Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Covid- 19 salgınında sosyal medya kullanıma bağlı hikikomori riskinin incelenmesi

    Aylin Kin

    Bu çalışmanın amacı, bireyin her türlü temastan uzak kalarak en az 6 ay ve daha uzun süreli çekilme semptomu olarak tanımlanan Hikikomori kavramının Covıd-19 salgın sürecinde gerçekleştirilen zorunlu izolasyon uygulaması ve artan sosyal medya kullanımı ile olan ilişkisini incelemektedir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden anket ve nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak karma bir yöntem benimsenmiştir. Nicel veri toplama yöntemi ile çalışmada, 1201 öğrenciden veri toplanmış ve elde edilen veriler normallik testi, faktör analizi, t testi, korelasyon analizi, geçerlilik ve güvenirlilik analizi, regresyon analizi gibi istatiksel terimlerle analiz edilmiştir. Nitel veri toplama yöntemi ile çalışmada 4 pskikolog, 4 sosyal medya uzmanı, 4 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 12 uzman ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, yaş, Covıd-19 izolasyon durumu, Covıd-19' dan etkilenen biriyle temas nedeniyle izole olma ve Covıd-19 nedeniyle iş kaybı gibi faktörlerin Hikikomori semptomu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyinin ise Hikikomori ile olumsuz bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. İzolasyon ve sosyal medya kullanımın Hikikomori riskini arttırdığı ve sosyal medya bağımlılığı ile anlamlı ve olumlu bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, pandemi sürecindeki sosyal ve psikolojik etkilerin anlaşılmasına ve uygun müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.Salgın dönemimde izolasyonun artması ve sosyal medya kullanımındaki artış, Hikikomori riskini artırabilecek faktörler arasında yer almaktadır. Bu nedenle, pandemi sürecinde bireylerin psikolojik sağlığını korumak için uygun müdahaleler geliştirilmelidir. Ayrıca, sosyal medya kullanımının dengeli bir şekilde yönetilmesi ve izolasyonun etkilerinin azaltılması için destek mekanizmaları ve sosyal izolasyon etkilerini azaltacak çözümlerin geliştirilmesi gerekmektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türkiye'de COVID-19 salgını sürecinde sivil havacılık sektörü çalışanlarının iş-yaşam dengesinin çalışma motivasyonuna etkileri

    Fatih Şahin

    Günümüzde insanlar uzun süreler çalışmakta, bunun sonucunda günlük yaşamlarına yeterince zaman ayıramamaktadırlar. Bu durum insanın çalıştığı tüm sektörlerde iş hayatında mutluluk, verimlilik ve iş tatmini üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Havacılık sektöründe ise bu etkiler, geri dönülemez olumsuz sonuçlara sebebiyet verebileceğinden havacılık çalışanlarının iş-yaşam dengelerini sağlıklı bir şekilde kurmaları ve çalışma motivasyonlarının yüksek olması önem arz etmektedir. Hayati öneme sahip bu konuların Türk havacılık literatüründe yeterince çalışılmaması bu çalışmanın ortaya çıkmasında temel neden olmuştur. Literatürde iş-yaşam dengesi konusunun oldukça popüler olduğu görülmektedir. Makalelerde ve tezlerde iş-yaşam dengesi kavramı genellikle çalışan verimliliği, işe bağımlılık düzeyi, örgütsel bağlılık, tükenmişlik ve cinsiyet eşitsizliği konularında irdelenmiştir. Bu çalışmalar arasında havacılık sektörü ile turizm sektörünün birlikteliği bağlamında olanların sayısı oldukça azdır ve bu tezin problemini oluşturan COVID-19 salgını sürecinde iş-yaşam dengesinin çalışma motivasyonuna etkisi ile ilgili bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle çalışmanın sivil havacılık ve turizm literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren hava yolu işletmelerinde çalışan 458 kokpit ve kabin personeli oluşturmaktadır. Katılımcıların ölçümlerden elde ettikleri puanların demografik özelliklere göre farkının incelenmesinde 2'li gruplar için bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla gruplar için tek yönlü Anova testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların "iş-yaşam dengesi" ile "çalışma motivasyonu" arasında pozitif yönlü ve yüksek bir ilişki bulunmuştur. t-testi ve ANOVA sonuçları, havacılık çalışanlarının iş-yaşam dengesi ve çalışma motivasyonlarının farklı demografik özelliklere sahip olmalarına göre farklılaştığını göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 pandemisi sürecinde afet yönetim döngüsünde ortaya çıkan insani yardım sorunlarına ilişkin analitik bir değerlendirme: Türk Kızılay örneği

