Terakki ve Tekâmül Fikrinin Son Dönem Osmanlı Kelâm Düşüncesine Etkileri
Özet
Bu makale, ilerleme düşüncesinin Batı düşünce tarihinde geçirdiği kavramsal dönüşümü tahlil etmekte ve bu düşünsel arka planın son dönem Osmanlı kelâm düşüncesine yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. İlerleme fikri, hayatın başlangıcı, anlamı ve nihai istikametine dair insanî arayıştan doğmuş; tarih ve tabiat tasavvurlarındaki değişimlere paralel olarak farklı dönemlerde farklı kavramlarla ifade edilmiştir. Antik çağın durağan ve döngüsel kozmoloji anlayışı içerisinde ilerleme prokope kavramı ile sınırlı ve niteliksel bir gelişim şeklinde ele alınırken, Orta Çağ’da teolojik ve hiyerarşik düzen çerçevesinde ahlâkî ve ruhsal kemâli ifade eden profectus anlayışı ön plana çıkmıştır. Yeni Çağ’da ise tarih ve tabiatın lineer bir gelişim süreci olarak kavranmasıyla birlikte ilerleme, sürekli değişim ve mükemmelleşmeyi esas alan progresus kavramı üzerinden temellendirilmiştir. Modern dönemde ilerleme düşüncesi, bilimsel devrimler ve Aydınlanma felsefesiyle birlikte ontolojik ve epistemolojik bir ilke hâline gelmiş; bu doğrultuda pozitivist, materyalist, Darwinist ve sosyal Darwinist teoriler insanlık tarihini ve insanla ilişkili tüm alanları geleceğe doğru zorunlu ve kesintisiz bir gelişim süreci olarak açıklamıştır. Evrimci tarih anlayışının belirleyici olduğu bu yaklaşım, yalnızca tabiat bilimleriyle sınırlı kalmamış; toplum, kültür, ahlâk ve din gibi alanlara da teşmil edilmiştir. Bu çerçevede dinî inançlar ve geleneksel kabuller, aşkın ve değişmez hakikatler olmaktan ziyade tarihsel şartlar içerisinde ortaya çıkan ve zamanla gelişen olgular olarak yeniden yorumlanmıştır. Batı’da güçlü bir teorik ve kavramsal zemin kazanan ilerleme paradigması, modernleşme süreçleri aracılığıyla Osmanlı entelektüel dünyasına taşınmış; özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren terakki ve tekâmül kavramları etrafında yeni bir düşünsel çerçevenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Siyasî, askerî, malî ve sosyal alanlarda yaşanan çözülmelerin yanı sıra modern bilim ve felsefenin etkisi, Osmanlı aydınlarını Batı menşeli ilerleme anlayışıyla yüzleşmeye sevk etmiştir. Bu yüzleşme, klasik kelâmın bilgi, varlık ve tarih anlayışının yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmış ve dinî düşüncenin modern bilimsel söylemle ilişkisi tartışma konusu hâline gelmiştir. Bu makalede, söz konusu ilerleme anlayışının son dönem Osmanlı kelâm düşüncesinde nasıl karşılandığı ve dönüştürüldüğü tarihsel ve karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınmaktadır. Bu çerçevede, yaklaşımlarıyla dönemin temel bakışını büyük oranda temsil eden Musa Kâzım Efendi (ö. 1920), Filibeli Ahmed Hilmi (ö. 1914), İzmirli İsmail Hakkı (ö. 1946), Elmalılı Muhammed Hamdi (ö. 1942), Ömer Nasûhî Bilmen (ö. 1971) ve Aksekili Ahmet Hamdi’nin (ö. 1951) yaratılış, ilk insan, dinlerin zuhuru ve tarihsel gelişimi gibi temel kelâmî tartışmalardaki tutum ve görüşleri mukayeseli olarak incelenmektedir. Çalışma, bu mütefekkirlerin Batı kaynaklı ilerleme ve evrim düşüncesi karşısında geliştirdikleri eleştirel ve uzlaştırıcı tutumları ortaya koymayı; İslâmî geleneğin temel kabullerini koruyarak modern düşünceyle nasıl bir denge kurmaya çalıştıklarını göstermeyi hedeflemektedir. Bu yönüyle makale, Osmanlı kelâm düşüncesinin modernlik karşısındaki dönüşümünü anlamaya katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler
- OpenAlex
- 0
- TR Dizin
- 0
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.contributor.author | Atalay, Abdurrahman | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T10:52:04.034146769Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T10:52:04.034146769Z | |
| dc.date.issued | 2026 | |
| dc.description.abstract | Bu makale, ilerleme düşüncesinin Batı düşünce tarihinde geçirdiği kavramsal dönüşümü tahlil etmekte ve bu düşünsel arka planın son dönem Osmanlı kelâm düşüncesine yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. İlerleme fikri, hayatın başlangıcı, anlamı ve nihai istikametine dair insanî arayıştan doğmuş; tarih ve tabiat tasavvurlarındaki değişimlere paralel olarak farklı dönemlerde farklı kavramlarla ifade edilmiştir. Antik çağın durağan ve döngüsel kozmoloji anlayışı içerisinde ilerleme prokope kavramı ile sınırlı ve niteliksel bir gelişim şeklinde ele alınırken, Orta Çağ’da teolojik ve hiyerarşik düzen çerçevesinde ahlâkî ve ruhsal kemâli ifade eden profectus anlayışı ön plana çıkmıştır. Yeni Çağ’da ise tarih ve tabiatın lineer bir gelişim süreci olarak kavranmasıyla birlikte ilerleme, sürekli değişim ve mükemmelleşmeyi esas alan progresus kavramı üzerinden temellendirilmiştir. Modern dönemde ilerleme düşüncesi, bilimsel devrimler ve Aydınlanma felsefesiyle birlikte ontolojik ve epistemolojik bir ilke hâline gelmiş; bu doğrultuda pozitivist, materyalist, Darwinist ve sosyal Darwinist teoriler insanlık tarihini ve insanla ilişkili tüm alanları geleceğe doğru zorunlu ve kesintisiz bir gelişim süreci olarak açıklamıştır. Evrimci tarih anlayışının belirleyici olduğu bu yaklaşım, yalnızca tabiat bilimleriyle sınırlı kalmamış; toplum, kültür, ahlâk ve din gibi alanlara da teşmil edilmiştir. Bu çerçevede dinî inançlar ve geleneksel kabuller, aşkın ve değişmez hakikatler olmaktan ziyade tarihsel şartlar içerisinde ortaya çıkan ve zamanla gelişen olgular olarak yeniden yorumlanmıştır. Batı’da güçlü bir teorik ve kavramsal zemin kazanan ilerleme paradigması, modernleşme süreçleri aracılığıyla Osmanlı entelektüel dünyasına taşınmış; özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren terakki ve tekâmül kavramları etrafında yeni bir düşünsel çerçevenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Siyasî, askerî, malî ve sosyal alanlarda yaşanan çözülmelerin yanı sıra modern bilim ve felsefenin etkisi, Osmanlı aydınlarını Batı menşeli ilerleme anlayışıyla yüzleşmeye sevk etmiştir. Bu yüzleşme, klasik kelâmın bilgi, varlık ve tarih anlayışının yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmış ve dinî düşüncenin modern bilimsel söylemle ilişkisi tartışma konusu hâline gelmiştir. Bu makalede, söz konusu ilerleme anlayışının son dönem Osmanlı kelâm düşüncesinde nasıl karşılandığı ve dönüştürüldüğü tarihsel ve karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınmaktadır. Bu çerçevede, yaklaşımlarıyla dönemin temel bakışını büyük oranda temsil eden Musa Kâzım Efendi (ö. 1920), Filibeli Ahmed Hilmi (ö. 1914), İzmirli İsmail Hakkı (ö. 1946), Elmalılı Muhammed Hamdi (ö. 1942), Ömer Nasûhî Bilmen (ö. 1971) ve Aksekili Ahmet Hamdi’nin (ö. 1951) yaratılış, ilk insan, dinlerin zuhuru ve tarihsel gelişimi gibi temel kelâmî tartışmalardaki tutum ve görüşleri mukayeseli olarak incelenmektedir. Çalışma, bu mütefekkirlerin Batı kaynaklı ilerleme ve evrim düşüncesi karşısında geliştirdikleri eleştirel ve uzlaştırıcı tutumları ortaya koymayı; İslâmî geleneğin temel kabullerini koruyarak modern düşünceyle nasıl bir denge kurmaya çalıştıklarını göstermeyi hedeflemektedir. Bu yönüyle makale, Osmanlı kelâm düşüncesinin modernlik karşısındaki dönüşümünü anlamaya katkı sunmayı amaçlamaktadır. | |
| dc.identifier.doi | 10.32955/neu.ilaf.2026.12.1.16 | |
| dc.identifier.eissn | 2687-4121 | |
| dc.identifier.endpage | 459 | |
| dc.identifier.issn | 2148-6026 | |
| dc.identifier.issue | 1 | |
| dc.identifier.startpage | 430 | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/19387 | |
| dc.identifier.volume | 12 | |
| dc.language.iso | tr | |
| dc.relation.ispartof | Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dergisi (Online) | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | Din Bilimi | |
| dc.title | Terakki ve Tekâmül Fikrinin Son Dönem Osmanlı Kelâm Düşüncesine Etkileri | |
| dc.type | Article | |
| rdl.citation.openalex | 0 | |
| rdl.citation.trdizin | 0 | |
| rdl.oa.status | gold | |
| rdl.oa.url | https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5624899 | |
| rdl.source.index | TRDIZIN |

