Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Granodiyorit atıklarının demir oksitli sırlarda kullanımının araştırılması: estetik ve sürdürülebilirlik perspektifi

    Arıanpour, Aslı Çakır; Gücer, Mehmet Ali; Isiktas, Imre Deniz; Özek, Serap Bedel; Helvacıkara, Fidan Tonza; Sipahi, Ferkan

    Seramik üretimi, doğal hammaddelere dayalı çok aşamalı süreçler gerektirir. Ancak artan çevresel kaygılar ve hammadde kaynakların tükenmesi, alternatif hammadde arayışını ve atık yönetimini seramik endüstrisinin öncelikli konuları haline getirmiştir. Özellikle doğal taş endüstrisinde oluşan atıklar hem çevresel etkilerin azaltılması hem de ekonomik değer yaratılması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bağlamda, granitoyidik kayaçlar, özellikle demir oksit içeriği sayesinde seramik sırlarında estetik ve işlevsel katkı sağlayabilecek potansiyel bir atık malzeme olarak değerlendirilmiş ve Gümüşhane il merkezindeki bir mermer işletmesinden temin edilen granodiyorit atıklar, demir oksitli sırların renklendirici bileşeni olarak kullanılmıştır. Petrografik analizler sonucunda kayaç numuneleri granodiyorit, diyorit ve granit olarak sınıflandırılmış; özellikle biyotit ve hornblend gibi mafik mineralleri yüksek oranda içeren granodiyorit (H1) örneklerinde toplam Fe₂O₃ oranının %3,96 olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle sır formülasyonlarında granodiyorit örneği esas alınmıştır. Beş farklı seramik bünye (kırmızı, şamot, döküm, porselen ve stoneware) üzerine uygulanan granodiyorit katkılı sırlar 1040°C–1100°C aralığında pişirilmiş ve özellikle aventurin etkili yüzeyler elde edilmiştir. Denemeler sonucunda, granodiyorit atıklarının sır yüzey özelliklerini, renklenme karakterini ve estetik niteliklerini olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Elde edilen veriler, bu atık malzemenin seramik sektöründe hem sürdürülebilirlik hem de estetik çeşitlilik açısından değerli bir alternatif sunduğunu göstermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Exploring the utilization potential of kaolin in the Balıkesir Sındırgı region

    Alp, Ibrahim; Erkan, Ilker

    Natural kaolins may contain some metal cations (K+, Na+, Mg+2, Ca+2) and anions such as carbonate, phosphate, and sulfate as impurities, depending on the formation conditions. The kaolins of Turkiye generally give a high-quality white color after firing due to their low Fe2O3 content. Unfortunately, Turkiye’s kaolin deposits generally contain high levels of SO3. Since the alunite mineral, which is the source of SO3, cannot be removed from the structure by known methods, kaolins containing alunite can only be used in the white cement sector. In this study, the suitability of the kaolins of the Balıkesir Sındırgı region, which has a large part of the kaolin reserves of Turkiye, to the areas of use where kaolin is mostly used in its current state has been investigated, and the samples obtained from the region have been examined in which areas of use they are suitable for use in raw form, and suggestions have been made about the enrichment methods to be carried out by comparing with the studies in the literature.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Vulnerability-Preventing Structures in Disaster Management: Polyurea Coating on Building Structural Elements

    Kaya, Afşin Ahmet; Akduman, Öznur; Aksüt, Yavuz Selim

    Numerous disasters occur due to the inability to manage risks arising from natural, technological, and human-induced hazards. As a result of these disasters, the magnification of incurred damages underscores the significance of the concept of risk management, an integral step in disaster management. Consequently, efforts to mitigate the adverse effects of earthquakes and other disasters are progressively increasing. However, endeavors aimed at reducing the damages inflicted by earthquakes and other disasters on structures, particularly earthquakes, are not yet at an adequate level. Presently, the importance of alternative solution models to counteract the forces exerted on structures during disasters like earthquakes is on the rise.In this study, unreinforced concrete blocks were coated with flexible polyurea, a state-of-the-art cladding material extensively used in various fields, at different thicknesses. Three-point bending tests were performed on the coated specimens. The data obtained from these tests were analyzed and evaluated. It was concluded that specimens coated with polyurea exhibited higher strengths compared to uncoated specimens. This study introduces the utilization of polyurea flexible composite material in structural elements as an alternative method within the spectrum of precautions taken to enhance the safety of structures against various disasters, primarily earthquakes.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Uçucu kül inceliğinin betonun sülfat direnci üzerine etkisi

