Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

10 →
  • MakaleYalnız künye2022
    Adaletin sağlanmasında hukuka yönelik beklentiler üzerine felsefi bir değerlendirme

    Yeşilçayır, Celal

    Hukuk felsefesinin temel uğraş alanlarından biri, hukuk ve adalet arasındaki ilişkiselliği aydınlatmaktır. Söz konusu ilişkisellik rasyonel ve evrensel bir bakış açısıyla tartışılmaktadır. Bu çerçevede elinizdeki çalışmanın amacı, hukukun, adaletin sağlanmasındaki sorumluluğunu felsefi bir bakış açısıyla incelemektir. Çalışma içinde temel olarak şu problemler ele alınmaktadır: Hukuk ve adalet ilişkisi bağlamında “doğal hukuk”, “pozitif hukuk”, “şekli adalet” ve “içerikli adalet” kavramlarının analizi. Aynı zamanda “hukukun üstünlüğü” ve “hukuk devleti” gibi söylemlerin adalet bağlamında irdelenmesi. Hukuk devleti ve adil devletin aynı şey olup olmadıklarının serimlenmesi. Demokratik ve liberal devletlerin hukuk sistemlerinde adaletin durumu. Bahsi geçen problemler felsefi metin analizi yöntemiyle ele alınmaktadır. Son tahlilde ise hukuk ile adalet arasındaki uyumsuzluğa ilişkin bazı bulgular ve sorunların giderilmesine yönelik bazı öneriler yer almaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2021
    Transgressing the philosophy-literature border: derrida's idea of metaphor

    Gülay, Peyami Safa

    Derrida claimed that philosophy has traditionally positioned itself in an oppositional relationship to literature. According to this opposition, literature is evaluated in a secondary position compared to philosophy. Metaphor, as a literary movement, also retrieves its share from this secondary position. Therefore, it is understood as an external act and remains in the subsidiary status. Derrida tends to demonstrate this spesific boundary between philosophy and literature as fictional, rather than natural. Philosophy sets this limit in order to occupy a privileged position by excluding the literary movement within it. However, Derrida aims to illustrate the disruption in philosophy's attempt to occupy a privileged position, by focusing on the aspect of metaphor that causes transgression of the aforementioned boundary. Thus, according to Derrida, metaphor is understood as a founding movement that transgresses the philosophy-literature boundary and successfully binds both disciplines.

  • MakaleYalnız künye2020
    Hugo grotıus’un doğal hukuk düşüncesine kazandırdığı paradigmal dönüşüm

    Yeşilçayır, Celal

    Bireyin doğuştan getirdiği temel haklarını temsil eden doğal hukuk,felsefe tarihi sürecinde düşünürler tarafından geliştirilmiş bir anlayıştır. AntikÇağ’dan itibaren düşünürlerin tartıştığı doğal hukuk kuramı, Yeni Çağ’ınbaşlarında Hugo Grotius tarafından ele alınıp, yeniden yorumlanmıştır. Onundoğal hukuk düşüncesine sonraki dönemleri etkileyecek önemli yeniliklersağladığı bilinmektedir. Bu yeniliklerin başında doğal hukuk anlayışında aklınbaşat rol oynaması ve bu düşüncenin anlaşılmasında doğru aklın (recta ratio)önemsenmesi gelmektedir. Onun doğal hukuk ve toplumsallık arasında kurduğuilişki ise bu anlayışa kazandırdığı diğer bir yeniliktir. Bununla birlikte Grotius’unpozitif hukukun kaynağının doğal hukuk ilkeleri olması gerektiğini ileri sürmesihukuk felsefesi bağlamında etkili bir sav olmuştur. Aynı zamanda o, uluslararasıhukuk ve savaş hukukunu doğal hukukla ilişkili bir biçimde ele almak istemiştir.Sonraki dönemlerde onun hukuk felsefesi ve hukuk bilimi adına bir kilometre taşıolarak anılmasında, doğal hukuk düşüncesine kazandırdığı söz konusuyeniliklerin önemli bir etkisi söz konusudur.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2018
    Ludwig wittgenstein’s criticism of science of ethics

    Gülay, Peyyamisefa

    The discussion over the possibility of science of ethics stands for one of the significant parts of philosophy of ethics. Ludwig Wittgenstein does not seem to be dealing with these issues, however he has various vital reasoning that contribute to this discussion. His objections to the idea of science of ethics can be expressed generally under two titles: an ultimate scientific justification and a method established over this justification. In his view, ethics refers to an area in which one is active as the doer. This area demands for a special logic and it cannot be grounded with an approach that does not provide this demand. One of the frames that will not meet this demand is scientific logic. Ethics cannot be justified scientifically, and so it also cannot be founded as a scientific theory of ethics. Actually this would mean that ethics reach an ultimate determination and Wittgenstein states it is against the nature of what he understands from ethics. In addition, that ethics cannot be justified scientifically does not necessarily mean that ethics can be handled with a relativist approach. The former does not mean that ethics does not have a justification, but it will mean that it has a sui generis one.

  • MakaleYalnız künye2018
    Hakikati keşfetmenin yolu olarak yöntemli düşünme

    Kahraman, Yakup

    Modern epistemolojinin en önemli niteliklerinden birisinicelleştirmedir. Bu nicelleştirmenin temeli ise hiç şüphesiz matematikgeometribiliminin felsefi konularda içselleştirilmesidir. 17. Yüzyıl ile birliktematematik-geometri temelli doğa bilimlerinin gelişmesi ve insan yaşamıüzerindeki etkisi filozofların kuramsal zeminini değiştirmesine yol açmıştır.Böylelikle felsefi sistemlerin bu bilimlere göre kurgulandığını görmekteyiz. Buteorik kurgunun en önemli belki de sistematik olarak başlangıç noktasıDescartes’tır. Bu çalışma Descartes’ın matematiği felsefi sisteminin içerisinenasıl yerleştirdiğini ve bunun sonucunda ortaya çıkan refleksiyonu elealmaktadır. Descartes’ın ortaya koyduğu teorik kurgunun en önemliyönlerinden birisi felsefi düşüncenin yöntemsiz herhangi bir sonuç ortayakoyamayacağı fikrinin yerleşmesidir. Bu şekilde felsefi düşünme ve yöntemarasında doğru orantı olduğu fikri yaygınlaşmıştır. Bu fikir hem rasyonelmetafiziğin kökenini oluşturmuş hem de sonraki yüzyıllarda pek çok felsefiyapılanmaya ilham kaynağı olmuştur.

  • MakaleYalnız künye2018
    The ıntellectual struggle of dıe weltbühne magazıne agaınst nazısm

    Yeşilçayır, Celal

    Die Weltbühne magazine published theatrical writings before First World War, post-war articles with political content have started to be written. The journal attracted attention with the Nazis' policy of dissenting against national socialism in the process of power. This paper deals with the intellectual struggle of Die Weltbühne magazine against Nazism and their ideas. Within the research, it is analyzed the attitude against Nazism, armement and war following examining the political/intellectual atmosphere of the period. Furthermore, the writings that have been written against the efforts to distort some philosophical thoughts on Nazism are presented through different examples and analyzes. In the final analysis, it is tried to reach an evaluation in the context of humanity and an inference in philosophical sense.

  • MakaleYalnız künye2017
    Modern epistemolojinin temel refleksiyonu olarak yöntemsel düşünmenin zemini

    Kahraman, Yakup

    Avrupa’da Rönesans ile başlayan toplumsal ve siyasal dönüşüm ile birlikte düşünsel yapı da değişmiştir. Bu dönemde pratik zeminle eş güdümlü olarak Aristoteles geleneğine bağlı olan epistemolojinin terk edilmeye başlandığı görülmektedir. Varolan pratik zemine ayak uyduramayan Aristotelesçi metafizik yaklaşım yerine, pratik yaşamı yönlendirmeye başlayan doğa bilimsel içerikle donatılmış bir epistemolojiye doğru gidilmiştir. Bu epistemolojinin en önemli özelliği ise doğru bir yöntem meydana getirerek olgusallığı anlamanın yolunu bulmaktır. Bu şekilde oluşturulan modern epistemolojide yöntem bilinci öne çıkmıştır. Francis Bacon tam da böyle bir epistemolojik yaklaşım ile varlığı yönlendirme ve ondan faydalanmanın yollarını bulmaya çalışmaktadır. Onun oluşturduğu bu epistemolojik zemin daha sonraki dönemlerde etkisini arttırarak devam ettirecektir. Bu makalede modern epistemolojinin hakikati anlama ve yönlendirmede yöntem bilincini temel refleksiyon olarak nasıl benimsediği Francis Bacon örneği üzerinden gösterilmeye çalışılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2015
    Comprehension of Heliocentric Cosmos Model: What Did Copernicus, Kepler and Galilei Change?

    Özsoy, Seda

    Copernicus’ views on heliocentric cosmos model did alternate the geocentric cosmos modelthat accepted both in Ancient Age and ruled its continuity in the Middle Age.As it is well-known, Copernicus’ views on this topic founded its primary core in Kepler’s and Galilei’s theories. In this paper, it is going to be analyzedthe revolutionary transformation of geocentric cosmos model versus heliocentric cosmos model in the context of these great scientist via focusing on Copernicus’ apprehension of cosmos.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Dil varlığının ontolojik zemini

    Kahraman, Yakup

    Dil konusu pratik yaşamımızın her alanında önemli bir yertutmaktadır. Bu konunun teorik zemini ile ilgili felsefi anlamda yapılmışçalışmaların en önemlilerinden birisi olan Wittgenstein’ın çalışmaları isedönüm noktası niteliğindedir. Wittgenstein’ın dil yaklaşımını birinci ve ikincidönem olarak ele aldığımızda her iki dönemin felsefi zemininin ontolojikyeterliliğinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu sorgulamanın sonucundaWittgenstein’ın birinci döneminin yaşamsal perspektiflerin ortayakonulmasını sağlayan dil için yeterli bir felsefi zemine sahip olmadığı ikincidöneminin ise bu bakımdan çeşitli yaşam alanlarına saygı duyan bir dil yapısıoluşturduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte ontolojik zemini dahagüçlü olan ve günümüzdeki dil sorunlarını yaşam pratiklerini de göz önünealarak çözmek için daha verimli bir zemin olarak Herder, Humbolt veHeidegger’in dil yaklaşımları üzerinde durulmuştur

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    From the Reality of Life to the Being Itself

    Kahraman, Yakup

    It can be said that, the way of handling being in the history of philosophy in general, espically between the time period after ancient Greek philosophy and 19th century never goes beyond abstract presuppositions and is jammed into the conceptual frameworks. In this article, we have questioned whether anti-metaphysical discourse as it was put forward by the positivist theory does actually provide a robust ontological structure or not, and how the effort to understand existance may go beyond this fictional structure. It has been shown that ground revealed by using the method of natural sciences to understand existence is inadequate for providing an ontological structure. Considering that while criticizing metaphysics and fictional approaches, this reflex itself falls into the same situation it criticizes, it was advocated that life based interpretations of entities will be valid for ontology. We have tried to show that the relationship between entity and life gives rise to possibility for each to expose the other.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2618-5784
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:41.342473335Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:41.342473335Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/17187
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleFLSF (Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi)