Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

7 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ait olma ihtiyacı ölçeği’nin türkçe formunun psikometrik özellikleri

    Kavakli, Mehmet; Temel, Ahmet

    Bu çalışmada Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin (AOİÖ) Türkçeye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin Türkiye örnekleminde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla iki farklı çalışma yürütülmüştür. Birinci çalışmada ölçeğin faktör yapısı incelenerek geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Birinci çalışmanın örneklemini 453 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin yakın bir kavram olan genel aidiyet ile teorik olarak ilişkili ancak konsept olarak farklı bir ölçme aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ait olma ihtiyacının görmezden gelinme, kişiliğin duygusal tutarsızlık, uyumluluk boyutları ile pozitif yönde dışadönüklük ile ise negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu tespit edilmiştir. İkinci çalışmada ise ölçeğin birinci çalışmada elde edilen faktör yapısına ilişkin doğrulayıcı faktör analizi yürütülmüştür. İkinci çalışmanın örneklemi ise 347 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin Türkçe formunun ölçeğin orijinal çalışmasına benzer şekilde tek faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki çalışmadan elde edilen sonuçlar Ait Olma İhtiyacı Ölçeği’nin psikometrik özelliklerinin Türkiye popülasyonu için kabul edilebilir olduğunu göstermiştir.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2024
    Türkiye’de ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

    Türkkan, Tuğba; Yücel, Ibrahım

    Bu çalışmada, 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı olarak meydana gelen ölümler; yaş grubu, eğitim düzeyi ve medeni durum gibi sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmada ayrıca intihar nedenleri ve yöntemlerine de yer verilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesinde yer alan ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilen veri tabanından elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 2002 ve 2022 yılları arasında Türkiye’de intihara bağlı ölüm sayılarının yıllar içerisinde arttığı; 15 yaş altı ölümler hariç, tüm yaş gruplarında erkeklerin intihara bağlı ölüm oranlarının kadınlardan yüksek olduğu bulgusu tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından incelendiğinde, 2019 yılına kadar eğitim seviyesi ilkokul olan grubun intihar sonucu ölüm sayısının en yüksek olduğu, ancak 2019 yılından itibaren durumun değiştiği ve son dört yıldır eğitim düzeyi lise ve dengi seviyede bulunan bireylerin risk grubunda yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, yaş ilerledikçe ölüm sayıları azalmakla birlikte, 75 yaş ve üstü grupta ölüm sayılarında bir artış olduğu belirlenmiştir. Medeni durum açısından incelendiğinde, evli bireylerin 2002-2022 yılları arasında tüm yıllarda en riskli grup olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalık, aile içi uyuşmazlıklar ve maddi geçim zorluklarının en yaygın intihar nedenlerinden olduğu görülmüştür. İntihar oranları, nüfusun psikososyal refahının makro bir göstergesi ve intiharı önleme stratejilerinin etkinliğinin bir değerlendirme kriteridir. Bu çalışmanın bulguları intiharın özellikle gençler arasında, ölüm nedenleri içerisinde yer alan önemli bir unsur olduğuna işaret etmektedir. İntiharın sosyal belirleyicilerindeki değişen kalıpları inceleyen bu çalışmanın, intiharı önleme politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bulgarlar ve iran toplumsal-kültürel coğrafyası: bir bağlantının yeniden inşası

    (Alieva), Vildane Özkan

    Makale, 632-2021 yılları arasında Bulgarların İran toplumsal-kültürel coğrafyasıyla kurduğu bağlantıları bütünsel olarak inceleyen bilinen ilk sosyolojik çalışmadır. Amaç, Bulgarlar ve İran coğrafyası arasındaki tarihsel ve güncel ilişkileri Bulgarlar değişkenini merkezde tutarak incelemektir. Makalede Bulgarlar ifadesiyle, üç Bulgar topluluğuna atıf yapılmaktadır: Karadeniz Bulgarları (ilk Bulgar devleti), Avrupa Bulgarları (Bulgaristan) ve Asya Bulgarları (Tataristan). İran adı, uluslararası ilişkilerde resmi olarak 1935'ten beri kullanılmaktadır, ancak makalede kolay anlaşılırlığı sağlayabilmek amacıyla ülkenin önceki dönemlerine atıf yaparken de İran ifadesi eklenmektedir. Yöntem ve teknik, 2010-2021 yılları arasında Ukrayna, Bulgaristan, Rusya ve İran'da elde edilen birincil verilerin ve hem tarihsel hem güncel sürecin izlenmesinden elde edilen ikincil verilerin (arkeolojik veriler dâhil) tarihsel sosyoloji çerçevesinde çok katmanlı çözümlenmesinden oluşmaktadır. Ulaşılan beş temel sonuç şöyledir: 1. Karadeniz'in kuzeyinde 632 yılında kurulan ilk Bulgar devletinden günümüze kadar, Bulgarlar ve İran coğrafyası arasında belirli kesintilerle de olsa süreğen, giderek yoğunlaşan ve çoğunlukla alış-veriş ve dayanışma biçiminde bir etkileşim söz konusudur. İran'ın unsurlarından biri olan Fars kültürünün etkisi, üç Bulgar topluluğunda da öncelikle seçkinler arasında yayılmıştır. 2. Avrupa Bulgarları ve İran arasındaki ilişkiler, başlangıçta politik-askeri ilişkiler bağlamında başlamış olup, günümüzde ortak bir etnik köken ve ırk arayışına kadar varmaktadır. Bulgaristan'daki bu arayış, günümüzde Balkanlar'da İran'la kurulan en aşırı ilişkidir. 3. Asya Bulgarları ve İran arasındaki ilişkiler, başlangıçta ticari ilişkiler bağlamında başlamış olup, günümüzde kültürel ilişkiler bağlamında yoğunlaşmaktadır. 4. Bulgaristan'ın İran'daki hem iktidar hem muhalif çevrelerle ilişkisi, Tataristan'ın ise İran'daki iktidarla ilişkisi bulunmaktadır. 5. Yakın gelecekte Bulgaristan, Tataristan ve İran arasındaki ilişkiler, dış engel çıkmadığı takdirde ikili ilişkilerden üçlü ilişkiye de dönüşebilir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Yerli markalı otomobil satın alma niyetinde etnosentrizm, ülke imajı ve yenilikçiliğin etkisi: türkiye’nin otomobili (togg) bağlamında bir araştırma

    Avcı, İbrahim

    Otomotiv sektörü bir ülkedeki birçok sektörü etkileyen ve ekonomikanlamda ülkenin kalkınması konusunda lokomotif görevi gören sektörlerdenbiridir. Gerek yabancı markalı otomobillere olan ilginin artması gerek yerlialternatiflerinin azlığı gibi nedenlerden dolayı otomotiv sektöründe dışabağımlılık artmış ve ülkelerin kendi yerli markalı otomobillerini üretmeleri büyükönem kazanmıştır. Bu anlayışla Türkiye’de 1960’lı yıllarda yerli markalıotomobil üretme konusunda girişimler yapılsa da seri üretime geçilememiş ve2017 yılında Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu tarafından yerli ve milliotomobil olarak lanse edilen Türkiye’nin Otomobili ismi ile yerli markalıotomobilin prototipleri üretilerek, tanıtımı 27 Aralık 2019 tarihindegerçekleştirilmiştir. Bazı tüketiciler tanıtımı yapılan prototipleri fiziki olarakgörebilirken bazıları ise medya kanalları aracılığı ile takip etmişlerdir. Dolayısıile araştırmanın temel amacı tüketicilerin tanıtımı yapılan yerli markalıotomobile yönelik görüşlerini belirlemek ve bu kapsamda tüketici yenilikçiliği,tüketici etnosentrizmi ve menşei ülke imajı faktörlerinin yerli markalı otomobilsatın alma niyeti üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaçlahazırlanan çevrimiçi anket formu 11.01.2020 ve 04.02.2020 tarihleri aralığında584 katılımcıya uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS 24programları ile analiz edilmiş ve analiz sonucunda tüketici yenilikçiliği ve tüketicietnosentrizminin yerli markalı otomobil satın alma niyeti üzerinde olumlu etkilerinin olduğu, menşei ülke imajı faktörünün ise yerli markalı otomobil satınalma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    Effects of consumer based brand equity on perception of counterfeit branded products

    Avcı, İbrahim; Yildiz, Salih

    Nowadays, counterfeits of original branded products have begun to be produced and counterfeit branded products have gained a significant share in the world market. So that, some counterfeit branded products have taken precedence of the original brands in the subject of dominance of the market. At this point, the concept of brand value of the firms which produce counterfeit branded product can not imitate in original branded products have come into prominence. In this study, it was aimed to determine the effects of consumer-based brand equity dimensions (brand loyalty, brand awareness, brand associations and perceived quality) on consumer’s perception of counterfeit branded products. For this purpose, the students studying at the central campus of Gumushane University were determined as the main population of the research. The random sampling method (stratified random sample) was used to represent highly the main population of the selected sample and a face-to-face questionnaire was applied to a total of 501 university students from institutes, faculties and higher schools. The obtained data as a result of the questionnaire were analyzed with various statistical methods and ıt has been determined that the consumer-based brand-equity dimensions have positive effects on consumers’ perception of counterfeit branded.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2019
    Impact of consumer ethnocentrism, perceived quality and brand loyalty on brand personality: an application on cream chocolate consumers

    Yildiz, Emel; Koçan, Mahmut

    The purpose of this study is to determine the effects of perceived quality and brand loyalty of consumer ethnocentrism on brand personality. The study also examines the effects of consumer ethnocentrism on perceived quality and brand loyalty. In the eastern Black Sea region (Artvin, Rize, Trabzon, Gumushane), which was determined as the main universe of the study, a face-to-face survey was applied to 806 people determined by convenience sampling method. After the elimination of incomplete and incorrect surveys, 560 questionnaires were obtained. The Cronbach Alpha method was used for the reliability of the data and factor analysis method was used for their validity. Multiple linear regression analysis was used for testing hypotheses. As a result of the analysis, it has been determined that consumer ethnocentrism, perceived quality and brand loyalty have a significant effect on brand personality. Another finding of the study is that consumer ethnocentrism has a significant influence on brand loyalty and perceived quality. In line with these findings, the use of promotional activities such as advertising, sales efforts and public relations of the national branded companies in the food sector can provide a significant benefit to both national branded businesses and consumers by ensuring that consumers feel their personality characteristics in the cream chocolate brand. Moreover, the increase in the ethnocentric trend in the sector may also affect perceived quality and brand loyalty.

  • MakaleYalnız künye2017
    Lojistik firmalarında bölgesinde bir araştırma

    Tatli, Yasemin; Korucuk, Selçuk

    20. yüzyılın en önemli unsurlarından birisi olan teknoloji hızına yetişilemeyecek bir biçimde gelişimini sürdürmektedir. Günümüzde işletmeler hayatlarını devam ettirip rekabet düzeylerini artırmaları teknolojiden yoğun bir biçimde yararlanmalarına bağlıdır. Ayrıca teknoloji işletmelerin ölçek ekonomilerinden faydalanması ve kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanılması bakımından önemli yer tutmaktadır. Yine ancak teknoloji ile işletmeler küreselleşme sürecine odaklanabilmektedir. Aynı zamanda yeni pazarlara girebilmeleri teknolojiden etkin şekilde faydalanmalarına bağlıdır. Tüm sektörlerin can damarı olan teknoloji ve teknolojinin kullanımı lojistik firmaları bakımından da hayati öneme sahiptir.Bu çerçevede çalışmanın amacı teknoloji kullanımının lojistik firmalarında uygulanma düzeyini incelemektedir. Bu amaç doğrultusunda, literatürdeki kuramsal tartışmalar ve araştırma bulguları dikkate alınarak araştırmanın hipotezleri belirlenmiştir. Araştırma hipotezleri, TR A1 Bölgesi illeri olan Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinde faaliyet gösteren lojistik firmalarında çalışan 100 kişiye anket yapılmış olup elde edilen veriler SPSS kullanılarak test edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre lojistik işletmelerinde kullanılacak olan teknolojinin seçimi ve kullanılan teknoloji lojistik işletmelerini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ancak kullanılacak olan teknoloji lojistik işletmelerindeki çalışanları ise pozitif yönde etkilemediği belirlenmiştir.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1309-6672
creativeworkseries.issn2618-6322
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:30.849498565Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:30.849498565Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/16985
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleBingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
dspace.entity.typeJournal