Yazarlar
- Ekin Arısoy(1)
- Esranur Güneş(1)
- Gülan Sarılı(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Imre Lakatos: Bilim tarihi olmadan bilim felsefesi mümkün müdür?
Esranur Güneş
Yirminci yüzyılın bilim felsefecileri arasında konuları ele alış biçimi açısından ayrıcalıklı bir konumda bulunduğunu savlayabileceğimiz Imre Lakatos, Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi adlı eserinde bilim olan ile bilim olmayanın ayrılması ile ilgili izlenecek yol hakkındaki görüşlerini ortaya koyarak bilim tarihini iyi bilmenin önemine vurgu yapar. Immanuel Kant’ın “Görüsüz kavramlar boş, kavramsız görüler kördür.” ifadesinden mülhem “Bilim tarihi olmaksızın bilim felsefesi boş, bilim felsefesi olmaksızın bilim tarihi kördür.” söyleyişiyle yaklaşım tarzını netlikle sunan Lakatos, bilimsel gelişmenin nasıl olduğunu incelemeye yönelir. Yaşadığı dönemde Karl Raimund Popper ve Thomas Samuel Kuhn arasında gerçekleşen tartışmalara katılan düşünür, bir orta yol bulma amacıyla önce Popper’ın yanlışlamacılık fikrini eleştirir, ardından Kuhn’un ileri sürdüğü tarih tasarımının hatalı yanlarını göstererek bilimsel rasyonalite bunalımına çözüm üretmeye çalışır. Yanlışlamacılığı değerlendirerek işe koyulan Lakatos, “dogmatik, metodolojik ve sofistike yanlışlamacılık” şeklinde üç tür belirler. Deneysel temelin kesinliğinin kuramlara taşınabileceğini reddeden dogmatik yanlışlamacılık, doğrulamacılığın en zayıf türüdür. Metodolojik yanlışlamacılık, uzlaşımcılıkla bir ilişki içinde anlaşılır hale gelmektedir. Sofistike yanlışlamacılık ise kuramı kurtarmaya yönelik bir türdür. Diğer yandan Lakatos, Kuhn’un paradigma kavramına alternatif olarak “bilimsel araştırma programı” fikrini ileri sürer. Bu bağlamda düşünür, bilim felsefesine yeni bir açılım getirir. Bu tezde, Lakatos’un görüşleri Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi kitabı merkeze alınarak incelemeye tabi tutulacaktır. Böylelikle bilim tarihinin ve bilim felsefesinin gelişim seyri Lakatos’un kavrayışı üzerinden serimlenecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Francis Bacon'ın tümevarım anlayışı
Gülan Sarılı
Novum Organum, Denemeler ve Yeni Atlantis adlı kitaplarının Türkçeye çevrilmesiyle yaşadığımız coğrafyada sadece felsefe alanıyla ilgilenenler arasında değil, genel okuyucu kitlesi tarafından da bilinir olan Francis Bacon, felsefi ve bilimsel düşüncenin gelişmesine katkı yapan çığır açıcı düşünürlerden biridir. Onun başarısı, yerleşik kabullere tepki olarak yeni bir bilimsel yöntem kavrayışı sunmasından kaynaklanır. Bu bağlamda Bacon, tümdengelime dayalı mantığın felsefi ve bilimsel sorunların üstesinden gelemediği/gelemeyeceği iddiasıyla ilerlemeyi sağlayacak olan tek çözüm yolunun tümevarım olduğunu ileri sürmüştür. Bu durum, bilimsel yöntem meselesinin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunu göstermiştir. Buna bağlı olarak tez çalışmasında, Bacon'ın Novum Organum adlı eseri merkeze alınarak onun tümevarım anlayışı incelemeye tabi tutulacaktır. Bunun için de düşünürün kendi dönemine kadar etkin olan Aristotelesçi yaklaşım tarzına yönelik eleştirileri, "Bilgi güçtür." şiarıyla özetlenebilecek olan bilim anlayışı ve idol kavramlaştırması irdelenecektir. Böylece bilimsel ilerlemenin olanaklı hale gelmesine etkide bulunan sağlam ve güvenilir bir bilimsel yöntemin tesisinin nasıl olduğu, bilim tarihinin dikkat çekici bir kesitinin değerlendirilmesi suretiyle ele alınacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bilimin tarihsel gelişim sürecinde Paul K. Feyerabend'in bilim felsefesi
Ekin Arısoy
Bilim felsefesi söz konusu olduğunda üzerinde durulması gereken önemli düşünürlerden biri Paul Karl Feyerabend'dir. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren ilerleme kaydeden bilim felsefesi, bilgiye ulaşma yöntemlerinin ve bilimsel geleneklerin tartışılması olanağını sağlamıştır. Bununla birlikte bilimsel bilginin elde edilmesinde herhangi bir yöntemin tek başına yeterli olup olamayacağı konusu tartışılmalı bir hal almaya başlamıştır. Böylelikle bilimin her türlü problemi tek başına çözebileceği ya da kendisiyle bağdaşmayan unsurları reddedebileceği anlayışına karşı itirazların arttığı görülmektedir. Bu bağlamda Feyerabend'in epistemolojik anarşizm düşüncesinin geleneksel bilim anlayışına karşı temel bir itiraz olduğu anlaşılmaktadır. Onun bilim tasarımı, bilimde kesin ve değişmez evrensel yasaların olamayacağı ve farklı bilgi edinme yollarının mümkün olabileceği anlayışına dayanmaktadır. Elinizdeki çalışma Feyerabend'in epistemolojik anarşizm ve bilim tasarımı düşüncesini tartışmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede onun fikirlerinin modern bilimin tarihsel gelişim sürecindeki konumu incelenecektir. Ayrıca, Feyerabend gibi mevcut bilim tasarımlarına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan Popper, Kuhn ve Lakatos'un görüşleri de Feyerabend'in bilim felsefesiyle karşılaştırılarak, Feyerabend'in farklı ve özgün yönleri belirlenmeye çalışılacaktır.
