Yayınlar
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Duygusal emek ve psikolojik iyi oluş hali arasındaki ilişki: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Hatice Sadık
Çalışma hayatında duygular son zamanlarda hızla ön plana çıkmış ve çalışma hayatı duygudan yoksun olarak düşünülemez hale gelmiştir. İnsanlarla etkileşim için de bulunulan mesleklerde duygu yoğunluğu daha fazla hissedilmektedir. Sağlık sektöründe değişen koşullar, insanlarla yoğun ilişki içerisinde olmak çalışanların sorumluluk alanlarını ve iş yüklerini artırmaktadır. Bu durumda çalışanların bu değişime ayak uydurmaları iletişimde oldukları insanlarla empati yapabilmeleri ve duygularını yönetebilmeleri zorunlu hale gelmiştir (Öz ve Baykal, 2017:143). Bunu da dikkate alarak, bu çalışmanın amacı, duygusal emek ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiyi sağlık çalışanları bağlamında incelemektir. Bunun dışında bu değişkenleri demografik faktörlere göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane ilindeki 202 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Katılımcılardan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Warwick-Edinburg Mental İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için güvenilirlik analizi, frekans analizi, normallik testi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Duygusal emek düzeyinin ve psikolojik iyi oluş düzeyinin yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve pozisyona bağlı bir fark göstermediği sonucuna varılmıştır. Duygusal emek ve psikolojik iyi oluş arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ve bağımsız değişken olan duygusal emeğin bağımlı değişken olan psikolojik iyi oluş üzerinde bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Duygusal emek, Psikolojik iyi oluş, Sağlık çalışanı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalık ilişkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
İbrahim Alkan
Çalışmada ilk olarak toplumsal cinsiyet algısının tanımı, rolleri ve kuramları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra siber zorbalık tanımı, siber zorbalık ile cinsiyet arasındaki ilişki, siber zorbalık türleri, araçları ve kuramları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın amacı, toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalık arasındaki ilişkiyi üniversite öğrencileri bağlamında incelemektir. Bunun dışında bu değişkenleri demografik faktörlere göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini Çukurova Üniversitesi'nde eğitim gören 284 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılardan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Toplumsal cinsiyet algısı ve Siber Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için güvenilirlik analizi, frekans analizi, normallik testi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalığın cinsiyet, ikamet edilen yer, sınıf ve kullanım amacına bağlı farklılıklar gösterdiği sonucuna varılmıştır. Toplumsal cinsiyet algısı ile siber zorbalık/mağdur arasında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna varılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Korunma motivasyonu teorisinin genişletilmiş modeline dayalı depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörler ölçeği geliştirme çalışması
Hasan Yücel
Bireylerin depreme hazırlık kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için deprem tehlikesi yüksek bölgelerde yaşayan bireyler tarafından risk azaltıcı önlemlerin uygulanmasını incelemek amacıyla Korunma Motivasyonu Teorisinin 1983 yılında revize edilmiş ve genişletilmiş modeline dayalı Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler Ölçeği geliştirme çalışması yapılmıştır. Ölçek geliştirme açısından metodolojik, bireylerde depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak açısından da tanımlayıcı araştırma tasarımı kullanılmıştır. Ölçek geliştirme pilot ve ana uygulamayı içeren iki süreçte gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada pilot uygulamada 50 katılımcıya ulaşılmıştır. Pilot uygulama sonrası ana uygulamada taslak ölçek küme örnekleme yöntemi ile seçilen 11 mahalleden toplamda 826 katılımcıya 12.12.2022-02.05.2023 tarih aralığında ulaşılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. Aşırı değerler temizlendikten sonra 804 veri ile demografik değişkenler ve ölçek maddeleri değerlendirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği için ilk 402 kişilik gruptan alınan verilerle Açıklayıcı Faktör Analizi ikinci 402 kişilik gruptan alınan verilere ise Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Ölçeğin son hali dört boyuttan 24 maddeden oluşmaktadır. Genel Cronbach alfa değeri 0,883 olup her boyut için 0,7'nin üzerindedir. Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0,898, Bartlett küresellik testi anlamlı ve açıklanan toplam varyans %51'dir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları ölçüm ve yapısal modelin iyi uyuma sahip olduğunu göstermiştir. (χ2/df = 1,779; RMSEA = 0,44; CFI = 0,96; NFI = 0,91; TLI = 0,95; p<0,001). Bulgular Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler ölçeğinin, insanların depreme hazırlık davranışlarına katılımını etkileyen faktörleri açığa çıkarmak için geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış bir ölçek olduğunu göstermiştir. Çalışma sonucunda algılanan yeterliliğin bireylerin depreme hazırlık davranışlarına katılımında en önemli faktör olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
İrem Buğday
Her yıl dünyanın birçok yerinde farklı zamanlarda ve türlerde afetler meydana gelmektedir. Bu afetlerle mücadele edenler arasında yer alan itfaiye çalışanları, tükenmişlik sendromu gibi birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmaktadırlar. Tükenmişlik sendromu, çalışanın motivasyon ve istek kaybı yaşamasına, veriminin düşmesine neden olabilmektedir. Görevleri arasında hayat kurtarmak olan itfaiye çalışanlarının tükenmişlik sendromu yaşama ihtimalinin olması bu çalışmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmadaki amaç, Hatay İtfaiyesinde çalışan personellerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek, ortaya çıkan sorunlara ve sonuçlara göre değerlendirmeler yaparak çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın verileri 1992 yılında Canan Ergin'in "Doktor ve Hemşirelerde Tükenmişlik ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinin Uyarlanması" adlı çalışmasında geliştirdiği "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Analizlerden elde edilen bulguların neticesinde tükenmişlik düzeyi puan ortalamalarının düşük seviyede olduğu görülmüştür. İtfaiye çalışanlarının mesleklerinden ötürü tükenmişlik ile ilgili bilgi sahibi olmaları, kurumun bu yönde psikolojik destek ve uygun çalışma ortamı sağlamalarının yararlı olacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi: Ankara ili örneği
Serair Ferhat Bulat
Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Ankara il merkezinde kamu veya özel sektörde görev yapan toplamda 147 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada demografik ve mesleki bilgi formu, bilişsel esneklik envanteri, mesleki doyum ölçeği ve problem çözme envanteri kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Demografik ve mesleki bilgi formundaki değişkenlere göre sosyal hizmet uzmanlarının, bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alan yazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Al2024 alaşımı üzerine MAO yöntemiyle büyütülmüş B4C ve TiO2 ilaveli kompozit kaplamalarının yapısal ve adhezyon özelliklerinin araştırılması
Seda Orhan
Saf alüminyum ve alaşımları yüksek özgül mukavemet ve düşük yoğunluk gibi özellikleri sebebi ile otomotiv, havacılık ve uzay sanayi, denizcilik uygulamaları ve spor ekipmanları gibi alanlarda kullanılan mühendislik malzemeleridir. Buna karşılık, agresif ortamlardaki zayıf korozyon ve aşınma özellikleri bu alaşımlarının spesifik alanlarda kullanımını kısıtlamaktadır. Bu çalışmada da alüminyum alaşımlarının yüzey özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmış ve yüzey iyileştirme tekniği olan MAO yöntemi kullanılmıştır. MAO yöntemi elektrokimyasal bir yüzey iyileştirme ve/veya geliştirme tekniğidir. Bu yöntem ile altlık malzemeye kıyasla aşınma ve korozyon direnci yüksek kaplamalar elde edilmektedir. Literatürde, Al 2024 alaşımı üzerine büyütülmüş kaplamalara yönelik çalışmalarda, B_4C ve TiO_2 ilavesi ile büyütülen kompozit kaplamaların yapısal ve adhezyon özellikleri üzerinde etkisine yönelik çalışmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, B_4C ve TiO_2 ilavesi ile büyütülen kompozit kaplamaların, mikro yapısı, faz yapısı ve kimyasal kompozisyonu sırasıyla, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), X Işın Difraksiyon (XRD), Enerji Dağılımı X ışını Spektroskopi (EDS) ile tespit edilecektir. Söz konusu kaplamaların altlık malzeme ile olan adhezyon özelliği de Scratch Test cihazıyla tespit edilecektir. Bu bağlamda, oluşturulan temel elektrolit içerisine katılan iki farklı katkı maddesinin kaplamanın yapısal ve adhezyon özellikleri üzerindeki etkisi incelenerek, altlık malzeme yüzeyinde oluşturulan kompozit kaplamalar arasında ilişki kurulması amaçlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024EEG sinyallerinde kablosuz bağlantı kullanılarak elektronik devre kontrolü
Ahmet Aktay
Bu çalışmada, EEG (Elektroensefalografi) sinyallerinin kablosuz bağlantı teknolojisi kullanılarak elektronik devrelerin kontrolü üzerine bir sistem geliştirilmiştir. EEG, beyindeki elektriksel aktivitenin ölçülmesi için kullanılan bir yöntemdir ve bu sinyaller, bireylerin zihin durumlarını, duygu durumlarını ve hatta motor komutlarını yansıtabilir. Bu çalışma, EEG sinyallerinin toplanması, işlenmesi ve bu verilerin kablosuz bir şekilde elektronik devrelere iletilmesi sürecini kapsamaktadır. Sistemin temel bileşenleri arasında EEG sinyallerini toplayan bir elektrot seti, sinyalleri analiz eden ve yorumlayan bir mikro kontrolcü ve bu verileri kablosuz olarak ileten bir haberleşme modülü bulunmaktadır. Toplanan EEG sinyalleri, belirli zihinsel durumlar veya komutlarla ilişkilendirilmiş, ardından bu komutlar kablosuz bağlantı üzerinden ilgili elektronik devreye iletilmiştir. Elektronik devre, gelen komutlara göre belirli işlemleri gerçekleştirmiştir. Çalışmanın amacı, fiziksel engelleri olan bireyler için yeni bir iletişim ve kontrol yöntemi sağlamaktır. Sonuçlar, EEG sinyallerinin doğru bir şekilde yakalanıp işlenebildiğini ve bu verilerin kablosuz olarak güvenilir bir şekilde iletilerek elektronik devrelerin etkin bir şekilde kontrol edilebileceğini göstermektedir. Bu teknoloji, tıbbi rehabilitasyon (iyileştirme), insan-makine arayüzleri ve akıllı ev sistemleri gibi çeşitli uygulama alanlarında potansiyel kullanımlara sahiptir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Erzincan Barajı'nın olası yıkılma senaryolarının sayısal analizlerle incelenmesi ve taşkın etkilerinin değerlendirilmesi
Akın Üslü
Bu tez çalışmasında, Erzincan ilinde bulunan ve 1997 yılında tarımsal sulama amacıyla inşa edilen Erzincan Barajı'nın olası yıkılma senaryolarının incelenmesi ve taşkın etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak Erzincan Barajı'nın seçilmesi barajın olası yıkılması ile ilgi herhangi bir belirti ya da şüpheli bir durum olmasından kaynaklanmamaktadır. Barajın olası yıkılma felaketine karşılık önlem alınması adına oluşturulan ilgili tüm senaryolar, tamamen teorik ve sayısal olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, insansız hava araçlarıyla, havadan ölçüm ile 1,552.76 ha alanda gerçekleştirilen hava fotoğrafı ve 3B tarama verileriyle yüksek hassasiyetli sayısal yükseklik modelleri oluşturulmuştur. Baraj gövdesinde oluşması muhtemel yıkılma gediği, en olumsuz senaryonun elde edildiği Froehlich (1995) yaklaşımına bağlı olarak trapez şekilli olarak belirlenmiştir. Ortalama gedik genişliği 102.35 m, gedik yüksekliği 61.92 m olarak elde edilmiş olup gediğin oluşum süresi de 0.35 s olarak hesap edilmiştir. Belirlenen gedik parametrelerine, rezervuar alanı ve hacim – satıh eğrilerine bağlı olarak HEC-RAS programı kullanılarak gövde aksında meydana gelen taşkın hidrografı elde edilmiştir. Elde edilen taşkın hidrografına göre pik debi değeri 12,308.50 m3/s seviyesine kadar yükselmiştir. Flow 3D yazılımıyla taşkının etkileri 2B ve 3B simüle edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, barajın yıkılması durumunda taşkın alanında en yüksek akım derinliği 12.30 m'ye, akım hızı ise 19 m/sn'ye ulaşmıştır. Hesaplamalı akışkanlar dinamiği sonuçları, yerleşim yerleri, sanayi tesisleri ve tarım arazilerinin taşkından etkilendiğini göstermiştir. 2B ve 3B analiz sonuçları karşılaştırılarak 3B analizin daha detaylı ve güvenilir sonuçlar sunduğu görülmüştür. Can kaybı olasılıkları 2B analize göre 57 kişi 3B analize göre ise 107 kişi olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Dünyada ve Türkiye'de iktisadi kalkınma ve yenilenebilir enerji dinamikleri
Şiyar Alınbay
İnsan, toplum ve ülkelerin kalkınma çabaları her dönem var olmuştur. İktisadi kalkınma, geçmişten bu yana iktisatçıların geniş ölçüde çalışmalar yaptığı ve on yıllar boyunca kazandığı anlam ve içerik bakımından sürekli değişime uğrayan bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. 1950'li yıllarda ekonomik büyüme olarak sınırlandırılan kalkınma, sonraki yıllarda sosyal ve çevresel faktörleri de kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Gelişmekte olan Türkiye'nin de 1980'li yıllardan sonra hızla gelişen sanayi ile enerjiye olan ihtiyacı artmıştır. Sahip olduğu fosil enerji kaynaklarının yetersiz olduğu Türkiye'nin doğal gaz ve pertolde neredeyse %99 dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları kapasitesi güncel veriler kullanılarak incelendiğinde durumun çok daha pozitif olduğu, hidrolik enerjide kaynak kullanımının geliştiği ama diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından henüz daha yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Ayrıca ithal ettiği enerji kaynaklarının cari açık üzerinde baskısı devam etmektedir. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki etkisinin yanı sıra üretim maliyetleri, enflasyon, faiz oranları, istihdam üzerinde de etkileri mevcuttur. Bu bilgiler ışığında Türkiye'nin enerji, fosil ve yenilenebilir enerji durumu güncel veriler kullanılarak detaylandırılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin olan Türkiye'nin bu kaynakları kullanmada henüz daha istenilen seviyede olmadığı, ayrıca enerji kaynak ithalatının dış ticaret açığında öenmli bir baskı yarattğı görülmektedir. Bu sorunların giderilmesi için devlet desteklerinin arttırılması önemlidir. Uygulanacak politikaların sürekliliği önemli olmakla birlikte kendi Emisyon Ticaret Sistemini geliştirmeli, teknolojiye ağırlık vermeli ve enerji depolama sistemlerini hızlıca geliştirmelidir. Böylece yenilenebilir enerji kaynakları kullanımında yeni istihdam alanları oluşturulup, fosil enerji kaynak ithalatı azaltılabilir, geliştirilen destekler ve teşviklerle yeni yatırımcılara güvenilir bir ekonomi sunulabilir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Afet risk yönetimi kapsamında iklim okuryazarlığı ölçeği geliştirilmesi
Ayşe Tazegül Bekci
Bu araştırma, afet risk yönetimi bağlamında iklim okuryazarlığını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı çalışma Ankara ilinde, 18-60 yaş arası okuryazar yetişkinleri hedef alarak yürütülmüştür. Ölçeği geliştirmek için, kapsamlı bir literatür taramasına dayalı olarak 80 ifadeden oluşan bir taslak form veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Alanında uzman öğretim üyelerinin yanı sıra bir dil uzmanı aracılığıyla da taslak ölçek gözden geçirilmiş ve geri bildirimde bulunulmuştur. Sonuç olarak, uzman görüşleri doğrultusunda madde sayısı 80'den 45'e düşürülmüştür. Daha sonra ölçek maddelerini test etmek için 30 katılımcı ile bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. İklim okuryazarlığı ölçeğinin son versiyonu, araştırma örneklem grubundaki 18-60 yaş arası okuryazar yetişkinlere uygulanmıştır. SPSS programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini değerlendirmek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca, ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplamaları ve madde analizi yapılmıştır. Madde analizi kapsamında, madde-toplam puan korelasyonları ve alt ve üst grup ortalamaları arasındaki farka dayalı olarak t-değerleri hesaplanmıştır. Faktör analizlerinin sonuçları, geliştirilen ölçeğin üç faktörden ve toplam 20 maddeden oluştuğunu ortaya koymuştur. Bu üç faktörlü yapıyı doğrulamak için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Sonuçlar üç faktörlü yapıyı doğrulamış ve ölçeğin kalitesini değerlendirmek için uyum indeksleri incelenmiştir. Analizler sonucunda, ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı 0.974 olarak bulunmuş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya konulmuştur. Ölçek, toplumun iklim değişikliği bilgi ve becerilerini değerlendirmek için kullanılabilir ve Türkiye'nin afet risk yönetimi bağlamında iklim okuryazarlığını geliştirmek için önerilerde bulunulabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Temsili demokrasiyi demokratikleştirmek: Katılımcı demokrasi modeli üzerine bir incelenme
Muhammed Sefa Bozan
Demokrasi; uzun yıllar boyunca yönetimlerde farklı şekillerde uygulama alanı bulan, aynı zamanda tarih boyunca nasıl uygulanması gerektiği hakkında tartışılagelen ve hakkında sürekli yeni fikirler ortaya konulan bir kavramdır. En saf haliyle "halkın kendi kendini yönetmesi" anlamına gelen demokrasi, Antik Yunan'da uygulanan, doğrudan demokrasi modelinden günümüze miras kalan bir yönetim biçimi olarak kabul edilmektedir. Ancak Antik Yunan'dan miras kalan demokrasi modeli günümüz şartlarında uygulanamaz hale gelmiş ve yapısal değişiklere uğrayarak yerini temsili demokrasiye bırakmıştır. Modern toplumların demokratik karar alma süreçlerinin kaçınılmaz yeni formu olarak ortaya çıkan temsili demokrasi modeli bu işlevini uzun yıllar korumuştur. fakat modern dönemde meydana gelen gelişmeler, daha yeni ve daha karmaşık tartışma ve çatışmalar meydana getirmiştir. Bu noktada ortaya çıkan yeni tartışma ve çatışmalara temsili demokrasinin ilke ve kurumlarının yanıt vermede yetersiz kaldığı, karar alma süreçlerinde uygulanan temsil ilkesine olan güvenin azaldığı ileri sürülmeye başlanmıştır. Bu durum literatürde "temsili demokrasi krizi" olarak ifade edilmekte ve son zamanlarda sıklıkla gündeme gelerek tartışılmaktadır. İfade edilen bu krizin çözüm noktasında ise vatandaşların karar alma süreçlerinde daha aktif katılımın sağlanması gösterilmekte ve bunun için de katılımcı demokrasinin araç ve uygulamalarından yararlanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma; teorik, nitel ve betimleyici bir çalışma olup temsili demokrasi modelinin içinde bulunduğu çıkmazları ve çözüm önerisi olarak öne sürülen katılımcı demokrasi modelinin incelenmesini kapsamaktadır. Bu bağlamda, ortaya çıkan krizlerin neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirilerek katılımcı demokrasi modelinin bu krizleri hafifletmeye yönelik uygulamaları ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ortaya konulan çözüm önerileri, temsili demokrasi modelinin içinde bulunduğu krizlere önemli çözümler üretmekle birlikte hâlâ daha gelişmeye açık yönlerinin bulunduğu görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Erken eosen adakitik andezitler (Altınpınar, Torul) içerisindeki mafik mikrogranüler anklavların petrokimyasal karakteristikleri
