Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025“Ne Olsa Uyar!” İlkesini Savunmak Bilim Düşmanlığı Mıdır?: Yönteme Karşı ve Özgür Toplumda Bilim Eserleri Bağlamında Bir Soruşturma
Özsoy, Seda
İlk olarak Avrupa’da gündeme gelen ve yeni olguların gözlemlenmesi, ölçülmesi, gözlem sonuçlarının sınanması için yeni araçlardan yararlanılmasıyla bilimsel yöntem bağlamında şekillenen “Bilimsel Devrim” dönemini takiben bilim olan ile bilim olmayanı birbirinden ayırmak adına çeşitli standartların tespit edilmesi, başlıca tartışma konularından birini oluşturmuştur. Tarihsel süreç içinde bu durum, “sınırlandırma sorunu” olarak bilinen epistemolojik meseleyi ortaya çıkarmış ve bunu, çözüme kavuşturulması gereken önemli bir problem hâline getirmiştir. Bu eksende gelişen tartışmalara dâhil olan ve farklı bir yaklaşım tarzı sunan düşünürlerden biri ise Paul K. Feyerabend’dir. “Anarşist”, “dadaist” ve hatta “akademik felsefenin Salvador Dali’si ve bilimin en büyük düşmanı” şeklindeki nitelemelerle tanımlanan Paul K. Feyerabend, aslında bilimin başka alanlardan üstün olmasını mümkün kılacak herhangi bir yanının olmadığını; standart, kural, kriter veya yöntemin tekil değil, çoğul olduğunu savunarak almaşık bilim yapma geleneklerinin oluşturulabileceğini ileri sürer. Rasyonelliğin her türlü bilgi veya geleneğin meşruiyet kazanmasında etkin olan evrensel bir ölçüt olarak kabul edilmesine karşı çıkan düşünür, bilginin nesnellik standardına ve nicel mülahazalara dayanması gerektiği fikrine katılmadığını belirtir. Peki bu yaklaşım tarzı onu “bilim düşmanı” olarak etiketlemeyi olanaklı hâle getirir mi? Yoksa “Ne olsa uyar!” ilkesi, kuramsal anarşizm kavrayışı ve bilimsel yöntemlerin çoğulculuğuna yapılan vurgu, bilimin insani ve özgürleştirici yönlerinin baskılanmasına yönelik bir meydan okuma mıdır? Bu sorularla bağlantısında makalede, düşünürün Yönteme Karşı ve Özgür Toplumda Bilim adlı eserlerine başvurularak nasıl bir bilim anlayışına sahip olduğu irdelenmeye çalışılacaktır
- MakaleAçık Erişim2024Isaac newton ve kütleçekiminin keşfinde deneyin rolü: astronomi ve fizik bilimlerinde gözlemlenen gelişmeler ekseninde bir inceleme
Özsoy, Seda
“Bir elma neden dalından yere düşüyor da yukarı doğru gitmiyor?”, “Gezegenler neden belirli bir yörünge üzerinde Güneş’in çevresinde dönüyorlar?” ya da “Ay neden Dünya’nın etrafında dolanıyor?” gibi sorulara sağlam ve güvenilir yanıtlar verilebilmesi kütleçekimi kavramlaştırması sayesinde mümkün olabilmiştir. Astronomi ve fizik bilimlerindeki gelişmelere koşut olarak Newton tarafından kuramsallaştırılan kütleçekimi, doğada var olduğu savlanan düzenlilik hakkında yasaya dayalı bir açıklama biçimine tekabül eder. Kopernik’in heliosentrik evren anlayışının temellendirilmesini sağlayan bütünüyle matematiksel nitelikteki kanıtlamaları, Brahe’nin dakik gözlemleri, Kepler’in gezegenlerin devinimlerini betimleyen elips yörüngelerin ve mesafeler arası bağıntıların izahını içeren yasaları, Galilei’nin teleskopla gökyüzünü gözlemleyerek Aristotelesçi evren kavrayışını sarsan ve eylemsizlik ilkesini oluşturan görüşleri kütleçekiminin kavramsal ve kuramsal zeminini kurar. Bu katkılar ekseninde Newton, o meşhur hikâyede dalından düşen elmanın, yere nasıl düştüğünün gözlemlenmesinden yola çıkarak evrensel çekim yasasına ulaşmayı başarmıştır. Bu çalışmada, Newton’un kütleçekimi ve onu bu keşfe götüren süreçte üzerinde durduğu bilimsel yöntem ile ilgili görüşleri incelemeye tabi tutulacaktır. Bunun için de çalışmanın bağlamı açısından öncelikle Kopernik, Kepler ve Galilei’nin astronomi ve fizik bilimlerindeki açıklamaları ile Grosseteste, F. Bacon ve Descartes’in bilimsel yönteme ilişkin görüşleri aktarılacak ardından Newton’un yaklaşım tarzı değerlendirilecektir. Bilim tarihinin dikkat çekici bir kesitini işaret eden kütleçekiminin keşfinin irdelenmesi, hem astronomi ve fizik bilimlerindeki gelişmelerin yeniden hatırlanması hem de bu keşfin gerçekleşmesini sağlayan bilimsel yöntemin çözümlenmesi bakımından önem arz etmektedir.
- MakaleYalnız künye2023Hans Reichenbach’s Scientific Philosophy: An Evaluation In Terms of Context of Discovery And Verification
Özsoy, Seda
The contexts of discovery and verification established two important stages of the scientific method. Putting forward a new hypothesis is associated with the context of discovery and the act of discovery has been included in the research field of psychology with its irrational characterization as it involves a creative intuition. The testing of the hypothesis fell within the scope of the verification context and was considered as the subject of epistemology or logic, as it was thought to indicate a completely rational process. This distinction, which is generally accepted to be made by Hans Reichenbach, who accused traditional philosophy of being speculative and tended to scientification philosophy, fulfilled an important task in determining scientificity and it has a remarkable position in the positivist scientific tradition. In this article, it will be tried to explain how Reichenbach grounded his scientific philosophy by examining what kind of distinction he makes between the contexts of discovery and verification. The aim of this article is to remind the views of the philosopher, especially in his works Experience and Prediction and The Rise of Scientific Philosophy, to analyze the content of the distinction between the contexts of discovery and verification in terms of the contributions of both those who discuss the issue in a similar way and those who approach the issue critically.
- MakaleYalnız künye2021Bilgide nesnellik ve gerçeklik sorunu: 3 dünya kuramı
Özsoy, Seda
Bilim felsefesine yönelik araştırmalara göz atıldığında başlıca tartışma alanlarından birinin sınırlandırma ayracı olduğu belirginlik kazanır. Viyana Çevresi olarak bilinen mantıksal pozitivistlerin bilim ile sözde bilim/sahte bilimi ayırma noktasında öngördükleri doğrulanabilirlik ilkesi, bir ayraç/ölçüt olarak anlam sorununun giderilmesi bağlamında epistemolojik savların temelinde yer almıştır. Viyana Çevresi düşünürleri, felsefeyi bilimselleştirmek diğer bir ifadeyle metafizikle bağlantılı içerikleri felsefeden arındırmak amacıyla mantık ve dil merkezli çalışmalara ağırlık vermişlerdir. Yeni bir bilimsel yöntem oluşturulması, gerçekliğe ilişkin tatmin edici bir açıklamanın yapılması adına öncelikli olmuştur. Ancak bu yaklaşım tarzı, Karl R. Popper tarafından eleştiriye tabi tutulmuş ve doğrulamacıtümevarımcı bilimin reddi gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda Popper, klasik görüşlerin yerine yanlışlanabilirlik ilkesini, eleştirel akılcılığı, kendi nesnellik ve gerçeklik anlayışını koymuştur. Bu makale, yanlışlanabilirlik ve eleştirel akılcılık gibi kavramlaştırmalar ekseninde Popper’ın epistemolojisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bunlarla bağlantısında düşünürün bilgide nesnellik ve gerçeklik hakkındaki fikirleri ele alınacaktır. Gerçeklik problemi söz konusu edildiğinde ise Popper’ın birbirinden farklı içeriklere sahip fakat birbiriyle etkileşimde olan 3 Dünya kuramı karşımıza çıkar. 3 Dünya kuramının ana hatlarıyla değerlendirilmesi, makalenin odağında bulunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2018Limeler: Türkiye Felsefe Dergileri Bibliyografyası, MonoKL. Bibliography of Philosophical Journals (VIII): MonoKL
Öztürk, Ümit; Özsoy, Seda
This study includes the bibliographical data of the journal of “MonoKL” is an integral part of a research project in progress. The essential aim of this project is to constitute a network about philosophical journals published in Turkey.
- MakaleAçık Erişim2018Between Popper and Kuhn: Imre Lakatos and A New Proposal for the Scientific Methodology
Özsoy, Seda
Discussions on how to make the distinction between science and non-science have been a priority for the philopsophers throughout the history of 20th century. Lakatos who has a privileged place in philosophy of science at this point started out by emphasizing the necessity of knowing history of science and set to work on a philosophical analysis which enables to distinguish science from other activities. In this context of The Methodology of Scientific Research Programmes is deserved to be examined in terms of understanding basic issues such as scientific rationality. In Lakatos’s The Methodology of Scientific Research, Popper’s idea of falsification seperates into three section as “dogmatic falsification”, “methodological falsification”, and “sophisticated falsification”. Lakatos tried to reveal how scientific rationality develops in the history of events by making a reckoning with the design of history which developed by Kuhn in the Structure of Scientific Revolutions. According to the logic of scientific research program(s) prescribed by Lakatos, different theories are interconnected within the framework of a research program, and all the researches converge on an the axis of a common “core”. In this study, Lakatos’s building attempts a new scientific logic will be examined because of the fact that presented one of the most striking example of how this subject will be evaluated without overdoing and understatement in his investigations.
- Kitap BölümüYalnız künye2018Human’s tragedy in the global world
Çıvgın, Ayşe Gül; Özsoy, Seda
- MakaleYalnız künye2015Comprehension of Heliocentric Cosmos Model: What Did Copernicus, Kepler and Galilei Change?
Özsoy, Seda
Copernicus’ views on heliocentric cosmos model did alternate the geocentric cosmos modelthat accepted both in Ancient Age and ruled its continuity in the Middle Age.As it is well-known, Copernicus’ views on this topic founded its primary core in Kepler’s and Galilei’s theories. In this paper, it is going to be analyzedthe revolutionary transformation of geocentric cosmos model versus heliocentric cosmos model in the context of these great scientist via focusing on Copernicus’ apprehension of cosmos.
