Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Bâb-ı Âsafî Ruûs kalemi defterlerinden 1522 numaralı Ruûs defteri (1061-1062/1651-1652), s. 142-274, tahlil ve metin
Onur Çakir
Osmanlı Devleti’nin en yüksek yönetim merci olan Divan-ı Hümayun, bürokratik işlemlerini kendisine bağlı kalemler vasıtasıyla icra etmektedir. Ruûs kalemi Divan-ı Hümayunun görevli tevcihatına ilişkin muamelat ile meşgul olmakta, düzenlenen tezkireleri Ruûs defterlerine işleyerek muhafaza etmektedir. Ruûs defterleri yazıldıkları yıllarda, devletin merkez ve merkeze bağlı birimlerinde halihazırdaki görevlere ve görevi tasarrufta bulunan vazifelilere dair kayda değer malumata muhtevidir. Hükümlerdeki özet bilgilerden muayyen bir görev için tevcih gerekçesine, görevlide aranan niteliklere, tavassut eden kişi bilgisine ulaşmak mümkündür. Yerel tarih çalışmaları, önemli kişilerin biyografilerinin oluşturulması ve kurumların kronolojilerinin ortaya konulmasında yine Ruûs defterlerine müracaat edilebilir. Hüküm özetlerinde yer alan, görevi ifa edecek kişiye verilecek günlük ücret bilgisi, Osmanlı maliyesi araştırmalarında kullanılabilir. Osmanlı’nın geniş coğrafyası göz önüne alındığında, birçok ülkenin tarihinin yazılmasında Ruûs defterleri önemli bir arşiv kaynağıdır. İfade edilen hususlar bağlamında, çalışmamızda 1522 Numaralı Ruûs Defteri, mevcut literatüre katkı sağlaması maksadıyla ele alınmıştır. Çalışmamıza konu olan Ruûs defteri, 17. yüzyılın ortasında tutulmuş olup muhtevası muhtelif görevlere yapılan tevcihatla oldukça zengindir. İlmiye, seyfiye ve kalemiye sınıfının üst düzey amirlerinden en alt kademedeki memurlarına kadar birçok görevlinin atamasıyla ilgili kayıtlar defterde mevcuttur. Çalışmamızın giriş bölümünde Divan-ı Hümayun ve kalemleri hakkında bilgi verildikten sonra görevli atamasında yürütülen bürokratik süreç açıklanmıştır. İkinci kısımda defterden elde edilen bulgular analiz edilmiş, son kısımda ise metin transkripsiyonuna yer verilmiştir. İhtiva ettiği bilgilerle yazıldığı yıllarda Osmanlı Devleti’nin idari, iktisadi, askeri ve içtimai hayatının anlaşılmasında önemli bilgiler vermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Osmanlı Devleti'nde maden işletmeleri: İvrindi Antimon Madeni İşletmesi (1880-1920)
Uğur Onur
Bu çalışmada öncelikle Osmanlı Devlet'inde bulunan madenlerin işleyişi ile ilgili genel bir literatür taraması yapıldıktan sonra bundan hareketle Balıkesir'in İvrindi bölgesinde çıkarılmış olan Antimon madenleriyle ilgili araştırmalar yer alacaktır. Yapılan bu araştırmanın, İvrindi bölgesinde yer alan madenlerin işletilmesi sürecinin ele alınması, İvrindi sosyal ve iktisadi hayatına etkilerinin tespit edilmesi ve aynı zamanda 19. yüzyıl Osmanlı sosyo-ekonomik tarihi alanında yapılan çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın sınırları, İvrindi bölgesinde bulunan antimon madenleri ile ilgili 1880 ile 1920 yılları arasını kapsayan dönemdeki faaliyetlerdir. Yapılan çalışma sürecinde arşiv belgeleri başta olmak üzere, dönemle ilgili yazılı, görsel eserler ve diğer araştırma eserlerden yararlanılmıştır. Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmıştır Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "İvrindi Tarihi" hakkında araştırma yapılmıştır. İkinci bölümde "Osmanlı Devleti'nde Madencilik" konusu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise tezimizin asıl konusu olan "İvrindi Nahiyesinde Bulunan Antimon Madeni" hakkında çalışmalar yer almıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Otel işletmelerindeki mutfak şeflerinin Osmanlı saray mutfağı uygulamalarının gastronomi turizmi bağlamında değerlendirilmesi
Mehmet Nazikgül
Birçok farklı medeniyetle etkileşime girmiş ve köklü bir geçmişe sahip olan Osmanlı Devleti kendisine has mutfak kültürü, yiyecek içecek ürünleri ve pişirme yöntemleri ile dünya gastronomisine iz bırakmıştır. Osmanlı Devleti saraylarında servis edilen yiyecek ve içecekler günümüzde hala uygulanmakta ve gastronomi turistlerince talep görmektedir. Sayısı ve harcamaları giderek artan gastronomi turistlerinin Osmanlı saray mutfağına olan ilgisi de artmaktadır. Türkiye'de en fazla 5 yıldızlı tesise sahip olan Antalya ili; deniz, kum, güneş üçlüsünün yansıra birçok kültürel ve doğal çekiciliğe de sahiptir. Yabancı turist varışlarında zirvede ve turizm ekonomisi için büyük bir öneme sahip olan Antalya ilinde bulunan otel işletmeleri, Osmanlı saray mutfağının gastronomik unsurlarını misafirlerine servis etmekte ve Türkiye gastronomisinin tanıtılmasına elçilik etmektedir. Bu otel işletmelerindeki mutfak şeflerinin Osmanlı saray mutfağı kültürüne yönelik uygulamaları, servis usulleri, tarifleri öğrendikleri kaynaklar, misafirlerin beğeni düzeyleri ve şefler arasındaki uygulama farklılıkları çalışmanın esas konusunu oluşturmaktadır. Otel şefleri ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile gerçekleştirilen araştırmada elde edilen veriler, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri ile incelenmiştir. Mali kısıtlardan dolayı bazı otellerde yemeklerin asıl hâllerine uygun şekilde üretilmediği tespit edilmiştir. Ayrıca saray mutfağı yemeklerinin döneme ait kaplarda ve saray mutfağı yemeklerine ait olarak belirlenmiş bir alanda servis edilmesinin Osmanlı saray mutfağın tanınırlığına olumlu katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Şefler kuzu yemeklerini ve baklavayı turistlerin en ilgi duyduğu yiyecekler olarak ifade etmektedirler. Osmanlı saray yemeklerine en fazla ilgi duyan turistler ise, Rusya ve Ortadoğu'dan gelen misafirlerdir. Ayrıca turistler Osmanlı saray yemeklerine yağlı, baharatlı, acı gibi eleştiriler gerçekleştirseler de, şeflerin ifadelerine göre genel anlamda memnuniyet düzeyleri yüksektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Klasik Dönem Osmanlı devlet teşkilatı yakınma (şikâyet) kurumları
Hülya Haznedaroğlu
Osmanlı Devleti, halkın yöneten kesim tarafından maruz bırakılacağı haksızlıklardan, eziyetten ve zulümden korunmak maksadı ile adaletin sağlanmasında en temel araç olarak şikâyet mekanizması kullanmıştır. Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu Klasik Dönem devlet yapısının daha iyi kavranabilmesi ve devleti yönetenlerin denetlenmesine yönelik mekanizmanın nasıl işlediğinin anlaşılabilmesi için şikâyet kurumları incelemeye değer olmuştur. Osmanlı Devleti, kuruluş sürecinde idari, siyasi ve adli çok sayıda kurumu kendinden önceki Türk-İslam devleti geleneklerinden edinmiştir. Ancak şikâyet kurumlarının doğrudan bu gelenekten alınması yeğlenmemiş ve bir bunun için çok daha kapsamlı bir mekanizma meydana getirilmiştir. Osmanlı Devleti'nde adaletin sağlanması maksadıyla tebaaya şikâyet hakkının verilmesi ve bürokraside bu hakkın kullanılması şikâyet kültürünü oluşturmuş ve toplumsal düzeyde bu hakkın etkin kullanılmasının önü açılmıştır. Şikâyet kültürünün referans noktası ise Osmanlı Devleti'nin hukuk devleti olma anlayışı olmuştur. Bundan hareketle çalışmada öncelikli olarak Osmanlı Devleti'nin klasik dönemine, önceki dönemlerde şikâyet hakkının nasıl kullanıldığına ve klasik dönem şikâyet kurumlarına değinilmiştir. Bunun akabinde şikâyet kurumları ile bürokrasi ayağı incelenmiş ve toplumun bu hakkı ne derece etkin kullandığı irdelenmiştir. Çalışmada ortaya konulması gereken içerik olarak toplumsal davranış şekli ele alınmış, toplum ve şikâyet kültürünün etkin yaşandığı dönemlerde hangi şikâyet mercilerinde hangi davaların incelendiği ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönem şikâyet kurumlarının nasıl işlediği, halkın şikâyetlerini hangi koşullar altında nerelere iletebildiği ve şikâyet kurumlarının en önemlisi olan Divan-ı Hümayunun yapısal ve işlevsel yönleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Klasik Dönem şikâyet kurumlarının yapısı, faaliyetleri vb. değerlendirmeleri, belirli ilke ve argümanlar üzerinden analiz edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023276 numaralı Ruus Defteri (1105-1109/1694-1697) (Metin ve değerlendirme)
Sema Polat
Osmanlı devletinin teşkilat ve bürokrasisinde gerçekleştirilen tayin ve atamalar, Divan-ı Hümayun'da çıkan kararlar doğrultusunda verilen hükümlerle faaliyete geçmekteydi. Vezir, beylerbeyi ve timar sahipleri dışında, devlet hizmetinde bulunan orta ve alt düzey çeşitli devlet memurlarının tayin beratları ve azil ve ibka tevcihleri Ruus defterlerine kaydedilirdi. Günümüzde Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Arşivi'nde bulunan Ruus Defterleri, 16'ıncı yüzyıl itibariyle Osmanlı Devleti'nin merkezi ve taşra teşkilatına dair pek çok bilgi elde edebileceğimiz kaynaklardır. Tez çalışmasının konusu 276 Numaralı Ruus Defteri (1105-1109/1694-1697) Tahlil ve Metin'dir. Çalışmada 276 Numaralı Ruus Defterinin diplomatik özellikleri ve dili detaylı bir biçimde incelenmiş olup defterin transkripsiyonu yapılmıştır. Ardından kimin hangi vazifeye, nereye tevcihinin yapıldığına dair elde edilen bilgiler tablo şeklinde gösterilmiştir. İncelediğimiz defterde ahibaba, bazarbaşı, cabi, dellalbaşı, hatib, imam, kapancı, kethüda, salavat-han gibi görevlilerin tevcih, azil, ibka tevcihleri yapılmış ve görev yapmış oldukları kurumlar, yapılan tevcihlerin gerekçeleri, varsa görevlilerin aldıkları ücretler veya hangi şartlarla tevcih yapıldığı ve bulundukları kaza, nahiye, karye ve mahallelere ilişkin bilgiler bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20231517 numaralı İkindi Ruûs Defteri (1055-1056/1645-1647) tahlil ve metin
Adem Karadeniz
Osmanlı Arşiviꞌnde bulunan önemli defter serilerinin başında ruus defterleri gelir. Farklı fon kodları altında tasnif edilmiş olan bu defterler Osmanlı Devleti'nde görev almış devlet görevlilerinin tayin ve azilleriyle ilgili kayıtları ihtiva etmektedir. Osmanlı Arşivi'nde tasnif edilen ruus defterleri incelendiğinde Kamil Kepeci (KK.d) ve Bab-ı Asafi A.RSK.d fonlarında Divan, Sefer ve İkindi ruus adı altında defterler tasnif edilmiştir. Divan'dan yapılan atamalar Divan ruus defterlerine kaydedilirken sefer ruuslarıo ise sadrazamın seferde iken yapmış olduğu atama ve azillerle ilgili kayıtları içermektedir. İkindi ruusu ise sadrazamların İkindi Divanıꞌnda ele aldıkları atama ve azil kayıtlarını ihtiva etmektedir. Çalışmamızın konusu ise A.RSK.d fonunda bulunan 1517 Numaralı İkindi Ruus Defteriꞌdir. Defter, Sultan I. İbrahimꞌin padişahlığı, Mehmed Paşa ve Salih Paşaꞌnın sadrazamlık dönemine tekabül eden 1645-1647 yılları arasını kapsamaktadır. Defterde toplam 1790 hüküm kaydı mevcuttur. Çalışmamız bu hüküm kayıtlarının tahlil ve metnini ihtiva etmektedir. Defterde ataması yapılan, "vezir-i azam, serdar, vezir, kazasker, nişancı, defterdar, kapudan paşa, şeyhülislam, beylerbeyi, sancakbeyi, mutasarrıf, kâdı, müderris, saray ve vakıf görevlileri" gibi birçok büyük ve küçük devlet görevlilerinin tayin ve azil sebepleri, hangi mahal ve kuruma atandıkları, kimin arzı ile gerçekleştiği, önceki görevleri gibi kayıtlara ulaşmak mümkündür. Ayrıca defterde, "eyalet, sancak, kaza" gibi taşra teşkilatına ait birçok tevcihat kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtlar, "Osmanlı Devletiꞌnin idari, siyasi, adli ve sosyo-kültürel yapısının ortaya çıkartılmasını sağlayarak bu alanlarda çalışma yapacak olan kişilere katkı sağlayacaktır. Defterdeki bu bilgiler konularına göre tasnif edilerek tahlil ve değerlendirmesi yapılmıştır. Aynı zamanda defterin muhtevasını daha anlaşılır kılmak için bazı konular tablo ile gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Berat, Görevden azil, İkindi ruûs defteri, Merkez ve taşra teşkilatı, Tevcihat
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Avrupalı seyyahların gözünde 19. yüzyılda Osmanlı toplumunun aynası: Kadın
Ebru Kuku
Kadın kelimesi, dişi birey ifadesiyle örtüştürülmesine rağmen tüm toplumlar tarafından farklı anlamlarda kullanılmıştır. Tarihsel süreç içerisinde kadının rolü ve anlamı sürekli değişmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nu çeşitli sebeplerle ziyaret eden seyyahlar, toplumda saklı kalması gerektiğine inanılan kadının dünyasını merak etmiştir. Bu çalışma, 19. yüzyıl Osmanlı kadınının hayatına ilişkin kaynakların ve kayıtların yetersiz olması nedeniyle Avrupalı seyyahların gözüyle kadının dünyası ele alınarak hazırlanmıştır. Bu çerçevede hem Müslüman hem de gayrimüslim kadının fiziksel özellikleri, kılık ve kıyafeti, takıları, günlük hayatı ve aile hayatı ana başlıklar altında değerlendirilmiştir. Tez çalışması için literatür taraması yapılarak 19. yüzyılda Osmanlı topraklarına gelen Avrupalı seyyahlar belirlenmiştir. Bazı seyyahların kitapları "kadın" kavramını içermediği için değerlendirme dışı tutulmuştur. İncelemeler neticesinde "Osmanlı'da kadın" temasını barındıran 74 seyyaha ulaşılmıştır. Kaynaklardan elde edilen bilgiler belirlenen başlıklar altında değerlendirilmiştir. Özellikle kadın seyyahların notları kadınlarla bire bir görüşme imkanı buldukları için güvenilir bulunmuştur. Son bölümde, seyyahların belirlenen konulardaki gözlemlerinden genel yargılara ulaşılmıştır. Bu çalışmayla Avrupalı seyyahların gözüyle 19. yüzyıldaki Osmanlı kadınlarının hayatına ışık tutulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Liberalizmden korumacılığa yönelen Osmanlı iktisat düşüncesi: Namık Kemal-Sakızlı Ohannes Efendi-Akyiğitzade Musa
Ali Karadeniz
Bu tezde; ilk olarak Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa gibi düşünür ve devlet adamlarının yaklaşımlarından bahsedilmiştir. Sonrasında Osmanlı Sanayi, Ticaret ve Tarım Alanında Açılan Okullar, Avrupa'ya Öğrenci Gönderilmesi, Milli Bankalar, Milli Fabrikalar, II. Meşrutiyetten Sonra Sanayileşme Anlayışı, Köylüyü Topraklandırma Politikaları, Milli İktisat ve Milli Burjuvazi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Ticaret ve Sanayi Politikaları, Ulaşım ve Sermaye başlıklarına değinilmiştir. Akabinde liberalizm ve korumacılık kavramlarına değinilmiştir. Osmanlı Devleti ekonomisinin liberalizmden korumacılığa yöneliş sürecinden bahsedilmiştir. Korumacılığa yönelişin nedenleri anlatılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nı nasıl finanse ettiği ve karşılaştığı sorunları nasıl çözdüğü anlatılmıştır. Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki politikalarında dönemin düşünürlerinin etkisinin olup olmadığı incelenmek istenmiştir. Liberalizmin mi yoksa korumacılık mı daha faydalı sorusuna cevap aranmıştır. Ayrıca korumacılığın Osmanlı Devleti için daha faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Liberalizmin Osmanlı Devleti'ne uygun olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak Liberalizm, Korumacılık, Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa, Osmanlı İktisat Düşüncesi gibi başlıklara değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liberalizm, Korumacılık, Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa, Osmanlı İktisat Düşüncesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa (1813-1871)
Öznur Atalan
Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa (1813-1871) Tarih sahnesinde, önemli olaylara şahitlik edip, bu olayları şekillendirerek geleceğe yön vermiş kişiler her zaman olmuştur. Osmanlı Devleti'nde, çözülmelerin başlayıp yenilik yapılmasını gerekli kılan hâllerin ortaya çıkmasıyla birlikte, devlette gerilemeyi durdurup yenileşme havası yaratacak kişi ve kurumlara duyulan ihtiyaç artmıştır. Bu kişiler, tarihin her döneminde yaşamış ve yaşadığı dönemde almış olduğu vazifelerle adlarından sıkça söz ettirmişlerdir. Bahsi geçen kişiler aldıkları eğitim ve sahip oldukları tecrübe ile devletin geleceğini şekillendirmişlerdir. Bu nedenle bu şahısları, günümüzde ele alıp değerlendirmek, geçmişi doğru okumak ve yorumlamak açısından önemlidir. Bu noktadan hareketle Osmanlı Devleti'nde önemli çözülmelerin yaşandığı XIX. yüzyılda yaşayan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa hakkında detaylı olarak çalışma yapılmaması bizi bu alanda çalışma yapmaya sevk etmiştir. 1813 - 1871 yılları arasında yaşayan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın hayatı, XIX. yüzyılın önemli ve büyük bir bölümüne tanıklık etmiştir. Kıbrıs'ın Baf kasabasında doğan Mehmed Emin Paşa, gençliğinde Kıbrıs'tan İstanbul'a gelerek Hazine Kethüdası olarak bulunan amcasının desteği ile II. Mahmud zamanında Enderûn'da Hazine Odası'na kabul edilmiştir. Mehmed Emin Paşa bundan sonra, Osmanlı Devleti'nde ardı ardına gelen vazifeler silsilesi içerisinde, gitgide yükselen makamlarda önemli görevler yapmıştır. Bu bağlamda; Mehmed Emin Paşa, Osmanlı Devleti'nin en kritik olaylarının yaşandığı dönemde yaşamış ve döneminde yaşanan önemli olaylara tanık olmuş, kısmen de olaylar ekseninde kritik olaylara yön verici rolde bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nde daha ziyade sert mizacı ile bilinen Mehmed Emin Paşa, bu karakteriyle kendisinden çekinilen devlet adamı profili çizmiştir. Anahtar Kelimeler: Enderûn Hazine Odası, Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa, Osmanlı Devleti, XIX. Yüzyıl.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim202119. yüzyılda Anadolu'da frengi ve cüzzam
Mehmet Orçun Karacan
Bu çalışmanın temel amacı frengi ve cüzzamın 19. yüzyılda Anadolu'daki menfi etkilerini tarih biliminin sınırları çerçevesinde incelemektir. Özellikle frenginin Anadolu'da sebep olduğu tahribatın ne dereceye ulaştığını araştırmak en önemli konulardan biridir. Ayrıca hem cüzzam hem de frenginin insanların hayatlarına olan etkisi de araştırmanın başlıca konuları arasındadır. Bu husus temelde toplumdan dışlanma veya tecrit edilme gibi konuların ele alınması şeklinde ortaya çıkmıştır. Özellikle cüzzama müptela olan hastaların karşılaştığı tecrit edilme ve toplumdan dışlanma hakkında somut bilgi edinmek daha kolay olmaktadır. Frengi özelinde ise hem hastalığa yakalanma biçimi hem de hastalığı bulaştıranlardan biri olmak tecrit veya toplumdan dışlanmada başlıca sebeptir. Mesela hastalığı genelevden ya da bir alüfteden bulaşma yolu ile almış olan kişinin toplumdan dışlanması mümkündür. Aynı şekilde alüftelerinde hastalığı bulaştıranlar olarak tecrit ve sürgüne yollanmaları ihtimal dahilindendir. Diğer taraftan bu çalışmada sözü edilen bu iki hastalığa karşı Osmanlı Devleti'nin aldığı tedbirler ve tedbir almayı güçleştiren hususlar da araştırılmıştır. Mezkur hastalıklara karşı alınan tedbirlerin benzerlikleri ve farklılıkları üzerinden Osmanlı sağlık teşkilatının tedbir alma ve organize olmadaki durumu da ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Seydişehrî'nin Kitâb-ı Nikâh ve Talâk adlı eserinin Hukûk-ı Âile Kararnâmesi ile mukayesesi
Resul Demirtaş
Osmanlı Devleti, Tanzimat ile birlikte birtakım kanunlaştırma çalışmalarına girişmiştir. Bunlardan biri de 25 Ekim 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'dir. Kararnâme bir buçuk yıl gibi kısa bir süre yürürlükte kalmasına rağmen geniş yankı uyandırmıştır. Kararnâme bir komisyon tarafından hazırlanmış ve komisyon başkanlığını Mahmud Esad Seydişehrî yapmıştır. Bu çalışmada; medrese eğitimin yanında mektepli kuşağın ilk mensuplarından olan Seydişehrî'nin Kitâb-ı Nikâh ve Talâk isimli eseri ile bu eserden yaklaşık on yıl sonra hazırlanan Hukûk-ı Âile Kararnâmesi mukayese edilmiştir. Tez giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ilk olarak Kitâb-ı Nikâh ve Talâk isimli eserden ve yazarı Mahmud Esad Seydişehrî'nin hayatından bahsedilmiştir. İkinci olarak Hukûk-ı Âile Kararnâmesi hakkında genel malumat verilmiş, Kararnâme'nin hazırlanması için oluşturulan komisyon üyeleri ve komisyon üyelerine yöneltilen eleştiriler belirtilmiş daha sonra Kararnâme'nin hazırlanmasında etkili olan düşünceler ifade edilmiştir. Birinci bölümde Kitâb-ı Nikâh ve Talâk ile Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nin ele aldıkları konular ve bunları işleyiş tarzları hakkında bilgi verilmiştir. Kitâb-ı Nikâh ve Talâk, meseleleri klasik Hanefî füru kitaplarına göre ele almış, çoğunlukla Hanefî mezhebinin dışında görüş nakletmemiştir. Seydişehrî, bazı güncel konularda kısaca kendi görüşlerini bildirmiştir. İkinci bölümde bu iki eserin içerdiği hükümlerin karşılaştırması yapılmıştır. Mahmud Esad Seydişehrî, Kitâb-ı Nikâh ve Talâk'ta Hanefî mezhebine uymayan bir görüş belirtmediği için daha çok Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nde geçen ve Hanefî mezhebine uymayan görüşler, Kararnâme'nin Esbâb-ı Mûcibe Lâyihası dikkate alınarak incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20202. Meşrutiyet Döneminde İslamcılık ve Said Nursi
Muhsin İnal
2. Meşrutiyet dönemi, fikri ve ideolojik üretimin yoğun olduğu bir dönemdir. Günümüz siyasi düşünce birikiminin, ideolojik akımlarının temellerinin o dönemde atıldığı ileri sürülebilir. Devleti koruma, vatanı kurtarma, başka bir ifadeyle beka kaygısı, bu akımların temel ortak noktasıydı. Her bir akım, mevcut gidişatı tersyüz edecek bir çözüm arayışı içerisindeydi. İslamcılık, dönemin akımlarının içerisinde önemli bir yere sahipti. İslamcılar da, diğer düşünce akımlarında ( Batıcılık, Türkçülük, Osmanlıcılık, Liberalizm, Sosyalizm) olduğu gibi yayın organları etrafında toplanmışlardı. Sıratımüstakim, Sebilürreşad, İslam Mecmuası, Tasavvuf, Volkan Gazetesi gibi gazete ve dergilerde fikirlerini ortaya koymuşlardı. 2. Meşrutiyet dönemi İslamcılık ekolünün öncü isimlerinden biri, Said Nursi'ydi. Nursi tek yönlü bir İslamcı değildi. İslamcılığın her iki boyutunu (sivil İslamcılık-siyasal İslamcılık) barındıran bütüncül bir İslamcılık anlayışına sahipti. İslam dünyasının ve Osmanlının geri kalmışlığı, eğitim sorunu, Batılılaşma sorunsalı, otoriterleşme, İslami yenilenme, Nursi'nin üzerinde durduğu temel konulardı. Nursi, savunduğu fikirlerin kabul görmesi için sadece entelektüel/teorik bir çaba göstermedi. Gerektiğinde bu fikirlerin pratiğe aktarılması için siyasi ve sosyal faaliyetler içerisinde bulunmaktan geri durmamıştır. Bu çerçevede, 2. Meşrutiyetin ilanı sürecinde, 1. Dünya Savaşı'nda, Milli Mücadele döneminde aktif bir pozisyon üstlenen Nursi, İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti, Yeşilay Cemiyeti, Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye gibi kuruluşlarda da faaliyette bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Fikir Akımları, Said Nursi, Siyasal-Sivil İslam, İstibdad
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20206-7 numaralı Trabzon Ahkâm Defterlerine göre Gümüşhane Sancağı
Bünyamin Köse
Osmanlı tarihi araştırmalarında mühim bir yere sahip olan Vilâyet Ahkâm Defterleri; ihtiva ettiği bölgelere dair oldukça önemli verilerin bulunduğu arşiv kaynaklarındandır. Tezimizde 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri'nde Gümüşhane meydana gelmiş olan arazi anlaşmazlığı davaları, alacak-verecek davaları, miras davları, vakıf davları, mülke müdahale davaları, zeamet davaları da yer almıştır. Bu davaların şikayet konuları yerel mahkemelerde çözülememiş ve Divân'a gönderilmiştir. Divân'a gönderilen şikayetler doğrultusunda, devletin adalet mekanizmasının mantığının nasıl işlediğine de defter kayıtlarından ulaşmaktayız. Tezin giriş bölümünde Gümüşhane'nin tarihçesi, araştırma konusunun kapsamı, özgünlüğü ve araştırmada kullanılan kaynaklara değinilmiştir. Birinci bölümde Osmanlı Devletinde Divȃn teşkilatı ve Bab-ı Âsafi Defterleri tanıtılmış ve Ahkâm Defterlerinin genel özellikleri ile Trabzon Vilâyeti Ahkâm Defterleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise 6 ve 7 Numaralı Trabzon Vilâyeti Ahkâm Defterlerinde Gümüşhane ile ilgili tespit edilen hükümlerin konu bakımından tasnifi ile hükümlerin sadeleştirilmiş özetleri yer almaktadır. Sonuç ve kaynakçanın da bulunduğu çalışma, 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri'ndeki hükümlerin transkripsiyonu ve bazılarının görüntüleri ek olarak verilmesiyle tamamlanmıştır. 6-7 Numaralı Trabzon Vilâyet Ahkâm Defterleri 1838 (1253)-1858 (1274) yılları arasındaki yaklaşık 20 yıllık bir süreci kapsamaktadır. Bu süreçte çalışmamızda Gümüşhane Sancağı'nda meydana gelen adli, idari, sosyal ve ekonomik konulara ışık tutmaya gayret edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020271 numaralı Ruûs Defteri (1069-1071/1659-1660) tahlil ve metin
Aysun Yılmaz
Osmanlı yönetim mekanizmasının en üst organı olan Divan-ı hümayunda alınan kararların kaydedilmesi geleneği devletin büyümesi ve sınırların genişlemesi ile daha da önemli hale gelmiştir. Divan-ı hümayun kalemlerinin iş yükünün artması merkezi bürokratik yapıda bir uzmanlaşmaya neden olmuştur. Bu süreçte Divan-ı hümayun kalemi içinde gittikçe önem kazanan kalemlerden biri de Ruûs kalemidir. Bu kalemin tutmuş olduğu defterler merkez ve taşra görevlilerinin tayin ve tevcih işlemlerine ilişkin kayıtlar ihtiva etmektedir. Bu defterler içerdikleri zengin bilgiler ile Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşrada yer alan kurumlarına yönelik personel politikasını anlamak bakımından oldukça önemlidir. Bu çalışmasının konusu Osmanlı Arşivi Kamil Kepeci Kataloğu Ruûs defterleri tasnifi'nde (KK.d) kaydedilmiş olan 271 Numaralı Defter'in transkripsiyon ve değerlendirmesine dayanmaktadır. İncelenen defter Sultan IV. Mehmed döneminde denk gelmekte ve Hicri 12 Şevvâl 1069-Evâil-i Safer 1071(3 Temmuz 1659-10 Ekim 1660) arasındaki çeşitli görevlere dair tevcihat kayıtlarını ihtiva etmektedir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ruûs defterlerini ortaya çıkaran bürokratik yapının izleri aranmıştır. Bu çerçevede Divan-ı hümayunun yapısı, bürokratik gelişimi, Divan kalemi ve bunun ilerleyen dönemlerde alt şubelere ayrılması süreci tahlil edilmiştir. İkinci bölümde defterin fiziki ve diplomatik özellikleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise 271 Numaralı Ruûs Defteri muhteva açısından tetkik edilmiştir. Öncelikle tayin ve tevcihlere konu olan görevler, tayin ve tevcih nedenleri ve bunların sonuçları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölüm olarak da 271 Numaralı Ruûs Defteri'nin transkripsiyonu verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020İmereti Kralı II. Solomon'un Rusya'ya karşı mücadelesi ve Osmanlıya sürgünü
Furkan Saraç
Kuzeyde büyük bir güç olarak ortaya çıkan Rusya'nın Kafkasya'daki hâkimiyet süreci açısından Gürcistan oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Rusların Gürcistan'daki hâkimiyet mücadelesi 1810'lu yıllara kadar devam etmiş ve Gürcistan, doğrudan Rusya'nın hâkimiyetine girmiştir. Bu süreçte Rus yayılmacılığı ile mücadele eden krallıklardan biri de İmereti Krallığı'dır. İmereti Kralı II Solomon, 1810'da Ruslara karşı mücadelesini kaybedip bir süre Tiflis'te tutuklu olarak kaldıktan sonra Osmanlı Devleti'ne sığınarak bağımsızlık mücadelesini dışardan sürdürmeye çalışmış ve uluslararası destek aramaya uğraşmıştır. Ancak dönemin siyasi gelişmeleri ekseninde şekillenen bu mücadelede kral aradığı desteği bulamamış ve 1815'te vefat etmiştir. Bu tez çalışmasının konusu İmereti Krallığı'nın son kralı olan II. Solomon'un Ruslarla olan mücadelesine ve Osmanlı Devleti'ne sürgününden sonraki faaliyetleridir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Rusya'nın Kafkasya'daki faaliyetleri çerçevesinde Gürcistan'la olan ilişkileri ve İmereti'de yaşanan hâkimiyet mücadelesini ele alınmıştır. İkinci bölümde ise 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın Gürcistan'a ve savaş sonunda imzalan Bükreş Antlaşması'nın Kafkasya'ya ve İmerti Kralı II. Soloman'a etkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Kral II. Solomon'un Ruslara karşı mücadelesi ele alınmıştır. Bu bölümde İmereti Krallığı ile Rus idaresi arasında yapılan Elaznauri Antlaşması, İmereti'de başlayan Rusya'ya karşı hareketlenme ve Kral II. Solomon'un yardım talep etmeye başlaması incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde son olarak Kral II. Solomon'un son bir mücadele ile tahttan indirilmesi ortaya konulmuştur. Dördüncü bölümde ise Kral II. Solomon'un sürgün rotası ortaya konularak buralardaki faaliyetleri incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim201919. yüzyılda yabancı seyyahlara göre Osmanlı Devletinde kahvehaneler
Ahmet Türker
Bu çalışmada öncelikli olarak 19. yüzyılda Osmanlı Devleti topraklarında bulunan yabancı seyyahların eserleri incelenmiştir. Bu esserlerin incelenme amacı Osmanlı Devleti' ndeki mevcut sosyal alanlardan olan kahvehaneleri seyyahların gözünden bakarak incelemektir. Bununla beraber, seyyahların kendi kültürlerinde bulunan kahvehane türevi mekanlarını Türk kültüründeki kahvehaneler ile mukayese etme imkanı olmuştur. Örneklem olarak seçilen 19. yüzyıl yabancı seyyahlarının gözlemlerinden yararlanılarak günümüz araştırmacılarına bu konudaki yazımlar bir nevi kataloglandırılmıştır. İncelenen bu seyyahların seçiminde eserlerinde Osmanlı'daki kahve kültürü ve kahvehanelere dair izlenimlerini daha detaylı bir şekilde yansıtanlar esas alınmıştır. Pek çok seyyah incelenmiş fakat kısmen seçimler bu sınır dâhilinde yapılmıştır. Bu çalışmadaki amaç dönem seyyahlarının Osmanlı toplumundaki kahve tüketimi ve kahvehane kültürüne dair bahislerini irdeleyip bir araya toplamaktır. Çalışmadaki kavramlar detaylı olarak incelenerek nitel veri analizi yöntemiyle betimsel ve içerik analizi yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kahve, kahvehane, Osmanlı Devleti, yabancı seyyahlar, 19. yüzyıl
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Hocazâde Muhammed Râsim Efendi'nin hayatı, eserleri ve Zübdetü't-Tarîka adlı eserinin tahkik ve tahlili
Ahmet Vural
XIX. yüzyılda yaşayan Hocazâde Muhammed Râsim Efendi, Osmanlı devletinin çeşitli vilayet ve kazalarındaki mahkemelerde başta kadılık olmak üzere farklı kademelerde görev yapmış bir hukukçu ve tasavvufî yönüyle de ön plana çıkmış bir zâttır. Görevinin yanı sıra ilmî faaliyetlerden geri kalmamış, İslâmî ilimlerin hemen her sahasında eserler telif etmiştir. Eserlerinin çoğu İstanbul Üniversitesi Nâdir Eserler Kütüphanesi'nde yazma halde mevcuttur. Giriş, dört bölüm ve ekler kısmından oluşan tezimizde Hocazâde Muhammed Râsim Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verdikten sonra Zübdetü't-Tarîka isimli risâlesini ele aldık. Çalışmamızın diğer bölümlerinde risâlenin tahkîk, tercüme ve tahlîli yapılarak Muhammed Râsim Efendi'nin tasavvufa dair görüşlerini ortaya koymayı hedefledik. Muhtevasında deverân, semâ, raks, cehrî zikir, tegannî, lahn ve râbıta gibi konular olan Zübdetü't-Tarîka, tasavvufun üzerinde asırlardır tartışıla gelen mevzularını içermesi açısından önemli bir eser hüviyetindedir. Nitekim bu mevzular, özellikle fukahâ ve sûfîleri karşı karşıya getirmiş, tarih boyunca en önemli tartışma konuları arasında yerini almıştır. Anahtar Kelimeler: Muhammed Râsim, Semâ, Deverân, Raks, Cehrî Zikir, Tegannî, Lahn, Râbıta.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Etnik yapıdaki değişimin muhasebe düşüncesi üzerindeki etkisi: Hamidiye Ticaret Mektebi örneği
Seda Sağlamyürek
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Devleti'nden Cumhuriyet Rejimine geçiş sürecinde etnik yapıdaki değişimin, muhasebe düşüncesi üzerindeki rolünü belirlemektir. Metodoloji/Yaklaşım: Etnik değişimin muhasebe düşüncesi üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla Osmanlının ticari faaliyetlerindeki etnik işbölümü incelenerek ticaretin ayrılmaz bir parçası olan muhasebe uygulamaları değerlendirilmiştir. Ayrıca Osmanlıdaki etnik grupların muhasebe eğitimine verdiği önem ele alınarak bu olgunun Hamidiye Ticaret Mektebi öğrencilerine yansımaları analiz edilmiştir. Bulgular: Osmanlı Devleti'nde etnik/dini grup olarak değerlendirilen gayrimüslim ve müslüman kesimden gayrimüslimlerin ekonomik faaliyetlerin her dalında yoğunlaştığı gibi bu alanda, eğitimleşmeye de önem verdiği tespit edilmiştir. Öte yandan etnik kimliklerin uzantısı niteliğinde olan ulus devletlerinin, uluslararası ticaretin yaygınlaşması ile ortak muhasebe sistemine geçmesinin ekonomik bağımsızlıkları üzerinde avantaj ve dezavantajlara sebep olduğu sonucuna varılmıştır. Çoğu zaman bu ekonomik bağımsızlığın öneminin, ulus devletlerin etnik kimliklerinin önüne geçtiği de elde edilen bulgular arasında yer almaktadır. Orjinallik/Değer: Bu araştırma vasıtasıyla etnik gruplaşmaların ticaret ve muhasebe üzerindeki etkileri betimlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Etnisite, Osmanlı iktisadi hayat, ticaret ve muhasebe eğitimi, Hamidiye Ticaret Mektebi, muhasebenin küreselleşmesi.
