Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Afet sonrası sıcak yemek üretiminde kullanılabilecek kamusal alanların değerlendirilmesi

    Furkan Bozkurt

    Afetler niteliği ve meydana geliş yeri öngörülemeyen, ortaya çıktıklarında ise maddi ve manevi açıdan ciddi kayıplara neden olan, olağan yaşamı kontrol edilmesi güç bir hale getiren olaylardır. Afetler sonrasında ortaya çıkan kaotik ortam, temel yaşam gereksinimlerinin karşılanmasını zorlaştırmakta ve bu durum, beslenme ihtiyacını diğer yaşamsal hizmetlerle birlikte öncelikli hale getirmektedir. Depremler, seller, yangınlar ve benzeri olaylar sonucunda gıda tedarik zinciri bozulabilmekte, temiz suya erişim kısıtlanabilmekte ve besin değeri yüksek, güvenli gıdaya ulaşım ciddi bir sorun haline gelebilmektedir. Bu süreçte, acil durum gıda dağıtımı, sıcak yemek üretimi ve güvenilir su temini gibi hizmetler kapsamlı bir planlama ve koordinasyon gerektirir. Olası afet durumlarında ihtiyaçların hızlı ve güvenli şekilde karşılanabilmesi için mevcut toplu beslenme alanları, okul ve yurt yemekhaneleri gibi altyapının etkin kullanımı tercih edilmektedir. Bu alanların kullanılabilirliğinin önceden belirlenmesi, beslenme ihtiyacının hızlı ve sürdürülebilir şekilde karşılanabilmesi açısından önem taşımaktadır. Literatür incelemeleri kapsamında birçok ilde sıcak yemek üretim alanlarında depolama, hijyen, iş gücü ve fiziki altyapı eksiklikleri gibi sorunların bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Sivas ili Merkez ilçesinde ihtiyaç halinde kullanılabilecek sıcak yemek üretim alanlarının, uzman görüşleriyle belirlenen kriterler doğrultusunda kullanılabilirlik sıralamasını yapmak amacıyla tasarlanmıştır. ÇKKV yöntemlerinden BWM ve CRITIC ile kriter ağırlıkları hesaplanmış, ardından TOPSIS yöntemi ile alternatifler değerlendirilmiştir. Bulgular, uzman görüşlerine dayalı analizlerde kapasite odaklı, nesnel verilere dayalı analizlerde ise altyapı odaklı önceliklerin öne çıktığını göstermektedir. Böylece farklı ağırlıklandırma yaklaşımlarının aynı problemde farklı sonuçlara yol açabileceği ortaya konulmuştur. Bu proaktif yaklaşımın, afet sonrası süreçte hızlı ve etkili insani yardım operasyonlarına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yedisu fayı kaynaklı depremden etkilenmesi muhtemel illerin sosyal dirençliliğinin değerlendirilmesi

    Mesut Kaman

    Bu çalışma, Yedisu Fayı kaynaklı olası bir depremden etkilenmesi muhtemel Batman, Bayburt, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Muş ve Tunceli illerinde toplumsal dirençlilik düzeylerini çok kriterli karar verme teknikleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirmektedir. Sosyo-demografik, ekonomik, katılım, güvenlik ve sağlık boyutlarını kapsayan göstergeler kullanılmış; göstergelerin nesnel önem ağırlıkları CRITIC yöntemiyle belirlenmiş ve illerin göreli dirençlilik sıralamaları TOPSIS yöntemiyle elde edilmiştir. Ayrıca ağırlık duyarlılığını değerlendirmek amacıyla CRITIC tabanlı ağırlıklar ile eşit ağırlık yaklaşımı karşılaştırılmıştır. Bulgular, aidiyet/yerel bağ göstergesinin en yüksek bilgi içeriğine sahip olduğunu; yoksunluk ve yaş yapısı gibi kırılganlık unsurlarının da dirençliliği belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. CRITIC tabanlı TOPSIS sonuçlarına göre Erzurum en yüksek dirençlilik derecesiyle ilk sırada, Batman ise son sırada yer almıştır. Eşit ağırlık senaryosunda Bayburt birinci, Erzurum ikinci sırada konumlanmıştır. Çalışma, yalnızca altyapısal kapasiteye değil, sosyal sermaye, aidiyet ve yoksulluk dinamiklerine dayalı çok boyutlu bir dirençlilik çerçevesi sunarak, düşük performanslı illerde hedefli sosyal koruma, afet eğitimi ve yerel kapasite güçlendirme programlarının önceliklendirilmesine yönelik karar süreçlerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afet yönetiminde sürdürülebilir kurumsal dirençlilik endeksinin geliştirilmesi: Türkiye AFAD örneği

    Sümeyye Özbey

    Kurumlar, afet ve acil durumlarla başa çıkmanın temel yapı taşlarıdır. Kurumsal yetersizlikler, acil durumların afete dönüşmesine neden olurken aynı zamanda afetlerin ekonomik, sosyal ve fiziksel etkilerini artırmaktadır. Afet dirençliliğine yönelik geniş bir literatür bulunmasına rağmen, afetlerde kurumsal dirençliliğe odaklanan, kurumların afetlere yanıt verme dinamiklerini etkileyen faktörleri inceleyerek nicel bir değerlendirme ölçütü sunan araştırma eksikliği bulunmaktadır. Bu nedenle çalışma kapsamında, kurumların afet ve acil durumlara yönelik örgütsel hazırlık düzeyini değerlendirmek amacıyla Kurumsal Dirençlilik İndeksi (Institutional Resilience Index – IRI) modeli geliştirilmiştir. IRI etkileyen 55 faktör, Delphi yöntemiyle uzman görüşlerine dayalı olarak belirlenmiştir. Geliştirilen IRI modeli, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) örneğinde hem geçmiş hem de olası gelecekteki afet senaryolarında il düzeyinde test edilmiştir. İlk senaryoda, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde görev alan il AFAD müdürlüklerinin gerçekleşmiş bir afete yönelik kurumsal dirençlilikleri değerlendirilmiştir. İkinci senaryoda ise, Yedisu Fay Zonu üzerinde bulunan Erzincan, Tunceli ve Bingöl illerinde muhtemel bir deprem senaryosuna yönelik olarak AFAD il müdürlüklerinin kurumsal dirençliliği analiz edilmiştir. IRI modeli ile elde edilen sıralama sonuçları, TOPSIS ve MARCOS yöntemleriyle karşılaştırılarak doğrulanmış; ayrıca Monte Carlo simülasyonu ile duyarlılık analizi yapılmış ve kriter ağırlıklarındaki değişimlerin sıralamalar üzerindeki etkisi test edilmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen endeksin afetlerde görevli kurumların dirençlilik düzeylerini değerlendirmede kullanılabilir olduğuna ulaşılmıştır. Ayrıca endeks, geçmiş afet deneyimlerini anlamada ve gelecek senaryolar için kırılganlık unsurlarını öngörerek politik ve uygulama düzeyinde atılabilecek öncelikli adımlara yönelik bir karar destek mekanizması sunar. Böylelikle önerilen model kurumun örgütsel öğrenme süreci için güçlü bir katalizör olarak kurumsal dirençliliğin artırılmasında kullanılabilir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Çok kriterli karar verme yöntemleriyle finansal performansın değerlendirilmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama

    Onur Öksüz

    Bu çalışma, finansal performans analizinde kullanılan ÇKKV yöntemlerini paradigma ve kriter seçimi boyutlarıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Borsa İstanbul'da Gıda, İçecek ve Tütün sektöründe faaliyet gösteren şirketlere ait 2021-2023 dönemi verileri esas alınmış; muhasebe ve değer temelli göstergelerden oluşan üç farklı kriter seti kullanılmıştır. Kriterler, Entropi yöntemiyle ağırlıklandırılmış; finansal performans düzeyleri ARAS, WASPAS, VIKOR, TOPSIS ve EDAS yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Bulgular, istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş ve farklı boyutlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, tercih paradigmalarının ÇKKV yöntemleri arasındaki benzerlik veya farklılığı açıklamakta yeterli olmadığı; ÇKKV yöntemlerinin kriter seti değişimine farklı düzeylerde duyarlılık gösterdiği; şirketlerin muhasebe ve değer bazlı finansal performans düzeylerinin farklılaşabildiği ve şirketlerin finansal performans düzeyini ayırt etmekte değer bazlı performans göstergelerinin güçlü bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sezgisel Bulanık TOPSIS yöntemiyle finansal performans analizi: Bankacılık sektöründe bir uygulama

    Vahide Yalçın

    Finansal sistemin en önemli unsuru olan bankalar ülke ekonomileri için hayati öneme sahip kurumlardır. Bankaların göstereceği performans ülke ekonomilerinin göstereceği performansın belirleyicisi konumundadır. Bu nedenle bankacılık sektörünün performansını sürekli analiz etmesi ve bu analizler ışığında zayıf ve güçlü yönlerini belirleyerek bu doğrultuda performansında sürekli iyileştirmeler yapması gerekmektedir. Bu çalışmayla, Türkiye'de faaliyet gösteren yerli ve yabancı bankaların finansal performanslarının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, bankaların finansal performansını analiz etmek için Sezgisel Bulanık TOPSIS yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada bankaların 2019-2022 yılları arasında 4 yıllık süredeki performansını belirlemek için bilançolardan elde dilen 14 finansal oran kriter olarak kullanılmıştır. Kriter ağırlıkları entropi yöntemiyle belirlenmiş olup her yıl için ayrı ayrı performans sıralaması yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, yapılan değerlendirmede genel itibariyle en iyi performans gösteren banka ING Bank olurken, en kötü performans gösteren banka ise Halkbank olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Hata türü ve etkileri analizi temelli bütünleşik çok kriterli karar verme teknikleri ile madencilik sektöründe risk değerlendirmesine yönelik bir uygulama

    Ebru Güleç

    Madencilik sektörü mesleği gereği birçok tehlikeyi ve riski barındırmaktadır. Risklerin yönetilemediği durumlarda çok sayıda kaza ve can kaybı oluşmaktadır. Yapılan literatür incelemelerine göre maden kazalarının büyük bir kısmı; iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince yapılmaması, işverenlerin maliyeti düşürme çabası, çalışanlar üzerinde üretim baskısının oluşturulması, çalışanlara yeteri kadar eğitim verilmemesi, kişisel koruyucu ekipmanların yetersiz oluşu, erken uyarı sistemlerindeki aksaklıklar gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bu gibi nedenlerin sonucunda oluşan maden kazalarının da etkileri büyük olmaktadır. Maden kazaları oluşmadan önce yapılan etkili bir risk yönetimi ile bu süreci başarılı bir şekilde yönetmenin mümkün olacağı bilinmektedir. Yapılan literatür taramasına göre maden ocaklarında hata türü ve etkileri analizi yöntemi ile madencilik sektöründe risk değerlendirmesine yönelik uygulama çalışmalarının az sayıda olması çalışmanın motivasyonunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, madencilik sektöründeki risk faktörlerinin belirlenmesi ve ortaya çıkan risklere çözüm önerilerinin getirilmesidir. İlk aşamada Hata Türü ve Etkileri Analizi ile riskler belirlenmiştir. İkinci aşamada ise riskler sıralanarak kriter ağırlıklandırılması AHP yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Önem düzeyi en yüksek kriter "Madenlerde nitelikli personel ve uzman eksikliği" olarak tespit edilmiştir. Ardından söz konusu risklerin ortadan kaldırılması amacıyla çözüm önerileri çalışmanın alternatifi olarak belirlenmiş ve TOPSIS yöntemi ile sıralanmıştır. Bu doğrultuda "çalışan personelin nitelikli olması" risklerin ortadan kaldırılmasında etkisi en yüksek alternatif olarak tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ülkelerin tıbbi görüntüleme cihazlarına erişiminin çok kriterli karar verme teknikleriyle değerlendirilmesi

    Arzu Aydın

    Tıbbi görüntüleme cihazları, sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanmasında ve yüksek riskli hastalıkların yönetiminde kilit unsurlardan biridir. Bu araştırma OECD ve AB üyesi/aday ülkelerin tıbbi görüntüleme cihazlarına erişim performansının çok kriterli karar verme teknikleriyle değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yüksek maliyetli üç tıbbi görüntüleme cihazına ilişkin (BT, MR ve PET) 2018-2020 yılları arasındaki veriler doğrultusunda ve dokuz kriter bağlamında 26 ülke değerlendirilmiştir. Ülkeler üç aşamalı analizle performans sıraları (CoCoSo), sınıfları (FlowSort) ve benzerlikleri (K Ortalamalar) saptanmıştır. Çalışma sonucunda, 26 ülkenin performansında en belirleyici kriterin bin kişiye düşen PET görüntüleme sayısı olduğu; tıbbi görüntüleme cihazlarına erişim performansı en yüksek iki ülkenin ABD ve Güney Kore, en düşük iki ülkenin Sırbistan ve Macaristan olduğu; performans sırası en düşük beş ülke içerisinde ve düşük performans grubunda yer alan İsrail, Macaristan ve Türkiye'nin benzer yapıda ülkeler olduğu ve ortalamaya göre 15 ülkenin yüksek performans grubunda yer aldığı tespit edilmiştir. Ülkelerin en çok eşitsizlikler yaşadığı PET görüntüleme cihazına erişiminin, planlama veya strateji geliştirilmesi gereken politika alanlarından biri olarak görülmektedir. Ülkelerin tıbbi teknoloji kaynaklarını nüfus, hastalık yükleri ve cihazın kullanım sıklığı göz önünde bulundurarak dağılımını gerçekleştirmesinin erişimde yaşanan eşitsizlikleri iyileştireceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki engellerin aşılmasında Blockchain etkilerinin çok kriterli karar verme teknikleriyle analiz edilmesi

    Mehmet Zahit Hanzade

    Bu çalışmada sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki engelleri belirlemek, ağırlıklandırmak ve engellerin aşılmasında Blockchain teknolojisinin faydalarının etkilerini analiz etmek amaçlanmıştır. Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki engeller literatürdeki çalışmalar ve uzmanlarla görüşmeler ile belirlenmiştir. Engellerin ağırlıkları ÇKKV yöntemlerinden Best-Worst Method (BWM) yöntemi ile tespit edilmiştir. Engellerin aşılmasında hangi blochchain faydasının ne kadar etkili olabileceği ise ÇKKV yöntemlerinden Evaluation Based on Distance from Average Solution (EDAS) yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki en önemli engeller "Yeni teknolojiye direnç gösterme ve mevcut teknolojiye bağlılık, Yeşil veya çevreci etiketli ürünlerin yetersizliği, Tedarikçiler ve paydaşlarda çevre ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi (STZY) bilinci eksikliği" olarak belirlenmiştir. Ayrıca bu engellerin aşılmasında en etkili Blockchain faydalarının ise sırasıyla Merkeziyetsizlik, Denetlenebilirlik ve Şeffaflık olduğu görülmüştür. Ayrıca sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi engellerinin aşılmasında Blockchain teknolojisinin alışılmışın dışında çözümler sunduğu ve tedarik zinciri yönetimlerindeki boşlukları faydalı bir biçimde doldurarak sürdürülebilir hale getirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Blockchain, ÇKKV, Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yeşil liman olabilme potansiyelleri açısından limanların ANP-BOCR Yöntemi ile değerlendirilmesi

    Büşra Keske

    Çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren limanların yeşil liman olabilme potansiyellerinin değerlendirilmesidir. Bu bağlamda öncelikle kapsamlı bir literatür araştırması gerçekleştirilmiş ardından alınan uzman görüşleri doğrultusunda yeşil liman performansını etkileyen kriterler belirlenmiştir. Çalışmanın alternatiflerini 2020 yılı sektör raporu verilerine göre bölgesel bazda konteyner (TEU) elleçlemesi en yüksek liman başkanlıkları kapsamında yeşil liman sertifikasına sahip olmayan limanlar oluşturmuştur. Önerilen model ile bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımı olan ANP-BOCR yönteminden yararlanılarak kriterlerin ağırlıkları tespit edilmiş ardından alternatiflerin sıralaması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, en yüksek ağırlığa sahip olan kriter, hava kirliliğini azaltmak (0,049), en düşük ağırlığa sahip kriterler ise liman ücretlerinde ceza fiyatlandırması yapılmaması (0,015) ile soğuk ütüleme ve gemi hızı düşürme teknolojisi kullanılması (0,015) olarak tespit edilirken Mersin International Port (0,055) en yüksek ağırlığa sahip alternatif olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Blokzincir teknolojilerinin COVID-19 kapsamında afet risk yönetimi süreçlerindeki uygunluğunun değerlendirilmesi yönelik çok kriterli karar verme yaklaşımı

    Sümeyye Yanılmaz

    Afet ve acil durumlar sosyal olarak yaratılan riskin sonuçlarıdır. Ulusal sınırların ötesinde küresel etkiler yaratmaktadır. Çin'de başlayan Covid-19 pandemisinin tüm dünya'yı ekonomik, sosyal ve politik bir biçimde etkilemesi afetlerin sadece ulusal değil uluslararası bir sosyal sorun olduğunun kanıtı niteliğindedir. Biyolojik bir afet olan Covid-19 salgınıyla mücadele edebilmek ve gelecekteki benzer pandemi olaylarına hazırlık için afet yönetiminin bütün aşamalarına yönelik önlemlerin eşgüdümlü yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle herhangi bir afet veya acil durumla mücadelede sınırların ötesinde uluslararası işbirliği, paydaş katılımı, teknoloji transferi, ulusal durum bilgilerinin güncel ve şeffaf sunumu önemlidir. Blokzincir Teknolojiler (BT), kullanıcıların erişimine açık, aracıları ortadan kaldıran şeffaf, izlenebilir ve güvenilir bir ağ yapısı niteliğinde veri tabanıdır. İlk olarak 2008 yılında finans alanında kullanılmaya başlanmış ancak süreç içinde birçok kullanım alanı bulmuş olmasına rağmen afet ve acil durumlarda kullanımı hala daha çok yenidir. Bu nedenle çalışmanın amacı BT'nin Covid-19 pandemisi kapsamında afet risk yönetimi süreçlerindeki etkinliğinin Analitik Ağ Süreci Yöntemi ile değerlendirilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Blokzincir Teknoloji'sinin Covid-19 pandemisiyle mücadelede potansiyel faydası en yüksek kriter geliştirilmiş otomasyon ve programlanabilirlik iken risk yönetimi aşamasında entegrasyonunun en etkin olduğu süreç rehabilitasyon olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Otomotiv endüstrisi için en uygun açık inovasyon modelinin belirlenmesi: Bir çok kriterli karar verme yaklaşımı

    Ayşe Demir

    Bu çalışmada, otomotiv endüstrisi için en uygun açık inovasyon modelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Açık inovasyon model seçimi probleminin çözümü için Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımlarından yararlanılmıştır. Önerilen yaklaşıma göre, öncelikle ilgili literatürdeki çalışmalar doğrultusunda tespit edilen kriterlerin ağırlıkları AHP yöntemi ile belirlenmiş ve ardından VIKOR tekniği ile alternatiflerin sıralaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, en fazla öneme sahip açık inovasyon model seçim kriterleri sırasıyla; yeni pazarlara erişim (0.134), maliyet azaltma (0.129) ve eğitim ve teşvik politikaları (0.119) olarak belirlenmiştir. Ayrıca, otomotiv endüstrisi için en uygun modelin karma açık inovasyon olduğu tespit edilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2019
    Basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeler ve karar verme metotları

    Ali Köseoğlu

    Bu çalışmanın amacı literatürde var olan sezgisel çarpımsal kümeleri neutrosophic kümelere genelleyerek basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeleri tanımlamak ve tanımlanan bu kümeleri çok kriterli karar verme problemlerine uygulamaktır. Bulanık kümeler, sezgisel bulanık kümeler ve neutrosophic kümeler belirsiz ve yetersiz bilgi içeren problemlerin çözümünde sıklıkla kullanılan kavramlardır. Bu kümelerin karakteristik fonksiyonlarının görüntüsü [0,1] aralığında tanımlanmıştır. Bu aralık, problem bilgileri sayısal değerlere atanırken düzgün dağılımlı ve simetrik olarak ölçeklendirilmektedir. Fakat günlük hayatta karşılaşılan problemler, düzgün dağılmayan ve simetrik olmayan bir biçimde belirlenmesi gereken bilgiler de içermektedir. Bu tip bilgileri günlük hayat problemlerine uygulayabilmek için ise problem bilgilerini simetrik olmayan ve düzgün dağılmayan [1/9,9] aralığında değerlendiren çarpımsal tercih bağıntıları tanımlanmıştır. Daha sonra bu bağıntılar, sezgisel çarpımsal tercih bağıntılarına (SÇTB) genellenerek sezgisel çarpımsal küme (SÇK) kavramı tanımlanmıştır. SÇK gerçek hayat problemlerine uygulanabilir olsa da kümenin tereddüt derecesinin üyelik ve non-üyelik derecelerine bağlı olması, bu problemlerdeki değerlendirme bilgilerini sağlayan karar vericileri (KV) kısıtlamaktadır. Bu durumun üstesinden gelebilmek için bu çalışmada SÇK, basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal kümeye (BNÇK) genelleştirilmiştir. Bunu yapmak için ilk olarak BNÇK'ler ile onların bazı özellikleri verilmiştir. Ayrıca, basitleştirilmiş neutrosophic çarpımsal sayı (BNÇS) kavramı tanımlanarak, temel cebirsel işlemleri sunulmuştur. Daha sonra BNÇS işlemleri kullanılarak uzaklık ölçüleri ve ortalama operatörleri tanımlanmıştır. Önerilen BNÇK yaklaşımının çok kriterli karar verme (ÇKKV) problemlerindeki etkisini göstermek için BNÇS'ler TODIM metoduna uygulanarak BNÇ-TODIM metodu geliştirilmiştir. Ayrıca, ÇKKV problemlerinde kriter ağırlığını belirleyen için su dolum teorisi tabanlı bir metot sunulmuştur. Son olarak, tanımlanan kümenin SÇK'ye üstünlüğünü göstermek için sayısal bir örnek verilmiş, SÇK'ler kullanılarak bir karşılaştırma analizi yapılmış ve bütün sonuçlar detaylı bir şekilde yorumlanmıştır.