Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Habibe Telli

    Engellilik, insanlığın başlangıcından günümüze kadar gelen bireyin yaşam aktivitelerini kısıtlayıcı bir durumdur. Engelliliği sadece bir sağlık sorunu olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Engellilik engelli birey ve ailesini eğitim, sağlık, sosyal ve ekonomik alanlardan etkileyen karmaşık bir olgudur. Özellikle engelli bireyler toplumsal hayata katılım ve hizmetlere erişim noktasında sorunlar yaşamaktadır. Söz konusu sorunları oluşturan temel nedenlerin başında tutumlar gelmektedir. Engellilere yönelik olumsuz tutum ve algılar hem engelli bireyin hem de ailesinin sosyal izolasyonuna neden olmaktadır. Engellilere yönelik tutumların olumlu yönde geliştirilmesi engelli bireylerin sosyal katılımı bakımından hayati önem taşımaktadır. Bu sebeple en temelde engellilerle çalışmalar yürütecek meslek elemanlarının engelli bireylere yönelik tutularının incelenmesi ve olumlu yönde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan söz konusu tez, engelli müracaatçı gruplarıyla doğrudan çalışmalar yürütecek sosyal çalışmacı adaylarının tutumlarının incelenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 4.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumları incelenmiştir. Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin engelli bireylere yönelik tutumlarının belirlenmesinde demografik sorular ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan "Toplum Özürlülüğü Nasıl Anlıyor" araştırması kapsamında geliştirilmiş "Özürlülere Yönelik Tutumlar Ölçeği" kullanılmıştır. Tutumlar; eğitim, kişilerarası ilişkiler, çalışma yaşamı, aile yaşamı, kişisel özellikler, yetkinlik ve bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Anket sorunlarından elde edilen veriler bağlamında öğrencilerin engellilere yönelik tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Gümüşhane Üniversitesi, Sosyal hizmet, Tutum.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Yükseköğretim öğrencilerinin vergiye gönüllü uyumu üzerine bir değerlendirme: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Muhammed Enes Arslan

    Bu çalışmada, vergiye gönüllü uyumu etkileyen faktörlerin neler olduğu değerlendirilerek çalışma sonuçlarının ortaya konması için, Gümüşhane Üniversitesindeki vergi mükellefi olmasalar bile vergi yüklenicisi konumundaki üniversite öğrencilerine anket uygulanmıştır. Genel amaç, vergiye gönüllü uyuma etkileyen faktörler incelenerek elde edilen veriler ışığında vergi uyumunu arttırmak için gerekli koşulları analiz etmektir. Günümüzde verginin sosyo-psikolojik etkilerinin analiziyle birlikte klasik yöntemlerin vergi uyumunun sağlanmasında yetersiz kaldığı anlaşılmıştır. Vergi yüklenicisi olan bireylerin vergileme karşısındaki tutumları, vergi algıları, olumlu veya olumsuz psikolojik etkiler, vergi mükellefi davranışlarını etkileyerek vergiye uyma veya uymama durumlarını belirlemektedir. Vergi uyumsuzlukları sonucu oluşan vergi kayıp ve kaçakları Türkiye'de ve Dünyada ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Mükelleflerin vergiye uyumunu etkileyen nedenleri analiz etmek, uygun vergi politikaları oluşturmak, oluşabilecek sorunlara karşı müdahalelerde bulunabilmek, vergiye uyumu etkileyen faktörleri belirlemek ve bu faktörlere yönelik iyileştirici yöntemler oluşturmak sorunların çözümünde etkili olabilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde verginin tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Vergiye ilişkin temel kavramlar, vergi sınıflandırmaları, vergilendirmenin amaçları ve son olarak vergilemenin (kapasitesinin) sınırları açıklanmıştır. İkinci bölümünde vergi uyumu kavramı ve vergi uyumunun önemi açıklanmış, vergiler karşısındaki tutum ve davranışlar ve vergi uyumuna etki eden faktörler analiz edilmiştir. Son bölümünde, uygulanan anket çalışması ile ilgili bilgiler verilerek çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane ili örneği

    Cansel Kurt

    Bu çalışmada sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik tutumları incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 174(131 kadın/43 erkek) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan sosyodemografik bilgi formu ve ruhsal hastalığa yönelik tutumlar ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t testi kullanılmıştır. Tutumlar; cinsiyet, yaş, anne ve baba genel bilgileri, ruhsal hastalık geçmişi, ruhsal hastalıkla karşılaşma durumuna göre bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda sosyal hizmet lisans öğrencilerinin tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Muhasebe eğitiminde kullanılan öğretim yöntemlerinin değerlendirilmesi: Ondokuz Mayıs Üniversitesi örneği

