Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Saribiyik, Oguz Yunus(4)
- Sezer, İsmet(3)
- Basoglu, Mustafa Engin(2)
- Gücer, Mehmet Ali(2)
- Peker, İskender(2)
- Seyhan, Nazlı(2)
- Acı, Elif Nur(1)
- Akaryali, Enver(1)
- Akyol, Mehmet(1)
- Akyürek, Suat(1)
- Alemdag, Selçuk(1)
- Ar, Ilker Murat(1)
- Arıanpour, Aslı Çakır(1)
- Aygün, Cemalettin(1)
- Baki, Birdoğan(1)
- Bozbeyoglu, Pinar(1)
- Cakir, Mehmet Ali(1)
- Ercikdi, Bayram(1)
- Gergin, Ramazan Eyüp(1)
- Gundogdu, Ali(1)
- Hayaloğlu, Pınar(1)
- Helvacıkara, Fidan Tonza(1)
- Isiktas, Imre Deniz(1)
- Kaya, Hacer(1)
- Kekül, Okan(1)
- Keske, Büşra(1)
- Kisa, Ayse Cansu Gok(1)
- Kizilcik, Onur(1)
- Komut, Osman(1)
- Kutukiz, Dogan(1)
- Kılıç, Rahman(1)
- Macit, Nazife Sahin(1)
- Mete, Emrullah(1)
- Seferoglu, Mehmet Tevfik(1)
- Sert, Batuhan(1)
- Seyhan, Burak(1)
- Sipahi, Ferkan(1)
- Uçar, İrfan Ruhi(1)
- Uçmaz, Nergiz(1)
- Vural, Selvi(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Lojıstık verımlılıkten sürdürülebılır kalkınmaya: G20 ülkelerı ıçın lpı ve sdgs endekslerının entegratıf analızı
Macit, Nazife Sahin
Bu çalışma, G20 ülkelerinde lojistik performans ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki etkileşimi, 2022 yılı Lojistik Performans Endeksi (LPI) ve seçilmiş Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) göstergeleri temelinde, bütüncül bir perspektifle incelemiştir. Korelasyon analizi ile LPI genel skoru ve alt boyutları ile SKH göstergeleri arasındaki ilişkinin boyutunu ve yönünü; sonrasında çok kriterli karar verme (ÇKKV) ve Borda yöntemleri ile ülkelerin bütünleşik performans sıralamasını açığa çıkarmayı hedeflemektedir. Korelasyon analizleri, özellikle gümrük işlemleri verimliliği, lojistik hizmetlerin kalitesi ve zamanında teslimat alt boyutları ile ithal oransızlaşma arasında; gümrük işlemleri verimliliği ile temel içme suyu hizmetlerine erişim arasında, zamanında teslimat ile temel sanitasyon hizmetlerine erişim gibi SKH göstergeleri arasında anlamlı pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir. Diğer taraftan, yetersiz beslenme oranı ile LPI ve alt göstergeleri arasında negatif fakat anlamsız bir ilişkinin olduğu, ayrıca elektriğe erişim ile LPI göstergeleri arasında da anlamlı bir korelasyon bulunmadığı tespit edilmiştir. SITDE yöntemi ile hesaplanan kriter ağırlıkları hesaba katılarak ülkelerin performanslarının değerlendirilmesinde FANMA, SWEI ve TODIFFA yönteminden faydalanılmış ve ortaya çıkan sonuçların birleşimi ise Borda yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan bütünleşik değerlendirme sonucunda Almanya, Fransa ve Çin’in en yüksek entegre lojistik ve sürdürülebilir kalkınma performansına sahip olduğu; Güney Afrika, Endonezya ve Meksika’nın ise en düşük performans sergilediği ortaya çıkmıştır. Sonuçlar, gelişmiş lojistik altyapının hem ekonomik rekabet gücünü hem de sürdürülebilir kalkınmaya katkıyı desteklediğini ortaya koymakta ve politika yapıcılar için lojistik ve sürdürülebilirlik stratejilerinin entegrasyonuna yönelik önemli ipuçları sunmaktadır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025Hayvan yemlerine yeşil sentez metalik nanopartikül ilavelerinin etkileri
Kaya, Hacer
Hayvancılık işletmelerinde “mümkün olan en yüksek kalitede, en fazla ürünü, en kısa zamanda ve en ucuza üretme” amacına ulaşabilmeleri için yemde uygun mineral dengesini sağlayabilmek önemlidir. Mineraller, tüm çiftlik hayvanlarının optimum bir düzeyde büyüme ve gelişmeleri, hastalıklardan korunmaları, üremeleri ve üretmeyi sürdürebilmeleri için temel besinsel elemanlardır. Geçtiğimiz yıllarda fiziksel ve kimyasal yöntemlerle sentezlenen nano minerallerin çiftlik hayvanları üzerine etkilerini inceleyen çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak bu yöntemlere alternatif olan “yeşil sentez” veya “biyosentez” adı verilen yöntemle üretilen nano minerallerin yem katkı maddesi olarak kullanımına yönelik çalışmalar da son zamanlarda dikkat çekmektedir. Yeşil sentez teknolojisi temiz, ucuz, tek adımlı ve basit, hızlı ve güvenilir olmasının yanısıra sağlık ve çevre dostu bir yöntemdir. Yeşil sentez yöntemi, bitki, bakteri, mantar, alg ve maya gibi biyolojik ajanlarda bulunan proteinler, enzimler, vitaminler, fenolik maddeler, organik asitler vb. metabolitlerin indirgeme fonksiyonu ile metal tuzları nanopartikül (NP) seviyesine dönüştürebilmesidir. En az bir boyutu 100 nm’den daha küçük olan parçacıklar NP’ler olarak adlandırılmaktadır. Nano mineraller/metal nanopartikül (MNP)’ler çok küçük boyut ve yüksek yüzey/hacim oranlarına sahip olmaları nedeniyle üstün mekanik, termal, optik ve manyetik özellikler kazanmış ve tarım, eczacılık, tıp, biyomedikal, biyoteknoloji, optik, enerji gibi farklı uygulama alanlarında yenilik için önemli bir araç haline gelmişlerdir. Bu derleme, gelişen küresel problemlere çözüm olarak, sürdürülebilir ve sıfır atık ilkelerini temel almış yeşil sentez metoduyla üretilen metal nanopartiküllerin hayvan yemlerinde kullanılma potansiyellerine ilişkin literatür verilerini özetlemektedir.
- MakaleYalnız künye2025Vision Foundation Models and Rule-Based Approaches for Roof Surface Segmentation and Photovoltaic Potential Analysis in Urban Areas
Özdemir, Samed; Yavuzdoğan, Ahmet
This study presents two methods for rapidly and effectively determining the photovoltaic (PV) potential of building roofs in urban areas using aerial photographs and point cloud data. In the first method, the Segment Anything Model (SAM) and Contrastive Language Image Pre-Training (CLIP) models are used to detect roof surfaces and obstacles from aerial photographs. In the second method, the Random Sample Consensus (RANSAC) and Density-Based Spatial Clustering of Applications with Noise (DBSCAN) algorithms are employed to identify roof surfaces from Light Detection and Ranging (LiDAR) point clouds. Through the first proposed method, the performance of current deep learning approaches in 2.5D PV potential analysis is investigated, while the second approach examines the performance of 3D PV potential analysis compared to the 2D approach. In PV potential analysis, the Photovoltaic Geographical Information System (PVGIS) Application Programming Interface (API) was utilized. The analysis is conducted based on roof parameters obtained through both proposed methods. In building detection, the first approach achieved an Intersection over Union (IoU) score of 94.29%, whereas the second approach attained an IoU score of 91.23%.
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye’de Yeşil Liman Olabilecek Limanların ANP-BOCR Yöntemi ile Değerlendirilmesi
Kisa, Ayse Cansu Gok; Peker, İskender; Gergin, Ramazan Eyüp; Keske, Büşra
Yeşil limanlar, kentsel ekonominin gelişmesine ve sürdürülebilir çevresel stratejilerin uygulanmasına imkân sağlayan önemli unsurlardandır. Bu araştırmada, Türkiye’de faaliyet gerçekleştiren limanların yeşil liman sertifikasına sahip olma potansiyellerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sektör raporlarında yer alan veriler çerçevesinde bölgesel anlamda konteyner elleçleme miktarı (TEU) en fazla olup yeşil liman sertifikasyonu olmayan limanlar çalışmanın alternatiflerini oluşturmuştur. Çalışmanın kriterleri ise kapsamlı bir literatür araştırması ve uzmanların görüş önerileri çerçevesinde belirlenmiştir. Problemin çözümünde ise bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniği olan Analitik Ağ Süreci (ANP)- Fayda, Fırsat, Maliyet, Risk (BOCR) yaklaşımından faydalanılmıştır. Buna göre yeşil liman sertifikasyonu sahipliğinde en fazla etkiye sahip olan kriter hava kirliliğini azaltmak (0,049) olmuş iken, en az etkiye sahip kriterler ise soğuk ütüleme ve gemi hızı düşürme teknolojisi kullanılması (0,015) ile liman ücretlerinde ceza fiyatlandırması yapılmaması (0,015) olarak tespit edilmiştir. Mersin International Port (0,055) ise yeşil liman sertifikasına sahip olma potansiyeli en yüksek alternatif olarak belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Sustainability of Air Logistics: A Bibliometric Analysis
Vural, Selvi
The aim of this study is to identify the gap in the literature based on past research on the sustainability of air logistics and to guide new research in this context. In this research, bibliometric analysis method was used. In this context, firstly the studies were extracted from the WOS (Web of Science) database. Later, it was analysed with the Vosviewer program and studies on the sustainability of air logistics were examined in detail to direct future research. As a result of the bibliometric analysis on the sustainability of air logistics, it was determined that there were 146 studies between 1985-2024. The vast majority of these were in English and in the Proceeding Paper type. Most studies belong to the field of science, and the share of research in the social sciences in the total is quite low. In terms of research categories, research specific to the fields of engineering and management is common. This research which aims to provide a comprehensive perspective on the sustainability of air logistics by capturing the relationship between its past and future, is a first in the literature and is believed to contribute theoretically and practically.
