamlı bir etkisinin olduğu ve paternalist liderlik ile örgütsel vatandaşlık arasında içsel motivasyonun aracı değişken olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Dönüşümcü liderliğin örgütsel vatandaşlık üzerine etkisi olduğu fakat bu etkinin anlamlı olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca, dönüşümcü liderlik ile örgütsel vatandaşlık ilişkisinde liderle özdeşleşmenin moderatör rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında paternalist liderlik ve örgütsel vatandaşlık ilişkisinde etkileşimsel adalet ve örgütsel vatandaşlık değişkenlerinin moderatör rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde, dönüşümcü liderlikle örgütsel vatandaşlık ilişkisinde etkileşimsel adaletin moderatör rolü olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Paternalist Liderlik, Dönüşümcü Liderlik, İçsel Motivasyon, Liderle Özdeşleşme, Etkileşimsel Adalet, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Hac ibadetinde Hanefi Mezhebi ile Caferi Mezhebi arasındaki farklılıklar

    Mehmet Ali Yiğit

    Hac, İslamiyet'in beş temel şartlarından ve Allah'a ulaşan yollardan bir tanesidir. Mekke'ye gerçekleştirilen hac ziyaretlerinin ilk olarak hangi tarihte yapıldığı net bir şekilde belli olmasa da İslamiyet'in kabul edilmesinden daha önce olduğu malumdur. Ve Müslümanların "Cahiliye Dönemi" diye nitelendirdikleri İslamiyet öncesi zamana tekabül eder. Bu çalışmada hac kavramı genel bir bakışla ele alındı. Bu kavramın Ehl-i Kitapta, beşeri dinlerde ve İslâm öncesi Arap kültüründeki karşılığı ortaya kondu. İslâm'da hac ibadeti ana hatlarıyla açıklandı. Hanefî ve Ca'ferî mezhepleri hakkında genel bilgi verildi. Söz konusu mezheplerin yöntem ve görüşlerine kısaca değinildi. Hanefî ve Ca'ferî mezheplerine göre hac ayrıntılı şekilde ele alındı. Hac ibadetinde iki mezhep arasındaki farklılıklar ortaya kondu. Hac ibadetinde iki mezhep arasında ortak birtakım uygulama ve prensipler olsa da bir birinden ayrıldığı çok sayıda nokta olduğu söylenebilir. Çalışmanın sonucunda; Ca'ferî mezhebinde hac kadar önemli olan bir diğer ibadetin de imamların mezarlarına yapılan ziyaretlerin olduğu, Ca'ferîler'de, Kerbelâ'nın toprağı ve suyu, Hz. Hüseyin ve çevresinde bulunanların kanı ile karışmış olduğu inancına dayanarak, o mekânın şifalı ve kutsal sayıldığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Alemdar ve Işıkdere plütonlarının petrografik ve petrolojk özelliklerinin incelenmesi

    Ramazan Gündüz

    Bu çalışmada, Doğu Pontidler'in güneyinde dar bir alanda yüzeylenen Alemdar ve Işıkdere (Gümüşhane) Plütonları'nın petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özellikleri incelenmiştir. Bu Plütonlar, yaklaşık olarak KD-GB istikametinde uzanım göstermekte olup, Erken -Orta Karbonifer yaşlı Gümüşhane Granitoyidi'ni ve Erken-Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu'nu keserek yerleşmişlerdir. Petrografik olarak, incelenen plütonlar ince-orta taneli olup, kuvars-diyorit, kuvarslı monzodiyorit ve tonalit bileşimlidir. İncelenen plütonlar genellikle taneli, poikilitik, yazı dokusu ve nadiren porfirik doku göstermekte olup, plajiyoklas, kuvars, K-feldispat, amfibol, biyotit ve Fe-Ti oksit içermektedirler. Petrokimyasal olarak, plutonlar I-tipi, yüksek-K'lu kalk-alkali karakterli metalümin-peralümin (A/CNK=0.86-1.13) geçişli olup, volkanik yay granitleri özelliği göstermektedirler. İncelenen plütonların tüm kayaç ana ve iz element verileri, plütonların gelişiminde özellikle fraksiyonel kristallenme ± kirlemenin önemli rol oynadığını göstermektedir. İlksel mantoya normalize edilmiş iz element dağılımları, büyük iyon yarıçaplı litofil elementler (Sr, K, Rb, Ba), Th ve Ce bakımından zenginleşme ve negatif Ta, Nb ve Ti anomalisi ile karakterize edilen yitim bileşeninin etkisini işaret ederler. Kondrite normalize edilmiş nadir toprak element dağılımlarında gözlenen konkav şekil ve negatif Eu anamolisi, plutonların gelişiminde plajiyoklas ± amfibol ayrımlaşmasının etkili olduğunu işaret etmektedir. Tüm bu veriler, Plütonların ana magmasının muhtemelen daha önce yitim akışkanları tarafından metasomatize edilmiş zenginleşmiş bir manto kaynağını işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Farklı proses koşullarının bazı tahıl ve baklagillerdeki fitik asit düzeyi ve biyoyararlanım üzerindeki etkilerinin araştırılması

    Müberra Bektaş

    Yüksek kül, protein ve karbonhidrat içeriğine sahip olan ve günlük diyetin yaklaşık % 70'ini oluşturan tahıl ve baklagiller, fitik asit başta olmak üzere çeşitli antinutrient (beslenme karşıtı) bileşikleri yapılarında doğal olarak ihtiva etmelerine bağlı olarak besinsel kaliteyi büyük ölçüde etkilemektedirler. Fitik asit, belirli pH ve sıcaklık şartlarında fitaz enzimi sayesinde parçalanmaktadır. Tez çalışması kapsamında, tahıl ve baklagillere günlük hayatta ve endüstriyel olarak uygulanan kabuk soyma/öğütme, ıslatma, çimlendirme, termal işlem ve fermantasyon prosesleri uygulanmıştır. Bu proseslerin uygulanmasıyla, tahıl ve baklagillerin fitik asit miktarlarında çeşitli oranlarda azalış sağlanmıştır. Fitik asitin azalmasında, tüm prosesler istatistiki önem (p<0.05) düzeyinde etkili olmakla beraber, özellikle fermantasyon ve çimlendirme prosesleriyle daha etkin sonuçlar elde edilmiştir. Çünkü; çimlendirme ve fermantasyon işlemleri, fitik asiti parçalayan fitaz enziminin aktivite gösterdiği pH aralığına ulaşmasını sağlayan en önemli işlemlerdir. Elde edilen sonuçlar, tahıl ve baklagillerde en önemli antinutrient olan fitik asitin azalmasıyla tahıl ve baklagillerin kül ve protein sindirebilirlik oranlarında artış meydan geldiğini ve buna bağlı olarak tanelerin mineral ve protein biyoyararlanım oranının arttığını göstermiştir. Özellikle çimlendirme ve fermantasyon proseslerinin hem kül sindirebilirlik hem de protein sindirebilirlik oranında istatistiki önem derecesine (p<0.05) sahip artış sağladığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Erken jura yaşlı asidik kayaçların (Olur-Erzurum) jeokimyasal ve izotopik özellikleri

    Kadir Sünnetci

    İnceleme konusu Erken Jura yaşlı Coşkunlar Dasiti ve Güvendik Tronjemiti Olur (Erzurum) ilçesinin 5 km kadar güneyinde yaklaşık 50 km2'lik bir alanda yüzeylemektedir. Toleyitik karaktere sahip olan kayaçlar başlıca kuvars ve plajiyoklas, az miktarlarda K'lu feldspat ve tali olarak ise opak mineral, zirkon ve apatit içerir. LA-ICP-MS U-Pb zirkon yaşlandırması Coşkunlar Dasiti'nin 184.1 My, Güvendik Tronjemiti'nin ise 185.34 My yaşlı olduklarını ortaya koymaktadır. Örnekler güçlü peralümin karaktere sahiptirler (A/NK = 1.16-1.91 - A/CNK 0.98-1.94). Asidik özellikli kayaçların nadir toprak element içerikleri az veya orta derecede farklılaşma (LaN/YbN= 0.92-7.57) ve orta derecede negatif Eu anomalisi göstermektedirler (Eu/Eu*= 0.39-0.80). Ayrıca kayaçlar büyük iyon çaplı elementler (BİYE) yüksek çekim alanlı elementlere (YÇAE) göre orta derecede bir zenginleşme gösterirler. Kayaçlar orta-yüksek derecede radyojenik 87Sr/86Sr(i) (0.70513-70978) ve düşük-orta dereceli 143Nd/144Nd(i) (0.51235-0.51260) izotop oranlarına ve genellikle hafif pozitif ƐNd (-0.055-+3.8126) değerlerine sahiptirler. Pb izotop değerleri ise 206Pb/204Pb(i)= 14.53-19.58, 207Pb/204Pb(i)= 15.43-15.69 ve 208Pb/204Pb(i)= 31.2-39.65 arasında değişmektedir. Kayaçların ana ve iz elementlerinde gözlenen trendler ve güçlü peralümin özellikleri oluşumarı sırasında fraksiyonel kristallenmenin önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Toleyitik karakterli (K2O < %2.63) olmaları, göreli olarak daha bazik (andezitik/tonalitik) bir magmadan itibaren fraksiyonel kristallenme yolu ile oluştuklarına işaret etmektedir. İnceleme konusu asidik kayaçlar düşük-orta derecede radyojenik Sr, Nd ve Pb izotop oranları alt kabukta yer alan bazik toleyitik bir kaynağın kısmi ergimesiyle oluşmuş olabileceklerini göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Tasavvuf literatüründe Etvâr-ı Seb'a ve Harîrîzâde'nin Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ adlı risalesi,

