Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu kurumlarında performans esaslı bütçeleme; Gümüşhane Üniversitesi örneği
Gürsel Karakuş
Çalışmanın konusu, kamu kuruluşlarında performans esaslı bütçelemenin uygulanabilirliğini esas almaktadır. Bu bakımdan kamu yönetiminde özellikle 1980'li yıllardan sonra etkili olmaya başlayan yeni kamu yönetiminin bir yansıması olan performans esaslı bütçeleme sistemi önem kazanmıştır. Türkiye'de 2000'li yıllardan sonra daha fazla önem kazanan bu anlayış, kamu yönetimi reform dalgasının önemli bir ayağını oluşturmuştur. Bu tez çalışmasında da Türkiye'de performans esaslı bütçeleme sisteminin uygulanabilirliği ve elde edilen sonuçlar, bir kamu kuruluşu olan Gümüşhane Üniversitesi örneğiyle analiz edilmiştir. Bu bağlamda çalışmada öncelikle performans esaslı bütçelemeye ilişkin genel düzeyde kavramsal bilgiler verilmiş, daha sonrasında performans esaslı bütçeleme ile ilgili olduğu savunulan kamu yönetimi reformları Türkiye özelinde ele alınmıştır. Çalışmada Türk kamu yönetiminin örneklemesi amacıyla Gümüşhane Üniversitesinde görüşmeye dayalı bir alan araştırması yapılmıştır. Bu alan araştırmasından elde edilen veriler analiz edilerek, performans esaslı bütçeleme sisteminin, Türk kamu yönetimindeki uygulanabilirliği, faydalı ve aksayan yönleri ve sistemin geleceğine ilişkin öneriler yapılmıştır. Ayrıca çalışma, Türkiye'de performans esaslı bütçeleme sistemi ve kamu yönetim reformları arasında bir ilişki kurması dolayısıyla da önem taşımaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Üniversite öğrencilerinde finansal okuryazarlık araştırması: Gümüşhane Üniversitesi örneği
Sare Sancak
Finansal okuryazarlık kavramı oldukça yeni bir kavram olmakla birlikte, literatürde üzerinde fikir birliğine varılmış bir tanımı yoktur. Genel olarak finansal okuryazarlık bireylerin finansal hizmet ve ürünlere ilişkin bilgi sahibi olmasını ve bu bilgiler doğrultusunda finansal kararlar alabilmesini ifade etmektedir. Türkiye'de ve dünyada yapılan araştırmalar finansal okuryazarlık oranının oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Cude ve diğerleri 2006 yılında üniversite öğrencileri arasında yaptıkları araştırmada öğrencilerin finansal bilgilerinin yetersiz olduğu sonucuna varmışlardır. Lusardi ve Mitchell 2008 yılında yaptıkları çalışmada kadınlar arasında finansal okuryazarlık oranının oldukça düşük olduğunu belirlemişlerdir. Bayram 2010 yılında üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyini araştırdığı tezinde, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin oldukça düşük olduğunu ve bu durumun farkında olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Lusardi ve Mitchell 2011 yılında yaptıkları araştırmada kadınların, yaşlıların, azınlıkların ve düşük eğitimli olanların finansal okuryazarlık seviyelerinin düşük olduğunu ileri sürmüşlerdir. Finansal okuryazarlık hakkında Türkiye ve Dünyada pek çok araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda Gümüşhane Üniversitesi öğrencileri üzerine yapılacak bir araştırma önemlidir. Üniversite öğrencilerinin kısa bir süre sonra iş hayatına atılacağı ve kendi ekonomik kararlarını kendilerinin vereceği göz önünde bulundurulursa, onların finansal okuryazar olmaları ülke ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir. Finansal kaynaklarını doğru yönetebilen bireyler ülke piyasalarının etkin bir şekilde çalışmasını da sağlayacaktır. Bu da finansal eğitimin henüz çalışma hayatına atılmadan verilmesi ile mümkün olacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumları
Furkan Ulusal
Bu çalışmada, sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma kapsamında; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Üniversiteler ve diğer kamu ve kuruluşlarında bulunan sosyal çalışmacılara ulaşılmaya çalışılmıştır. Fiziksel engelli bireylere yönelik tutumların belirlenebilmesi için Atherton vd. (1993) tarafından oluşturulan ölçek, fiziksel engelli bireylere yönelik uyarlanarak kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın ilk bölümü, özelinde fiziksel engelli bireyler olmak üzere engellilik alanında literatür çalışması olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise sosyal çalışmacılara uygulanan anketin, SPSS 16 programı kullanılarak ortaya çıkan istatistiksel verilerin kullanılmasıyla, fiziksel engellilere yönelik tutumların belirlendiği bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Verilerin sunulmasının ardından, genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Çalışmacı, Fiziksel Engelli, Tutum