    Sultan Yılmaz

    Bu çalışmanın amacı, Muhasebe eğitiminde kullanılan öğretim yöntemlerinin değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda Ondokuz Mayıs Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören ve muhasebe dersi alan 372 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırmada öğretim yöntemlerinin alt boyutlarını oluşturan anlatım, tartışma, soru-cevap, işbirlikli öğrenme, araştırma ve örnek olay yöntemlerine ilişkin ilgili literatürden yararlanılarak oluşturulan ölçek oluşturulmuştur. Elde edilen verilerin analizinde frekans, t-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm ve aldıkları muhasebe dersleri ile öğretim yöntemleri algıları, yöntemlere karşı memnuniyetleri arasında farklılık olup olmadığı istatistiki olarak test edilmiş ve bazılarında anlamlı farklılık bulunmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Marka sulandırmasının marka değeri ve satın alma niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi: Üniversite öğrencileri üzerine bir uygulama

    Ali Köroğlu

    Bu çalışmanın amacı marka sulandırmasının marka değeri ve satın alma niyeti üzerindeki etkisinde ürün kategorisine aşinalığın düzenleyici rolünü incelemektir. Bu amaçla Türkiye'deki bir üniversitede öğrenim gören 960 öğrenciden anket aracılığıyla veriler toplanmıştır. Sulandırmaya maruz kalmayanların marka farkındalığı/çağrışımı, algılanan kalite, marka sadakatine yönelik algıları ve satın alma niyetinin sulandırmaya maruz kalanlara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Lekeleyerek sulandırmaya maruz kalanların marka farkındalığı/çağrışımı algıları ve satın alma niyeti ise bulanıklaştırarak sulandırmaya maruz kalanlara kıyasla daha düşüktür. Marka sulandırmasının marka farkındalığı/çağrışımı, algılanan kalite, marka sadakati ve satın alma niyeti üzerinde negatif bir etkisi bulunmaktadır. Marka farkındalığı/çağrışımı, algılanan kalite ve marka sadakatinin satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkisi bulunmaktadır. Marka farkındalığı/çağrışımı ve marka sadakatinin marka sulandırması ve satın alma niyeti arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunurken, algılanan kalitenin aracılık rolü bulunmamaktadır. Ürün kategorisine aşinalığın marka sulandırması ile marka farkındalığı/çağrışımı, marka sadakati ve satın alma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyici rolü bulunurken, marka sulandırması ve algılanan kalite arasındaki ilişkide düzenleyici rolü bulunmamaktadır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların ürün kategorisi hakkındaki bilgi düzeyleri arttıkça marka sulandırmasının marka farkındalığı/çağrışımı üzerindeki etkisi azalmakta, marka sadakati ve satın alma niyeti üzerindeki etkisi ise artmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin sosyal hizmet bölümünü tercih nedenleri

    Hatice Altındal

    Eğitim, bireyin doğduğu andan itibaren hayatına giren ve ölene kadar hayatında yer alan bir süreçtir. Önce ailede başlayan eğitim, daha sonra düzenli (formel) eğitim olarak okullarda verilmektedir. Gerek Dünya'da gerekse ülkemizde her bireyin eğitim serüveni bu şekilde gerçekleşmektedir. Türkiye'de eğitim sistemine bakıldığında, okul öncesi eğitim ile başlayan bu süreç, lisansüstü eğitim olarak ifade edilen yüksek lisans ve doktora eğitimleri aşamasına kadar sürmektedir. Sırasıyla ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını başarıyla tamamlayan her öğrenci, istediği takdirde yükseköğretim aşamasında üniversite eğitimi alabilmektedir. Bunun için Yükseköğretim Kurumları Sınavına girerek gerekli olan başarı sıralaması ya da puanı elde eden öğrenci, tercihleri doğrultusunda yerleşecekleri bölümlerde üniversite eğitimlerini almaya hak kazanacaklardır. Üniversite ve bölüm tercihlerini başarı sıralaması ya da sınav puanlarına göre yapacak olan öğrenciler için bu tercihleri etkileyen ve belirleyen birçok faktörden bahsedilebilir. Bu tez, üniversite tercihi yapacak öğrencilerin tercih nedenlerini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın konusunu, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünü tercih eden öğrencilerin tercih nedenleri ile tercih öncesi ve tercih sonrası karşılaştıkları durumlar oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin üniversite ve bölüm tercihlerinin nedenlerini analiz etmek üzere hazırlanmış anket sorularında üç başlık üzerinde durulmuştur. Öğrencilerin üniversite ve bölüm tercih nedenleri, tercihi etkileyen faktörler, tercih nedenleri ve tercih sonrası yerleşilen bölüm hakkında düşünceler başlıkları altında incelenmiştir. Üç başlık üzerinden öğrencilere yöneltilen anket sorularından elde edilen veriler bağlamında değerlendirmeler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Afet bilinci ve maske kullanımı ilişkisi ile ilgili bir araştırma – Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi örneği

