Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    A Land Use Analysis of Coastal Reclamation Areas in Ortahisar District, Trabzon (2000-2024)

    Üzülmez, Mehmet

    This study evaluates land use patterns in reclaimed coastal areas of Ortahisar district, Trabzon, from 2000 to 2024. It examines the role, functions, and environmental and structural impacts of reclamation in urban development. In mountainous cities like Trabzon, with limited flat land, sea filling is a key urban expansion strategy. The research combines literature review, satellite image analysis, and GIS mapping (ArcGIS), supported by climate, population, and topographic data from official sources. The study analyses reclaimed zones including Akyaz & imath;, Be & scedil;irli, Ganita, and De & gbreve;irmendere. InAkyaz & imath;, 39 hectares serve the & Scedil;enol G & uuml;ne & scedil;Sports Complex, and 29 hectares serve the city hospital ,which is currently under construction, alongside a mosque, fishermen's shelter, and parking. Ganita includes 17 hectares of parks and recreation and 9 hectares for transport infrastructure, reflecting a public-use planning approach. De & gbreve;irmendere hosts parks, fishermen's shelters, roads, a port, and breakwaters, with about 28 hectares unused. These areas address population growth and land scarcity, creating new urban spaces but posing environmental and engineering risks. International studies highlight issues such as ground settlement, structural instability, flood and storm vulnerability, and marine ecosystem damage in reclaimed lands. While valuable for infrastructure and public services, reclamation should be managed beyond spatial growth. The study stresses how multifunctional, public-focused, strategic planning shaped these areas. However, comprehensive interdisciplinary approaches are needed for ground safety, sustainability, and ecosystem protection. Future planning must mandate geotechnical surveys and environmental impact assessments. Reclamation should align with natural processes, not just physical expansion. Public participation and integrating local needs are crucial. Transport and access plans should balance coastal access and sustainability. Ortahisar's reclamations offer short-term urban solutions, but long-term risk reduction requires integrated sustainable planning.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Structural Existence of a Neighborhood in Terms of Urban Memory: Trabzon Çömlekçi Neighborhood

    Saglam, Temel; Aydintan, Erkan; Karakol, Deniztan Ulutas; Yavuz, Zafer; Aydin, Caglar; Fettahoglu, Edanur; Yilmaz, Eyyup; Sadik, Suzan; Basar, Mustafa Can

    Urban memory, defined as the accumulation of human experiences within human settlements, is largely shaped around examples of spatial and architectural art. As different cultural environments participate in the formation of urban memory, the accumulation of the settlement also becomes richer. This richness, which carries the traces of civilisations through the ages to the present day, can also be observed in the & Ccedil;& ouml;mlek & ccedil;i Neighbourhood, which forms one of the eastern suburbs of Trabzon and takes its name from the pottery production industry. The neighbourhood is home to cultural layers from the Hellenistic Period Mithra Cult, the Roman and Byzantine Empires, the Komnenos Kingdom, the Ottoman and Republican periods, as well as Catholic Italians, Orthodox Greeks, Mitharist Armenians and Muslim Turks. The neighbourhood's significance extends beyond its multiple cultural layers; as an area of artistic and artisanal production, it makes a significant contribution to the city's budget and vitality. Raising awareness of the neighbourhood is crucial for the integration of fragments of the city's memory. This study compiles new findings added to the existing knowledge about & Ccedil;& ouml;mlek & ccedil;i Mahallesi. The neighbourhood, which bears witness to rich experiences alongside its architectural structure, has been examined in terms of urban memory, centred on the discipline of art history alongside its multiple cultural layers, and studied within a hermeneutic framework that incorporates meaning and interpretation through the criteria of definition, witnessing, surface research, and evaluation.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Trabzon/merkez ve ilçelerinde satışa sunulan yöresel golot peynirlerinin tüketici sağlığı açısından mikrobiyolojik özelliklerinin araştırılması

    Harika Yılmaz

    İnsan beslenmesinde önemli yere sahip olan süt, başta vitaminler olmak üzere birçok besin ögesini içerir. Ancak süt, çabuk bozulabilen bir ürün olduğundan sütü daha dayanıklı hale getirebilmek amacıyla çeşitli ürünlere dönüştürülür. Bunlardan biri de Türk mutfağında önemli yere sahip olan peynirdir. Yöreden yöreye çeşitlilik gösteren peynirin binlerce çeşidi bulunmaktadır. Yapılan çalışmada Trabzon yöresindeki pazarlarda açık olarak tüketime sunulan golot peynirinin mikrobiyolojik özelliklerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, golot peynirlerinden 20 örnek kullanılmıştır. Kullanılan bu örneklerin içerdiği, toplam koliform, MRS agarda gelişen mezofilik lab., M17 agarda gelişen mezofilik lab., Enterobacteriaceae familyası, toplam aerob mezofilik bakteri, Staphylococcus aureus., Pseudomonas aeruginosa ve maya-küf miktarlarının analizi yapıldı. Örneklerdeki ortalama toplam koliform sayısı 5.8±0.08 log kob/g, Enterobacteriaceae familyası 5.59±0.05 log kob/g Pseudomonas aeruginosa 5.28±0.22 log kob/g, Staphylococcus aureus 5.53±0.06 log kob/g, maya-küf 6.51±0.15 log kob/g, toplam aerob mezofilik bakteri (TAMB) 9.14±0.08 log kob/g, M17 agarda gelişen mezofilik lab. 9.23±0.08 log kob/g, MRS agarda gelişen mezofilik lab. 8.71±0.09 log kob/g olarak tespit edildi. Çalışma sonucunda numune peynirlerin hijyen bakımından yetersiz olduğu sonucuna ulaşıldı. Anahtar Kelimeler: Golot, Peynir, Süt, Trabzon, Yöresel

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Trabzon ilinde satışa sunulan Hamsiköy sütlacının mikrobiyolojik ve bazı kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Gülsüm Ordu

    Besleyici bir gıda olan süt insanın tüm yaşamında önemli bir yere sahiptir. Yeterli ve dengeli beslenme için gerekli olan hayvansal kaynaklı protein, yağ, laktoz ile vitamin ve mineral maddeleri tam ve yeterli oranda içerir. Sütten; yoğurt, peynir, tereyağı gibi ürünler elde edilerek insanlar tarafından tüketilir. Ayrıca insanların çokça tercih ettiği sütlü tatlılar da süt bileşenlerini yoğun miktarda içermektedir. Sütlü tatlılar arasında bulunan sütlaç; insanlar tarafından yaygın olarak bilenen geleneksel tatlımız arasında yer alır. Sütlaç yapımı bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Bu çalışmada Türkiye' de yaygın olarak tüketilen ve fırınlanarak hazırlanan, alanında çok araştırma yapılmayan Hamsiköy Sütlacı' nın mikrobiyolojik ve bazı kimyasal özellik bakımından incelenmesi ve literatür çalışmalarıyla karşılaştırılarak standartlara uygunluğu amaçlanmıştır. Bu çalışmada Trabzon piyasasında satışa sunulan 20 adet Hamsiköy sütlacı mikrobiyolojik ( TAMB, Maya-Küf, TAPB, MRS ve M17 agarda gelişen LAB sayıları, Koliform Bakteri, Enterobacteriaceae, S. aureus, Pseudomonass spp. ) ve kimyasal (kuru madde, kül miktarı, protein miktarı, pH, renk, titrasyon asitliği, yağ miktarı) özellik bakımından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hamsiköy Sütlacı, Kimyasal analizler, Mikrobiyolojik kriterler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hemşirelerin COVID-19 pandemi dönemindeki tükenmişlik düzeyleri (Trabzon Fatih Devlet Hastanesi örneği)

    Mürvet Hoyur

    Pandemi sürecinde kilit rol oynayan hemşirelerin artan iş gücü ve değişen çalışma koşulları ile tükenmişliği belirgin olarak artmıştır. Tükenmişliğin olumsuz etkilerini azaltabilmek, tükenmişliğin bilinmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile mümkündür. Bu araştırma hemşirelerin COVID-19 pandemi dönemindeki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Kasım-Aralık 2021 tarihinde Trabzon Fatih Devlet Hastanedeki tüm hemşireler (286 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılması planlanmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 236 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, tükenmişlik düzeyleri ve COVID-19 pandemisine yönelik sorular ile "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, t testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, ANOVA testi kullanılmıştır. Ruhsal bir hastalığa sahip olduğunu ifade eden, COVID-19 (+) hasta bakan, COVID ekipman, personel sayısı gibi fiziki şartların yetersiz bulan hemşirelerin diğerlerine göre duygusal tükenmişlik seviyeleri daha yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada COVID-19 pandemi döneminde Trabzon Fatih Devlet Hastanesinde görev yapan hemşirelerin duygusal tükenme ve kişisel başarısızlık puan ortalamalarının orta düzeyde, duyarsızlaşma puan ortalamalarının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVID-19 döneminde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Trabzon ili örneği)

    Özgehan Erkan

    Bu çalışma; COVID-19 döneminde SBÜ Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarında mesleki risklerinin iş stresine etkisini belirlemek ve bu risklerden etkilenme derecesini en az düzeye indirmek, iş stresi düzeylerini azaltmak, çözüm önerileri geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Kasım 2020 tarihlerinde SBÜ Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları (n=150 kişi) oluşturacaktır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 115 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu, sosyo-demografik özellikler, iş ortamında karşılaşılan mesleki risk ve tehlikeler, iş stresini etkileyen faktörleri içeren sorular ile "Sağlık Çalışanları Güvenliği Ölçeği" ve "Beck Anksiyeti Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılarak yapılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Bu araştırma kapsamında pandemi sürecinde görev yapan sağlık çalışanlarında SÇGÖ puan ortalaması 156.20±28.33, BAÖ puan ortalaması 34.57±9.76 olarak bulunmuştur. Sağlık çalışanların çalışma saatleri arttıkça iş güvenliği ve anksiyeteleri de azalmaktadır. Sağlık çalışanlarının iş güvenliği arttıkça anksiyeteleri azalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin sayısını ve farkındalıklarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Cumhuriyet Döneminde Trabzon'da güvenlik ve emniyet teşkilatı (1923-1945)

    Aleyna Tağıl

    Güvenlik ve emniyet teşkilatları devletlerin var olmalarını sağlayan en büyük kurumlardır. Osmanlı Devleti bu amaçla bünyesinde birçok görevli barındırmıştır ancak I. Dünya Savaşı ile iç düzen bozulmuştur. Milli Mücadele yıllarının ardından Türkiye Cumhuriyeti Anadoluda yeniden bozulan düzeni tesis etmek için çalışmıştır. Bu süreçte emniyet teşkilatlanması ise varlığını devam ettirmeyi başarmıştır. Polis, jandarma ve zabıta kurumları Osmanlı döneminde kurulup Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal eden teşkilatlar olmuşlardır. Bu tez çalışmasında ilk olarak Osmanlı döneminde var olan emniyet yapılanmaları geniş bir şekilde ele alınarak anlatılmıştır. Ardından 1923-1945 yılları arasındaki Trabzon'daki emniyet teşkilatının işlevi, 1923 yılından öncesi ile mukayese edilerek açıklanmıştır. Bilhassa karakolların şehir içerisindeki varlıkları ve üstlendikleri rollerin yanında bölgedeki siyasi yapılanmaların emniyete katkısı, polis eğitimi noktasında yapılan emniyet çalışmaları ve toplumsal düzendeki asayiş meseleleri ele alınmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2022Scopus SJRQ2
    The effect of environmentally‑friendly practices on hotel customers: The case of Trabzon, Turkey; [El efecto de las prácticas de responsabilidad ambiental de los hoteles en los clientes: El caso de Trabzon, Turquía]

    Çalık, İsmail

    The goal of this study is to find out how green product quality, green hotel image, green customer satisfaction, and green customer loyalty are interconnected. Customers staying in green hotels in Trabzon make up the population of the study. The survey approach was utilized to collect the data used in the study. The convenience sampling method was utilized in the study, and 304 people were contacted. Prior to arriving at the hospitality facility, approximately two‑thirds of the participants did not know whether the facility was an environmentally‑friendly hotel. Green product quality, green customer satisfaction, and green customer loyalty are all positively related, according to the findings. Furthermore, there is a relationship among green corporate image, green customer satisfaction, and green customer loyalty. Finally, enhancing green consumer satisfaction increases green customer loyalty.

    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'deki genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısının incelenmesi: Trabzon ili örneği

    Büşra Özlü

    Hayatın önemli bir parçası olan gençlik döneminde işsizlik problemiyle karşı karşıya kalmak gençleri psikolojik olarak da etkilemektedir. Bu çalışmada genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya Trabzon ilinde yaşayan 18-24 yaş (x̄=21,94 ± 2.08) aralığında 275 kişi katılmıştır. Bu araştırmada benlik saygısını ölçmek için Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve sosyal destek algısını ölçmek için Zimet ve arkadaşları (1988) tarafından geliştirilen "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kişisel bilgilerin elde edilmesi için hazırlamış olduğumuz kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi, Mann- Whitney U Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve betimsel istatistiksel yöntemler uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyal destek algısı ile benlik saygısı arasında pozitif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların sosyal destek algısı ile cinsiyet ve işsizlik süresi değişkenleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı ve sosyal destek algısı ile yaş değişkeni pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Katılımcıların sosyal destek algısı yaş, medeni durum, işsizlik süresi ve eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı puanları ile işsizlik süresi değişkeni açısından anlamlı derecede farklıdır. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizler, Benlik Saygısı, Sosyal Destek Algısı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Trabzon ili inşaat sektöründe kişisel koruyucu donanım kullanımının araştırılması

    Taha Şengönül

    Çok tehlikeli iş kollarından biri olan inşaat sektörü ülkemizdeki iş kazalarının çoğunluğunu barındırmaktadır ve bu yönüyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Bu sektörde toplu koruma önlemleri dışında kişisel koruyucu donanımlar iş kazalarının ve bıraktığı hasarların önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Kişisel koruyucu donanımlar üzerine birçok çalışma yapılmasına karşın bu çalışmalar genelde çalışanları kapsamaktadır. Bundan dolayı da tek taraflı bir bakış ile genel çözümler üretmenin uzağında kalmışlardır. Bu çalışmada, Trabzon ili inşaat sektöründe hem çalışanların hem de işverenlerin kişisel koruyucu donanım farkındalıkları üzerine bir anket çalışması yapılmıştır. Bu kapsamda, çalışanların kişisel koruyucu donanım kullanım durumları, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, kişisel koruyucu donanım eğitimleri ve yaşadıkları iş kazalarının kişisel koruyucu V donanımla olan ilişkisini belirlemek üzere anket soruları hazırlanmış ve çalışanlara uygulanmıştır. Ayrıca işverenlerin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği durumu, kişisel koruyucu donanım temini ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine bakış açılarını belirlemek için anket soruları hazırlanmış ve işverenlere uygulanmıştır. Anket uygulaması 115 işçi ve 15 işverene uygulanmıştır. Anket sonrası elde edilen veriler SPSS 24 programı ile istatistiksel olarak değerlendirilip, sonuçlar grafikler ve tablolar yardımıyla incelenmiştir. Ayrıca hipotezleri test etmek amacıyla ki-kare testi uygulanıp sonuçları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda, çalışanlara verilen iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin yetersiz olduğu, çalışanların eğitim düzeyi arttıkça kişisel koruyucu donanım kullanım oranının arttığı ve kaza geçirme oranının düştüğü, kişisel koruyucu donanım kullanmayan çalışanların tamamının iş kazası geçirdiği, çalışanların çoğunun ergonomik olmadığı gerekçesiyle kişisel koruyucu donanımları kullanmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca işverenlerin tamamının iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi'nden (OSGB) aldığı, %20'sinin ekstra maliyet gerekçesiyle iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermediği, %15'inin kişisel koruyucu donanım temin edemediği, temin edilen kişisel koruyucu donanımların ise baret, iş eldiveni ve iş ayakkabısıyla sınırlı kaldığı belirlendi. Çalışma sonunda ise bazı çarpıcı çözüm önerileri ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Engelli bireylerin müşteri memnuniyeti ve destinasyon sadakatlerine etki eden pazarlama faktörlerinin incelenmesi üzerine bir çalışma

    Fatma Nur Akçay Kaya

    Türkiye'deki çeşitli destinasyonlarda hizmet işletmelerinin uygulamakta oldukları pazarlama karması değişkenlerinin engelli müşterilerin memnuniyetleri ve destinasyona olan sadakatleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmamızın hedef evrenini, araştırmacının imkânları ve kısıtları çerçevesinde Trabzon ili ve yakın ilçelerinde, çeşitli türde ve farklı düzeylerde engelleri olan yetişkin 154 birey oluşturmaktadır. Geliştirilen araştırma modeli ile pazarlama bileşenleri (5 değişken), müşteri memnuniyeti ve destinasyon sadakati değişkenleri arasındaki ilişki ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışma yapılırken toplanan verilerin analizi noktasında istatistik paket programları olan SPSS ve AMOS programlarından faydalanılmıştır. Yapılan yapısal eşitlik analizi sonucunda araştırma modeli test edilmiş olup, pazarlama karması bileşenleri olan "Fiyat değişkeni" (Zayıf Etki, r= 0,099; p<0,012), "Hizmet değişkeni" (Zayıf Etki, r= 0,102; p<0,018), "İnsan değişkeni" (Kuvvetli Etki, r= 0,415; p<0,000) ve "Yer değişkeni" (Zayıf Etki, r= 0,214; p<0,000) ile "Engelli müşteri memnuniyeti değişkeni" arasında pozitif yönde anlamlı, "Tutundurma değişkeni" (p<0,609) ile "Engelli müşteri memnuniyeti değişkeni" arasında ise anlamsız bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca "İnsan değişkeni", "Hizmet değişkenini" de pozitif yönde etkilemektedir (Kuvvetli Etki, r= 0,618; p<0,000). Ayrıca "Engelli müşterilerin memnuniyetleri değişkeni", "Destinasyon sadakati değişkenini" pozitif yönde etkilemektedir (Zayıf Etki, r= 0,063; p<0,000).

