Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Habibe Telli

    Engellilik, insanlığın başlangıcından günümüze kadar gelen bireyin yaşam aktivitelerini kısıtlayıcı bir durumdur. Engelliliği sadece bir sağlık sorunu olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Engellilik engelli birey ve ailesini eğitim, sağlık, sosyal ve ekonomik alanlardan etkileyen karmaşık bir olgudur. Özellikle engelli bireyler toplumsal hayata katılım ve hizmetlere erişim noktasında sorunlar yaşamaktadır. Söz konusu sorunları oluşturan temel nedenlerin başında tutumlar gelmektedir. Engellilere yönelik olumsuz tutum ve algılar hem engelli bireyin hem de ailesinin sosyal izolasyonuna neden olmaktadır. Engellilere yönelik tutumların olumlu yönde geliştirilmesi engelli bireylerin sosyal katılımı bakımından hayati önem taşımaktadır. Bu sebeple en temelde engellilerle çalışmalar yürütecek meslek elemanlarının engelli bireylere yönelik tutularının incelenmesi ve olumlu yönde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan söz konusu tez, engelli müracaatçı gruplarıyla doğrudan çalışmalar yürütecek sosyal çalışmacı adaylarının tutumlarının incelenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 4.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumları incelenmiştir. Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin engelli bireylere yönelik tutumlarının belirlenmesinde demografik sorular ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan "Toplum Özürlülüğü Nasıl Anlıyor" araştırması kapsamında geliştirilmiş "Özürlülere Yönelik Tutumlar Ölçeği" kullanılmıştır. Tutumlar; eğitim, kişilerarası ilişkiler, çalışma yaşamı, aile yaşamı, kişisel özellikler, yetkinlik ve bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Anket sorunlarından elde edilen veriler bağlamında öğrencilerin engellilere yönelik tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Gümüşhane Üniversitesi, Sosyal hizmet, Tutum.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    LGBT bireylerin temel sorunları ve sosyal hizmet gereksinimleri

    Şeyma Nur Kınacı

    Bu tez LGBT bireylerin sosyal yaşamlarında maruz bırakıldıkları olumsuzlukların psikolojilerine etkilerini ve bu bağlamda sosyal hizmet uygulamalarına duyulan gereksinimi incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Sosyal sorun kapsamında toplumun genelini ilgilendiren eğitim, sağlık, çalışma hayatı, arkadaşlık ve aile ilişkileri gibi birçok konuda LGBT bireylerin yaşadıkları sorunlar kendi ifadeleriyle dile getirilmiştir. Araştırma kapsamında 18-50 yaş aralığında Türkiye sınırları içerisinde ikamet eden 25 LGBT birey ile derinlemesine mülakat görüşmeleri yapılmıştır. Yapılan görüşmeler deşifre edilerek yazılı metne dönüştürülmüş ve bu metinler tema analizi tekniğiyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ve yapılan literatür incelemeleri LGBT bireylerin sosyal yaşamın her alanında toplum tarafından baskıya, dışlanmaya, aşağılanmaya, ötekileştirilmeye, değersizleştirilmeye mahkum bırakıldığını göstermiştir. Bununla beraber LGBT bireylerin yönelim ve kimliklerinden dolayı duygusal, fiziksel, cinsel şiddete uğradıklarını ve temel yaşam haklarından mahrum bırakılmaya kadar uzanan kısıtlamalar ile karşı karşıya kaldıklarını gözler önüne sermiştir. Araştırma sonucunda LGBT bireylerin karşılaştıkları zorluklar ve bu sorunların psikolojik sağlıklarına yaptığı olumsuz etkiler görülmüş ve bu grup için sosyal hizmet uygulamalarının ne denli önemli olduğu ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda bu gruba yönelik sosyal hizmet gereksiniminin giderilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çerçevede yapılan tez çalışmasının diğer çalışmalardan farklılaştığı düşünülmekte, bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutacağı, kamusal ve özel alanda farkındalık yaratacağı bu farkındalık sayesinde uygulamaların düzenlenebileceği öngörülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet öğrencilerinin benlik saygıları ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide genel yetkinlik inancının aracılık rolü: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Serap Şahin

    Bu çalışmada genel yetkinlik inancının, benlik saygısı ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde öğrenim gören 209 (kadın= 160; erkek=49) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; işsizlik kaygısı ölçeği, Rosenberg benlik saygısı ölçeği, genel yetkinlik inancı ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene F testi, Scheffe Post-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik saygısı ile işsizlik kaygısı arasındaki ilişki negatif yönde ve düşük düzeyde çıkmıştır. Benlik saygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki orta düzeyde ve pozitif yönlüdür. İşsizlik kaygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve düşük düzeyde çıkmıştır. Genel yetkinlik inancının işsizlik kaygısı ve benlik saygısı arasındaki ilişkide tam aracılık rolü çıkmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenler açısından da anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet uzmanı adaylarının etik sorumluluklarına yönelik nicel bir araştırma

    Gönül Mete

    Etik, insanların yaşamında büyük yer kaplayan, onların davranış ve eylemlerini etkileyen, toplumun düzenini sağlamaya çalışan, işleyişin daha sağlıklı olmasını amaç edinen kurallar ve ilkeler bütünüdür. Sosyal hizmet insanların ve toplumun refahı için oluşmuş, insan hakları, adalet ve insan onuru için savaşan, bireylere kaliteli hizmet vermek hedefinde olan, gelişme ve ilerleme taraftarı olan bir meslek dalıdır. Etik ve Sosyal Hizmet kavramları düzen, eşitlik, daha kaliteli bir hayat gibi birçok noktada ortak payda içindedirler. Ama genel olarak etik sosyal hizmeti kapsar. Çünkü etik yaşamın hemen hemen her dalına hitap eder, sosyal hizmet de bu dallardan biridir. Sosyal hizmetin de her bir parçası etikle ilişkilidir ve etik olmadan düşünülmesi mümkün değildir. Verilen hizmetlerden, yapılan uygulamalara, müracaatçılara sorumluluklardan, kurumu ve meslektaşlarıyla olan ilişkilerine kadar etikle birlikte harmanlanmaktadır. Etik ilkeler, sosyal hizmetin vazgeçilmez bir parçası ve temel taşıdır. Araştırmada, yapılan nicel çalışma sonucunda sosyal hizmet öğrencilerinin gözünden etik kavramının ne ifade ettiği, müracaatçılara yönelik etik sorumlulukları hakkındaki bilgi ve düşünceleri alınarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, etiğin katılımcılar açısından farklı anlamlar ifade ettiği, herkesin kendi değerlerinin olduğu ve bu değerlere göre cevaplar verdiği gözlemlenmektedir. Etik sorumluluklar hakkında ortak cevaplar verilmiş olsa da ayrıştıkları noktaların da olduğu gözlenmiştir. Etiği ve etik sorumlulukları hem mesleki hem kişisel olarak önemsedikleri ve etik duyarlılıklarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sosyal medyada bedenin yeniden üretimi: Geç ergenlik dönemi üzerine nitel bir araştırma

    Kübra Türkel

    Ergenlik dönemi, bireyin fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal ve cinsel gelişiminde değişimlerin yaşandığı önemli bir dönemdir. Bu dönemin etkisiyle ergenler, duygusal dalgalanmalar, yetersizlik hissi ve kendini beğenmeme gibi durumlarla karşılaşmaktadır. Bu olumsuz durumların sebeplerinden biri, ergenlerin sosyal medyayı kullanım sıklığının artmasına bağlı sosyal medyada karşılaştıkları ideal beden görünümleriyle kendi bedenlerini kıyaslamalarıdır. Çünkü sosyal medyada bir bedenin nasıl olması gerektiğine dair oldukça fazla uyaran mevcuttur. Bu nedenle bu araştırmada, geç ergenlik dönemindeki bireylerin beden ve ideal beden algısını etkileyen değişkenlerin ve beden memnuniyetsizliği ile baş etme stratejilerinin neler olduğunu ve sosyal medyanın beden inşasına etkisini incelemeyi amaçladım. Bu amaç doğrultusunda çalışmayı nitel araştırma desenine göre dizayn ettim. Araştırmada, veri toplama aracı olarak görüşme tekniğinden faydalandım. Araştırmanın katılımcılarını belirlemede amaçlı örneklem yöntemini kullanarak, belirtilen kriterleri karşılayan geç ergenlik dönemindeki 24 bireyle amaca yönelik derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdim. Görüşmelerden elde ettiğim verileri çözümlemede, katılımcıların birebir aktardığı görüşler için betimsel analizden faydalandım. Ayrıca, MAXQDA 2022 programı aracılığı ile Beden İnşası temasını; beden algısının gelişimi, beden memnuniyetsizliği ile baş etme stratejileri, ideal beden algısı ve sosyal medya olmak üzere dört ana kategoride inceledim. Beden inşasının şekillenmesinde ergenlik döneminin, ailenin, akranların, partnerin, toplumun, benlik algısının ve sosyal medyanın önemli rolü olduğu sonucuna ulaştım. Sosyal medyada sunulan ideal beden görünümlerinin ergenlerin beden inşasında önemli bir etkiye sahip olduğu kayda değer bir diğer sonuçtur. Bu araştırmanın konusu nicel araştırma teknikleri ile daha önce ölçümlendiği halde alanyazında nitel tekniklerin kullanıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Buradan hareketle, görüşme tekniği ile toplanan veriler, konu ile ilgilenenlere temel kaynak olması açısından önemlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlköğretim (2.kademe) öğrencilerinin, madde bağımlılığı ile mücadelesinde okul sosyal hizmeti'nin önemi

    Tuncay Üçüncü

    Madde bağımlılığı ile mücadelede önleyici ve koruyucu bir uygulama alanı olan okul sosyal hizmetinin önemi bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Araştırmamız ülkemizde henüz pilot uygulamaları yapılan okul sosyal hizmetinin tüm okullarımızda hayata geçirilmesi için gerekli teorik bilgi ve bilimsel verilerin temininde yardımcı bir başvuru kaynağı olacaktır. Madde bağımlılık yaşının giderek İlköğretim 1. kademeye kadar düştüğü günümüzde, bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğu literatür taramasında ortaya çıkmıştır. Okullarımızda okul sosyal hizmet birimlerinin kurularak aktif olarak çalışması ile, madde bağımlılığını önlemedeki başarısı araştırılmış, erken yaş madde bağımlılığının önlenmesinde başarılı sonuçların alınacağı saptanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olan madde bağımlılığının önlenmesinde Şiran ilçemizde görev yapan öğretmen ve yöneticilerimizin görüş ve önerileri doğrultusunda eğitim ve öğretim faaliyetlerine yeni çözüm odaklı katkı sağlama hedef edinilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda madde bağımlılığının erken yaşlarda önlenilmesi gerektiğinin önemi anlaşılmıştır. Bu sebeple okullar bünyesinde hayata geçirilecek okul sosyal hizmet birimlerinin gerekliliği ortaya konulmuş, madde bağımlılığının önlenmesinde önemli bir kilit rol oynayacağı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Ruhsal Engelli Bakım Merkezi çalışanlarının madde bağımlılığı farkındalığının incelenmesi Adana ili örneği

    Ezgi Nur Söğüt

    Ruhsal Engelli Bakım Merkezi Çalışanlarının Madde Bağımlılığı Farkındalığının sosyal hizmet bakış açısı ile incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Adana il merkezinde bulunan ruhsal engelli bireylere hizmet veren dört farklı bakım merkezinde görev yapan toplamda 99 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada katılımcı soru formu ve Madde Bağımlılığı Farkındalık Ölçeği kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Katılımcı soru formundaki değişkenlere göre madde bağımlılığı farkındalığının ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alanyazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin sosyal hizmet bölümünü tercih nedenleri

    Hatice Altındal

    Eğitim, bireyin doğduğu andan itibaren hayatına giren ve ölene kadar hayatında yer alan bir süreçtir. Önce ailede başlayan eğitim, daha sonra düzenli (formel) eğitim olarak okullarda verilmektedir. Gerek Dünya'da gerekse ülkemizde her bireyin eğitim serüveni bu şekilde gerçekleşmektedir. Türkiye'de eğitim sistemine bakıldığında, okul öncesi eğitim ile başlayan bu süreç, lisansüstü eğitim olarak ifade edilen yüksek lisans ve doktora eğitimleri aşamasına kadar sürmektedir. Sırasıyla ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını başarıyla tamamlayan her öğrenci, istediği takdirde yükseköğretim aşamasında üniversite eğitimi alabilmektedir. Bunun için Yükseköğretim Kurumları Sınavına girerek gerekli olan başarı sıralaması ya da puanı elde eden öğrenci, tercihleri doğrultusunda yerleşecekleri bölümlerde üniversite eğitimlerini almaya hak kazanacaklardır. Üniversite ve bölüm tercihlerini başarı sıralaması ya da sınav puanlarına göre yapacak olan öğrenciler için bu tercihleri etkileyen ve belirleyen birçok faktörden bahsedilebilir. Bu tez, üniversite tercihi yapacak öğrencilerin tercih nedenlerini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın konusunu, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünü tercih eden öğrencilerin tercih nedenleri ile tercih öncesi ve tercih sonrası karşılaştıkları durumlar oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin üniversite ve bölüm tercihlerinin nedenlerini analiz etmek üzere hazırlanmış anket sorularında üç başlık üzerinde durulmuştur. Öğrencilerin üniversite ve bölüm tercih nedenleri, tercihi etkileyen faktörler, tercih nedenleri ve tercih sonrası yerleşilen bölüm hakkında düşünceler başlıkları altında incelenmiştir. Üç başlık üzerinden öğrencilere yöneltilen anket sorularından elde edilen veriler bağlamında değerlendirmeler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkisi: Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerine inceleme

    Seyhan Tok

    Tarihsel açıdan baktığımızda yoksulluğun yeni bir sorun olmadığını görmekteyiz. Yoksulluk tarihin her döneminde olduğu gibi şimdi de var olmaktadır. Biz bu sorunu sadece ekonomik olarak güçsüz ülkelerde değil, "gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan" ülkelerde de görmekteyiz. Küresel bir sorun haline gelen yoksulluğun toplumsal bir sorun olması sebebiyle gerek hükümetlerin gerekse toplumsal organizasyonların müdahalesi bu noktada kaçınılmaz bir hal almaktadır. Yoksullukla mücadele kapsamınsa "sosyal fon" denilen ve devlet eliyle oluşturulan çeşitli faaliyetler oluşturulmuştur. Bu fonların en önemlilerden biri olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından kullanılan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonunu görmekteyiz. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün (SYDGM) yapmış olduğu tüm faaliyetleri illerde ve ilçelerde oluşturulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yapılmaktadır. Yapılan bu araştırmada Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının (SYDV) hizmet modelleri ve bu hizmet modellerinden faydalanan vatandaşların bu hizmetlerden yararlanmadan önceki ve yararlandıktan sonraki sosyo-ekonomik durumlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Bu hizmetlerden yararlanan vatandaşların görüşlerine yer verilerek Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfının yoksullukla mücadele noktasında üstlenmiş olduğu görevler tespit edilmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişki: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği

    Hatice Kübra Sarı

    Ülkelerin sosyo-ekonomik ilerlemesi insan kaynağının doğru kullanımına bağlıdır. Bireylerin kişilik özelliklerinin farkında olarak kariyer planlaması yapmasına toplum olarak gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama kısmında demografik sorular, beş faktör kişilik ölçeği (nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk, vicdanlılık) ve kariyer geleceği ölçeği (kariyer uyumluluğu, kariyer iyimserliği, iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi) kullanılarak oluşturulan anket formu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 250 öğrenciye 2020-2021 Bahar döneminde uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA testi, Levene testi, Tukey HSD testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarda kariyer uyumluluğu alt boyutu ile nevrotiklik alt boyutu arasındaki ilişki bulunamamıştır. Ancak kariyer iyimserliği ve iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi alt boyutları ile nevrotiklik alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Kariyer planlaması ölçeği ile kişilik özelliklerinin alt boyutları olan dışa dönüklük, uyumluluk, açıklık ve vicdanlılık boyutları arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik iyi oluş ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yahya Çapan

    Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik iyi oluş ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyal hizmet bakış açısı ile incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Trabzon il merkezi ve Akçaabat, Arsin ve Araklı ilçelerinde ikamet eden engelli çocuğa sahip 169 ebeveyn ile araştırma yürütülmüştür. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Telef, 2013) ve Tükenmişlik Ölçeği (Çapri, 2006) kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Kişisel Bilgi Formundaki değişkenlere göre ölçek ifadelerinin farklılaşma durumu bağımsız gruplar t-testi ve çift yönlü ANOVA ile analiz edilmiştir. İki seçeneği bulunan değişkenler için bağımsız örneklem t-testi, sıralı olan değişkenler için ise çift yönlü ANOVA testinden yararlanılmıştır. Psikolojik iyi oluş ölçeği ve tükenmişlik ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkiyi incelemek için ise regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada kullanılan tek faktörlü 8 maddeli psikolojik iyi oluş ölçeği Cronbach's Alpha değeri .85 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca üç faktörlü ve 18 maddeli tükenmişlik ölçeği Cronbach's Alpha değerleri sırayla Duygudurumsal Faktör .88, Dışadönük Faktör .71 ve Bedensel Faktör .88 olarak hesaplanmıştır. Herhangi bir kamu kurum ve kuruluştan alınan olduğu maddi destek ile ebeveynlerin psikolojik iyi oluşları arasında ve engellilik tanısı ve engellilik türü ile ebeveynlerin psikolojik iyi oluşları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, ebeveynlerin psikolojik iyi oluş düzeyinin tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından en az biri ile açıklamanın mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Malulen gazi olma durumu ile aile sisteminin etkileşimi: Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri derneği örneği

    Tuğçe Uğurlu

    Gazilerin sosyal hizmet müdahalelerini gerektiren birçok biyopsikososyal sorun yaşadıkları bilinmektedir. Malulen gazi olan bireylerin biyopsikososyal sorunlarla başetmelerinde önemli bir güç unsuru olan aile sistemi ile etkileşimlerinin belirlenmesi önemli görülmektedir. Bu çalışmada malul gazilerin, aile sistemi içerisindeki eş ve ebeveyn rolleriyle etkileşimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma gazilik ve aile sistemini birlikte ele alan az sayıda araştırmalardan birini oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik araştırma yaklaşımında tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler Word ortamına aktarılmış ve araştırmacı tarafından fenomenolojik yaklaşım doğrultusunda analiz edilmiştir. Gaziler ve aileleri, yaralanma sonrasındaki süreçte biyopsikososyal sorunlarla çoğunlukla psikososyal destek olmaksızın baş etmek durumunda kalmışlardır. Gazilik durumu eş sistemi ve ebeveyn-çocuk alt sistemindeki ilişkilerle, kendi köken ailelerinde yer alan bireylerle kurdukları ilişkilerle ve kamusal yaşamda kurulan ilişkilerle çeşitli şekillerde etkileşim halindedir. Araştırma sonucunda gazilerin aile sistemiyle etkileşimlerine ilişkin bulgularla birlikte onların bakış açısıyla sosyo-ekonomik durumları, toplumda gaziliğin algılanış biçimi, orduda sosyal hizmete ilişkin görüşlerine de ulaşılmıştır. Ailenin, gazilerin yaralanma ile başlayan süreçte dayanıklılığı arttıran bir sistem olma özelliği gösterebilmesi için gaziler ve ailelerinin güçlendirilmesine, refahlarının arttırılmasına yönelik sosyal hizmet müdahalelerine ihtiyaç duyulmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamalarına halkın bakışı: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği

    Merve Demir

    Gerek dünya düzeninde gerekse Türkiye'de hemen hemen her alanda etkisini hissettiren küreselleşme olgusu ve kapitalizmin yaşadığı krizlere paralel olarak gelişen neo-liberal düşüncenin etkisiyle yönetim anlayışında büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. 1980'lerden itibaren yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinde sosyal politikaların uygulanmasında merkezi yönetimlerin yanında yerel yönetimlerde görev ve sorumluluk üstlenmiştir. Bu ise literatürde sosyal belediyecilik şeklinde yerini almıştır. Sosyal belediyecilik, sınırları içerisinde ikamet eden halkın sosyal sorunları ile ilgilenen, ekonomik, sosyal, kültürel nitelikteki taleplerine yönelik faaliyetlerde bulunan bir anlayışı ifade etmektedir. Bu anlayış Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren özellikle bazı Büyükşehir belediyelerinde görülmeye başlamış, 2000'li yıllarda yerel yönetim alanında yapılan reformlarla tüm belediyelerin faaliyet alanına girmiştir. Yürütülen bu çalışmada sosyal belediyecilik anlayışı Trabzon Büyükşehir Belediyesi özelinde inceleme konusu yapılarak, belediyenin sosyal belediyecilik anlayışı kapsamındaki uygulamaları ele alınıp halkın bu uygulamalara ilişkin bakış açısı tespit edilmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İlköğretim düzeyindeki eğitimcilerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin ölçülmesi ile tutumlarının karşılaştırılması: Akçaabat ilçesi örneği

    Zehra Nur Kara

    Bütün çocukların sahip olduğu en temel hak mutlu ve huzurlu toplumlarda güven ve sevgi içerisinde geçirecekleri çocukluk dönemleridir ancak çocuklar yakınları tarafından veya tanımadıkları kişiler tarafından bazen olumsuz davranışlara maruz bırakılmaktadır. Bu da karşımıza çocuğa yönelik ihmal ve istismar davranışlarını çıkarmaktadır. Bu doğrultuda yapılan araştırmada ilköğretim düzeyindeki eğitimcilerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve farkındalık düzeyleri ile demografik veriler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, Trabzon ili Akçaabat ilçesinde ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 244 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan 11 soruluk sosyodemografik özellikler ve bilgi formu ile Uysal (1998) tarafından geliştirilen 67 maddeden oluşan "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek" formu kullanılmıştır. Ölçek; istismarın çocuk üzerindeki fiziksel belirtileri, çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler, ihmalin çocuk üzerindeki belirtileri, istismar ve ihmale yatkın ebeveyn özellikleri, istismar ve ihmale yatkın çocukların özellikleri, çocuk istismarı ve ihmalinde ailesel özellikler olmak üzere altı alt boyuttan oluşmaktadır. Eğitimcilerin çocuk ihmali ve istismarı konusundaki farkındalık düzeyleri incelendiğinde, cinsiyet değişkeni ile çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler alt boyutu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Yaş değişkenine ile çocuklara yönelik istismar ve ihmal konusunda farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim durumu değişkenine göre, istismar ve ihmale yatkın çocukların özellikleri, istismarın çocuk üzerindeki fiziksel belirtileri, çocuk istismarı ve ihmalinde ailesel özellikler, istismar ve ihmale yatkın ebeveyn özellikleri ve çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler alt boyutları ile öğretmenlerin eğitim durumları arasında anlamlı düzeyde farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocuk durumu değişkeni ile çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler konusunda farklılığın bulunduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, İhmal, İstismar, Sosyal Hizmet.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumları

    Furkan Ulusal

    Bu çalışmada, sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma kapsamında; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Üniversiteler ve diğer kamu ve kuruluşlarında bulunan sosyal çalışmacılara ulaşılmaya çalışılmıştır. Fiziksel engelli bireylere yönelik tutumların belirlenebilmesi için Atherton vd. (1993) tarafından oluşturulan ölçek, fiziksel engelli bireylere yönelik uyarlanarak kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın ilk bölümü, özelinde fiziksel engelli bireyler olmak üzere engellilik alanında literatür çalışması olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise sosyal çalışmacılara uygulanan anketin, SPSS 16 programı kullanılarak ortaya çıkan istatistiksel verilerin kullanılmasıyla, fiziksel engellilere yönelik tutumların belirlendiği bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Verilerin sunulmasının ardından, genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Çalışmacı, Fiziksel Engelli, Tutum

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi: Doğu Karadeniz örneği

    Zeliha Erol

    Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Sosyal Hizmet Uzmanlarının İş Doyumu ve Mesleki Tükenmişlik Düzeylerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2018, (XV + 67 Sayfa) Bu çalışmanın amacı, farklı bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan Sosyal Hizmet Uzmanlarının iş doyum ve mesleki tükenmişlik düzeylerini incelemektir. İnsanlar, uyanık kaldıkları sürenin önemli bir kısmını "iş" yaparak geçirmektedirler. Şayet yapılan iş, bireyin istediği şekilde sonuçlanırsa birey bundan doyum elde ederken sonuç beklenen düzeyde değilse burada doyumdan bahsetmek pek olası değildir. İş doyumu, bireysel açıdan olduğu kadar örgütsel ve toplumsal açılardan da günümüzün en önemli olgularından biri olarak görülmektedir. Araştırmada, Sosyal Hizmet Uzmanlarının "cinsiyet, medeni durum, yaş, hizmet yılı" değişkenlerine göre iş doyumu ve mesleki tükenmişlikleri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Doğu Karadeniz illeri Kamu Kurum ve Kuruluşlarında görev yapan 96 Sosyal Hizmet Uzmanı oluşturmuştur. Çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden biri olan genel tarama modeli kullanılmıştır. İş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerine ait bulguları saptanmak amacıyla veri toplama araçlarından "Kişisel Bilgi Formu", Hackman ve Oldham'ın (1975) oluşturduğu ve Koca ve Özçiftçi' nin (2015) ondört soruya indirgediği "iş doyumu ölçeği" ile "Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ)" (Maslach ve Jackson 1981) ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada ulaşılan veriler SPSS 22 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.