Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Depreme yönelik psikolojik mesafe ölçeğinin geliştirilmesi: Koruma motivasyon teorisi ve planlı davranış teorisi ile bütünleştirilmesi
Damla Nur Yüce
Depremlerin belirsiz ve öngörülemez doğası göz önüne alındığında, bireylerin bunlara nasıl uyum sağladığını incelemek önemlidir; ancak, depremlere yönelik psikolojik yakınlık-uzaklık algısı ile bunun koruma motivasyonu ve davranışa dönüşümü arasındaki ilişki yeterince ele alınmamıştır. Literatürdeki bu boşluğu doldurmak için bu çalışma, koruma motivasyonu teorisi (KMT) ve planlı davranış teorisini (PDT) psikolojik mesafeye entegre ederek teorik bir araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, depremlere yönelik psikolojik mesafe ölçeği (DPMÖ) geliştirmek ve bunu KMT ve PDT ile entegre ederek beklenen büyük İstanbul depremine uyumu etkileyen faktörleri incelemektir. Bu nicel çalışmada, anket tekniği uygulanmış ve İstanbul'da yaşayan 18 yaş ve üzeri bireyler dahil edilmiştir. Çalışmada, 4 faktörden (Zamansal mesafe, Sosyal mesafe, Coğrafi mesafe, Belirsizlik) oluşan 12 maddelik geçerli ve güvenilir bir DPMÖ geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,912'dir ve pilot uygulamaya 208, ana uygulamaya ise 1144 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmadaki değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. YEM'e göre, psikolojik mesafe tehdit değerlendirmesi üzerinde anlamlı negatif bir etkiye (β=-0,634, p=0,000) sahipken, tehdit değerlendirmesi davranışa yönelik tutum üzerinde anlamlı pozitif bir etkiye (β=0,540, p=0,000) sahiptir. Gelecekteki araştırmalar, DPMÖ'nün KMT ve PDT ile entegre edilerek farklı coğrafi bağlamlarda ve çeşitli afet türlerinde uygulanmasını incelemeyi önermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20256 Şubat Kahramanmaraş depremlerine müdahalede koordinasyonu etkileyen etmenler
Melike Çamurcu
Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası çok aktörlü ve sektörlü müdahale yapıları devreye girmiş; bu durum, koordinasyonun sağlanmasında ciddi zorluklar yaratmıştır. Bu doğrultuda afet durumlarında koordinasyon süreçlerinin ne şekilde yürütüldüğü, ekip içi ve ekipler arası koordinasyonu etkileyen etmenler ve koordinasyon faaliyetlerini olumsuz etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Mevcut çalışma 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlere müdahale aşamasında koordinasyon süreçlerinde yaşanan sorunların incelenmesini ve afet müdahale süreçlerinde koordinasyonun nasıl iyileştirilebileceğine dair somut öneriler sunulmasını amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden, yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak afet koordinasyon merkezinde görev almış uzman katılımcılardan veri toplanmasına dayanmaktadır. Görüşme verilerinin analizinde tematik analiz aşamaları takip edilmiş olup koordinasyon sorunlarının afet yönetimi sistemindeki kurumsal yapılar ve bürokratik işleyiş, insan kaynağı ve ekip yönetimi, kurumlar arası yönetişim dinamikleri, kaynak yönetimi ve lojistik, karar sistemleri ve liderlik, olay yeri güvenliği ve risk yönetimi, iletişim ve bilgi akışı olmak üzere 7 ana tema 22 alt tema kaynaklı ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları kriz yönetimi modellerinde merkeziyetçi yapının getirdiği koordinasyon sorunlarının azaltılması için çok düzlemli, yerel aktörleri yetkilendiren, yatay örgütlenme temelli, etik, katılımcı, esnek ve iş birliğine dayalı yönetişim modellerine geçilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca görev tanımları ve yetki sınırlarını netleştiren görev yönetim sistemleri kurulması, görev bazlı modüler eğitimler hazırlanması, nicel karar karar destek sistemlerinin kullanılması, hiyerarşinin sadeleştirilmesi ve yetki devri protokolleri oluşturulması, uluslararası standartlarda insani yardım güvenlik protokollerinin benimsenmesi ve önceliklendirme kriterlerinin belirlenmesi önerilmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Korunma motivasyonu teorisinin genişletilmiş modeline dayalı depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörler ölçeği geliştirme çalışması
Hasan Yücel
Bireylerin depreme hazırlık kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için deprem tehlikesi yüksek bölgelerde yaşayan bireyler tarafından risk azaltıcı önlemlerin uygulanmasını incelemek amacıyla Korunma Motivasyonu Teorisinin 1983 yılında revize edilmiş ve genişletilmiş modeline dayalı Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler Ölçeği geliştirme çalışması yapılmıştır. Ölçek geliştirme açısından metodolojik, bireylerde depreme hazırlık davranışlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak açısından da tanımlayıcı araştırma tasarımı kullanılmıştır. Ölçek geliştirme pilot ve ana uygulamayı içeren iki süreçte gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada pilot uygulamada 50 katılımcıya ulaşılmıştır. Pilot uygulama sonrası ana uygulamada taslak ölçek küme örnekleme yöntemi ile seçilen 11 mahalleden toplamda 826 katılımcıya 12.12.2022-02.05.2023 tarih aralığında ulaşılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. Aşırı değerler temizlendikten sonra 804 veri ile demografik değişkenler ve ölçek maddeleri değerlendirilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliği için ilk 402 kişilik gruptan alınan verilerle Açıklayıcı Faktör Analizi ikinci 402 kişilik gruptan alınan verilere ise Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Ölçeğin son hali dört boyuttan 24 maddeden oluşmaktadır. Genel Cronbach alfa değeri 0,883 olup her boyut için 0,7'nin üzerindedir. Kaiser-Meyer-Olkin değeri 0,898, Bartlett küresellik testi anlamlı ve açıklanan toplam varyans %51'dir. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları ölçüm ve yapısal modelin iyi uyuma sahip olduğunu göstermiştir. (χ2/df = 1,779; RMSEA = 0,44; CFI = 0,96; NFI = 0,91; TLI = 0,95; p<0,001). Bulgular Depreme Hazırlık Davranışlarını Etkileyen Faktörler ölçeğinin, insanların depreme hazırlık davranışlarına katılımını etkileyen faktörleri açığa çıkarmak için geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış bir ölçek olduğunu göstermiştir. Çalışma sonucunda algılanan yeterliliğin bireylerin depreme hazırlık davranışlarına katılımında en önemli faktör olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Deprem sonrası hasarlı yolların yapay zekâ ile tespit edilerek en kısa yol güzergâhlarının anlık optimizasyonu
Nurcan Şimşek
Doğa kaynaklı afetlerden biri olan depremlerden sonra hasarlı yolların belirlenmesi ve hasar görmemiş uygun yolların bulunması, kurtarma işlemlerinin yürütülmesinde, insanların etkilenen bölgeden en kısa sürede tahliyesinde ya da insani yardım malzemelerinin bölgeye sevk edilmesinde hayati önem taşımaktadır. Günümüzde kullanılan geleneksel insan gözlemi ve uydu görüntüleri ile yapılan yol hasarı değerlendirmeleri zaman alıcı ve maliyetli olmalarının yanı sıra sadece yollarda bulunan hasarları inceleyerek afet bölgelerine ulaşabilmek için trafik geçişi hakkında herhangi bir bilgi içermemektedirler. Bu çalışmada; depremlerden sonra meydana gelen yol hasarlarının otomatik belirlenip afet bölgelerine yakın başka bir güzergâhın belirlenmesi için evrişimli sinir ağı ve klasik en kısa yol algoritmasının birbirine entegrasyonu ile hızlı ve verimli bir hibrit taşıma sistemi oluşturulmuştur. CNN algoritması hasarlı ve hasarsız olmak üzere toplamda 552 yol görüntülerinden oluşan veri setinde eğitilerek VGG-16 mimarisi ile gerçekleştirilen test sonrasında %97 oranında doğruluk elde etmeyi başarmıştır. CNN algoritmasının açık yol ve kapalı yol olarak yapmış olduğu tahminler ile klasik en kısa yol algoritması üzerinden hasar gören yollar, kullanılan ceza terimi ile çıkartılıp tüm kullanılabilir güzergâhlar arasından en kısa mesafeli olan güzergâh belirlenmiştir. Bu iki algoritmanın birbirine entegrasyonu ile hızlı ve verimli bir hibrit taşıma sistemi oluşturularak başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Görüntü segmentasyonu ile entegre edilmiş evrişimli sinir ağları ile deprem sonrası hasarlı binaların otomatik olarak tespiti
Recep Kiriş
Doğal afet türlerinden biri olan depremlerin meydana gelmesinden sonra birçok afetzedenin hayatını kurtarabilmek ve kriz yönetimini daha mükemmel sonuçlandırabilmek için afet bölgesinde bulunan hasarlı binaları mümkün olduğunca en kısa sürede tespit etmek ve tespit edilen hasarlı binalara müdahalelerde bulunmak son derece önemlidir. Günümüzde, deprem sonrasında hasarlı binaların tespiti afet bölgesinde görev alan yetkililer tarafından gözlemlenerek, uydu görüntülerinden veya helikopter gibi hava araçlarından alınan görüntülerden faydalanılarak yapılmaktadır. Yetkililerin gözlemleriyle hasarlı binaların tespiti zaman açısından ciddi kayıplar doğururken, tespitlerin doğruluğu bakımından da güvenilirliği tartışılır düzeydedir. Bu çalışmada, deprem ve sel gibi beklenmedik afetlerden sonra hasarlı veya tahrip olmuş binaların otomatik olarak tespit edilebilmesi için yapay zeka tabanlı sistemler test edilmiştir. Çalışma sırasında görüntü sınıflandırma literatüründe sıklıkla kullanılan VGG-16, VGG-19 ve NASNet evrişimli sinir ağı modelleri kullanılmıştır. Bu modelleri etkili bir şekilde uygulayabilmek için, önce çalışmada kullanılan tüm görüntüler K-Means kümeleme algoritması ile segmentlere ayrılmıştır. Sonrasında, çalışmanın ilk aşaması için, "hasarlı binalar" ve "normal binalar" olarak etiketlenen resimler sınıflandırılmıştır. VGG-19 modeli test setinde %90 doğruluk oranı elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında "hasarlı binalar", "daha az hasarlı binalar" ve "normal binalar" olarak etiketlenen resimler için çok sınıflı bir sınıflandırma algoritması oluşturulmuştur. Bu aşamada VGG-19, VGG-16 ve NASNet test setinde sırasıyla yaklaşık %69, %66 ve %62.5 doğruluk oranı elde edilmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Türkiye'de meydana gelen deprem afetlerinde sunulan hizmetlerin değerlendirilmesi (1999-2020): Nitel bir araştırma
Galip Usta
Çalışma, Gölcük (1999), Van (2011) ve Elazığ (2020) depremlerinden birini yaşamış 18 yaş üstü ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 30 kişi ile görüşme şeklinde gerçekleştirilmiş olup kişilerin afet sonrası almış oldukları hizmetlerin nitel bir araştırma yöntemiyle değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında 3 adet görüşme bilgisini, 8 adet sosyo-demografik bilgiyi ve 21 adet seçilen konuyu tüm yönleriyle ölçebilecek sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmış, sonrasında transkripte edilerek MAXQDA 2020 nitel veri analiz programına aktarılmıştır. Daha sonra transkript belgeleri kodlanmıştır. Kodlamalardan kategorilere, kategorilerden ise temalara ulaşılmıştır. Depremler özelinde 21 adet tema oluşturulmuştur. Çalışma bulgularına göre birçok alanda önemli adımların atıldığı ve iyileştirmelerin yapıldığı görülmektedir. Özellikle sağlık, barınma, beslenme, arama-kurtarma gibi alanlarda ciddi ivme kazanıldığı tespit edilmiştir. Afet durumlarında kurumların daha hızlı organize olabildiği saptanmıştır. Katılımcılar, deprem afetinde sunulan hizmetler ile sonraki aşamalarda gerçekleştirilen iyileştirme çalışmalarında devlet desteğinin oldukça göze çarptığını ifade etmişlerdir. Psikososyal destek, KBRN, hayvanların korunması ve kontrolü noktasında sunulan hizmetlerin geliştirilmeye ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Gölcük (1999) depreminden itibaren afet yönetimi açısından önemli adımların atıldığı ve ciddi iyileştirmelerin yapıldığı söylenebilir. Vatandaşların duyarlılığının arttırılması ile birlikte kurumların yenileşmeye uyum sağlamalarının afet yönetimi politikalarının radikal şekilde uygulanabilirliğine olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Depremler, Afetlerde Sunulan Hizmetler, Afetlerde Nitel Araştırma, Afetlerde Planlama
- Doktora TeziAçık Erişim2021Engelli bireylerin afet deneyimleri: Fenomenolojik bir araştırma
Ramazan Aslan
Günlük yaşamda sıradan bir hayat sürebilmek için dahi birçok bariyeri aşması gereken engelli bireyler afet gibi normal yaşamı kesintiye uğratan olaylarda çok daha önemli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Karşı karşıya kaldıkları veya kalabilecekleri bu zorlukların tespit edilmesi hazırlık sürecinde hayati önem taşımaktadır. Buna rağmen afetlerde engelli bireylerin deneyimlerini inceleyen araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu kapsamda 30 Ekim 2020 İzmir depremini yaşayan engelli bireylerin deneyimlerinin aşkın-fenomenolojik model ile incelendiği bu araştırmada engelli bireylerin depremde deneyimledikleri yaşantıları ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 30 Ekim 2020 İzmir depremini yaşamış olan çeşitli engellere sahip 27 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde elde edilen 982 dakikalık görüşme ses kaydı ve 50.321 kelimelik transkripsiyon Moustakas'ın fenomenolojik analiz tekniği ile Maxqda nitel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler neticesinde oluşturulan fenomen özü ile engelli bireylerin afet deneyimini etkileyen bileşenler saptanmıştır. Engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerinin çok düşük düzeyde olduğu, tahliye sürecinde önemli zorluklar ile karşılaştıkları, yoksulluğun afet deneyimlerini olumsuz etkilediği, aile ve toplum desteğine kritik düzeyde bağlı oldukları, afet sonrasında barındıkları alanlarda erişilebilirlik ile ilgili önemli zorluklar ile karşılaştıkları, psikolojik dirençlilik düzeylerinin deneyimlerini etkilediği, afet yönetim süreçlerine dahil olamadıkları, çeşitli sebepler ile sorunlarını ifade etme konusunda zorlandıkları tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Depremlerden sonraki yeniden yapılanma sürecinde çelik prefabrik malzeme kullanımının gerekliliği üzerine küresel bir araştırma
Nesibe Of
Bu tez çalışmasında, çelik prefabrik yapıların yapısal özellikleri, ülkemizde ve dünya çapında kullanım oranları ile niçin kullanılması gerektiği konuları bilimsel kaynaklar ortaya konularak araştırılmıştır. Bu kaynaklardan çıkarılan sonuçlar derlenerek afet yönetimi için oldukça mühim olan yeniden yapılanma sürecine dikkat çekilmiştir. Çelik yapılar, yapısı gereği hafif ve esnek bir malzeme olmasından ötürü depreme mukavemet göstermektedirler. Bu ve daha birçok özelliğinden dolayı yüz ölçümünün büyük bir bölümü deprem bölgesinde yer alan ülkemizde konutların çelik prefabrikasyon ile yapılması gerekmektedir. Çünkü bu yapıların depremlerde yıkılmadığı veya hasar alarak ayakta kaldığı literatürdeki birçok araştırma sonucunda kanıtlanmış olup afet yönetiminde ileri seviyede bulunan ülkeler tarafından da kanıksanmıştır. Türkiye çelik üretiminde dünyada yedinci sırada bulunmakta olup bu durum yapı sektörüne yansımamaktadır. Her büyük deprem sonrasında yöneticilerimiz tarafından artık çelik konstrüksiyon konut yapacağız sözü verilse de bir takım sebeplerden dolayı bu durum gerçekleşememektedir. Depremler yaşandıktan sonra yeniden yapılanma sürecine gelindiğinde yıkılan veya ağır hasar alan binaların yerine çelik konstrüksiyon binaları inşa etmek gerekmektedir. Bu strateji kriz yönetiminin son basamağı olan yeniden yapılandırmada sağlam temeller atmayı sağlayacak ve risk yönetiminin ilk basamağı olan zarar azaltma evresindeki çalışmaları destekleyici nitelikte olacaktır. Bu bağlamda tam anlamda bir bütünleşik afet yönetimi döngüsü oluşturulabilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Gümüşhane ve civarının afet geçmişi ve gelecek deprem potansiyeli üzerine istatistiksel bir çalışma
Aynur Kaya
Bu çalışma kapsamında, Gümüşhane'nin afet geçmişi araştırılmış ve Gümüşhane ve civarındaki deprem oluşumlarının bölge-zaman-magnitüd davranışları analiz edilerek gelecek deprem potansiyeli üzerine istatistiksel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu amaçla, tamlık magnitüdü Mc-değeri, sismotektonik b-değeri, fraktal boyut Dc-değeri, standart normal sapma Z-değeri, GENAS modellemesi, depremlerin yıllık olasılıkları ve tekrarlama periyodları gibi en sık tercih edilen boyut-ölçeklendirme parametreleri kullanılmıştır. Deprem kataloğu süre magnitüdü Md için homojendir ve 1970-2018 yılları arasında magnitüdleri 1,0≤Md≤6,5 arasında değişen 2902 depremi içermektedir. Mc=2,8 kullanılarak b-değeri 1,02±0,02 olarak hesaplanmıştır ve bu değer, Gümüşhane ve civarındaki depremselliğin tipik olarak 1,0'e yakın bir değerle iyi temsil edildiğini gösterir. Dc-değeri 1,57±0,03 olarak hesaplanmıştır ve bu sonuç, deprem aktivitesinin Gümüşhane ve civarında büyük ölçeklerde veya küçük alanlarda daha fazla kümelendiği anlamına gelmektedir. Depremlerin yıllık olasılıkları ve tekrarlama periyodları, Gümüşhane'nin kısa ve orta vadede güçlü deprem oluşumları için önemli bir deprem potansiyeline sahip olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte, düşük b-değerlerinin gözlendiği Kelkit ve Köse ilçeleri gelecekte olası bir deprem potansiyeline sahip olabilir. GENAS sonuçları ve Z-değeri analizleri, 2018 yılı başında depremsellik oranlarında önemli değişimlerin olmadığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, Türkiye'nin Gümüşhane ilinde deprem tehlikesi düşük ve deprem riski azdır. Sonuçta, deprem oluşumları için bölge-zaman-magnitüd dağılımları üzerine yapılan bu tür istatistiksel değerlendirmeler, gelecek deprem potansiyelinin belirlenmesinde önemli bir bakış açısı sağlayabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Afetlerde lojistik yönetimi: Çanakkale depremi örneği
Merve Yaman Yüce
Bu çalışma sırasında afet yönetimi çalışmalarının çıplak gözle görülebilen kısmı afet lojistiği olgusu incelenmiştir. Afet öncesinde, afet sonrası sıfırıncı saniye ve dahi sonrasında arama-kurtarma, beslenme, barınma, içme ve kullanma suyunun sağlanması, sağlık faaliyetlerinin sürdürülebilmesi, gibi birçok faaliyetin sağlanmasını bünyesinde barındıran afet lojistiği kavramının önemi ülkemiz ve dünya ülkelerinin de yaşanan doğal ve insan kaynaklı afetler sonrası açıkça gözlenmiştir. Yaşanan afet sonrası temenni edilen en büyük gaye kısa sürede normal hayata dönüşün sağlanmasıdır. Bu amacın kısa yolunu ise afet lojistiği kavramı oluşturmaktadır. Bu anlamda Çanakkale Ayvacık deprem sahasında incelenerek; yaşanan afet lojistik yönetimi sorunları saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma sırasında nitel ve nicel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Nitel çalışma yöntemi olarak uzmanlar ile yarı yapılandırılmış uzman mülakat görüşmesi ve afetzedeler ile focus grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Nicel yöntem olarak ise afete müdahale esnasında görev almış saha personeli ile afetlerde lojistik hizmetlerin değerlendirilmesi faktörü altında gerçekleştirilen ölçek ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca veri toplanması esnasında, kurumlara keşif gezileri yapılmış, ses kayıtları, not defteri oluşturma ve fotoğraf çekimi gibi farklı veri toplama yöntemleri de kullanılmıştır. Yapılan çalışmalara geçerlilik ve güvenilirlik testleri uygulanmış ve güvenilirlik değeri % 95'in üzerinde tespit edilmiştir. 5 li Likert ölçek ile gerçekleştirilen anket sorularının tümüne katılımcılar katılıyorum ifadesini tercih etmiştir. Afetzedelerin yardımların ulaştırılması hususunda memnuniyeti söz konusu iken kalıcı barınma hizmetleri ve hak sahibi olma konularında ise eksiklikler tespit edilmiştir. Uzmanlar ile yapılan yarı yapılandırılmış mülakat çalışmasında yetki kargaşası, tatbikat eğitimleri ve hazırlık aşamasında belirgin eksikler, TAMP ve hizmet grubu kavramlarının saha da uygulanamaması, hizmet grup lojistiğinin hiç oluşmaması, afet lojistik yönetim faaliyetleri esnasında muhtarlardan alınan bilgilerin aktif kullanılmasının yanlışlığına vurgu yapıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Yönetimi, Afet Lojistiği, Çanakkale Depremi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Afet yönetiminde müdahale ekiplerinin organizasyonunda yaşanan yönetsel sorunlar: Van depremi örneği
Cemal Yılmaz
Afet, bireylerin ve toplumların üzerindeki olumsuz etkileri uzun süre devam eden olaylardır. Afet sosyal hayatı ve insan yaşamını kesintiye uğratan bir durumdur. Ülkemiz deprem, çığ, sel, yangın, kaya düşmesi vb. afetlerin tehlikelerin sık sık görüldüğü bir coğrafyadır. Bu çalışma, Türkiye'de olabilecek depremlere yönelik afet zararlarını en aza indirmek ve can ve mal kaybını azaltmak amacıyla afet anında ve müdahale safhasında müdahale ekiplerinin karşılaştıkları organizasyon eksikliklerini ve aksayan yönlerini ortaya koyarak bunlara yönelik çözüm önerileri getirerek can ve mal kaybını en aza indirmek ve müdahale ekiplerinin etkinliğini artırmak amacını taşımaktadır. Araştırmada nitel ve nicel yöntem kullanılmış. Nitel araştırmada VAN depremine katılan arama ve kurtarmayı yöneten idareciler ve ekip şeflerine yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile yapılan görüşmelerde, depreme müdahale organizasyonunda yaşanan örgütlenmeye bağlı sorunlar derinlemesine incelenmiştir. Nicel araştırmada ise likert ölçeği yöntemi ile oluşturulan araştırma anketi VAN depremine müdahalede bulunan arama ve kurtarma çalışmalarına katılan görevlilere uygulanmış. Yaşanan örgütsel sorunların boyutları ve düzeyi tespit edilerek incelenmiştir. Elde edilen bulgulardan öne çıkanlar; yasa ve mevzuatların teorik ve pratikte uygulanmasında eksikliklerin olduğu ve kâğıt üzerindekiler sahaya yansıtılmadığı, toplumu bilgilendirmede sıkıntıların olduğu, stok ve depo çalışmalarından eksiklerin görüldüğü, hasar tespitinde sorunların yaşandığı, gelen yardımların toplanması ve dağıtımında sıkıntılar yaşandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda yapılacaklar arasında; kâğıt üzerindeki afet yönetiminin (TAMP) uygulanmasında yasal zorunluluk ve denetimi, hasar tespit çalışmalarında yeterli uzman, sisteme dayalı iaşe ve malzemelerin dağıtımı, depreme karşı halkı bilgilendirme bakımında öneriler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim201817 Ağustos 1999 depremi ile 23 ekim-9 Kasım 2011 Van depremlerinin kriz yönetimi açısından karşılaştırılması
Armağan Çınar Yolcu
Krizlere, can ve mal kayıplarına neden olan, zamanı önceden tespit edilemeyen afetler ülkemizde sıkça yaşanmaktadır. Maddi ve manevi kayıplar açısından büyük hasar veren 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde meydana gelen depremler Türkiye'nin afet yönetimi ve kriz yönetimi açısından eksikleri olduğunu göstermiştir. Depremler sonrasında kanunlar, yönetmelikler ve planlar hazırlanmış, afet yönetimi açısından önemli gelişmeler yaşanmıştır. Ayrıca ülkemizde mevcut afet yönetimi anlayışı olan afetlerden sonra yara sarma ve kriz yönetimi anlayışının değişmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkmıştır. Bu anlamda afetlerden önce hazırlık çalışmalarının yapılması gerekliliği, olası bir afete karşı kriz planlarının oluşturulması ve yerel yönetimlerin afet ve kriz yönetiminde daha etkin rol alması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ülkemizin afet yönetimi anlayışındaki değişikliklerle ilgili önemli gelişmelerden olan 5902 sayılı "Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun" çıkarılmış ve ülkemizdeki afet yönetim sisteminde değişiklikler olmuştur. Bu kanun ile Başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kurularak yetkilerin ve sorumlulukların tek elde toplanması sağlanmıştır. 1999 yılından sonraki afet ve kriz yönetimi alanında yaşanan gelişmeler 23 Ekim-9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen Van depreminden sonra uygulama alanı bulmuştur. Fakat 2011 yılında meydana gelen Van Depremi göstermiştir ki yaşanan gelişmelere rağmen afet ve kriz yönetimi açısından eksikliklerin devam ettiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın amacı bir afet ülkesi olan Ülkemizde büyük can ve mal kayıplarına neden olan 17 Ağustos 1999 Depremi ve 2011 Van Depremi kriz yönetimi ve afet yönetimi açısından incelenmiş, olumlu ve olumsuz örnekler ortaya konmuştur. Olası depremlerde etkin bir afet ve kriz yönetiminin yerleşmesini sağlayarak can ve mal kayıplarının en aza indirmek amaçlanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Deprem bilgi düzeyi ve depreme hazırlıklı olma durumu: Erzincan ili
Uğur Yayla
Araştırma, deprem tehlikesi açısından Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri olan Erzincan ilinde yaşayan bireylerin deprem bilgi düzeylerini ve depreme hazırlıklı olma durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Erzincan il merkezinde ikamet eden 18 yaş ve üstü 400 yetişkin bireye anket uygulanarak yapılmıştır. Araştırmada, katılımcıların "deprem bilgi puanı" ortalamaları (82,17±17,24) oldukça yüksek olmasına rağmen "deprem davranış puanı" ortalamaları (36,27±23,83) buna nispeten düşük çıkmıştır. Bilgi puanı ortalamaları açısından erkekler ve kadınlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamazken, davranış puanı ortalaması açısından erkekler ve kadınlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Katılımcılardan evli olanların bekar olanlara, kendi evinde oturanların kirada oturanlara ve aylık gelir düzeyi yüksek olanların düşük olanlara göre bilgi puanı ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunamazken davranış puanı ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Katılımcıların evlerinde ilkyardım çantası ve yangın söndürme cihazı bulundurulması gerektiği bilgisi yüksekken bu bilgiyi davranışa dönüştürme oranı düşüktür. Araştırmada, katılımcıların kendilerini depreme hazır hissetme oranının (%6,2) oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Erzincan ilinde yaşayan bireylerin deprem bilgi puanı ortalamasının yüksek olduğu ancak davranış puanı ortalamasının düşük olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin deprem bilgilerini davranışa dönüştürmeye yönelik kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar aracılığıyla uygulamalı eğitimler verilmelidir. Anahtar Sözcükler: Afet, Deprem, Deprem Bilgi Düzeyi, Erzincan, Hazırlıklı Olma Durumu
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016Batı Anadolu bölgesindeki depremlerin yapay sinir ağı yöntemiyle tahmini
Osman Duman
Gerçekleşecek depremleri önceden kesin bilen, genelleştirilebilecek bir yöntem günümüze kadar geliştirilememiştir. Fakat birçok yöntemle deprem tahmini yapılmaya çalışılmaktadır. Bu yöntemlerden birisi olan Yapay Sinir Ağları, belirlenen girişler ve çıkışlar arasındaki ilişkiyi öğrenerek faklı örüntülere karşı uygun çıkışlar vermektedir. Bu çalışmada Gutenberg-Richter ilişkisine bağlı ve deprem tahminlerinde kullanılan b_değerini temel alan bir ileri beslemeli geri yayılımlı yapay sinir ağı geliştirilmiştir. Türkiye'nin Batı Anadolu Bölgesinde yoğun sismik aktiviteye sahip dört faklı bölgeyi içeren deprem verileri kullanılarak yapay sinir ağı eğitilmiştir. Bu amaçla, Batı Anadolu'da yoğun sismik aktiviteye sahip Gölhisar Çameli-Muğla Rodos Bölgesi, Burdur Fay Zonu, Büyük ve Küçük Menderes Graben bölgesi ve Gediz Alaşehir Graben bölgesi üzerinde çalışılmıştır. Eğitim aşamasından sonra aynı bölgeler için daha sonraki tarihlere ait deprem verileri test etmek için kullanılmış ve ağın başarısı ortaya konmuştur. Çalışmada geliştirilen ağın tahmin sonuçları incelendiğinde; ağın gerçekleşmeyecek dediği deprem tahmin sonuçları tüm bölgelerde oldukça yüksek çıkmıştır. Bunun yanında ağın gerçekleşecek dediği deprem tahmin sonuçları, çalışılan bölgeler için belli bir oranda farklı sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak bu yöntem kabul edilebilir oranda başarılıdır.