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamalarına halkın bakışı: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği

    Merve Demir

    Gerek dünya düzeninde gerekse Türkiye'de hemen hemen her alanda etkisini hissettiren küreselleşme olgusu ve kapitalizmin yaşadığı krizlere paralel olarak gelişen neo-liberal düşüncenin etkisiyle yönetim anlayışında büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. 1980'lerden itibaren yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinde sosyal politikaların uygulanmasında merkezi yönetimlerin yanında yerel yönetimlerde görev ve sorumluluk üstlenmiştir. Bu ise literatürde sosyal belediyecilik şeklinde yerini almıştır. Sosyal belediyecilik, sınırları içerisinde ikamet eden halkın sosyal sorunları ile ilgilenen, ekonomik, sosyal, kültürel nitelikteki taleplerine yönelik faaliyetlerde bulunan bir anlayışı ifade etmektedir. Bu anlayış Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren özellikle bazı Büyükşehir belediyelerinde görülmeye başlamış, 2000'li yıllarda yerel yönetim alanında yapılan reformlarla tüm belediyelerin faaliyet alanına girmiştir. Yürütülen bu çalışmada sosyal belediyecilik anlayışı Trabzon Büyükşehir Belediyesi özelinde inceleme konusu yapılarak, belediyenin sosyal belediyecilik anlayışı kapsamındaki uygulamaları ele alınıp halkın bu uygulamalara ilişkin bakış açısı tespit edilmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sosyal ve ekonomik destek alan bireylerin sosyal destek algı düzeylerinin incelenmesi: Trabzon ili örneği

    Eray Aydın

    Çalışmanın amacı, bireylerin; ailelerinden, arkadaşlarından ve makrososyal çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin tespitiyle birlikte sosyal destek algı düzeyiyle sosyo-ekonomik faktörlerin ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırma grubunu, Trabzon ilinde sosyal hizmet merkezlerinden sosyal ekonomik destek alan 200 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgiler anketi ve çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği (Eker ve Arkar, 1995) uygulanmış, verilerin analizindeyse SPSS programı kullanılmıştır. Betimsel araştırma yöntemlerinden tarama (survey) yöntemi kullanılan çalışmanın normal dağılım göstermesinden dolayı parametrik testler uygulanmıştır. Bu doğrultuda ikiden fazla bağımsız grup ortalamaları arasındaki niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların, ailelerinden, arkadaşlarından ve makrososyal çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin yaşlarına, eğitimlerine, medeni hallerine, çocuk sayılarına, aylık gelirlerine, hanelerindeki kişi sayılarına, sosyal güvencelerine, yaşadığı yere, birime başvuruyu kimin yaptığına ve başvuru nedenine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak cinsiyet değişkenine göre erkeklerin algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu, çalışma durumu değişkenine göre incelendiğinde diğer sektörlerde çalışanların kamu sektöründe çalışanlara göre algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu, yaşadıkları yerde kendi akrabaları ile daha yakın olan bireylerin algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu ve daha önce sosyal ekonomik destek birimine başvuruda bulunanların ailelerinden algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Ekonomik Destek, Sosyal Ağ

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Fine-kinney metodu ile risk analizi: Trabzon limanı örneği

    Hakan Bayram

    Karayolu, hava yolu ve demiryolu gibi taşımacılık yöntemlerine göre uluslararası ticaretin %80-%90'ı denizyolu taşımacılığı ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığı ile beraber özellikle ağır yükler, büyük hacimli yükler ucuz ve güvenilir şekilde taşınmaktadır. Denizyolu taşımacılığının uluslararası alanlarda fazla kullanılması limanların önemini arttırmıştır. Türkiye'de limanlarda elleçlenen toplam yük miktarı 2010-2019 yılları arasında %28'lik bir artış göstermiştir. Bu oran dikkate alındığında limanlarımızın ülkemiz açısından önemi ortaya çıkmaktadır. Limanlarda yürütülen işler ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak risk faktörleri de artış göstermektedir. Ülkemizde limanlar tehlikeli iş yeri kategorisinde yer almakta ve kaldırma ve yükleme araçları, taşınan veya depolanan tehlikeli kimyasallar, çeşitli gemi operasyonları vb. faktörlerden kaynaklanan çeşitli riskler içermektedir. Risklerin ortadan kaldırılması için liman içerisinde sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalıdır. Limanlarda teknik personel yetersizliği, spesifik riskler ve tehlikeler içermesi, kullanılan ekipman ve makinelerin çeşitlilik göstermesi, yabancı dil konuşan kişi ve gruplar ile yaşanılan iletişim problemi gibi etkenler limanlarda sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmasına dair çalışmaların yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada Trabzon Limanı kapsamında mevcut riskler belirlermiş ve risk değerlendirme metodu olan Fine-Kinney yöntemi kullanılarak risk analiz çalışması hazırlanmıştır. Çalışma sonucunda analiz edilen risklerin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Acil durum ve afetlere müdahale personellerinin kriz anı kurum içi iletişimlerinin değerlendirmesi: Trabzon ili örneği

    Öznur Çinar

    Acil durum ve afetler, ortak çalışılması gereken olağan akışın dışındaki haller olarak değerlendirilmektedir. Kurum ve kuruluşların bu durumları en az hasarla atlatabilmesi için etkin bir koordinasyona ve uygulanabilir bir plana sahip olmaları elzemdir. Bu çalışma ile; Trabzon ili Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda (AFAD), Büyükşehir Belediye İtfaiyesinde, Orman Bölge Müdürlüğü'nde çalışan müdahale personellerine ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nde (DHMİ) görev yapan uçak kurtarma ve yangınla mücadele (ARFF) memurlarına kriz anlarında kurum içi iletişimlerini değerlendirmek ve kriz yönetim planlarına dair bilgi düzeylerini ölçmek amaç edinilmiştir. İlgili literatür tarandıktan sonra, araştırmanın anket ve ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Ankette demografik soruların yanı sıra yöneticilerin kişisel becerilerini ölçen 58 soru bulunmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 veri programı ile analiz edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda; kriz anlarında iletişim kurabileceği konusunda, çekimser kalmakta olan personeller olduğu saptanmıştır. Ekibiyle telefon, internet gibi kitle iletişim araçları olmasa dahi haberleşeceğine ise tüm personeller kararsız kalırken orman personelleri kesinlikle iletişime geçebileceğini ifade etmiştir. Ayrıca kriz durumlarında kimlerle ortak çalışılacağını da tam olarak bilmeyen personellerin mevcudiyetinden söz etmemiz mümkündür. Kurum içi toplantılarda iletişim kurmaktan genellikle rahatsız olan, toplantılarda kendini ifade etmekten çekinen, toplantılara katılırken sakin ve rahat olmadığını belirten, konuşma yaparken çok gerginleşeceğini düşünen personellerin mevcudiyetini saptamak da çalışmamızın sonuçlarındandır. Hem personellere hem idarecilere yönelik olası afet ve acil durumlar için bilgilendirme programları uygulanması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Yeşil Yol Projesinin Trabzon yaylaları üzerine etkileri

    Ömer Faruk Ekşioğlu

    Türklerde yaylacılık faaliyeti Orta Asya'dan beri devam etmektedir. Bu faaliyet Anadolu'da genel olarak havaların ısınmaya başladığı nisan ayı sonu itibariyle başlamakta, sonbaharın sonlarına kadar devam etmektedir. Geleneksel anlamda yayla, coğrafi bir terim olarak; daimi yerleşme yerine göre genellikle daha yüksekte bulunan, hayvanlarla birlikte çıkılan, daha çok yaşlı ve çocuk nüfusun iştirak ettiği, oba, çadır gibi basit meskenlerin yer aldığı geçici yerleşme ünitesidir. Geleneksel yaylacılık faaliyetleri hayvan yetiştiriciliğine bağlı olarak çok eski zamanlardan günümüze kadar ekonomik bir faaliyet olarak devam etmektedir. Günümüzde yaylacılık geleneksel anlamı dışında, şekil değiştirerek aynı zamanda bir turizm faaliyetine dönüşmüştür. Kitle turizminin 1980'li yıllarda artmasıyla birlikte turizm faaliyetlerinin çevreye etkisi konusunda tartışmalar da artmış, gelecek nesillere doğal ve kültürel kaynakların bozulmadan aktarılabilmesi için sürdürebilirlik kavramı ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilir turizm anlayışının sonucunu olarak da alternatif turizm çeşitleri gündeme gelmiştir. Alternatif turizm türlerinden biri olan yayla turizmi son yıllarda gelişmeye başlamış ve artan talep sonucu yayla turizmini desteklemek için bazı projeler gündeme gelmiştir. Ülkemizde bu amaçla yaylaların turizm potansiyelinden faydalanmayı artırmak için hazırlanan projelerden biri de "Yeşil Yol Projesi" dir. Bu projenin ilk kez resmi bir yayında zikredilmesi "Yayla Turizmi Gelişim Koridoru" adı altında, 2007 tarihli Türkiye Turizm Stratejisi Eylem Planı (2007-2023) adlı rapora dayanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen 26 yayla turizm merkezinden 24'ü Karadeniz Bölgesi'nde yer almaktadır. Bu yayla turizm merkezlerinden 7 yayla merkeziyle Ordu ilk sırada yer alırken, çalışmaya konu olan Trabzon ili 6 merkez ile ikinci sıradadır. Yeşil Yol Projesi, 2012 yılında kurulan Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) tarafından yürütülen bir projedir. Proje ile Samsun'dan başlayarak Artvin'e kadar uzanan bu iller arasındaki yayların birbiri ile bağlantılarını sağlayarak daha kolay ulaşılmasını amaçlanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yayla Turizm Gelişim Koridorunun kavramsal bir koridor olduğu, bu kavramsal koridor ile Doğu Karadeniz'de yayla ve vadilerde yapılacak olan turistik faaliyetlerin belli bir turizm anlayışı (alternatif, agro, doğa vs.) ile geliştirileceği ifade edilmektedir. Konu ile ilgili kavramsal harita, koridorun Samsun-Hopa arasında geniş bir araziyi güneyden birbirine bağladığını göstermektedir. Yeşil yol güzergâhı; Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt ve Gümüşhane illerini kapsamaktadır. Bu çalışma, Yeşil Yol Projesinin Trabzon yaylaları üzerine etkilerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Konuya literatür taraması yapılarak başlanmış, arazi çalışmaları ve gözlemleri gerçekleştirilmiştir. Arazide veri derleme sırasında seçilmiş konularla ilgili yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Dağılış haritalarının hazırlanmasında Coğrafi Bilgi Sistemleri tekniklerinden yararlanılmıştır. Trabzon, yayla turizm potansiyeli yüksek olan bir ildir. Nitekim, doğal güzellikleri, kültürel değerleri doğru değerlendirilebilirse ve tespit edilen sorunlar olan işletilen tesis sayısının az olması, gerçekleştirilen faaliyetlerin sınırlı ölçülerde kalması, çirkin yapılaşma, hava, su ve toprak kirliliği, bilgi, personel ve tanıtım yetersizliği gibi problemlerin Yeşilyol projesi kapsamında yapılacak çalışma ve planlamalarla çözüldüğü takdirde İlin tanıtımına ve bölge ekonomisine olumlu katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, doğal ve kültürel kaynaklar korunacak ve yerel halk için yeni istihdam alanlarının açılmasına zemin hazırlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Doğal Çevre, Sürdürülebilir Turizm, Trabzon, Yayla, Yeşil Yol

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    6-7 numaralı Trabzon Ahkâm Defterlerine göre Gümüşhane Sancağı

    Bünyamin Köse

    Osmanlı tarihi araştırmalarında mühim bir yere sahip olan Vilâyet Ahkâm Defterleri; ihtiva ettiği bölgelere dair oldukça önemli verilerin bulunduğu arşiv kaynaklarındandır. Tezimizde 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri'nde Gümüşhane meydana gelmiş olan arazi anlaşmazlığı davaları, alacak-verecek davaları, miras davları, vakıf davları, mülke müdahale davaları, zeamet davaları da yer almıştır. Bu davaların şikayet konuları yerel mahkemelerde çözülememiş ve Divân'a gönderilmiştir. Divân'a gönderilen şikayetler doğrultusunda, devletin adalet mekanizmasının mantığının nasıl işlediğine de defter kayıtlarından ulaşmaktayız. Tezin giriş bölümünde Gümüşhane'nin tarihçesi, araştırma konusunun kapsamı, özgünlüğü ve araştırmada kullanılan kaynaklara değinilmiştir. Birinci bölümde Osmanlı Devletinde Divȃn teşkilatı ve Bab-ı Âsafi Defterleri tanıtılmış ve Ahkâm Defterlerinin genel özellikleri ile Trabzon Vilâyeti Ahkâm Defterleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise 6 ve 7 Numaralı Trabzon Vilâyeti Ahkâm Defterlerinde Gümüşhane ile ilgili tespit edilen hükümlerin konu bakımından tasnifi ile hükümlerin sadeleştirilmiş özetleri yer almaktadır. Sonuç ve kaynakçanın da bulunduğu çalışma, 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri'ndeki hükümlerin transkripsiyonu ve bazılarının görüntüleri ek olarak verilmesiyle tamamlanmıştır. 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri 1838 (1253)-1858 (1274) yılları arasındaki yaklaşık 20 yıllık bir süreci kapsamaktadır. Bu süreçte çalışmamızda Gümüşhane Sancağı'nda meydana gelen adli, idari, sosyal ve ekonomik konulara ışık tutmaya gayret edilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2020
    Light rail line design for East Black Sea region: A case study of Trabzon

    Reis, Hatice Catal; Birinci, Abdulkadir

    Growing cities need to improve transportation in response to the accessibility needs of ever-expanding urban and metropolitan populations. Metropolitan Municipalities have to find low-cost, nature friendly, bus/train/subway transfer, and socially responsible transportation solutions that can meet the accessibility needs of urban residents and assist future economic development in urban areas. In this study, the light rail network was designed for the province of Trabzon by using orthophoto and Landsat satellite images. While this light rail network is being constructed, many criteria such as regional population density, slope, minimum service interval, integration with other transportation networks, geological structure, and proximity to public institutions and organizations have been used together. These criteria are shown with a GIS-based design model. Analysis maps were created by using the conditions/criteria and synthesis maps used in the design model. The 102 km route features 205 stops, extending from Of along to Besikduzu. A combined bus and light rail network will significantly improve public transport access to major public institutions and organizations, sporting and entertainment facilities, universities, schools, health precincts, bazaars, shopping malls. It is foreseen that the light rail system will provide the most suitable, modern, fast, comfortable and safe transportation in the long term considering the number of passengers and many other criteria. This light rail system designed for the province of Trabzon is thought to be a pioneering work for the Black Sea region through the interpretation of the resulting map and route networks.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Sel ve taşkınlarda uluslararası yönetmelikler ve mühendislik yaklaşımlar: Trabzon ili örneği

    Ömer Uzuntaş

    İnsanlık tarihinin başladığı ilk andan itibaren sel ve taşkın afetleriyle sürekli olarak karşılaşılmaktadır. Sel ve taşkın öncesinde, anında ve sonrasında bir dizi tedbirler alınmasına rağmen, sel ve taşkınların insan ve çevre üzerindeki etkileri bir bütün olarak değerlendirilmemektedir. Sel ve taşkınlarla mücadele hususunda birçok kurum/kuruluşa ait farklı uygulamalar mevcuttur. Mühendislik alanında yapılan çalışmalar bu uygulamaların bir bölümünü oluştururken diğer önemli bir bölümü de mevzuatları oluşturur. Bu çalışmada, Türkiye'deki sel ve taşkınlar mevzuat bazında, ulusal ve uluslararası boyutta, mühendislik yaklaşımı olarak, yerel boyutta Trabzon ili için değerlendirilmiştir. Mevcut sel ve taşkın mevzuatlarında birçok eksiklikler saptanmış ve bu eksikliklere bağlı olarak da aynı bölgede aynı yılda ya da farklı yıllarda birçok sel ve taşkının meydana geldiği görülmüştür. Bunun en önemli nedeni, mevzuatlardaki açıklıklardan yararlanarak yapılan yanlış imar düzenlemeleri veya yanlış mühendislik çalışmalardır. Dolayısıyla sigortacılık ve reasürans kanunları, diğer dünya ülkelerinde uygulandığı şekliyle Türkiye'deki yasalara uygun olarak düzeltilmeli ve zorunlu hale getirilmelidir. Sel ve taşkın mevzuatının geniş ve karmaşık yapısından dolayı, uygun yasal tedbirler ve mühendislik önlemleri, hem oluşabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçecek hem de ekonomik olarak oluşabilecek zararları azaltacak veya ortadan kaldıracak, bu da ülke ekonomisine olumlu katkıda bulunacaktır. Dolayısıyla, farklı ülkelerin mevzuatlarının dikkate alınması, sel ve taşkın bölgelerine özgün mühendislik modellerinin oluşturulması oldukça önemli hale gelmiştir. Sonuç olarak, sel ve taşkınlarla etkin bir mücadele güçlü bir yönetmelik ve etkin bir mühendislik altyapısı ile mümkün kılınabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kadına yönelik şiddeti önlemede 'şiddet önleme ve izleme merkezi' (ŞÖNİM) ve 'kadın konukevinin' rolü -Trabzon ili örneği-

    Kübra Yavuz

    Kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal sorundur. Ancak bu sorun çok geç ele alınıp incelenmiştir. Batı toplumlarında 1970'li yılların başında araştırmaların konusu haline gelen kadına yönelik şiddet Türkiye' de ise 1980'li yılların sonunda akademik araştırmaların ve hukukun konusu haline gelmeye başlamıştır. Yine Türkiye'de ancak 1970'li yılların başında araştırmaların konusu haline gelen kadına yönelik şiddet Türkiye' de ise 1980'li yılların sonunda akademik araştırmaların ve hukukun konusu haline gelmeye başlamıştır. Yine Türkiye'de ancak 1990'lı yıllardan itibaren sorunun anlaşılması ve çözümüne yönelik kurumsallaşmalar başlamıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ve Kadın Konukevleri önemli rol üstlenmiş olup, kadının yönlendirilmesi; sosyal, psikolojik, ekonomik açıdan güçlendirilmesi, hukuki destek verilmesi ve hayatlarını yeniden kurmalarına yardımcı olmaya çalışan kurumlar olmaktır. Bu araştırmada da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin ve Kadın Konukevlerinin şiddeti önlemedeki rolü tespit edilmeye çalışılmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı 1 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ve 1 Kadın Konuk evinde anketler uygulanmış ve toplamda 60 tane kadın ile görüşülmüştür. Araştırma; anket uygulamasında mülakat tekniğinin olanaklarından da yararlanarak kadınlarla bire bir görüşme tapılmıştır. Veriler SPSS 24. paket programına girilerek yorumlama, karşılaştırma ve değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadına yönelik şiddet, Kadın Konukevleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi.