Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
Yayınlar
- Derleme MakaleYalnız künye2018Türkiye’deki Suriyeli Misafirler ve İlişkilendirilen Bulaşıcı Hastalıklar
Turan, Melikşah; Sezen, İrem; Kaya, Afşin Ahmet
Türkiye son 7 yılda Suriye’den gelen yoğun bir göç dalgasına maruz kalmakta, insani amaçla sınırlarını açarak barınma, sağlık, güvenlik, beslenme, eğitim, sosyal alanlarda hizmet sağlamaktadır. Sınır dışı edilme korkusuyla yasa dışı yollarla ülkeye girerek varlıklarını bildirmeyen bireylerin, sağlık durumlarının belirsizliği ve hayat standartlarının düşük olması büyük tehlike oluşturmaktadır. Sağlık problemleri göçün oluşturduğu olumsuz yaşam koşulları ile birlikte yoğun bir tehdit oluşturmaktadır. Çalışmamızda Türkiye’deki Suriyeli misafirler ve ilişkilendirilen bulaşıcı hastalıklar ile ilgili bilgi vermek ve önerilerde bulunmak amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Suriyeli misafirler ve bulaşıcı hastalıklara yönelik raporlar ve yayınlar incelenmiştir. Rapor ve yayın sonuçları çalışmamız çerçevesinde derlenerek öneriler oluşturulmuştur. 2012-2017 yılları arasında yapılan raporlamalara göre çocuk felci (polio), kızamık, tüberküloz, şark çıbanı (leishmania) gibi hastalıkların ortaya çıkma sıklığı düzensiz olarak değişmiştir. Çalışma sonucunda giriş noktalarında ve yaşam alanlarında sağlık ve diğer hizmetlerin cevap verebilirliğini artırmak için ‘Göç öncesinde; Kendi ülkesindeki bulaşıcı hastalıklar, Göç sırasında; Kendi ülkesi, Geçilen ülkelerdeki bulaşıcı hastalıklar, Göç Sonrasında; Kendi ülkesi, Geçilen ülkelerdeki, konuk ülkedeki bulaşıcı hastalıklar’ stratejik ve eylem planlarının hazırlanmasının sağlanması, tarama, aşılama, eğitim (hijyen-bulaş), vektörlerle mücadele ve erken müdahale enfeksiyonlarla mücadele paketinde yer alması, bulaşıcı hastalık açısından risk oluşturabilecek kesimin belirlenerek takip ve tedavi altına alınması, sınıra yakın bölgelerde bağışıklama ile ilgili kampanyaların oluşturulması önerilmektedir.
AtıfTR Dizin12İncele - MakaleAçık Erişim2017Scopus SJRQ4Mide Kanserli Olguların Geriye Dönük İncelenmesi
Eken, Hüseyin; Pülat, Hüseyin; Çağlar, Kazım; Eroğlu, Hasan; Zihni, Ismail; Karaköse, Oktay
Amaç: Mide kanseri Avrupa’da kadınlarda ve erkeklerde görülme sıklığıaçısından beşinci sırada yer almaktadır. Erkek kadın oranı ise 1.6:1 olarakbelirlenmiştir. Mide kanseri, kansere bağlı ölümlerde ülkemizde erkeklerdeikinci, kadınlarda ise üçüncü sırada yer almaktadır. Mide kanserinin prognozugenellikle kötüdür. Bunun sebebi de tanıda gecikme ve tanı konan olgularınileri evrede olmasıdır.Gereç ve Yöntemler: Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi GenelCerrahi Anabilim Dalı 1995 -2009 yılları arasında mide kanseri tanısı ilecerrahi işlem yapılan 204 olgu geriye dönük olarak incelendi. Bu olgulardan131’ine küratif cerrahi rezeksiyon yapıldığı belirlendi. Olguların %80’i lokalileri evre olgulardı (evre IIIa, IIIb ve IV). Olguların yaş, cinsiyet, başvurusemptomları, tümör lokalizasyonu, T, N, M, evre, tümör diferansiyasyonu,histolojik tipleri, tümör çapı, vasküler ve perinöral invazyon varlığı, yapılancerrahi işlem, rezeksiyon tipi, diseksiyon tipi, diseke edilen toplam lenf nodusayısı, metastatik lenf nodu varlığı, metastatik lenf nodu sayısı ve toplam lenfnodu sayısına oranı, komplikasyonlar, cerrahi mortalite, adjuvan kemoterapi,adjuvan radyoterapi ve diğer adjuvan tedavileri ve sağkalım süreleribelirlendi. Bu verilerin sağkalım üzerine etkileri lojistik regresyon analizi iledeğerlendirildi. Sağkalım açısından 3 ve 5 yıllık sağkalım eğrileri Kaplan-Meieryöntemiyle çıkarıldıBulgular: Küratif rezeksiyon ve diseksiyon yapılan 131 olguda morbidite%15.2, mortalite ise %7.6 idi. Evre ve metastatik lenf nodlarının toplam lenfnodu sayısına oranı sağkalım üzerinde en önemli faktörler olarak bulundu(p<0.05). Evrelere göre sağkalımda 5 yıllık sağkalım oranlarının evre Ia için%79.1, Ib için %78.3, II için %61.8, IIIa için %46, IIIb için %24.8 ve IV için %25.8olduğu görüldü.Sonuç: Sonuç olarak olgularımızın çoğunun lokal ileri evre olgular olmasınakarşın yapılan radikal cerrahi işlemlerden fayda gördüğü ve sağkalımoranlarının bu anlamda olumlu olduğunu söylemek mümkündür.
- MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ2Streptozotosin Kaynaklı Tip 1 Diyabetik Sıçanlarda Meydana Gelen Nefropatilerde Artan eNOS ve iNOS Sunumlarının Apoptozisle İlişkilendirilmesi
Dincel, Gungor Cagdas; Yildirim, Serkan
The present study was designed to evaluate the effects of high level of nitric oxide (NO) production and oxidative stress (OS) on nephropathology and to identify whether NO and OS have any correlation with apoptosis seen in diabetic kidney, elucidating the underlying mechanism(s) involved in the development of nephropathology in streptozotocin (STZ)-induced diabetic rats. Expression levels of caspase 3, caspase 9, endothelial nitric oxide synthase (eNOS), inducible nitric oxide synthase (iNOS), 8-hydroxy-2'-deoxyguanosine (8-OHdG), for the detection of oxidative damage to DNA, were examined in diabetic kidney tissues. Results of the study revealed that the levels of 8-OHdG (P<0.005), eNOS (P<0.005), iNOS (P<0.005), caspase 3 (P<0.005) and caspase 9 (P<0.005) were remarkably higher in diabetic kidney tissues than in controls. In addition, STZ-treated animals showed significant loss of body weight and renal enlargement. It was suggested that apoptosis, OS and increased NO levels are involved in the pathogenesis of diabetic nephropathy. The results also strongly suggested that STZ-induced apoptosis through activation of the intrinsic pathway and that might be most likely related to increased NO levels. Moreover, high NO production was not only mediated by eNOS but also by iNOS. Increased NO production may contribute to hyperfiltration and microalbuminuria in early diabetic nephropathy. Furthermore, expression of 8-OHdG might give an idea of the progress and may be essential as it has a diagnostic significance for this disease. In conclusion, we believe that eNOS and iNOS overexpressions induce diabetic nephropathy by mediating apoptosis in STZ-induced rats.
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2016Gümüşhane Bölgesinde Aborte Bir Buzağıda Sığır Viral Diyare Virusu ile İlişkili Hipomyelinasyon’un İlk Tespiti
Gökhan, Nezihe; Dinçel, Çağdaş
In this study, hydranencephaly and mild cerebellar hypoplasia were reported macroscopically, microscopically and immunohistochemically in an aborted Holstein Friesian calf. A relationship between Bovine Viral Diarrhoea Virus (BVDV) infection and histopathology associated with the central nervous system (CNS) lesions were demonstrated. In the histopathology, perivascular haemorrhage, oedema, neuronal necrosis and degeneration were observed in the CNS. BVDV positive immunoreaction was detected in neurons, glial and endothelial cells of CNS by immunohistochemical examination. As far as the authors are concerned, this is the first report of BVDV present in an aborted Holstein Friesian Calf in Gumushane region. This finding may have important implications for the epidemiology and control of BVDV infection in the Gumushane region