    Furkan Ustakurt

    Harîrîzâde Muhammed Kemâleddin, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da yaşamış ve kısa ömrüne rağmen geriye 40 civarında eser bırakmış velûd bir müelliftir. Câmi'u't-turuk bir şahsiyet olan Harîrîzâde, Halvetiyye tarîkatı üzerine terbiye görmüş ve irşad faaliyetini bu tarîkatın usûlü üzere gerçekleştirmiştir. Bütün bunların yanında kendisi üzerinde esas etki eden kişi olarak Muhammed Nûrû'l-Arabî zikredilebilir. Harîrîzâde, mürîdânın isteği ve onlara seyr u sülûk yolculuğunda yardımcı olmak niyetiyle Halvetiyye tarîkatının Cemâliyye ana kolunun Şâbâniyye alt kolunun Bekriyye alt şubesinin seyr u sülûk usûlü olan etvâr-ı seb'a ve bu usulde takip edilen esmâ-i seb'a'yı şerh edip sâliklere yol göstermiştir. Çalışmamızda, Harîrîzâde'nin hayatı, tasavvuftaki seyr u sülûk yöntemlerinden letâif-i hamse ve etvâr-ı seb'a hakkında bilgiler verilip, kütüphanelerde ulaşılabilen etvâr-ı seb'a ile ilgili eserlerin bilgilerine yer verilmiştir. Son olarak ise müellifin etvâr-ı seb'a konusunda kaleme aldığı Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ adlı eserin tahlili yapılmış ve tenkitli neşri sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Gümüşdamla (Aydıntepe-Bayburt) skarn cevherleşmesinin jeolojik, mineralojik ve kökensel incelenmesi

    Ali Hakim Kurt

    İnceleme alanı, Bayburt ilinin kuzeyinde yer alan Aydıntepe İlçesi Gümüşdamla Köyü yakın çevresini kapsamaktadır. Bu çalışmada bölgenin 1/25000 ölçekli jeolojik haritası ve cevherleşme alanında 1/2000 ölçekli detay maden jeoloji haritası yapılmıştır. Çalışma alanında Kabaköy Formasyonu'nun tortul birimleri ve Kaçkar Granitoyidine ait kayaçlar yüzeyleme vermektedir. Detaylı inceleme yapılan cevherleşme alanı ve yakın çevresi Eosen yaşlı Kaçkar Granitoyidi ile Kabaköy Formasyonu kontağında bulunmaktadır. İnceleme alanında cevherleşmenin parajenezini belirlemek amacıyla sistematik örnekleme yapılmış, parlak kesitler hazırlanarak cevher mikroskobu altında incelenmiştir. Cevherleşmenin parajenezini ağırlıklı olarak manyetit ve hematit az oranda ise pirit ve kalkopirit oluşturmaktadır. Arazide yapılan gözlemler sonucunda hematitleşme, limonitleşme, epidotlaşma ve killeşme türü alterasyonlar tespit edilmiştir. petrokimyasal verilere göre volkanik kayaçlar andezit, andezit/bazalt ve trakiandezit türünde olup, negatif Nb, Ta, Ti ve Zr anomalileri ile karakteristiktir. Bu durum volkanitlerin yitimle ilişkili kıtasal yay mağmatizmasından itibaren türediğini işaret etmektedir. Bununla birlikte, tektonik ayırtman diyagramları volkanik kayaçların kalk-alkali bazalt özelliğinde olduğu göstermektedir. Granitik kayaçların ise monzogranit ve granit bileşiminde, subalkalen karakterli, yüksek potasyumlu kalk alkali içerikli metalümin ve peralümin karakterli ve I tipinde volkanik yay graniti olduğu saptanmıştır. Th, K, Rb gibi elementlerdeki zenginleşme kabuk etkisini, Nb ve Ti elementlerindeki negatif anomali ise granitik kayaçların ana magmalarının gelişiminde yitim etkisinin olduğunu göstermektedir. Cevherli örneklerden yapılan mineral kimyası analiz sonuçlarına göre piroksenlerin diyopsit, plajiyoklasların andezin ve anortit, granatların grossular ve andradit bileşiminde olduğu belirlenmiştir. Piroksen ve granatların mineral kimyası değerlerine göre çalışma alnında bulunan skarn cevherleşmesinin Fe-Skarn tipinde olduğu sonucuna varılmıştır.