    Demir Şahin, Demet; Çullu, Mustafa; Eker, Hasan

    Beton bileşiminden biri olan çimentonun hidratasyonu ile sülfat iyonları arasında oluşan kimyasal reaksiyon sonucu sülfat korozyonu oluşmakta ve bu oluşum betonda bozulmalara neden olmaktadır. Sülfatın beton üzerinde oluşturduğu hasarı azaltmak ya da en aza indirmek için çimento yerine uçucu kül gibi puzolanlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada betonun ana bileşenlerinden biri olan çimento yerine çimentoya yakın bileşene sahip olan Afşin Elbistan Termik Santralinden temin edilmiş uçucu kül atığı kullanılmıştır. Uçucu külün (UK) bilyalı değirmende 0, 10 ve 20 dk öğütülmesi ile elde edilen farklı inceliklere sahip örnekler % 10 UK ikame oranı ile hazırlanarak uçucu kül katkılı beton örnekleri oluşturulmuştur. Daha sonra bu örnekler; % 5 ve % 10 katkılı sülfat çözeltisine maruz bırakılmış ve beton örneklerinin sülfat direnci üzerine etkisini araştırmak için basınç dayanımı ve ultrasonik dalga hızı ölçümü testlerine tabi tutulmuş, ağırlık kayıpları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre uçucu kül öğütme süresine bağlı olarak % 5 ve % 10 sülfat çözeltisine maruz bırakılmıştır ve daha sonra katkılı beton örneklerindeki basınç dayanım değerlerinde artışlar gözlenmiştir. Sülfat çözeltisi miktarının artmasıyla birlikte beton örneklerinin basınç dayanımının azaldığı ve bu beton örneklerinin referans örneğine göre daha yüksek basınç dayanımı değerine sahip olduğu görülmüştür. Bununla birlikte; öğütme süresinin artmasıyla ağırlık kayıplarının azaldığı görülmüştür. Ayrıca; öğütmenin etkisi ile uçucu külün inceliğinin artması sonucu ultrasonik dalga hızı değerlerinin de arttığı belirlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Çimentolu Macun Dolgu Yönteminin Uygulanmasında Bazı Katkı Malzemelerinin Puzolanik Özelliklerinin Araştırılması

    Eker, Hasan; Bascetin, Atac; Tuylu, Serkan; Adiguzel, Deniz

    Son zamanlarda geliştirilen ve yaygın bir şekilde kullanılan çimentolu macun dolgu (ÇMD) yöntemi; maden atıklarınınbertarafı konusunda sektöre hem işletme hem çevresel, hem de yasal mevzuatın uygulanması açısından birçok faydalarsağlamaktadır. Bu yüzden; ülkemizdeki bazı maden işletmelerinde son yıllarda çimentolu macun dolgu (ÇMD) yöntemitercih edilmeye başlanmıştır. Bu yöntemin en büyük maliyet kalemlerinden biri bağlayıcı giderleridir. Bu çalışmada;ÇMD’da kullanılan Portland çimento (PÇ) yerine zeolit (Z), yüksek fırın cürufu (YFC), uçucu kül (UK) ve silis dumanı(SD) gibi puzolanik katkı malzemelerinin kullanılabilirliği incelenmiştir. Bu çalışmada referans (R, sadece çimentoiçeren) ve Z, YFC, UK ve SD katkılı ÇMD karışımlarının 28 ve 90 gün kür süreleri sonunda tek eksenli basınçdayanımları ve eğilme dayanımları incelenmiş ve elde edilen tek eksenli basınç ve eğilme dayanımları değerlerikullanılarak puzolanik aktivite indeksi değerleri belirlenmiştir. Atık, çimento (ağırlıkça % 11) ve su ile oluşturulanreferans numuneleri ve çimentonun yerine (% 11) % 25 oranında YFC, % 20 Z, % 10 UK, % 5 SD ikameli ÇMDnumunelerinin 28 ve 90 günlük kür süreleri sonunda tek eksenli basınç dayanımı (TEBD) deneyleri gerçekleştirilmiştir.Elde Edilen sonuçlara göre; 28 ve 90 gündeki en yüksek basınç ve eğilme dayanımları UK numunelerinde eldeedilmiştir. Puzolanik aktivite indeksinin en yüksek değerinin 28 ve 90 günde UK numunelerinde elde edildiğigörülmüştür. Referans numunesinin TEBD değerini 28 gün sonunda UK, SD ve Z geçerken; 90 günde ise sadece SD’ıgeçmektedir.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2019
    Investigation of Structural Properties and Wear Behavior of Surface Treated AZ31 Mg Alloy

    Çelik, İlhan

    Magnesium (Mg) and its alloys have a low density. For this reason, they are recognized as light metallic materials. Magnesium and its alloys have the potential capability to be widely used especially in the automotive, aviation and biomedical applications. However, their wear and corrosion resistance are very poor, so their area of usage is limited. This situation may adversely affect their usage without surface treatment despite their relatively well mechanical properties. Arc PVD technique was used to increase the wear resistance of AZ31 Mg alloy in this study. The surface coating process was applied to AZ31 Mg specimens as desired. Microstructural and morphological studies were done with XRD and SEM appliances. Pin-on-disc wear tests were performed to determine tribological properties. Through this study it was determined that AZ31 Mg alloy showed superior mechanical properties after applied CrN coating.

  • MakaleAçık Erişim2019
    Determination of modulus of elasticity and bending strength of wood material impregnated with nanoparticle silicon dioxide (SiO2)

    Yildirim, Mehmet Nuri; Yasar, Sekip Sadiye; Karaman, Abdurrahman

    The purpose of this study is to determine the effects of the nano-particulate silicon dioxide (SiO2) material on the bending strength and modulus of elasticity in bending of some wood species. Oriental beech (Fagus orientalis L.) and sessile oak (Quercus petrea L.) woods species which are commonly used in the furniture industry were used in this study. Impregnation was carried out with the preparation of SiO2 at concentrations of 1% and 3% according to ASTM-D 1413-76 (1976) standards. According to the results, while solution concentration was increasing in both wood species, total retention (kg/m3) and percentage retention (%) values increased; air dry density (12%), bending strength and modulus of elasticity in bending decreased. The maximum mean values of bending strength and modulus of elasticity was in control samples of oriental beech and the minimum were in sessile oak wood with 3% concentration. These results can be related to the fact that the higher density of oriental beech wood (0.630-0.685 g/cm³). In both species of wood, impregnation with SiO2 resulted loss of about 3-5% in bending strength and 0.6-9% in modulus of elasticity.

  • MakaleYalnız künye2013
    Laminat Parkede Bazı Yanmayı Geciktirici Kimyasalların Beyaz ve Esmer Çürüklük Mantarlarına Karşı Direncinin Araştırılması

    Şen, Selim; Ozdemir, Ferhat; Tutus, Ahmet

    Bu çalışmanın amacı laminat parke yapımında kullanılan yanmayı geciktirici kimyasal maddelerinin mantar çürüklük direnci üzerine etkisinin belirlenmesidir. Yanmayı geciktirici (FR: Fire retardant) olarak boraks (BX), borik asit (BA), amonyum polifosfat ve alfa-x (AX) kimyasal maddeleri kullanılmıştır. Kimyasallar %50 çam ve %50 kayın lifleri arasına tam kuru lif ağırlığına oranla %3,%6 ve %9 oranlarında toz olarak katılmıştır. Yüksek yoğunluklu (HDF: High density fiberboard) liflevhalar (400x400x6.5mm) üretilmiştir. Daha sonra levhaların yüzeyleri overlay, dekor ve balans kağıtları ile kaplanmıştır. Levhalar beyaz (Ceriporiopsis subvermisphora) ve esmer (Coniophora puteana) çürüklük mantarlarına maruz bırakılmıştır. Levhaların mantar çürüklük direnci araştırılmıştır. Sonuçta yanmayı geciktirici kimyasal maddelerin levhaların beyaz ve esmer çürüklük mantarlarına karşı direnci arttırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca yanmayı geciktirici kimyasal madde türü ve konsantrasyon oranının laminat parkenin çürüklük direnci üzerine etkili olduğu da tespit edilmiştir.