Koleksiyon/r/gumushane/10001

Yayınlar

Koleksiyondaki öğeler

  • MakaleYalnız künye2015
    Sağlık hizmetlerinde hizmet hatası telafi stratejileri

    Bostan, M. Kemal; Cengiz, Ekrem; Akdu, Serap

    Bu çalışmanın öncelikli amacı hizmet hatalarının telafisi stratejilerinin müşteri tatmini üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Çalışmada; Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Ordu, Rize ve Samsun'da bulunan aile hekimliği hizmeti almış hastalar tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiş ve 463 kişi araştırma kapsamına alınmıştır. Önerilen modelin doğrulanması amacıyla yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Sonuç olarak tespit edilen hizmet hatası telafi stratejilerinden; tazminat, özür, düzeltme, empati, kolaylaştırma, sürat ve çaba faktörlerinin hem hizmet hatası telafi memnuniyetini hem de tüm örgüt memnuniyetini değişik seviyelerde etkiledikleri tespit edilmiştir

    AtıfTR Dizin11
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Kirlilik cennetlerinin oluşumunda çevre vergilerinin rolü

    Yilmaz, Candan; Yıldız, Barış

    Çevre vergileri çevresel ya da mali amaçlarla birçok ülkede uygulanmaktadır. Bu vergiler kirlilik yoğun endüstrilerin maliyetlerinin artmasına ve uluslararası piyasalarda rekabet gücünü yitirmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu endüstriler, üretimlerini çevresel önlemlerin daha düşük olduğu ve çevrenin göz ardı edildiği ülkelere kaydırmaya çalışmaktadır. Bu durumu fırsata çevirip kaynak elde etmek isteyen ülkeler, bu kaynağı elde etmekte ancak çevre, ülkeye gelen yatırımlarla orantılı biçimde zarar görmektedir. Çalışmada çevreyi göz ardı eden ülkeler ile çevre vergileri uygulayan ülkelerdeki karbon salınımının ve buna bağlı olarak çevre kirliliğinin yıllar itibari ile değişimi öznel olarak incelenmiştir. Yapılan incelemelerde çevre politikalarını göz ardı eden ülkelerdeki karbon salınımının yüksek değerlere ulaştığı görülmüştür

  • MakaleYalnız künye2015
    Müşteri ilişkileri yönetiminin önemi ve etkisi üzerine bir çalışma: eskişehir sanayi odası atap a.ş. örneği

    Çalışır, Gülsüm

    Gelişen ve değişen dünya, işletmeler açısından değerlendirildiğinde beklentilerin de değiştiği anlaşılmaktadır. Günümüzde dünyanın hemen her yerinde faaliyet gösteren işletmeler için önemli sorunlardan birisinin müşteri sadakatini artırmak olduğu görülmektedir. Rekabetin giderek şiddetlenmesiyle birlikte işletmeler, mevcut müşterilerini korumalarının yanında yeni müşteriler elde edebilmek için sürekli yeni alternatifler sunmak durumunda kalmaktadır. Bu düşünceden hareketle işletmelerin müşteri ilişkilerini nasıl yönettiklerini daha yakından anlayabilmek için Eskişehir Sanayi Odası tarafından kurulan, Teknoloji Geliştirme Bölgesi ana şirketi olan ATAP A.Ş'ye kayıtlı olarak faaliyet gösteren altı işletmenin yetkilileri ile birebir görüşme yapılmıştır. Görüşmeden elde edilen sonuçlar, işletmeler için müşterinin değeri ve önemi hakkında güncel bilgiler vermekle birlikte, içinde bulunduğumuz yüzyılın neden "müşteri yüzyılı" olarak isimlendirildiğine de cevap olmaktadır

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Örgütlerde sınırlandırıcı ya da sürükleyici güç olarak farklılıkların yönetimi

    Candan, Hakan; Çakıcı, A.Burhan; İnce, Mehmet; Gül, Hasan

    Farklı genetik, kültürel ve toplumsal ortamlarda yetişen, ama aynı örgüt içinde aynı kurallara göre çalışmak zorunda olan bireylerin sevk ve idaresi yönetimin ve günümüz yöneticilerinin en güç uğraş alanlarından birisini oluşturmaktadır. Modern dönemde örgütlerin etkinliğini maddi ve fiziki sermayelerinin çok ötesinde entelektüel sermayelerinin biçimlendirdiği düşünüldüğünde, çalışanların potansiyellerinin farkına varılabilmesi, sinerjinin yaratılabilmesi ve Farklılıkların yönetilebilmesi kurumların stratejik yönetimi açısından da son derece önemlidir. Bu amaçla çalışma bir kamu kurumu olan Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde görev yapmakta olan akademik ve idari personelin kendi kurumlarında farklılıkların yönetimine ilişkin algıları araştırılmıştır

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Mali saydamlık açısından türkiye ve şangay işbirliği örgütü ülkelerinin değerlendirilmesi

    Şentürk, Suat Hayri; Ozturk, Onur; Karakurt, Birol

    Mali saydamlık, mali yönetimin ve hesap verebilirliğin temel unsurlarından biridir. Mali saydamlığın derecesi, ülkenin mali kredibilitesi ve performansının önemli bir göstergesidir. Ayrıca, mali saydamlık; kamunun mali durumuna ilişkin potansiyel risklerin, politika değişikliklerinin fayda ve maliyetlerinin ve mevcut mali pozisyonunun doğru değerlendirilerek ekonomik kararlar alınmasını sağlar. Bu nedenle, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde mali saydamlığa bir yönelim vardır. Diğer taraftan IMF'de, üyelerini iyi yönetişim ve mali saydamlığı sağlama noktasında teşvik etmektedir. Şangay ülkeleri de mali saydamlığa ilgi duymaktadırlar. Fakat, onlar yeterince uluslararası kriterlere uyum sağlamamışlardır. Bu makale, Türkiye ve Şangay ülkelerinde mali saydamlığı değerlendirmektedir

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Evaluatıon of istanbul as an ınternatıona fınance center

    Baltaci, Nuri; Akyol, Hikmet

    In this study, the research has been conducted in order to find the possibility level of İstanbul that is the most significant financial city of Turkey, which aims to be one of the 10 greatest economy of the World in 2023, to become regional finance center in medium term and an international finance center in long term within the frame of this goal. In this regard, it is aimed to reveal the potential position of İstanbul by comparing and contrasting the city with her rivals. As a result, it has been seen that although İstanbul has been developed in Middle Eastern and African regions for being the regional finance center, it is not possible for the city to be the leader yet and it can be stated that the leader of the region is still in the hands of Dubai. However, the chance of İstanbul to be the regional center in medium seems possible. In accordance with the results of GFCI 16 index, İstanbul is the leader center of another region of Eastern Europe and Central Asia that the city located. However, the fact that there is a little score difference between İstanbul and Almaty, which is considered as the city’s closest rival, demonstrates that there will be a serious contention between these two centers later on. When similar indexes are analyzed, the toughest rival of İstanbul in Eastern Europe and Middle Asia region seems to be Moscow. In accordance with another result of the study, it is not possible yet for İstanbul to be an international finance center for now. However, it is possible for the city that displays development in comparison with last years to achieve this objective over the long run. The last results of the study as an outcome of regional polarization and specialization is that financial centers start to assertively take place in world arena each passing day. This means that in the forthcoming years it will be quite possible to see the finance centers at the top ranks

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Türkiye’de ekonomik büyüme, enerji tüketimi ve ithalat ilişkisi

    Polat, Melike Atay; Özkök, Canan Sancar

    Bu çalışmada Türkiye'de ekonomik büyüme, enerji tüketimi ve ithalat arasındaki nedensellik ilişkisi 19842011 dönemi için zaman serisi yöntemi ile analiz edilmiştir. GSYH'nın bağımlı değişken, enerji tüketimi ve ithalatın açıklayıcı değişken olduğu modelin birim kök testi sonuçlarına göre seriler I(1) seviyesinde durağandır. Johansen eşbütünleşme testi sonuçlarına göre değişkenler uzun dönemde birlikte hareket etmektedir. Son olarak uygulanan nedensellik testi sonuçlarına göre uzun dönemde enerji tüketimi ve ithalattan GSYH'ya doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi, kısa dönemde enerji tüketimi ve ithalattan GSYH'ya doğru tek yönlü; enerji tüketimi ile ithalat arasında ise çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    In period of great saljuqids agriculture and livestock in khurasan

