Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

5 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Hint Alt Kıtasında Hibrit Hukuk Denemesi: Anglo-Muhammadan Law

    Gönan, Yavuz

    Bu çalışma İngiliz sömürge idaresi altında Hint Alt Kıtası’nda ortaya çıkan Anglo-Muhammadan Hukuku’nun (AML) tarihsel oluşumunu, kavramsal temellerini, kurumsal etkilerini ve toplumsal yansımalarını -kısmen- ele almaktadır. AML, Hanefî fıkıh geleneğinden seçilen hükümlerin İngiliz common law teknikleri ve kolonyal yargılama usulleriyle harmanlanarak inşa edilen asimetrik bir hibrit hukuk sistemidir. Bu sentezde fıkhın örf, içtihat ve maslahat gibi dinamik unsurları devre dışı bırakılmış; çeviri ve digest faaliyetleri aracılığıyla daraltılmış ve standartlaştırılmış bir Hanefîlik inşa edilmiştir. Mevcut çalışma, öncelikle Bâbür İmparatorluğu’nun çoğulcu hukuki düzeninden İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin bölgeye girişi ve ardından Britanya’nın doğrudan hâkimiyet kurmasına uzanan tarihsel arka planı sunmaktadır. AML’un normatif temellerini oluşturan çeviri ve digest faaliyetleri çalışmanın merkezi odaklarından birini teşkil etmektedir. Hamilton’un el-Hidâye çevirisi ile Baillie, Sircar ve Wilson tarafından kaleme alınan üç farklı tipteki digest, AML’un fiili kanununu oluşturan kurucu metinler olarak incelenmektedir. Bu digestler hangi fıkhî görüşlerin Müslüman hukuku olarak kabul edileceğine karar veren normatif filtreler işlevi görmüş, Hanefî fıkıh içindeki çoğulculuğu daraltarak tek bir standart Hanefî hukuku inşa etmiştir. Kurumsal dönüşüm açısından üç farklı yaklaşım ele alınmaktadır. Kalküta Medresesi devlet için fakih modeli üreterek ulemayı kolonyal yargıya entegre etmeyi amaçlamış ancak dil rejimi değişikliğiyle bu mezunlar marjinalleştirilmiştir. Diyûbend ekolü sömürge idaresinden bağımsız bir ulema tipi üreterek fetva-vaaz-medrese ağı üzerinden alternatif bir normatif alan inşa etmiştir. Aligarh ise İslâmî kimlik ile İngiliz hukuki modernliğini uzlaştıran hibrit bir elit yetiştirme projesi olarak AML’u içeriden dönüştürmeyi hedeflemiştir. Toplumsal dönüşüm boyutunda ise AML’un Müslüman kimliğini yargısal düzleme elverişli bir hukuki statü kategorisine dönüştürmesi ve nikâh, talâk, miras gibi alanlarda aile hukukunu merkezileştirmesi analiz edilmektedir. Sonuç olarak çalışma AML’u salt teknik bir hibrit hukuk meselesi olarak değil kolonyal iktidarın Müslüman toplumu tanımlama, sınıflandırma ve yönetme biçimlerinin merkezi bir aracı, bir yönetim teknolojisi olarak değerlendirmektedir. Çeviri-digest-kodifikasyon süreci fıkhın dinamik mekanizmalarını devre dışı bırakarak metne bağlı ve kolonyal yargısal denetime elverişli bir sistem inşa etmiş, bu sürecin kurumsal ve toplumsal sonuçları Güney Asya’da Müslüman hukuk bilincinin şekillenmesinde kalıcı izler bırakmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    İlmi Kelâmdan Halk Kelâmına: Vesîletü’n-Necât’ın İtikâdî İşlevi

    Atalay, Abdurrahman

    Bu çalışma, Süleyman Çelebi’nin (ö. 825/1422) Vesîletü’n-Necât adlı eserini klasik ilmi kelâm geleneği ile Osmanlı halk Müslümanlığı arasındaki ilişki bağlamında ele almakta ve eserin ilmi kelâmdan halk kelâmına uzanan aktarım sürecindeki konumunu incelemektedir. Araştırma, birbirini tamamlayan iki temel problem etrafında şekillenmektedir: Birincisi, sistematik kelâm literatüründe kavramsal ve mantıkî delillendirmelerle temellendirilen ulûhiyet, nübüvvet ve âhiret gibi iman esaslarının, sembolik anlatımlar ve olağanüstü ifadeler aracılığıyla Vesîletü’n- Necât’ta yeniden inşası; ikincisi ise bu yeniden inşanın Osmanlı halk Müslümanlığının dinî zihniyet ve kabullerinin teşekkülündeki işlevsel boyutudur. Metin tahlili ve karşılaştırmalı analiz yöntemleri doğrultusunda eserdeki kelâmî temalar, klasik Sünnî kelâm geleneğiyle ilişkileri çerçevesinde incelenmektedir. Bu kapsamda Vesîletü’n-Necât’ta yer verilen ulûhiyet ve özellikle nübüvvet bahisleri bağlamında mucize, mi‘rac ve şefaat tasavvurları ile sahâbe ve hilâfet anlayışı ilmi kelâm metinleriyle mukayeseli biçimde değerlendirilmektedir. Kelâmî muhtevayı tasavvufî-edebî bir üslupla yeniden ele alan eserin Hz. Peygamber merkezli nübüvvet ve şefaat tasavvurunun Osmanlı-Türk halk Müslümanlığı içerisindeki görünümüne işaret edilmektedir. Diğer taraftan Vesîletü’n-Necât, Sünnî kelâm ve tasavvuf geleneğine yaslanarak kolektif hafızada karşılık bulan bir inanç dili üretmekte ve bu yönüyle toplumsal ve siyasî aidiyetin inşasıyla ilişkili bir bağlam oluşturmaktadır. Fetret gibi siyasî ve toplumsal bütünlüğün zayıfladığı bir dönemde, kriz ortamının Hz. Peygamber merkezli bir inanç ve duygu dünyası etrafında aşılmaya çalışılması ve bu doğrultuda ortak bir dinî tasavvurun yeniden inşa edilmesi dikkat çekicidir. Bunların yanı sıra eser, itikâdî meseleleri yalnızca kelâmî bir söylem içinde değil, tasavvufî bir neşve ile de ele alarak katmanlı bir din anlayışının teşekkülüne de imkân tanımaktadır. Bu durum, ilmiye ile halk arasında farklı düzlemlerde işleyen din anlayışlarına da kuvvetle işaret etmektedir. Bütün bu hususlar çerçevesinde Vesîletü’n-Necât, edebî bir metin olmanın ötesinde, Sünnî gelenekle örtüşen bir inanç dünyasını yansıtan; gelenek ve merasim boyutlarıyla halk İslâmı’nın toplumsal düzlemdeki görünümünü şekillendiren kurucu metinler arasında yer almaktadır. Tam da bu noktada çalışma, klasik kelâm mirasının toplumun geniş kesimlerinde yeniden üretim biçimlerini Vesîletü’n-Necât üzerinden görünür kılmayı; halk kelâmı kavramını analitik bir çerçevede tartışarak Halk Müslümanlığı-Kitâbî İslâm tartışmalarına kavramsal ve yöntemsel bir katkı sunmayı hedeflemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Hâfız-ı Ebrû’nun Hayatı ve Tarihçilik Yönü

    Gülmez, Abdurrahman

    Şihâbüddîn Abdullah b. Lütfullah b. Abdülreşîd, bilinen adıyla Hâfız-ı Ebrû (1361-1430), Timurlu Devleti döneminde (1370-1507) yaşamış, hayatı ve eserleriyle kendisinden söz ettirmiş önemli bir tarihçi ve coğrafyacıdır. Timurlu Devleti’nin resmî tarihçisi olan Hâfız-ı Ebrû birçok savaşa şahit olmuş, çeşitli ülkelere gönderilen elçilik heyetlerinde yer almış ve gittiği yerlerde gördüklerini ve yaşadıklarını kayıt altına almıştır. Eserlerinde tarihin tanımı, tarihçinin tutumu ve görevleri ile tarihî olayların ne şekilde kayıt altına alınması gerektiği gibi konulara değinen Hâfız-ı Ebrû tarihçilere adeta tarih metodolojisi dersleri vermektedir. Müellifin, İslam öncesi İran tarihi, peygamberler tarihi, Emevi Devleti, Abbasi Devleti Gazneliler, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar, Olcayto dönemi, Muzafferîler, Mülûk-u Kert hanedanı tarihi, Serbdâran ümerası tarihi, Timur ile Şahruh dönemi olaylarını anlatan eserleri bu dönemi çalışan araştırmacılara büyük katkı sağlayacak niteliktedir. Müellif eserlerinde daha çok ortaçağ İran tarihi ve coğrafyasını her yönüyle anlatmaya çalışmıştır. Hafız-ı Ebrû’nun eserleri hakkında yapılan inceleme ve araştırmalara bakıldığında çok sayıda İranlı ve batılı tarihçi ve coğrafyacının araştırmalarına konu olduğu dikkat çekse de söz konusu tarihçi ve eserlerinin Türk araştırmacıların ilgisini çekmediği görülmektedir. Bu araştırmada müellifin Farsça eserleri tek tek incelendikten sonra bu çalışma kaleme alınmıştır. Müellifin eserlerin Farsça olması ve Türkçe’ye çevrilen eserlerin az olması araştırmayı zorlaştırmıştır. Bu araştırmada dönemin olaylarına şahitlik eden ve bunu eserlerine yansıtan Hâfız-ı Ebrû’nun hayatı ve eserleri incelenerek müellifin eserlerini Farsça yazma sebebi, tarihçilik yönü, müellife göre tarihin önemi ve faydaları gibi hususlara değinilecektir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Hukukî hükmün belirlenmesi açısından vâv harfiyle matûf cümlelerden sonra gelen istisnânın merciinin tespiti – ı –

    Gönan, Yavuz; Kaya, Ali

    Hukukçunun elindeki en önemli malzeme hukuk normlarıdır. Bunlar da ait oldukları dilde ve odilin kuralları doğrultusunda yazılmaktadır. İslam hukukunun kaynağı olan Kur’ân ve Sünnetnasları da Arapça olduğu için fakih, hukukî nasları yorumlarken Arapça dilbilgisi (nahiv)kurallarını dikkate almalıdır. Buna göre fakih; Arapça cümle yapısı şekillerinden biri olan istisnâüslubunun kurallarını bilmeli ve hüküm istidlâlinde bu kuralları uygulamalıdır. İstisnâyla ilgiliusûl-ı fıkıhtaki temel tartışma alanlarından biri de vâv ile matûf cümlelerden sonra gelen istisnânınmerciinin tespitidir. Matûf cümlelerden sonra kullanılan istisnânın merciinin, yani müstesnâminh’in, dilbilgisi kuralları doğrultusunda tespit edilmesi; istisnânın, hukukî hükmün teşekkülüneetkisinin belirlenmesi ve kurallarının uygulanması bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenleçalışmamızda önce genel olarak usulcülerin konuyla ilgili teorik yaklaşımları, gerekçeleri veçözümleri açıklanmış; ardından en-Nûr sûresinin 4-5. âyetleri bağlamında, görüşlerini uygulamalıolarak temellendirme çabaları ele alınmıştır

  • MakaleYalnız künye2021
    Fıkıh tarihi açısından osmanlı son dönem hâkimlerinden mihail îd el-bustânî’nin merci‘u’t-tullâb adlı eseri

    Yilmaz, Fetullah

    İlimde esas olan birikim üzerine kurulu olmaktır. Şer’i ilimler açsından da bu önemli ve gereklidir. Ancak yaşadığımız zaman ile Osmanlı son dönemi arasında ciddi bir kopukluk görülmektedir. Bu dönemde yazılan eserlerin ve tartışılan meselelerin boyutlarının henüz tam olarak tespit edildiğini söylemek zor görünmektedir. Bu durum mevcut ülke sınırlarımız için olduğu kadar, Osmanlı hakimiyetinde bulunmuş yerler için de söz konusudur. Osmanlı’da fıkhın nasıl uygulandığı, yönettiği coğrafya üzerinden tespiti önemli bir husustur. Bu açıdan Osmanlı son dönem Lübnan’ında hâkimlik yapmış Mihâîl el-Bustânî’nin Merci‘u’t-tullâb adlı eseri dikkate değer tespitler içermektedir. Makalede iki ana husus üzerinde durulacaktır. Birincisi, müellifin hayatı, fıkıh, fıkıh öğrenimi, tatbikatı ve Mecelle’ye ilişkin yaptığı değerlendirmelerdir. Yazar, fıkıh ilmini öğrenmek ve öğretmek için yıllarca çalışmış, ayrıca bir hâkim olarak onu tatbik etmiştir. Dolayısıyla alanın sıkıntılarını yakından görmüştür. İkincisi ise eserde muamelat konularının tasnifi biçimidir. Bu tasnif; Batı kaynaklı borçlar hukukunun genel hükümler ve özel hükümler ayrımına benzemektedir. Fakat yazarın, bu tasnifi, ithal etmek yerine fıkıh ilminin konularını dikkate alarak yaptığı görülmektedir.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2149-2344
dc.date.accessioned2026-10-22T10:38:26.929365546Z
dc.date.available2026-10-22T10:38:26.929365546Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/16903
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleİHYA Uluslararası İslam Araştırmaları Dergisi
dspace.entity.typeJournal