- MakaleAçık Erişim2025A New Perspective on Technology, Productivity, and Environmental Sustainability in the European Union
Cakir, Mehmet Ali; Ökte, Mehmet
This study examines the relationship between economic growth, energy consumption, technology, and productivity intensive technology in the context of environmental degradation across selected European Union countries from 1996 to 2021. Utilizing the cross sectionally augmented autoregressive distributed lag model (CS-ARDL) and the load capacity factor as an environmental proxy, the findings confirm environmental kuznets curve (EKC) hypothesis indicating that economic growth continues to exert pressure on the environment. While energy consumption significantly contributes to environmental degradation, contrary to popular belief, technological advancements alone do not mitigate this issue. Instead, the study highlights that productivity intensive technologies are more effective in reducing environmental degradation. Policy recommendations emphasize the need for green growth strategies, energy efficiency improvements, sectoral energy quotas, and international cooperation in technology sharing. Special attention should be given to ensuring that technological development increases productivity and reduces environmental degradation. The findings contribute to the literature by highlighting the significance of aligning productivity and technological advancement for sustainable environmental outcomes.
- MakaleAçık Erişim2025Granodiyorit atıklarının demir oksitli sırlarda kullanımının araştırılması: estetik ve sürdürülebilirlik perspektifi
Arıanpour, Aslı Çakır; Gücer, Mehmet Ali; Isiktas, Imre Deniz; Özek, Serap Bedel; Helvacıkara, Fidan Tonza; Sipahi, Ferkan
Seramik üretimi, doğal hammaddelere dayalı çok aşamalı süreçler gerektirir. Ancak artan çevresel kaygılar ve hammadde kaynakların tükenmesi, alternatif hammadde arayışını ve atık yönetimini seramik endüstrisinin öncelikli konuları haline getirmiştir. Özellikle doğal taş endüstrisinde oluşan atıklar hem çevresel etkilerin azaltılması hem de ekonomik değer yaratılması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bağlamda, granitoyidik kayaçlar, özellikle demir oksit içeriği sayesinde seramik sırlarında estetik ve işlevsel katkı sağlayabilecek potansiyel bir atık malzeme olarak değerlendirilmiş ve Gümüşhane il merkezindeki bir mermer işletmesinden temin edilen granodiyorit atıklar, demir oksitli sırların renklendirici bileşeni olarak kullanılmıştır. Petrografik analizler sonucunda kayaç numuneleri granodiyorit, diyorit ve granit olarak sınıflandırılmış; özellikle biyotit ve hornblend gibi mafik mineralleri yüksek oranda içeren granodiyorit (H1) örneklerinde toplam Fe₂O₃ oranının %3,96 olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle sır formülasyonlarında granodiyorit örneği esas alınmıştır. Beş farklı seramik bünye (kırmızı, şamot, döküm, porselen ve stoneware) üzerine uygulanan granodiyorit katkılı sırlar 1040°C–1100°C aralığında pişirilmiş ve özellikle aventurin etkili yüzeyler elde edilmiştir. Denemeler sonucunda, granodiyorit atıklarının sır yüzey özelliklerini, renklenme karakterini ve estetik niteliklerini olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Elde edilen veriler, bu atık malzemenin seramik sektöründe hem sürdürülebilirlik hem de estetik çeşitlilik açısından değerli bir alternatif sunduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Plentmiks Temel Tabakası Yapımında Krom Pasa Malzemesi Kullanımı ve Ekonomik Analizi
Seferoglu, Mehmet Tevfik; Acı, Elif Nur
Bu araştırmanın amacı, Karayolu Teknik Şartnamesi (KTŞ) standartlarına uygun tasarlanacak olan bir plentmiks temel (PMT) tabakası için Kop Dağı (Bayburt) krom maden sahasında cevher üretim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ve ekonomik değeri bulunmayan atıl durumdaki krom (Cr) pasa malzemesinin belirli oranlarda kullanımının sağlayacağı mali faydaların belirlenmesidir. Pasa karışım oranlarının maliyet analizleri yapılarak bir karayolunun PMT tabakası yapım maliyetleri de dahil olmak üzere krom pasasının temin noktasına olan mesafeye bağlı ekonomiklik değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma neticesinde %100 Cr içerikli karışımının PMT tip-1 tabakalarında kullanımının mümkün olduğu ve %100 doğal agrega (Da) ile tasarlanan tabakaya kıyasla en uzak mesafe için bile %18’in üzerinde mali kazanç sağladığı belirlenmiştir. Cr pasa malzemelerinin, PMT tip-1 tabakaları için Da yerine alternatif olabileceği ve çevresel faydaların yanısıra tatmin edici ölçüde ekonomik fayda da sağlayacağı sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025OECD ülkelerinde yeşil büyüme, yönetişim ve yeşil teknoloji inovasyonunun sürdürülebilir kalkınma hedeflerine etkisi: Bir CS-ARDL analizi