Abdulkadir Murat Güner
Doğu Sakarya Zonu'ndaki (KD Türkiye) erken Senozoyik magmatizması, bölgenin bölgesel tektonomagmatik gelişimi hakkında önemli veriler sağlamaktadır. Bölgede, adakit veya adakit benzeri intrüzif/ekstrüzif kayaçlar Geç Paleosen'den Pliyo-Kuvaterner döneme kadar yaygın olarak gözlenmektedir. Çalışma alanında, Erken Eosen adakitik andezitler, genellikle 10 km2'den küçük mostralar halinde gözlenmektedir. Adakitik bileşimli bu andezitler bol miktarda mafik mkrogranüler anklav (MMA) içermekte olup bu çalışmada petrografik/petrokimyasal özellikleri ve ana kayaç ile olan petrolojik ilişkileri irdelenmiştir. Ana kayaca kıyasla daha bazik bileşimli MMA'lar, küreselden elipsoidala kadar değişen şekillerde ve birkaç cm ile 30 cm arasında değişen boyutlarda gözlenmektedir. MMA'lar mikrolitik yer yer porfirik dokulu olup başlıca hornblend, plajiyoklas, klinopiroksen ve opak minerallerden meydana gelmektedir. Gerek petrografik gerekse petrokimyasal özellikleri MMA'ların bazalt ve bazaltik andezit türünde olduğunu ve sub-alkalin bir magmadan türemiş olabileceğini göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, gelişimlerinde fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğunu ve piroksen, hornblend, plajiyoklas, magnetit ve apatit ayrımlaşmasının büyük ölçüde rol oynadığını göstermiştir. MMA ve ana kayaçların iz element paternleri benzer bir dağılım sergilemekte olup benzer kaynaktan türemiş olabileceklerini düşündürmektedir. NTE dağılımları ise gelişimlerinde hornblend fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını, buna karşılık plajiyoklas ayrımlaşmasının etkili olmadığını işaret etmektedir. Tektonomagmatik özellikleri MMA ve ana kayaçlarının aynı magmadan itibaren ayrımlaşarak farklılaştıklarını ve orojenik andezitlere benzerlik gösterdiğini işaret etmektedir. Petrokimyasal veriler, MMA'ların ana magmasının, kuzey Neotetis okyanusal levhasının yitimi sırasında amfibol-eklojit fasiyesi koşullarında okyanusal bazaltların kısmi erimesi ile üretildiğini göstermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Blokzincir ve akıllı sözleşmeler ile sosyal yardım süreçlerinin iyileştirilmesi: Yenilikçi bir sistem önerisi
Gökhan Çaybaşı
Hayırseverlik tüm dünyada ahlaki bir yükümlülük olarak kabul edilmekte ve hayırseverlik adına büyük miktarda para dolaşıma girmektedir. Yardım toplama süreçlerinin şeffaf olmayan yapısı, yardım kuruluşlarına bağışçıların güvenini ve ilgisini kaybetmesine neden olmaktadır. Mevcut yardım kuruluşları kötü yönetim, yüksek işletme maliyetleri ve bağış yürütme akışında şeffaflık eksikliği gibi çok sayıda sınırlamayla karşı karşıyadır. Bu durum bağışçıları, bağışladıkları paranın nasıl değerlendirildiği konusunda güvensizlik duymasına neden olmaktadır. Sosyal yardımların dağıtımında blokzincir teknolojisinin sisteme entegre edilmesi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve etkinlik gibi önemli avantajlar sağlayabilecek güçlü bir çözüm önerisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Buradan hareketle, tez kapsamında sosyal yardımların dağıtımı için Ethereum blokzincirin güvenli ve izlenebilir yapısı kullanılarak yardımların organize edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında hibrit merkezi olmayan bir uygulama (h-DApp) geliştirilmiştir. Bu uygulama, merkezi ve merkezi olmayan bileşenleri entegre ederek kullanıcıların sistemle etkileşimini kolaylaştırmış ve bağış süreçlerini daha verimli hale getirmiştir. Ayrıca, çalışmada akıllı sözleşmeler kullanılarak bağışçıların, bağışları belirledikleri koşullara göre otomatik olarak yönetilmesi sağlanmıştır. Şartlı ve genel bağış özellikleriyle bağışçıların bağışlarını nasıl kullanılacağını belirlemelerine olanak tanımıştır. Sistem, ayni bağışların aracıları ortadan kaldırarak doğrudan anlaşmalı firmalar üzerinden ve QR kod ile dağıtılmasını da sağlamıştır. Bu yenilikçi yaklaşım, bağışların hızlı ve doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlayarak yardım süreçlerinde lojistik maliyetleri ortadan kaldırılmış ve tüm yardımın ihtiyaç sahiplerine aktarılmasını sağlamıştır. Çalışma kapsamında geliştirilen ihtiyaç puan hesaplaması, yardımların adil ve gereksinimlere uygun bir şekilde dağıtılmasına katkı sağlamıştır. Sosyal yardımların blokzincir temelli bir sistemle dağıtılması, geleneksel yöntemlerin eksikliklerini gidermekte ve sosyal yardımların verimliliğini artırmaktadır. Tez çalışmasının, sosyal yardımların gelecekteki uygulamaları için önemli bir model olacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Nıetzsche'nin Türkçedeki Zerdüşt basılarına dair akademik bir katkı arayışı
Damla Yıldırım
Friedrich Nietzsche'nin "Also sprach Zarathustra: Ein Buch für Alle und Keinen (Zerdüşt)" adlı eserinin, herhangi bir Almanca "Kritische Ausgabe" çalışmasını bütün olarak zemine yerleştirmeden dilimize çevrildiği saptanmıştır. İrdelemelerimiz göstermektedir ki metinden çevrilmiş nitelemesiyle bahsetmek mümkün görünmemektedir. Bu ise olgusal bir saptamadır, normatif değil. Saptamadan hareket edilir ve ayrıca kendi zamanının dil, sanat, felsefe, bilim ve teoloji anlayışlarına Nietzsche'nin katkısı olduğu kabul edilir ise şu sonuca varmak mümkündür: Nietzsche'nin "Zerdüşt" kısaltmasıyla işaret ettiğimiz metninin, dilimize yüz yıla yakın bir zamandır çevrilememesi, dilsel bir problem değildir. Bu, kaynak dilde beliren bir metninin hedef dilde "Kritische Ausgabe" cihetinden temsil ve tesis edilememesi problemidir. Tezimizin amacı, bahsettiğimiz olgusal saptamadan hareketle vardığımız temsil ve tesis problemini sınayışımızı tetkike açmaktır. Bu çerçevede, erişebildiğimiz tüm Türkçe "Zerdüşt" çevirilerini irdeledik. Edinilen verileri öncelikle Almanca, daha sonra ise kısmen İtalyanca, Fransızca ve İngilizce tenkidli eser neşriyatıyla karşılaştırma yoluna gittik. Elde ettiğimiz sonuç şudur: "Zerdüşt" ile ilgili Almanca bir "Kritische Ausgabe" çalışmasını merkeze alarak eseri incelemek, incelemeyi de atıf ve kaynak bakımından sabitlemeye çalışmak, "Also sprach Zarathustra: Ein Buch für Alle und Keinen" metnini çevirebilmek için en verimli yol olabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Tüketicilerin yeşil satın alma davranışını etkileyen faktörler
Beyhan Günaydın
Son yıllarda teknolojideki ilerlemeler, nüfus artışları, doğaya rağmen birçok eylemin gerçekleştirilmesi kıt kaynakların hızla tüketilmesine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. İnsan sağlığı ve ekolojik dengenin sürdürülebilirliği amacıyla günümüzde ekolojik ürünler tercih edilmektedir. Doğayı koruma bilincinin gelişmesiyle de yeşil pazarlama kavramı ortaya çıkmış ve bu gelişmeler hazır giyim sektörünün de yeşil pazarlamaya yönelmesini sağlamıştır. Araştırma, günümüzde tüketicilerin hazır giyim sektöründe yeşil satın alma davranışlarını neye göre belirlediklerini ortaya koymak için yapılmaktadır. Çalışmada tüketicilerin kıyafet tercihlerinde etkili olan unsurlar araştırılıp belirlenmektedir. Sektörde doğa dostu kıyafetlerle ilgili tüketicilerin verdiği cevaplar değerlendirilerek elde edilen sonuçlarla gerek yazın hayatına gerekse işletmelere katkı sağlanması beklenmektedir. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Google Forms aracılığı ile elektronik ortamda düzenlenen anket formu 404 hazır giyim tüketicisine ulaştırılmıştır. Bütün katılımcıların anketleri değerlendirilmiş olup anketlerin tümü araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, ölçeklerin güvenirliliği için Cronbach Alfa Katsayısı ve geçerliliği için ise Faktör Analizi kullanılmıştır. Hipotezler Fark Testleri ve Yapısal Eşitlik Modeli Analizi ile test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda yeşil sadakat, yeşil memnuniyet, yeşil imaj, algılanan kalite, çevre duyarlılığı ve fiyat duyarlılığının yeşil satın alma davranışını etkilediği belirlenmiştir. Tüketicilerin demografik özelliklerinin yeşil satın alma davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sağlık yöneticilerinin dönüştürücü liderlik özelliklerinin değerlendirilmesi: Ankara'da faaliyet gösteren bir kamu hastanesi üzerine bir araştırma
Faruk Tunç
Dönüştürücü liderlik, bir liderin ihtiyaç duyulan değişimi belirlemek için kendi kişisel çıkarlarının ötesinde ekipler veya takipçilerle birlikte çalıştığı, etki, ilham yoluyla değişime rehberlik edecek bir vizyon yarattığı ve değişimi bir grubun kararlı üyeleri ile birlikte yürüttüğü bir liderlik teorisidir. Sağlık hizmeti sunumundaki sağlık çalışanlarının uygulamalarındaki başarı, liderlik davranışları ile ilişkilidir. Modern teorilerden olan dönüştürücü liderliğin klinik çıktılara daha olumlu etkileri bulunmaktadır. Sonuç olarak; hasta güvenliği sağlanan, kaliteli bakım verilen, sağlık çıktılarının daha olumlu olduğu sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulmasında, dönüştürücü liderliğin benimsendiği ve geliştirildiği liderlik becerilerinin önemi kaçınılmazdır. Bu çalışmanın temel amacı sağlık yöneticilerinin dönüştürücü liderlik özelliklerini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda Ankara'da faaliyet gösteren bir kamu hastanesinde uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Avolio & Bass (2004) ve Podsakoff & ark. (1996)'nın geliştirdiği liderlik ölçeğinden oluşan anket kullanılmıştır. Araştırma 434 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın evreni, araştırma yapılan kamu hastanesinde görev yapan hekim, hemşire, ebe ve diğer sağlık çalışanlarından oluşmaktadır. Katılımcılardan bağlı oldukları yöneticilerin dönüştürücü liderlik özelliklerini değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırma sonunda, kadın ve erkek çalışanlar ile yönetici ve yönetici olmayan çalışanların dönüştürücü liderlik algılarında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının eğitim düzeyi, yaşları ve çalışma sürelerindeki farklılık dönüştürücü liderlik algılarını etkilemediği tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcılar yöneticilerinin orta düzeyde dönüştürücü liderlik özelliğine sahip olduklarını belirtmişlerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türk Kızılay afet personellerinin afet bilinci ve afete hazırlık düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
Şeyma Nur Varan
Türkiye'nin afetlerle sıkça karşılaşan bir ülke olması ve Türk Kızılay'ın afet yönetimindeki kritik rolü, kurumun afet bilinci ve hazırlık düzeyinin artırılmasını hayati hale getirmektedir. Toplumun afetlere karşı dirençli olması, Kızılay gibi öncü kuruluşların afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde yüksek kapasiteye sahip olmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda, bu araştırma Türk Kızılay Afet Yönetimi personelinin afet bilinci ve afete hazırlık düzeylerini belirlemeyi ve bu düzeylerin demografik faktörlerle olan ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, afet bilinci ve hazırlık düzeylerinin değerlendirilmesi için HASPAHA ölçeği kullanılmış ve katılımcıların yaş, cinsiyet, hizmet süresi ve görev pozisyonu gibi demografik özellikleri dikkate alınarak sonuçlar analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, afet bilinci ve hazırlık düzeylerinin yaş, cinsiyet ve hizmet süresi gibi faktörlerden anlamlı bir şekilde etkilendiğini göstermektedir. Özellikle ileri yaş ve uzun hizmet süresine sahip personelin afet bilinci puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, erkek personelin afet bilinci ve yarar algısının kadınlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucu afet bilinci ve hazırlık düzeyinin geliştirilmesine yönelik eğitim programlarının demografik faktörler göz önünde bulundurularak yeniden yapılandırılmasının gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, genç ve kısa hizmet süresi olan çalışanlar için daha fazla saha eğitimi ve uygulamalı öğrenme fırsatlarının sunulmasını önermektedir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla kadın personel için özel farkındalık kampanyaları ve eğitim programları düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu önerilerin uygulanması, Türk Kızılay personelinin afetlere daha hazırlıklı hale gelmesine katkı sunarak, toplumun genel afet dirençliliğini artırmayı hedeflemektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Kur'ân-ı Kerîm'de biat
Emrah Balık
"Kur'ân-ı Kerîm'de Biat" isimli bu çalışmada biat kelimesinin kökenini oluşturan by'a/بَيَعَ kökenli kelimeler semantik yöntemle incelenmekte ve konulu tefsir yöntemi ile biatın Kur'ân-ı Kerîm'deki mahiyeti tespit edilmektedir. Çalışma giriş, birinci ve ikinci bölüm ve sonuç kısmından teşekkül etmektedir. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve planı yer almaktadır. Biat kelimesinin etimolojisi ve anlamı başlıklı birinci bölümde ilk etapta bu kelimenin kökenini oluşturan by'a/بَيَعَ kökünün etimolojik yapısı ele alınmaktadır. Ardından by'a/بَيَعَ kökenli kelimelerin câhiliye şiirinde ve İslâmî dönem şiirindeki kullanımlarına yer verilmekte, devamında sırasıyla ilk dönem ve son dönem Arapça lugatlarda, Arapça-Tükçe lugatlarda ve Osmanlıca lugatlarda yer alan karşılıklarına yer verilerek kökünün anlam tahlili yapılmaktadır. Biat'ı konu edinen ikinci bölümde ise by'a/بَيَعَ kökünden türeyen kelimelerin Kur'ân-ı Kerîm'deki kullanımları tespit edilerek tablolar halinde gösterilmektedir. Ardından bu kökün geçtiği âyetler ve bu âyetlerdeki by'a/بَيَعَ kökenli kelimeler incelenmekte, tefsirlerden ve meâllerden derlenen bilgiler kökün anlam tahlilinin yapıldığı birinci bölümde elde edilen bilgiler ışığında değerlendirilmektedir. Devamında ise konu hakkında ulaşılan kanaatlere yer verilmektedir. Biat kelimesinin ve bu kelimenin kökeninden türeyen diğer kelimelerin Kur'ân-ı Kerîm'deki kullanımları belirlendikten sonra biat kelimesinin anlam alanına giren yakın anlamlı ve uzak anlamlı kelimeler tespit edilerek kelimenin anlamı ortaya konulmaktadır. Sonrasında ise biatın yer aldığı âyetlerden ve bu âyetlerin tefsirlerinden hareketle biat edenlerin özellikleri, biatın muhatapları, üzerine biat edilen hususlar, biat edenlerin mükafatı ve biatı bozanların cezası tespit edilmektedir. Ayrıca biatın psikolojik, sosyolojik ve siyasî yönüne temas edilerek Kur'ân-ı Kerîm'de biatın muhtevası belirlenmektedir. Çalışma tezden elde edilen bilgilerin sonuç kısmında değerlendirilmesiyle nihayete ermektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Afetlerde yaşlıların dirençliliklerinin belirlenmesine yönelik bir ölçek geliştirme çalışması
Ezgi Atalay
Yaşlılar, hassasiyetlerinden dolayı toplumlarda afetlerden en çok etkilenen gruplar arasında yer alırlar. Bu çalışma afetlerde yaşlıların dirençliliklerini geçerli ve güvenilir bir şekilde değerlendirebilecek bir ölçek geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla yaşlıların afetlerde kırılganlıklarından yola çıkılarak onların 60 maddeden meydana gelen bir madde havuzu oluşturulmuştur. Maddelerin kapsam geçerliği Delphi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. 2. Delphi oturumu sonucunda 49 maddeden oluşan taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Taslak Ölçek formu 25 Mayıs - 20 Temmuz 2023 tarihleri arasında 65 yaş ve üzeri 491 kişiye uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25.0 ve AMOS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Madde toplam kolerasyon katsayısına göre taslak ölçekten madde çıkarılmamıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda 4 faktörlü bir yapı elde edilmiş ve faktörler; "Başa Çıkma Kapasitesi", "Kısıtlılık Durumu", "Ekonomik Durum" ve "Risklerden Korunma ve Hazırlık" şeklinde isimlendirilmiştir. Cronbach Alpha değeri 0,925 (alt boyutlar > 0,804) olarak hesaplanmış ve böylece ölçeğin çok yüksek düzeyde güvenilir bir ölçek olduğu görülmüştür. 30 madde ve 4 alt boyutdan oluşan ölçeğin puan ortalaması 76,04±18,91 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen tüm bu sonuçlar Yaşlı Afet Direnci Ölçeğinin afetlerde yaşlı bireylerin dirençliliklerini değerlendirmeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Ohmik ısıtma destekli vakum distilasyon yöntemi kullanılarak alkolsüz bira üretimi
Arda Akdoğan
Bu çalışmada alkolsüz bira üretimleri ohmik ısıtma destekli vakum distilasyon sistem (ODVD) ve vakum döner distilasyon (VDD) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Alkolsüz bira üretimi için yasal sınırlarla belirlenen alkol oranına (< %0.5 v/v) ulaşılana kadar gerçekleştirilen işlemler için her iki sistemde 100, 150 ve 200 mbar'da denemeler yapılarak gerekli işlem süreleri belirlenmiştir. Ohmik sistem için 15, 20 ve 25 V/cm voltaj gradientlerinde çalışılarak voltaj gradientinin etkisi incelenmiştir. Örneklerin aroma profili, reolojik özellikleri, antioksidan kapasite (ABTS, DPPH, FRAP, TAK), toplam fenolik madde, toplam flavonoid, renk, pH, vikinal diketon (VDK) ve acılık değeri analizleri yapılmıştır. Ohmik sistem için elektriksel iletkenlik değerleri belirlenmiş ve iki yöntem enerji tüketimi ve verimliliği açısından kıyaslanmıştır.ODVD sistemi ile hedeflenen alkol oranına VDD sistemine göre daha kısa sürelerde ulaşılmıştır. Enerji verimliliği ve tüketimi açısından ODVD sisteminin VDD sistemine göre daha avantajlı olduğu görülmüştür. Sıcaklık arttıkça elektriksel iletkenliğin lineer bir şekilde arttığı ve voltaj gradientindeki değişimin elektriksel iletkenlikteki değişim üzerine bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Antioksidan kapasite, toplam fenolik madde, toplam flavonoid ve VDK açısından kıyaslandığında bazı durumlarda ODVD ile VDD yönteminin benzer çıktığı görülmüştür. pH bakımından örnekler arasında istatistiksel açıdan bir fark gözlemlenmezken orijinal biraya göre artışlar yaşanmıştır. Renk ve acılık değerleri göz önüne alındığında orijinal biraya göre artışların VDD sisteminde ODVD sistemine kıyasla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Aroma profili açısından biranın karakteristik aromasını oluşturan maddelerin büyük çoğunluğunun üretimler sonucunda uzaklaştığı tespit edilmiştir. Reolojik analiz sonuçlarına göre; Herschel-Bulkley modelinin reolojik davranışı açıklayan en uyumlu model olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlara göre ODVD sisteminin alkolsüz bira üretiminde kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Ohmik sistem, Alkolsüz bira, Enerji verimliliği, Distilasyon
