Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Araştırmacılar(6)
Birim yayınları
23 →- MakaleAçık Erişim2026Siyasal İstikrarsızlığın Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkisi: 1991-2001
Korkmaz, Ayla; Bal, Bülent
Belirsizlik ortamında ekonomi karar alıcıları, uzun vadeli plan ve stratejilerden ziyade anı kurtarmaya dönük kısa vadeli pozisyon alırlar. Kırılgan bir zemin üzerinde ayakta kalmaya çalışan siyasal iktidarlar her an seçime gidilecek gibi popülist politikalara yönelirken, yerli ve yabancı sermaye fiziki yatırım yapmak yerine riskten uzak, getirisi yüksek finansal yatırımlara ağırlık verir. Bu durumun en bariz gözlemlendiği ülkelerden biri de Türkiye’dir. Türkiye’de karşılaşılan ekonomik krizler ve makroekonomik dengesizlikler, ağırlıklı olarak siyasal istikrarsızlık dönemleriyle paralel bir seyir takip etmiştir. Çalışmanın amacı, 1991-2001 yılları arasında yaşanan siyasal istikrarsızlığın arkasındaki dinamikleri ve bu istikrarsızlığın ekonomik yansımalarını incelemektir. İncelemede siyasal istikrarsızlık ile ekonomik dengesizlikler arasındaki ilişki üç temel parametre üzerinden değerlendirilmiştir: Kürt/PKK sorunu, parçalanmış parti sisteminin ortaya çıkardığı istikrarsız koalisyon hükümetleri ve 28 Şubat süreciyle belirginleşen ekonomik militarizm olgusu. Bu üç parametrenin, kurumsal zafiyetler oluşturduğu, popülist politikaların uygulanmasına ve siyaset dışı aktörlerin müdahalelerine zemin hazırladığı ve Türkiye’yi 1994 ve 2001 ekonomik krizlerine sürüklediği savunulmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Kimlik, Söylem ve Tehdit Algısı: Konstrüktivist Perspektiften İsrail-İran İlişkileri
Sahinoglu, Muhammet Cemal
Bu çalışma, İsrail-İran ilişkilerinde tehdit algısının sabit çıkar hesaplarından değil, kimlik, söylem ve pratikler aracılığıyla nasıl inşa edildiğini konstrüktivist bir perspektifle incelemektedir. Literatürde öne çıkan realist ve tarihsel-diplomatik yaklaşımların ötesine geçerek, kimlik, söylem ve normların karşılıklı inşa süreçlerini merkeze almaktadır. Araştırmanın temel problemi, iki devletin birbirlerini nasıl “öteki” olarak konumlandırdığı ve bu konumlandırmanın dış politikalarını nasıl biçimlendirdiğidir. Bu doğrultuda çalışma, İsrail ve İran’ın hangi söylemler ve ritüel pratikler üzerinden birbirlerini tanımladığını ve bu süreçlerin tehdit algısını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, hem akademik literatürdeki önemli bir boşluğu doldurması hem de kimlik temelli güvenlik kültürünün sürekliliğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırma, konstrüktivist kuram çerçevesinde nitel yöntemle yürütülmüştür. Veriler kütüphane ve çevrim içi arşiv taraması yoluyla toplanmış, dönemsel olarak sınıflandırılmış ve söylem-pratik eşleşmesi üzerinden analiz edilmiştir. Bulgular, 1948-1979 arasında var olan pragmatik yakınlığın, 1979 sonrasında kimlik temelli düşmanlığa dönüştüğünü göstermektedir. Ayrıca 1990-2005 döneminde söylem ve ritüellerin bu düşmanlığı kurumsallaştırdığı, 2005 sonrasında ise nükleer krizler, vekâlet savaşları ve doğrudan çatışmaların Hobbesçu güvenlik kültürünü daha da pekiştirdiği ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak, İsrail-İran geriliminin yalnızca stratejik çıkarlarla açıklanamayacağı anlaşılmaktadır. Kimliksel ve söylemsel dinamikler dönüştürülmedikçe, kalıcı bir güvenlik sarmalının varlığını sürdürmesi muhtemel görünmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Varlık vergisi’nin azınlık karşıtı bir uygulamaya dönüşmesi: tasviri efkâr gazetesi üzerinden bir inceleme
Bal, Bülent
Varlık Vergisi, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nın olağanüstü koşullarında ortaya çıkan mali kaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla 1942 yılında çıkarılmıştır. Ancak çıkarılan vergi, uygulama aşamasında mali beklentilerle sınırlı kalmayarak azınlık karşıtı bir politikanın aracı haline dönüştürülmüştür. Bu çalışmanın amacı, bu dönüşüm öyküsünün kamuoyuna nasıl aktarıldığını ve meşrulaştırıldığını, dönemin milliyetçi ve Alman yanlısı yayın çizgisiyle öne çıkan Tasviri Efkâr gazetesi örneği üzerinden ele almaktır. Araştırmada metodolojik olarak nitel yöntem benimsenmiştir. Gazetede yer alan haberler, köşe yazıları ve yorumlar, nitel yöntemlerden tarihsel tanımlayıcı ve söylem analizi yaklaşımları çerçevesinde incelenmiştir. İnceleme sonucunda, Varlık Vergisi’nin yalnızca savaş ekonomisinin yarattığı mali yükü hafifletmeye yönelik bir araç olmadığı, aynı zamanda ideolojik ve siyasal bir müdahale mekanizması olarak işlev gördüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda milliyetçi retoriğin vergi politikasıyla iç içe geçirildiği, azınlık karşıtı tutumların basın aracılığıyla meşrulaştırılarak yeniden üretildiği ortaya konulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Turkey's active neutrality strategy in the black sea region: practices and analysis
Ugur, Omer; Aksoy, Metin
Turkey's foreign policy strategies in the Black Sea region are of great importance in international relations due to its geographical location and geopolitical features. Active neutrality is an approach that envisions states contributing to regional stability through diplomacy and peacebuilding while avoiding taking sides in international conflicts. This article aims to analyze Turkey's Black Sea policies through the concept of “active neutrality” and examine the implementation of this strategy and its regional implications. This study examines Turkey's roles in the Black Sea Economic Cooperation (BSEC), the Montreux Straits Convention, and the Russia-Ukraine tensions through case studies. It also discusses elements such as the broader foreign policy context of active neutrality (relations with Iran) and the triggering role of NATO expansion. Consequently, the advantages and limitations of this strategy and Turkey's interactions with regional dynamics (the Azerbaijan-Armenia conflict) are evaluated. The findings of the article show that Turkey's active neutrality offers opportunities in terms of security, international prestige, and economic interests, but faces challenges due to the influence of major powers, NATO expansion, and domestic political pressures.
- MakaleAçık Erişim2025Fragile Routes: The Impact of Israel's Confrontational Policies on Trade Routes
Sancak, Kadir
The geopolitical position of the Middle East has a strategic value in the functioning of Eurasian trade routes. Accordingly, security issues in the region directly affect the realization and sustainability of trade projects. Israels Palestinian policies disrupt the security balance in the Middle East, posing risks to major trade projects such as the Belt and Road Initiative, the IMEC Project and the Development Road. Recognizing that trade and security are inextricably linked, this study examines the current state and future of these projects from a security perspective. Based on a comprehensive literature review using qualitative analysis, this study evaluates the effects of instability in the Middle East on trade routes. The study reveals that trade projects in the region will be at risk of instability unless security issues are resolved. The first part of the study discusses the relationship between trade and security in a conceptual framework. Then, Israel's Palestinian policies are briefly touched upon and it is stated that these policies negatively affect the security of the Middle East. In the last part, major trade projects are discussed and how these projects are affected by Israel's policies. The findings show that the Southern Corridor of the Belt and Road Initiative has a fragile structure, the IMEC Project cannot be realized due to security problems, and the Development Road offers a more reliable alternative under current conditions. If security and stability cannot be ensured in the Middle East, it is anticipated that it will be difficult for trade projects to operate permanently and effectively.
- MakaleAçık Erişim2025Realpolitik Bağlamda İran’ın Azerbaycan Politikası
Sancak, Kadir
Realpolitik kavramı ilk defa 19. yüzyılda Almanya’da kullanılmıştır ancak dış politikada realpolitik uygulamaların tarihi antik dönemlere kadar uzanmaktadır. Kısaca, siyasette pragmatizm olarak tanımlanan realpolitik yaklaşım, uluslararası ilişkilerde günümüzde de uygulanmaktadır. Ancak ahlaki ilkelere bağlı kalmayı reddeden Realpolitik kavramı, bu bağlamda muteber bir kavram değildir ve devletler dış politikalarına dair tanımlamalarda bulunurken bu tabiri kullanmamayı tercih etmektedir. 1979 yılındaki İslam Devrimi’nden sonra İran, dış politikasında dini ve mezhepsel söylemleri sıkça kullanmakta, bu da dış politikasının temel dinamiklerinin ideolojik veya dini değerler olduğu algısını güçlendirmektedir. Bu çalışma, İran’ın dış politikasına dair yerleşik algıları sorgulamakta ve realpolitik yaklaşımın modern dış politikada nasıl işlediğine dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Bu bağlamda çalışma, İran’ın göründüğü gibi ideolojik saiklerle değil realpolitik bir anlayışla hareket ettiğini savunmakta ve bunu Azerbaycan örneği üzerinden göstermektedir. Çalışmanın kapsamı İran’ın Azerbaycan politikası ile sınırlandırılmakta ancak Ermenistan üzerinden kıyaslama yapılarak meselenin daha iyi anlaşılması amaçlanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Siyonist Stratejilerde Süreklilik ve Değişim: Oded Yinon Planı Üzerinden Bir Değerlendirme
Sahinoglu, Muhammet Cemal
Amaç: Bu çalışma, 1982 tarihli Oded Yinon Planı’nı yalnızca kendi dönemsel bağlamında bir strateji belgesi olarak değil, aynı zamanda 19. yüzyıldan itibaren şekillenen Siyonist stratejik tahayyülün süreklilik gösteren bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede, İsrail’in kuruluşundan önceki demografik ve ideolojik planlamaların Yinon Planı’na nasıl yansıdığı, çalışma kapsamında geliştirilen Yinon Ülke Tipolojisi (YÜT) aracılığıyla sistematik biçimde incelenmektedir. Tasarım/Yöntem: Araştırmada nitel yöntem benimsenmiştir. Veriler, kütüphane kaynaklarından elde edilmiş ve analiz sürecinde tarihsel analiz tekniği uygulanmıştır. Oded Yinon Planı, ilgili tarihsel belgeler ve ikincil literatür ile birlikte “süreklilik” ve “değişim” eksenlerinde değerlendirilmiştir. Oded Yinon Planı'nda adı geçen ülkeler arasında yapılan karşılaştırmalar, YÜT çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma nicel bir test veya ölçüm iddiası taşımamaktadır. YÜT, ülkeleri dört temel stratejik yaklaşıma göre kavramsal biçimde sınıflandırmakta ve bu sınıflandırmayı sayısal veriler yerine belgelere ve örnek olaylara dayalı olarak temellendirmektedir. Bulgular: Elde edilen bulgular, Oded Yinon Planı’nın 19. yüzyıldan itibaren gelişen Siyonist stratejik düşünceyle güçlü bir süreklilik içinde konumlandığını göstermektedir. 1982 sonrasında Lübnan, Irak, Suriye ve Mısır gibi ülkelerde gözlenen siyasal ve coğrafi dönüşümler, büyük ölçüde bu tarihsel stratejik çerçeveyle örtüşmektedir. Temel stratejik hedefler sabit kalmakta, buna karşılık kullanılan araçlar ve süreçler dönemsel koşullara göre çeşitlenmektedir. Ayrıca, YÜT’te tanımlanan dört stratejik yaklaşım, incelenen örneklerde farklı biçimlerde karşılık bulmuştur Sınırlılıklar: Çalışma, Yinon Planı’nda öne çıkan Lübnan, Irak, Suriye, Mısır ve Filistin örneklerine odaklanmaktadır. Arap Yarımadası (Suudi Arabistan ve Körfez monarşileri) bölgesel bir bütün olarak ele alınmış, Ürdün ise Filistin bağlamında değerlendirilmiştir. Özgünlük/Değer: Bu makale, Oded Yinon Planı’nı 1982 yılına özgü yorumların ötesine taşıyarak onu Siyonist stratejik tahayyülün tarihsel sürekliliği içinde konumlandırmaktadır. YÜT aracılığıyla, ülkeler arası stratejik araç ve kalıplar sistemli biçimde karşılaştırılmakta, belgesel ve vaka temelli nitel göstergelere dayalı tipolojik benzerlikler ortaya konmaktadır. Böylece çalışma, literatüre hem kavramsal bir tipoloji hem de tarihsel kanıtlara dayalı, karşılaştırmalı ve belge temelli bir analiz çerçevesi sunmaktadır.
- MakaleYalnız künye2024Assesment in the context of climate migration: hurricane katrina
Ugur, Omer; Aksoy, Metin; Efşan, Nur Çelik
Environmental problems, which have increased since the 1960s due to the impact of the Industrial Revolution, invite anthropogenic global warming. Dehydration, drought, deforestation, rising ocean and sea water levels due to the melting of glaciers, increased evaporation due to warming, and severe hurricanes resulting from the temperature- pressure difference resulting from the circulation of evaporated water masses in the atmosphere are among the disasters caused by global warming. While the devastations experienced after disasters resulting from global warming reach a level that a single country cannot combat, it creates a need for international cooperation. Thousand of people are displaced in the crisis environment that occurs after disasters, and this displacement brings environmental security threats. In the devastation caused by Hurricane Katrina in the USA in 2005, which is the subject of the study, the impact area of the disaster was wide as a result of the Bush Government and FEMA’s failure to make pre-disaster preparations at an optimal level and the dams and breakwaters built during the preliminary preparation process for the possible disaster failed. It has been revealed through information obtained from the US press that the disaster was described as man-made. Qualitative research techniques were used in the study and a literature review was conducted.
- MakaleAçık Erişim2024Türkiye’nin balkanlardaki yumuşak gücünün analizi: güçlü ve zayıf yönler
Sancak, Kadir
İletişim imkânlarındaki hızlı gelişme ve uluslararası kamuoyunun küresel sistemde daha önce olmadığı kadar politik gelişmelerde belirleyici olması yumuşak güce olan ilgiyi artırmıştır. Küresel sistemde söz sahibi olmaya çalışan birçok ülke, son dönemde yumuşak güç politikalarına daha fazla önem vermeye başlamıştır. Türkiye de özellikle son yirmi yılda takip ettiği çok yönlü dış politika bağlamında yumuşak gücü merkeze alan bir politik yaklaşım benimsemiştir. Türkiye’nin uyguladığı yoğun kamu diplomasisi faaliyetleri ile birlikte yumuşak güce en fazla ağırlık verdiği bölgelerden biri Balkanlardır. Bununla birlikte Türkiye’nin Balkanlardaki yumuşak güç politikalarını kolaylaştıran faktörlerin yanında sınırlayan başka etmenler de bulunmaktadır. Türkiye’nin yumuşak gücü ile ilgili yapılan çalışmalarda genellikle olumlu yönlere temas edilerek zayıf yönler ihmal edilmektedir. Oysa zayıf yönler dikkate alınmadan yapılacak olan kamu diplomasisi faaliyetlerinin başarılı olma ihtimali azalacaktır. Bu çalışmada öncelikle ve kısa olarak yumuşak güç kavramı anlatılacak; devamında Türkiye’nin genel yumuşak güç politikaları ve bu bağlamda Balkanlara olan ilgisine yer verilecektir. Sonrasında ise yumuşak gücün kaynakları bağlamında Türkiye’nin Balkanlardaki yumuşak gücünün kuvvetli ve zayıf yönleri ele alınarak çalışma sona erdirilecektir.
- MakaleAçık Erişim2024STRATEGIC FLASHPOINTS: NATO’S CONTAINMENT OF RUSSIA IN THE BLACK SEA AND ARCTIC REGIONS; [Puncte fierbinți strategice: îngrădirea Rusiei de către NATO în zona Mării Negre și în regiunea arctică]
Aksoy, Metin; Limon, Onur; Limon, Elif Gürdal
This study examines the strategic significance of NATO’s containment policy in the Black Sea and Arctic regions and its impact on Russia’s geopolitical and military responses. These areas, once peripheral to play only a minor role in global security dynamics, have become critical flashpoints because of NATO enlargement and increasing Russian aggression. By applying George Kennan’s containment theory to NATO’s post-Cold War strategy, this study examines how NATO’s actions have contributed to the escalation of tensions in these regions. The analysis addresses the challenges and risks NATO faces in maintaining its containment approach and offers insights into the future relationship between NATO and Russia.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| dc.date.accessioned | 2026-10-22T08:47:34.418732002Z | |
| dc.date.available | 2026-10-22T08:47:34.418732002Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/gumushane/10049 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı | tr |
| dspace.entity.type | OrgUnit | |
| organization.identifier.code | gumushane-iktisadi-ve-idari-bilimler-uluslararasi-iliskile-2 | |
| organization.unitType | division | |
| rdl.unit.alias | \buluslararasi iliskiler anabilim dali\b |