    Kader Aygün

    2019 yılı aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde başlayan koronavirüs hastalığı (COVID-19) çok geçmeden tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde hastalık COVID-19 pandemisi olarak ilan edilmiştir. Pandemiyle birlikte dünyada diğer afetler olmaya devam etmektedir. Bu durum insani yardım kuruluşlarına, insani yardım operasyonlarına ve insani yardım çalışanlarına ayrıca zorluk çıkarmaktadır. Salgın hastalıkların bundan sonraki süreçte süreklilik arz edebileceği konusu her geçen gün kamuoyunda daha fazla zikredilmekte ve göstergeler de bu durumun doğruluğuna işaret etmektedir. Bu doğrultuda mevcut çalışmada Türk Kızılay'ı özelinde COVID-19 pandemisi çerçevesinde afet yönetim döngüsü içerisinde ortaya çıkan sorunların belirlenmesi, önceliklendirilmesi ve bu sorunlara çözüm önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla üç aşamalı bütünleşik çok kriterli karar verme tekniklerinin kullanıldığı bir modelden faydalanılmıştır. İlk aşamada Delphi tekniği kullanılarak Türk Kızılay'da çalışan insani yardım profesyonelleriyle görüşmeler yapılıp ardından kapsamlı bir literatür araştırması ile COVID-19 pandemisi çerçevesinde afet yönetim döngüsünde yaşanılan sorunlar belirlenmiştir. İkinci aşamada The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) yöntemi ile bu sorunlar önceliklendirilmiştir. Son aşamada ise çözüm önerileri Vise Kriterijumska Optimizacija I Kompromisno Resenje (VIKOR) yöntemi ile sıralanmıştır. Bu yolla elde edilen sonuçlar başta Türk Kızılay olmak üzere bundan sonraki salgın hastalıklarda kullanılabilecek bir rehber niteliğinde olabilecektir. Çalışma sonucunda, belirlenen kriterler arasında en fazla öneme sahip kriter bilgi eksikliği olup alternatifler arasından ideale en yakın çözüm önerisi salgın hastalıklar hakkında stratejik plan hazırlanması olarak ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 sürecinde içsel pazarlamanın örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Bir üniversite hastanesi örneği

    Yunus Baykın

    Örgütsel bağlılık, çalışanların örgütlerine karşı sahip oldukları psikolojik bağlılık ve sadakati ifade eder. Covid-19 salgını sırasında; krizin neden olduğu benzeri görülmemiş stres ve belirsizlik nedeniyle kurumsal bağlılığı sürdürmek işletmeler açısından zor bir süreçtir. Covid-19 salgını, dünyanın dört bir yanındaki çalışanları önemli ölçüde etkiledi. Pek çok insan işten çıkarıldı. Çoğu ücretsiz izne gönderildi ve birçok çalışanın görev tanımı veya çalışma düzeninde değişiklikler oldu. Kısaca Pandemi birçok işletme ve çalışanı için büyük bir belirsizlik ve strese neden oldu. Çalışanlar kendi sağlıkları ve sevdiklerinin sağlıkları, maddi kaygılar ve iş güvenliği konusunda endişe yaşadılar. Öte yandan tüm bu süreçte fedakârca her türlü zorluğa göğüs geren sağlık çalışanları ise dişini tırnağına takarak geri adım atmadan çalıştılar ve tüm insanlığın takdirini kazandılar. Bu süreçte sağlık çalışanlarının memnuniyetlerini ve örgütlerine bağlılıklarını maksimum düzeyde tutabilmek önemliydi. Amacı çalışan memnuniyetine yol açtığı düşünülen içsel pazarlama uygulamalarının sağlık çalışanlarının örgütlerine olan bağlılıkları üzerindeki olası etkilerini ortaya koyabilecek bir model önerisi sunmak olan bu çalışma 297 sağlık çalışanı üzerinde gerçekleştirildi. Sonuç olarak geliştirilen araştırma modelinde sağlık çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen içsel pazarlama faaliyetlerinin onların çalışma memnuniyetleri üzerinde ve dolaylı olarak da organizasyonlarına olan duygusal, normatif ve devam bağlılıkları üzerinde pozitif yönde etki oluşturduğu gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covid-19'un güvenlikleştirilmesinin ekonomik ve toplumsal alanlarda incelenmesi: Türkiye örneği

    Şahturna Türkaslan

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, insan yaşamını tehdit eden küresel bir sağlık krizine dönüşmüştür. Covid-19 dünyada ticaretten ekonomiye, insani ilişkilerden toplumsal yaşama ve uluslararası ilişkilere kadar tehdit oluşturarak sağlık krizi olmasının ötesine geçmiştir. Salgın, insanların varoluşunu ve devletlerin sürdürülebilirliğini tehdit ederek güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu kapsamda çalışmada; Covid-19 salgınının Türkiye'de güvenlikleştirici aktörler olarak değerlendirilen siyasi partiler içerisinden AKP, MHP, CHP, HDP ve İYİ parti tarafından algılanışı güvenlikleştirme kuramı kapsamında incelenmiştir. Covid-19'un Türkiye'de güvenlikleştirici aktörlerce siyasi söylem içerisinde toplumun varoluşuna dair güvenlik tehdidi olarak çerçevelendiği görülmüştür. Ayrıca salgının ülkede ekonomik ve toplumsal alanlarda da bir tehdit unsuru olduğu ve bu alanlarda olumsuz etkilerinin görüldüğü dolayısıyla salgının ülkenin ekonomik ve toplumsal güvenliğine de tehdit oluşturduğu görülmüştür. Bu tehditle mücadele etmek için alınan olağanüstü önlemlerle de salgın güvenlikleştirilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın, ülkede bir salgın hastalığın güvenlikleştirici aktörler olan siyasi parti elitleri tarafından nasıl güvenlik meselesi olarak ele alındığını ve sağlık alanında ortaya çıkan krizin ülkede ekonomik ve toplumsal güvenliği nasıl tehdit ettiğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hemşirelerin COVID-19 pandemi dönemindeki tükenmişlik düzeyleri (Trabzon Fatih Devlet Hastanesi örneği)

    Mürvet Hoyur

    Pandemi sürecinde kilit rol oynayan hemşirelerin artan iş gücü ve değişen çalışma koşulları ile tükenmişliği belirgin olarak artmıştır. Tükenmişliğin olumsuz etkilerini azaltabilmek, tükenmişliğin bilinmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile mümkündür. Bu araştırma hemşirelerin COVID-19 pandemi dönemindeki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Kasım-Aralık 2021 tarihinde Trabzon Fatih Devlet Hastanedeki tüm hemşireler (286 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılması planlanmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 236 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, tükenmişlik düzeyleri ve COVID-19 pandemisine yönelik sorular ile "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, t testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, ANOVA testi kullanılmıştır. Ruhsal bir hastalığa sahip olduğunu ifade eden, COVID-19 (+) hasta bakan, COVID ekipman, personel sayısı gibi fiziki şartların yetersiz bulan hemşirelerin diğerlerine göre duygusal tükenmişlik seviyeleri daha yüksek bulunmuştur. Bu araştırmada COVID-19 pandemi döneminde Trabzon Fatih Devlet Hastanesinde görev yapan hemşirelerin duygusal tükenme ve kişisel başarısızlık puan ortalamalarının orta düzeyde, duyarsızlaşma puan ortalamalarının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVID-19 döneminde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Trabzon ili örneği)

    Özgehan Erkan

    Bu çalışma; COVID-19 döneminde SBÜ Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarında mesleki risklerinin iş stresine etkisini belirlemek ve bu risklerden etkilenme derecesini en az düzeye indirmek, iş stresi düzeylerini azaltmak, çözüm önerileri geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Kasım 2020 tarihlerinde SBÜ Trabzon Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları (n=150 kişi) oluşturacaktır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 115 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu, sosyo-demografik özellikler, iş ortamında karşılaşılan mesleki risk ve tehlikeler, iş stresini etkileyen faktörleri içeren sorular ile "Sağlık Çalışanları Güvenliği Ölçeği" ve "Beck Anksiyeti Ölçeği" sorularından oluşan anketin bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılarak yapılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Bu araştırma kapsamında pandemi sürecinde görev yapan sağlık çalışanlarında SÇGÖ puan ortalaması 156.20±28.33, BAÖ puan ortalaması 34.57±9.76 olarak bulunmuştur. Sağlık çalışanların çalışma saatleri arttıkça iş güvenliği ve anksiyeteleri de azalmaktadır. Sağlık çalışanlarının iş güvenliği arttıkça anksiyeteleri azalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin sayısını ve farkındalıklarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVİD-19'un ekonomik etkilerinin analizi: OECD ülkelerine yönelik bir uygulama

    Sevcan Gülen

    Covid-19 salgını hemen hemen her ülkenin ekonomik büyüme oranlarının düşmesine, işsizlik ve enflasyon oranlarının artmasına, talep düzeyinin azalmasına, tedarik zincirlerinin bozulmasına, dış ticaret hacminin daralmasına, işgücü verimliliğinin azalmasına ve işgücü maliyetinin artmasına sebep olarak küresel ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışma, Covid-19'un dolaylı ekonomik etkilerini bütüncül olarak hastalık maliyeti literatürü kapsamında ele alan ilk çalışmadır. Çalışmanın amacı, Covid-19 salgınının küresel ekonomik etkilerini analiz etmek, 2019 yılının son çeyreği itibariyle çeyreklik dönemler halinde kişi başına düşen GSYİH, büyüme oranları, işsizlik oranları, enflasyon oranları, işgücü maliyetleri ve işgücü verimliliğinde zaman içinde meydana gelen değişmeleri incelemek ve yıllık bazda veriler kullanılarak OECD ülkelerine ait söz konusu ekonomik değişkenlerde meydana gelen % değişimlerin bir önceki döneme kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratacak büyüklükte olup olmadığını analiz etmektir. Bu bağlamda çalışmada kullanılan istatistikler kişi başına düşen GSYİH, büyüme oranları, enflasyon oranları, işgücü maliyetleri ve işgücü verimliliğidir. İstatistikler OECD veri tabanından derlenmiştir. Çalışmada parametrik testler arasında yer alan Eşleştirilmiş Örneklem T testinden ve nonparametrik testler arasında yer alan Wilcoxon testinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre kişi başına düşen GSYİH' de meydana gelen toplam değişmenin %21'inin, büyüme oranlarında meydana gelen toplam değişmenin %78'inin, enflasyon oranlarında meydana gelen toplam değişmenin %50'sinin, işgücü maliyetlerinde meydana gelen toplam değişmenin %68'inin Covid-19'dan kaynaklandığı ve salgının OECD ülkelerinin bu istatistikler üzerinde anlamlı farklılık yaratacak büyüklükte olduğu, Covid-19 öncesi ile sonrası ortalama işgücü verimliliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    COVID 19 salgınında sağlık çalışmalarına katılımda halkın gönüllülük düzeyini belirleme: Gümüşhane ili örneği

    Selvi Yolalan

    Covid 19 salgını bütün dünyayı etkisi alına alarak insanları, toplumu, ekonomiyi ve sosyal hayatı olumsuz etkilemiştir. Özellikle Covid 19 salgınında görev alan birçok meslek grubu salgından diğer insanlara ve meslek çalışanlarına daha fazla etkilenmiştir. Yüksek vaka ve ölüm sayıları nedeniyle artan iş yükünden salgın ile mücadelede en büyük rolü olan sağlık çalışanları daha fazla etkilenmektedir. Bu nedenle sağlık sisteminin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu çalışmanın amacı Gümüşhane'de yaşayan insanların pandemi sürecinde insan gücüne ihtiyaç durumunda gönüllülük düzeylerini ve gönüllülüklerini etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışmada veriler anket yöntemiyle toplanacaktır ve SPSS programı ile analiz edilecektir. Analizlerin sonuçları frekans, ortalama, standart sapma ile sunulacaktır. Ayrıca ikili gruplar arasında karşılaştırma yaparken T-testi veya Mann-Whitney U testi kullanılacaktır ve ikiden fazla gruplar arasında karşılaştırma yapılırken ANOVA veya Kruskal_Wallis H testi kullanılacaktır. Bu çalışma salgın hastalıklar ile mücadele etmek için halkın hazırlık ve müdahale çalışmalarına daha fazla katılımını sağlayacak politikaların oluşturulması için yöneticilere fikir verecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covid-19 döneminde kaygı düzeyi ve iş yükünün çalışan performansı ile ilişkisi: Sağlık çalışanları üzerine uygulama

    Cemile Yavuz

    Covid-19 pandemisi tüm dünyayı etkileyen bir sağlık sorunu olmuştur. Bu sağlık sorunu ile mücadele sürecinde sağlık çalışanları ön saflarda mücadele etmiştir. Bu durum sağlık çalışanlarının psikolojik sağlıkları, iş yeri koşulları ve çalışma sistemleri üzerinde birtakım olumsuzluklara da neden olmuştur. Yapılan çalışmada Covid-19 döneminde sağlık çalışanlarının kaygı düzeyi ve iş yükünün çalışan performansı ile ilişkisi incelenmiştir. Bu amaçla ile yürütülen çalışmaya 271 kadın ve 83 erkek olmak üzere toplam 354 sağlık çalışanı katılmıştır. Katılımcılara içerisinde demografik veri formu, Covid-19 Kaygısı Ölçeği, İş Yükü Ölçeği ve Çalışan Performansı Ölçeği olan anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda kullanılan ölçme araçlarının veri seti için güvenilir ve geçerli oldukları görülmüştür. Covid-19 kaygısı ile iş yükü arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Performans ile Covid-19 kaygısı ve iş yükü arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Regresyon analizleri sonucunda iş yükünün Covid-19 kaygısına etkisi diğer sağlık kuruluşunda çalışan sağlık çalışanların hastanede çalışanlara oranla daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen bulguların Covid-19 pandemisinin son zamanlarına rastlaması kavramlar arasındaki ilişkilerin farklı yönlerine dikkat çekmiştir. Yine de Covid-19 pandemisinin getirdiği kaygı ve işyükünün sağlık çalışanlarının performansları üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İş stresinin iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti ile ilişkisi : Sağlık çalışanları üzerinde bir uygulama

    Alev Terzi

    Bu araştırmanın temel amacı, Covid-19 salgın döneminde sağlık çalışanlarının algıladıkları iş stresi, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi incelemek ve ilgili konuda literatüre katkı sağlamaktır. Bu doğrultuda araştırma evreni olarak Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren Devlet Hastanesi uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Araştırma 273 sağlık çalışanının (doktor, hemşire, ebe, sağlık teknisyeni vb.). katılımıyla gerçekleşmiştir. Anket yöntemiyle toplanan verilerin analizin de SPSS 23.0 paket programları kullanılmıştır. Araştırma neticesinde sağlık çalışanlarının iş stresi ile iş-aile çatışması arasında, iş-aile çatışması ile işten ayrılma niyeti arasında ve iş stresi ile işten ayrılma niyeti değişkeni arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, iş stresi ile cinsiyet, medeni durum, eğitim ve görev durumu, mesleki toplam hizmet süresi ve hastanede çalışma süresi demografik değişkenleri arasında farklılıklar bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla analizler yapılmıştır. Yapılan bu analizler sonucunda iş stresi ile çalışanların görev durumu dışındaki diğer değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yiyecek içecek hizmetlerinde yönetici ve çalışanların covid-19 pandemisinin etkileri ve kriz yönetimi uygulamalarına ilişkin algıları: Erzurum örneği

    Gökhan Sezai Yılmaz

    Tarihsel süreç içerisinde, kitlesel ölümlere neden olan salgın hastalıklar, diğer hastalıklardan farklı değerlendirilmiştir. Son yüz yılda belirli bölgelerde etkisini gösteren koronavirüs kaynaklı salgınlar tedirginlik oluştursa da kalıcı olmamıştır. Fakat 2020 yılının başında salgın olarak başlayan Covid-19, daha sonra pandemiye dönüşmüş ve dünyanın birçok yerinde farklı alanlarda olumsuzluklar yaşanmasına neden olmuştur. Bu beklenmedik olay karşısında oluşan krizin tüm dünyada sarsıcı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Kriz döneminde toplumu oluşturan birçok kurum ve kuruluş bu durumdan olumlu ve olumsuz etkilenmiştir. Bu kurumlar arasında kuşkusuz yiyecek-içecek işletmeleri de yer almaktadır. Dolasıyla bu araştırmada Covid-19 pandemisinin yiyecek içecek işletmeleri üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini araştırmak ve yiyecek içecek işletmelerinin pandemi sürecinde izledikleri kriz yönetim uygulamalarını ve bu çerçevedeki tutumların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Erzurum ilindeki yiyecek içecek işletmelerinin sahipleri, yöneticileri ve diğer (aşçıbaşı, şef garson vb.) çalışanlarından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Çalışma kapsamında geçerli 217 anket toplanmış ve veriler SPSS analiz programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Erzurum ilinde faaliyette bulunan yiyecek içecek işletmelerinde Covid-19 nedeniyle hijyen sanitasyon giderlerinin artması gibi olumsuz durumlar yaşansa da kriz döneminde fırsatlardan hareketle Covid-19 sürecinde inovatif uygulamalara geçildiği belirlenmiştir. Bunun yanında işletmeler olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için devlet desteğine ait uygulamalara daha fazla ihtiyaç duyduğu ve krizi yönetmek için reaktif yönetime başvurdukları tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisi (Gümüşhane ili örneği)

    Levent Odacı

    Bu çalışmanın amacı pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının mesleki risklerinin iş stresine etkisini belirlemektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Kasım 2020 tarihlerinde Gümüşhane Devlet Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları (n=150 kişi) oluşturmuştur. Araştırmanın herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden tüm sağlık çalışanlarına yapılması planlanmış ve tümüne ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu ile sosyodemografik özellikler, iş ortamında karşılaşılan mesleki risk ve tehlikeler, iş stresini etkileyen faktörleri içeren sorular, " Sağlık Çalışanları Güvenliği Ölçeği" ve "Beck Anksiyeti Ölçeği" sorularından oluşan anket bireylerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Bu araştırma kapsamında pandemi sürecinde görev yapan sağlık çalışanlarında SÇGÖ puan ortalaması 140.21±40.76, BAÖ puan ortalaması 37.36±13.48 olarak bulunmuştur. İSG eğitimi alan sağlık çalışanlarının iş güvenliği, İSG eğitimi almayan sağlık çalışanlarının ise anksiyetesi daha yüksektir. Sağlık çalışanlarının sağlık durumu iyiden kötüye doğru gittikçe, iş güvenliği azalırken ansiyeteleri artmaktadır. Düzenli beslenen sağlık çalışanlarının iş güvenliği yüksek bulunurken, düzensiz beslenenlerin anksiyetesi yüksek bulunmuştur. Uyku sorunu yaşayan sağlık çalışanlarının iş güvenliği yüksek bulunmuştur. Pandemi sürecinde araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak sağlık çalışanlarının şiddetli düzeyde anksiyete yaşadıkları bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının iş güvenliği arttıkça anksiyeteleri azalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin sayısını ve farkındalıklarını arttırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: İş stresi, Mesleki risk, Sağlık çalışanları

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Blokzincir teknolojilerinin COVID-19 kapsamında afet risk yönetimi süreçlerindeki uygunluğunun değerlendirilmesi yönelik çok kriterli karar verme yaklaşımı

    Sümeyye Yanılmaz

    Afet ve acil durumlar sosyal olarak yaratılan riskin sonuçlarıdır. Ulusal sınırların ötesinde küresel etkiler yaratmaktadır. Çin'de başlayan Covid-19 pandemisinin tüm dünya'yı ekonomik, sosyal ve politik bir biçimde etkilemesi afetlerin sadece ulusal değil uluslararası bir sosyal sorun olduğunun kanıtı niteliğindedir. Biyolojik bir afet olan Covid-19 salgınıyla mücadele edebilmek ve gelecekteki benzer pandemi olaylarına hazırlık için afet yönetiminin bütün aşamalarına yönelik önlemlerin eşgüdümlü yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle herhangi bir afet veya acil durumla mücadelede sınırların ötesinde uluslararası işbirliği, paydaş katılımı, teknoloji transferi, ulusal durum bilgilerinin güncel ve şeffaf sunumu önemlidir. Blokzincir Teknolojiler (BT), kullanıcıların erişimine açık, aracıları ortadan kaldıran şeffaf, izlenebilir ve güvenilir bir ağ yapısı niteliğinde veri tabanıdır. İlk olarak 2008 yılında finans alanında kullanılmaya başlanmış ancak süreç içinde birçok kullanım alanı bulmuş olmasına rağmen afet ve acil durumlarda kullanımı hala daha çok yenidir. Bu nedenle çalışmanın amacı BT'nin Covid-19 pandemisi kapsamında afet risk yönetimi süreçlerindeki etkinliğinin Analitik Ağ Süreci Yöntemi ile değerlendirilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Blokzincir Teknoloji'sinin Covid-19 pandemisiyle mücadelede potansiyel faydası en yüksek kriter geliştirilmiş otomasyon ve programlanabilirlik iken risk yönetimi aşamasında entegrasyonunun en etkin olduğu süreç rehabilitasyon olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    COVID-19 pandemisi süresince alternatif çalışma alanları kullanımının incelenmesi: Katılım bankası çalışanları üzerinde bir araştırma

    Abdulkadir Daştan

    11 Mart 2020 tarihinde Covid-19 virüs yayılımının D.S.Ö tarafından pandemi ilan edilmesi ve Türkiye'de yine aynı tarihte ilk vakanın görülmesi ile birlikte, birçok kurum alternatif çalışma alanlarında personel çalıştırmaya başlamış ve bu süreç 2021 süresince de devam etmektedir. Bu süreçte Katılım Bankaları da alternatif çalışma alanlarını aktif olarak deneyimlemiştir. Teknoloji kabul modeli ile bu yeni alanların belirlenen kaygı ve iş yapış şekilleriyle birlikte tercih nedenleri, çalışanlar üzerindeki etkileri ölçümlenmek istenmektedir. Araştırma ülke genelindeki Katılım Bankalarında ofis veya şubede çalışanların üzerinden oluşturulan 411 örneklem üzerinden yürütülmüştür. Çalışmaya bulgularında, çalışanların evden-uzaktan çalışma gibi çalışma modelleriyle çalışma sistemine uyumlulukları ( mevcut iş yapma düzeni, mevcut iş yapma tekniği, teknolojik altyapı), zaman (tasarruf, hizmetin tam olması, çeviklik), algılanan davranışsal kontrolü ( kendine güven, yetki, yeterlilik) ve algılanan kullanım kolaylıkları (adaptasyon, kariyer, işverenin altyapı desteği, rahatlık) faktörlerinin , algılanan faydayı (konfor, pratiklik, verimlilik, performans artışı, planlı çalışma, maliyet azaltma, veri güvenliği ) olumlu etkilediği ortaya koyulmuştur. Ayrıca çalışanların evden-uzaktan çalışma gibi çalışma modelleriyle çalışma sistemi için kolaylaştırıcı koşullar ( işverenin kaynak yeterliliği, altyapı erişimi, iletişim araçları etkisi, teknik destek), endişe (sistem endişesi, verilerin korunması, sistem için erken öngörüsü, işi tam olarak yapamama, korkutuculuk), güven (veri güvenliği, bilgi gizliliği, yenilik önyargısı, genel güven) ve öz yeterlilik (rahat hissetme, sistem için bilgi yeterliliği, kendine güven) faktörlerinin, algılanan faydayı (konfor, pratiklik, verimlilik, performans artışı, planlı çalışma, maliyet azaltma, veri güvenliği ) olumsuz etkilediği ortaya koyulmuştur.