Yazarlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide sosyal sermayenin düzenleyici etkisi

    Emine Yılmaz Atik

    Bu tezde, çalışanların farklılık yönetimi algıları ile duygusal bağlılıkları arasındaki ilişkide sosyal sermayenin düzenleyici etkisi araştırılmaktadır. Bu çalışma, farklılık yönetimi algısı ve sosyal sermaye değişkenlerinin doğrudan etkilerinin yanı sıra bu değişkenler arasındaki etkileşimin, duygusal bağlılık üzerindeki düzenleyici etkisine odaklanmaktadır. Burada ele alınan ilişkiler, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde görev yapan 317 akademik personelden oluşan örneklem üzerinden analize tabi tutulmuştur. Çalışmada öncelikle sosyal kimlik teorisinden hareketle, farklılık yönetimi algısının duygusal bağlılık üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada, Bourdieu'nun sosyal sermaye teorisinden yola çıkılarak, sosyal sermayenin boyutlarının duygusal bağlılık üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yaşam değeri boyutunun, duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi tespit edilirken, diğer boyutlar ile duygusal bağlılık arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Çalışmada sosyal kimlik teorisi ve sosyal sermaye teorisinin birlikte ele alındığı üçüncü aşamada, bireysel farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide sosyo proaktivite, aile ve arkadaşlık ilişkileri, tolerans ve iş ilişkilerinin negatif yönde düzenleyici etkisi ortaya konulmuştur. Örgütsel farklılık yönetimi algısı ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide ise güven ve yaşam değerinin pozitif yönde düzenleyici etkisi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal bağlılık, Farklılık yönetimi algısı, Sosyal sermaye

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Bankaların Kredi Kalitesi, Kredi Büyümesi ve Sosyal Sermaye İlişkisi: Türk bankacılık sektörü Örneği

    Abdulmuttalip Pilatin

    Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan Türkiye'de sosyal sermayenin bankaların kredi genişleme stratejisine ve kredi kalitesine herhangi bir etkisinin olup olmadığını ve bu etkinin hangi yönlü olduğunu ortaya koymaktır. Çalışmada 2007-2018 dönemini kapsayan 12 yıllık süre boyunca Türkiye'deki tüm kamu, özel ve yabancı sermayeli mevduat bankalarının il bazında kredi verileri alınarak analizler gerçekleştirimiştir. Çalışmada il bazında toplam kredi büyümesindeki, konut kredi büyümesindeki, ticaret ve endüstri kredisindeki büyümesindeki, inşaat kredisindeki büyümesindeki ve takipteki kredilerin büyümesindeki değişme ile takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ve son olarak takipteki kredilerin toplam aktiflere oranı bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişken olarak sosyal sermaye endeksi kullanılmıştır. Ayrıca alternatif sosyal sermaye değişkeni olarak il bazında organ bağış oranı kullanılmıştır. Sosyal sermaye endeksi oluşturulurken daha önceki çalışmalarda da kullanılan 2 ağ ve 2 norm göstergesinden elde edilen sosyal sermaye değeri kullanılmıştır. Panel veri uygulamalarında incelenen sabit ve tesadüfi etkiler modellerinde otokorelasyon, değişen varyans ve birimler arası korelasyon olup olmadığına göre uygun bir tahminci kullanmak önemlidir. Söz konusu durumlardan birinin, birkaçının veya hepsinin olması durumu, tahmin edilecek modellerle ilgili sapmalı sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gerekli testler yapıldıktan sonra modellerde değişen varyans, otokorelasyon ve birimler arası korelasyon sorunu olduğu tespit edildiği için dirençli tahminci ile katsayı tahmini yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu koşullarda, her üç varsayımdan sapmaya karşı dirençli standart hataları elde etmek için Beck-Katz tahmincisi kullanılmıştır. Çünkü N>T olduğunda Beck-Katz tahmincisi kullanılabilir. Çalışma sonuçları T/N<1 olduğunda daha doğru sonuçlar veren Beck-Katz tahmincisine göre raporlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, sosyal sermaye (SC1) ile toplam kredilerdeki büyüme, konut kredilerindeki büyüme, ticari ve endüstri kredilerindeki büyüme ve inşaat kredilerindeki büyüme oranı arasında, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Yine sosyal sermaye değişkeni (SC1) ile bankaların kredi risk göstergesi olan takipteki kredilerdeki değişim oranı, takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ve takipteki kredilerin toplam aktiflere oranı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'de yer alan illerde sosyal sermaye seviyesi yükseldikçe banka çalışanlarının ve yöneticilerinin yanı sıra müşterilerinin de fırsatçı davranışları azalmaktadır. Bu sebeple sosyal sermaye seviyesinin yüksek olan illerde bankaların kredi büyümesi daha yavaş ve kredi kalitesi daha düşük bir seviyede gerçekleşmektedir. Bu sonuçlar çalışmanın teorik arka planını oluşturan Temsilci Maliyetleri Kuramı ile Ahlaki Tehlike Kuramı'nı desteklemektedir.