Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Bu dergideki yayınlar
8 →- MakaleAçık Erişim2026Z Kuşağının Değer ve Norm Edinimi: Dijital Kültür, Aile ve Eğitim Arasındaki Etkileşim
Solmaz, Fatih; Bektaş, Ahmet
Günümüz dünyası, insanlık tarihinin en hızlı ve kapsamlı dönüşümlerinden birine sahne olmaktadır. Dijitalleşmedeki, yapay zekâ uygulamalarındaki, iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler bireylerin yaşam biçimlerini, sosyokültürel değerleri, normları etkilemektedir. Bilgiye erişimin sınırsızlaştığı, iletişim araçlarının mekânsal engelleri ortadan kaldırdığı dijital kültür ortamında toplumsal ilişkiler hem çeşitlenmekte hem de yeni formlar kazan-maktadır. Bu dönüşümün en görünür etkileri ise Z kuşağının değer, norm ve davranışları edinme biçimlerinde ortaya çıkmaktadır. Dijital platformlar ve internet ortamda yetişen Z kuşağı, yalnızca teknolojinin kullanıcısı olmakla birlikte dijital kültürün üreticisi ve taşıyı-cısıdır. Dijital kültürün bireyler ve kuşaklar üzerindeki belirleyici etkisi, toplumsal değerlerin aktarım süreçlerini de açıkça değiştirmektedir. Çoklu etkileşimin aynı anda deneyimlendi-ği, bilginin hızla dolaşıma girdiği ve geleneksel toplum yapısının görece zayıfladığı dijital ortamlar, çocukların değerleri yalnızca aile ve okuldan değil, sosyal medya içerikleri, çev-rimiçi topluluklar, küresel kültürü yansıtan görseller ve dijital oyunlar aracılığıyla edinme-sine neden olmaktadır. Bu durum, bir taraftan değerlerin çeşitlenmesine katkı sağlarken diğer taraftan yerel ve kültürel unsurların görünürlüğünü azaltmakta, değerlerin sürekliliğini tehdit etmektedir. Bu da kuşaklar arasında algı farklılıklarını derinleştirmekte ve ortak değer, norm edinimini zayıflatmaktadır. Söz konusu süreçte aile kurumu merkezi bir rol üstlenmektedir. Aile, çocuğun duygusal ve ahlaki gelişimindeki birincil aşama olmakla birlikte birçok ebeveyn dijital teknolojilerin hızlı değişimine uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Dijital yeterlilikteki bu eşitsizlik, ebeveyn-çocuk iletişiminde kopukluklara, otorite boşluklarına ve değer aktarımında belirsizliklere kapı aralamaktadır. Buna karşın dijital okuryazarlığı yüksek aileler, çocukların dijital kültürle sağlıklı bir ilişki kurmasına imkân tanımaktadır. Sonuç olarak günümüzde değerlerin dijital içeriklerle desteklenmesi, Z kuşağı çocukların ilgi alanlarına uygun biçimde sunulması ve dijital pedagojik stratejiler-le bütünleştirilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca ebeveyn ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık becerilerinin güçlendirilmesi, çocukların dijital kültür içinde güvenli, değer merkezli bir sos-yalleşme süreci yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, dijital kültür ile toplumsal değerler arasında bütünleştirici bir yaklaşım geliştirerek çocukların aile-toplum eksenindeki değer ve norm edinim süreçlerini desteklemeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Family Functions, Sense of Family Cohesion and Self-Esteem in Married Individuals Gümüşhane Case in Türkiye
Güngör, Sunay
Family is a very important institution. Self-Esteem of married individuals is an important issue for the continuation of their marriage therefore this study examines the relationship between family functions, sense of family cohesion, and self-esteem among married individuals in Gümüşhane, Turkey. A sample of 532 participants completed paper surveys, providing data on family functions using the Family Functions Scale (FFS), sense of cohesion within the family using the Family Sense of Coherence Scale, abbreviated (FSOC-S), and self-esteem using the Two-Dimensional Self-Esteem Scale. Descriptive statistics, Pearson’s correlation tests, and Structural Equation Modeling (SEM) was used for data analysis. Results indicate significant direct effects of family functions on both sense of family cohesion (β=1.648, p<0.001) and self-esteem (β=0.682, p<0.001), highlighting the influential role of family dynamics on these variables. Additionally, a significant relationship between sense of family cohesion and self-esteem (β=0.193, p<0.001) underscores importance of family cohesion in shaping individual self-esteem. These findings contribute to understanding the complex interrelations among family functioning, cohesion, and psychological well-being in married individuals.
- MakaleAçık Erişim2025An Assessment of Tracking Lost Livestock According to Sumerian Cuneiform Texts
Aktürk, Mehmet Yunus
This article examines how cases of lost livestock were recorded, investigated, and compen-sated within the bureaucratic apparatus of Sumer by analysing cuneiform archives from the Ur III period (2112–2004 BCE). It focuses on three interrelated document types: ration lists, which first register the loss; investigation dockets, which detail the cause, the responsi-ble parties, and witness statements; and compensation tablets, which formalise restitution either by an animal in kind or by its barley equivalent. Terms such as “gu₄ gaz” and “udu sikil” simultaneously denote the quantitative deficit and its juridical status, thereby ensuring institutional consistency. The study shows that oaths, sureties, and a double entry technique reinforced administrative transparency, while compensation calculations were shaped by social status. In theft (gazi) cases, indemnities could rise to 150 percent of the ordinary value, highlighting the system’s deterrent function. Ultimately, incidents of lost livestock served a critical role not only in stock control but also in maintaining social hier-archy and bureaucratic legitimacy within the Sumerian economy. These findings demon-strate that Sumerian administrative practice developed a sophisticated system that inte-grated quantitative oversight with legal financial enforcement inside a unified documen-tary chain.
- MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinin Afet Algı Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Örnek Bir Uygulama Çalışması
Doğan, Onur; Demırag, Ozgül
Afetler, öngörülmesi zor ve çeşitli şekillerde ortaya çıkan, çoğu zaman tahribat gücü yüksek önemli doğal-doğal olmayan olaylardır. Deprem, taşkın, kuraklık, büyük endüstriyel kazalar, kıtlık, teknolojik kazalar, salgınlar vb. geçmişten günümüze insanoğlunun maruz kaldığı büyük afet türlerinden yalnızca birkaçıdır. Son yıllarda gerek Türkiye’de (Düzce-deprem, 1999; Giresun-Dereli-sel-taşkın, 2020; Kahramanmaraş-Pazarcık-deprem, 2023) gerekse dünyanın diğer birçok bölgesinde (Sumatra-tsunami, 2004; Ekvador-deprem, 2016; ABD-hortum-fırtına, 2023) çeşitli afet olayları yaşanmaktadır. Afetlerin etkisi çoğu zaman bir bölge ile sınırlı kalmayıp geniş bir alana yayılım gösterebilmektedir. Nitekim afet öncesinde alınabilecek çeşitli tedbirler sayesinde bu tahribatın etkisi bir noktada azaltılabilir. Örneğin bölgesel risklerin tespit edilmesi, erken uyarı sistemleri, kriz yönetimi, acil eylem planları, vb. bu tedbirler kapsamında değerlendirilebilir. Bir diğer önemli husus ise toplumun afet farkındalık düzeylerinin artırılmasıdır. Özellikle afet risk haritası çıkarılmış bölgelerde bu tür farkındalık artırma çalışmaları yapılarak toplumun afet karşısında göstereceği tepki daha kontrollü ve bilinçli hale getirilebilir. Bahsi geçen hususlar bu çalışmanın ana hedefini oluşturmaktadır. Bu çalışma, Gümüşhane Üniversitesi merkez kampüs öğrencilerinin afet farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmış bir çalışmadır. Çalışmada elde edilen veriler SPPS 25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada afet risk algısını ölçmeye yönelik 5’li Likert kullanılmıştır. Çalışmada, frekans analizi testi, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi yapılmıştır. Analiz sonucunda %5 anlam düzeyinde (p<0,05) analiz edilmiş olup tablolarda aritmetik ortalama, standart sapma ve birey sayısı yüzdesi şeklinde belirtilmiştir. Buna göre non-parametrik Mann Whitney-U testi sonucun-da, gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrencilerin afet risk algısı alt boyutu puanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere yapılan non-parametrik Mann Whitney-U testi sonucunda gruplar arasında afete maruz kalan grup lehine istatistiksel açıdan p<0,05 düzeyinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024The Concept of Friendship in Ikhwan al-Safa and Ibn Miskawayh
Kerimoğlu, Özkan