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Yukarı Karasu Havzasının Aziziye-Aşkale arasındakalan bölümünün heyelan duyarlılık analizi
Erdem Aydoğan
Ülkemizde depremlerle birlikte aktif fay zonları boyunca sıklıkla gerçekleşen afet türlerinden biri de heyelanlardır. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verileri dikkate alındığında Erzurum ili heyelan gerçekleşme sayısına göre ülkemizde ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmada frekans oranı yöntemi ile Yukarı Karasu Havzasının Aziziye-Aşkale (Erzurum) arasında kalan bölümünün heyelan duyarlılık analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanı 1/25000 ölçekli 32 adet paftanın kesişim sınırlarından oluşmaktadır. İnceleme alanında daha önce MTA tarafından gerçekleştirilen çalışmalardan yararlanarak 1/25000 ölçekli jeoloji haritası hazırlanmıştır. Bölgede Erken Paleozoyikten Kuvaternere kadar değişen yaş aralığında 14 farklı formasyon ayırtlanmıştır. Heyelan duyarlılık analizine yönelik olarak arazi çalışmaları ile 334 adet heyelan kayıt altına alınmış ve heyelan envanter haritası oluşturulmuştur. Mevcut heyelanların %80'i analizlerde kullanılırken rastgele seçilen %20'si ise kontrol ve performans aşamasında değerlendirilmiştir. Heyelan duyarlılık haritasının üretilmesinde jeolojik faktörlerden litoloji ve faya yakınlık parametreleri, topoğrafik faktörlerden, yükseklik, yamaç eğimi, yamaç eğim yönü (bakı), yamaç eğriselliği parametreleri ve çevresel faktörlerden arazi kullanımı ile akarsuya yakınlık parametreleri kullanılmıştır. Çalışmada frekans oranı yönteminden yararlanarak heyelan duyarlılık haritası üretilmiş ve 5 farklı duyarlılık sınıfı ayırtlanmıştır. Daha sonra duyarlılık haritasının performans analizi mevcut heyelanlarla duyarlılık haritası çakıştırılarak gerçekleştirilmiştir. Üretilen duyarlılık haritasında çalışma alanının %55.02'si, mevcut heyelanların ise %89.1'i yüksek ve çok yüksek duyarlı alanlarda tespit edilmiştir. Bu durum çalışmada elde edilen heyelan duyarlılık haritasının başarılı bir şekilde kullanılabilir olduğunu göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Finansal tabana yayılma: Değişkenlerin tespiti ve değişkenler arası ilişki analizi
Fatih Yıldırım
Finansal tabana yayılma, bireylerin finansal araçlar hakkında bilgi sahibi olması ve sahip oldukları bu bilgiyi kullanabilmeleri olarak tanımlanabilir. Ayrıca finansal tabana yayılma, finansal okuryazarlık ve finansal erişim bileşenlerinden oluşmaktadır. Günümüz koşullarında finansal bilgi sahibi olmak büyük bir önem arz etmektedir. Finansal bilgi düzeyi yüksek olan bireyler kendi bütçelerini oluşturup tasarruflarını değerlendirme konusunda daha etkindirler. Bu çalışmanın amacı finansal tabana yayılma kavramını oluşturan değişkenlerin kendi aralarındaki ilişkinin hangi yönde olduğunun tespit edilmesidir.. Bu bağlamda Trabzon ilinde ikamet eden bireyler üzerinde, daha önce araştırmacılar tarafından geliştirilen bir anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümünde bireylerin demografik özellikleri belirlenmeye çalışılmış, ikinci bölümünde ise finansal tabana yayılma değişkenleri arasındaki ilişki ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucuna göre, finansal tabana yayılma değişkenleri arasında ilişki vardır. Finansal tabana yayılma değişkenleri bireylerin, cinsiyetine, yaş gruplarına, öğrenim durumlarına, gelir düzeylerine ve meslek gruplarına göre değişmektedir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kamu personelleri finansal okuryazarlık düzeylerinin otomatik katılım sistemi'nden ayrılma eğilimine etkisi: Erzincan iline yönelik bir uygulama
Fatih Bilgin
Türkiye'de 2001 yılında uygulanmaya başlanan Bireysel Emeklilik Sistemi ile birlikte, 01.01.2017 tarihi itibariyle yurtiçi tasarruf oranlarının artırılması ve bireylerin aktif dönemdeki gelir seviyelerini korumak amacıyla Otomatik Katılım Sistemi'ne geçilmiştir. Otomatik Katılım Sistemi ile kamu ve özel sektörde çalışan 45 yaş altındaki tüm çalışanlar kademeli olarak sisteme dâhil edilmiş ve edilmektedir. Bu çalışmada kamu personellerinin finansal okuryazarlık düzeyini ölçen ve bu doğrultuda yeni bir sistem olan Otomatik Katılım Sistemi'nde kamu personellerinin sistemde kalma ve sistemden ayrılma eğilimleri anket yöntemi ile belirlenmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Birgivi'nin ed-Dürru'l-yetîm adlı eseri ışığında Eskicizâde'nin Terceme-i Dürr-i Yetîm'i ile A. Celaleddin Karakılıç'ın Tecvîd ilmi eserinin karşılaştırılması
İsmail Demiral
İlahi mesajın kaynağı olan Allah, vahye muhatap olan elçisine, Kur'an'ın nasıl tilavet edileceğini bildirmiştir. Bu sebeple, gerek sahabe gerekse sonraki dönemlerde İslama hizmet eden âlimler, Kur'an'ı düzgün okumak için, sözlü ve yazılı olarak büyük gayret sarf etmişlerdir. Kur'an'ın hadimliğini yapanlar arasında Dürru'l-Yetîm sahibi Birgivi (ö. 981/1573), Terceme-i Dürr-i Yetîm sahibi Eskicizâde (ö. 1243/1827) ve Tecvid İlmi adlı eserin sahibi Celâleddin Karakılıç (d. 1929) gibi âlimler de yer almıştır. Bu çalışmada on altıncı yüzyılda Birgivî, on dokuzuncu yüzyılda Eskicizâde ve yirminci yüzyılda Karakılıç tarafından yazılan tecvidle ilgili eserler değerlendirilmiştir. Genel olarak tecvid ilminin serüveni hakkında bilgiler sunulmuştur. Cumhuriyet döneminde tecvid alanında eser telif eden önemli şahsiyetlerin kitapları içerik bakımından kısaca tanıtılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kur'ân-ı Kerîm'de nüzûl sırasına göre Hz. Muhammed'in sîreti (Hz. Muhammed'e yönelik hitap âyetleri çerçevesinde ilk 65 sûre örneği)
Zeynep Çelik Koç
Kur'ân'ın en temel konularından biri nübüvvettir. Nübüvvet konusunda Hz. Muhammed'in hayatına genişçe yer verilmiş ve insanlar için en güzel örnek olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle Kur'ân'ın daha iyi anlaşılabilmesi ve yaşanılırlığının görülebilmesi için Hz. Muhammed'in sîreti bilinmelidir. Hz. Muhammed'in hayatını öğrenirken de hareket noktası Kur'ân olmalıdır. Kur'ân'dan hareketle Hz. Nebî'nin insani yönünün öne çıkarılması, hayatının örnek alınacak tarzda ve tüm insanlığa hitap eden evrensel değerler bağlamında sunulması gerekmektedir. Bu hedef doğrultusunda, Kur'ân'ın nüzûl sürecinin ilk 65 sûresinde, Hz. Muhammed'e hitap eden âyetlerin izi sürülerek, örnek bir sîret kesiti sunulmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İslâm Ceza Hukukunda bilinçli taksir ve olası kast hükümleri
Temel Mahmutoğlu
Olası kast ve bilinçli taksir kavramları seküler anlamda hayatımıza yeni girmiş kavramlardır. Ancak bu kavramlar kasıt benzeri ve hakiki hata şeklinde İslâm hukuku klasik kaynaklarında asırlar öncesinden beri yerini bulmuştur. Amacımız seküler hukukta yoğun bir şekilde tartışılan ancak modern İslâm hukuku sahasında pek de derinlemesine incelenmeyen olası kast ve bilinçli taksir kavramlarını incelemektir. Ayrıca hem İslâm hukuku hem de Türk Ceza Kanun'unu olası kast ve bilinçli taksir bağlamında mukayeseli olarak işleyip benzer ve farklı yönlerini ortaya koymaktır.
- Doktora TeziAçık Erişim2019Juynboll'un hadisle ilgili teorileri üzerine değerlendirme
Alam Khan
Hadith is the secondary source of Islamic law. Therefore, there are many studies about hadith in Islamic literature. Hadith has drawn the attention of the Western researchers and scholars and they have produced important studies in this discipline. Ignaz Goldziher and Joseph Schacht are the foundation pillars of modern hadith and critical studies in orientalism and both are considered as the authority in hadith criticism. They raised questions on the authenticity of hadith as a source of Islamic Jurisprudence and Islamic History, they introduced different theories encompassing Isnad and Matan clusters of hadith, which paved the way to skepticism about hadith in the Western world. Dr. G.H.A Juynboll was the prominent orientalist, who developed the theories of early Western scholars and supported them with a tangible and rich number of evidence from Islamic literature. In the present era, his works have become the main source of research in the fields of Hadith and Orientalism. The purpose of the study was to focus on Juynboll's theories related to hadith literature; these theories have been compiled in two chapters. The first chapter contains those theories which are related to Isnad of hadith and hadith criticism in Juynboll's works such as, the beginning of Isnad and hadith criticism, Common Name and Namesakes. while the second one covers Juynboll's theories about Matan of hadith like, Qussas and their role in the fabrication of hadith, hadith mutavâtir, evâil and the elucidation and history of word Fitna in the tradition of Ibn Sîrîn. The importance of the study lies in the assessment of Juynboll's theories in the light of his cited sources from Islamic literature, it follows the critical approach whereby the related theories discussed and analysed.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sahîh-i Buhârî'nin bab başlıkları konusunda yazılan eserler ve Sahîh'in bab başlıklarındaki muallak hadislerin incelenmesi
Mahmut Mahmutoğlu
[MAHMUTOĞLU, Mahmut]. Sahîh-i Buhârî'nin Bab Başlıkları Konusunda Yazılan Eserler ve Sahîh'in Bab Başlıklarındaki Muallak Hadislerin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2019, (XV+ 146). Ale'l ebvâb sisteme göre te'lif edilen el-Câmiu's-sahîh'teki bab başlıklarının, Buhârî'nin şahsî görüş, düşünce ve fıkhî anlayışını yansıttığı bilinmektedir. Bu durum sadece bab başlıklarını esas alan çalışmaların yapılmasına ve hadis edebiyatı içerisinde ayrı bir yazın türünün doğmasına sebep olmuştur. Bab başlıklarına bakıldığında hepsinin aynı özellikte ve muhtevada olmadıkları görülmektedir. Başlıkların bazılarında âyetler zikredilmiş, bazılarında muallak, mevkûf veya maktû hadisler sevk edilmiştir. Buhârî'nin bazı bab başlıklarında kendi sözünü veya görüşünü ifâde ettiği de olmuştur Bu çalışmanın ilk kısmında Buhârî'nin bab başlıkları üzerine yapılan başlıca çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci kısımda ise Sahîh'te müsned olarak verilmeyen muallak rivâyetler ve bunların muallak olarak bırakılma nedenleri araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bab başlığı, el-Câmiu's-sahîh, Buhârî, Teracim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim201919. yüzyılda yabancı seyyahlara göre Osmanlı Devletinde kahvehaneler
Ahmet Türker
Bu çalışmada öncelikli olarak 19. yüzyılda Osmanlı Devleti topraklarında bulunan yabancı seyyahların eserleri incelenmiştir. Bu esserlerin incelenme amacı Osmanlı Devleti' ndeki mevcut sosyal alanlardan olan kahvehaneleri seyyahların gözünden bakarak incelemektir. Bununla beraber, seyyahların kendi kültürlerinde bulunan kahvehane türevi mekanlarını Türk kültüründeki kahvehaneler ile mukayese etme imkanı olmuştur. Örneklem olarak seçilen 19. yüzyıl yabancı seyyahlarının gözlemlerinden yararlanılarak günümüz araştırmacılarına bu konudaki yazımlar bir nevi kataloglandırılmıştır. İncelenen bu seyyahların seçiminde eserlerinde Osmanlı'daki kahve kültürü ve kahvehanelere dair izlenimlerini daha detaylı bir şekilde yansıtanlar esas alınmıştır. Pek çok seyyah incelenmiş fakat kısmen seçimler bu sınır dâhilinde yapılmıştır. Bu çalışmadaki amaç dönem seyyahlarının Osmanlı toplumundaki kahve tüketimi ve kahvehane kültürüne dair bahislerini irdeleyip bir araya toplamaktır. Çalışmadaki kavramlar detaylı olarak incelenerek nitel veri analizi yöntemiyle betimsel ve içerik analizi yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kahve, kahvehane, Osmanlı Devleti, yabancı seyyahlar, 19. yüzyıl
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Türkiye'de spor markası yaratmak: Taraftarların Türk futbol takımlarının markalaşmasına yönelik tutumları üzerine bir araştırma
Mert Furkan Şafak
Günümüzde markaların yarattıkları ekonomik değerler, birçok ülkenin ekonomik büyüklüklerini geride bırakmış durumdadır. Bu nedenle, ülkeler uluslararası arenada varlıklarını sürdürebilmek ve etkin güç olabilmek için güçlü markalara sahip olma gayreti içerisine girmişlerdir. Bu çerçevede dünyada hemen hemen her sektörde bir markalaşma çabasının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu sektörlerden en göze çarpanlarından birisi de spor dünyasıdır. Spor dünyasının özellikle de futbol sektörünün yarattığı ekonomik değer, bir eğlence olan bu faaliyetlerin bir anda endüstrileşmesine neden olmuştur. Dünyadaki birçok ülke özellikle futbol takımları ve futbolcular üzerinden elde ettikleri marka değerleriyle önemli bir ekonomik girdi sağlamaktadırlar. Tüm bu gerçekler ışığında bu çalışmada, Türkiye'de spor markası yaratma konusunun tartışılması önem arz etmektedir. Özellikle futbol sektörü üzerinde yürütülen tartışmada, bu anlamda markalaşmanın en önemli ayaklarından birisi olan taraftarlar odak noktası olarak ele alınmıştır. Taraftarların Türk futbol takımlarının markalaşmasına yönelik tutumlarının araştırıldığı bu çalışmayla Türkiye'de spor markası yaratılıp yaratılamayacağı, bu konuda taraftarların nasıl bir tutuma sahip olduğu konularının aydınlatılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın evrenini futbol taraftarları örneklemini ise rastlantısal olarak seçilen 542 futbol taraftarı oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda katılımcılardan anket yolu (Survey) ile 01.05.2019-01.08.2019 tarihleri arasında veriler toplanmış ve istatistiki analizler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Veri tabanının oluşturulmasında ve analiz safhasında yapılan tüm istatistiksel işlemler bilgisayar ortamında gerçekleştirilerek, verilerin analizinde; faktör analizi, basıklık ve çarpıklık analizi, t- testi, one way anova ve frekans analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; taraftarların futbol kulüplerinin markalaşmasına yönelik tutumlarının değişkenlere göre farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Bireysel emeklilik sisteminde aracı kurum tercih nedenlerinin analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile önem derecelerinin belirlenmesi
Gülhan Nacar
Küresel gelişmeler ve yapılan hukuksal düzenlemeler ile son yıllarda bireysel emeklilik sistemi katılımcı sayısı gittikçe artmaktadır. Katılımcılar sisteme aracı kurumlar vasıtasıyla katılmaktadır ve aracı kurumlar bu durumdan kazanç sağlamaktadır. Böylece aracı kurumlar arasında katılımcıların kendilerini tercih etmeleri adına rekabet yaşanmaktadır. Rekabet avantajının sağlanmasında katılımcıların istek ve tercihlerinin bilinmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, bireysel emeklilik sistemine katılanların aracı kurum tercihine etki eden kriterlerin belirlenmesi ve önem derecesinin belirlenmesidir. Bu bağlamda literatür ve uzman görüşü ile tercih nedenleri belirlenmiştir. Sonraki aşamada ise Analitik Hiyerarşi Prosesi(AHP) yöntemi ile kriterlerin ağılıkları belirlenmiştir. AHP farklı amaç ve hedefler arasında etkileşime sahip olabilecek karmaşık ve yapılandırılmamış problemleri çözmek için güçlü bir tekniktir. Kriterlere ait oluşturulan hiyerarşi dikkate alınarak anket formu oluşturulmuştur. İki bölüm olan anket formunda, ilk bölümde demografik bilgiler ikinci bölümde ise kriterlerin ikili karşılaştırma soruları bulunmaktadır. Anket formu 32 kişiye uygulanmış ve elde edilen veriler AHP yöntemi ile önem dereceleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ana kriterler arasında Maddi Boyutlar kriteri ve alt kriterler arasında fon getiri oranı kriteri en fazla öneme sahip olduğu görülmüştür. Son olarak çalışmanın kısıtlarından ve diğer araştırmacılara tavsiyelerden bahsedilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gümüşhane'de bulunan Astragalus microcephalus Willd. ve Astragalus plumosus Wild. bitkilerinin oksidatif hasara karşı koruyucu ve antidiyabetik etkilerinin incelenmesi
Ayşe Arslan
Gümüşhane ilimiz bulunduğu coğrafi konumdan dolayı farklı iklimlerin etkisi altında kalmıştır. Bu durum ilimizin bitki örtüsü bakımından zengin olmasına ve çeşitli Astragalus türlerine ev sahipliği yapmasına sebep olmuştur. Astragalus cinsi Fabaceae familyasına dahil olup Astragalus türlerinin antioksidan, anti-inflamatuar, antimikrobiyal, antidiyabetik, yaşlanmayı geciktirici ve antiviral etkinlikleri belirlenmiştir. Söz konusu bu etkilerinin bitkilerin içeriğinde bulunan fenolik bileşikler ve saponinlerden kaynaklandığı bildirilmektedir. Bu türlerin yaprak ekstraktlarının, kimyasal ve biyoaktif özellikleri toplam polifenolik içerik, toplam flavonoid içerik, demir indirgeyici güç, hemoliz inhibisyonu, alfa-glukozidaz inhibisyonu ile serumda oksidatif hasar analizleri spektrofotometrik yöntemler kullanılarak belirlendi. Çalışılan bitki ekstraktlarının en yüksek toplam polifenol içeriği gram örnek başına Astragalus plumosus'un etanollü esktraktında 13.9 mg, Astragalus microcephalus'un etanollü ekstraktında ise 14.8 mg gallik asit eşdeğeri olarak bulundu. Bitkilerin en yüksek toplam flavonoid içerikleri gram örnek başına A. plumosus'un PBS'li ektraktında 4.19 mg, A. microcephalus'un sulu ekstraktında 6.18 mg kuersetin eşdeğeri olarak bulundu. Bitkilerin en yüksek demir indirgeyici güç aktivitesine gram örnek başına A. plumosus'un PBS'li ekstraktında 13 mg, A. microcephalus'un sulu ekstraktında 13.8 mg troloks eşdeğeri olarak bulundu. Bitki ekstraktlarının en yüksek DPPH radikalini giderme aktivitesi A. plumosus'un sulu ekstraktında %14.6 ve A. microcephalus'un PBS'li ekstraktında %19 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus 25 mg/mL etanol ekstraktlarının en yüksek alfa glukozidaz inhibisyonu A. plumosus ekstraktında %39.9 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus bitkilerinin üç farklı konsantrasyonda hazırlanan PBS'li ekstraktlarındaki en yüksek hemoliz ihhibisyonu değeri A. plumosus ekstraktında %97.7 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus bitkilerinin PBS'li ekstraktlarında TAS değerleri sırasıyla 1.41 ve 1.44 mmol troloks eşdeğeri şeklinde, TOS değerleri 25.8 ve 24.7 µmol H2O2 eşdeğeri olarak OSİ değerleri ise sırasıyla 1.83 ve 1.71 µmol H2O2 Eq/L şeklinde verildi. Yapılan bu çalışma sonucunda bitki ekstraktlarımızın alfa glukozidaz enzim inhibisyonu ve hemoliz inhibisyonunu sağladığı, serumda oluşturulan oksidatif hasarın bitki ektraktları tarafından giderildiği sonucuna varıldı. Bu sonuçlar doğrultusunda bitkilerimizin biyoteknoloji alanında alternatif, tamamlayıcı bir ürün olarak oksidatif hasarın sebep olduğu hastalıkların tedavisinde gıda ve ilaç olarak kullanılabileceği öngörülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Afetlerde acil sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve yaşanan sorunlar
Kemal Torpuş
24 Ağustos 2015 tarihinde meydana gelen Hopa sel afeti, maddi kayıpların yanı sıra çok sayıda yaralanma ve can kaybına da yol açmıştır. Bu noktadan hareketle çalışmamızda, Hopa sel afetinde acil sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve organizasyonda ortaya çıkan sorunların tespit edilmesi ve değerlendirme sonucunda bilimsel açıdan çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Hopa sel afetinde görev almış, Ulusal Medikal Kurtarma Ekip (UMKE) liderlerine yarı yapılandırılmış mülakat tekniği uygulanmıştır. Afetlerde acil sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve yaşanan sorunların iki yönlü tespit edilebilmesi için Hopa seli afetzedeleri ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek araştırma verileri elde edilmiştir. Çalışmamız verileri incelendiğinde; ekiplerin afet sahasına 3-6 saat aralığında ulaştığı, ilk kurtarma işleminin afetzedeler tarafından gerçekleştirildiği ve yaralıların kendi imkânlarıyla hastaneye ulaştığı belirlenmiştir. Koordinasyon ve uygulama eksikliği ile afetzedelerin su ve yemek ihtiyaçlarının sağlık ekibi tarafından karşılanması isteğinin yönetimsel açıdan sorun oluşturduğu belirlenmiştir. Afette görev alan ekip sayısının yeterli olduğu, araç-gereç ve tıbbı lojistiğin yeterince sağlandığı, ekiplerin canla başla ve uyum içinde çalıştığı tespit edilmiştir. Afetlerde görev alacak sağlık ekipleri ile diğer ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanabilmesi için kurumların teknik, idari ve koordinasyon yeterliliklerinin masa başı ve saha tatbikatları ile sınırlarını keşfetmeleri önerilmektedir. Afet meydana geldiğinde medikal kurtarma ekipleri afet sahasına ulaşana kadar afetzedeler kendi imkânları ile baş etmek durumundadır. Bu bağlamda afetlere yönelik halkın bilinç seviyesinin artırılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İcra ve iflas hukukunda ihalenin feshi sebepleri
Harun Alsancak
İcra ¬ve İflas Kanunu 09/06/1932 tarihinde kabul edilmiş olup kanuna göre borçlu, borcunu yerine getirmediği takdirde; alacaklı, devletin icra organlarına müracaat ederek borçlunun mallarını alacağı miktarınca haczettirir ve haczettirdiği bu malları artırma (paraya çevirme) suretiyle sattırıp alacağına kavuşmaya çalışır. İcra ve İflas Kanunu 'nda hacizli malların paraya çevrilmesi; alacaklı, borçlu ve diğer ilgililerin menfaatlerinin dengelenmesi için bir sürece tabi tutularak düzenlenmiştir (İİK 106-134). Buradaki düzenleme artırmanın ne şekilde yapılacağına ilişkin olup diğer taraftan İİK'nın134. maddesinde de ihalenin feshi nedenleri sınırlanarak sayılmamıştır. Bu nedenle her artırma sürecinde ihalenin feshi sebepleri farklılık arz etmektedir. Kanuna, doktrine ve Yargıtay kararlarına göre genel olarak ihalenin feshi sebepleri; artırmaya hazırlık işlemleri öncesi ve artırmaya hazırlık aşamasında ihalenin feshi sebepleri, artırma sırasında ihalenin feshi sebepleri, ihaleye fesat karıştırma ve alıcının malın esaslı niteliklerinde hataya düşmüş (düşürülmüş) olması şeklinde kabul edilmiştir. İhalenin feshi sebepleri, geçerli bir satış talebi olmaması gibi artırmaya (satışa) hazırlık işlemeleri öncesi ihalenin feshi sebepleri; satış ilanında artırmanın yapılacağı yer ve gün gibi zorunlu unsurların belirtilmemesi ya da artırma şartnamesinin hazırlanmaması usulsüzlükleri gibi artırmaya hazırlık dönemiyle ilgili ihalenin feshi sebepleri; artırmanın ilanda belirtilen zamandan önce ya da sonra veya farklı yerde yapılmış olması usulsüzlükleri gibi artırmanın yapılması sırasındaki ihalenin fesih sebepleri; artırmaya katılacak olanların tehdit edilerek ya da yanıltılarak ihaleye girmelerine engel olmak gibi hukuka ve ahlaka aykırı davranılarak ihaleye fesat karıştırmak suretiyle meydana gelen ihalenin feshi sebepleri; artırmaya konu malın iktisabı sonucu malın ilanda belirtilen özellikleri taşımaması nedeniyle alıcının malın esaslı niteliklerinde hataya düşmüş (düşürülmüş) olmasından kaynaklı ihalenin feshi sebepleri şeklinde ele alınmaktadır. Çalışmamızda, yukarıda genel olarak belirtilen paraya çevirme (satış) sürecinde meydana gelen usulsüzlüklerin en aza indirilerek ihalenin hukuka uygun yapılmasını sağlamak ve buna bağlı olarak da ihalelerin feshinin önüne geçmek amaçlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gümüşhane'de yetişen bazı yabani meyvelerin farklı kurutma teknikleri ile muhafaza edilmesi ve bazı fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Esra Barlak
Bu çalışmada; Gümüşhane'de doğal olarak yetişen ahlat, alıç, kızamık, kızılcık ve kuşburnu yabani meyvelerinin kalite özelliklerini en az kaybedecek şekilde muhafaza edilebilmesi için uygun kurutma koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için liyofilizatörde kurutma, etüvde kurutma ve açık havada kurutma teknikleri ile kurutma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kurutulmuş ürünlerde su aktivitesi, renk, pH, kurumadde, kül, fenolik madde, C vitamini, antioksidan madde, şeker ve mineral madde tayinleri yapılmıştır. C vitamini miktarı en yüksek liyofilizatörde dondurarak muhafaza ile elde edilmiş, fakat etüvde kurutma ile yok denilecek kadar azaldığı görülmüştür. En yüksek C vitamini miktarı liyofilizatörde kurutulmuş kuşburnunda bulunmuştur (1594 mg/kg). Toplam şeker içeriği yine liyofilizatörde dondurularak muhafaza ile elde edilmiş olup, en yüksek şeker içeriğine ahlat yabani meyvesinin sahip olduğu belirlenmiştir (% 43.06). DPPH ile antioksidan miktarı V genel olarak liyofilizatör ile kurutma sonucunda elde edilmiş olup yabani meyveler içinde en yüksek antioksidan içeriğine kızılcık meyvesinin sahip olduğu bulunmuştur (% 93.45). Toplam antioksidan miktarı acısından etüvde kurutma yöntemi önerilirken en yüksek toplam antioksidan miktarı etüvde kurutulmiş kuşburnunda tespit edilmiştir (33.38 mg/g). İncelenen yabani meyvelerin fenolik madde içeriği muhafaza yöntemine bağlı olarak bir miktar değişmiştir. En yüksek fenolik madde miktarı liyofilizatörde kurutulmuş kızılcıkta bulunmuştur (935.59 GAE mg/kg). Toplam mineral madde miktarı bakımından farklı kurutma teknikleri ile kurutulan meyvelerden elde edilen sonuçlar birbirleriyle karşılaştırıldığında, genel olarak etüvde kurutulmuş meyvelerin mineral içerleri diğer yöntemlerle kurutulmuş meyvelerin mineral içeriklerinden daha yüksek, bazı istisnalar hariç liyofilizatörle kurutulmuş meyvelerin ise en düşük içeriğe sahip olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların ve ileride bu meyvelerle ilgili yapılacak ayrıntılı fitokimyasal analizlerin özellikle gıda sanayisi ve eczacılık alnındaki araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Acil yardım ve müdahale personellerinin karşılaştığı mobbing, tükenmişlik ve mesleki tehlike seviyelerinin belirlenmesi: Gümüşhane İli örneği
Esra Kırcı
Afete maruz kalan bireyleri bulunduğu durumdan çıkarma, ilk yardıma ihtiyacı olan kişilere müdahale etme, elindeki imkanlarla tıbbi hizmetleri uygulama, geçici konutlamayı sağlama, temel gereksinimleri karşılama, ekstra sağlık problemlerin oluşmasını engellemek için halk sağlığı ve toplum sağlığı gibi birçok önlemlerin alınmasına acil yardım denir(Erkal,2009). Acil yardım personellerinin görevi sırasında karşılaştıkları mesleki problemler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde görev yapan itfaiye personelleri, AFAD personelleri, hemşire ve umke sağlık çalışanlarının karşılaştığı ve karşılaşabileceği mesleki problemler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacına ulaşmak için anket uygulaması yapılmıştır. Bu çalışmada veriler, Gümüşhane ili merkezinde görev yapan 108 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı kullanılarak yapılmıştır. Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, korelasyon, ANOVA- Tukey HSD testi uygulanmıştır.Çalışmanın sonuçlarını incelediğimizde meslek gruplarında mobbing ve tükenmişlik durumunun her meslek grubunda olmakla beraber en çok yaşayan meslek grubunun umke sağlık çalışanları olduğu tespit edilmiştir. Nöbet tutan bireylerin, mesai çalışan bireylere göre fiziksel ve duygusal bitkinlik oranları daha yüksek bulunmuştur. Çalışma şartlarının mobbing ve tükenmişliği en aza indirgeyecek şekilde yeniden düzenlenme yapılmalıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Evsel atık patates kabuğunun derin yağda kızartılmış buğday cipsinde değerlendirilmesi
Aysun Durmaz
Bu çalışma, patates kabuğunun derin yağda kızartılmış buğday cipsinde kullanılabilirliğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun için piyasadan melody çeşitlerine ait patates (Solanum tuberosum L.) alınıp elde soyulmuştur. Kabuklar daha sonra dondurarak kurutulmuş ve ardından bir öğütücü kullanılarak un haline getirilmiştir. Elde edilen patates kabuğu unları daha sonra 500 µm'lik bir elek içinden geçirilmiş ve cipslerin üretilmesine kadar bir buzdolabında (4 °C) saklanmıştır. Patates kabuğu unu, cips üretiminde 2-4-6-8 ve 10 g/100g oranlarında ilave edilerek kullanılmış ve elde edilen buğday cipsleri fizikokimyasal, biyoaktif, tekstürel ve duyusal özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Formülasyondaki patates kabuğu unu arttıkça buğday cipslerinin yağ absorpsiyonunda belirgin bir azalma tespit edilmiştir (p<0.05). Patates cipslerinin yağ içerikleri 45.57 ile 27.46 g/100g arasında değişmiştir. Cipslerin yağ içeriği 10 g/100g patates kabuğu unu eklenerek % 40 oranında azaltılmıştır. Ayrıca, cips örneklerin protein içerikleri patates kabuğu ilavesiyle anlamlı bir artış sergilediği belirlenmiştir (p<0.05). Örneklerdeki protein içeriği 7.47 ile 9.15 g/100g arasında değişmiştir. En yüksek enstrümental sertlik değeri (22.64 kg) 8 g/100g patates kabuğu ilave edilmiş cipslerde ölçülmüştür. Ancak, en düşük enstrümental sertlik değeri ise (13.32 kg) patates kabuğu unu içermeyen cips örneğinde belirlenmiştir. Örneklerin renk değerleri (L*, a*ve b*) formülasyona ilave edilen patates kabuğu unu ile önemli değişimler sergilemiştir (p<0.05). Cipslerin genel duyusal beğeni skorları panelistler tarafında anlamlı bir şekilde saptanamamıştır (p>0.05). Bu da 10 g/100g patates kabuğu ununun cipslerde tüketici kabul edilebilirliklerini etkilemeden kullanılabileceğini göstermektedir. Örneklerin toplam fenolik madde içerikleri ilave edilen patates kabuğuyla doğru orantılı olarak anlamlı bir biçimde arttığı bulunmuştur (p<0.05). Örneklerin toplam fenolik madde içeriğinin 364.7 ile 1108.0 mgGAE/kg arasında olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin toplam antioksidan kapasiteleri sırasıyla 0-2-4-6-8 ve 10 g/100g patates kabuğu unu kullanılarak yapılan cipsler için 842.5-1165.0-1283.8-1978.8-1757.5 ve 2070.0 mg A.A. Cin/kg olarak ölçülmüştür. Kontrol (patates kabuğu unu katkısız) cipste toplam diyet lif içeriği 4.8 g/100g iken 6.örneğin (10 g/100g patates kabuğu katkılı cips örneklerinde) 6.9 g/100g olarak belirlenmiştir. Bu da 10 g/100g patates kabuğu unu cipse eklendiğinde örneklerin diyet lif seviyesinin % 29 oranında arttırdığını göstermiştir. Tahmini glisemik indeks değerleri (eGI) ise 88.2 ile 93.1 aralığında değişim göstermiş olup en düşük değerin 10 g/100g patates kabuğu unu içeren 6.örnek olduğu tespit edilmiştir. Buğday cips formülasyonuna ilave edilen patates kabuğu unu arttıkça örneklerin tahmini glisemik değerleri (eGI) önemli miktarda azalmıştır (p<0.05). Sonuç olarak patates kabuğu ununun derin yağda kızartılmış buğday cipslerinde ve diğer tür cipslerde, beslenme kalitesini arttırmak için kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