    Pırlanta, İsmail

    The trivet which was based on the important fundamentals of the economy was with trade agriculture and livestock in the Khurasan region as well as the towns of medieval Islam. This reality naturally continued along dominance of the Great Saljuqids Empire in the region. During this period Iktâ system came into force. İkta refers to both systematic cultivation and management of land that is an indispensable raw material of agriculture in Khurasan. Besides, Great Saljuqids rulers had protected irrigation channels which were built by the administrations before them on behalf of development of agriculture. They also had maintained this irrigation channels and in case of necessary they had opened new irrigation channels. As Saljuqids had attached importance to each type of trade including trading of agricultural and livestock products They had been built signal towers on trade routes and the deserts that are places where there are high probabilities of losing passengers' way in Khurasan. On the other hand, ponds and wells had been built especially on the trade routes passing through desert; mail stations, caravanserais, police stations had been established. Obtained agricultural and livestock products as a result of Activities within the framework of the ongoing positive effects of agriculture and livestock were exported to other regions as they were consumed by local people. Therefore, the region's economy was improving. In addition to offer both these products to the domestic market and foreign markets through export also was providing The viability of large in commercial life. In this study we aim to examine every aspect of agriculture and livestock sector which are located on so important for the economy of Khurasan. In this context, We aim to provide information about the region's climate, landform, forms of land cultivation and watering conditions, agricultural products, livestock status, marketing methods and locations of both the agriculture and animal products. We hope that our work is a useful reference for researchers who are interested in this topic

  • MakaleYalnız künye2014
    İslam’da çevre bilinci ve eğitimi

    Aktaş, Hamza

    14-15 Mayıs 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin düzenlemiş olduğu "Uluslararası Çevre ve Din" adlı Sempozyum'da İslâm'ın çevreyle olan ilişkisinin ne olduğu bilimsel olarak bildirilerde ifade edildiyse de, eğitim yönünün çok fazla dile getirilmediği görülmektedir. Bu çalışmada, "İslam'da çevre bilinci ve eğitimi hangi perspektiften yola çıkarak ele alınmıştır?" konusu ön plana çıkarılacaktır. İslam'da çevre bilinci ve eğitiminin hangi konulara dayalı olarak ele alındığını ve insanlara nasıl bir çevre bilinci verildiğini açıklamaya yöneliktir. Çalışmanın amacı, İslam'da çevre bilincini ve çevresel değerlere nasıl sahip çıkıldığını eğitim yönüyle ortaya koymaya çalışmaktır. Yöntem ise, Kur'an ve hadislerdeki çevre eğitiminin ana çerçevesini ortaya koyarak konuya açıklık getirmektir. Çevre eğitimi, bilim tarihine henüz 1970 yılında girmeye başlamış ve bu tarihte "Dünya Günü"nde ilk defa planlanmış genç bir bilimsel anlayıştır. Fakat İslam'da çevre eğitimi, Kur'an'ın ilk ayetlerinde yer alan bir konudur. İslam'da çevre bilincinin ve eğitiminin, Kur'an'ın indiriliş sırası gözetilirse ilk inen ayetlerin sıralaması olarak 9-10. ayetlerle başladığı söylenebilir. Bu ayetlerde "Elbiseni temiz tut ve bütün pisliklerden arın" denilerek çevre eğitimine vurgu yapılmaktadır. Hz. Peygamber'in öğretilerinde de bu duruma paralel olarak çevresel bilinç oluşturmaya özen gösterilmiştir. Konuyla ilgili "Yarın kıyametin kopacağını bilseniz dahi, elinizdeki fidanı dikin", "Siz de evlerinizin avlularını ve bulunduğunuz sahayı temiz tutunuz" vb. hadislerde çevre bilinci ve eğitimine yönelik vurgular yapılmıştır

  • MakaleYalnız künye2015
    The suıcıde and reasons accordıng to ömer nasuhi bilmen: a evaluatıon ın the context of psychology of relıgıon and ıslamıc law

    Yilmaz, Fetullah; Dağcı, Abdullah

    The subject of the study, is to determine the expressions toward the reasons of suicide and to evaluate these expressions within the scope of related studies in Ömer Nasuhi Bilmen’s works. The differences and similarities between Bilmen’s ideas toward suicide fact and studies related to subject constitute the main problem of research. In this sense, the works of Bilmen were analyzed through literature review method and expressions related to suicide were determined. Based on the expressions obtained, different and similar aspects were evaluated. In research, firstly suicide were described, and then suicide’s place in religion were mentioned, and studies related to suicide were given a place. Afterwards, ideas of Bilmen’s related to the reasons of suicide were determined. In conclusion Bilmen’s ideas and the reasons stated at current studies were discussed by comparing. According to the results of research, it was determined that Bilmen approaches suicide in the sense of Kur’an and Hadith and he approaches suicide according to religious point of view. Besides, it was reached that a view of Bilmen towards the reasons of suicide appears similar to studies towards the reasons of suicide. Futhermore, it was determined an attempt that Bilmen classified the suicide as partial and general

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Dindarlığın örgütsel sessizlik üzerindeki rolü

    Kahya, Cem; Dağcı, Abdullah

    Bu çalışmanın temel amacı, dindarlığın (bu çalışmada İslam Dini), örgütsel sessizlik üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını incelemektir. Bu amaçla Erzurum ilinde çalışan ve kolayda örnekleme yöntemine göre seçilen toplam 130 öğretmen üzerinde bir anket çalışması yürütülmüştür. Araştırma kapsamında geliştirilen hipotezi test etmek üzere Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada dindarlığı temsilen inanç, duygu, davranış ve bilgi boyutları ile örgütsel sessizliği temsilen razı olma, savunma ve prososyal (örgüt yararına) sessizlik boyutları üzerinde analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucuna göre duygu boyutunun, razı olma sessizliği ve prososyal (örgüt yararına) sessizlik boyutları üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu ve inanç boyutunun da savunma sessizliği üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Unutulmaya yüz tutan folklorik değerlerin kişilerarası iletişime katkısı: gümüşhane örneği

    Çalışır, Gülsüm

    İletişim, insanların birbirini anlamasında kullandıkları en etkili yollardan birisidir. Böylelikle iletişim, kişileri birbirine yaklaştırır ve aralarında bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Kişilerarasında kurulan iletişimde bağları güçlendiren ve iletişimin devamını sağlayan birtakım unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurlardan birisi de geçmişten günümüze miras bırakılan ve en özel hazinelerimizden olan folklorik değerlerimizdir. Bir annenin ağlayan çocuğunu uyutmak için mırıldandığı ninnilerden, her biri ayrı bir mesaj yüklü olan türkülere, içinde sevinçleri, üzüntüleri, nükteli sözleri barındıran manilere kadar pek çok folklorik değer, etkili bir kişilerarası iletişimin gerçekleştirilmesi için bir araç olarak kullanılmıştır. Ancak geçmişte insanları bir araya getirme, kaynaştırma, aynı dili konuşma, bir duygu etrafında toplanma gibi kültürel mirasa sahip olan folklorik değerlerimiz, modern yaşam şartlarının insanı tutsak ettiği günümüzde zamana yenik düşerek ne yazık ki unutulmaya yüz tutmuştur. Bu bağlamda kişileri birbirine kaynaştıran folklorik değerlerde ne tür mesajlar verildiği, neler anlatıldığı ve hepsinden önemlisi de kişilerarası iletişime sağladığı katkıları araştırmak amacıyla böyle bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Gümüşhane merkezinde, ilçelerinde ve köylerinde yaşayan 65 yaşının üzerinde olan on iki kişi ile yüz yüze görüşmeler yapılarak, geçmişte folklorik değerlerin kişilerarası iletişimde ne şekilde kullanıldığı araştırılmıştır. Görüşmeler sırasında söz konusu folklorik değerlerin geçmişte insanlar arasında bir bağ kurmak, onları bilgilendirmek, eğitmek ve eğlendirmek amacıyla kullanıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Görüşmeye katılanların, kişilerarası iletişimde bir araç olarak türkü ve maniyi daha çok kullandığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra görüşmede, folklorik değerlerin duygu ve düşünce aktarımını kolaylaştırarak kaynaştırmada etkili olduğu; fakat modern hayatla birlikte bu değerlerin unutulmaya başladığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca katılımcıların kişilerarası iletişimde kullandıkları yöresel folklorik değerlerin örneklerine de yer verilmiştir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Turkish Studies International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 10/14 Fall 2015, p. 273-290

    Doğan, Kadir Caner

    Modernism in the historical process, it puts emphasis on important political, the social and economic change and transformation such as the end of the Middle Ages, Enlightenment, the rise of capitalism, the emergence of the modern state and public administration structuring. Postmodernism, especially after World War II upon impact on art, architecture, society, politics, law and public administration in level the paradigm has led to changes and transformations in the areas that mentioned. Postmodernism which in absolute terms represents a break from modernism, the modern era of theory, ideology and cultural qualities dismissed. Indeed, in this article, in the context reflection to public administration of postmodernism in the context of the emerging premise that relied on the postmodern public administration, considered a similarity the community in between the ombudsman and total quality management that has tried to establish a great relationship with this period. In this study, establishing the similarity mentioned which post-fordism, postbureaucracy and new public management concept is taken as the basis to provide a connection between postmodernism and public administration. In this framework, with support from the concepts mentioned the main features of postmodern public administration has been identified, after further degree of consistency with this feature of the ombudsman and total quality management approach it has been tried to be determined. On the other hand postmodernizm and establishing a relationship between said two approaches in terms historicality, the degree of consistency has also studied support with conceptual historicity. In fact, the importance and relationship of postmodern public administration of approaches of Ombudsman and Total Quality Management constitutes the basic subject matter of this article.

    AtıfTR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    İkili güven kavramının; birbirine rakip iki örgüt (işyeri-sendika) üzerinden incelenmesi

    Kılıç, Taşkın; Seymen, Oya Aytemiz

    Araştırmanın Amacı: İlgili yazında güven kavramı ağırlıklı olarak tek yönlü olarak ele alınıp; örgütsel süreçlerdeki rolü incelenmiştir. İkili güven kavramını araştıran çalışmamızda, işgörenlerin hem örgüte hem de sendikaya bağlı olmaları nedeniyle, güvenin iki yönlü (sendika/örgüt) olarak incelenmesi ve bir tarafa duyulan güven ya da güvensizliğin diğer tarafı nasıl etkileyeceği, konusu önem taşımakta olup; ilgili yazında bu yetersizliğin belli ölçüde giderilmesi amaçlanmıştır. Yazındaki bu boşluğu doldurabilmek için, bu çalışmada örgütsel güven kavramı iki yönlü olarak ele alınıp incelenecektir. Yöntem: Araştırmanın teorik kısmı ilgili yazın taraması ve yararlanılarak araştırma araştırması ise Enerji, Sağlık ve Eğitim olmak üzere üç farklı Kamu sektöründen 553 işgörene anket yöntemi kullanılarak tamamlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve LISREL istatistik programlarında temel ve ileri düzey (Yapısal Eşitlik Modellemesi) testlere tabi tutulmuş ve sonuçlara ulaşılmıştır. Bulgular ve Sonuç: Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) analizi sonucuna göre örgütsel güven düzeyinin bütün alt boyutlarının, sendikaya güven düzeyindeki bütün alt boyutları pozitif şekilde etkilediği, sendika yöneticisine karşı olan güven düzeyinin sendikaya olan güveni pozitif yönde etkilediği ve en yüksek güven düzeyinin enerji sektöründe, en düşük ise eğitim sektöründe olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2015
    Farklı müzik türlerinin bireylerin medya metinlerini algılamalarına etkisi: "saniyenin yüzde biri" örneği

    Yetkiner, Beyler; Nisan, Fatma Nisan

    Bireyler medya metinlerini okurken bir takım faktörlerin etkisinde kalabilmektedir. Bu etkiler; çevresel, fiziksel ya da psikolojik faktörlerden kaynaklanabilmektedir. Bu durum, bireylerin medyadan gelen iletileri alırken sadece medya metniyle ilgilenmedikleri, bunun yanında algılarının bir takım dışsal ya da içsel durumlara açık olduğunu göstermektedir. Müzik, bireylerin duygularına seslenebilmek amacıyla medya metinlerinde çok fazla kullanılmaktadır. Medya yöneticilerinin müziği kullanmalarındaki temel amaç bireylere vermek istedikleri mesajı istedikleri şekilde iletebilmektir. Bireylerin medya metinlerini okurken oradan gelen iletileri algılama ve yorumlama sürecinde farklı tonlardaki müziklerden etkilenip etkilenmedikleri, yani farklı müziklerin bireylerin algılarını ve yorumlarını etkileyip etkilemediği çalışmanın temel sorusunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı, farklı müzik türlerinin bireylerin medya metinlerini algılama ve yorumlama sürecinde etkisinin olup olmadığını, olduysa bu etkinin ne yönde olduğunu belirlemektir. İletişim alanında daha önce hiç yapılmamış olan bir çalışma olması nedeniyle çalışma önemlidir. 11 iletişim fakültesi öğrencisi üzerinde uygulanan bu çalışmada medya metni olarak, "Saniyenin Yüzde Biri" (OneHundredth of a Second) adlı kısa film seçilerek katılımcılara birer hafta arayla üç farklı zamanda, normal, duygusal ve sert müzik türlerinde, farklı müzik kategorileri eşliğinde izlettirilmiştir. Çalışmada, katılımcıların aynı metni farklı müzik türleriyle farklı zamanlarda izlerken müziğin etkisinde kalıp kalmadıklarına ve bu durumun metni algılayıp yorumlamalarına etki edip etmediği sorgulanmış olup yöntem olarak deney yöntemi kullanılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2015
    Marketing of touristic products: a comparative analysis between city of innsbruck and gumushane

    Yalçın, Bilal

    Cities are as well as being a brand come into prominence with different touristic products. It can be used as a benchmark to compare the cities tourist value created by the design and presentation of the tourist product. Gumushane and city of Innsbruck are very similar to each other in terms of both climate and the surface types. In particular, the two cities are surrounded by the mountains and two rivers go through in the middle of the cities. The comparison of the two cities (benchmarking) has been caried out on the use of natural resources more similar which they owned. Marketing of similar touristic products and contribution of tourism industry to the local economy is low in Gumushane and high in Innsbruck

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Assessment of the Rock Slopes by Kinematic and Limit Equilibrium Methods on the Bağlarbaşı-Tekke (Gümüşhane) Motorway

    Özkirişçi Oktay, Ceren; Gurocak, Zulfu; Alemdag, Selcuk

    Kinematic analysis method is one of the widely used methods to evaluate potential failures such as planar, wedge and toppling in rock slopes. In this method, orientations of slope and discontinuity with the friction angle of the discontinuities planes are used to analyze possible failure types. However, the reliability of the results obtained from kinematical analyses is not sufficient for optimum slope design. For this reason, it is necessary that the results of kinematical analyses should be controlled using limit equilibrium or numerical analyses. In this study, stability of rock slopes on the highway of Bağlarbaşı-Tekke (Gümüşhane) was investigated using kinematical and limit equilibrium analyses. The results of thekinematical analyses showed that there may be planar and wedge type instabilities for the rock slopes numbered 5, 6, and 7. The limit equilibrium analyses conducted for the types of plane and wedge show that the rock slopes numbered 5 and 6 are instable while number 7 is stable

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Meslekî tükenmişlik ile dindarlık eğilimi arasındaki ilişki üzerine ampirik bir araştırma

    Kartopu, Saffet; Dağcı, Abdullah

    Çalışmanın konusu dindarlık eğilimi ile meslekî tükenmişlik arasındaki ilişkidir. Dindarlık eğilimine göre meslekî tükenmişlik düzeyinde herhangi bir farklılık olup olmadığı ise çalışmanın temel problemini oluşturmuştur. Bu bağlamda meslekî tükenmişlik düzeyini ve dindarlık eğilimini belirlemek için kolayda örnekleme yöntemiyle Gümüşhane il merkezindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan farklı branşlardaki öğretmenlerden bir örneklem grubu oluşturulmuştur. Elde edilen meslekî tükenmişlik ve dindarlık eğilimi verilerinden yola çıkarak bu iki değişkenin ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada Frekans, Bağımsız t-Testi, Tek Yönlü Varyans AnaliziANOVA testleri kullanılmıştır. Bunun yanında hesaplanan değerleri ve elde edilen verileri değerlendirmek için SPSS (16.0) istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırma iki bölümden oluşmuştur. İlk bölümde dindarlık eğilimi ile meslekî tükenmişlik ilişkisine teorik bir yaklaşım sunulmuştur; meslekî tükenmişlik ve dindarlık kavramı, meslekî tükenmişlikle ilgili yurt içinde ve yurt dışında yapılan araştırmalar ve son olarak da meslekî tükenmişlik ile dindarlık eğilimi arasındaki ilişkiden bahsedilmiştir. İkinci bölümde uygulama kısmı, çalışmanın problemi ve alt problemleri, hipotezler, evren ve örneklem, kullanılan ölçekle ilgili sınırlıklar, çalışma bulgularının analizi, bulguların tartışılması, sonuçlar ve çalışmanın önerileri sunulmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre meslekî tükenmişlik puanları cinsiyet değişkenine göre farklılaşmazken, sosyo-ekonomik durum değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Bunun yanında dindarlık eğilimine yönelik anket maddeleri ile meslekî tükenmişlik puanları arasında anlamlı düzeyde farklılaşmalara ulaşılmıştır. Sonuç olarak dindarlık eğiliminin meslekî tükenmişliğe etki eden faktörlerden biri olduğu tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Epistemology in ibn khaldun

    Sarıtaş, Kamil

    Ibn Khaldun, who lived in XIV. century, is a multifaceted Islamic thinker. He put forth to ideasat Kalam, Sufism, Hadith, Tafseer, Fıqh (Law) and Islamic philosophy which are in Islamic thinking areas. Besides he brought forward original ideas in the fields of sociology, politics and philosophy of history. When was examining the fields of thought, he tackled informations which can be determined his attitude of Epistemoloji, in different places and non-systematic way. He focused on the problems of episteme which are posibility, definition, sources, instrumentality, limit and value in Epistemoloji. In this context, he tried to put forward determinations about which his study areas can be understood more truthfully and episteme must be based on which value, as previous İslamic philosophers, theologians and sufis. Ibn Khaldun touched on sense, nous, revelation, dream and intuition as instrumentality of episteme also he examined that relation between magic, talisman, prophecy and epistemology. He tought that sense and nous are accepted in matters world, epistemes can be achieved with revelation and intuition in spiritual world. He seperated each other philisophical sciences which based upon intellect and religious sciences which based upon revelation. Ibn Khaldun don’t think that ways of obtaining information are an alternative to each other, considered the means of obtaining information subsidiary of a whole, stayed out of an attitude which based upon absolutization and degradation. Furthermore, he made a fuss about what are limits of instrumentality of episteme and value of episteme. He put forth the value of information with the principles as trueness, practicable, relevancy of religious and usefulness

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2014
    Two natıonal poets: mehmet âkif ersoy - mırza muhammed takı melıkul’s- suara bahar

    Işık, Yeşim

    Modernization activities following “Imperial Edict of Gulhane”, corresponds to the Kacarlar Period in Iran. In this transition period, Turkish and Iranian intellectuals who were in a dilemma choosing between Western and Eastern cultures, were confronted with many new ideas and movement. There were many conflicts among intellectuals, goverment and the public since it was difficult to adopt to the rapidly changing political enviroment around the world and country during that time. It enables us to achieve significant knowledge by researching political, social and literary developments which gained a certain ground within the constitutional movement, through the contemporary poets and authors. In this context, I will try to enlighten the period by focusing on political and literary lives of the key individuals Mehmet Âkif Ersoy who witnessed the second Constitutionalist Period in Turkey and Mirza Muhammed Taki Melikul’s-Suara Bahar who had similar experience in the first Constitutionalist Period in Iran. There are a number of parallels between political and literary lives of Mirza Muhammed Taki Melikül’sSuara Bahar who lived in the years 1886- 1951 and Mehmet Âkif Ersoy who lived in the years 1873-1936 and their poems. Political, social and economic circumstances of the two countries which were in the First World War, led their poets and intellectuals to fight for freedom. Under the foreign invasions and political pressures in their countries, those two poets also aimed to raise their people’s awareness in the values of their own history, culture and civilization. In this study, two national poets which became prominent figures in their literature histories will be analysed comperatively over the characteristics of the period, and also evaluated according to positivist methodology which argues that literary works are closely linked with writer’s life and products of their lives

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele