Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    EEG Sinyallerinden Meta-Sezgisel Optimizasyon Algoritmalarına Dayalı Özellik Seçimi

    Gedikli, Eyup; Yurdusever, Taner

    Özellik seçimi makine öğrenmesi alanında, sınıflandırma işlemlerinin öncesinde bulunan önemli bir aşamadır. Ayırt edici özelliklerin iyi belirlendiği durumlarda, sınıflandırma başarı performası artar ve daha az özellik değerlendirildiği için hesaplama maliyeti azalır. Elektroensefalografi (EEG) yöntemi ile beynin spontan elektrik aktiviteleri ölçülmektedir. EEG sinyallerinin analiz edilmesiyle, duygu durumu, hastalık teşhisi, anomali tespiti yapılabilmektedir. Bu çalışmada, EEG sinyallerinden epilepsi teşhisi amacıyla, sınıflandırmada kullanılan özelliklerin seçilmesine çalışılmıştır. Kullanılan verisetinde, epileptik ve sağlıklı bireylerden oluşan 2 sınıf mevcuttur. Verisetinde, EEG sinyallerinin alt bileşenlerinden 667 özellik vardır. Sınıflandırma için bu 667 özelikten meta-segisel optimizasyon algoritmaları ile ayırt edici özellikler seçilmiştir. Sınıflandırma için k en yakın komşuluk algoritması kullanılmıştır. EEG sinyallerinin alt bileşenlerinin tamamı ile yapılan sınıflandırmada, %60,05 doğruluk başarısı elde edilmiştir. Gri Kurt Optimizasyonu, Balina Optimizasyonu ve Harris Şahinler Optimizasyonu metasezgisel algoritmaları ile özellik seçimi sonucunda, sınıflandırma başarısı %80,16 olarak elde edilmiştir. Bu sınıflandırma başarısı 5-10 özellik kullanılarak elde edilebilmektedir. Sonuç olarak meta-sezgisel optimizasyon algoritmaları ile daha az özellik seçilerek doğruluk oranı artmış ve hesaplama maliyeti azalmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Şizofreni Tanılı Bireylerin TSH Düzeyi Yönünden Değerlendirilmesi: 10 Yıllık Retrospektif Çalışma

    Geniş, Bahadır; Uzun, Sevda; Arıkan, Zehra; Gürhan, Nermin; Bingöl, Tülay Yılmaz; Karakas, Didar; Özmaya, Esma; Altun, Elif

    Araştırma şizofreni tanılı bireylerin TSH düzeyinin hastalığa olan etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu retrospektif çalışmada Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniğine 2010-2020 yılları arasında yatarak tedavi gören 2552 hastanın dosyası geriye dönük olarak taranmıştır. Araştırma verilerini toplamak için “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmış olup bu form 2010-2020 yılları arasında ki arşiv kayıtlarından elde edilmiş olan yaş, cinsiyet gibi verilere ek olarak TSH düzeyi olmak üzere on üç sorudan oluşmaktadır. Örneklemin yaş ortalaması 38,92±10,80 olup, %74’ünün (n=77) erkek, %40,4’ünün (n=42) lise mezunu, %67,3’ünün (n=70) bekar ve %54,8’inin (n=57) çalışmadığı saptanmıştır. Kan TSH değerlerinin sosyodemografik değişkenlere göre karşılaştırıldığında cinsiyet (U=963,5, Z=-0,564, p=0,573), eğitim durumu (X2=0,353, p=0,838), medeni durum (U=974,5, Z=-1,494, p=0,135), ve mesleklere (X2=3,334, p=0,504) göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Kan TSH değerleri kullanılan ilaç tedavisine (U=52,0, Z=-1,351, p=0,177) göre anlamlı bir farklılık göstermezken, ailede psikiyatri hastalık bulunması durumuna (U=858,0, Z=-2,502, p=0,012) göre anlamlı farklılık göstermiştir. Sonuç olarak, TSH değerinin şizofreni hastalığı olan bireylerde önemli bir hormon olduğu bulunmuştur. Özellikle TSH değerin ruhsal hastalıklara göre düşük ya da yüksek değer gösterdiğini değerlendirebilmek adına daha fazla araştırmaya ve verilere ihtiyaç duyulmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Migrenli Hastalarda volBrain Yöntemi ile Serebellumun Hacimsel Analizi

    Özyaşar, Ali Faruk; Eyuboglu, Ilker; Çakmakl, Vildan; Alioglu, Zekeriya; Palancı, Özgür; Erten, Kübra

    Migren, geniş bir semptom yelpazesine sahip tekrarlayan bir baş ağrısı sendromudur. Migren tanısı çoğunlukla baş ağrısının özellikleri ve diğer semptomlar dikkate alınarak geriye dönük olarak konur. Migren baş ağrısının nasıl başladığı ve hangi beyin bölgelerinde meydana geldiği yeterince bilinmemektedir. Beyin sapı çekirdeklerinin uyarılabilirliğindeki değişikliklerin endojen ağrı mekanizmalarını etkilediği ve trigeminovasküler yapıların tek taraflı tutulumunun migren gelişiminde etkili mekanizmalar olduğu bilinmektedir. Migren hastalığında serebellumun rolünü anlamak, sinirbilimde oldukça yeni bir konudur. Çalışmamıza 19 Migren Hastası (MH) ve 14 Sağlıklı Kontrolör (SK) katıldı. Serebellumun hacimsel analizi için otomatik beyin hacmi hesaplama yöntemi olan volbrain ceres yöntemi kullanılmış ve beyincik yapılarının hacimleri elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. MH crus I, Crus II, lobus VIIB VIIIA, VIIIB ve IX'un gri madde hacimlerinde önemli bir artış var. Hastalık süresi ve atak sıklığına göre serebellum yapıları incelendiğinde serebellum, crusII, lobül VIIB ve lobül VIIIA'nın gri cevher hacimlerinde anlamlı artış saptandı. Bu bölgeler, saldırı frekansı ile pozitif bir korelasyon gösterdi. Sonuç olarak posterior serebellar yapılar, atakların sıklığı ve hastalığın süresi ile örtüşen bir aktivite göstermektedir. Beyincikte hacimsel veya fonksiyonel değişiklikler migren ağrısının patofizyolojisinde etkili olduğunu gösterir..

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Evaluation of White Matter and Cerebellum Structures of Essential Tremor and Parkinson's Patients by Diffusion Tensor Imaging and Volbrain Method

    Özyaşar, Ali Faruk; Eyuboglu, Ilker; Çakmakl, Vildan; Alioglu, Zekeriya; Palancı, Özgür; Köktürk, Elif Gökçen

    Essential tremor (ET) and Parkinson's disease (PD) are the two most commonly encountered tremor disorders in movement disorders. Diffusion tensor imaging (DTI) is one of the best in vivo ways of mapping white matter pathways in the human brain. The aim of our study was to investigate diffusion variables and cerebellum volume in ET and PD using parcellation methods. Our study included 20 ET, 20 PD and 20 healthy controls. Fraction Anisotropy (FA) and Mean Diffusivity (MD) values were obtained with DTI, while the volume of each lobe of the cerebellum was obtained with T1 images. One-way ANOVA was used for intergroup analysis and Scheffe test was used for post-hoc analysis. Significant differences were found in the diffusion values of the pedunculus cerebellaris, fornix stria, superior longitudinal fasciculus, sagittal stratum, cerebral pedunculus, tapatum and thalamus of ET and PD. Lobule V, Lobule IX, Lobule X volumes of the cerebellum showed significant differences between the groups. Stria thermialis shows involvement of mesolimbic dopaminergic system in PD and it is thought that disruption of strial networks leads to changes in the activity of cerebellar networks and reveals the role of the cerebellum in tremor. It is obvious that cerebellar thalamocortical pathways are affected in Parkinson's disease. In Parkinson's disease, patients should be evaluated for visual processing, conceptualisation, postural instability and gait disturbance to clarify the diagnosis or to differentiate from essential tremor.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Kanser Hastalarında Görülen İnsomnia Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Grup Terapilerin Etkililiğinin Değerlendirilmesi: Bir Meta-Analiz Çalışması

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Odaci, Hatice

    İnsomnia (uykusuzluk), uyku bozuklukları içerisinde en yaygın görülen durumlardan birisi olup, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sağlık sorunudur. İnsomnia, kanser hastalığının her döneminde görülmekle birlikte özellikle ileri evre hastalarda daha sık görülmektedir. Bu çalışmanın amacı kanser hastalarında görülen insomnia tedavisinde bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerinin etkinliğini değerlendirmek üzere mevcut literatürde yer alan kontrollü denemeleri sistematik olarak analiz etmektir. Bu kapsamda “bilişsel davranışçı grup terapisi” bağımsız değişken olarak; “insomnia” ise bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Alan yazın taraması “bilişsel davranışçı terapi”, “bilişsel davranışçı grup terapi”, “kanser”, “insomnia”, “uykusuzluk”, “kognitif müdahale”, ‘kognitif terapi”, “grup terapi”kelimeleri ve bu kelimelerin İngilizce karşılıkları kullanılarak yapılmıştır. Belirlenen ölçütlere dayalı olarak 12 adet deneysel araştırmanın meta-analize dâhil edilmesine karar verilmiştir. Çalışmaların etki büyüklüklerinin hesaplanmasında Comprehensive Meta Analysis istatistik programı kullanılmıştır. Yürütülen meta-analiz sonucunda etki büyüklükleri hesaplanan çalışmaların tamamının negatif etkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları Bilişsel Davranışçı grup terapilerinin kanser hastalarında görülen uykusuzluk probleminin tedavisinde geniş bir etki büyüklüğü (Hedge g=-1,405) bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmaların sonuçları bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerin kanser hastalarında görülen insomnia düzeylerinin azalmasına katkı sağladığını göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam