Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleYalnız künye2021
    The Analysis of The Effect of GDP Per Capita and Household Size on Energy Consumption: A Regional Approach

    Koç, Pinar

    The aim of this study is to analyze the effect of GDP per capita and household size on electricity consumption in\rthe 81 sub regions of NUTS level 3 for the period 2008-2018. The Panel quantile regression model was used in\rthe study. According to the results of the study, house hold size affects electricity demand negatively while GDP\rper capita affects electricity consumption positively. An increase 1 % in per capita income rises electricity demand\rby 0.14 % while increase one unit in house hold size decreases electricity demand by 0.32 % in the provinces\rwhere electricity consumption is lower than average electricity consumption. An increase 1 % in GDP per capita\rrises electricity demand by 0.06 % unit while increase one unit in house hold size decreases electricity demand by\r0.34 % in the provinces where electricity consumption is higher than average electricity consumption.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Traditional Practices Used by Mothers in Infant Care: A Descriptive Study

    Efe, Yağmur Sezer; Erdem, Emine; Ozbey, Harun; Tuncay, Birgül

    Objective: This study was conducted descriptively to\rdetermine the traditional practices used by mothers having infants\raged 0-12 months in infant care. Material and Methods: This descriptive study was conducted with 186 mothers living in Gümüşhane\rKelkit and having infants aged 0-12 months in February-August 2019.\rThe data were collected using the Questionnaire Form and the Traditional Practices Regarding Infant Care Form. Ethics committee and\rinstitution permission was obtained before the study, and written consent was obtained from the mothers during the study. Descriptive statistics (mean, standard deviation, frequency, median, minimum,\rmaximum) were used to evaluate the data. Results: Of the mothers;\r85.5% gave breast milk to the infant first, 71.5% of them fed their infants in the first 15 minutes, 57.5% of them were not alone with their\rinfants for fincubus, and 36.0% of them swaddled their infants. Of the\rmothers; 61.8% wiped the infant's mouth with carbonated water for\rmoniliasis, 57.1% gave plenty of water in diarrhea, 36.4% took off\rthe infant's clothes in the fever and 39.3% put a towel on the infant's\rback for coughing. Conclusion: In this study, it was determined that\rthe majority of mothers gave breast milk to the infant first fed their infants within the first 15 minutes, they did not make any application for\rthe infant's navel to fall quickly, more than half of them wiped the infant's mouth with carbonated water for moniliasis, more than half gave\rtheir infants plenty of water in diarrhea, more than one third took off\rthe baby's clothes for fever and put a towel on the infant's back for\rcoughing.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Yönetişim Kalitesi Sahra Altı Afrika Ülkelerinde Vergi Gayretini Etkiliyor mu?

    Günay, Hamdi Furkan; Topal, Mehmet Hanefi

    Bu çalışmanın amacı, Sahra Altı Afrika (SAA) ülkelerinde yönetişim kalitesinin vergi gayreti üzerindeki etkisini ampirik olarak incelemektir. Bu doğrultuda 37 SAA ülkesinin 2002-2015 dönemini kapsayan verileri geleneksel panel veri modelleri ve Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu (Sys-GMM) tahmincisi ile araştırılmıştır. Daha önceki çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada hem Dünya Bankası’nın altı yönetişim göstergesinin hem de bütünleştirilmiş yönetişim endeksinin vergi gayreti üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Ampirik bulgular SAA ülkelerinde bütünleşik yönetişimin ve her bir yönetişim göstergesinin vergi gayretini pozitif etkilediğini göstermektedir. Ayrıca güçlendirilmiş ampirik bulgular SAA ülkelerinde ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü gibi demokrasi temsillerinin vergi gayretini daha önemli belirleyicileri olduğunu da ortaya koymaktadır.

    AtıfTR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    Huzurevinde Yaşayan Yaşlılarda COVID-19 Pandemisinin Yönetimi ve \rHemşirelik

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay

    COVID-19, kronik hastalığa sahip yaşlı bireylerde yüksek mortaliteye neden olan yeni bir insan \rkoronavirüsünün (SARS-CoV-2) neden olduğu akut bir solunum hastalığıdır. Mortalitenin azaltılması için virüs kaynaklı enfeksiyon zincirinin kırılması ve riskli kişilerin korunması gereklidir. \rBunun için en etkili yöntem COVID-19 tanısı almış veya COVID-19 şüphesi olan huzurevi çalışanlarının ve huzurevi sakinlerinin, yaşlı popülasyondan etkili bir şekilde uzaklaştırılmasıdır. Bu \rnedenle, bu makalenin amacı huzurevinde yaşayan ve mortalite açısından yüksek riskli grup \rolarak bildirilen yaşlılarda COVID-19 pandemisinin önlenmesi, yönetimi ve hemşirelik hakkında \rbilgi vermek ve ülkemizdeki sağlık personellerine kaynak oluşturmaktır

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2021
    Beklenti teorisi ve hedonizmin marka bağımlılığı yaratmadaki etkisinin zen pırlanta üzerinden incelenmesi

    Taşdelen, Birgül; Akduman, Bensu

    Tüketim kavramı günümüzde, bireylerin yalnızca ihtiyaçları doğrultusunda tüketmek yerine kişisel ve sosyal değer yüklü hedeflere ulaşmalarına yardımcı olan bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Artık tüketimde, haz alma (hedonizm) kavramı ön plana çıkmaya başlamıştır. İnsanlar ihtiyaç dışı alışverişe haz almak için yönelmeye başlamışlar ve markalara yükledikleri sembolik anlamlarla kendilerini tüketim alanında farklılaştırma yoluna gitmişlerdir. Bu doğrultuda tüketim davranışında yeni bir boyut olan marka bağımlılığı kavramı ortaya çıkmıştır. İşletmeler için de oldukça önemli olan bağımlılık kavramı günümüz tüketiminin vazgeçilmez bir unsuru halini almıştır. Dolayısıyla artık işletmelerin de temel gayelerinden birisi, tüketicilerde marka bağımlılığı yaratmak ve işletme ya da markaları için sadık müşteri portföyünü oluşturmaktır. Hedonizmin marka bağımlılığı yaratmadaki etkisini Beklenti Teorisi ile incelemeyi amaçlayan bu araştırma, Trabzon, Mersin, Eskişehir, Diyarbakır ve İstanbul illerinde yaşamakta olan 18-65 yaş arası çalışan ve lüks tüketim yapan/yapma arzusu duyan tahmini 500 kişiye uygulanmış olan anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada hipotezleri test etmek amacıyla faktör analizi, t testi, anova analizi, ve regrasyon analizi uygulanmış ve veriler yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda özellikle kadın, evli, eğitim düzeyi ve gelir düzeyi yüksek olan katılımcılarda hedonizm etkilerinin ve marka bağımlılığının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, değerlendirmeye alınan beklenti teorisi ve hedonizmin marka bağımlılığı yaratmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Türkiye’de kamu yönetiminin iletişim ve halkla ilişkiler anlayışına ilişkin bir araştırma

    Aydeniz, Hediyetullah; Sönmez, Gülen

    Bu çalışma, Türkiye’de kamu yönetiminin iletişim ve halkla ilişkiler anlayışını konu edinmekte ve bu anlayışın belirlenmesini hedeflemektedir. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluşu ve hazırlanan ilk beş yıllık kalkınma planı çerçevesinde ilk halkla ilişkiler projesi olarak kabul edilen nüfus planlamasına ilişkin çalışmalar dikkate alındığında halkla ilişkilerin Türkiye’de özel sektörden önce kamunun inisiyatifiyle hayata geçtiğini ortaya koymaktadır. Bu deneyimin tarihsel-sosyolojik analizi ve dokuman incelemesinden yararlanarak 2001-2019 dönemini kapsayan beşer yıllık kalkınma planları metinlerinden hareketle kamu yönetiminin iletişim ve halkla ilişkiler anlayışını ortaya koymak bu çalışmanın ana çerçevesini oluşturmaktadır. Modernleşme kuramının etkisiyle hem kurumsal olarak medya hem de iletişim planlanması noktasında halkla ilişkiler, kalkınma-gelişme hedefleri çerçevesinde Türkiye’de bir yönetim aygıtı olarak görülmüştür. Halkla ilişkiler anlayışı ve uygulamaları ile akademik düzeydeki bilgi birikimini de etkileyen bu tarihsel tecrübe iletişim olgusunun daha çok kurumsal ve kitle iletişim düzeyinde görülmesini ve çizgisel-lineer bir iletişim yönetim pratiğini ortaya çıkarmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı imkanlar ve dijitalleşme ile Avrupa Birliği üyelik sürecinin de katkısıyla yirminci yüzyılın başlarından itibaren çizgisel-lineer iletişim anlayışı ve halkla ilişkiler uygulamasında bilgilendirme modelinden iki yönlü simetrik modele geçiş çabaları olsa da asimetrik bir iletişim anlayışı ve uygulaması görülmektedir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Kişilerarası iletişimin firmalara güven üzerinde etkisi: gümüşhane örneği

    Çalışır, Gülsüm; Alban, Merve Yağmur

    İletişim kavramı tüm canlılar için geçerli olan evrensel bir durumdur. Kişilerarası iletişim ise duygu, düşünce ve bilgi alışverişinin insanlar arasında gerçekleştirilmesidir. Bu iletişim türünde araç, insandır. İnsanlar karşılıklı iletişim kurarak birbirlerini anlamaktadır. İletişimi doğru ve etkili biçimde gerçekleştirmek hem kendimizi daha iyi anlatmayı hem de karşıdaki insanı daha iyi anlamayı sağlamaktadır. İnsanlar doğru ve etkili iletişimi kurabildikten sonra neredeyse her alanda başarılı olmaktadır. Toplumsal hayatın uzantısı olan iş hayatında da güven kavramı büyük öneme sahiptir. Toplumsal varlık hakkındaki birçok araştırma kişilerarası güveni, firmalara güven için de ön şart olarak görmektedir. Toplumsal varlık teorisi her çeşit yapıyı içinde barındırarak insanların yardımlaşmasını ve diğer insanlara güvenmesini öğretir. Söz konusu insanlar firmalara ihtiyaç duyarken, seçilecek olan firmaya öncelik olarak güvenmek ister. Güvenin ön şartı olarak kabul edilebilen doğru iletişim, o firmaya çeşitli olanaklar sağlayabilmektedir. Kişilerarası iletişimi kuvvetli olan bir firma, müşteriyi daha iyi anlayıp kendilerini daha kolay anlatabilecek; böylece insanların o firmaya karşı güvenleri artacaktır. Çalışmada firmaların müşterilerle gerçekleştirdikleri iletişimlerinde aralarında kurulan güven ilişkisinin ne yönde olduğu incelenmiştir. Çalışmanın amacı, firmaların kişilerarası iletişimde başarılı olduklarında bu durumun müşterilerin o firmaya olan güvenlerine nasıl yansıdığını tespit etmektir. Çalışma Gümüşhane’de yapıldığından çalışmanın evrenini Gümüşhane’de yaşayan 18 yaş üstü insanlar; örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen firmaların müşterileri oluşturmuştur. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan çalışmada kişilerarası iletişimin firmalara güven üzerindeki etkisinin büyük olduğu belirlenmiştir. Kişilerarası iletişimin firmalara güven duygusunun oluşumu konusunda böyle bir çalışmaya daha önce ulaşılmamış olması bakımından çalışmaya özgün değer kattığı görülmektedir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    İnşaat Sektöründe Çalışanların Güvenlik Kültürünün Oluşturulmasında Saha Gözetmenlerinin Rolü

    Tuna, Hasan; Albayrak, Sirer

    İş kazaları çalışanların çalışma hayatlarında karşılaştıkları en önemli sorunlardan biridir. İnsanlığın çalışma hayatı boyunca olabilecek kazaları engelleme ve çalışanlara sağlıklı bir ortam oluşturmak amacıyla birçok mevzuat ve kurumsal düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler mevcut olmasına karşın, işyerlerinde hala birçok kaza meydana gelmektedir. Son zamanlarda iş kazalarının önlenmesi konusunda güvenlik kültürü kavramının üzerinde önemle durulmaktadır. Bu çalışmada, inşaat sektöründe çalışanların güvenlik kültürü düzeylerinin demografik özelliklerinden ve inşaatta görevli saha gözetmenlerinden ne şekilde etkilendiğini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, kartopu örnekleme yöntemiyle saptanan, inşaat sektöründe faaliyette bulunan Ankara, İstanbul, Ağrı ve Sivas illerindeki 5 farklı firmada çalışan toplam 130 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Dursun (2011) tarafından Türkçe’ye uyarlanan 8 farklı ölçek kullanılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre kadercilik dışındaki güvenlik kültürü boyutlarında saha gözetmeninin görev yaptığı işyerlerindeki çalışanların güvenlik algısı anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, medeni durum, iş tecrübesi, eğitim durumu gibi demografik özelliklerle güvenlik kültürü boyutları arasında anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Eğitim faaliyetlerinin arttırılması, yönetimin tutum ve davranışlarının geliştirilmesi, kadercilik anlayışının ortadan kaldırılması, farkındalığı ve yetkinliği artırıcı tedbirlerin alınması, çalışanların güvenliğe aktif katılımının sağlanması, etkili iletişiminin kurulması, raporlama kültürünün geliştirilmesi ve belli sayıdaki işyerlerinde saha gözetmenlerinin istihdam edilmesi iş kazalarının azaltılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Mediating Role of Presenteeism in The Effect of Employee Coronavirus Anxiety Levels on Productivity at Work

    İri, Necla İrem Ölmezoğlu; Korkmaz, Fatma

    The purpose of this study is to analyze the mediating role of presenteeism in the impact of coronavirus\ranxiety levels of workers in the labor market during the COVID-19 outbreak on their productivity at\rwork. The target population of the study, which is a cross-sectional and descriptive type, consists of\remployees over the age of 18 who agree to participate in the study and are active in different sectors. The\rsample of the research consists of 463 employees. The data of the research were collected by the online\rsurvey method (via Google Form). The following were used as data collection tools: "Personal Information Form" developed by researchers and "Coronavirus Anxiety Scale (CAS)"developed by Lee\r(2020) and adapted into Turkish by Bicer et al. (2020), "Endicott Work Productivity Scale" developed\rby Endicott and Nee (1997) and adapted to Turkish by Uguz et al. (2004) "Standford Presenteeism\r(non- existence at work) Scale" developed by Koopman et al. (2002) and adapted to Turkish by Anık\rBaysal (2012). The findings obtained reveal that there are negatively significant relationships between\rcoronavirus anxiety and productivity at work. It has been determined that presenteeism (non- existence\rat work) has a statistically significant partial mediating role in the negative effect of coronavirus anxiety\ron productivity at work in the analysis of the structural equality model for the mediating effect. Finally,\rthe results of the research were discussed in the light of the literature. Suggestions have been made to\rresearchers working on the impact of the coronavirus epidemic on working life and to practice.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex7TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Entrepreneurship Perceptions of Women Entrepreneurs During the COVID-19 Pandemic: The Case of Kayseri and Gaziantep

    Büyükbeşe, Tuba; Dikbaş, Tuğba; Dogan, Irfan

    The purpose of this study is to determine and compare the entrepreneurship perceptions of women entrepreneurs before and during the global\rCovid-19 pandemic. In the study, firstly, it was tested whether differences arose in the entrepreneurship perceptions (in the dimensions of Focus\rof Control, Self-Confidence, Communication, and Motivation) of women\rentrepreneurs who have businesses in different sectors in Kayseri and\rGaziantep provinces. This was followed by an investigation of whether\rthere was a significant change in the entrepreneurship perceptions (in\rtheir sub-dimensions) of women in compliance with their demographic\rcharacteristics. This study is designed with a quantitative research\rmethod in line with the specified purposes, and it uses online survey as\ra data collection tool. Research was conducted with the participation of\r211 business owners. The data obtained was analyzed using the SPSS\r21.0 program. A significant difference was found between the perceptions of entrepreneurship by female entrepreneurs before and during\rthe pandemic, their control focus on individual entrepreneurship, their\rself-confidence in individual entrepreneurship, their communication\rregarding their individual entrepreneurship, and their motivations for\rtheir individual entrepreneurship.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2021
    Food and beverage experience in tourism in the context of experience \reconomy

    Özdemir, Sami Sonat; Polat, Eray

    Nowadays, new tourism activities have emerged with the demand for the single experience of the components that comprise the \rwhole of tourism activities. Especially the attraction of food and beverage in recent years has started to stand out; this increase in \rthe importance of the sector indicates that enriching the experiences in food and beverage will increase the value of tourism in \rgeneral. Food and beverage experience in tourism supports the total experience in terms of presenting the potential opportunities \rabout entertainment, educational, esthetic, and escapist experiences; it thus has a positive impact on holistic consumer satisfaction. \rIn the study, the concept and dimensions of the experience economy are explained, and food and beverage experience in tourism is \revaluated. It is determined that supporting the food and beverage experiences in terms of presenting a holistic experience might \rdevelop consumer experiences. Additionally, it is found that the potential in the dimensions of experience economy can be \rdeveloped. According to the result, activities in these dimensions’ scope are efficient in ensuring an optimum experience level. On \rthe other hand, suggestions about developing this potential are presented in the study.

    AtıfOpenAlex5TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    A Research on the Relationship Between Parental Attıtudes and Images of God

    Karaca, Fkaraca; Hacıkeleşoğlu, Hızır

    As a dynamic structure, the image of God contains a process that is constantly\rrenewed, changing and progressing cumulatively. The image of God comprise a\rwide area with many cognitive and emotional aspects, as well as individual and\rsocial factors. Perhaps one of the most critical stages of this process is the\rattitudes of parents towards their children. In this sense, the main problem of\rcurrent research is to examine whether there is a differentiation between\rparental attitudes and the images of God.\rThis research has utilized the relational survey model which is one of the\rquantitative research methods. The data set was collected from random\rprobability sampling participants. Research findings demonstrated that there\rwas a statistically significant association between parental attitudes and God\rimage. Accordingly, emotional warmth-oriented parental attitudes were\rpositively associated with balanced and love oriented God images; rejectionist\rparental attitudes were positively associated with fear/punishment-oriented and\rdismissive God images. Also, parental attitudes were a significant predictor of\rthe image of God

    AtıfTR Dizin8
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Üretim Maliyetlerinin Firma Verimliliği Üzerindeki Etkisinde \rÜretim Kayıplarının Rolü: Denizli İli Tekstil Sektöründe Bir \rUygulama

    Dönmez, Gülşah; Tosunoğlu, Büşra

    Bu çalışmanın amacı, üretim maliyetlerinin firma verimliliği üzerindeki etkisinde üretim \rkayıplarının rolünü belirlemektir. Bu doğrultuda, bir model geliştirilmiş ve test edilmiştir. \rModelin test edilmesi için iki hipotez oluşturulmuş ve Denizli İli Tekstil Sektöründe faaliyet \rgösteren 193 tekstil işletmesine anket uygulanmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde yapısal \reşitlik modeli kullanılmıştır. Yapılan analiz bulgularına göre; üretim maliyetlerinin firma \rverimliliği üzerinde doğrudan etkisinin negatif yönde ve yüksek oranda olduğu, aracı rol \rolarak üretim kayıpları dikkate alındığında ise bu etkinin belirli bir oranda düşüş gösterdiği \rsöylenebilmektedir. Bu sonuç doğrultusunda üretim kayıplarının firma verimliliğini ciddi \ranlamda etkilediği ifade edilebilmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Food Banking in the Context of Food Security: Canada and the UK Country Cases

    Beken, Hıkmet Gülçın

    Food as a basic need can be evaluated on the ground of food security\rand the "right to food" approach. As institutions that collect, distribute,\rand provide complementary food and meals, food banks can be acted\rupon by the fact that access to food and food is a fundamental human\rright, as well as charity and philanthropy motivations, can be decisive.\rThe point that makes food banks open to debate is the long-term\rsustainability and adequacy of food banks and the support they provide.\rBesides, the existence and the generality of food banks can be\rinterpreted as the withdrawal of the state from its area of responsibility\rand its failure to fulfill its responsibility in this area. The structure of\rsocial support systems and state-individual relations through the\rexistence of food banks in the UK and Canada, among the examples of\rthe liberal welfare state, will be included in this study. The measures and\rpolicies taken within the scope of combating COVID-19 directly and\rindirectly affected food banks. Therefore, the impact of the recent global\rpandemic on the demand for food banks will also be included.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Doğrudan Yabancı Yatırımlar, İhracat ve Ekonomik\rBüyüme Arası İlişkiler: BRICS-T Ülkeleri Üzerine\rBootstrap Panel Nedensellik Analizi (1992-2018)

    Recepoğlu, Mürşit; Doğanay, Muharrem Akın; Değer, Mustafa Kemal

    II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan ticari küreselleşme ve bölgesel\rekonomik anlaşmalar ile ülkeler arası ticaret ilişkilerinin artması, dış\rticaretin özellikle de ihracatın ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini\rele alan çalışmalarda büyük bir artışa yol açmıştır. Aynı şekilde\rÇok Uluslu Şirketler (ÇUŞ) aracılığıyla üretimin küreselleşmesi ise\rDoğrudan Yabancı Yatırımları (DYY) iktisatçılar açısından popüler\rhale getirmiştir. Bu kapsamda literatürde DYY’ların kısa ve orta\rvadeli portföy yatırımlarına göre tasarruf ve döviz açığı bulunan\rgelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyüme üzerinde daha anlamlı\retkileri olacağı beklentisi vardır. Bu çalışmanın amacı, yükselen\rpiyasa ekonomilerini özel bir grubunu oluşturan BRICS-T ülkelerinde\rdoğrudan yabancı yatırımlar, ihracat ve ekonomik büyüme arasındaki\rilişkiyi 1992-2018 dönemi için araştırmaktır. Çalışmada yatay kesit\rbağımlılığı, homojenite ve Kónya (2006) bootstrap panel Granger\rnedensellik testleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular çalışmada\rkullanılan modellerde yatay kesit bağımlılığı ve heterojenitenin\rsöz konusu olduğunu göstermektedir. Öte yandan bootstrap panel\rnedensellik test sonuçlarına göre doğrudan yabancı yatırımlar, ihracat\rve ekonomik büyüme arasındaki nedensel ilişkilerin ülkeden ülkeye\rfarklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Investigation of collocational priming in tertiary level Turkish EFL learners’ mental lexicon

    Özbay, Ali Şükrü; Aktürk, Ahmet; Cangir, Hakan

    Much research in EFL context investigated language use of the learners in terms of lexical combinations but failed to recognize collocations in terms of psycholinguistic framework. Inspired by Lexical Priming Theory, the current study both emphasizes that collocations are not only textual but also psychological phenomena and underlines that non-native-like language use by EFL learners may stem from the fact that collocations are not mentally represented as a single unit in mental lexicon. Thus, a lexical decision task was designed where the participants were asked to classify the words flashing on their screens as words/ non-words. Reaction times concluded that verb-noun collocations are not primed in the learners’ mental lexicon.Mixed effects modelling analysis demonstrated the frequency of the prime words in collocations had a significant effect in the process. The findings were discussed in the light of vocabulary acquisition theories, and suggestions were provided for further research.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Çalışanların Güven Davranışlarının İşlevsiz Davranışları Üzerindeki Etkisinde Yönetimin Olumlu Davranışının Aracı Rolü: Değer Kuramı Analizi

    Durmuş, İbrahim

    Değerler kuramının evrensel ilkelerinin yanında çalışanların organizasyon içerisindeki faaliyetlerinde; güven, olumlu davranış ve işlevsiz davranışlar bir bütün olarak araştırılabilir. Daha evvel gerçekleştirilen çalışmalarda organizasyonlarda çalışma arkadaşlarının birbirlerine olan güvenleri (TYC), işlevsiz davranışları (EDB) ve yönetimin çalışanlara olumlu davranışları (PBM) kavramları ayrı ayrı farklı alanlarda incelenmiştir. Araştırmada önceki çalışmalardan farklı olarak bu kavramlar bir bütün halinde farklı organizasyonlarda çalışanlara uygulanmıştır. Araştırma sonuçları çalışanların birbirlerine olan güvenlerinin işlevsiz davranışlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilediğini göstermiştir. Çalışanların birbirlerine olan güvenleri yönetimlerinin çalışanlara karşı olumlu davranışlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilemiştir. Yönetimin çalışanlarına karşı olumlu davranışları ise çalışanların işlevsiz davranışlarını pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Araştırmada ayrıca çalışanların iş yerlerinde birbirlerine olan güvenlerinin işlevsiz davranışları üzerindeki etkisinde yönetimin çalışanlarına karşı olumlu davranışları tam aracı etkiye sahip olmuştur.

    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    A Comparison of Fiqh (Islamic Jurisprudence) and Tasawwuf (Sufism) In Terms of Purpose

    Çatak, Adem; Yilmaz, Fetullah

    In the Islamic scientific tradition, kalam (fundamental Islamic beliefs), fiqh (Islamic jurisprudence), and tasawwuf (Sufism) are considered as three branches of Islamic science that\ris directly concern life. In this article, fiqh and tasawwuf which are mentioned above, are compared in terms of their objectives. The study involves an introduction and two sections. In the\rintroduction, definitions, subjects, virtues, sources, purposes, and other relevant issues of these branches are mentioned and the objectives of fiqh and tasawwuf are compared. In the first\rsection, general aims and benefits of both tasawwuf and fiqh are explicated, while the specific\rpurposes and benefits of both branches are discussed in the second. Special purposes are also\rdiscussed in terms of their contribution to the establishment and continuation of the individual\rand social order. Individual and social purposes are evaluated in compliance with the general\rclassification of the subjects of fiqh. The said classification covers the fields of prayers, deeds,\rmarriage (family) and criminal law. Fiqh and tasawwuf, both of which are common in being practical sciences, are evaluated according to their common and divergent features in terms of their\rgoals and purposes, and it is emphasized that they complement each other in religious living.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Sanal kültürün yeni anlam inşacıları markalar: küresel markaların reklam analizi

    Demirel, Çağatay; Değirmenci, Fatıh

    Dijital devrimlerin toplumun bütün katmanlarında kendini hissettirdiği çağımızda sanal kültür, artık modern bir kültür olgusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kültürün anlam üretme aracıları olan dijital ekranlar ve mobil iletişim araçları, bireylerin davranışlarında önemli tutum değişikliklerine yol açarken; diğer yandan da markaların anlam inşasında kilit rol oynamaktadır. Tüketim olgusunun cazibe merkezinde yer alan markalar, sanal kültürün kendilerine sunduğu yeni olanaklar sayesinde bireyleri tüketime yönlendirirken; diğer yandan da onlara sürekli olarak satın almaya yönelik yeni anlam kalıpları inşa etmektedir. Özellikle reklamlar aracılığıyla tüketicilere gönderilen mesajlar, onların yeni ihtiyaçlar hissetmelerine, yeni tatmin yöntemleri ve yeni hazlar aramalarına yol açmaktadır. Bu çalışmada 2019 yılında markaların YouTube’da en çok izlenen reklamları göstergebilimsel bir analizle incelenmiştir. Yapılan göstergebilimsel reklam analiziyle elde edilen gösterilenler görsel retorik tipolojisi ile detaylı olarak ele alınmış ve buna göre sanal kültürel yapı dâhilinde markaların anlam inşa edebilme, tüketicilerin dikkatini çekebilme, onların dilinde ve kalbinde yer alabilme gibi konularda oldukça etkili oldukları görülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Çift Eksen Güneş Takip Sistemi Geliştirilmesi

    Basoglu, Mustafa Engin; Ünsal, Recep; Çağşırlıoğlu, Gökhan

    Yenilenebilir enerji kaynakların efektif kullanımı günümüzde çok önemlidir. Çünkü enerji kaynakları sınırlıdır ve yenilenebilir enerjiden maksimum düzeyde istifade etmek gereklidir. Bu çalışmada güneş enerjisinden olabilecek maksimum enerjiyi elde etmek için fotovoltaik sistemde çift eksenli güneş takip sistemi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Güneş takip sisteminde mekanik düzende dikey tutucu olarak kestamit malzemesi, güneş paneli tutucu ise demir kullanılmıştır. Güneş panelinin 4 köşesinde toplam 4 adet LDR kullanılarak Arduino tabanlı dikey ve yatay eksende güneş takibi gerçekleştirilmiştir. Sistemde kullanılan güneş paneli gücü 45W olup, yatay eksende redüktörlü DC motor, dikey eksende lineer DC motor kullanılmıştır. Gerçekleştirilen uygulama sonucunda hassas güneş takibi yapan bir sistem gerçekleştirilmiş ve statik bir PV sisteme göre daha yüksek verim elde edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele