Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kopenhag Okulu çerçevesinde iklim değişikliğinin güvenlikleştirilmesi

    Adem Yılmaz

    Küresel sıcaklık artışı; çevresel etkileri, şiddeti ve medeniyet üzerindeki potansiyel tehditleriyle 2000'li yılların en önemli tartışma konularından biri haline gelmiştir. Bu sorunun insan varlığını ve gelişimini riske atma olasılığı, birçok ülkenin iklim değişikliğini varoluşsal bir tehdit olarak tanımasına ve güvenlik meselesi olarak ele almasına neden olmuştur. Bu çalışma, Kopenhag Okulu'nun güvenlikleştirme kavramı üzerinden, iklim değişikliğinin güvenlik bağlamında nasıl ele alındığını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma küresel durumu, tarihsel-politik bağlamı ve uluslararası ilişkiler teorilerini kullanarak, ilgili konuşmalar ve belgelerle birlikte medya üretimlerini de analiz etmektedir. Geleneksel güvenlik perspektifleri ile genişletilmiş güvenlik anlayışları arasındaki paralellikler üzerinden, uluslararası toplumun iklim değişikliğini güvenlikleştirmeye iten nedenler, kullanılan söylemler ve bu yaklaşımların sonuçları tartışılacaktır. Ayrıca, önleyici ve iş birlikçi politikaların yanı sıra, acil önlemler gerektiren güvenlik temelli yaklaşımlar arasındaki uygun rasyonalitenin belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu analiz, iklim değişikliğine karşı en etkili ve sürdürülebilir çözüm yollarını bulmak için gerekli stratejik düşüncelere katkı sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Türkiye'deki Suriyelilerin güvenlikleştirme teorisi bağlamında analizi

    Nursel Baytar

    Soğuk Savaş Dönemi'nin bitimine kadar tehdit altında olanın yalnızca 'devlet' olarak algılanması, güvenlik konusunun dar bir kalıba sığmış olduğunu göstermektedir. Zamanla Eleştirel Teorisyenlerin konuya yaklaşımı 'güvenlik' kavramının tanımında genişlemeyi zaruri kılmıştır. Birbirinden farklı çok sayıda konunun güvenliği tehdit edeceğini öne süren teorisyenler, göç süreci ve göçmenlerin de güvenlik tehdidi oluşturabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle 2010 yılında Tunus'ta başlayan Arap Halk Hareketi'nin 2011 yılında Suriye'ye sıçraması ve iç savaşa dönüşmesi ile yaşanan toplu göç hareketi, Türkiye'ye gelen Suriyelilerin bir güvenlik sorunu teşkil edip etmeyeceği sorularını da beraberinde getirmiştir. Kopenhag Okulu'nun geliştirmiş olduğu güvenlikleştirme kavramı söz-edim yoluyla bir durumun kamuoyunda güvenlik sorunu olarak algılanabileceğini vurgulamakta ve Türkiye'de yer alan Suriyeliler güvenlikleştirme teorisi bağlamında değerlendirilmektedir. Hazırlanan yüksek lisans tez çalışmasında sayıları her geçen gün artan ve geçici koruma statüsü verilen Suriyelilerin, siyasi parti mensuplarının ve medyanın dilinde toplum için tehdit olup olmadığı, güvenlikleştirilme sürecine ne şekilde dâhil edildiği irdelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Göçün Kayseri örneğinde güvenlikleştirilmesi

    Sedanur Ocak

    Göç, güvenlikle sıkı sıkıya ilişkilendirilebilen bir olgudur. Gerçekleştirildiği yerde meydana getirebileceği kimi olumsuz etkiler ile güvenliğe tehdit olarak görülebilen göç, güvenlik söylemleri içerisinde yer alarak, güvenliğe tehdit şeklinde nitelendirilip güvenlikleştirilebilmektedir. Bu kapsamda bu çalışmada Kayseri'de göçün güvenliğe tehdit teşkil edip etmediği, eğer güvenliğe bir tehdit teşkil ediyor ise bu tehdidin hangi alanlarda ne gibi bir güvenlik tehdidi meydana getirdiğinin araştırılarak ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Kayseri ilinde güvenlikleştirici aktörler olarak belirlenmiş; Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti, Halkların Demokratik Partisi, Yeniden Refah Partisi, Zafer Partisi, Saadet Partisi Kayseri İl Başkanlığı'ndan ve Göç İdaresi İl Genel Müdürlüğü'nden yetkili kişiler ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek, konu dâhilinde hazırlanmış yarı yapılandırılmış sorulara başvurulmuş ve elde edilen bilgiler betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda bağlam olarak ele alınan Kayseri ilinde göç konusu, yoğun olarak güvenlik meselesi olarak değerlendirilmiştir. Kayseri ilinde yaşayan göçmenler; kente olan etkilerinden kaynaklı ekonomiye, topluma ve çevreye güvenlik tehdidi olarak belirtilmişlerdir. Ayrıca göçün, ekonomik, toplumsal ve çevre alanı ilişkili olarak aktörler tarafından güvenlikleştirme perspektifinden ele alınabilen bir konu olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Covid-19'un güvenlikleştirilmesinin ekonomik ve toplumsal alanlarda incelenmesi: Türkiye örneği

    Şahturna Türkaslan

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, insan yaşamını tehdit eden küresel bir sağlık krizine dönüşmüştür. Covid-19 dünyada ticaretten ekonomiye, insani ilişkilerden toplumsal yaşama ve uluslararası ilişkilere kadar tehdit oluşturarak sağlık krizi olmasının ötesine geçmiştir. Salgın, insanların varoluşunu ve devletlerin sürdürülebilirliğini tehdit ederek güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu kapsamda çalışmada; Covid-19 salgınının Türkiye'de güvenlikleştirici aktörler olarak değerlendirilen siyasi partiler içerisinden AKP, MHP, CHP, HDP ve İYİ parti tarafından algılanışı güvenlikleştirme kuramı kapsamında incelenmiştir. Covid-19'un Türkiye'de güvenlikleştirici aktörlerce siyasi söylem içerisinde toplumun varoluşuna dair güvenlik tehdidi olarak çerçevelendiği görülmüştür. Ayrıca salgının ülkede ekonomik ve toplumsal alanlarda da bir tehdit unsuru olduğu ve bu alanlarda olumsuz etkilerinin görüldüğü dolayısıyla salgının ülkenin ekonomik ve toplumsal güvenliğine de tehdit oluşturduğu görülmüştür. Bu tehditle mücadele etmek için alınan olağanüstü önlemlerle de salgın güvenlikleştirilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın, ülkede bir salgın hastalığın güvenlikleştirici aktörler olan siyasi parti elitleri tarafından nasıl güvenlik meselesi olarak ele alındığını ve sağlık alanında ortaya çıkan krizin ülkede ekonomik ve toplumsal güvenliği nasıl tehdit ettiğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.