Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20266306 sayılı kanun uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Hüsna Nas
Bu çalışma, Türkiye’de yaygın olarak kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında değerlendirilen ve uygulamada kentsel dönüşüm projelerinin önemli bir kısmının yürütülmesinde kullanılan 6306 sayılı Kanun’u incelemektedir. Söz konusu kanun, hukuki çerçevesi itibarıyla Afet Riski Altındaki Alanların dönüştürülmesini de düzenlemekte olup, Kanun’un uygulanmasına yönelik dönüşümler üzerine karşılaştırmalı bir analiz olarak ele alınmıştır. Tez kapsamında, afet riski altındaki alanların dönüşüm politikalarının zaman içerisinde geçirdiği dönüşüm hukuki, sosyal ve yönetsel olarak incelenmiştir. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde belge incelemesi ve içerik analizi teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Kanun metinleri, yönetmelik değişiklikleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Uygulama süreçlerinin yalnızca normatif düzeyde değil, fiili işleyiş boyutunun değerlendirilmesi amacıyla 2012-2023 dönemi ile 2024 dönemi dönüşüm başvuru türleri, dönüşüm kapsamı incelenmiştir. Çalışma bulguları, 2012-2023 döneminde riskli yapı tespiti prosedürüne dayalı, münferit başvurular ekseninde ve arsa payı çoğunluğuna dayalı karar alma süreçleri çerçevesinde yürütüldüğü görülmüştür. Bu dönemde dönüşüm uygulamalarının daha parçalı ve reaktif bir karakterde olduğu ortaya konmaktadır. 2024 sonrası dönemde Kanun’da yapılan revizyonlar ve rezerv yapı alanlarının genişletilmesiyle birlikte uygulamaların daha planlı, koordineli bir yapıya yöneldiği ve dijital süreçler üzerinden yürütüldüğü, toplu başvuruların ve yürütülen projelerin belirgin biçimde arttığı, uygulama süreçlerinin hızlandığı ve yeni politika modeline evrildiği görülmektedir. Bu evrimin getirdiği sorunlar çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, 2012-2023 ve 2024 sonrası dönem sırası ile Yoğunlaşmamış Merkeziyetçi Dönem ve Yoğunlaşmış Merkeziyetçi Dönem olmak üzere kavramsal olarak kodlanmıştır. Bu çerçevede fiili katılımın kamu eliyle yürütülmesini temel alan, ortaya çıkan yapısal gerilimlerin dengelenmesine katkıda bulunmayı hedefleyen Karma Katılımcı Dönüşüm Modeli (KKDM) önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Kentsel dönüşümde korunan tarih, dönüşen şehir Erzurum modeli: Mumcu Mahallesi kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı incelemesi
Elif Şimşek
Geçmişten bu yana bütün kentler sahip oldukları ideolojiler etrafında anlamlandırılmaya çalışırken birçok değişime maruz kalmıştır. Kentlere yapılan tüm müdahaleler sonucunda plansız, imarsız gelişme, sorunlu ulaşım, sağlıksız çevre, afet zarar riski yüksek yerleşimler, eksik altyapı, ruhsatsız, projesiz, kontrolsüz inşaat gibi kent planını bozan etkenler ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar sonucunda kentin estetiğini ve zaman içinde kaybolan yaşam kalitesinin artırılması için kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulmuştur. Kentsel dönüşüm; kentlerdeki sorunlara çözümler üreten ve değişime uğramış bir bölgenin fiziksel, ekonomik ve sosyal koşullarına kalıcı çözümler getirmeye çalışan kapsamlı bir eylem olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın amacı, kentlerin dönüşerek gelişmesine sebebiyet veren kentsel dönüşümün kavramsal altyapısı incelenerek Erzurum'daki Yukarı Mumcu Mahallesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı'nın incelenmesidir. Korunan tarih açısından da Erzurum Çifte Minareli Medrese ve Erzurum Kalesi ve çevresinin restore projesine de yer verilerek tarihi yapıların korunması ele alınacaktır. Kentsel dönüşüm çalışmalarının sadece bir mekansal dönüşüm olmadığı, beraberinde birçok kültürel ve sosyo-ekonomik değişim neticesinde kentsel yaşam kalitesinin olumlu yönde etkilenmesi çalışmanın amacını ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kentleşme sürecinin Türk sinemasına yansıması
Münevver Demir
İnsanları kendilerine çeken kentler en genel tanımıyla tarımsal faaliyetin olmadığı tarım dışı etkinliğin fazla olduğu mekânlar olarak tanımlanmaktadır. Bu mekânlar tarih boyunca pek çok değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Ancak hiç biri kentleri sanayi devrimi kadar etkilememiştir. Sanayi devrimi kentleri ekonomik, sosyal, siyasi ve hatta kültürel açıdan bir değişim ve dönüşüme zorlamıştır. Bu değişim ve dönüşümün kent için en büyük etkisi ise kentleşme süreci olmuştur. Türkiye'de kentleşeme süreci 1950'li yıllarda tarımsal alanda yapılan modernleşme hareketiyle başlamıştır. Bu modernleşme hareketi kırsal alanda iş imkânı bulamayan aileleri büyük kentlere göç etmeye zorlayarak kentleşeme sürecinin yaşanmasına neden olmuştur. Bu tarihten itibaren hızlı bir kentleşme süreci yaşayan Türkiye, kentleşmenin etkisiyle pek çok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunların tespiti ve çözümlenmesinde yazılı kaynaklar kadar görsel kaynaklarda büyük önem taşımaktadır. Bu önem göz önüne alınarak Türkiye'de yaşanan kentleşme süreci sinema eşliğinde dönemlere ayrılarak Türkiye'nin kentleşme haritası çıkarılmaya çalışılacaktır.
- MakaleYalnız künye2017The Stranger to Time: What a Collector Stands for in a Hurried Society
Demir, Sertaç Timur
City-dwellers who are threatened by the risk of natural or social disasters are in search of safer houses. Each attempt to satisfy their need for safety, however, turns into another version of the security problem; so much so that, escaping from risk itself turns into different (yet nevertheless more powerful) risks. The film 10 to 11 (2009) focuses on the socio-spatial conflict between a stranger and his neighbours who are anxious about a possible earthquake risk in Istanbul. Mithat, the protagonist of the film, is a stranger not only to place but essentially to time. He lives within time and understands place as an essential means loaded by temporal experiences and memories. This paper deals with the multiple dichotomies between time and memory, between risk and fear, between aesthetics and security, and between attachment and profit in the context of urban transformation. The stranger, who is analysed for the first time as a temporal being in this paper, is discussed using Zygmunt Bauman’s concepts of uncertainty and liquid modernity, Richard Sennett’s capitalism, Ulrich Beck’s risk society, Frank Furedi’s culture of fear, Stephen Bertman’s hurried culture, Elias Canetti’s death, Giorgio Agamben’s forgotten and gone, Svetlana Boym’s nostalgia, and Halbwachs, Assmann, Connerton, and Arendt’s memory, as well as around the temporal spaces of museums, bibliopoles, antique shops, and cemeteries.

