Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Yeşil sentez yöntemiyle çinko nanopartiküllerin mikrosistemlerde üretimi ve karakterizasyonu

    Melike Sefaoğlu

    Nanoteknoloji son zamanlarda hızla gelişen bir araştırma alanıdır ve nanopartiküllerin üretimi için biyolojik malzemelerin kullanımını sağlayan yeni bir yöntem olarak görülmektedir. Birçok farklı alan ve amaç için üretilebilen nanopartiküller (NP); nanometreden milimetrenin binde biri kadar değişen boyutlara sahiptirler. Bu küçük partiküller, temas halinde olduğu herhangi bir malzemenin performansını küçük boyutu, yönü, fiziksel özellikleri nedeniyle değiştirebilmektedir. Bu partiküller farklı kimyasal, fiziksel ve biyolojik yaklaşımlarla kolayca hazırlanabilir. Ancak yöntemler arasında biyolojik yaklaşım, basit olması ve çevre dostu koşulları nedeniyle en umut verici yaklaşımdır. Biyolojik yaklaşım ile nanoparçacık üretimi, yüksek sıcaklık, asidik / bazik koşullar ve tehlikeli kimyasallar gerektirmez. Bu nedenle, bu yöntemler "yeşil sentez" olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada temel amaç mikrosistemler ve yeşil sentez yöntemlerini birleştirilerek metal nanopartiküllerin üretimi ve karakterizasyonu gerçekleştirmektir. Bu amaçla ilk adımda mikrosistemlerin tasarımı ve fabrikasyonu 3B yazıcı destekli soft litografi teknikleri kullanılmıştır. İkinci adımda kırmızı lahana (Brassica oleracea var.capitata f. rubra) ekstrelerinde bulunan flavonoidler ve terpenoidler gibi moleküllerin indirgeyici özellikleri ile çinko nanopartikülleri sentezi gerçekleştirilmiştir. Bitki ekstraktı, Çinko oranı, Çinko çözeltisi derişimi, mikroplatform akış hızları ve akış hızları oranı ve sıcaklık gibi farklı parametreler denenerek en uygun üretim koşulları belirlenmiştir. Elde edilen nanopartiküllerin boyutsal karakterizasyonu sonunda dağıtma fazı olarak Çinko nitratın kullanıldığı ve akış hızları oranın 1:2 olduğu koşullarda en düşük (718 nm) boyutlu ve nispeten homojen partiküller üretilmiştir. Bu koşullar altında üretilen nanopartiküllerin aynı zamanda antimikrobiyal aktivitesine bakılmıştır. Sonuçlar, bitkisel kara lahana bileşenlerin metal nanopartiküllerin yeşil sentez yoluyla üretilebileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Çinko, Kırmızı lahana, Nanopartikül, Nanoteknoloji, Yeşil sentez

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Mikrosistemlerde Aljinat ve Kitosan Mikropartikül Üretimi ve Karakterizasyonu

    Hasret Özdilek

    Son yıllarda araştırmalar tedavi süreçlerinin daha etkili olması için yeni ilaç geliştirme ve geliştirilen ilaçların etkili bir şekilde hedef bölgeye iletilmesi stratejileri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu stratejiler ilacın biyoyararlanımını iyileştirmeyi ve sitotoksik etkilerini azaltarak hastanın konforunu arttırmayı hedeflemektedir. Çalışmaların önemli bir kısmı ilaç veya gen taşıyıcı sistemlerini kapsamaktadır. İlaçların kontrollü salınımını sağlayan biyopolimerlerin geliştirilmesinden hedef bölgenin tanınmasını sağlayan protein ya da antikorların keşfedilmesine kadar birçok çalışma bu kapsamda yer almaktadır. Dolayısıyla aktif bileşenlerin mikropartiküller şeklinde enkapsülasyon çalışmaları, ilaç endüstrisi için, düşük çözünürlüğe sahip ilaçların dağılım hızını iyileştirmek ve biyoyararlanımlarını arttırmak açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Biyoyararlanımı arttırmaya yönelik geleneksel yöntemlerden bağımsız olarak, çok farklı partikül ve nanopartikül işleme yöntemleri geliştirilmektedir. Çok miktarda su içeren hidrofilik polimerik ağ yapısına sahip hidrojeller, ilaç moleküllerinin salımında yaygın olarak kullanılan biyomalzemelerdir. Polimerik ağ yapısı kovalent ve iyonik bağlar ya da fiziksel bağları bulunduran çapraz bağlanma ile elde edilir. Polimerik mikro/nanopartiküllerin biyoaktif ajanların vücut içindeki düşük emilim ve biyoyararlanımlarını arttırabileceği düşünülmektedir. Mikroteknoloji ve mikroakışkanlarda meydana gelen ilerlemeler ilaç keşfi, biyoloji, tanı ve doku mühendisliği gibi birçok alanda derin etkilere yol açmıştır. Bu sistemler karmaşık ilaç taşıyıcılarının istenen boyutta ve ilaç içeriğine sahip bir şekilde üretilebilmesini mümkün kılmış ve salım profillerinin daha kesin bir şekilde tahmin edilmesini kolaylaştırmıştır. Bu çalışma kapsamında ilaç moleküllerin terapötik aktivitelerini arttırmak için mikro/nanopartiküller şeklinde enkapsülasyonu için bir yöntem geliştirilmektir. Bu doğrultuda aljinat ve kitosan doğal polimerler kullanılarak, 3B yazıcı yardımıyla mikrofabriaksyonu yapılan farklı geometrilere sahip mikroakışkan aygıtlarında mikro/nano ölçekli partiküller sentezi ve bu partiküllerin karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Sentez basamağında mikropartiküllerin istenen boyutta elde edilebilmesi için mikroakışkan aygıtlarının kanal genişlikleri ve kanallarda fazların akış hızları ve polimer konsantrasyonları optimize edilmiştir. Yapılan denemler sonunda en düşük boyuta sahip mikropartiküller %0.25 kitosan ve %0.25 TPP'nin akış hızı oranı 1:20 olduğu koşullarda (yaklaşık 400 nm) elde edilmiştir. Bu koşullardaki mikropartiküllere yükleme için Ampisilin model biyoaktif molekül olarak kullanılmış ve hem gram pozitif hem de gram negatif bakteriler temsilen farklı bakteriler üzerindeki aktiviteleri test edilmiştir. Biyoaktivite testleri antibiyotik yüklü mikropartiküllerin her iki grup bakteriye karşı yüksek inhibisyon aktivitesi gösterdiğini belirlemiştir. Bu sonuçlar polimerik mikro/nanopartiküllerin ilaçların enkapsülasyonunda başarılı bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir.Bu çalışma Gümüşhane Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü'nce desteklenmiştir. Proje No: 19.F5119.0101 Anahtar Kelimeler: Aljinat, Biyopolimer, Emkapsülasyon, Hidrojel, İlaç, Kitosan, Mikroakışkan, Mikropartikül

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kışlaköy (Narman-Erzurum, Türkiye) çevresinde yüzeylenen volkanik kayaçların petrografisi, mineral kimyası ve kristallenme koşulları

    Hande Güngör

    Bu çalışma alanının konusu Kışlaköy (Narman/Erzurum) ve çevresindeki Eosen yaşlı volkanik kayaçlardan oluşmaktadır. Bu alanda bulunan volkanik kayaçların minerolojik, petrografik ve mineral kimyası analizleri incelenmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda magmaların kristallenme esnasında etkili olan sıcaklık, basınç gibi fizikokimyasal özellikleri ile fizikokimyasal verileri jeolojik verilerle birleştirerek bu kayaçları oluşturan magmaların kabuktaki gelişimleri irdelenmiştir. Çalışma alanındaki başlıca birimler Eosen yaşlı Kışlaköy Volkaniti, Oligo-Miyosen yaşlı Oltu Formasyonu, Oligo-Miyosen yaşlı Alabalık Formasyonu ve Alüvyonlardan oluşmaktadır. İnceleme alanındaki volkanik kayaçlar volkanik fasiyes özelliklerine göre piroklastitler, dayklar ve lavlar olmak üzere üç başlıkta incelenmiş ve bu kayaçlarda bulunan başlıca mineraller plajiyoklas, klinopiroksen, olivin ve opak minerallerdir. Bu kayaçlar genel olarak hyalo-mikrolitik porfirik, glomeroporfirik, kümülofirik, mikrolitik porfirik, poikilitik, intersertal dokular sergilerler ve piroksenler Wo40-46 En41-50 Fs5-18 bileşimine sahip ojittirler, plajiyoklaslar An49-85 bileşimlidir, olivinler Fo68-75 arasında değişim göstermektedir ve Fe-Ti oksitler bulunmaktadır. Termobarometre hesaplamalarına bakıldığında volkaniklerin kristallenme sıcaklığı 489-1247 0C arasında, basınç 0.5-4.7 kbar arasında değişmekte olup bütün bu verilere bakılarak incelenmiş olan volkanik kayaçların orta-sığ kıtasal kabuk içerisinde susuz magmalardan itibaren yerleştiği görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Gümüşhane yöresi çiçek ballarının kalite özellikleri ve antioksidan aktiviteleri

    Merve Kalafat Kul

    Bal; bitki nektarlarının canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirilerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırması sonucu ortaya çıkan doğal bir üründür. Bal insanların severek tükettikleri temel gıda maddelerinden biridir. Türk Gıda Kodeksine göre ballar çiçek balı ve salgı balı olarak 2 gruba ayrılır. Bal; karbonhidrat (glukoz, fruktoz), proteinler, enzimler (α- glukosidaz, β- glukosidaz, katalaz, fosfataz), aminoasitler, organik asitler (glukonik asit, ferulik asit), lipitler, vitaminler, mineraller ile flavonoidler ve fenolik bileşikler gibi fitokimyasal maddeleri de içermektedir. Ülkemizde; Trakya bölgesinde meşe ve ayçiçek balı, Doğu Karadeniz'de delibal, Akdeniz bölgesinde narenciye ve hayıt balı, Doğu Akdeniz'de lavanta balı, Artvin yöresinde akasya balı ve Anzer yöresinde ise Anzer balı ismiyle tanınan pek çok bal çeşidi vardır. Bu bal çeşitleri üzerine yapılmış pek çok akademik çalışma bulunmaktadır. Balların kalite özelliklerinin belirlenmesi için; nem, sakaroz, fruktoz, gluktoz, fruktoz+glukoz, suda çözünmeyen katı madde, serbest asitlik, elektrik iletkenliği, diastaz sayısı, HMF, prolin ve mineral analizleri yapılmaktadır. Çalışmamızda; zengin bir floraya sahip Gümüşhane ilinin 5 ilçesinden 2018 yılına ait 3'er adet (toplamda 15 adet) bal örneklerinin kalite özellikleri Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğindeki kurallara uygun olarak analiz edilecek ve bunun yanında mineral içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri araştırılacaktır. Elde edilen sonuçlar Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği ve TS 3036 Bal Standardında belirlenen değerler ile karşılaştırılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Göç ve toplumsal değişmenin Türk romanına yansıması

    Nurefşan Eskiyurt

    Göç hareketi çok yönlü bir boyuta sahiptir. Araştırmacılar tarafından birçok farklı göç hareketi tanımı yapılmıştır. Bir yer değiştirme hareketi olan göç, anlık değildir ve bir süreci ifade etmektedir. Toplumsal değişme kavramı ise toplum yapısındaki büyük değişimleri, toplumların kültürel yapılarında meydana gelen bir değişimi ifade etmektedir. Toplumsal ya da kültürel değişmeler ve göç hareketi arasında bir ilişki söz konusudur. Bu ilişki, Türk romanı içerisinde kendine yer edinmiştir. Romanlarda göçün nedenleri, göç eden bireylerin kentlileşme süreçleri ve yaşadıkları toplumsal/kültürel değişimler konu edinilmiştir. İç göç konulu romanlar ve dış göç konulu romanlarda yaşanılan toplumsal/kültürel değişmeler birbirinden farklılık göstermektedir. Bu çalışmada göç ve kentleşmenin neden olduğu toplumsal değişmelerin Türk romanı üzerindeki yansıması ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Kentleşme, Toplumsal Değişme, Türk Romanı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    6-7 numaralı Trabzon Ahkâm Defterlerine göre Gümüşhane Sancağı

    Bünyamin Köse

    Osmanlı tarihi araştırmalarında mühim bir yere sahip olan Vilâyet Ahkâm Defterleri; ihtiva ettiği bölgelere dair oldukça önemli verilerin bulunduğu arşiv kaynaklarındandır. Tezimizde 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri'nde Gümüşhane meydana gelmiş olan arazi anlaşmazlığı davaları, alacak-verecek davaları, miras davları, vakıf davları, mülke müdahale davaları, zeamet davaları da yer almıştır. Bu davaların şikayet konuları yerel mahkemelerde çözülememiş ve Divân'a gönderilmiştir. Divân'a gönderilen şikayetler doğrultusunda, devletin adalet mekanizmasının mantığının nasıl işlediğine de defter kayıtlarından ulaşmaktayız. Tezin giriş bölümünde Gümüşhane'nin tarihçesi, araştırma konusunun kapsamı, özgünlüğü ve araştırmada kullanılan kaynaklara değinilmiştir. Birinci bölümde Osmanlı Devletinde Divȃn teşkilatı ve Bab-ı Âsafi Defterleri tanıtılmış ve Ahkâm Defterlerinin genel özellikleri ile Trabzon Vilâyeti Ahkâm Defterleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise 6 ve 7 Numaralı Trabzon Vilâyeti Ahkâm Defterlerinde Gümüşhane ile ilgili tespit edilen hükümlerin konu bakımından tasnifi ile hükümlerin sadeleştirilmiş özetleri yer almaktadır. Sonuç ve kaynakçanın da bulunduğu çalışma, 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri'ndeki hükümlerin transkripsiyonu ve bazılarının görüntüleri ek olarak verilmesiyle tamamlanmıştır. 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri 1838 (1253)-1858 (1274) yılları arasındaki yaklaşık 20 yıllık bir süreci kapsamaktadır. Bu süreçte çalışmamızda Gümüşhane Sancağı'nda meydana gelen adli, idari, sosyal ve ekonomik konulara ışık tutmaya gayret edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Devlet hastanesi sağlık personellerinin doğa kaynaklı afetlere farkındalığının değerlendirilmesi

    Zeynep Topcu

    Dünya genelinde yaşanan afetlerde günümüze kadar binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Afet yönetiminin temelinde risk analizi ve risk yönetimi esas alınmıştır. Sağlık sektöründe hizmet veren kurumların temel işlevleri arasında, afet sonrası hizmet verimliliğini arttırmak ve afet öncesi de kurumsal afet hazırlıklarını oluşturma aşamalarında personellerinin bireysel farkındalığı yükseltmek olmalıdır. Afet sonrasında hizmet sürekliliğini devam ettirebilmek için hastane personellerinin afet farkındalığının yüksek olması ve dolayısıyla da müdahale yeteneklerinin gelişmiş olması beklenmektedir. Bu çalışma doğa kaynaklı afetlere farkındalık düzeyini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılacaktır. Çalışma, sağlık personellerinin afet durumunda görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi için ön saha araştırması önemine sahiptir. Afet öncesinde personellerin afet farkındalık seviyesi, afet durumundaki davranışlarına doğrudan etki edeceği düşünülmektedir. Çalışmada hastane personellerinin doğa kaynaklı afetlere farkındalığını tespit etmek planlanmıştır. Araştırma Gümüşhane Devlet Hastanesi'nde görev yapan 244 personele uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların doğal afet farkındalık düzeyi yüksek seviye olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların doğal afet bilgi ve farkındalık düzeyleri orta, doğal afet tutum ve inanç düzeyleri yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Katılımcıların doğal afet bilgi farkındalık ortalaması ile doğal afet tutum inanç ortalaması arasında pozitif yönde doğrusal bir ilişki tespit edilmiş, bu veriler ise birlikte artış veya azalış gösterdiği şeklinde yorumlanmaktadır. Yapılan değerlendirilmeler sonucu sağlık personellerinin afet kültürü yapısının oluşturulması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Parabolik denklemler için çok noktalı lokal olmayan sınır değer özdeşleştirme problemi

    Pınar Akkan

    Bu çalışmada, parabolik denklemler için çok noktalı lokal olmayan sınır değer özdeşleştirme problemi ele alınmıştır. Problemin çözümünün varlığı ve kararlılık kestirimleri araştırılmıştır. Özdeşleştirme problemin yaklaşık çözümünü bulmak için birinci ve ikinci mertebeden sonlu fark şemaları kurulmuştur. Daha sonra, bu fark şemaların çözümü için kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Soyut sonuçlar elde edildikten sonra Dirichlet şartları ile verilen çok boyutlu parabolik kısmi diferansiyel denklem için özdeşleştirme problemin çözümünün kararlılığı incelenmiştir. Bu problem için hem birinci ve ikinci mertebeden fark şemaları kurulmuş hem de kararlılık analizi yapılmıştır. Ayrıca test örneklerinde çok noktalı parabolik özdeşleştirme sınır değer probleminin çözümünü bulmak için algoritma ve MATLAB kodları sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Yeni medya ile değişen gazeteciliğin kurumsal imajı: Gümüşhane örneği

    Hanife Esen Taşkın

    İletişim teknolojilerinin ve internetin yarattığı yeni düzen, birçok alanda olduğu gibi medya alanında da büyük değişikliklere zemin hazırlamıştır. Geleneksel medya olarak adlandırılan konvansiyonel medya, günümüzde yerini yeni medya düzenine bırakmıştır. İletişim teknolojilerindeki hızlı ilerleme geleneksel medya, haberlerini kitleye yeni ve farklı bir yöntemle ulaştırma imkânına kavuşmuştur. Çoğu elektronik gazeteler yayınlarını kendi hizmet sağlayıcılarından, internet aracılığıyla okuyucularına aktarmaktadır. Fakat bu dö-nemde bunun da ötesinde çok daha farklı bir habercilik anlayışı yer almaktadır. Her geçen gün haberciliğin önüne eklenen farklı kavramlar ortaya atılmaktadır. Haberin bulunması, işlenmesi ve dağıtılması tamamen farklılaşmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; geleneksel medyadan yeni medyaya geçiş sürecinde gazetecilik imajında meydana gelen yenilikleri ortaya koymaktır. Bu amaçla, gazeteciliğin geleneksel medyadaki konumu ele alınmış ve irdelenmiştir. Bu kapsamda yeni medya gazeteciliği ve yeni medya platformlarının etkisi incelenmiştir. Tezin konusu kapsamında gazete kurumları esas alınmıştır. Gümüşhane il ve ilçelerinde yer alan aktif gazete kurumları ziyaret edilerek işletmecileri ile nitel araştırma tekniklerinden olan mülakat yöntemi kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın ilk kısmında gazeteciliğin geleneksel ve yeni medyadaki konumu ile yeni medyanın gazetecilik açısından avantajları irdelenerek araştırmanın altyapısı oluşturulmuştur. İkinci bölümde kurumsal imaj ve kurumsal imajın faktörleri incelenmiştir. Üçüncü bölüm tezin araştırma kısmını oluşturmaktadır. Bu bölümde ise yeni medya ile değişen gazeteciliğin kurumsal imajı Gümüşhane örneği üzerinden incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, Yeni Medya, Kurumsal İmaj, Gazetecilik, Gazetecilik İmajı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    KBRN olaylarında müdahil bazı kurum personellerinin konu hakkındaki bilgi, beceri, deneyim ve görüşlerinin derinlemesine mülakat tekniği ile ölçülmesi: Gümüşhane ve Erzurum ili örneği

    Furkan Şahin

    KBRN olayları tüm dünyada önemli tehdit unsurlarıdır ve kitlesel çapta ciddi yaralanmalara ve can kayıplarına neden olabilirler. Bu bağlamda yerel düzeyde KBRN olaylarına ilk müdahalenin kamu kuruluşları ve paydaşları tarafından gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Çalışmanın amacı da KBRN olaylarına müdahil olan kurum personellerinin konuyla ilgili bilgi düzeyi, müdahale becerileri, konu hakkındaki tutumları ve herhangi bir KBRN vakasına karşı hazır bulunuşluk düzeylerini, kurumların böyle bir duruma karşı hazırlık düzeylerini ve Gümüşhane ve bağlı olduğu birlik müdürlüğünün bulunduğu il olan Erzurum ilinin böyle bir olayda cevap verebilme yeteneğini kurumlardaki afetler ve KBRN konusunda uzman personellerin gözünden değerlendirmektir. Bu amaçla çalışmanın yapılmasına izin verilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden on farklı kurumun bu konuda gerekli bilgi ve uzmanlığı bulunan katılımcılarıyla görüşmeler yapılmış ve ses kaydı alınmıştır. Görüşmelerde, verilerin toplanması amacıyla oluşturulmuş olan "KBRN Konusunda Bilgi, Beceri, Planlama, Teçhizat, Deneyim ve Tutum İle İlgili Mülakat Soruları" formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler tematik kodlama yoluyla çözümlenmiştir. Görüşmeler sonucunda başlıca olarak Erzurum ve Gümüşhane illerinde bu konuya müdahil olan kurumların çoğunda eğitim, planlama, tatbikatlar, KKD ve ekipmanlar konusunda yetersizliklerin olduğu bulgulanmış, çalışmamızı yürüttüğümüz Gümüşhane ve Erzurum illerinde, bu olaylara müdahil katılımcı kurumların ve personellerinin KBRN hazırlık ve müdahale noktasında birçok konuyu barındıran yetersizliklerinin olduğu ve bu konu üzerine çalışmaların artırılarak yürütülmesi gerektiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: KBRN, KBRN Kurumsal Hazırlık, KBRN Kurumsal Yeterlilik, Nitel Çalışma, NBC

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Siyez (Triticum monococcum L.) ununun ekşi mayalı ekmekten üretilmiş peksimette kullanımı

    Sümeyye Çağlar

    Bu çalışma, besleyicilik özellikleri yüksek olan siyez ununun ekşi maya ile üretilen ekmeklerden elde edilen peksimet ürünlerinde kullanılabilirliğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Siyez unu, peksimet üretiminde 0, 10, 20, 30, 40 ve 50 g/100g oranlarında ilave edilerek kullanılmış ve elde edilen ekşi mayalı ekmekler, 50 °C de 24 saat kurutulup peksimet haline getirilmişlerdir. Üretilen peksimet örnekleri bir öğütücü yardımıyla un haline getirilmiş ve analizlerin yapılmasına kadar geçen sürede 4 °C' de saklanmıştır. Elde edilen peksimetlerde fizikokimyasal, renk, besinsel, akrilamid, aroma ve duyusal analizler yapılmıştır. Formülasyona ilave edilen siyez unu miktarı arttıkça peksimet örneklerinin kül içeriğinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0.05). Peksimet örneklerinin kül içerikleri 1.15 ile 1.52 g/100g arasında değişmiştir. Yağ oranı 1.16 ile 5.79 g/100g arasında değişen peksimet örneklerinde artan siyez unu katkısı ile yağ miktarının anlamlı bir şekilde azaldığı görülmüştür (P<0.05). Ayrıca 10.02 g/100g ile en yüksek protein oranı 40 g/100g siyez unu katkılı peksimet örneği aittir. Örneklerin renk değerleri siyez unu katkısı ile anlamlı şekilde değişim göstermiştir. Katkı miktarı artıkça a* ve b* değerleri artış gösterirken L* değeri azalış sergilemiştir. Örneklerin toplam diyet lif içerikleri 3.00 ile 6.17 g/100g arasında değişim göstermiş ve siyez unu örneklerin diyet lif içeriklerinde anlamlı bir artış sağlamıştır (P<0.05). Dirençli nişasta miktarı ise kontrol grubunda 2.10 g/100g olarak bulunurken %50 siyez unu katkılı peksimet örneğinde 1.56 g/100g olarak bulunmuş ve dirençli nişasta miktarının artan siyez unu oranına bağlı olarak anlamlı bir şekilde azaldığı belirlenmiştir (P<0.05). Akrilamid miktarlarının ise siyez unu miktarı ile orantılı olarak arttığı görülmüş ve bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (P<0.05). Siyez unu ile zenginleştirilmiş ve ekşi mayalı ekmeklerden üretilmiş peksimetler üzerine yapılan çalışmamızın sonuçlarına göre siyez unu katkısı ile birlikte örneklerin glisemik indeks ve hidroliz indeksi değerlerinin azaldığı görülmüştür. Glisemik indeks değerleri 94.61 ile 89.23 arasında değişmiştir. Peksimet örneklerinin duyusal analiz sonuçlarının genel beğeni skorları incelendiğinde ise siyez unu katkısının genel beğeniyi artırdığı görülmüştür. En beğenilen ürün formülasyonunun ise 50 g/100g siyez unu içeren peksimet örneği olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak siyez ununun ekşi mayalı peksimetlerde beslenme kalitesini artırmak amacıyla kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Gümüşhane'de farklı çevrelerde yetiştirilmiş bazı kışlık ekmeklik buğday genotiplerinin antioksidan kapasitelerinin belirlenmesi

    Adem İktü

    Bu çalışmada, Gümüşhane koşullarında farklı yetiştirme mevsimlerinde, organik ve konvansiyonel koşullarda yetiştirilmiş olan bazı ekmeklik buğday genotiplerinin kepek ve un fraksiyonlarının antioksidan aktivitelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sekiz ekmeklik buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Materyale ilişkin denemeler, 2013-2014 ve 2014-2015 yetiştirme mevsimlerinde Gümüşhane ili, Şiran ilçesinde organik ve konvansiyonel yetiştirme koşullarında üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Antioksidan aktivitelerinin belirlenmesinde, toplam flavonoit ve toplam fenolik bileşik miktarı, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi (CUPRAC metodu), 1,1-Difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) ve 2,2-Azino-bis (3-etilbenzo-tiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) radikali giderme aktivitesi analizleri yapılmıştır. Standart olarak, BHA, BHT, α-tokoferol ve troloks kullanılmıştır. Çalışma sonunda, 2013-2014 yetiştirme mevsiminde, ekmeklik buğday ununda DPPH radikal giderme aktivitesinin yetiştirme koşullarına (YK) göre; ABTS'nin genotiplere göre; Bakır indirgeme kapasitesinin ise genotip (G) ve YK×G interaksiyonuna göre istatistiksel olarak önemli farklılık gösterdiği; toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşik miktarları bakımından tüm varyasyon kaynaklarının (G, YK ve YK×G interaksiyonu) önemli farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre, DPPH giderme aktivitesine ilişkin inhibisyon değerleri, organik yetiştirme şartlarında (%24.16), konvansiyonel şartlara (%23.09) göre daha yüksek bulunmuştur. 2014-2015 yetiştirme mevsiminde, unda CUPRAC indirgeme kapasitesi, toplam fenolik ve flavonoid bileşik miktarları, tüm varyasyon kaynakları bakımından önemli değişimler gösterirken; DPPH ve ABTS radikal giderme aktiviteleri, bu varyasyon kaynakları bakımından önemli farklılıklar göstermemiştir. İlk yetiştirme mevsiminde, kepekte tüm antioksidan özellikleri bakımından, varyasyon kaynakları önemli farklılıklar gösterirken; ikinci yetiştirme mevsiminde ise ABTS radikal giderme hariç diğer antioksidan aktivitelerinin tüm varyasyon kaynakları bakımından önemli değişimler gösterdiği, ABTS radikal gidermede ise G ve YK bakımından önemli farklılıklar gösterdiği ortaya konmuştur. Böylece, farklı yetiştirme mevsimlerinde ekmeklik buğday un ve kepek örneklerinin antioksidan aktiviteleri üzerinde, YK, G ve YK×G interaksiyonunun istatistiksel olarak önemli etkilerde bulunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bitki bazında yapılan bu tür çalışmalarda, gıdaların antioksidan özelliklerinin belirlenmesinde; yetiştirme mevsimleri, yetiştirme koşulları ve materyal olarak kullanılan genotiplerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Katılım bankacılığının davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi

    Ömer Ateşci

    Modern klasik iktisat teorilerinde insanoğlu, sadece çıkarını düşünen, kişisel menfaatine hizmet eden, fayda ve kârını maksimize etmeyi amaçlayan bir varlık olarak tanımlanmıştır. "Homo Economicus" "ekonomik insan" olarak tanımlanan bu insan modeli, çıkarlarını maksimize etmeyi hayatının en temel amacına koymaktadır. Bu model, insanın yatırım noktasında tamamen nefsi duygularını tatmin etmek için hareket ettiği ileri sürülmektedir. Genel olarak iktisat teorileri insanı bu şekilde tanımlamış olmasına rağmen, insanoğlunun yatırım kararlarında her zaman maddi olarak rasyonel davranmadığı gözlemlenmiştir. Bu tür yatırım kararları veren bireylerin hareketleri, klasik iktisat teorilerinde ifade edilen insan modeli ile çelişmektedir. Klasik iktisat teorileri, bireylerin yatırımlarında rasyonel olmadığı kararları açıklamakta zorlanmıştır. Bundan dolayı klasik iktisat teorilerinde boşluk ortaya çıkmıştır. Çünkü insanların yatırım kararlarında risk ve getiri dışında farklı değişkenleri de dikkate aldığı ortaya çıkmıştır. İnsanların bu tür davranışlarını açıklamak ve klasik iktisat teorilerinde oluşan boşluğu doldurmak için "davranışsal finans" kavramı ortaya çıkmıştır. Davranışsal finansa göre insanlar yatırımlarında ekonomik getiri, risk ve kar değişkenleri dışında, psikolojik, kültürel, sosyolojik değişkenlerinde etkisinde karar verebilmektedir. Bu çalışmada Erzincan ilinde bulunan bireysel yatırımcılar üzerinde anket yöntemiyle katılım bankacılığının davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Katılım bankacılığının tercih edilmesinde etkili olan faktörler davranışsal finans kapsamında incelenmiştir. Bu kapsamda 404 bireysel yatırımcı ile anket çalışması yapılmış olup elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anket içerisinde bulunan soruların tamamının betimsel istatistik bulguları elde edilip, ilk olarak demografik, sonrasında katılım bankacılığı ile bulgular ve daha sonrasında katılım bankacılığı ile davranışsal finans arasında oluşturulan hipotezlerin analizi için (One Way ANOVA testi) tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bireylerin katılım bankacılığını tercih etmelerinde finansal faktörlerin dışında birçok faktörden kuvvetli bir şekilde etkilendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal Finans, Katılım Bankacılığı, Yatırımcı Davranışı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Sosyal medya kullanımının kişilerarası iletişimde bireyin mahremiyet algısına etkileri: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Murat Ülker

    İletişim teknolojilerindeki olağanüstü gelişimle birlikte ortaya çıkan sosyal medya, günümüzde insan yaşamının ayrılmaz parçası konumuna gelmiştir. Beraberinde getirdiği yenilikler ile geleneksel medya araçlarından farklı olarak kullanıcısına karşılıklı etkileşim imkânı tanıması, içerik üretme ve paylaşma olanağı sunması sosyal medyanın bu denli yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Sosyal medya sağladığı avantajların yanı sıra bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. İnsan canlısı açısından önemli bir değer olan mahremiyetin sosyal medyada ihlali ve dönüşümü bu sorunlardan biridir. Kullanıcıların sosyal medyada paylaşımını yaptıkları içerik ve enformasyonun boyutu mahremiyet sınırlarını ihlal eder hale gelmiştir. Bireyin mahremiyeti olarak konumlandırdığı ögeler sosyal medyayla birlikte kamusala açılarak paylaşımın konusu olmuştur. Dolayısıyla sosyal medya bireyin mahremiyet anlayışını dönüştüren etken olmuştur. Çalışma, sosyal medya platformlarından biri olan Instagram'ın, bireyin mahremiyet anlayışı üzerindeki rolüne odaklanmakta ve bu mecrada yaşanan mahremiyet dönüşümünü üniversite öğrencileri çerçevesinde incelemektedir. Sosyal medyada bireyin temsili, bireyin günlük yaşamındaki konumu, bireyin mahremiyet anlayışı, sosyal medyanın mahremiyete yönelik tehdit oluşu ve bireyin mahremiyet anlayışı üzerindeki rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Bu anlamda çalışmanın birinci bölümünde kamusal alan ve mahremiyet kavramları, ikinci bölümde sosyal medyaya ve onu mahremiyete yönelik tehdit edici araç konumuna getiren gözetim olgusu incelenmiştir. Araştırma özellikle bireyin sosyal medya kullanımıyla mahremiyet algısında yaşanan dönüşüme odaklanmıştır. Buradan hareketle çalışmanın temel amacı çalışma problemini desteklemektedir. Sözü edilen konunun ortaya çıkarılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ise, görüşmelerin yapıldığı üniversite öğrencilerinin mahremiyet algıları, sosyal medya profillerinin kendilerini temsili, sosyal medyanın mahremiyetlerinde dönüşüme yol açıp açmadığı ve sosyal medyanın mahremiyetlerine yönelik tehdit olup olmadığı doğrultusunda mahremiyet kaygıları ile sınırlıdır. Bu doğrultuda demografik bilgilerden ve 6 araştırma sorusundan oluşan görüşme formu ile 20 Şubat 2020- 5 Mart 2020 tarihleri arasında katılımcılarla yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Örneklem seçiminde herhangi bir demografik sınırlama yapılmamış olup, kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme kapsamında 15'i kadın, 15'i erkek birey olmak üzere 30 katılımcıya araştırma soruları yöneltilmiştir. Katılımcılardan alınan yanıtlar ses kayıt cihazı yardımıyla kaydedilerek deşifre edilmiştir. Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin Instagram'ı çoğunlukla kişilerarası iletişim aracı olarak kullandığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda sosyal medya profilinin üniversite öğrencilerini temsil ettiği tespit edilmiştir. Katılımcıların mahremiyeti en çok özel alan ve yakın çevreyle ilişkilendirdikleri anlaşılmıştır. Sosyal medyanın mahremiyet üzerindeki rolüne bakıldığında katılımcıların mahremiyet algılarının sosyal medya tarafından dönüşüme uğradığı sonucu elde edilmiştir. Ayrıca katılımcıların, sosyal medyayı kişisel bilgi ve içeriklerin kolay erişildiği bir mecra olmasından dolayı mahremiyetlerine yönelik tehdit olarak gördükleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Mahremiyet, Kişilerarası İletişim, Instagram

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İngiltere'de ombudsmanın yapısı, faaliyetleri ve etkinliği: Nitel bir çalışma

    Kübra Kaya

    Ombudsman ilk olarak 1700'lü yıllarda İsveç'te ortaya çıkmış ve başta İskandinav coğrafyası olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına almıştır. İngiltere de dünyada ombudsmanın yayılmasında önemli role sahip bir devlettir. Bunun sebebi, ilk defa geniş yüz ölçümün sahip kalabalık bir devlette de uygulanabileceğini diğer devletlere göstermesidir. İngiltere'de ilk kurulan ombudsman "Parlamento Komiseri" adı ile 1967'de kurulan ombudsmandır. Bunun yanında da İngiltere'de ombudsmanlık kurumu birçok çeşitli alana yayılmıştır ki resmi ve özel sektör ombudsmanları olarak 2 kısma ayrılmıştır. Fakat bu yüksek lisans tezinde esasa alınan İngiltere parlamentosu tarafından kurulan ve birçok ülkeye etkinliği ve başarısı ile örnek olan Parlamento Ombudsmanı esas alınacaktır. Bunun yanında Ombudsman kavramından, İngiltere'nin siyasi yapısından, İngiltere'deki ombudsman kurumunun yapısı ve işleyişinden bahsedilmiştir. İngiltere'nin parlamento ombudsmanı üzerinde de nitel bir çalışma yapılarak İngiltere'nin Parlamento Ombudsman'ının 2009-2019 yılları arasındaki yıllık raporlar içerisinde "kelime sıklık analizi" yapılmıştır. Yapılan bu analiz sonucunda da tez çalışması sonuca bağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ombudsman, İngiltere, Parlamento Komiseri, Nitel Bir Analiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Gümüşhane ili tarihi konakları sürdürülebilirliği üzerine bir inceleme-Bağlarbaşı mahallesi restorasyon örneği

    Sonay Güzel Özçubukçu

    Asya'yı Avrupa'ya bağlayan tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Gümüşhane, birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu çalışmada incelediğimiz Bağlarbaşı Mahallesi, Doğu Karadeniz'de bulunan Gümüşhane'nin Merkez İlçe'sine bağlı bir yerleşim alanıdır. Bağlarbaşı Mahallesi içerisinden belirlenen A, B ve C olmak üzere üç bölge, tescilli yapıları, yeşil alanları, patika sokakları ve Harşit Çayı'nın verdiği doğal güzellikleri açısından incelenerek, kültür turizmi açısından sürdürülebilirliği sorgulanmıştır. Çalışma alanı içerisinde yer alan 6 adet tescilli konak, İl genelinde yer alan tarihi Gümüşhane Konakları referans alınarak incelenmiştir. Bağlarbaşı'nda yıllar içerisinde yapılacak kentsel dönüşüm aşikardır. Amacımız Türkiye'nin diğer bölgelerinde bulunan ve koruma altına alınan konaklar kadar kıymetli, yapıların Gümüşhane'de de var olduğunu göstermektir. Yapıların koruma altına alınmadan imara açılarak betonlaştırılması ve doğal yaşamın kaybedilmesi tehlike arz etmektedir. Mimari yaklaşımın sokağa, caddeye ve bulunduğu her ortama sosyal ve kültürel etkileri ortadır. Elde edilen veriler ışığında çalışma alanının geleneksel mimariyle uyumlu olarak alternatif turizme açılabilmesi için sürdürülebilir tasarımlar yapılması amaçlanmıştır. Tasarım parsel ölçeğinde dönüşümden ziyade geleneksel dokuyu kaybetmeden yenilikçi biçimlemeler içermektedir. Bütüncül bir yaklaşımla ele alınan bölgede sıradan imar planlarından ziyade, koruma amaçlı imar düzenlemesi gerekli olduğu ön görülmüştür. Sürdürülebilirliği açısından bu yenilikçi yaklaşımın yerel halk ve turistik amaçlı gelen misafirleri kucaklaması hedeflenmiştir. Bölgenin gereksinimlerinin analiz edilmesi, eski doku içinde oluşmaya başlayan modern yapılaşma ve eski-yeni konut mimarisi arasındaki çatışmayı engellemek için sürdürülebilir bir yapılaşma oluşturulması önemlidir. Çalışmada SWOT analizi ile geleneksel yapıların durumları, yenilenebilirliği ve yeşil alanlar kültür turizmi açısından sürdürülebilirliği incelenmiştir. Mevcut yeşil dokuyu koruyarak dönüşümden zarar görmemiş tarihi yapıları ve yeni kullanım alanlarının yaratılabileceğini ortaya konmuştur. Çalışma alanı her anlamda değerlidir. Müze, sosyal tesis, yürüyüş alanları, çocuk parkları, kafe ve restoran için çevrilmesi mümkündür. Doğaya saygılı bir duruş ile korumanın olabileceği ve sonraki nesillere bunun aktarılabileceğini göstermesi beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Isparta şehir merkezinde yaşayan halkın afet farkındalık ve psikolojik yeterlilik seviyelerinin belirlenmesi

    Ceren Şaşmazlar

    İnsanlar yüzyıllardır afetler yaşamaktadır. Doğa kaynaklı afetlerin yanı sıra son yıllarda artan teknolojik ve insan kaynaklı afetlerde insan yaşamını olumsuz etkileyen olaylar arasındadır. İnsanların çaresiz kaldıkları bu tür olayların en büyük sebeplerinden biri de yine insanoğlunun afetlere karşı direnç sağlayamamasından kaynaklanmaktadır. Günümüz afet yönetimi sistemi ise bu eksikliği kapsayan bir sistematik geliştirerek insanların afete hazır bir toplum olmasını için çalışmaktadır. Bu tezin amacı, afetten etkilenen insanları hem fiziki hem psikolojik açıdan değerlendirmek ve Isparta ilinde yaşayan bireylerin afete karşı olan bilinç, farkındalık ve aynı zaman da psikolojik olarak yeterliliğinin belirlenmesini sağlayarak afetlere karşı dirençli bir toplum oluşturmak için gerekli olan yol haritasını çıkarmaktır. Bu yol haritası için, literatür taraması sonucu bir anket formu oluşturularak kişilerin hangi çalışmalara yoğunluk vermesi gerektiğini ve nerede eksiklik olduğunu tespit ederek bireylerin cevap verebilirliğini artırmak amacıyla yapılmış bir başlangıç çalışmasıdır. Araştırma sonucunda, il düzeyinde afet yaşamış, kendisi afete maruz kalmamış fakat yakınları afet yaşayan bireyler ile hiç afet yaşamamış bireyler göz önüne alınarak cinsiyet, yaş, eğitim durumu gibi kriterler ile değerlendirilmiş olup, kişilerde afet farkındalık olguları oluşmasına rağmen psikolojik açıdan yeterlilik ve fiziki açıdan ne yapması gerektiği, afet anında nasıl bir hareket planı oluşturması gerektiği gibi eksiklikler gözlenmiştir. Bu nedenle, eksikliklerin giderilmesi için eğitim, kurum ve kuruluşların sorumluluk alması, il bazlı simülasyon sistemlerinin geliştirilmesi gibi etkin ve kapsamlı çalışma dinamiklerinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Bilinç, Farkındalık, Afet Psikolojisi, Afet Yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Lise öğrencilerinin afet bilinci ve temel ilk yardım bilgi düzeylerinin belirlenmesi: Samsun-Havza örneği

    Musa Aygül

    Dünyada her yıl çok sayıda afet meydana gelmekte ve bu afetler binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yaralanmasına, maddi ve manevi kayıplar vermesine neden olmaktadır. Afetlerden en az etkilenenler afet öncesi hazırlıklarını yapan topluluklardır. Liseler geleceğin üniversite öğrencilerinin veya meslek gruplarının yetiştiği yerlerdir. Liselerde uygulanan etkin afet yönetimi ve eğitim sisteminin gelecek nesillere aktarılması demek aynı zamanda gelecek nesillerinde afetlere hazırlıklı olması anlamına gelmektedir. Bu tez kapsamında, Samsun'un Havza ilçesinde lise düzeyindeki öğrencilerin afet ve ilk yardım bilgi düzeyini belirlemek amacıyla bir araştırma ve değerlendirme yapılmıştır. Çalışmaya lise öğrenimi olan 6 farklı liseden öğrenciler katılmıştır. Anket çalışması, kişisel bilgiler 8 soru, ilk yardım bilgi düzeyi 20 soru ve temel afet bilinç düzeyi 20 soru olmak üzere toplam 48 sorudan oluşmaktadır. Ankete 557 erkek, 475 kadın olmak üzere toplam 1032 öğrenci katılmıştır. Katılımcıların ilkyardım ve afet bilgi puanları değerlendirildiğinde her ikisinde de istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılmıştır. İlkyardım bilgi puanı 60,13±16,73 olarak afet bilgi puanı ise 74,52±22,14 olarak bulunmuştur (P<0,05). Analizlerden elde edilen bulgular neticesinde, Havza'daki lise öğrencilerinin ilk yardım bilgi puanlarının orta düzeyde olduğu, kırsal kesimlerde ise düşük seviyede olduğu saptanmıştır. İlk yardım bilgi ve becerisinin kazandırılması için eğitimlerin belirli bir müfredat içerisinde verilmesi ve tatbikatlar ile sürekliliği sağlanmalıdır. Özellikle eğitim ve tatbikatlara kırsal kesimler dahil edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Bilinci, İlk Yardım, Samsun-Havza

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Ulusal Varlık Fonu uygulamasının iktisadi büyüme üzerindeki etkisi

    Tuğba Albayrak

    Son yıllarda mali pazarlarda ortaya çıkabilecek dalgalanmaların etkilerinin en aza indirilmesi gibi kamu yararına faaliyette bulunmayı hedefleyen ulusal varlık fonlarının sayıları giderek artış göstermektedir. Artan bu varlık fonlarının çoğunlukla emtia kaynaklı oluşturulduğu gözlemlenirken, herhangi bir doğal kaynak veya ihracat fazlası olmayan ülkeler de oluşturdukları ulusal varlık fonları ile dikkat çekmektedir. Kaynak bakımından çeşitlilik gösteren ulusal varlık fonlarının, ekonomik buhranlara karşı stabilizasyonu sağlayarak istikrarsızlığı azaltma hedefi doğrultusunda, ülkelerin iktisadi büyümelerine ilişkin etkileri merak konusu olmaktadır. Bu çalışmada belirlenen 6 ülkeye (Norveç, Singapur, Avustralya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Hong Kong) ait ulusal varlık fonunun 2007-2018 dönemi içerisinde ülkelerin iktisadi büyümeleri üzerindeki etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiyi analiz edebilmek için ekonometrik yöntem olarak dinamik panel veri yönteminden (sistem GMM) yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, ulusal varlık fonu ve ülkelerin iktisadi büyümeleri arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulusal Varlık Fonu, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Şeffaflık, Dinamik Panel Veri Yöntemi, Yatırımlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    X, Y ve Z kuşaklarının Instagram ve Facebook aracılığıyla oluşturdukları imaj

    Şakira Özkan

    Sosyal medya uygulamaları arasında oldukça popüler olan Instagram ve Facebook, kullanıcılar tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Kuşaklara göre farklı kullanım şekli ve düzeyi olan bu uygulamalar, imaj oluşturmaya çalışan bireyler için uygun imkanlar sunmakta ve bu doğrultuda olumlu ya da olumsuz geri dönüşlerin yapılmasına da fırsat tanımaktadır. Bu çalışmada, X, Y ve Z Kuşağının Instagram ve Facebook aracılığıyla oluşturdukları imajları araştırılmış ve bu kapsamda bulgular elde edilmiştir. Bu doğrultuda nicel araştırma yöntemi seçilmiş olup yüz yüze anket tekniği ile çalışmaya uygun anket soruları yöneltilerek elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın örneklemini Gümüşhane ilinde ikamet eden 300 X Kuşağı, 300 Y Kuşağı ve 300 Z Kuşağını temsil eden bireylerden oluşan toplam 900 katılımcı kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulguların analizi sonucunda katılımcıların genel itibariyle X, Y ve Z Kuşağının sosyal medya kullanımlarıyla imaj oluşturma tutumlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

Yayınlar · Gümüşhane Üniversitesi