In this study, the friendship views of Ikhwan al Safa and Ibn Miskawayh were examined and compared. In order to build a happy life, a person needs to create some material and spiritual relationships. Through these relationships, they are able to meet their needs for a peaceful life. According to both understandings, human beings are creatures that need their fellow humans due to their nature. This feature obliges him to lead a social life. One of the basic types of relationships in social life is friendship. Both Ikhwan al-Safa and Ibn Miskawayh think that friendship is a means of sustenance and happiness. According to them, friend means two separate bodies and one soul. In both approaches, the need for friends, the points to be considered when making friends, and the conditions necessary to maintain friendship have been identified and evaluated. In the thought system of the Brotherhood of Safa, friendship is considered more important for loyalty to the society, Ibn Miskawah’s understanding of friendship is more individual and practice-oriented. Ibn Miskawayh also benefited from religious data while shaping his understanding of friendship in Ikhwan al- Safa. The starting point of this study is the Treatises of Ihvân-ı Safâ and the works of Ibn Miskawayh called Tehzîbü’l-Ahlâk. The fact that Ikhwan al-Safa and Ibn Miskawayh were thinkers of the same age and that they focused on morality and friendship in their systems was the reason for our study.
- MakaleAçık Erişim2024Afetlerde Kimliklendirme ve Kahramanmaraş Depremlerinde Kullanılan Yöntemler
Cengiz, Sevil; Kurt, Pınar
Afetlerde, ölümlerin fazla ve imkânların sınırlı olması, naaşlarda oluşan bozulmalar kim-liklendirmeyi güçleştirir. Afet kurbanlarının kimliklendirilmesinde parmak izi, DNA analizi ve dental analiz kullanılır. Bu yöntemlerin güvenirliği, yöntemin maliyeti ve uygulanabil-irliği de önemlidir. Yöntemlere ait yeterli, güvenli alt yapının ve veri tabanının bulunması gerekir. Bireylerin ölüm öncesi kayıtlarının tutulması yöntemlerin uygulanmasını etkin kılar. Maliyet ve uygulanabilirlik açısından parmak izi analizleri ve dental analizler daha avantajlı yöntemlerdir. DNA analizi ise güvenirliği yüksek ve kesin sonuca götürmesinin yanında yüksek maliyetli ve uygulanması daha zordur. Türkiye de parmak izi kayıtları yeterli düzeyde tutulmakla birlikte dental kayıtlar ve DNA kayıtları ile ilgili sorunlar mevcuttur. Yaşanan Kahramanmaraş depremlerinde kimliklendirme öncelikli olarak görsel teşhis ve parmak izi ile yapıldı, yapılamadığı durumlarda ise DNA analizleri ile yapıldı, yakını olmayanlarda DNA örnekleri alınarak defin işlemleri gerçekleştirildi. Ülkemizde sıkılıkla afetlerin yaşanıyor olması da öncelikle multidisipliner çalışmalar ile ölüm öncesi tüm halkın kayıtlarının tutulması ile afet durumunda etkin kimliklendirme çalışmalarının yapılmasını sağlar
- MakaleAçık Erişim2023Bir düşünce olarak pazarlamadan bilim olarak pazarlamaya: pazarlama biliminin kapsamı, özellikleri ve yöntemi
Izmir, Onur
Dağıtım konusu olarak iktisadın içerisinde ortaya çıktığından beri, pazarlamanın bir sanat mı yoksa bilim mi olduğu tartışılmaktadır. Pazarlama bir düşünce olarak yaklaşık yüz yıl kadar geriye gitmesine rağmen, ontolojik olarak var oluşu, insanoğlunun yeryüzünde ortaya çıkışıyla aynı zaman çizgisine rast gelmektedir. Pazarlama konusunda kısıtlı bir görüşe sahip uygulamacılar ve bilim adamları pazarlamayı bir sanat olarak görme eğilimindeyken kar amacı gütmeyen/makro/pozitif açıdan bakan bilim adamları ve uygulamacılar ise pazarlamanın ontolojik, epistemolojik ve metodolojik olarak bağımsız bir bilim olduğunu kabul etmektedirler. Bu çalışmanın temel amacı, pazarlamanın bilimsel doğası hakkında bir farkındalık oluşturmak ve kapsamı, özellikleri ve yöntemi üzerinde tartışmaktır. Bu çalışma kapsamında, pazarlamanın sosyal bilimlerin dört temel direği olan sosyoloji, psikoloji, iktisat ve antropolojinin öğretileri üzerine inşa edilmiş bir değişim bilimi olduğu vurgulanmıştır. Pazarlamanın asıl amacı, gerçek dünya koşullarındaki insanların değişim davranışlarını anlamak, açıklamak ve belli bir ölçüde kontrol etmek ve teori ile pratiği bir araya getirmektir. Eğer pazarlama uygulamadan ayrılırsa gerçekten uzaklaşarak işletmelere ve, geniş ölçekte, topluma fayda sağlamayan sentetik bilgi üreten bir karatahta bilimine dönüşür. Bu yüzden, pazarlama bu çalışmada orijinal, sentez ve uygulamalı bir bilim olarak değerlendirilmiştir.
