Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Fragile Routes: The Impact of Israel's Confrontational Policies on Trade Routes

    Sancak, Kadir

    The geopolitical position of the Middle East has a strategic value in the functioning of Eurasian trade routes. Accordingly, security issues in the region directly affect the realization and sustainability of trade projects. Israels Palestinian policies disrupt the security balance in the Middle East, posing risks to major trade projects such as the Belt and Road Initiative, the IMEC Project and the Development Road. Recognizing that trade and security are inextricably linked, this study examines the current state and future of these projects from a security perspective. Based on a comprehensive literature review using qualitative analysis, this study evaluates the effects of instability in the Middle East on trade routes. The study reveals that trade projects in the region will be at risk of instability unless security issues are resolved. The first part of the study discusses the relationship between trade and security in a conceptual framework. Then, Israel's Palestinian policies are briefly touched upon and it is stated that these policies negatively affect the security of the Middle East. In the last part, major trade projects are discussed and how these projects are affected by Israel's policies. The findings show that the Southern Corridor of the Belt and Road Initiative has a fragile structure, the IMEC Project cannot be realized due to security problems, and the Development Road offers a more reliable alternative under current conditions. If security and stability cannot be ensured in the Middle East, it is anticipated that it will be difficult for trade projects to operate permanently and effectively.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    İncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Göçün Kayseri örneğinde güvenlikleştirilmesi

    Sedanur Ocak

    Göç, güvenlikle sıkı sıkıya ilişkilendirilebilen bir olgudur. Gerçekleştirildiği yerde meydana getirebileceği kimi olumsuz etkiler ile güvenliğe tehdit olarak görülebilen göç, güvenlik söylemleri içerisinde yer alarak, güvenliğe tehdit şeklinde nitelendirilip güvenlikleştirilebilmektedir. Bu kapsamda bu çalışmada Kayseri'de göçün güvenliğe tehdit teşkil edip etmediği, eğer güvenliğe bir tehdit teşkil ediyor ise bu tehdidin hangi alanlarda ne gibi bir güvenlik tehdidi meydana getirdiğinin araştırılarak ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Kayseri ilinde güvenlikleştirici aktörler olarak belirlenmiş; Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti, Halkların Demokratik Partisi, Yeniden Refah Partisi, Zafer Partisi, Saadet Partisi Kayseri İl Başkanlığı'ndan ve Göç İdaresi İl Genel Müdürlüğü'nden yetkili kişiler ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek, konu dâhilinde hazırlanmış yarı yapılandırılmış sorulara başvurulmuş ve elde edilen bilgiler betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda bağlam olarak ele alınan Kayseri ilinde göç konusu, yoğun olarak güvenlik meselesi olarak değerlendirilmiştir. Kayseri ilinde yaşayan göçmenler; kente olan etkilerinden kaynaklı ekonomiye, topluma ve çevreye güvenlik tehdidi olarak belirtilmişlerdir. Ayrıca göçün, ekonomik, toplumsal ve çevre alanı ilişkili olarak aktörler tarafından güvenlikleştirme perspektifinden ele alınabilen bir konu olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covid-19'un güvenlikleştirilmesinin ekonomik ve toplumsal alanlarda incelenmesi: Türkiye örneği

    Şahturna Türkaslan

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, insan yaşamını tehdit eden küresel bir sağlık krizine dönüşmüştür. Covid-19 dünyada ticaretten ekonomiye, insani ilişkilerden toplumsal yaşama ve uluslararası ilişkilere kadar tehdit oluşturarak sağlık krizi olmasının ötesine geçmiştir. Salgın, insanların varoluşunu ve devletlerin sürdürülebilirliğini tehdit ederek güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu kapsamda çalışmada; Covid-19 salgınının Türkiye'de güvenlikleştirici aktörler olarak değerlendirilen siyasi partiler içerisinden AKP, MHP, CHP, HDP ve İYİ parti tarafından algılanışı güvenlikleştirme kuramı kapsamında incelenmiştir. Covid-19'un Türkiye'de güvenlikleştirici aktörlerce siyasi söylem içerisinde toplumun varoluşuna dair güvenlik tehdidi olarak çerçevelendiği görülmüştür. Ayrıca salgının ülkede ekonomik ve toplumsal alanlarda da bir tehdit unsuru olduğu ve bu alanlarda olumsuz etkilerinin görüldüğü dolayısıyla salgının ülkenin ekonomik ve toplumsal güvenliğine de tehdit oluşturduğu görülmüştür. Bu tehditle mücadele etmek için alınan olağanüstü önlemlerle de salgın güvenlikleştirilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın, ülkede bir salgın hastalığın güvenlikleştirici aktörler olan siyasi parti elitleri tarafından nasıl güvenlik meselesi olarak ele alındığını ve sağlık alanında ortaya çıkan krizin ülkede ekonomik ve toplumsal güvenliği nasıl tehdit ettiğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Cumhuriyet Döneminde Trabzon'da güvenlik ve emniyet teşkilatı (1923-1945)

    Aleyna Tağıl

    Güvenlik ve emniyet teşkilatları devletlerin var olmalarını sağlayan en büyük kurumlardır. Osmanlı Devleti bu amaçla bünyesinde birçok görevli barındırmıştır ancak I. Dünya Savaşı ile iç düzen bozulmuştur. Milli Mücadele yıllarının ardından Türkiye Cumhuriyeti Anadoluda yeniden bozulan düzeni tesis etmek için çalışmıştır. Bu süreçte emniyet teşkilatlanması ise varlığını devam ettirmeyi başarmıştır. Polis, jandarma ve zabıta kurumları Osmanlı döneminde kurulup Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal eden teşkilatlar olmuşlardır. Bu tez çalışmasında ilk olarak Osmanlı döneminde var olan emniyet yapılanmaları geniş bir şekilde ele alınarak anlatılmıştır. Ardından 1923-1945 yılları arasındaki Trabzon'daki emniyet teşkilatının işlevi, 1923 yılından öncesi ile mukayese edilerek açıklanmıştır. Bilhassa karakolların şehir içerisindeki varlıkları ve üstlendikleri rollerin yanında bölgedeki siyasi yapılanmaların emniyete katkısı, polis eğitimi noktasında yapılan emniyet çalışmaları ve toplumsal düzendeki asayiş meseleleri ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Güvenlik ve sosyal inşacılık bağlamında Suriye Savaşı örneği

    Mesut İnal

    2010'lu yılların başlarından başlayan Arap Baharı, bölgenin siyasal yapısını ve egemenlik yapılarını değiştirerek yeniden güç dengelerinin kurulmasına olanak sağlamıştır. Ortadoğu'daki değişimin mevcut mücadele alanı olan Suriye'de, devam etmekte olan iç savaş hem derin insani dramların hem de uluslararası krizlerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Uluslararası ve bölgesel güçlerin ülkeye müdahaleleri vekalet savaşlarının başlaması ile sonuçlanmıştır. Bu bağlamda değişen güvenlik algıları ve küresel terör krizleri, güvenlik algısının yeniden yorumlanmasını gerektirmiştir. Suriye'de yaşanan savaş çok boyutludur. Burası lokal/bölgesel, ulusal, global güçlerin bir birleriyle, mücadelelerinin iç içe geçtiği bir savaş alanıdır. Suriye iç savaşı aynı zamanda mezhepsel, etnik, kimlik ve ideoloji üzerinden birbiriyle çatışan olguların savaşıdır. Dünya egemen güçlerinin etkisi ve yönlendirmesiyle bölgesel aktörlerin vekalet savaşları, birbirilerine meydan okuduğu bir alan haline gelmiştir. Politik ve ekonomik çıkarlarına ulaşmak ve bölgenin kontrolünde söz sahibi olmak isteyen birçok aktör devlet bulunmaktadır. Bu aktör devletler terör örgütlerini destekleyerek amaçlarına ulaşmak istemektedirler. Bu neticede ortaya çıkan savaşın geleneksel savaşlardan farklılaştığı ve bu yeni savaşın, yeniden yorumlanmasını gerekmektedir. Bu bağlamda, çalışmada Suriye özelinde gerçekleşen vekalet savaşlarının konstrüktivizm çerçevesinde, güvenlik algıları bakımından analizi yapılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Afetlerde güvenli hastaneler ve derecelendirilmesi (Gümüşhane ili örneği)

    İbrahim Kıymış

    Afetler sırasında binalar, tesisler, sistemler, kritik hizmetler ve insanlar büyük ölçüde etkilenmektedir. Afetler meydana geldiğinde hastaneler gibi sağlık tesisleri, toplumun yaşamını ve refahını koruyabilmelidirler. Çünkü sağlık hakkı anayasal bir haktır. Bu yüzden afetlerde yıkılmayan ve hizmet vermeye devam eden güvenli Hastanelere ihtiyaç vardır. Ayrıca güvenli hastaneler başta sağlık hizmeti sunanlar olmak üzere mevcut sağlık tesislerini güçlendirmek için zarar azaltıcı önlemlerin kullanılmasını gerektirmektedir. Mevcut eksikliklerden dolayı gerek duyulan bu çalışmanın amacı, Gümüşhane ilindeki devlet hastanelerinin afetlere karşı güvenlik seviyelerini belirlemek ve hastanelerin mevcut durumlarını ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma tanımlayıcı niteliktedir. Araştırmada 2018 yılında Gümüşhane ilindeki 6 devlet hastanesinin HAP'larının son bölümünde yer alan güvenli hastane bölümü incelenmiştir. Araştırmanın verileri, WHO tarafından 2015 yılında yayımlanan "Hospital Safety Index: Guide for Evaluators" isimli rehber kitapta geliştirilen hastane güvenliğini etkileyen tehlikeler, yapısal güvenlik, yapısal olmayan güvenlik ve acil durum ve afet yönetimi modüllerinden oluşan Güvenli Hastane Kontrol Listesi kullanılarak toplanmıştır. Güncel gereklilikler çerçevesinde uzman görüşlerine başvurularak KBRN-E konusuna 20 soru ve hassas gruplar konusuna 10 soru olmak üzere toplamda 30 soru kontrol listesine dâhil edilmiştir. Güvenli Hastane Kontrol Listesinde yer alan sorularla birlikte toplam 181 soru üzerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda Gümüşhane A Hastanesi'nin Güvenlik Puanı 100 üzerinden 62,50, B Hastanesi'nin 73,90, C Hastanesi'nin 85,55, D Hastanesi'nin 77,15, E Hastanesi'nin 89,50, F Hastanesi'nin ise 87,85 olarak bulunmuştur. Çalışmamızda yapmış olduğumuz hastanelerin afetlere karşı değerlendirme aracı, daha ileri çalışmalar için iyi bir atlama noktası olacağı beklenmektedir.