    Muhammed Ali Tatlı

    Solunum yollarıyla bulaşabilen biyolojik tehlikelerin temas miktarını ve yayılımını azaltmada kişisel koruyucu ekipmanlardan (KKE) tıbbi maskeler kullanılır. Tıbbi maske kullanımı alışkanlığının oluşması ve doğru kullanımının bilinmesi hava yoluyla bulaşabilecek biyolojik risklerin olumsuz etkilerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Araştırmanın amacı, sağlık alanında eğitim alan öğrencilerin tıbbi maske bilgi düzeylerinin belirlenmek ve afet bilinciyle ilişkisinin olup olmadığını değerlendirmekti. Çalışma yönteminde, 491 öğrenciye 5'li likert tip tıbbi maske ve afet bilinci algısı konulu anketler uygulandı. Sonuçlar ortalama±standart sapma değerleri olarak hesaplandı ve SPSS analiz yöntemleri kullanılarak sosyodemografik değişkenlerle karşılaştırıldı. Çalışma sonucunda; katılımcıların tıbbi maske bilgi düzeyleri (4.60±0.51) ve afet bilinci algı (4.25±0.57) ortalamaları yüksekti. Tıbbi maske kullanım bilgi düzeyleri; yaş, cinsiyet, bölüm ve kentte ikamet etmeye bağlı olarak yükselmekteydi (p<0.05). Ayrıca afet bilinci algısı ve tıbbi maske kullanım bilgi düzeyi arasında ise pozitif korelasyon olduğu saptandı (p<0.01). Bu çalışma neticesinde, tıbbi maske kullanımında afet bilinci kavramının önemli olduğu ve daha ileri düzeyde KKE, eğitim, cinsiyet ve bilgi kaynaklarına erişim ile ilgili afet bilinci araştırmalarının yapılmasının afet yönetimi süreçlerine olumlu katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Stereotiplerin kişilerarası iletişime etkisinin ön yargılar bağlamında incelenmesi: Gümüşhane üniversitesi örneği

    Fadime Güçlü

    İnsanlığın varoluşunun ilk dönemlerinden itibaren insanların bir arada yaşama çabaları birbirleriyle iletişim kurma zorunluluğunu getirmiştir. Bu zorunlu iletişim kurma şekilleri zamanla gerekliliğini farklı yönlere yöneltilmiş olsa bile aynı gereklilikle, hatta daha fazla ölçüde devamlılığını korumaktadır. Özellikle bilgi çağı olarak nitelendirilen 21. yüzyılda gerek rekabet yarışından gerekse her alanda bilgi alışverişi yapılması bakımından iletişimin gerekliliği daha çok üzerinde durulan kavram olmaktadır. Bir başka deyişle bu yüzyılın en büyük aracına "iletişim" demek yanlış olmayacaktır. İletişimin bu derece önemli ve değer gören bir kavram olması, bu kavrama yönelik çalışmaların da önemini ortaya koymaktadır. Bir anlamda iletişimin sürekli olarak iyileştirilmesine yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda iletişim ve özellikle kişilerarası iletişim sürecinde yer aldığımız günlük hayatta da iletişime önem verilmektedir. Fakat bazı durumlarda ilişkilerimizi geliştirmek için başvurduğumuz kişilerarası iletişim süreci bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde birtakım olumsuz etkenlere maruz kalarak tahribe uğramaktadır. Kişilerarası iletişim sürecinde etkileşime giren taraflar, kendilerinden farklı olana karşı stereotiplerin ve ön yargıların etkisi altında kalmaktadırlar. Diğerlerine karşı sergilenen olumsuz tutum ve davranışlar, yanlış anlamalara neden olmakta ve etkili iletişimin önündeki engellere dönüşmektedir. Bu engeller bireylerin birbirleri ile iletişim kurmasını zorlaştırmakta ve iletişim sürecini de olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın konusu Stereotiplerin kişilerarası iletişimi engelleyen sebeplerden biri olan ön yargılar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğu ve bu etkilerin kişilerarası iletişimi nasıl etkilediği ile ilgilidir.Bireyler iletişim halindeyken farkında olarak ya da farkında olmadan karşıdakine yönelik ön yargı ve stereotip içeren tutum sergilemektedirler. Toplumumuzda bulunan stereotiplerin neler olduğunu ve bunların kişilerarası iletişim sürecini nasıl etkilediğini bilmekte fayda vardır. Kişilerarası iletişim sürecinin olumlu anlamda değişiminin ilk adımı, bireylerin ön yargılı ve stereotip içeren tutumumların bilincinde olmasıdır. Bu bilinci bireylere kazandırmak için gerek bireysel gerekse toplumsal bağlamda kişilerarası iletişime yönelik eğitimin sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilerarası iletişim engellerinden birisi olan ön yargı kavramını ele alarak bunu oluşturan veya etkileyen unsurlardan stereotip (kalıpyargı) kavramı dâhilinde inceleme yapılmasıdır. Çalışmanın yönteminde ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Üniversitesi'nde okuyan kadın ve erkek öğrenciler arasından farklı coğrafyalardan gelen (Karadeniz, Ege, Doğu, Marmara vb.) ve rastgele seçilmiş olan 25 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada kişilerarası iletişim sürecinde daha bilinçli bir ilişki ve etkileşim sağlayacak bilgiler ortaya koymak hedeflenmektedir. Bu çalışmadan elde edilecek olan bulgular, daha sonraki yapılacak olan çalışmalara ışık tutmak açısından önem arz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişki: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği

    Hatice Kübra Sarı

    Ülkelerin sosyo-ekonomik ilerlemesi insan kaynağının doğru kullanımına bağlıdır. Bireylerin kişilik özelliklerinin farkında olarak kariyer planlaması yapmasına toplum olarak gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama kısmında demografik sorular, beş faktör kişilik ölçeği (nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk, vicdanlılık) ve kariyer geleceği ölçeği (kariyer uyumluluğu, kariyer iyimserliği, iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi) kullanılarak oluşturulan anket formu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 250 öğrenciye 2020-2021 Bahar döneminde uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA testi, Levene testi, Tukey HSD testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarda kariyer uyumluluğu alt boyutu ile nevrotiklik alt boyutu arasındaki ilişki bulunamamıştır. Ancak kariyer iyimserliği ve iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi alt boyutları ile nevrotiklik alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Kariyer planlaması ölçeği ile kişilik özelliklerinin alt boyutları olan dışa dönüklük, uyumluluk, açıklık ve vicdanlılık boyutları arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Para sevgisi ve girişimcilik niyeti ilişkisinin analizi: Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerine yönelik bir uygulama

    Gulzada Özbek

    Günümüzde ekonomik sistem kişisel çıkarlar ve rasyonalite olmak üzere iki temel varsayım üzerine kuruludur ve mübadele işlemlerinin gerçekleştirilmesinde para önemli bir araç vazifesi görmektedir. Özel sektörün hakim olduğu bir ekonomide para kazanma güdüsü, ekonomik karar birimlerinin tercihlerinde etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla para kazanma arzusunun yüksek olduğu bir toplumda girişimcilik arzusunun da yüksek olması beklenmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada anket kullanılarak, para sevgisinin girişimcilik niyeti üzerindeki etkisi ve başarısızlık korkusunun düzeylerine göre, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkisinin nasıl değiştiği analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler kapsamına giren programlarda öğrenim gören 296 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar teorik beklentilerle tutarlıdır. Para sevgisi ile girişimcilik niyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Yüksek başarısızlık korkusu, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkiyi negatif etkilerken; düşük başarısızlık korkusu, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkiyi pozitif etkilemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Aydınlatma, gürültü ve karbondioksitin öğrenme üzerine etkileri: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Yunus Sevinç

    İnsanlar yaşamlarını sürdürdükleri alanların daha rahat ve konforlu hale getirmek amacıyla bulundukları ortamdaki değişik etkenleri düzeltme gereksinimi duymaktadır. Ortamlarda aydınlatma ile ilgili yapılan yanlışlıklar kişilerde yorgunluğa sebep olmakta ve ruh sağlığı üzerinde etkin rol oynamaktadır. Gürültü ise kontrol altına alınmadığı takdirde insan üzerindeki stresi artırmakta ve eğitim yapılarında öğrencilerin öğrenme performansını azaltmaktadır. Karbondioksit ise insanlarda baş ağrısı, uyku halinin gelmesi ve konsantrasyon bozukluğuna neden olmaktadır. Bu çalışmada, yükseköğretim kurumlarındaki derslik ve amfilerde öğrenim gören öğrencilerin aydınlatma, gürültü ve karbondioksitin öğrenmeleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu tez çalışması Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'nde farklı noktalarda bulunan derslik ve amfilerde yapılmıştır. Anket 158 öğrenciye uygulanarak değerlendirilmeye alınmıştır. Ayrıca dersin yürütümü sırasında belirli zaman dilimlerinde aydınlatma ve karbondioksit ölçümleri alınmıştır. Gürültü ölçümü ise hem derslik hem de dersliğin bağlı bulunduğu koridordan alınmıştır. Anket sonuçları SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, ölçüm sonuçları ve anket analiz sonuçları göz önüne alındığında yönetmelik ve standartların ortaya koyduğu sınır değerlerini sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin bulundukları ortamdaki değişen etkenlerin farkında olduğu anlaşılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda; aydınlatma, gürültü ve karbondioksitin öğrencilerin öğrenmeleri üzerinde büyük ölçüde önemi vardır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Sosyal medya kullanımının bireylerin siyasal katılımı üzerindeki etkileri: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma

    Murat Çetin

    Çalışmanın temel amacı; sosyal medya kullanımının bireylerin siyasi görüş ve tercihlerine etkisi olup olmadığına açıklık getirmektir. Sosyal medya platformlarının kitleleri harekete geçirme özelliğini de ele alan bu çalışmada söz konusu problem ilk olarak medya ve siyaset bağlamında tartışılmaktadır. Çalışma; sosyal medya platformlarının siyasal yapıları yeniden oluşturma gücüne sahip olup olmadığı konusuna da değinmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde siyaset kavramı üzerinde durularak bazı tanımlara yer verilmiş ve siyasi katılımı etkileyen faktörlere açıklık getirilmiştir. İkinci bölümde ise; sosyal medya konusu üzerinde durularak bu terim kavramsal olarak ele alınmış ve siyasetle olan yakın ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölüm ise çalışmanın araştırma bölümünü oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak anket uygulama yöntemi seçilmiştir. Anket çalışması; açık uçlu sorulardan oluşan dört farklı grup altında toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler yani araştırmanın örneklemi ise; Gazi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi gibi Türkiye'nin köklü üniversitelerinin de aralarında bulunduğu 130 farklı üniversitede öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Sosyal medya kullanımının kişilerarası iletişimde bireyin mahremiyet algısına etkileri: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Murat Ülker

    İletişim teknolojilerindeki olağanüstü gelişimle birlikte ortaya çıkan sosyal medya, günümüzde insan yaşamının ayrılmaz parçası konumuna gelmiştir. Beraberinde getirdiği yenilikler ile geleneksel medya araçlarından farklı olarak kullanıcısına karşılıklı etkileşim imkânı tanıması, içerik üretme ve paylaşma olanağı sunması sosyal medyanın bu denli yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Sosyal medya sağladığı avantajların yanı sıra bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. İnsan canlısı açısından önemli bir değer olan mahremiyetin sosyal medyada ihlali ve dönüşümü bu sorunlardan biridir. Kullanıcıların sosyal medyada paylaşımını yaptıkları içerik ve enformasyonun boyutu mahremiyet sınırlarını ihlal eder hale gelmiştir. Bireyin mahremiyeti olarak konumlandırdığı ögeler sosyal medyayla birlikte kamusala açılarak paylaşımın konusu olmuştur. Dolayısıyla sosyal medya bireyin mahremiyet anlayışını dönüştüren etken olmuştur. Çalışma, sosyal medya platformlarından biri olan Instagram'ın, bireyin mahremiyet anlayışı üzerindeki rolüne odaklanmakta ve bu mecrada yaşanan mahremiyet dönüşümünü üniversite öğrencileri çerçevesinde incelemektedir. Sosyal medyada bireyin temsili, bireyin günlük yaşamındaki konumu, bireyin mahremiyet anlayışı, sosyal medyanın mahremiyete yönelik tehdit oluşu ve bireyin mahremiyet anlayışı üzerindeki rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Bu anlamda çalışmanın birinci bölümünde kamusal alan ve mahremiyet kavramları, ikinci bölümde sosyal medyaya ve onu mahremiyete yönelik tehdit edici araç konumuna getiren gözetim olgusu incelenmiştir. Araştırma özellikle bireyin sosyal medya kullanımıyla mahremiyet algısında yaşanan dönüşüme odaklanmıştır. Buradan hareketle çalışmanın temel amacı çalışma problemini desteklemektedir. Sözü edilen konunun ortaya çıkarılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ise, görüşmelerin yapıldığı üniversite öğrencilerinin mahremiyet algıları, sosyal medya profillerinin kendilerini temsili, sosyal medyanın mahremiyetlerinde dönüşüme yol açıp açmadığı ve sosyal medyanın mahremiyetlerine yönelik tehdit olup olmadığı doğrultusunda mahremiyet kaygıları ile sınırlıdır. Bu doğrultuda demografik bilgilerden ve 6 araştırma sorusundan oluşan görüşme formu ile 20 Şubat 2020- 5 Mart 2020 tarihleri arasında katılımcılarla yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Örneklem seçiminde herhangi bir demografik sınırlama yapılmamış olup, kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme kapsamında 15'i kadın, 15'i erkek birey olmak üzere 30 katılımcıya araştırma soruları yöneltilmiştir. Katılımcılardan alınan yanıtlar ses kayıt cihazı yardımıyla kaydedilerek deşifre edilmiştir. Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin Instagram'ı çoğunlukla kişilerarası iletişim aracı olarak kullandığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda sosyal medya profilinin üniversite öğrencilerini temsil ettiği tespit edilmiştir. Katılımcıların mahremiyeti en çok özel alan ve yakın çevreyle ilişkilendirdikleri anlaşılmıştır. Sosyal medyanın mahremiyet üzerindeki rolüne bakıldığında katılımcıların mahremiyet algılarının sosyal medya tarafından dönüşüme uğradığı sonucu elde edilmiştir. Ayrıca katılımcıların, sosyal medyayı kişisel bilgi ve içeriklerin kolay erişildiği bir mecra olmasından dolayı mahremiyetlerine yönelik tehdit olarak gördükleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Mahremiyet, Kişilerarası İletişim, Instagram

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Acil yardım ve afet yönetimi ve sağlık yönetimi bölümü öğrencilerinin nükleer enerji kullanımına ilişkin tutumlarının ölçülmesi: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Merve Pınar

    Bu çalışmada insanlığın devamı için gerekli olan enerji kavramı ve ülke çapında sahip olduğumuz enerji kaynaklarına değinilmiştir. Literatür taraması yapılırken sahip olduğumuz enerji potansiyeli de araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Enerji kaynakları arasında günümüzde oldukça rağbet gören nükleer enerji kapsamlı bir şekilde araştırılmıştır. Yapılan araştırmanın amacı nükleer enerji kullanımına karşı oluşan tutumlara eğitim faktörünün etkisini ölçmektir. Bu sebeple bu konuda eğitim alan Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümü öğrencileri ve eğitim almayan Sağlık Yönetimi Bölümü öğrencilerine anket uygulamak hedeflenmiştir. Bu bağlamda toplam 292 öğrenciye ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda ise elde edilen veriler analiz edilerek, analiz sonuçlarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Enerji, Nükleer, Sağlık Yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Üniversite öğrencilerinde finansal okuryazarlık araştırması: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Sare Sancak

