Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri: Panel veri analizi

    Yeliz Gür

    Bu çalışma yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini G8 ülke grubu kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Artan küresel enerji talebi ve fosil yakıtlara dayalı üretim yapısının yol açtığı çevresel ve ekonomik maliyetler, yenilenebilir enerji kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma açısından kritik bir alternatif haline getirmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, yenilenebilir enerji kullanımının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri bütüncül bir çerçevede analiz edilmiştir. Araştırmada 2000-2023 dönemini kapsayan G8 ülkelerine ait veriler kullanılmış ve analizler panel veri yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda biri çevresel sürdürülebilirlik, diğeri ekonomik sürdürülebilirlik olmak üzere iki ayrı model kurulmuştur. Modellerde yenilenebilir enerji kullanımının; ekonomik büyüme ve dışa bağımlılık gibi ekonomik göstergeler ile sera gazı emisyonları ve çevre kirliliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, yenilenebilir enerji kullanımının çevre kirliliğini azaltıcı yönde anlamlı etkiler yarattığını ve aynı zamanda ekonomik büyümeyi desteklediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasının yanı sıra ekonomik performansı da artıran önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, politika yapıcıların yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik eden, enerji dönüşümünü hızlandıran ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan stratejilere öncelik vermesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026
    Uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik İlişkisi: Küresel literatürün bibliyometrik analizi

    Abdoul Wahidou Mahamane Seydou

    Uzaktan çalışma, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin etkisiyle giderek yaygınlaşan bir çalışma modeli hâline gelmiş, özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında çalışma yaşamında önemli bir dönüşüm yaratmıştır. Pandemi sürecinde uzaktan ve hibrit çalışma uygulamalarının hızla yaygınlaşması, bu çalışma modelinin ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerine yönelik akademik ilgiyi de artırmış ve uzaktan çalışma ile sürdürülebilirlik ilişkisini inceleyen bilimsel yayınlar önemli bir ivme kazanmıştır. Buradan hareketle, bu tez çalışmasının amacı, uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik ilişkisini ele alan akademik literatürün gelişim eğilimlerini, entelektüel yapısını ve temel araştırma temalarını bibliyometrik analiz yöntemiyle incelemektir. Araştırma verileri Scopus veri tabanından elde edilmiş ve belirlenen kriterler doğrultusunda 258 yayın analiz kapsamına alınmıştır. Analizlerde R programlama dili, Bibliometrix paketi ve Biblioshiny arayüzü kullanılmıştır. Araştırma bulguları, uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik alanındaki yayınların özellikle COVID-19 sonrasında hızla arttığını ve alanın yıllık büyüme oranının %13,35 olduğunu göstermektedir. Sustainability dergisi en etkili yayın kaynağı olarak öne çıkarken, ABD, İtalya, Çin ve Avustralya alanın en üretken ülkeleri arasında yer almaktadır. Anahtar kelime analizleri, literatürün uzaktan çalışma, hibrit çalışma, sürdürülebilirlik, karbon ayak izi ve COVID-19 temaları etrafında yoğunlaştığını ortaya koymuştur. Özetle bu çalışma, uzaktan çalışmanın sürdürülebilir kalkınma ile ilişkili ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarının giderek daha fazla önem kazandığını göstermekte ve alanın gelecekteki araştırma yönelimlerine ilişkin önemli çıkarımlar sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Maden kapanmasında sosyal etki değerlendirmesi: Gümüşhane ilinde bir araştırma

    Işıl Esra Pınarbaşı

    Madencilik sektörü, modern yaşamın sürdürülebilirliği için gerekli hammaddeleri sağlamada kritik bir role sahiptir. Ancak bu süreç, yalnızca ekonomik katkılarla sınırlı kalmayıp çevresel ve sosyal boyutlarıyla da çok yönlü etkiler doğurmaktadır. Özellikle maden sahalarının açılması ve kapatılması aşamaları, yerel halk üzerinde kalıcı etkiler bırakabilmektedir. Bu bağlamda çalışma, uzun yıllardır madenciliğin sürdüğü ve gelecekte de sürmesi muhtemel olan Gümüşhane ilinde, maden kapanmalarının yerel halk üzerindeki sosyal etkilerini Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) yaklaşımıyla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Nitekim bölgede bulunan üç maden sahasından ikisinin yakın zamanda kapatılmış olması, bu etkilerin daha görünür hale gelmesine neden olmuştur. Araştırma kapsamında, öncelikle Gümüşhane'deki madencilik sektörü paydaşları tanımlanarak gruplandırılmıştır. Ardından bu paydaşlarla gerçekleştirilen yüz yüze mülakatlardan elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, maden kapanmalarının işsizlik, göç ve toplumsal huzursuzluk gibi çeşitli sosyal etkilere yol açtığını göstermektedir. Ayrıca, maden kapanma süreçlerinin yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda çevresel bozulmalarla birleşerek sosyal etkileri daha da derinleştirdiği belirlenmiştir. Sürece ilişkin karar alma mekanizmalarında yerel paydaşlara yeterince yer verilmemesi, halkın kapanma süreci hakkında yeterli bilgiye sahip olamamasına neden olmuş; bu durum ise toplumsal düzeyde sürece karşı ilgisizlik ve duyarsızlık oluşmasına yol açmıştır. Çalışmanın sonuçları, madencilik faaliyetlerinin sonlandırılmasına yönelik süreçlerin, sosyal etkileri önceden dikkate alacak biçimde planlanması ve yerel halkın katılımının kurumsal yapılarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki engellerin aşılmasında Blockchain etkilerinin çok kriterli karar verme teknikleriyle analiz edilmesi

    Mehmet Zahit Hanzade

    Bu çalışmada sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki engelleri belirlemek, ağırlıklandırmak ve engellerin aşılmasında Blockchain teknolojisinin faydalarının etkilerini analiz etmek amaçlanmıştır. Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki engeller literatürdeki çalışmalar ve uzmanlarla görüşmeler ile belirlenmiştir. Engellerin ağırlıkları ÇKKV yöntemlerinden Best-Worst Method (BWM) yöntemi ile tespit edilmiştir. Engellerin aşılmasında hangi blochchain faydasının ne kadar etkili olabileceği ise ÇKKV yöntemlerinden Evaluation Based on Distance from Average Solution (EDAS) yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi önündeki en önemli engeller "Yeni teknolojiye direnç gösterme ve mevcut teknolojiye bağlılık, Yeşil veya çevreci etiketli ürünlerin yetersizliği, Tedarikçiler ve paydaşlarda çevre ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi (STZY) bilinci eksikliği" olarak belirlenmiştir. Ayrıca bu engellerin aşılmasında en etkili Blockchain faydalarının ise sırasıyla Merkeziyetsizlik, Denetlenebilirlik ve Şeffaflık olduğu görülmüştür. Ayrıca sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi engellerinin aşılmasında Blockchain teknolojisinin alışılmışın dışında çözümler sunduğu ve tedarik zinciri yönetimlerindeki boşlukları faydalı bir biçimde doldurarak sürdürülebilir hale getirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Blockchain, ÇKKV, Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sürdürülebilir bir kalkınma modeli olarak Türkiye'de "Sakin Şehir (Cittaslow /Slow City) hareketi" üzerine bir analiz

    Ayşe Pekin

    Küreselleşme, kentleşme ve bu süreçlerle birlikte teknolojik gelişmeler, birbirine benzeyen kent yapılarını ve dokularını ortaya çıkarmıştır. Aynı şekilde birbirinin aynısı olan yaşam tarzları, yemek alışkanlıkları, giyim ve konuşma tarzları, eğlenme biçimi vs. insan yaşamını standartlaştırmış ve birbirini taklit eden kent yapıları ortaya çıkmıştır. Bütün bunlar sonucunda kentler kendine özgün yerel değerlerini, geleneklerini, yöresel lezzetlerini, tarihi dokularını ve kimliklerini netice olarak kaybetmiş ve kaybetmeye de devam etmektedir. Kent yapılarının aynılaşmasına, tek tipleşmesine hız ve tüketim odaklı hayat tarzına karşı ortaya çıkan Sakin Şehir (Cittaslow/Slow City) Hareketi, bunlar karşısında kültürel çeşitliliği, doğal mirası, yerel değerleri, tarihsel zenginliği ve geleneksel lezzetleri muhafaza ederek ve bunları sürdürerek kentlerde yaşam kalitesini artırmayı savunan bir oluşumdur. Küresel tüketim ve küresel üretime karşı yerel tüketimi ve yerel üretimi savunan Sakin Şehir (Cittaslow/Slow City) Hareketi, 15 Ekim 1999 tarihinde İtalya'nın "Greve in Chianti" kentinde ortaya çıkmış ulusal ve uluslararası bir birliktir. Kent yapılarında ve hatta çevrenin korunmasında sürdürülebilir ve yaşanılabilir bir düzeni savunan Sakin Şehir (Cittaslow/Slow City) Hareketi, İtalyanca "Citta (şehir, kent)" ve İngilizce "Slow (yavaş, sakin)" kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkmış bir oluşumdur. Yerelliği, yöreselliği, gelenekselliği ve doğallığı savunan Sakin Şehir (Cittaslow/Slow City) Hareketinin en önemli kriteri, nüfusu 50.000'nin altındaki yerleşim birimlerini kendi bünyesine katmaktır. Sakin Şehir (Cittaslow/Slow City) Hareketi, 7 başlık altında 72 kriterden oluşmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada Sakin Şehir unvanına sahip yerleşim birimlerinin bu unvanı aldıktan sonra nasıl kazanımlar elde ettiklerine bakılacaktır. Aynı şekilde Sakin Şehir (Cittaslow/Slow City) Hareketinin amaçları ve politikaları doğrultusunda artı ve eksi yönleri ele alınarak analizi yapılacaktır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sürdürülebilir kırsal turizm bağlamında ev pansiyonculuğunun değerlendirilmesi: Artvin örneği

    Jalenur Zurnacı

    Sürdürülebilir kırsal turizm, kırsal alanlardaki doğal kaynakların tahrip olmadan sürdürülebilirliğinin sağlanmasına uzun vadede yerel halkın ekonomik gelir elde etmesine yardımcı olmaktadır. Sürdürülebilir kırsal turizmin desteklediği konaklama Ģekli ise ev pansiyonculuğu modelidir. Bu model sürdürülebilir kırsal turizm ile beraber planlandığında, kırsal alanlarda istihdam yaratma, yerel kültürü tanıma, kırsal halkın yaĢam kalitesi ve yaĢam standardını artırmasına olanak sağlar. Sürdürülebilir kırsal turizm bağlamında ele alınan ev pansiyonculuğunun sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel etkilerini değerlendirmek bu çalıĢmanın temel amacıdır. ÇalıĢmada nitel araĢtırma yöntemi kullanılmıĢ olup, elde edilen veriler yarı yapılandırılmıĢ mülakat formu aracılığıyla toplanmıĢtır. AraĢtırmadan elde edilen sonuçlara göre ev pansiyonculuğunun Artvin ilinde çok yaygın biçimde ilerleme kaydedemediği, teĢvik ve desteklerden pansiyoncuların tam anlamıyla yararlanamadığı belirlenmiĢtir. Diğer taraftan bazı bölgelerdeki çok hisseli konut mülkiyetleri ileriye dönük ev pansiyonculuğu planlaması yapılmasının önüne geçmektedir. Aynı zamanda ev pansiyonculuğunun yerel halkın yaĢam kalitesini artırdığı, ekonomik gelirin tüm köy halkına yayıldığı ve köyde herhangi bir çevresel tahribata neden olmadığı araĢtırmanın diğer bir sonucudur. Ev pansiyonculuğu ile kırsal alanlardaki yerel halk ile ziyaretçiler arasında samimi iliĢkiler kurulduğu ve aile ortamı yaratıldığı için kültürel aktarımın da sağlandığı araĢtırma bağlamında ön plana çıkan diğer bir husustur. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir turizm, Kırsal turizm, Sürdürülebilir kırsal turizm, Ev pansiyonculuğu, Artvin.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Uzungöl bölgesinde sürdürülebilir turizm gelişimi: Sürdürülebilir turizm göstergeleri bağlamında nitel bir araştırma

    Melek Kılıç

    Trabzon ili Çaykara ilçesine bağlı bulunan Uzungöl, günümüzde önemli bir turizm destinasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzungöl, turizm faaliyetlerinin 35-40 yıl gibi kısa bir süre içerisinde büyük artış gösterdiği bir bölgedir. Bu nedenle yıllar içerisinde artan kontrolsüz tesisleşme ve yoğun turistik talep, ileri ki dönemler için bir tehdit unsuru olarak değerlendirilebilir. Uzungöl bölgesinde gerçekleşen turizm faaliyetlerini sürdürülebilirlik kapsamında değerlendiren bu araştırma, sürdürülebilir turizm göstergeleri açısından bölgede sağlanan turizm politikalarının ve yaklaşımlarının gelişimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna göre yerel turizm paydaşlarının Uzungöl' ün sürdürülebilir turizm gelişimine ilişkin görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda Uzungöl bölgesinin sürdürülebilir turizm gelişiminin önünde engel oluşturan bazı unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; kontrol ve denetim ile teşvik ve desteklerde eksiklikler, alt-üst yapı yetersizliği, imar planının oluşturulamaması gibi sorunların bölgede sürdürülebilir turizmin gelişimine engel olduğu görülmektedir. Uzungöl' de turizmin geleceği konusunda özellikle yerel halk, akademisyen ve STK üyelerinin endişeli olduğu da elde edilen diğer bir sonuçtur.