- DerlemeYalnız künye2023İslam düşüncesinin batı düşüncesine etkileri
Kerimoğlu, Özkan
Bekir Karlığa eserine “İslam Düşüncesi” ve “Batı Düşüncesi” kavramlarını tanımlayarak başlamaktadır. Yazara göre İslam’ın insan, hayat, kâinat ve Allah hakkındaki telakkilerinin bir bütünü olarak tanımlayabileceğimiz İslam düşüncesi, fikri, felsefi ve edebi türler olarak yazılı şekilde ifade edilebileceği gibi, musiki, resim, hat, süsleme ve mimari gibi değişik kalıplar içerisinde de yorumlanabilir. Batı düşüncesi ise, Batı Avrupa’da geliştirilen düşünce akımının adıdır. Yazar Batı düşünce sisteminin Hıristiyan dünya görüşü, Antik dünyadan devralınan Grek-Latin kültürü ve Batı Avrupa halklarının geçmişten miras kalan milli ve ırki birikimin oluşturduğu geleneksel değerlerden oluşan üç önemli kaynağının olduğuna vurgu yapmaktadır. Bu üç kaynaktan yararlanılarak insan, hayat, kâinat ve Tanrı hakkında oluşturulan fikri, felsefi ve edebi birikimi de Batı düşüncesi diye isimlendirmektedir. Her iki düşünce sisteminin de oluşumunda Tanrı tarafından gönderildiği kabul edilen ilahi mesajın ve bu mesajdan hareket ederek Müslüman ve Hıristiyanların geliştirdikleri entelektüel birikimin önemli katkısı söz konusudur. İlahi vahyin ve insan aklının ürünü olan İslam ve Batı düşüncesinin birbirleri ile olan ilişkisinin başlangıcını Hz. Peygamber’in hayatta olduğu döneme kadar gittiğini görmekteyiz. Hz. Peygamber döneminde tanışmaya başlayan bu iki dünya 1400 yıllık tarihi boyunca zaman zaman savaştı, kimi zaman birbirini ilgiyle izledi, kimi zaman birbiriyle yarıştı. Ama bu iki düşünce sistemi birbirini anlama, birbirine saygı duyma, birbirini olduğu gibi kabul etme gibi olumlu bir anlayışın içinde olmadılar. İşte bu çalışmada 1400 yılı aşkın zamandır olumlu, olumsuz hep bir etkileşim halinde olan bu iki dünyanın karşılıklı yaşadığı serüven Prof. Dr. Bekir Karlığa tarafından kaleme alınan “İslam Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkileri” adlı eserde anlatılmaktadır. Yazar eserinin “İslam Düşüncesinin Batıya Geçişi” ve “İslam Düşüncesinin Batıya Etkileri” diye iki ciltten oluşacağını beyan etmektedir. Biz bu çalışmada eserin yayınlanan, giriş ve “İslam Düşüncesinin Batıya Geçişi” başlığını içeren ilk cildi inceleyeceğiz.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2547-989X | |
| creativeworkseries.issn | 2717-8862 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T10:52:07.261364527Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T10:52:07.261364527Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/19408 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Sinop Üniversitesi sosyal bilimler dergisi | |
| dspace.entity.type | Journal |