    Finansal okuryazarlık kavramı oldukça yeni bir kavram olmakla birlikte, literatürde üzerinde fikir birliğine varılmış bir tanımı yoktur. Genel olarak finansal okuryazarlık bireylerin finansal hizmet ve ürünlere ilişkin bilgi sahibi olmasını ve bu bilgiler doğrultusunda finansal kararlar alabilmesini ifade etmektedir. Türkiye'de ve dünyada yapılan araştırmalar finansal okuryazarlık oranının oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Cude ve diğerleri 2006 yılında üniversite öğrencileri arasında yaptıkları araştırmada öğrencilerin finansal bilgilerinin yetersiz olduğu sonucuna varmışlardır. Lusardi ve Mitchell 2008 yılında yaptıkları çalışmada kadınlar arasında finansal okuryazarlık oranının oldukça düşük olduğunu belirlemişlerdir. Bayram 2010 yılında üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyini araştırdığı tezinde, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin oldukça düşük olduğunu ve bu durumun farkında olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Lusardi ve Mitchell 2011 yılında yaptıkları araştırmada kadınların, yaşlıların, azınlıkların ve düşük eğitimli olanların finansal okuryazarlık seviyelerinin düşük olduğunu ileri sürmüşlerdir. Finansal okuryazarlık hakkında Türkiye ve Dünyada pek çok araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda Gümüşhane Üniversitesi öğrencileri üzerine yapılacak bir araştırma önemlidir. Üniversite öğrencilerinin kısa bir süre sonra iş hayatına atılacağı ve kendi ekonomik kararlarını kendilerinin vereceği göz önünde bulundurulursa, onların finansal okuryazar olmaları ülke ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir. Finansal kaynaklarını doğru yönetebilen bireyler ülke piyasalarının etkin bir şekilde çalışmasını da sağlayacaktır. Bu da finansal eğitimin henüz çalışma hayatına atılmadan verilmesi ile mümkün olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Muhasebe dersi alan öğrencilerin öğrenme stillerine göre öğrenim tercihlerinin belirlenmesine ilişkin bir araştırma: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Gülsüm Akelma

    Araştırmada, öğrencilerin kişisel özelliklerinin farklı olması dikkate alınarak, muhasebe öğrenim ve öğretiminde hızlı, kolay ve kalıcı bilgi için, öğrencilerin kişisel özellikleri ve yeteneklerine en uygun öğrenme stil tercihlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında, Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde muhasebe eğitimi almakta olan 201 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma da öğrencilerin öğrenme stillerini tespit etmek amacıyla, Kolb Öğrenme Stili Envanteri kullanılmıştır. Bu envanter de öğrenme stilleri: değiştiren, özümseyen, ayrıştıran, yerleştiren olarak dört gruba ayrılmış olup bu stiller muhasebe eğitimi alan öğrenciler bağlamında değerlendirilmiştir. Uygulanan anketlerden elde edilen veriler ise SPSS 20 programı ile analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Muhasebe dersi alan öğrencilerin öğrenme stillerine göre öğrenim tercihlerinin belirlenmesine yönelik analiz sonucuna göre; Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde eğitim gören öğrencilerin ölçek sorularına verdikleri cevaplar sonucunda büyük çoğunluğun ayrıştıran öğrenme stiline sahip olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme stilleri, Muhasebe Eğitimi, Öğrenciler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gençlerin madde kullanma nedenleri ve alınması gereken tedbirler: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Resul Duran

    Madde kullanımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de giderek artan, bireylere sağlık, ekonomik, sosyolojik ve hukuksal zararlar veren olumsuz bir durumdur. Madde kullanımı artmakla beraber kullanım yaşı da sürekli düşmektedir. Madde kullanımı en çok genç bireyler arasında artış göstermektedir. Bireyler madde kullanmaya çeşitli sebeplerden dolayı başlamaktadır. Bu bilgiler eşliğinde yapılan çalışmada, Gümüşhane Üniversitesi'nde okuyan ve rastgele seçilen 96 öğrenciye ilgili literatür gereği yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Bu çalışma ile öğrencilerin ne tür madde kullandıkları ve madde kullanmaya başlama sebepleri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin sigara ve alkol ile birlikte en çok esrar ve uyuşturucu hap kullandıkları saptanmıştır. Öğrencilerin madde kullanmaya başlama nedenlerinin başında arkadaş çevresi, sıkıntılarını unutmak, maddeden haz ve zevk almak gelmektedir. Ortaya çıkan nedenler üzerine çözüm önerileri geliştirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Quality factors affecting customer satisfaction in accommodation enterprises: A practice on Gumushane University's students

    Muhammet Emek

    Günümüzde zor rekabet koşullarında faaliyetlerini sürdürmeye çalışan işletmeler, amaçlarına uygun geliştirdikleri politikalar ışığında bir yandan rakipleri karşısında ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda müşterilerini memnun etme çabası içindedirler. Bu çerçevede kalite ve müşteri memnuniyeti kavramlarını özümseyen işletmelerin, müşteri memnuniyetini sağlayabilmeleri ancak hizmet kalitesini karşılayabilmelerine bağlıdır. Her geçen gün büyüyen hizmet sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri de, vermiş oldukları hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak, müşterilerinin şikayet ve beklentilerini çeşitli şekillerde tespit ederek çözüm üretme yollarını araştırmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerine barınma hizmeti veren yurt işletmelerinin, sunmuş oldukları hizmet kalitesi unsurları ile bu hizmetlerden faydalanan öğrencilerin memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, Gümüşhane Üniversitesinde okuyan, devlet veya özel öğrenci yurtlarından barınma hizmeti alan üniversite öğrencileri arasından, kız ve erkek öğrenci ayrımı gözetilmeksizin kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 453 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verileri yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Servqual ölçeği aracılığıyla toplanan verilerin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri SPSS programında yapılarak, değişkenler arasındaki ilişkileri betimlemek için özellikle Yapısal Eşitlik Modeli ile oluşturulan model test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öne sürülen tüm hipotezler % 95 güven aralığında kabul edilmiştir. Sonuç olarak, hizmetler temel olarak hemen hemen tüm yurt işletmelerinde yeterli düzeyde sunulurken, fark yaratacak olan sunulan bu hizmetlerdeki kalite düzeyidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Oy verme yaklaşımlarının siyasal liderin itibar değeri üzerindeki etkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma

    Mehmet Erdoğan

    Günümüzde, iktidarın elde edilmesi için gerçekleştirilen siyasal iletişim faaliyetlerinde, siyasal lider faktörü oldukça önem kazanmaktadır. Siyasal liderlerin ön plana çıktığı bu süreçte, gerçekleştirilen siyasal kampanyalar içerik bakımından liderler çerçevesinde şekillenmektedir. Bunun en önemli nedeni ise, seçmenlerin oy verme tercihlerinde bulunurken daha çok siyasi liderlerden etkilenmeleridir. Seçmen tercihlerinin liderlere göre şekilleniyor olması, seçmen tercihi açısından siyasal liderlerin itibar değerlerinin ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede üç bölümden meydana gelen çalışmanın, birinci bölümünde seçmen davranışı bağlamında oy verme yaklaşımları, ikinci bölümünde siyasal lider ve lider itibarı literatür taraması ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise oy verme yaklaşımları bağlamında siyasal liderlerin itibar değerleri ve AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli algısını ölçen anket ölçeği ile elde edilen veriler değerlendirilmektedir. Araştırma kolayda örnekleme yöntemiyle Türkiye'nin 4 üniversitesinden (Uludağ, Erciyes, Adıyaman ve Gümüşhane Üniversitesi'ndeki) 900 öğrenciye uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda "konuya oy verme", "sosyolojik oy verme-1 (seçmen toplum ilişkisi)", "ideolojik oy verme", "rasyonel oy verme" ve "sosyolojik oy verme-2 (lider toplum ilişkisi)" olmak üzere oy verme yaklaşımlarının beş temel faktöre ayrılabileceği görülmüştür. Yapılan regresyon analizinde ise, bu faktörler doğrultusunda ifade edilen oy verme yaklaşımlarının lider itibarını etkilediği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık seviyesinin belirlenmesi üzerine bir araştırma: Doğu Karadeniz örneği

    Eren Kütük

    Küreselleşme ile finansal piyasaların giderek karmaşık bir hal olması, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesi, yeni finansal türev araçların piyasaya çıkması ve ekonomik dalgalanmalar sonucunda bireyler ekonomik anlamda sorunlar yaşamaktadır. Bu noktada hanehalkı ve yatırımcıların korunması ihtiyacı doğmaktadır. Hanehalkı ve yatırımcıların finansal piyasaların risklerinden korunması finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal okuryazarlık, bireylerin finansal konularda yeterli bilgiye sahip olması ve bu bilgiye uygun finansal tutum ve davranışlar sergilemesini ifade etmektedir. Bu çalışma ile Doğu Karadeniz'de devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin demografik özellikleri ile finansal okuryazarlık seviyesi arasındaki ilişkileri, ayrıca aylık bir bütçe yapıp buna uygun davrananların ve düzenli tasarruf yapanların finansal okuryazarlık seviyesinin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 1240 öğrenci ile anket yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet bakımından erkeklerin, medeni durum bakımından evlilerin, okuduğu fakülte bakımından iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyanların, yaş grubu bakımından ileri yaş grubunda olanların ve son sınıfta okuyanların finansal okuryazarlık seviyeleri daha yüksektir. Ayrıca, eğitim seviyesi ve gelir arttıkça finansal okuryazarlık seviyesi artmaktadır. Aylık bir bütçe yapıp buna uygun davrananlar ve düzenli tasarruf yapanlar finansal okuryazarlık seviyesi bakımından avantajlıdır. Ancak genel olarak katılımcıların finansal okuryazarlık seviyesi düşüktür.