Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Mermer ocağı faaliyetlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından analizi: örnek bir uygulama

    Vural Gündüz

    Ülkemiz mermer ve doğal taş rezervi, kalitesi ve üretimi bakımından dünyada önemli bir yere sahiptir. Düzenli olarak artan mermer ihracatı ülkemizin en ciddi döviz girdisi sağlayan madencilik ürünlerinden biridir. Mermer ocağı işletmeciliği makine ekipman ve insan gücünün en yoğun ve hacmi en büyük olan doğal yapı taşı işletmeciliğidir. Yoğun iş gücüne dayalı bu işletmelerde çalışanlar birçok tehlike ve risklerle yüzleşmektedirler. Mermer işletmelerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından daha güvenilir olması için kazalar gerçekleşmeden önce risk analizlerinin yapılması ve hemen sonrasında tehlikeli durum ve hataya sebebiyet verici nedenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Bilecik'te faaliyet gösteren bir mermer işletmesinin tüm faaliyet alanlarında Fine-Kinney Risk Analizi yöntemi ile mevcut tehlikeler belirlenerek risk değerlendirmesi yapılacaktır. Ayrıca işletmede uygulanan iş güvenliği kuralları ve daha önce yaşanan iş kazaları ele alınarak eksik olan durumların iyileştirilmesi ve çalışanların bu kazalar ile karşılaşmaması ve risklerin minimize edilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenecektir. Elde edilen sonuçlardan çıkartılacak iş sağlığı ve güvenliğine yönelik iş akışı ve güvelik önlemleri mermer işletmeleri için örnek iş güvenliği rehberi niteliğinde bir çalışma niteliğinde olacaktır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Afet risk algısının afetlerde hazırlık sürecindeki rolü

    İbrahim Kıymış

    Afet riski altında yaşayan insanların afetlere tepkilerini, davranışlarını ve risk kültürlerinin özelliklerini belirlemede ve değerlendirmede kullanılabilecek afet risk algısı ölçeğinin geliştirilmesi, afet risk yönetiminde önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı, bir afet risk algısı ölçeği geliştirmek ve afete hazırlıklı olma üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu nedenle pilot uygulama ve ardından ana uygulama, sırasıyla 359 ve 786 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen tüm katılımcılar 18 yaş ve üstü, Giresun ve Elazığ illerinde ikamet eden ve yakın zamanda deprem, sel ve heyelan yaşamıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel istatistikler, faktör analizi, bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA ve yapısal eşitlik modelleme teknikleri kullanılmıştır. Maruziyet/Etki, Olasılık, Yönetilemezlik, Endişe/Korku, Savunmasızlık olmak üzere 5 boyutta kategorize edilen 25 maddeden oluşan güvenilir ve geçerli bir afet risk algısı ölçeği geliştirilmiştir. Katılımcıların afet risk algıları; eğitim düzeylerine, gelir düzeylerine, yaşadıkları illere ve afet eğitimlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Afet riski algısı ile afete hazırlıklı olma arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0.29; p<0.05). Yapısal eşitlik modeline göre, Maruziyet/Etki (β=0.40; t=5.48; p<0.05) ve Endişe/Korku (β=0.23; t=3.37; p<0.05) değişkenlerinin afete hazırlık üzerinde olumlu ve anlamlı etkileri olmuştur. Gelecekteki çalışmalar için afet risk algısı ölçeğinin farklı afet türlerine göre uygulanması, sonuçlarının değerlendirilmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Halkın nükleer santrallerle ilgili risk, fayda belirsizlik algıları ve bilgi düzeyleri Iğdır ili örneği

    Yakup Çelem

    Yıllar boyunca endüstri ve sanayideki olağanüstü gelişmeleri ile artan insan popülasyonu enerjiye olan talebin yanı sıra, enerji kaynaklarını etkin kullanma ve nükleer enerji gibi verimi ile dezavantajları yüksek olan yeni enerji kaynakları bulunarak kullanması zaruriyetini arttırmıştır. Artısı ve eksisi düşünülerek kullanılması gereken nükleer enerji santrallerini ile ilgili yapılan literatür çalışmaları Türkiye Iğdır İline oldukça yakın bir bölgede konuşlandırılan Metsamor nükleer santralinin; (MNS) ilkel teknoloji ile yapılması, gerekli önleyici önlemlerin yeterince alınmaması ve atık yönetimin doğru yapılmaması gibi sebeplerle çok fazla risk teşkil ettiğini göz önüne sermektedir. Bu çalışmada Iğdır İlinde risk altında yaşayan bireylerin nükleer santrallerle ilgili risk, fayda, belirsizlik algıları ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanarak 400 kişiye demografik veriler, 10 adet evet hayır sorusu ve 5'li Likert ölçeği ile hazırlanan 26 soruluk anket uygulandı. Sonuç olarak; katılımcıların nükleer enerji santralleri, olası risk ve faydaları konusunda yeterli bilgilere sahip olmadıkları, gerekli eğitimlere katılmadıkları (%79.2), kaygı düzeylerinin yüksek olduğu (%72.4), %89.4'ünün nükleer santral kazalarının kargaşaya sebebiyet vereceği düşüncesine sahip olduğu belirlendi. Bu bulgular sonucunda halka daha fazla bilgilendirme yapılması, tatbikatlara kurumların yanı sıra halkın katılımı sağlanarak bilgi ve bilincin artırılarak olası bir kazada neler yapacaklarının bilinmesi ile kaygı düzeylerinin ve kargaşanın azaltabileceği öngörülmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Coğrafi bilgi sistemi tabanlı ekonomik ve finansal risk analizi: Avrupa ve Orta Asya örneği

    Yusuf Kalkan

    Çalışmanın amacı; ICRG rating kuruluşunun belirlediği ekonomik ve finansal riski oluşturan her bir faktörü farklı bir sınıflandırma tekniği kullanarak risk sınıflandırması yapmak ve bu sınıflandırmaya göre ülkerin tematik haritalarını oluşturarak karşılaştırmaktır. Diğer amaç ise ICRG rating kuruluşunun belirlediği ekonomik ve finansal risk faktörlerine göre ülkelerin, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) analiz tekniklerinden biri olan coğrafi ağırlıklı regresyon yöntemini kullanarak dinamik ve görsel sonuçlar ortaya koyacak şekilde ekonomik ve finansal risk haritalarını oluşturmaktır. Bu amaç doğrultusunda International Country Risk Guide (ICRG) derecelendirme kuruluşunun ülke riski modeline göre ülke riski kategorilerinden ekonomik ve finansal riskin içinde yer alan 10 faktör kullanılmıştır. Ekonomik riski belirleyen faktörler; kişi başına düşen GSYİH, reel GSYİH artışı, enflasyon oranı, GSYİH'nın % olarak bütçe dengesi, GSYİH'nın % olarak cari hesap değişkenleri kullanılmıştır. Finansal riski belirleyen faktörlerde ise GSYİH'nın % olarak dış borç, mal ve hizmet ihracatının % olarak dış borç, mal ve hizmet ihracatının % olarak cari hesap, ithalat yapıldığı aylarda net uluslararası likidite, döviz kuru istikrarı değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmada 2018 ve 2019 yıllarını kapsayacak şekilde Avrupa ve Orta Asya'daki 48 ülke belirlenmiştir. Çalışmada bu parametreler kullanılarak Avrupa ve Orta Asya'daki 48 ülkenin 2018 ve 2019 yılları için ekonomik ve finansal risk haritaları, coğrafi ağırlıklı regresyon (CAR) analizi ile oluşturulmuştur. CAR analizi için ArcGIS 10.8 programından yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında yer alan değişkenler CAR analizi yapılmadan önce mekansal otokorelasyonun temel ölçümü olarak Moran's Indeks analizi yapılmış ve ekonomik ve finansal risk bağımlı değişkenlerinin p-değerleri 0,05 anlamlılık düzeyinden küçük olması nedeniyle istatiksel açıdan anlamlı ve pozitif otokorelasyona yani mekansal bağımlılığa sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca kurulan modellerin performansını gösteren düzeltilmiş R2 değerlerinin hem 2018 hem de 2019 yıllarında 0,999 olduğu ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri %99,9 gibi yüksek bir oranda açıkladığı tespit edilmiştir. CAR analizi sonuçlarına göre incelenen ülkelerin risk düzeyi beş sınıfa (çok yüksek risk, yüksek risk, orta düzey risk, düşük risk ve çok düşük risk) ayrılmış ve CAR analizi sonucunda elde edilen ekonomik ve finansal risk puanalarının tahmini (predicted) değerlerine göre risk haritaları oluşturularak daha dinamik, anlamlı ve görsel sonuçlar ortaya konmuştur. Çalışmada elde edilen CAR analizi sonuçlarının ekonomi ve finans alanında CBS tabanlı uygulamaların kullanılabileceği görülmüş ve bu doğrultuda ülkelerin ekonomik ve finansal riskini belirlemede literatüre disiplinler arası yeni bir bakış açısı kazandırılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2021
    THE RELATIONSHIP BETWEEN IN FINANCIAL MARKETS: A RESEARCH ON TURKISH FOOTBALL

    Koc, Pinar

    The purpose of this paper is to analyze the relationship between risk and stock return on the basis of Turkish football teams traded in financial markets. The study consists of two stages. In the first stage, the most suitable GARCH models for the return series were estimated. In the second stage, the estimated GARCH models were used as risk indicators, and the causality relationship between risk and return was tested with the Fourier granger causality test. According to the results of the study, the best model for Fenerbahce is ACGARH (1,1,1) model, the best model Galatasaray is EGARCH model and the best model forTrabzonsopr is APGARCH (1,1,1). In addition, there is causality relationship from risk to stock return.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Afetler için yaygın savunmasızlık ve yerel afet endeksleri hesaplanması: Türkiye illeri örneği

    Ünal Yaprak

    Çalışmanın amacı ülkemiz illerinin afetler kapsamında savunmasızlık ve afetsellik endekslerini elde ederek, bu illerin karşılaşabilecekleri afetlere karşı mevcut durumlarını ve eksiklerini ortaya koyarak karar vericilere yol göstermektir. YAE (Yeral Afet Endeksi) yönüyle, 1995-2016 dönemi genel ortalama endeks değerlerine göre, en yüksek ortalamalı ilk beş ilimiz Erzurum (0,38), Afyon (0,38), Ağrı (0,33), İstanbul (0,30) ve Van (0,25) şeklindedir. YAE için son dönem olan 2011-2016 dönemine bakıldığında ise ilk beş ilimizin Erzurum (0,75), Ankara (0,63), Trabzon (0,58), Van (0,54) ve Muş (0,51) olduğu görülmektedir. YSE (Yaygın Savunmasızlık Endeksi) yönüyle 2000-2017 dönemi genel ortalama endeks değerleri incelendiğinde ise en yüksek endeks değerli ilk beş ilimizin Şırnak (0,54), Hakkâri (0,53), Şanlıurfa (0,52), Ağrı (0,52) ve Muş (0,52) şeklinde olduğu dikkat çekmektedir. Yine YSE için son dönem olan 2015-2017 dönemleri YSE değerlerine bakıldığında, en yüksek endeks ortalamalı ilk beş ilin Şanlıurfa (0,55), Şırnak (0,54), Mardin (0,50), Diyarbakır (0,50) ve Batman (0,50) olduğu görülmektedir. Bunun yanında son dönem için illerimizin % 40,74'ü yüksek savunmasızlık kategorisinde bulunurken % 59,26'sı orta endeks kategorisinde yer almaktadır. Dolayısıyla düşük endeks kategorisinde hiçbir ilimizin bulunmaması dikkat çekmektedir. Çalışma sonuçlarına göre, uluslararası alanda ülkemizin savunmasızlık yönüyle istenilen düzeyde olmadığı görülürken, ulusal alanda ise bilhassa ekonomik ve sosyal yönden az gelişmiş bazı bölgelerin afetlere ve tehlikelere karşı daha savunmasız ve riskli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu bölgelerin, karşılaşılacak bir afette tekrar kalkınması daha zor ve uzun bir süreç olacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Risk, Risk Analizi, Savunmasızlık, Endeks

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Afet risk algısının kültür ve kişilikle ilişkisi

    İbrahim Halil Çelik

    Çalışma kapsamında afet risk algısı ölçeği geliştirip, kültür ve kişilik boyutları ile ilişkili olup olmadığının tespiti, ayrıca afet risk algısının çalışma evrenine alınacak şehirlerde, demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığının ortaya çıkarılması amaçlandı. Çalışma, Muğla ve Van illerinde 18 yaş ve üstü bireylere yapıldı. Çalışma kapsamında, ilk pilot çalışmada 20, belirlenen şehirlerdeki pilot çalışmada 200 ve ana çalışmada 900 kişi olmak üzere, toplam 1120 kişiye ulaşıldı. Çalışma kapsamında dört boyut (Tehdit, Endişe, Kadercilik ve Kontrol edebilirlik) ve 21 maddeden oluşan "Afet Risk Algısı Ölçeği" geliştirildi. Afet risk algısı, kültür ve kişilik ölçeklerinin yapısal eşitlik LISREL 8.7 programında doğrulayıcı faktör analizi yapıldı ve ölçekler doğrulandı. Çalışma modeli kapsamında afet risk algısının, kültür ve kişilik ile ilişkisini incelemek için LISREL programında yapılan analiz neticesinde; kişilik ölçeği uyumluluk boyutunun, afet risk algısı boyutlarının hepsiyle doğrudan ilişkili olduğu, sorumluluk boyutunun, tehdit boyutuyla, yeniliğe açıklık boyutunun kadercilik boyutuyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Kültür ölçeğinin belirsizlikten kaçınma boyutunun, afet risk algısı endişe ve kontrol edebilirlik boyutlarıyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Ayrıca afet risk algısı bağlamında demografik değişkenlerin arasında farklılık olup olmadığı, kültür boyutları bağlamında da yaşanan şehre göre farklılık olup olmadığı araştırıldı. SPSS 25 paket programında, demografik değişkenler için T testi ve ANOVA testi yapıldı. Afet risk algısının yaş, afet yaşanmışlık sayıları ve yaşanan şehir değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi. Kültürün belirsizlikten kaçınma boyutu ile yaşanan şehir değişkeni açısından istatistiksel olarak aralarında anlamlı farklılık tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Risk Algısı Ölçeği, Afet Yönetimi, Kişilik, Kültür

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Toplumun afet risk algısı ve afete hazırlıklı olma durumu: Kocaeli ili örneği

    Ahmet Özdemir

    Afetler tarih boyunca dünyanın her yerinde çok yüksek oranda can ve mal kayıplarının yaşanmasına neden olmuşlardır. Afetleri en az zararla atlatmanın en etkili yolu hazırlık ve zarar azaltma çalışmalarının düzenli ve planlı uygulanmasından geçmektedir. Afet risk algısının bireyler tarafından anlaşılması hazırlık çalışmalarının ilk adımıdır. Risk algısının yükseltilmesi, toplumu afetlere karşı hazırlık yapmaya itecektir. Bu çalışmanın amacı; Kocaeli ilinde yaşayan bireylerin afet risk algısı ve hazırlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılanlar Kocaeli ilinde yaşayan 18 yaş ve üstü 483 bireyden oluşmaktadır. Örneklem basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak yeni bir ölçek geliştirilmiştir. Verileri analiz etmek için istatistik paket programı kullanılmıştır. Aritmetik ortalama, Frekans dağılımı ve yüzde değerleri verilmiştir. Ortalamaları karşılaştırmak amacıyla tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. İlişkilerin incelenmesi için ise basit doğrusal korelasyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; katılımcıların afet risk algı düzeyinin (3,97) yüksek düzey olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların hazırlık düzeyinin (2,74) orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların afet risk algı düzeyleri ile hazırlık düzeyleri arasında, anlamlı düzeyde pozitif yönde doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Risk Algısı, Afetlere Hazırlık

  • MakaleYalnız künye2017Scopus SJRQ2
    The Stranger to Time: What a Collector Stands for in a Hurried Society

    Demir, Sertaç Timur

    City-dwellers who are threatened by the risk of natural or social disasters are in search of safer houses. Each attempt to satisfy their need for safety, however, turns into another version of the security problem; so much so that, escaping from risk itself turns into different (yet nevertheless more powerful) risks. The film 10 to 11 (2009) focuses on the socio-spatial conflict between a stranger and his neighbours who are anxious about a possible earthquake risk in Istanbul. Mithat, the protagonist of the film, is a stranger not only to place but essentially to time. He lives within time and understands place as an essential means loaded by temporal experiences and memories. This paper deals with the multiple dichotomies between time and memory, between risk and fear, between aesthetics and security, and between attachment and profit in the context of urban transformation. The stranger, who is analysed for the first time as a temporal being in this paper, is discussed using Zygmunt Bauman’s concepts of uncertainty and liquid modernity, Richard Sennett’s capitalism, Ulrich Beck’s risk society, Frank Furedi’s culture of fear, Stephen Bertman’s hurried culture, Elias Canetti’s death, Giorgio Agamben’s forgotten and gone, Svetlana Boym’s nostalgia, and Halbwachs, Assmann, Connerton, and Arendt’s memory, as well as around the temporal spaces of museums, bibliopoles, antique shops, and cemeteries.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfWoS1OpenAlex2
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Ekonomik risklilik ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki: Türkiye örneği

    Özlem Sakine Gül

    Bu çalışmanın temel amacı, ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arası ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu amaç bağlamında ekonometrik analizlerle incelenmeler yapılmıştır. Tanım olarak, yatırılabilir kaynakların kişi ve kuruluşlar tarafından bir başka ülkeye taşınması anlamına karşılık gelen yabancı sermaye içerisinde yer alan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının diğer bir yabancı yatırım türü olan portföy yatırımlarından ayrılan kesin sınırları vardır. Geldiği ülkeye aynı zaman üretim, teknoloji, işletme bilgisini ve teknik sırları da getiren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bunların yanında dezavantajları da bulunmaktadır. Ülkede riskli bir durumla karşılaşılması halinde ülkeden ayrılması zor olan bu yatırımların zararlı atıkların yatırım yapılan ülkede kalması sonucu oluşan hayat kalitesindeki düşüşte bir başka zararıdır. Böylelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımları geniş bir perspektifte kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının girişini etkileyen enflasyon, reel döviz kuru ve cari açık kavramları ele alınmış ve bu değişkenlere ait veriler tablolaştırılmıştır. Ekonomik altyapının gücünü gösteren ekonomik risk kavramı diğer bir bölümde ele alınmıştır. Politik, ekonomik ve siyasi olmak üzere genel olarak üç gruba ayrılan ülke riski uluslararası arenada büyük önem arz etmektedir. Ekonomik riski etkileyen unsurlar ile aradaki ilişki açıklanmıştır. Ülkeler için bu denli önemli olan ülke riski ölçümü yapan kurumlara değinilmiş ve puanlamaları ile ilgili açıklamalar verilmiştir. Ülke riskini ölçen kurumların başında kredi derecelendirme kuruluşları ve ICRG-PRS gelmekte; ülke notları doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yönünü belirlemektedir. Bu çalışmada, ülke risk bileşeni olan ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile makro ekonomik değişkenler arasındaki ilişki Stata 11 paket programı aracılığıyla zaman serisi analizi ile test edilmiştir. Çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımları, ülke riskinin bir alt bileşeni olan ekonomik risk değişkeni ile reel döviz kuru, enflasyon ve cari açık verileri kullanılmıştır. Bu değişkenler 2003:1 - 2014:4 arası çeyreklik veriler şeklinde ele alınmıştır. Yapılan model tahmin sonuçlarına göre; ekonomik risk, cari açık ve enflasyon, DYSY'yi pozitif yönde; reel döviz kuru ise negatif yönde etkilemektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarına göre; ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Çalışmada aynı zamanda DYSY'den enflasyona ve enflasyondan cari açığa doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Ülke riskinin hisse senedi getirilerine etkisi: Borsa İstanbul'a kayıtlı ticari bankalar üzerine bir uygulama

    Hüseyin Enes Erkoçak

    Günümüz sermaye piyasalarında, küreselleşmenin etkisiyle yabancı sermayenin ekonomik kalkınmaya olan katkısı daha iyi anlaşılır hale gelmiştir. Ülkeler, sınır ötesi ekonomik ilişkilerin geliştirilebilmesi ve yabancı sermayenin çekilebilmesi için uluslararası alanlarda daha karlı pazar arayışları içine girmektedir. Bu durum yatırımcılara farklı sektörlerde yeni iş olanakları sunma, ithalat ve ihracatı artırma gibi katkılar sağlamaktadır. Ancak yatırımcılar sınır ötesi yatırımları ile kar elde etmek isterken, katlanmaları gereken riskler artmakta ve yatırımlarından kaynaklanan ülke riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar.Ülke riskinin hisse senedi getiri oranlarına etkisini konu alan bu çalışmanın amacı; ülke riskinin Borsa İstanbul (BIST)'da işlem gören ve bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 adet ticari bankanın hisse senedi getiri oranlarını nasıl ve ne ölçüde etkilediğini test etmektir. Araştırma 2003–2013 yılları arasındaki 11 yıllık süreyi kapsamaktadır. İlgili dönemlerde, kullanılan bankaların 3'er aylık verileri ile International Country Risk Guide (ICRG)'den temin edilen ülke riski primleri panel veri analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'de 2003–2013 yılları arasındaki 11 yıllık dönemde ülke riskinin ve ülke riski bileşenlerinden ekonomik risk primi ve politik risk priminin BİST' 100 endeksine kayıtlı ticari bankaların hisse senedi getiri oranlarını negatif etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ülke Riski, Ekonomik Risk, Politik Risk, Finansal Risk, Hisse Senedi Getirileri, Ticari Bankalar