Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1
    Thermochemical Activation of Lightweight Slag–Perlite Alkali-Activated Slag (AAS): Overcoming Aggregate Brittleness and Sulfate Degradation

    Eker, Hasan; Demir Şahin, Demet

    The successful realization of a circular economy in the cement industry, coupled with a substantial reduction in carbon emissions, relies on the development of sustainable alternative binder systems. This study investigated the physicomechanical performance and sulfate resistance of composites produced by alkali activation of natural perlite and blast furnace slag. The aim of the research was to improve mechanical properties under low- and medium-alkalinity conditions (5–10 M NaOH). The samples were cured at an ambient temperature of 20 °C and then treated with heat at 60 °C. These samples were then mechanically processed and subjected to five soak–dry cycles in 5% and 10% Na2SO4 solutions. The results showed that heat treatment resulted in the formation of a dense C-A-S-H gel, increasing compressive strength approximately eightfold, from 11.64 MPa to 92 MPa. However, perlite’s porous and brittle structure limits its flexural strength to 0.27 MPa; this value is insufficient for structural applications. Under severe sulfate attack (10% Na2SO4), samples cured at ambient temperature showed a 12% mass increase in the first cycle due to solution infiltration into capillary voids. As a consequence of extensive ettringite and gypsum formation, the specimens experienced severe deterioration, resulting in a complete loss of mechanical integrity and a residual compressive strength of 0 MPa. In contrast, heat-treated samples showed limited ion diffusion due to a denser matrix and an improved aggregate interface transition zone, resulting in a 2.6% mass increase and a residual compressive strength of 5.17 MPa. Consequently, the obtained findings indicate that thermally treated alkali-activated slag–perlite composites exhibit high resistance against sodium sulfate attack and may have potential for use in specific industrial environments with high sulfate concentrations. However, the performance of these materials under more complex aggressive conditions, such as mining environments involving magnesium sulfate exposure and acidic drainage waters, should be further validated through future studies.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfScopus1WoS1OpenAlex1
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Maden kapanmasında sosyal etki değerlendirmesi: Gümüşhane ilinde bir araştırma

    Işıl Esra Pınarbaşı

    Madencilik sektörü, modern yaşamın sürdürülebilirliği için gerekli hammaddeleri sağlamada kritik bir role sahiptir. Ancak bu süreç, yalnızca ekonomik katkılarla sınırlı kalmayıp çevresel ve sosyal boyutlarıyla da çok yönlü etkiler doğurmaktadır. Özellikle maden sahalarının açılması ve kapatılması aşamaları, yerel halk üzerinde kalıcı etkiler bırakabilmektedir. Bu bağlamda çalışma, uzun yıllardır madenciliğin sürdüğü ve gelecekte de sürmesi muhtemel olan Gümüşhane ilinde, maden kapanmalarının yerel halk üzerindeki sosyal etkilerini Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) yaklaşımıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Nitekim bölgede bulunan üç maden sahasından ikisinin yakın zamanda kapatılmış olması, bu etkilerin daha görünür hale gelmesine neden olmuştur. Araştırma kapsamında, öncelikle Gümüşhane'deki madencilik sektörü paydaşları tanımlanarak gruplandırılmıştır. Ardından bu paydaşlarla gerçekleştirilen yüz yüze mülakatlardan elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, maden kapanmalarının işsizlik, göç ve toplumsal huzursuzluk gibi çeşitli sosyal etkilere yol açtığını göstermektedir. Ayrıca, maden kapanma süreçlerinin yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda çevresel bozulmalarla birleşerek sosyal etkileri daha da derinleştirdiği belirlenmiştir. Sürece ilişkin karar alma mekanizmalarında yerel paydaşlara yeterince yer verilmemesi, halkın kapanma süreci hakkında yeterli bilgiye sahip olamamasına neden olmuş; bu durum ise toplumsal düzeyde sürece karşı ilgisizlik ve duyarsızlık oluşmasına yol açmıştır. Çalışmanın sonuçları, madencilik faaliyetlerinin sonlandırılmasına yönelik süreçlerin, sosyal etkileri önceden dikkate alacak biçimde planlanması ve yerel halkın katılımının kurumsal yapılarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ3
    Electricity in Ottoman Commercial Enterprises as a New Power Source

    Damlibag, Fatih

    Until the last quarter of 19th century, steam power was the only available source of power for commercial enterprises. But this power required large amounts of investment. This requirement limited the spread of mechanization. But the invention of electrical motors changed the situation. With its practical usage opportunities, electricity took attention of several commercial enterprises in the Ottoman Empire. According to former steam power, electricity provides both usage easiness and lesser cost opportunity to commercial enterprises. Thanks to electrical engines, relatively small businesses were also able to take decision of mechanization. In this article, there were shown examples from six sectors, who wanted to benefit from electricity in their activities. Entrepreneurs made investments in mining, logistics, jewelry, transportation, ginning and milling, for this new technology. With electricity investments, entrepreneurs wanted to reach seven advantages that there were communication possibility, safer working environment, energy efficiency, better lighting, easy utilization, reduced cost and increased productivity. As to the Ottoman government's approach to these entrepreneurs, the officials did not always eagerly meet their demands. Most of the custom officials were reluctant to accept electrical appliances into the country. But in the end, demands of entrepreneurs were mostly accepted by the government. For the control of these demands, the Ottoman Empire wanted both the purpose of each request and the person responsible for that request to be clearly determined.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleYayıncıda açık erişim2025
    The Effect of Heavy Metals in Mining Emissions on Worker’s Blood Lead Levels: A Case Study of The Gumushane Zn-Pb Mine, Turkey

    Bozbeyoğlu, Pınar; Doğan, Onur; Budak, Burhan

    The wastewater from mining facilities contains toxic elements such as arsenic (As), cadmium (Cd), chromium (Cr), manganese (Mn), zinc (Zn), and lead (Pb). If not disposed of correctly, it can lead to environmental pollution in case of accidents or overflow. Lead-zinc mining activities pose a significant risk of high blood lead levels (BLLs) among workers. Therefore, monitoring the blood lead levels of workers exposed to these heavy metals, especially lead, is crucial. This study aims to determine the levels of potentially harmful elements in the wastewater dam of the largest Zn-Pb mine in the Black Sea Region. It also seeks to assess the environmental and human health risks comprehensively. Additionally, the study aims to establish a relationship between the levels of lead in the mining wastewater in Gumushane and the lead levels accumulated in the blood of workers exposed to this metal. The study analyzed heavy metals such as As, Zn, Cu, Sb, and Pb in mining wastewater using Inductively Coupled Plasma – Mass Spectrometer (ICP-MS). The results indicated high levels of Pb in the studied wastewater. Furthermore, the blood lead levels of workers in the mining area (n=30; mean: 7.42 μg/dL) exceeded background levels (>40 μg/dL). These results suggest a significant relationship between the presence of lead in wastewater and high lead levels in the blood of individuals with high exposure to concentrated lead.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfScopus1
    ScopusTR Dizinİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Mermer ocağı faaliyetlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından analizi: örnek bir uygulama

    Vural Gündüz

    Ülkemiz mermer ve doğal taş rezervi, kalitesi ve üretimi bakımından dünyada önemli bir yere sahiptir. Düzenli olarak artan mermer ihracatı ülkemizin en ciddi döviz girdisi sağlayan madencilik ürünlerinden biridir. Mermer ocağı işletmeciliği makine ekipman ve insan gücünün en yoğun ve hacmi en büyük olan doğal yapı taşı işletmeciliğidir. Yoğun iş gücüne dayalı bu işletmelerde çalışanlar birçok tehlike ve risklerle yüzleşmektedirler. Mermer işletmelerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından daha güvenilir olması için kazalar gerçekleşmeden önce risk analizlerinin yapılması ve hemen sonrasında tehlikeli durum ve hataya sebebiyet verici nedenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Bilecik'te faaliyet gösteren bir mermer işletmesinin tüm faaliyet alanlarında Fine-Kinney Risk Analizi yöntemi ile mevcut tehlikeler belirlenerek risk değerlendirmesi yapılacaktır. Ayrıca işletmede uygulanan iş güvenliği kuralları ve daha önce yaşanan iş kazaları ele alınarak eksik olan durumların iyileştirilmesi ve çalışanların bu kazalar ile karşılaşmaması ve risklerin minimize edilebilmesi için alınması gereken önlemler belirlenecektir. Elde edilen sonuçlardan çıkartılacak iş sağlığı ve güvenliğine yönelik iş akışı ve güvelik önlemleri mermer işletmeleri için örnek iş güvenliği rehberi niteliğinde bir çalışma niteliğinde olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Maden sektörü çalışanlarında acil durum farkındalığının araştırılması

    Gizem Aktaş

    İş sağlığı ve güvenliği, çalışma ortamında gerçekleşmesi muhtemel olan risklere karşı çalışanların korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasını ifade eden bir kavramdır. Dolayısıyla bu alanda yapılan çalışmalar çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumayı amaçlar. Bu çalışmalar kapsamında işyerlerinde ilgili yönetmeliklere göre risk analizleri yapılmalı, acil durum eylem planları hazırlanmalı, iş yerlerinin tehlike sınıfları göz önünde bulundurularak çalışanların acil durumlar hakkında bilinçlenmesi sağlanmalıdır. Meydana gelebilecek acil durumlara karşı önceden planlamaların yapılması ve çalışanların bu konudaki bilgi ve farkındalık düzeyleri meydana gelebilecek bir acil durumun çoklu yaralanmaların ve ölümlerin önüne geçilebilir. Özellikle çok tehlikeli sınıfta yer alan, iş kazası oranlarının yüksek olduğu sektörlerden biri olan madencilik sektöründe de acil durumlara karşı çalışanların bilinçli olması oldukça önemlidir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmada Erzincan İliç ilçesinde altişveren konumunda hizmet veren sondaj firması çalışanlarının acil durum bilgi düzeyi ve acil durum farkındalık düzeyi ölçülmeye çalışılmıştır. Bu amaçla sondaj firması çalışanları ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Firmalarda çalışan toplam 195 personelden çalışmaya katılmaya gönüllü ve anket formunu eksiksiz dolduran 170 kişiden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Anketin birinci bölümünde çalışanların kişisel bilgilerini içeren demografik bilgiler, ikinci bölümünde katılımcıların acil durum bilgi düzeylerini ve farkındalık düzeylerini ölçmek için 25 soru, üçüncü bölümde ise acil durum ekibinde yer alan çalışanların acil durum farkındalık düzeylerini ölçmek üzere 6 soru yer almaktadır. Genel acil durum tutumlarına ait betimsel bulgular incelendiğinde sondaj çalışanlarının; genel acil durum tutumları ortalamasının orta olduğu belirlenmiştir. Genel acil durum tutumlarına ait alt boyut ortalamaları incelendiğinde; acil durum bilgi düzeyi düşük, acil durum farkındalık düzeyi orta olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi

    Aydanur Güngör Gökboğa

    18. yy da sanayi devrimi ile beraber madenlerde çalışma koşulları ağırlaşmış ve iş kazalarında artışlar meydana gelmiştir. Başlarda önemsenmeyen bu konu, zamanla sanayinin geliştiği ülkelerde verimliliğin düşmesine, üretimin azalmasına, maddi kayıpların artmasına sebep olmuş ve yüzlerce insanın ölümüne sebep olan bazı büyük felaketlerden sonra önem kazanmış ve gelişmiştir. Ülkemizde ise yakın geçmişte iş sağlığı ve güvenliğinde köklü değişime gidilmiş, birçok yeni kanun çıkarılmıştır. 2012 yılında kabul edilen ve yürürlüğe giren 6331 sayılı kanun iş güvenliği konusunda en kapsamlı çalışmadır. Ancak, Avrupa Birliğine uyum için hazırlanan bu kanun yürürlüğe girerek olumlu bir gelişme sağlamış olmasına rağmen uygulamada iş kazalarında beklenen ölçüde azalmayı sağlayamamıştır. Bu tez çalışmasında maden faaliyetlerini güvenli ve verimli şekilde yapan; Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Avustralya'nın madencilik sektöründeki yasal mevzuatları ve maden iş kazalarına ilişkin istatistiksel bilgiler incelenmiştir. Bu ülkelere ait mevzuat ve istatistikler Türkiye'nin bu alandaki yasal mevzuatları ve istatistikleriyle karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Son olarak yasal mevzuatın madencilikte iş güvenliğine olan etkisi tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Bir yeraltı maden işletmesinde kişisel koruyucu donanım kullanımlarına yönelik risk değerlendirmesi ve farkındalık düzeylerinin belirlenmesi

    Hatun Ekti

    Yeraltı madencilik faaliyetleri, içerisinde birçok tehlike ve riski barındırdığından dolayı burada çalışanlar her an çeşitli iş kazası ve meslek hastalıklarıyla yüzleşmektedirler. Çalışanları bu tehlike ve risklerden korumanın en önemli yollarından birisi de kişisel koruyucu donanımlardır. Ancak çalışanların çeşitli sebeplerden ötürü zaman zaman kişisel koruyucu donanımları kullanmadıkları bilinmektir. Bu durumda olası iş kazaları, çalışanlar üzerinde çok ciddi biçimde yaralanmalara, kalıcı hastalıklara ve hatta ölümlere sebebiyet verebilir. Bunların önlenebilmesi için risk analizleri yapılmalı ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği farkındalıkları arttırılmalıdır. Bu tez çalışmasında, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren bir yeraltı maden işletmesinde çalışanların çalışma esnasında kişisel koruyucu donanımları kullanmadıklarında ortaya çıkabilecek risk ve tehlikeler L-tipi matris risk analiz yöntemiyle incelenmiştir. Aynı zamanda yeraltı çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği bilgisi ile kişisel koruyucu donanım kullanma algısını belirlemek üzere bir anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilip grafiksel gösterimlerle sunulmuştur. Bazı ikili değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek için SPSS 23.0 paket programı kullanılarak Ki-Kare testi ile analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olacak şekilde değerlendirilmiştir. Risk analizi sonucunda baret en yüksek risk skoruna sahipken, CO maskesi, tepe lambası, tulum, iş ayakkabısı ve toz maskesi yüksek risk skoruna, iş gözlüğü ve kulak koruyucu ise orta ve düşük düzey risk skoruna sahip çıkmıştır. Kişisel koruyucu donanımların çoğunda risk dereceleri katlanılamaz ve önemli risk düzeyinde çıkarak kullanımlarının önemi ortaya koyulmuştur. Anket çalışmasında ise iş sağlığı ve güvenliği eğitim süresi, eğitimlerde risk analizinden bahsetme, kişisel koruyucu donanım kullanımında sorun yaşama ve kişisel koruyucu donanımların koruyuculuklarına inanmama ile çalışanların iş kazası geçirmesiyle anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Meşruiyet aracı olarak kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları: Koza Maden İşletmesi örneği

    Bayram İlter

    Günümüzde teknolojinin ve bilginin hızlı bir değiĢim geçirmesi ile birlikte örgütsel alanda da bir takım geliĢmeler yaĢanmıĢtır. Bu geliĢmelerden biri, örgütün dıĢında geliĢen ancak örgütsel eylemlerden bağımsız düĢünülemeyen kurumsal sosyal sorumluluk kavramıdır. BaĢlangıçta "itibar kazanma" ve "pazarlama stratejisi" olarak doğan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı bugün yazınsal hayatta geçirdiği dönüĢümler sonrasında iĢletmeler ve toplum açısından farklı bir noktaya evrilmiĢtir. Ancak bu evrilmeye rağmen kurumsal sosyal sorumluluk yazınını oluĢturan çalıĢmaların önemli bir kısmında kavramın sahip olduğu bu önemin nedenini açıklayıcı çalıĢmaların yetersiz düzeyde kaldığı gözlenmiĢtir. Ġlgili yazında belirtildiği üzere bu eksikliğin nedeni, yapılan değiĢik çalıĢmalarda kurumsal çevrenin araĢtırmacılar tarafından yetersiz düzeyde incelemeye konu olması ve Ģimdiye kadar yapılan araĢtırmaların ağırlıklı olarak, finansal performansla iliĢkili sorumluluk uygulamalarının yeri üzerine yapılmasıyla iliĢkilendirilmiĢtir. ÇalıĢmamız, bu anlamda sosyal sorumluluk uygulamalarını, kurumsal mekanizmalar perspektifinden değerlendirmeye çalıĢması bakımından, söz konusu uygulamaları iĢletmenin finansal performanslarını artırmada kullanılan bir araç olma boyutundan çok daha öteye taĢıyarak, kuramı açıklayıcı önceki çalıĢmalarda yetersiz düzeyde kalan toplum temelli doğasını açıklamada kuramsal boĢluğun doldurulmasına yardımcı olacağı düĢünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Kuram, Örgütsel MeĢruiyet, Madencilik

  • MakaleYalnız künye2014
    The Licese Mine and Activities of Asia Minor Mining Company in the Licese

    Saylan, Kemal

    The Ottoman Empire, gave importance managing and running mines in its own territories from its foundation period. The Empire which took advantage of experience of the conquered regions improved mining industry to the competitive level with Europe in the 15th and 16th centuries. But the Empire was not able to keep pace with developments since 18th century and fell behind with the industry. It consequently took some steps to stimulate the sector. So that, many native's businessmen of Muslim and non-Muslim aspired that to mines in Licese, but they could not manage a stable. In this period, European companies applied for the Licese mine in the sanjak of Karahisar-i Sarki, as well as the other mines in Anatolia. The most important of these companies is British Asia Minor Mining Company. After Asia Minor Mining Company had purchased the mine in Licese, economy of region revived. Activities of company have changed patterns of work in the region. The inhabitants who previously engaged in farming began to receive a sallary as provision of effort. However, the activities of company in the region caused to security and political problems. In this work, we deal with the status the mines in Licese and the economic, social and political effects of the mining activities of Asia Minor Mining Company in the region.

    AtıfWoS1
    Web of Scienceİncele