Kekül, Okan
Küresel çapta sürdürülebilir bir yapının oluşturulması, ekonomik göstergelerin ötesine geçmekte ve yeşil kavramının etkin bir şekilde kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir. Bu kapsamda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeleri bünyesinde barındıran OECD ülkelerinin yeşil dönüşüm performansları analiz edilerek, mevcut durumlarının ortaya çıkartılması kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada OECD ülkelerinde yeşil büyümenin, yönetişimin ve yeşil teknoloji inovasyonunun, çevresel ve sosyal bağlamda belirlenen sürdürülebilir kalkınma hedeflerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. CS-ARDL yönteminin kullanıldığı bu çalışmada analize ait varsayımlar dikkate alınarak; yatay kesit bağımlılığı testi sonrasında ise birim kök testleri, heterojenlik analizi ve eşbütünleşme testleri gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları, CS-ARDL yöntemi için gerekli koşulları sağlaması üzerine belirlenen modeller için kısa ve uzun vadeli sonuçlar elde edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde, sürdürülebilirliğin çevresel boyutunda, yeşil büyümenin karbon emisyonlarını kısa vadede azalttığı fakat uzun vadede anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca yeşil teknolojinin kısa vadede karbon emisyonlarını arttırdığı tespit edilmiştir. Sürdürülebilirliğin sosyal boyutuna ait elde edilen bulgular incelendiğinde ise ekonomik büyümenin, kısa ve uzun dönemde belirli bir yılda istihdam edilen toplam işgücünü pozitif yönde etkilediği gözlemlenmiş diğer değişkenlerin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı gerçekleştirilen analiz sonuçlarında ortaya konulmuştur. Bu çalışmada kullanılan değişkenler ile OECD kapsamında literatürde herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bağlamda CS-ARDL yöntemi ile gerçekleştirilen bu çalışmanın literatüre önemli katkılar sunması beklenmektedir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Dizel Motorlarda Dimetil Eter Kullanımının Partikül Madde Emisyonlarına Etkileri Üzerine Bir Derleme
Sezer, İsmet
Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvertör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkiler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül madde (PM) emisyonlarıdır. Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel veya alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Bu çalışma, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının PM emisyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır. Yapılan derleme çalışması sonucunda; DME saf olarak kullanıldığında yüksek oksijen içeriği, kimyasal yapısında direkt bağlı karbon bulunmaması, hızlı buharlaşma, yüksek setan sayısı ve düşük tutuşma sıcaklığı gibi özellikleri sayesinde sıfıra yakın PM emisyonu elde edilmesini sağladığı belirlenmiştir. Saf DME’nin dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %13–228 ve biyodizel yakıtına kıyasla %88.6–227.6 azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, farklı oranlarda DME içeren dizel–DME karışımlarının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %4.7–509 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren biyodizel–DME karışımlarının PM emisyonunu biyodizel yakıtına kıyasla %38.2 azalttığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, LPG–DME karışımının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %269–493 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren DME–NH3 karışımlarının saf DME’ye kıyasla PM emisyonunu %40.7–96.7 artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan, egzoz gazı resirkülasyonu (EGR) oranının %10–50 aralığında değiştirilmesinin PM emisyonunu %13.1–48.4 artırdığı tespit edilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023A review study on the use of dimethyl ether in diesel engines: effects on CO2 emissions
Sezer, İsmet
Emissions from vehicles and other fuel combustion systems can alter the composition of the atmosphere and augment its capacity to absorb heat. These gases, which are effective at trapping heat, are known as greenhouse gases and include all gases found in vehicle emissions. Reducing the emissions of carbon dioxide (CO2) has become an urgent necessity around the world, and many countries have imposed limits on their CO2 output. Using biofuels in automotive engines is an effective way of reducing greenhouse gas emissions. The CO2 emissions emitted from the combustion of biofuels are absorbed as trees and plants grow. Biofuels can be used either as pure fuels or blended with conventional fuels. Most research has declared that the most effective way to reduce greenhouse emissions is the use of various biofuels. Therefore, it is essential to assess the outcomes of research regarding alternate fuels or fuel additives to determine their proper utilization. Using of diesel engines can also help reduce CO2 emissions as they emit less CO2 emissions than gasoline engines. This review study investigates the effects the using of dimethyl ether on CO2 emissions in diesel engines. The results showed that CO2 emissions decrease when using the pure DME and DME blends with diesel and LPG fuels due to the oxygen content and the lower carbon to hydrogen ratio of DME. The decrements in CO2 emissions for pure DME, diesel–DME blends and LPG–DME blend are about 5.2–18.3%, 3–41.6% and 10.6–16.4%, respectively.
- MakaleYalnız künye2023Türkiye’de Atık Yönetimi: İllerin Performanslarının MAIRCA Yöntemi ile Değerlendirilmesi
Seyhan, Nazlı
Nüfus artışı, sanayileşme ve insanların tüketim alışkanlıklarındaki değişim, kaynaklarda kıtlığa sebep olmakla beraber, tüketim sonucunda meydana gelen atıklar da çevrenin daha çok kirlenmesine sebep olmaktadır. Atıklardaki artışın çevreyi tehdit edici boyutlara ulaşması, yalnızca o bölgede yaşayan insanları değil aynı zamanda meydana gelen iklim krizlerinden de görüldüğü üzere herkes için ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bu sorun atığın “nasıl bertaraf edileceği” ve “geri dönüşümünün nasıl sağlanabileceği” sorularını da beraberinde getirmiştir. Ulusal ve uluslararası mecralarda konunun ciddiyetle ele alınması ülkeleri ve yerelde bölgeleri atık yönetiminde politikalar geliştirerek ve düzenlemeler yapmasına neden olmuştur. Atıklardan sorumlu olan yerel yönetimlerin, atıkların toplanmasından, bertaraf edilmesi ve geri dönüşüm süreçlerine kadar tüm süreci iyi bir şekilde yönetmesi mikro ölçekte atık yönetimi performansına yansıyacaktır. Bununla birlikte, bu performansların makro ölçekte ülke performansına yansıması mevcut durumu daha da önemli kılmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’deki 81 il için atık yönetimi performansları, MAIRCA yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kişi başı GSYİH, belediye toplam atık oranı, geri dönüştürülen atık miktarı, bertaraf edilen atık miktarı gibi atık yönetiminde önemli göstergelerden olan değişkenler çalışma kapsamında ele alınmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ışığında illerin atık yönetimi performans değerleri belirlenmiş ve bu değerlere göre illerin performans sıralamaları yapılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Adsorption of hexavalent chromium from aqueous solution onto corn cobs – activated carbon
Gundogdu, Ali; Bozbeyoglu, Pinar
This study evaluated the performance of a new activated carbon (CCs-AC) produced from corn cobs by boric acid activation for the effective removal of hexavalent chromium, a heavy metal with high potential to pollute the environment, from wastewater. For this purpose, with the help of parameters such as solution pH, contact time, initial Cr(VI) concentration, CCs-AC dose, desorption and temperature, the removal of Cr(VI) ions from aqueous solution by adsorption on CCs-AC was investigated from equilibrium, kinetic and thermodynamic point of view. As a result of the experiments, it was determined that the optimum solution pH was 2.0, the contact time was 4 hours, and the desorption solution was 3.0 M NaOH. From the kinetic data, it was determined that the adsorption was compatible with the pseudo-second order kinetic model and the maximum Cr(VI) adsorption capacity (123.7 mg/g) obtained from the Langmuir isotherm model showed that CCs-AC was of competitive quality with the literature. From the thermodynamic data, the positive ΔH value indicates that the adsorption is endothermic and the value of 12.00 kj/mol indicates that the adsorption is rather chemically driven. The negative ΔG value indicates that the process proceeds spontaneously with an increase in temperature, while the ΔS value indicates an increase in the amount of unused energy.
- MakaleAçık Erişim2022Çift Eksen Güneş Takip Sistemi Geliştirilmesi
Basoglu, Mustafa Engin; Ünsal, Recep; Çağşırlıoğlu, Gökhan
Yenilenebilir enerji kaynakların efektif kullanımı günümüzde çok önemlidir. Çünkü enerji kaynakları sınırlıdır ve yenilenebilir enerjiden maksimum düzeyde istifade etmek gereklidir. Bu çalışmada güneş enerjisinden olabilecek maksimum enerjiyi elde etmek için fotovoltaik sistemde çift eksenli güneş takip sistemi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Güneş takip sisteminde mekanik düzende dikey tutucu olarak kestamit malzemesi, güneş paneli tutucu ise demir kullanılmıştır. Güneş panelinin 4 köşesinde toplam 4 adet LDR kullanılarak Arduino tabanlı dikey ve yatay eksende güneş takibi gerçekleştirilmiştir. Sistemde kullanılan güneş paneli gücü 45W olup, yatay eksende redüktörlü DC motor, dikey eksende lineer DC motor kullanılmıştır. Gerçekleştirilen uygulama sonucunda hassas güneş takibi yapan bir sistem gerçekleştirilmiş ve statik bir PV sisteme göre daha yüksek verim elde edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Atık Malzemelerin Çimentolu Macun Dolgunun Dayanım-Duraylılık Performansına ve Üretim Maliyetine Etkisi
Yilmaz, Tekin; Ercikdi, Bayram
Bu çalışma ile çimentolu macun dolgu (ÇMD) karışımında sülfürlü-maden atığı (S-MA) yerine %15 oranında ikame edilen atık malzemelerin (inşaat-yıkıntı atığı: İYA, kireçtaşı: KT, uçucu kül: UK ve yüksek fırın cürufu: YFC) ÇMD’nin dayanım/duraylılık performansına ve üretim maliyetine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, üretilen ÇMD numuneleri (kontrol: ve %15 atık malzeme ikameli) 7-360 gün boyunca dayanım testine tabi tutulmuştur. ÇMD üretim maliyetinin araştırılması için karışımlarda kullanılan çimento miktarları ve maliyetleri belirlenirken, atık malzemelerin öğütme sırasındaki enerji tüketimleri ve maliyetleri hesaplanmıştır. Tüm numuneler kısa ve uzun dönemde istenen 1,0 MPa dayanımı sağlamış ve %15 UK ve YFC ikameli ÇMD numuneleri kontrol numunelerine kıyasla 4 kata kadar daha yüksek dayanım üretmiştir. 1,0 m3 ÇMD üretimi için kontrol karışımında 130,0 kg çimento (%8,5) kullanılırken, atık malzeme ikameli karışımlarda bağlayıcı oranının %1,0 düşürülmesi yaklaşık %15 çimento tasarrufu sağlamıştır. Atık malzemelerin öğütme işlemlerinde 6,55-18,89 kW-saat/ton elektrik enerjisi tüketilmiş ve böylece 2,99 ₺ (UK)-8,85 ₺ (İYA) arasında para harcanmıştır. ÇMD üretimi için toplam maliyet değerlendirildiğinde, kontrol karışımı için 153,4 ₺ harcanırken, %15 atık malzeme ikameli karışımların maliyetinin 133,5 ₺’ye kadar (%12,98’e kadar tasarruf) düşürülebilmesi öngörülmüştür. Sonuçlar, ÇMD’nin dayanım/duraylılık performansı ve üretim maliyeti konusunda en uygun karışım tipinin %15 UK ikameli ÇMD karışımı olduğunu göstermiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Biyogazla Birlikte Oluşan Diğer Ürünlerin Araştırılması
Saribiyik, Oguz Yunus
Gelişmekte olan ülkelerin enerji tüketimindeki yükselme atmosfere karbondioksit salınımını artırarak küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan doğal afetler insanların yaşamlarını olumsuz yönde etkilediklerinden dolayı atmosfere karbondioksit salınımının kontrol altına alınıp sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple fosil kökenli yakıtlara alternatif kaynaklarının araştırılması zorunlu hale gelmektedir. Rüzgâr enerjisi, biyodizel vb. gibi alternatif biyoyakıtlar içerisindeki alternatif enerji üretim yöntemlerinden birisi de biyogaz üretimidir. Biyogaz üretiminde uygun organik atıklar kullanılarak %35-45 CO2, %55-65 CH4 oranlarda biyogaz karışımı üretilirken eser miktarda CO, H2S, NH3 gibi diğer ürünlerde ortaya çıkmaktadır. Yapılan bu çalışmada biyogaz üretiminde kullanılan sıvı fazda bulunan toplam karbon miktarı, fenolik içerik miktarları, Azot(N), Fosfor(P2O5), Potasyum(K2O), pH, Hümik asit, Fülvik asit ve iletkenlik gibi değerlerin değişimi biyogaz üretimi öncesi ve sonrasında test edilerek belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre N, P, K miktarlarında herhangi bir değişim ortaya çıkmazken pH değerinde yükselme, fenolik içerik, toplam karbon içeriği, iletkenlik, Hümik ve Fülvik asit içeriklerinde biyogaz üretim süreci sonrasında artış meydana geldiği gözlemlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Yenilenebilir Enerji - Ekonomik Büyüme İlişkisi Açısından Türkiye ve AB Ülkelerinin Malmquist Endeksi ile Performans İncelemesi
Seyhan, Burak; Seyhan, Nazlı
Nüfus artışı, teknolojik gelişmeler vb. birçok faktör dünyadaki enerji ihtiyacını ve tüketimini hızla artırmaktadır. Son dönemlerde kişi başına düşen enerji tüketiminin artması ciddi boyutlara ulaşmış, enerji üretiminde dışa bağımlığı azaltma ve küresel ekonomik rekabette belirleyici bir aktör olma hususları enerji üretiminin önemini artırmıştır. Bu sebeple, enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler, ekonomik olarak diğer ülkelerden farklı bir konuma geçmiştir. Bununla birlikte, günümüzdeki çevre sorunları, fosil kaynakların tükenebilir olması veya fosil kaynaklara sahip olunmaması vb. sebepler yenilenebilir enerji kaynaklarına ilgiyi artırmıştır. AB’ye üyelik sürecinde, Türkiye ve AB ülkelerinin yenilenebilir enerji performanslarının zaman içinde değerlendirilmesi literatüre ve yapılacak çalışmalara da katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı, yenilenebilir enerji ve ekonomik büyüme ilişkisi açısından Türkiye ve AB ülkelerinin verimlilikleri değerlendirmektir. Çalışma kapsamında yapılan literatür incelemesi sonucu yenilenebilir enerji göstergeleri ile ilgili 5 değişken belirlenmiştir. Girdi değişkenleri; CO2 Salınımı, Toplam Enerji Tüketimindeki Yenilenebilir Enerji kullanımı (YEK), İşgücü (EMP) çıktı değişkenleri; Kişi Başına GSYİH ve Toplam Enerji Arzının İçindeki Yenilenebilir Enerji Oranı (TEAYEO)’dır. Çalışmada, bahsi geçen ekonomik ve yenilenebilir enerji göstergeleri yardımıyla 2008-2015 döneminde AB ülkeleri ve Türkiye’nin performanslarındaki değişimler değerlendirilmiştir. Zaman içindeki verimliliğin gelişimini değerlendirebilmek için Malmquist Toplam Faktör Verimliliği (TFV) endeksi kullanılmıştır. Malmquist Endeksi, Veri zarflama analizi (VZA) temelli bir endeks olduğundan karar verme birimleri (KVB) arasında homojeniteyi sağlayabilmek amacıyla kümeleme analizi yapılmış ve benzer ülkeler gruplandırılmıştır. Çalışma sonucunda, 2008-2015 dönemdeki TFV ortalama değerlerine göre ülkeleri sıraladığımızda, Lüksemburg’un diğer ülkelerden kayda değer bir farkla birinci sırada yer aldığı görülmektedir. Lüksemburg’u sırasıyla Belçika, Türkiye, Bulgaristan, Hırvatistan Slovenya, Kıbrıs vd. ülkeler takip etmektedir. Türkiye’nin de ortalama TFVG değerine göre başarılı ülkelerden olduğu görülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2022Çevresel inovasyon, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketimi üzerine etkisi
Akyol, Mehmet; Mete, Emrullah
Enerji sanayi devriminden bu yana ülkelerin ekonomik büyümeyi sağlayabilmek için en önemli girdi olmuştur. Ancak enerjinin tükenebilir olması ve çevreye zarar veren kaynaklardan üretilmesi yenilenebilir enerji kaynaklarını ve tüketimini ön plana çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı çevresel inovasyon, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketimi üzerinde etkilerini araştırmaktır. Yükselen piyasa ekonomilerinden 10 ülkenin 2000-2018 dönemine ait verilerinin kullanıldığı çalışmada Gengenbach Urbain ve Westerlund (2008) panel eşbütünleşme analizi ve Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) panel nedensellik analizinden yararlanılmıştır. Eşbütünleşme analizi sonuçlarına göre çevresel inovasyon ve ekonomik büyüme yenilenebilir enerji tüketimini negatif yönlü, doğrudan yabancı yatırımlar ise pozitif yönlü etkilemektedir. Nedensellik analizi sonuçlarına göre yenilenebilir enerji tüketiminin ekonomik büyümenin nedeni olduğu, doğrudan yabancı yatırımların yenilenebilir enerji tüketiminin nedeni olduğu ve çevresel inovasyonun yenilenebilir enerji tüketiminin nedeni olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2022İklim değişikliği bağlantılı finansal bildirimler: tskb iklim riskleri raporu örneği
Yesilelebi, Gl
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki bankacılık sektörünün iklim değişikliği bağlantılı finansal bildirimlerini paydaşlara nasıl ilettiğini incelemektir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, finansal şeffaflığı artır-mak için Finansal İstikrar Kurulu (FSB) tarafından oluşturulan uluslara-rası bir girişim olan İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü (TCFD) (2017) tavsiyeleri referans olarak alınmıştır. Buradan hareketle, çalışmada Türk bankacılık sektöründe TCFD tavsiyelerini dikkate ala-rak, İklim Riskleri Raporu’nu 2021 yılında yayımlayan ilk Türk bankası olan Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB)’nin raporu doküman ince-leme yöntemiyle bir vaka çalışması yapılmıştır. TSKB İklim Riskleri Raporu’nun TCFD tavsiyelerine uyumu, içerik analizi yapılarak, kurulu-şun iklim riskleri ile yönetişim, strateji, risk yönetimi, ölçüt ve hedeflerle ilgili fırsatları açıklayıp açıklamadığı değerlendirilmiştir. Çalışma sonu-cunda, TSKB İklim Riskleri Raporu’nun TCFD tavsiyelerine uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2021Fotobiyoreaktörde Işığın ve Beslemenin Alglerin Büyümeleri Üzerine Etkilerinin Araştırılması
Aygün, Cemalettin; Saribiyik, Oguz Yunus; Sert, Batuhan; Uçmaz, Nergiz
Dünya nüfusunun çoğalmasına bağlı olarak gıda ve enerji ihtiyaçları da artmaktadır. Enerji ve gıda tüketimi karbondioksit salınım miktarının yükselmesi ile yakından alakalıdır. Karbondioksit miktarının artması Sera gazı etkisi göstererek küresel ısınmaya sebep olmakta böylece doğal afetler yaşanmaktadır. Sera gazı etkisinin azaltılması için fosil kaynaklara alternatif enerji kaynakları bulunmalı ve atıkların sürdürülebilir şekilde kontrol edilerek geri dönüşüme kazandırılması gerekmektedir. Alternatif enerji kaynakları olarak biyogaz, biyodizel, güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları yoğun şekilde araştırılmaktadır. Algler, alternatif gıda ve enerji ihtiyacını karşılamak için araştırılan kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu canlılar, genel olarak ökaryotik fotosentez yapabilen canlıların genel tanımlamasıdır ve bu sınıf içerisinde çok farklı alt türleri bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda, 1 kg kuru alg oluşumu sırasında 1.83 kg CO2 tükettiği, yağ protein kaynağı ve organik gübre olarak kullanılabildiği görülmüştür. CO2 tüketim miktarının yüksek olması, alternatif besin ve yenilenebilir enerji kaynağı gibi farklı amaçlar için kullanılma potansiyelinden dolayı Alglerin uygun yaşam alanlarının belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada, hava karıştırmalı kolon tipi pilot fotobiyoreaktör imalatı yapılmıştır model alg üzerinde, ışığın ve beslenmenin büyüme üzerine etkileri araştırılmıştır. Model alg olarak ‘’Cladhopora glomerata’’ kullanılmıştır. Besleme için, inorganik tuzlar, %17’lik doğal kaynaklardan elde edilen amino asit çözeltisi ve 425 nm dalga boyuna sahip ışığın alglerdeki kütle artışı üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, alglerin 425 nm dalga boyundaki (mor ışık) kütle artışı gün ışığındaki ışığa göre kıyaslandığında daha fazla kütle artışı gözlemlenmiştir. Bunun dışında alglerin kütle artışı beslemelerine göre kıyaslandığında %17 lik doğal amino asit kaynağı ile besleme yapıldığında inorganik tuzlara göre kütlece artışının daha fazla olduğu gözlemlenmiştir.







