Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisinin psikolojik sermaye bağlamında incelenmesi: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma

    Kübra Coşkun

    Kişilerin geliştirilebilir ve ölçülebilir pozitif psikolojik kapasitelerini temsil eden psikolojik sermaye, son zamanlarda hizmet sektöründe öneminin fark edilmesiyle birlikte pozitif örgütsel davranış bilimciler için oldukça dikkat çeken bir kavram haline gelmiştir. Hizmet sektöründe çalışanların duygularını örgüt beklentilerine göre düzenleyerek sergilemeleri adına harcadıkları çaba olarak tanımlayabileceğimiz duygusal emek kavramı da yine son yıllarda üzerinde durulan bir başka kavramdır. Çalışmada kullanılan üçüncü kavram ise tükenmişlik kavramıdır. Tükenmişlik, psikolojik sermaye ve duygusal emeğe nazaran üzerinde daha fazla araştırma yapılmış bir konudur. Bu çalışmada duygusal emek – tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici (moderatör) etkisi olup olmadığı sağlık çalışanları üzerinde araştırılmıştır. Araştırmada 150 sağlık personeli (doktor, hemşire, tıbbi sekreter ve tıp teknisyenleri) ile yapılan anket sonuçları SPSS programı ile moderatör analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre psikolojik sermayenin yalnızca umut boyutunun tükenmişliğin bazı boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaşma, duyguların bastırılması) üzerinde düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre sağlık sektöründe, yöneticiler umut düzeyi yüksek bireylere işe alımlarda öncelik vererek duygusal tükenmenin doğuracağı olumsuz sonuçlardan kaçınabilirler ve çalışanlarının kısa eğitimlerle ya da motivasyonel süreçlerle umut düzeylerinde artış yaratmaya çabalayabilirler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Artvin 112 acil sağlık hizmetlerine 2016 yılında yapılan çağrıların acil durum yönetimi açısından analizi

    Galip Usta

    Çalışmamızda Artvin il ambulans servisi başhekimliği 112 komuta kontrol merkezine 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan çağrıların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Elektronik ortamda alınan kayıtlar yaş, cinsiyet, çağrı saat aralığı, ambulans istem durumu, ön tanı, ambulans çıkış sonuçları ve nakil sonuçları şeklinde katagorize edilmiştir. Katagorize edilen veriler SPSS 24.0 for Windows programına kaydedildi. Katagorik verilerin karşılaştırılmasında kodlama sistemi kullanılmış olup analizinde Pearson Chi-square (ki-kare) testi kullanıldı. Veriler %95 güven düzeyinde incelenmiştir. İstatistiksel sonuçlarda p<0.05 anlamlı, p>0.05 anlamsız olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızda değerlendirilen toplam çağrı sayısı 17618'dir. Olguların cinsiyetlere göre dağılımı incelendiğinde; 9199'unu (53,0) erkekler, 8146'sini (%47,0) kadınlar oluşturmuştur. Çağrı saat aralıklarının dağılımı incelendiğinde; en az çağrının 00:00-07:59 arası, en fazla çağrının 08:00-15:59 arasında geldiği saptanmıştır. En fazla ambulans talebinin 7271 kişi ile (%41,9) 66 yaş ve üzeri bireylerden geldiği tespit edilmiştir. Çağrıların en fazla yaz mevsiminde geldiği tespit edildi. Ön tanı dağılımı incelendiğinde; travma vakalarının en fazla orana sahip olduğu (%25,1) bunu %20,1 ile kardiyovasküler sistem hastalıkları (KVS) takip etmiştir. Çağrı nedenlerinin dağılımı incelendiğinde; 16391 (%94,5) çağrı ile medikal nedenler en yüksek oranda görülmekte olup, bunu 589 (%3,4) çağrı ile trafik kazası takip etmektedir. Kritik hasta nakillerinde ambulans talepleri artmakta olup, özellikle 66 yaş ve üzeri bireyler en fazla ambulans talebini oluşturmaktadır. Çağrı yoğunluğunun en fazla meydana geldiği yaz aylarında ambulans sayısının artırılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Çağrıların yoğun olarak geldiği 08:00-15:59 saatleri arasında çağrı karşılayıcı personel sayısının artırılması hizmet sunumuna olumlu katkı sağlayacaktır. Özellikle travma vakalarının ve kardiyovasküler sistem hastalıklarının yoğunlukta olduğu görülmüştür. Bu durum göz önüne alındığında belirtilen sistem/hastalık gruplarına yönelik hizmet içi eğitimlerin artırılması faydalı olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Samsun Büyükşehir Belediye İtfaiyesi İlkadım Bölge Grup Amirliği 2016 yılı kayıtlarının afet yönetimi açısından analizi

    Gürkan Yılmaz

    Bu çalışma retrospektif tipte bir çalışma olup araştırma verileri; Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı İlkadım Bölge Grup Amirliğine ait 01 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2016 tarihleri arasındaki 1 yıllık olay raporları incelenerek elde edildi. Çalışmada, yangın ve diğer acil durumlara yol açan tehlikeler belirlenerek risk odaklı bir afet yönetimi ile yangınlara ve diğer acil durumlara karşı tedbir ve önlemlerin alınmasına katkı sağlamak, can ve mal kayıplarını en aza indirmek için bilimsel öneriler sunmak amaçlanmaktadır. 2001 adet olay raporundan elde edilen verilerin analizinde; frekans ve yüzde dağılımları ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Ki-Kare Bağımsızlık testi ve Tek Örneklem Ki-Kare testi kullanılmıştır. Bu çalışmada itfaiye ile ilgili olay türlerinin dağılımı incelendiğinde ilk sırada yangın (%42,3) yer alırken bu durumu sırası ile hayvan kurtarma (%18,6) ve güvenlik tedbirleri (%14,2) olduğu tespit edilmiştir. Yangın türleri incelendiğinde en sık konut yangınlarının (%30,4) meydana geldiği saptanmıştır. Yangın nedenleri arasında ilk sırayı sigara (%21,6), ikinci sırayı elektrik kontağı (%21,3) oluşturmaktadır. Konut, fabrika/işyeri ve depo yangınlarının en fazla 08:00-15:59, araç yangınlarının en fazla 16:00-23:59 saatleri arasında meydana geldiği belirlenmiştir. Konut yangınlarının kış, ot yangınlarının yaz ve çöp yangınlarının sonbahar mevsiminde en sık meydana geldiği tespit edilmiştir. Fabrika/işyeri ve depo yangınlarına müdahale süresinin diğer yangın türlerine daha fazla olduğu ve gruplar arasındaki anlamlı farkın olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    17 Ağustos 1999 depremi ile 23 ekim-9 Kasım 2011 Van depremlerinin kriz yönetimi açısından karşılaştırılması

    Armağan Çınar Yolcu

    Krizlere, can ve mal kayıplarına neden olan, zamanı önceden tespit edilemeyen afetler ülkemizde sıkça yaşanmaktadır. Maddi ve manevi kayıplar açısından büyük hasar veren 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen depremler Türkiye'nin afet yönetimi ve kriz yönetimi açısından eksikleri olduğunu göstermiştir. Depremler sonrasında kanunlar, yönetmelikler ve planlar hazırlanmış, afet yönetimi açısından önemli gelişmeler yaşanmıştır. Ayrıca ülkemizde mevcut afet yönetimi anlayışı olan afetlerden sonra yara sarma ve kriz yönetimi anlayışının değişmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmıştır. Bu anlamda afetlerden önce hazırlık çalışmalarının yapılması gerekliliği, olası bir afete karşı kriz planlarının oluşturulması ve yerel yönetimlerin afet ve kriz yönetiminde daha etkin rol alması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ülkemizin afet yönetimi anlayışındaki değişikliklerle ilgili önemli gelişmelerden olan 5902 sayılı "Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun" çıkarılmış ve ülkemizdeki afet yönetim sisteminde değişiklikler olmuştur. Bu kanun ile Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurularak yetkilerin ve sorumlulukların tek elde toplanması sağlanmıştır. 1999 yılından sonraki afet ve kriz yönetimi alanında yaşanan gelişmeler 23 Ekim-9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen Van depreminden sonra uygulama alanı bulmuştur. Fakat 2011 yılında meydana gelen Van Depremi göstermiştir ki yaşanan gelişmelere rağmen afet ve kriz yönetimi açısından eksikliklerin devam ettiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın amacı bir afet ülkesi olan Ülkemizde büyük can ve mal kayıplarına neden olan 17 Ağustos 1999 Depremi ve 2011 Van Depremi kriz yönetimi ve afet yönetimi açısından incelenmiş, olumlu ve olumsuz örnekler ortaya konmuştur. Olası depremlerde etkin bir afet ve kriz yönetiminin yerleşmesini sağlayarak can ve mal kayıplarının en aza indirmek amaçlanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Hazîne-i Enderûn-ı Hümâyûn'dan Es-Seyyîd Mîr Mehmed İzzet'in hayatı ve Güfte Mecmuası'nın incelenmesi

    İsmail Aras

    Osmanlı döneminde mûsikî ile uğraşan kişiler, makam ve usullerini ezberlerinde tuttukları güfteleri pratik olarak hatırlamak için güfte mecmualarını hazırlamışlardır. Her birinin makamını, bestekârlarını ve usullerini kayıt altına aldıkları güfte mecmualarını bir mûsikî ortamında eser icra edecekleri zaman bu mecmualardan faydalanmışlardır. Günümüze kadar korunarak gelen bu güfte mecmuaları, mûsikî alanında büyük gelişmeler yaşandığı Osmanlı döneminde ne gibi çalışmalar yapıldığını gösteren en önemli kaynaklardır. Üzerinde çalışmakta olduğumuz güfte mecmuası da böyle bir amaçla yazılmış olup halen İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde 'T.Y. 3353' raf numarası ile muhafaza edilmektedir. 197 varaktan oluşan bu güfte mecmuasının 50 varakında güfte yazılıdır. Toplamda 191 adet güftenin mevcut olduğu mecmua'da Şarkı, Hava, Türkmâni ve Dâğî güfteleri bulunmaktadır. Güftelerin bazen üzerinde bestekârın ismi yazmaktadır. Mecmuada bulunan tesâhüb kaydında eserin yazıldığı tarih ve derleyeninin ismi ve nerede görev yaptığı belli olduğundan diğer güfte mecmuaları arasında önemli bir yere sahiptir. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Mecmuanın derleyeni III. Selim zamanında hem Padişahın sayım çavuşu hem de Seferli Koğuşunda tanbûrî olarak sâzendelik yapmıştır. Sultan II. Mahmud zamanında da Hazîne Koğuşunda hademelik yapmakla birlikte hânendelik de yaparak mûsikî alanında faaliyet göstermiştir. Mecmuada bulunan güftelerin üzerinde tarafımızdan yapılan incelemelerde görülmüştür ki meşk usulü öğrenilen ve öğretilen güftelerin, makam ve usullerinin zaman içerisinde değişmiş ve karışmış bazıları da unutulmuştur. Bazı güftelerin beste ve güfte sahipleri karıştırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde bu farklılıklar tespit edilmiş güftelerin orjinal halleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Panoptikondan synoptikona gözetim toplumu ve gözetimin farkındalığı üzerine bir araştırma

    Feryat Alkan

    Tarih boyunca neredeyse tüm toplumlarda gözetim; toplumsal denetimi sağlayan mekanizma olarak işlev görmüştür. Toplumsal ilişkilerin meydana geldiği ilk günden bu yana gözetim; toplum olarak denetimin sağlanması ve egemenlik bağlantısını kurarak bunu devam ettirmenin önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Gözetimin insan hayatına her an için etki edebilen bir özelliği vardır. Toplum siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerle birlikte değişimler ve dönüşümler geçirdikçe bu değişimlere uygun olarak gözetim de yeni şekiller almıştır. Bu bağlamda gözetimin geçirdiği toplumsal dönüşümler üç evrede incelenmiştir. Tez'in son aşamasında ise hemen her alanda gözetime maruz kalan bireylerin toplumsal gözetime karşı farkındalıklarını incelenmek amacıyla bir araştırma yapılmıştır. Böylece gözetime maruz kalan insanların toplumsal olarak teknolojinin yenileşmesiyle birlikte gözetimin birey üzerindeki farkındalığı ölçülmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Gümüşhane 112 il ambulans servisi çalışanlarının afet ve olağandışı durum triyajı hakkındaki bilgi ve beceri düzeylerinin belirlenmesi

    Ramazan Aslan

    Triyaj kısaca acil yardıma ihtiyacı olan bireylerin belirli kriterlere dayanarak önceliklendirilmesi olarak tanımlanabilir. Acil yardım personelleri meslek hayatlarında triyaj uygulaması gerektirecek olaylarla karşılaşabilmektedirler. Bu olaylar iki yaralı içeren bir trafik kazasından çok daha büyük afetlere kadar uzanabilir. Acil yardım personelleri bu tür olaylarda triyaj uygulayarak sağ kalım oranlarını en yüksek düzeye çıkarmayı amaçlarlar. Sağ kalım oranını arttırabilmek için kuşkusuz sağlıklı bir triyaj uygulaması gereklidir. Bu kapsamda çalışmanın amacı her an çoklu yaralanmalı olaylar ile karşılaşabilecek olan acil sağlık personelinin START triyajı bilgi ve beceri düzeyini belirlemektir. Çalışma acil sağlık çalışanları üzerine kesitsel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırma Gümüşhane ilinde 25 Eylül-25 Kasım 2017 tarihleri arasında acil yardım ambulansı ile vakaya çıkma potansiyeli olan 178 personelden anket formu doldurmayı kabul eden ve anketleri eksiksiz dolduran 127 personel üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Aghababaeian ve diğerlerinin (2012) aslı İngilizce olan "Triyaj Bilgi Düzeyi" ve "Triyaj Beceri Düzeyi Belirleme" ölçekleri Türkçe'ye uyarlanarak kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS 22 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Aritmetik ortalama, yüzde, standart sapma ve frekans dağılımı değerleri verilmiştir. Ortalamalar "Bağımsız Örneklem t Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi", "Mann-Whitney U Testi" ve "Kruskal-Wallis H Testi" kullanılarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca bilgi ve beceri puanı ortalamaları arasındaki ilişkiyi saptamak için "Korelasyon" ve "Regresyon" analizleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların START triyajı bilgi düzeylerinin 65,7 ve beceri düzeylerinin 59,2 puan ortalaması ile orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Beceri düzeyinin UMKE temel eğitimi ve TRK hizmet içi eğitimini alanlarda bu eğitimleri almayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bilgi düzeyinin yaş, unvan, çalışılan birim ve mezun olunan son akademik programa göre değişiklik gösterdiği saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Yardıma muhtaç bireylerin afet kültür düzeyinin ölçülmesi: Gümüşhane ili Kelkit ilçesi örneği

    Adem Türkel

    Afetler, genel olarak insanlar üzerinde sosyal, fiziksel etkileri ile birlikte tıbbi anlamda bir takım yaralanma ve ölümlerle sonuçlanan, yıkıcı etkilere sahip olduğu görülmekle birlikte, afet sonrası meydana gelen hasarların giderilebilmesi için bireylerin afetle baş edebilme yeteneklerinin geliştirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında afet sonrasında meydana gelen hasarlardan en fazla etkilenen kesimlerin ekonomik yetersizliği olan bireyler ile fiziksel olarak engeli olanlar olduğu görülmektedir. Bu bilgiler ışığında yürütülen bu çalışma, yardıma muhtaç olan bireylerin afet kültür düzeylerinin ölçülmesine yönelik olarak Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde yaşayan ve rastgele seçilen iki yüz bir denek üzerinden yüz yüze anket doldurma yöntemi ile yapılmıştır. Anket, sekiz demografik soru ile on beş afet kültür düzeyinin belirlenmesine yönelik olarak oluşturulmuş, elde edilen bulgular SPSS, versiyon 24 analiz programına tabi tutularak yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, düşük hane içi gelire sahip olan bireylerin, afet kültür düzeylerinin, yüksek hane içi gelir gurubunda olan bireylere nazaran daha düşük olduğu sonucu elde edilmiştir. Bu sonucun oluşmasında, eğitim seviyesi düşüklüğünün de etkili olduğu sonucuna varılmış olup, kadın deneklerin erkek deneklere nazaran daha düşük afet kültür düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Afet, Düşük Gelir, Kültür Düzeyi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Kamu binalarının enerji etkin tasarlanması sonucu oluşacak ısıl performanslarının incelenmesi

    Cenk Çarkacı

    Dünyada gereksinim duyulan enerjinin büyük bir kısmı fosil bazlı kaynaklardan elde edilmektedir. Nüfusun hızla arttığı dünyamızda, enerji gereksinimi ve talebi de büyük bir hızla artmaktadır. Maalesef ki artan bu talebin dünya rezervleri tarafından, yakın bir gelecekte karşılanamaz duruma geleceği tahmin edilmektedir. Dünyada olduğu gibi gelişen ülkemizde de enerjiye olan talep her geçen gün artmaktadır. Fakat ülkemiz fosil yakıtlar bakımından kıt kaynaklara sahip olduğu için kullanılan enerjinin verimli ve etkin kullanımı büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde tüketilen enerjinin %25' lik bir bölümü, binalarda ısınma amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bunun sebebi ise binalarda yalıtımın ya hiç yapılmaması veya yetersiz yapılmasıdır. Binalarda yalıtım uygulamalarının usulüne uygun ve yeterli miktarda yapılması durumunda ise kayda değer bir tasarruf potansiyelinin olacağı açıkça görülmektedir. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde bulunan bir kamu binasının yalıtımsız ve yalıtımlı halleri analiz edilmiş, yalıtımdan dolayı oluşan ilk yatırım maliyetinin, ne kadar sürede amorti edileceği hesaplanmış ve enerji kimlik belgeleri çıkarılmıştır. Yapılan çalışmada on beş kamu binasının Ansys-Fluent programı kullanılarak, dış duvarlarının yalıtımsız ve yalıtımlı halleri için ısı geçişi analizleri yapılmıştır. Daha sonra ise otuz üç kamu binasının termal kamera görüntüsü alınarak, yalıtımsız ve yalıtımlı halleri için bina dış yüzeyinde oluşan ısı dağılımları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Gümüşhane ilinde ağır metal kirliliği tespiti için sarıçam (Pinus sylvestris L.) bitkisinin biyomonitör olarak kullanılması

    Murat Aydın

    Bu çalışma, sarıçam (Pinus sylvestris L.) bitkisi yapraklarının ağır metal kirliliğinde biyomonitor olarak kullanılabilirliğini belirleyerek, bu bitki aracılığıyla Gümüşhane ilinde Pb, Cd, Cu, Zn, Fe, Mn, Ni, Cr, Al, Co, As ve Hg gibi ağır metallerin seviyelerinin nicel olarak saptanması amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla ağır metal kirliliğinin yüksek seviyede olabileceği şehir merkezi, organize sanayi bölgesi, transit yol ve sanayi bölgelerinden 35 farklı lokaliteden sarıçam örnekleri toplanmıştır. Ayrıca kirliliğin en az olabileceği 7 farklı kontrol noktasından örnekler alınmıştır. Ağır metal analizlerinden önce yaprak örnekleri, uygun çözücü karışımları kullanılarak kapalı sistem mikrodalga cihazında çözünürleştirilmiştir. Daha sonra örnekler uygun hacme seyreltilip, indüktif eşleşmiş plazma-kütle spektrofotometrisi (ICP-MS) cihazı yardımıyla ağır metallerin analizleri yapılmıştır. Çalışmamızda en yüksek ortalama Pb, Cr, Al, Mn ve Co seviyeleri sırasıyla 7,44 µg g-1, 1,09 µg g-1, 764,6 µg g-1, 144,2 µg g-1 ve 0,17 µg g-1 olarak sanayi bölgesinden alınan numunelerde, en yüksek ortalama Cd, Cu, Ni ve Zn miktarları sırasıyla 0,25 µg g-1, 4,69 µg g-1, 0,93 µg g-1 ve 53,5 µg g-1 olarak transit yol üzerinden alınan numunelerde, en yüksek ortalama Fe miktarı 379,3 µg g-1 olarak şehir merkezinden alınan numunelerde ve en yüksek ortalama As miktarı ise 0,78 µg g-1 olarak organize sanayi bölgesinden alınan numunelerde gözlemlenmiştir. Analizi yapılan bitki yapraklarının tamamında Hg seviyelerinin tayin sınırının altında olduğu tespit edilmiştir. Yaprak örneklerinde Pb, Cd, Cu, Ni, Cr ve Co konsantrasyonlarının bitkilerde tolere edilebilir üst sınırdan daha düşük olduğu görülmesine rağmen, Al seviyeleri tüm örneklerde bitkilerde tolere edilebilir üst sınırdan daha yüksek değerlerde tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Eğerler Granitoyidi'nin (Aydıntepe-Bayburt) petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi

    Vedat Turhan

    Aydıntepe (Bayburt) yöresinde yer alan Eğerler Granitoyidi'nin ve çevre kayaçlarının petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini konu alan bu çalışmada Eğerler Granitoyidi'nin gelişimi ortaya konularak, kökeni belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanının tabanı, Erken Jura-Geç Kretase yaşlı dolomit, dolomitik kireçtaşı ve kristalize kireçtaşı ve gri-beyaz renkli çörtlü kireçtaşlarından oluşmaktadır. Bu birim Geç Kretase yaşlı Taşlıyayla Volkanitleri tarafından uyumsuz olarak üzerlenmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan Eosen yaşlı Eğerler Granitoyidi tarafından uyumsuz olarak kesmektedir. Bütün formasyonlar Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülmektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar iri-orta daneli olup, plajiyoklas, kuvars, ortoklas, amfibol, biyotit ve opak mineraller içermektedir. Eğerler Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 35 km2'lik bir alanda yüzeylenmektedir. Granit, granodiyorit, kuvars-monzonit ve kuvarslı monzodiyorit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kuvarslı monzodiyorit ve kuvars-monzonit bileşiminde mafik mikrogranüler anklavlar (MMA) içerirler. Aynı zamanda granitoyidi oluşturan kayaçlar da magma karışımını işaret eden dengesizlik dokuları olan poiklitik doku ve zonlu dokular tespit edilmiştir. Mafik mikrogranüler anklavlar içerisinde plajiyoklas ve K-feldispat fenokristalleri görülmüştür. Eğerler Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genellikle I tipi, yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (51.12-72.22 %ağ.) sahiptirler. Granitoyidi oluşturan kayaç örnekleri metalüminden peralümine geçiş göstermekte olup, volkanik yay granitoyidleri özelliği göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Eğerler Granitoyidi'nin petrolojik özellikleri göz önüne alındığında, granitoyidi oluşturan magmaların gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve az oranda da asimilasyon ve kısmi ergimenin rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin alt kıtasal kabuk kayaçlarının (amfibolitik) kısmi ergime sürecinin yanında litosferik manto bileşenlerinin de önemli rol oynadığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Tadkiku Salasili Ahmad b. Hanbal fi Musnadihi an Man Rava an Ubaydillah an Nafi an Ibn Umar

    Ahmad Almohamad Alhussein

    Ahmad ibn Hanbal's chains of Hadith in his Musnad, from those who reported from Ubaydullah who reported from Nafi' who reported from Ibn Umar, a study of the narrators' lives, through their Sheikhs (teachers) and students, and the number of Hadiths narrated by each narrator out of 281 Hadiths for the chain studied in Imam Ahmad's Musnad. So, 59 narrators were collected, in addition to the opinions of the scholars of al-jarh wa al-taʻdil (discrediting and accrediting); and if a saying by Imam Ahmad is available, it is mentioned. Shedding light on the golden chain in Imam Ahmad's Musnad (Ubaydullah reporting from Nafi' reporting from Ibn Umar), which is different from the golden chain of Ibn Hajar al-Asqalani (Malik reporting from Nafi' reporting from Ibn Umar). Studying the narrators before the chain, and considering the opinions of the scholars of al-jarh wa al-taʻdil (discrediting and accrediting) gives a full picture on how reliable the narrated Hadith is and its level. 58 narrators, 280 Hadiths, 1085 Sheikhs (teachers) and students, with their full names and last names, where they lived and when they died, in the hope that it will be beneficial to students and scholars.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Hazır beton tesislerinde ISO 9001:2015 kalite yönetim sistemleri ve uygulaması

    Ekber Düzci

    Kalite, insanoğlunun ihtiyaçlarını karşılamada en önemli faktörlerden biridir. Dünya nüfusunun artışı, sürekli gelişen ve değişen teknoloji, üreticilerin rekabet ortamında ayakta kalabilmeleri, kuruluşların kalite kavramını her geçen gün daha ciddiye almasını zorunlu kılmaktadır. Aksi durumda kuruluşların gelecekleri tehdit altına girmektedir. İnşaat sektörü insanoğlu var oldukça var olacak bir sektördür. Özellikle Türkiye gibi gelişen ülkelerde inşaat sektörünü ilgilendiren yasal düzenlemeler her geçen gün bu sektörün daha kaliteli olmasını zorunlu hale getirmektedir. İnşaatın en önemli alt sektörlerinden biri Hazır Beton sektörüdür. Özellikle 1999 İstanbul ve Düzce depremlerinden sonra yıkılan ve hasar gören binalardan elde edilen veriler, beton kalitesinde ciddi sorunlar olduğunu göstermiştir. Ve bu yıldan sonra yapılan yasal düzenlemeler Hazır Beton üreticilerinin kalitesini arttırmıştır. Yasal ve mesleki mevzuat ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin, kurumsallaşmayı ve uzun yıllar iş dünyasında yer almayı hedefleyen bir işletmenin her zaman kalite yönetimine ihtiyacı vardır. Bunu kaynakları, çalışanları, müşterileri ve üretimleri üzerinde belli programlar çerçevesinde planlar yaparak, hedefler koyarak, dokümante ederek, tetkikler ve ölçümler yaparak gerçekleştirebilir. Bu çalışmada ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemleri standardı çerçevesinde Hazır Beton tesislerinde Kalite Yönetim Sisteminin uygulanabilirliğinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Hazır Beton tesislerinin dökümantasyon sistemi, kaynak yönetimi, ürün ve hizmetleri için gerekli şartları, müşteri ile ilişkileri, tetkikler ve kontroller, ölçme ve değerlendirmeler ve iyileştirme faaliyetleri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Hazır Beton Tesisi, ISO 9001, Kalite Yönetim Sistemleri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Muhammed bin Mustafa Akkirmânî ve itikâdî görüşleri

    Mustafa Bal

    Muhammed b. Mustafa Akkirmânî, XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşamış önemli bir ilim adamıdır. Hem dinî hem de beşerî ilimlerde çalışmalar yapan Akkirmânî, Kelam, Felsefe, Mantık, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Arap dili gibi pek çok alanda eser yazmıştır. Dolayısıyla Akkirmânî'nin çok yönlü ve farklı dallarda yetkin bir ilim adamı olduğu söylenebilir. Ayrıca önemli bir devlet adamı olan Akkirmânî, hayatının çeşitli dönemlerinde İzmir ve Mısır'da kadı olarak çalışmıştır. 1760 yılında Mekke'nin başkadısı iken vefat etmiştir. Bu çalışma, Akkirmânî'nin kelam ilmi ve İslam inanç esasları ile ilgili görüşlerini ihtiva etmektedir. Bu bağlamda O'nun itikâdî görüşleri ve özgün yorumları sistematik bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca söz konusu dönemde Akkirmânî'nin kelam ilmine yapmış olduğu katkılara yoğunlaşılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metotlarından yararlanılmış olup bilgi toplama tekniği olarak doküman tarama ve muhteva analizi yapılmıştır. Bu yöntemle hazırlanan çalışma, XVIII. yüzyıl Osmanlı kelam düşüncesi hakkında önemli ipuçları vermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos)'nün gıda renklendiricisi olarak kullanımı

    Serpil Girgin

    Bu çalışmada, ülkemizde daha çok Karadeniz bölgesinde doğal olarak yetişen ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos L.) antosiyaninlerinin demir ile şelatlanıp püskürtmeli kurutucuda enkapsülasyonu ile mavi/mor doğal gıda boyası elde edilmesi ve antosiyanin tayini için optimum şartların belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayı üzümünde yapılan analizler sonucunda pH değeri 2.8±0.07, kuru madde oranı 26.21±1.23 g/100g, kül oranı 0.32±0.05 g/100g, antosiyanin miktarı 80.56±1,75 mg/100g olarak saptanmıştır. Ultrasonik su banyosu kullanılarak, ayı üzümündeki antosiyanin ekstraksiyonunun optimum şartlarının belirlenmesi için farklı sıcaklıklarda (25ºC, 50ºC, 75ºC) ve değişik yüzdelerde (%100, %75, %50, %25) aseton, etanol, metanol ve saf su ile çalışılmıştır. Optimum şartların %100'lük aseton ve 25ºC olduğu belirlenmiştir. Ayı üzümünün demir ile şelatlanması ile elde edilen doğal mavi renk maddesi, pH değerleri 4.50, 5.00, 5.50 ve 6.00 olarak ayarlanan ve jelatin içeriği olan model sisteme ilave edilmiştir. Mikroenkapsülasyon için kaplayıcı materyal olarak maltodekstrin kullanılmıştır. Depolama boyunca renk değerleri ölçülmüş ve depolama sonunda renk kaybı için kinetik parametreler hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda, antosiyanin tozlarının enkapsülasyon verimliliği %80.4±0.20, antosiyanin tutulma oranı %83.0±0.76 olarak hesaplanmıştır. Model sistemlerde mavi renk kaybının bütün sıcaklıklarda 5. günde başladığı, sıcaklık ve pH arttıkça hızlandığı gözlemlenmiştir. Enkapsülasyon işleminin mavi renk stabilitesini arttırdığı ve mavi renk kaybının birinci derece reaksiyon kinetiğine uygun olduğu belirlenmiştir. Mavi rengi en çok koruyan örneğin 25 ºC'de depolanan ve pH değeri 5.00 olan model sistem olduğu görülmüştür. Bu model sistemin depolama boyunca toplam renk değişimi (∆E) 5,86; aktivasyon enerjisi (Ea) 37.64 kj/mol ve yarılanma süresi (t1/2) 19.08 gün olarak hesaplanmıştır. Ayı üzümünden mavi/mor renkli doğal gıda boyası elde edilerek gıda endüstrisi için sentetik esaslı gıda boyalarına alternatif bir gıda boyası ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Çakırbağ (Bayburt) granitoyidinin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi

    Metin Çiftçi

    Bu çalışmada, Bayburt yöresinde yer alan Çakırbağ Granitoyidi'nin mineralojik-petrografik özellikleri, mineral kimyası ve tüm kayaç jeokimyası ortaya konularak, kayaçların oluşum mekanizmaları ve kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Doğu Pontid Güney Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit, bazalt ve piroklastikleri bulunmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Çakırbağ Granitoyidi tarafından kesilmiş olup, Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülürler. Çakırbağ Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 9 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Monzonit ve kuvarslı monzonit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Granitoyidi oluşturan kayaçlar ince-orta taneli olup, plajiyoklas, ortoklas, kuvars, piroksen, biyotit, amfibol, apatit, zirkon ve opak mineraller içerirler. Granitoyidi oluşturan kayaçlara ait plajiyoklaslar An47-21 bileşimlidirler. K-feldispatlar Or65-78 bileşimlidir. Biyotitlerin magnezyum numaraları 0.6-0.7 arasında değişmektedir. Piroksenler diyopsit ve klinopiroksen bileşimli olup, Mg numaraları 0.73-0.76 arasındadır. Çakırbağ Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genel olarak I-tipi, yüksek-K'lu ve şoşonitik karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (56-63) sahiptirler. Kayaçlar metalümin karakterli olup, büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce zenginleşmişlerdir. Kondirite gore normalleştirilmiş nadir toprak element dağılımları konkav şekilli (LaN/YbN=8.96-11.26) olup, negatif Eu anomalisi (EuN/Eu*=0.50-0.76) gösterirler. Ana ve iz element değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, amfibol ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir. Tüm bu özellikler, Çakırbağ Granitoyidi'ne ait kayaçların ana magmasının litosferik mantodan türediğine ve kabuk kayaçlarının katkısının nisbeten az oranda rol oynadığına işaret eder.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Arslandede (Bayburt) granitoyidi ve içindeki mafik magmatik anklavların petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi

    Zikrullah Samet Güloğlu

    Bu çalışmada, Bayburt yöresinde yer alan Arslandede Granitoyidi ve içindeki mafik magmatik anklavlar (MMA)'ın mineralojik-petrografik bileşimi ve tüm kayaç jeokimyası ortaya konularak, kayaçların oluşum mekanizmaları ve kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Doğu Pontid Güney Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit ve piroklastitleri bulunmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Arslandede Granitoyidi tarafından kesilmiş olup, tüm bu birimler Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülürler. Granitoyidi oluşturan kayaçlar ince-orta taneli olup, plajiyoklas, ortoklas, kuvars, hornblend, biyotit, klinopiroksen, apatit, zirkon ve opak mineralleri içerirler. Arslandede Granitoyidi'nin yüzeyleri elips şekilli olup, yaklaşık 24 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Monzogabro, monzodiyorit, monzonit, kuvarslı monzonit ve granit bileşimli kayaçlardan oluşurlar. Granitoyidi oluşturan kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Arslandede Granitoyidi içinde koyu renkli mafik magmatik anklavlar (MMA) görülmüştür. Anklavlar içinde yer aldıkları ana kayaçlardan daha ince taneli ve daha koyu renkli olmalarına rağmen, onlarla benzer mineralojik, petrografik ve jeokimyasal özellikler sunarlar. MMA'lar diyorit ve monzodiyorit bileşimli olup, monzonit ve monzogranit bileşimli ana kayaçlar içerisinde gözlenirler. Arslandede Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genel olarak I-tipi, yüksek K'lu-şosonitik karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (% 49.49-71.21) sahiptirler. Kayaçlar metalümin karakterli olup, büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce zenginleşmişlerdir. Kondrite göre normalleştirilmiş nadir toprak element dağılımları konkav şekilli (LaN/YbN= 7.11-11.57) olup, negatif Eu anomalisi (EuN/Eu*=0.37-0.91) gösterirler. Ana ve izelement değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir. Mafik magmatik anklavlar (MMA); orta-yüksek metalüminli olup (A/CNK=0.75-0.90) ve ana kayadan daha düşük A/CNK ve SiO2 (% 53.93-58.83) ve daha yüksek Na2O/K2O (1.42-2.27) oranlarına sahiptirler. SiO2 içeriğine karşılık ana oksit ve iz element içerikleri karşılaştırıldığında mafik anklavlar ana kayaçları ile düzgün bir yönseme sunarlar. Kayaçlar BIYLE, HNTE ve ANTE'ce zenginleşmiş, YÇAE'ce (Nb, Ti) fakirleşmiş olup, ana kaya ve anklavlar birbirine uyumlu bir yönseme gösterirler. MMA'lar ana kaya içerisinde soğumuş olan eş yaşlı mafik magmanın küçük kütlelerini temsil eden magma karışım (mixing/magma mingling) ürünleri olarak kabul edilebilirler. Arslandede Granitoyidi ve içlerindeki MMA'larda zirkon ve apatitlerde yapılan hesaplamalarda kristallenme sıcaklıkları ana kayaçlarda 671-836 °C, MMA'larda ise 647-836 °C arasında değişmektedir. Petrografik ve jeokimyasal özellikler, Çakırbağ Granitoyidi'ne ait kayaçların ana magmasının litosferik mantodan türediğini ve kabuk kayaçlarının katkısının nisbeten az olduğunu gösterir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Baraj ve sulama projelerinde ölçme-kamulaştırma sorunları ve çözüm önerileri

    Lokman Güler

    Su, insan yaşamının en önemli ihtiyaçlarından biridir. Su, insan ihtiyacının yanında uzun yıllardır tarım, endüstri ve teknoloji gibi alanlar da büyük ölçüde kullanılmaktadır. Su, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için gereken en önemli kaynaklardan da biridir. Artan dünya nüfusu, yükselen hayat standartları ve bozulan doğal denge, suya olan ihtiyacı daha da artırmıştır. Bu nedenlerle, insanların su kaynaklarından daha fazla faydalanmak istemeleri, bu kaynakların kontrol altına alma zorunluluğu ve depolama ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu yüzden suyun akış yönü değiştirilmiş, su kaynaklarının önüne setler, barajlar, göletler ve hidroelektrik tesisler inşa edilmiştir. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, imkânlar daha da artmış ve bu durum kaynakların önüne yapılan barajların hızla artmasına neden olmuştur. Barajlar gibi kritik mühendislik yapılarında zamanla ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuzluk, baraj ve yakın çevresinde yaşayan insanlar için kimi zaman bir afete dönüşebilir ve ülke ekonomisi için de ciddi zararlara neden olabilir. Bu sebeple, bu tür mühendislik yapıları, inşasından itibaren izlenmeye alınıp, jeodezik ve jeodezik olmayan ölçme teknikleri kullanılarak muhtemel değişimleri ve deformasyonları belirlenmeye çalışılır.Mühendislik ölçmelerinin hassasiyetle uygulanması gereken ve gelişen teknolojileri de göz önünde bulundurmamızı zorunlu kılan, birçok meslek disiplininin ortaklaşa çalışıp ürettiği büyük su yapılarından en önemlisi Barajlardır. Günümüzde ülke şartlarına göre önemli yatırımlar olan barajların planlanması, projelendirilmesi, inşaatı ve işletilmesi aşamalarında, konularında uzman meslek disiplinlerinin bulunması kaçınılmazdır. Meslek disiplinimiz olan Harita Mühendisliği' de bu aşamaların hepsinde bulunmak zorundadır.Bir barajın projelendirme safhasından en az otuz yıl öncesinde Akım – Rasat istasyonunun kurulması aşamasında başlayan ölçme çalışmaları; barajın projelendirilmesine esas, sayısal hâlihazır haritaların alınması, yine projelendirilmeye esas sondaj ve araştırma kuyuların aplikasyonu, baraj gövdesini oluşturan dolgu zonlarının en kesitlerle miktarlarının hesaplanması, ulaşım ve malzeme taşıma yollarının projelendirilip, kazı – dolgu miktarlarının çıkartılması, inşaatı aşamasında proje kriterlerine göre minimum hata ile aplikasyonu ve kamulaştırma işlemlerinin yapılması, aylık hak ediş miktarlarının tespit edilmesi, baraj inşaatının tamamlanması ile işletme aşamasındaki deformasyon ölçümleri ve hidrografik ölçmelerle baraj ömrünün tamamlanması aşamasına kadar devam eder.Bu çalışmada; Baraj, gölet ve sulama projelerinde planlama, projelendirme, inşaat aşaması, baraj inşaatının tamamlanması ve işletme aşamasında yapılan Ölçme-Kamulaştırma çalışmaları ve bu aşamalarda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Arazi çalışmalarında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Harita Genel Komutanlığınca onaylı TUTGA noktaları olan ERZR,UDER,KRS1 ve HORS noktaları kullanılmıştır.Devlet Su İşleri'nce arazide tesis edilmiş olan C3 derece nirengi noktaları ve TUTGA noktaları arasında en az 4 uydu ve 2 saatlik oturum ile statik ölçü yapılmış olup arazide elde edilen verilerin büro çalışmaları neticesinde; process yapılarak bozuk sinyaller temizlenmiş ve ağdan çıkarılmış, üçgenleme yapılarak kapalı alan oluşturulmuş,dengeleme hesabı yapılmış ve tecviz sınırları dışında olan noktalar ağdan çıkarılarak ölçüm dışında bırakılmıştır. DSİ Genel Müdürlüğünce yürütülen baraj projelerinde yaşanan en büyük sorunların başında kadastro paftalarının grafik oluşu ve sayısal olmayışıdır. Bununla beraber barajı oluşturan ünitelerinden etkilenen taşınmaz da çok olduğundan dolayı kamulaştırma çalışmaları gecikmekte ve arazide vatandaş sorunu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu da kamu yararı kararı alınan projenin bir an önce faydaya dönüşme sürecini uzatmaktadır. Çözüm önerisi olarak Kadastro Müdürlüklerince 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22-a maddesi gereğince yenileme çalışmalarının yapılması gerekmektedir.Deprem, taşkın ve heyelan gibi doğa olaylarının, barajlarda meydana getirdiği her türlü değişimlerin zamanında izlenmesi yani deformasyon ölçümlerinin yapılması gereklidir. Eğer değişimler izlenmez ise tarihte olduğu gibi büyük yıkımlara, can ve mal kaybına sebebiyet verecektir. Çözüm önerisi olarak; Barajlar üzerinde kurulmuş her türlü ölçüm ve gözlem cihazlarından elde edilen veriler analiz edilmelidir. Bunun için baraj çeşitlerine göre farklı ve ilgili barajın karakteristiklerine uygun gözlem yöntemleri uygulanmalı, toplanan veriler irdelenip detaylı analiz edilmeli, risk faktörü yüksek barajlar için kısa, orta ve uzun vadede yapılabilecekler belirlenmeli, hidrografik ölçmelerin bir program dâhilinde ivedilikle bütün barajlarda yapılması sağlanmalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Sağlık personellerinin afetlere hazırlık düzeylerinin incelenmesi :Çanakkale İli örneği

    Mehmet Şirin Yıldız

    Afetlerin ne zaman nerede meydana geleceği tam olarak bilinmemekle birlikte bazı parametreler kullanılarak sadece tahmin yürütülebilmektedir. Afetlerin bu bilinmezliği, mutlak bir hazırlığın gerekliliğini de beraberinde getirmektedir. Türkiye'de 1999 Marmara Depreminden sonra afetlere hazırlık çalışmaları ivme kazanmıştır. Afetlere hazırlık aşamasında tüm kamu ve özel kuruluşların gerekli çalışmaları yapması önem arz etmektedir. Özel ve kamuya ait sağlık kurumları bu kuruluşların başında gelmektedir. Sağlık kurumlarının büyük bir bölümünü oluşturan hastaneler, haftanın yedi günü ve günün yirmi dört saati hizmet vermektedir. Hastanelerde bulunan insanların hassas grupta (yaşlı, hasta, ameliyatlı, engelli, çocuk, hamile vb.) olmaları, hastanelerin olağandışı durumlara hazırlığının en üst seviyede olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın amacı; Çanakkale ilinde bulunan hastanelerde çalışan personelin afetlere hazırlık düzeylerini incelemektir. Yapılan bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Çanakkale Devlet Hastanesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Çanakkale Anadolu Hastanelerinde çalışan 386 personel oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Fatih Karabıyık'ın 2010 yılında ''Sağlık Afet Yönetiminde Planlama Ve Risk Analizleri'' isimli tez çalışmasında geliştirmiş olduğu anket formu kullanılmıştır. Uygulanan 386 anket formundan 370 tanesi analizler için uygun görülmüştür. Elde edilen verilere frekans analizi, Bağımsız Gruplarda T testi, Tek Yönlü Anova ve Mann-Whitney U Testi uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Uygulanan istatistiki analizler sonucunda, çalışmaya katılan sağlık personellerinin %44,3'ü daha önce herhangi bir afet eğitimi almadığını, %50,8 de daha önce afetlerle ilgili herhangi bir tatbikata katılmadığını belirtmiştir. Birinci derece deprem bölgesinde yer alan Çanakkale ili hastane personelleri üzerinde yapılan bu araştırmada, eğitim ve tatbikat eksikliklerinin yüksek seviyede çıkmasının, afet durumunda hastanede bulunan personel ve hastalar açısından tehlike arz ettiği söylenebilir. Yapılan çalışma sonucunda araştırmaya katılan sağlık personelinin afetlere hazırlık düzeyleri orta seviyede (2,97) bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Donma çözülme etkisindeki betonlarda vakum uygulaması ve lif katkısının etkisi

    Muammer Canlı

    Bu çalışmanın amacı, donma çözülmeye maruz betonlarda lif katkısı ve vakum uygulamasının etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla, beton katkısı olarak çelik, polyester, polipropilen lif ve polipropilen elyaf kullanılmıştır. Çelik lifler kısa "3 cm" ve uzun "6 cm" olarak kullanılırken, sentetik lifler kısa "2.5 cm" ve uzun "5 cm" olarak kullanılmıştır. Örneklerin üretim aşamasında, deneysel çalışmanın bir parametresi olarak, betona taze halde vakum uygulaması yapılmıştır. Lif katkılı, vakumsuz ve vakumlu beton örnekler 28 gün sonunda donma çözülmeye maruz bırakılmıştır. Her 50 döngüden sonra temel enine frekans değişim değerleri ölçülmüştür. Elde edilen temel enine frekans değişim değerleri ile dinamik elastisite modülündeki azalma miktarları ve dayanıklılık faktörü değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, lif katkısı ve vakum uygulamasının donma çözülmeye maruz betonlarda olumlu etki yaptığı belirlenmiştir.