İlgi alanları
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınları
9 →- MakaleAçık Erişim2026Kadın âşıkların kendilerine biçilmiş geleneksel rollere cinsiyet eşitliği bağlamında eleştirel yaklaşımları
Yıldırmış, Fatma
Âşıklık geleneği yüzyıllardır toplumun sesi olmuştur. Şairler; mutluluklarını, sevdalarını, dönemlerinin tarihi-sosyal-siyasi hayatını, özlemlerini, beklentilerini kısacası bütün duygu ve düşüncelerini şiirleri aracılığıyla hem bireysel hem bütünsel biçimde aktarmışlardır. Genellikle erkek egemen icracı konumunda olan gelenekte sayıları az olsa da kadın âşıkların varlığı bilinmektedir. Fakat bu kadın şairlerin şiirlerine ulaşmak ve onlar hakkında bilgi edinmek günümüz şartlarında pek de mümkün değildir. Geçmiş dönemde yaşamış kadın şairlerin hakkında bilgi olmaması varlıklarıyla ilgili değil, onların kadın kimlikleriyle ilgilidir. Geleneksel toplumlarda kadının sosyal, siyasi ve edebî alanlarda görünmesine “namus, ayıp, günah” gibi kavramların yaptırımlarından dolayı pek sıcak bakılmamıştır. Günümüze gelindiğinde bu anlayışın değişmesi, kadının ve kadın şairlerin özgür ve görünür olması, her ortamda şiirlerini icra etmesi hususunda kadın âşıkların çabaları dikkat çekicidir. Kadın âşıklar, kadının sadece aşk şiirlerinde geçmesini eleştiren, toplumsal her alanda kadının varlığını, yerini sorgulayan ve bunları kısıtlayıcı davranışların eleştirildiği şiirler yazarak ve yayımlayarak seslerini duyurmaya gayret etmişlerdir. Bu makalenin amacı âşıklık geleneği içerisinde yer alan günümüz kadın temsilcilerin kadının toplumsal cinsiyet rolünü, anneliğini, kadınlığını, sanatçı kimliklerini, var ve görünür olma mücadelelerini kendi ürettiklerinden örnekler vererek nasıl ele aldıklarını incelemektir. Makalede bahsi geçen temsilcilerin geleneği temsil biçimlerini, bulundukları konumun durumunu ve bu durumun neden-sonuç ilişkilerini sorgulayarak değerlendirilmiştir. Bu makale, bu mücadeleci duruşa hem akademik anlamda bir katkı sağlayacak hem de yapılacak çalışmalara kaynaklık edecektir.
- MakaleAçık Erişim2023Geleneğin yeniden keşfi: gümüşhane örneği çerçevesinde ziyaret yerlerinin hastalıkların tedavisindeki işlevi
Yıldırmış, Fatma
Zengin bir muhtevayla günümüze kadar gelmiş tedavi yöntemlerini içeren Türk halk hekimliğinin tedavi yöntemlerinden biri ziyaret yerlerine giderek şifa aramaktır. Bütün Türk toplumlarında kutsallığına ve sağaltıcı gücüne inanılan ziyaret yerleri, geçmişte bir tedavi merkezi olarak işlev görmüştür. Oralarda dua etmek, adak adamak, kurban kesmek, mum yakmak, para atmak, bazen bir gece orada uyumak tedavi için uygulanan pratiklerdir. Bu ziyaret yerleri içinde hastalıklara iyi geldiğine inanılan türbeler, yatırlar, su gözeleri, mağaralar, ağaçlar, taşlar, kayalar, tepeler mevcuttur. Anadolu toprakları bu açıdan zengin bir birikime sahiptir. Halk hekimliği uygulamaları, onları uygulayan insanların ekonomik ve sosyal şartlarının değişmesi ve modern tıbbın gelişmesiyle ikinci plana atılmıştır. Fakat geleneksel tıbba olan ihtiyaç tekrar artınca geleneğin yeniden keşfi gündeme gelmiştir. Bu makalede örneklem olarak Gümüşhane ve ilçeleri seçilmiş, örneklem içerisindeki ziyaret yerleri tespit edilerek hangi hastalığa tedavi olarak hangilerinin tercih edildiği incelenmiştir. Makalede gözlem, görüşme, kılavuz ve kaynak kişilerden bilgi toplama yöntemleri ve literatür taraması kullanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Stith Thompson’un Motif-Index of Folk Literature Adlı Eserine Göre Gümüşhane Masallarında İmtihan Motifi
Yıldırmış, Fatma
Masallar, halk kültürü ve edebiyatı içinde değerler eğitimi, ana dil öğretimi, gelenek aktarımı, eğlenme ve eğlendirme gibi birçok işlevi olan türlerden biridir. Geçmişten günümüze, yerelin evrensele taşındığı halk edebiyatı ürünlerinden olması itibariyle sözlü gelenek içinde yer alan masallar, evrensel motiflere sahip olmasına rağmen bağlamı içinde olduğu kültürün izlerini taşır. Edebi bir metin oluşmasını sağlayan önemli küçük parçalar olan motifler, bazen tek başına bazen de birkaçının bir araya gelmesiyle bir masalda çatıyı oluşturur. Masallarda çatıyı oluşturan ana motiflerden biri de imtihan motifidir. İmtihan motifine bilhassa karmaşık bir yapıdaki peş peşe olayların bulunduğu masallarda sıklıkla karşılaşılır. Motif üzerine Stith Thompson, 6 ciltlik Motif Index of Folk-Literature isimli, kapsamlı bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada esas alınacak imtihan motifi bu eserin H maddesinde yer alır. Yedi ana başlığı olan bu maddenin çok sayıda alt başlıkları vardır. Bu motifin, Türk halk masallarında çeşitli alt dallarıyla birlikte işlendiği görülmektedir. Bu çalışmada örneklem olarak Gümüşhane masalları seçilmiştir. İncelenen yaklaşık yüz otuz tane Gümüşhane masalında imtihan motifinin bütün alt birimlerinin örneği görülmesi bunu ispatlar niteliktedir. Yapılan bu araştırma nitel araştırma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılarak toplanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Atasözlerinde Halk Bilimi Unsurlarına Bağlı Hayvan Metaforunun İncelenmesi
Yıldırmış, Fatma
Atasözleri, geleneksel ve mecazlı ifadeler olarak toplumların deneyimlerini, bilgeliğini, inançlarını ve değerlerini kuşaktan kuşağa aktaran önemli araçlardır. Türk kültürü ve edebiyatında etkileyici bir biçimde kullanılan mecazlı anlatım, dilin zenginliğini yansıtarak insan düşüncesinin derinliğini ifade eder. Atasözleri, halkın yaşamına dair pek çok konuyu metaforlarla anlatarak geleneksel bilgileri koruma ve iletişim aracı olarak işlev görür. Bu bağlamda hayvanlar, atasözlerindeki mecazlar için sıkça kullanılan simgeler arasında yer alır. Bu mecazlı anlatım tarzı, Türk halkının doğayla olan bağını da yansıtmaktadır. Atasözlerindeki hayvanlar, genellikle sembolik kullanımıyla insan davranışlarının veya durumlarının semantik alanını genişletmeye yönelik bir amaç taşırlar. Hayvanların özellikleri veya davranışları, insanların duygusal, toplumsal ve kültürel deneyimlerini ifade etmek için kullanılır. Atasözlerindeki hayvan metaforları, Türk toplumunun yaşam biçimini ve inançlarını yansıtmak için kullanılan önemli bir araçtır. Hayvan metaforları, atasözlerinde toplumsal ilişkilendirmelere işaret etmek ve anlatıya görsel ve duyusal etki katarak daha etkili bir anlatım sağlamak amacıyla kullanılır. Bu çalışma, atasözlerinde hayvanların metaforik kullanımının incelenmesine yöneliktir. Çalışmadan hareketle hayvan simgelerinin atasözleri aracılığıyla toplumun değerlerini, inançlarını, yaşantısını ifade etme ve aktarma amacıyla kullanıldığı tespit edilmiştir. Makalede doküman incelemesi ve nitel içerik analizi yapılarak elde edilen atasözleri folklorik unsurlara göre sınıflandırılarak yorumlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Halk anlatılarının epik kuralları ışığında bir inceleme: mercan kız masalı
Yıldırmış, Fatma; Aktürk, Arzu Gülhan
Milletlerin kültür hayatında çok fazla karşılaşılan anlatı türü olan masallar, genel kabul gören doğruluk, iyilik, eşitlik, özgürlük, adalet gibi birçok evrensel değere sahiptir. Bunun yanında konularının geniş olması, sunumunun zahmetsiz olması ve dinleyici kitlesinin çoğunlukla hazır olması gibi nedenler masalların yaygınlığında etkilidir. Bilim dünyasına bakıldığında masallar ile ilgili yapılan araştırmaların derleme ve inceleme çalışmalarından oluştuğu görülür. Bu araştırmalarda derlenen masallar arasında birtakım ortak özellikler dikkati çekmiş ve bu ortaklıklar halkbilimciler tarafından tespit edilmeye çalışılmıştır. Burada halkbilimcilerin üzerinde durdukları nokta farklı coğrafya ve kültürlerdeki masalların nasıl ve ne şekilde yaşatılıp aktarıldıkları ve bunlar arasındaki benzerliklerdir. Bunları belirlemek için karşılaştırmalı olarak farklı kültürlerdeki masal çalışmaları yapılmıştır. Tarihî Coğrafi Fin Okulunun temsilcisi olan halkbilimciler, halk anlatılarının bilhassa da masalların ne şekilde, nerede ve ne zaman oluştuğunu, ilk şekillerinin nasıl meydana geldiğini belirlemek amacıyla çeşitli yöntemler geliştirerek ve bu yöntemleri kullanarak masallar üzerinde motif, tip ve yapı çalışmaları yapmışlardır. Hazırlanan bu yöntemlerden biri, Danimarkalı halkbilimci Axel Olrik’in düzenleyip geliştirdiği ve halk anlatı metinlerinin yapı çözümlemesine yönelik ilk örneği olarak bilinen “Halk Anlatılarının Epik Kuralları” dır. Axel Olrik, “Halk Anlatılarının Epik Kuralları” adlı çalışmasında milletlerin sahip olduğu kültürel değerlerini edebi ürünlerinde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde muhafaza ettiğini göstermek maksadıyla on beş maddelik kurallar oluşturmuş ve bu kuralları birçok eser üzerinde tatbik ederek kuralların geçerliliğini kanıtlamaya çalışmıştır. Dünyada ve Türkiye’de bu konuda birçok çalışma yapılmış, destandan, halk hikâyesine, masallara kadar faklı türlerde eserlere söz konusu epik yasalar uygulanmıştır. Bu çalışmada Mercan Kız masalı, Axel Olrik’in epik yasalarına göre gözden geçirilmiş ve çalışmanın sonunda incelenen masalın “Halk Anlatılarının Epik Kuralları”na uygunluk gösterip göstermediği değerlendirilmiştir. Mercan Kız masalı sözlü anlatı geleneği içinde önemli bir yeri olan “Billur Köşk Masalları” içinde yer almaktadır. Bu eser, içindeki motiflerle Türk kültürünün ve düşüncesinin geleneksel yapısını yansıtan masal kitaplarından birisidir. En eski yazılı nüshası XIX. yüzyıla dayanan “Billur Köşk Masalları” adlı eser, derleyicisi belli olmayan ve içinde on dört adet masal barındıran bir eserdir. Çalışma sonunda Mercan Kız masalının Axel Olrik’in on beş maddeden oluşan “Halk Anlatılarının Epik Kuralları”na tamamına uygun olduğu tespit edilmiştir. Olrik’in ortaya koyduğu yasaların Türk edebi ürünleriyle de uygunluk gösterebilmesi farklı toplumlara ait ürünlerde içerik, icra şekli ve yapısal düzen açısından benzerliklerin olabileceğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2020Yörüklerde kız verme geleneği üzerine bir inceleme: hasan boğuldu film örneği
Yıldırmış, Fatma
Gelenekler, bir toplumun tarihini, iç dünyasını, hayata bakışını gösteren zenginlik kaynağıdır. Bu düşünceler ekseninde ele alınabilecek en dikkat çekici örneklerden birini ise Yörükler sunmaktadır. Kapalı bir toplum olan Yörükler yüzyıllar geçmesine rağmen birçok geleneğini devam ettirmeyi başarmıştır. Yörüklerin bir kolu olan Tahtacılar da kendi obalarının, aşiretlerinin dışına kız vermemişlerdir. Bu bağlamda çalışmada “Hasan Boğuldu” filminden yola çıkılarak kız verme geleneği incelemeye tabi tutulmuştur. Kaz Dağları’nın eteklerinde yaşanmış bir efsaneyi anlatan hikâye, Emine ile Hasan’ın trajik aşkını konu edinir. Yörük kültüründe oba dışında kimseye kız vermeme geleneğinden dolayı oba kızı Emine ovalı Hasan’a zor bir imtihan karşılığında verilecektir fakat Hasan bu imtihanı geçemez ve trajik hikâye her ikisinin ölümüyle sonlanır. Söz konusu çarpıcı hikâye üzerinden evliliğe ilişkin geleneklerden birinin değerlendirilmesi çalışmanın temel çıkış noktasıdır.
- MakaleAçık Erişim2019“Hazal” ve “Sultan Gelin” Filmleri Üzerinden Evliliğe İlişkin Geleneklerin Halk Bilimi Açısından Değerlendirilmesi
Yıldırmış, Fatma
Görsel bir sanat olan sinema aracılığıyla Türk toplumunun toplumsal yapısı ve gelenekleri birçok filme konu olmuştur. Sinema izleyicisi kendi kültürünün aynası olan filmleri zevkle benimsemiştir. Buradan yola çıkarak bu çalışmada, “Hazal” (1979) ve “Sultan Gelin” (1973) adlı iki filmin halk bilimi perspektifinden incelemesi yapılmıştır. Her iki film aynı başrol oyuncusuyla kırsal bölgelerde çekilmiştir. Filmlerde baştan sona evlenme geçiş dönemi ile ilgili geleneklerin işlendiği dikkat çekmektedir. Filmlerde yapılan evliliklerde “levirat” evlilik biçimi ile “başlık parası” geleneğinin katı bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada Türk sinemasında işlenmiş halk kültürünü yansıtan evlilik geçiş dönemine ait bazı gelenekler değerlendirilmek ve uygulamalı halk bilimi açısından sinemanın kültürel aktarımdaki rolü vurgulanmak istenmiştir. Başlık parası geleneğinin etkisiyle levirat yoluyla evlilik etrafında gelişen evlenme âdetleri folklorik açıdan değerlendirilmiştir. Her iki filmde levirat ve kaçma yoluyla evlilik çeşidinin yanında evlilik isteğinin belirtilmesi, başlık, düğün, nikâh gözlemlenen ortak geleneklerdir. Yüzgörümlüğü sadece “Sultan Gelin” filminde, duvak geleneği ise sadece “Hazal” filminde karşımıza çıkmaktadır.
- MakaleYalnız künye2017Trabzon’da Kaybolan Bir Kültür Öğesi: Geleneksel Ahşap Beşik
Yıldırmış, Fatma
Beşik, geleneksel yaşam içerisinde Türk kültüründe çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Beşik kullanımındaki asıl amaç, bebeğin uyumasını hızlandırmak, onu dış etkilerden korumak ve beşiğin sallanmasını sağlayarak bebeğin rahatlamasına yardımcı olmaktır. Beşik çeşitlerinde teknolojik gelişmelere, gelenek-görenek ve yaşam şartlarına göre farklılıklar görülmektedir. Türk toplumunda eskiden beri yaygın olarak ahşap beşik kullanılmaktadır. Özellikle kırsal kesimlerde bu beşiklerin tercih edilmesinin nedeni, kolay taşınabilir ve pratik olmasıdır. Fakat günümüzde gerek yaşam tarzlarının değişmiş olması gerek modern beşiklerin çıkmasıyla ahşap beşiklerin kullanımı yok denecek kadar azalmıştır. Makalenin konusunu oluşturan ahşap beşikler, Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Trabzon'da da yapılarak bir el sanatı hâline gelmiştir. Özellikle de ilin Köprübaşı ilçesi, ahşap el sanatlarının gelişmesine uygun bir coğrafyaya sahiptir. Köprübaşı'nda beşik, kemençe, kaşık, sepet gibi el sanatları yapılmaya devam etmektedir. Makalede beşiğin tanımı ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verildikten sonra yörede beşiğin nasıl yapıldığı incelenmiş ve beşik ile ilgili derlenen sözlü kültür öğelerine yer verilmiştir. Geçmişle günümüz arasında kültürel bağın kurulmasında önemli bir faktör olan el sanatları içinde yer alan beşik, içinde yaşadığı gelenek ve taşıdığı sözlü kültürüyle araştırılmaya ve yaşatılmaya değerdir
- MakaleYalnız künye2016Traces of oral culture and turkish motifs in the quilting tradition of trabzon
Yıldırmış, Fatma
The handicrafts, which have arisen as a result of n d’ ch ng ng n o aesthetic, have an important place in Turkish cultural history. Each handicraft has also entered into the working area of folklore in terms of living in oral culture with carrying Turkish culture code in the future. Quilting as a handicraft is performed in many cities of Anatolia and Trabzon is one of these cities. Trabzon has hosted many civilizations throughout history, thus it has enriched from the cultural side. In this study the quilting craft in Trabzon region has been focused on, and it is tried to determine the place of art in tradition and oral culture. Quilting craft and profession has maintained its vitality in Trabzon for many years; but today it has become one of the professions which have turned to disappear. The decrease in the usage of wool made quilts and leaving its place to the fabricated products, have reduced the demand for this profession. This situation has been highlighted from the fact that the quilt maker is unable to find apprentices to train. Quilting carries the extensions of Turkish culture when looked at from the materials used in the construction to its patterns, and it is remarkable in terms of the protection of the existence in manis, proverbs, anecdotes and riddles
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T09:22:34.679417051Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T09:22:34.679417051Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10216 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Yıldırmış, Fatma | |
| dspace.entity.type | Person | |
| person.affiliation.name | Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü | |
| person.familyName | Yıldırmış | |
| person.givenName | Fatma | |
| person.identifier.orcid | 0000-0003-2913-5489 | |
| person.identifier.yok | 747F132D62C543D6 | |
| person.interest | Türk Halk Bilimi | |
| person.interest | Türkiye Sahası Türk Halk Bilimi | |
| person.interest | Türkiye Dışındaki Türk Halk Bilimi | |
| person.jobTitle | Dr. Öğr. Üyesi | |
| person.status | verified | |
| person.url | https://rdlsis.gumushane.edu.tr/tr/researcher/fatma-yildirmis |



