Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Karadeniz Bölgesi'ndeki kuraklık koşullarının SPI ve yapay zeka tabanlı incelenmesi
Yasemin Deniz Öztürk
Türkiye'de 1940'lı yıllardan beri birçok kuraklık analiz çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda Türkiye'de en az incelenen bölgelerden bir tanesi Karadeniz Bölgesi'dir. Karadeniz Bölgesi Türkiye'nin en fazla yağış alan bölgesi olmakla birlikte yağış değerlerinde hem yıllara göre salınımlar yaşanmakta hem de kıyı alanlar ile iç kesimde yer alan alanlar arasında ciddi yağış farklılıkları oluşmaktadır. Bu çalışmada Karadeniz bölgesinde yer alan 26 meteoroloji istasyonu verilerine göre 1960-2020 arasında gerçekleşen kurak dönemler SPI ve yapay zeka yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. SPI değerlerinin değişimi dikkate alındığında, bölge genelinde daha nemli koşullara doğru bir geçiş yaşanmaktadır. Bu durum hem istasyon bazlı hesaplanan SPI ısı haritalarında hem de tüm bölge için hesaplanan ortalama SPI değerlerinde görülmektedir. Bölge genelinde nemliliğe doğru bir eğilim olmakla birlikte tüm bölge için oluşturulan yıllık SPI değerlerine göre son 60 yıl içerisinde 1972-1987 döneminin en kurak dönem, 1996, 1969, 1974, 1984, 1986, 1993 ve 2020 yıllarının orta ve şiddetli kurak şeklinde geçtiği görülmektedir. Türkiye'de oldukça kurak geçen 2020 yılında özellikle Karadeniz'in iç kesimlerinde kuraklık daha belirgin yaşanmıştır. 6 farklı değişken kullanarak yapılan 14 farklı yapay zeka tahminlerine göre Karadeniz bölgesinde en iyi kuraklık tahminlerini Random Forest, IBK ve Kstar modelleri vermiştir. En düşük doğruluk oranı ise Naive Bayes yöntemine aittir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Yerli ve yabancı bazı kışlık ekmeklik buğday çeşitlerinin erken dönem kuraklık stresine katlanma bakımından değerlendirilmesi
Muharrem Ural
ÖZET Yapılan çalışmada, 10 yerli ve 10 yabancı olmak üzere, 20 kışlık ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşidinin, erken dönemde meydana gelebilecek kuraklık stresine karşı morfo-fizyolojik ve fito-kimyasal özellikleri incelenmiştir. Bu anlamda, %100 tarla kapasitesinde ve %25 tarla kapasitesinde tutularak, laboratuvar ortamında sera koşulları oluşturulmuştur. Çalışmalar, uygulamalar (su stressiz kontrol ve su stresli kurak koşullar) ana parsellere ve çeşitler alt parsellere yerleştirilmek suretiyle, üç tekrarlamalı olarak tesadüf parsellerinde bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, yaprak en, boy ve en/boy oranı, yaprak klorofil-a, klorofil-b, toplam klorofil ve klorofil-a/b, kök yaş ağırlığı, taç yaş ağırlığı, kök/taç yaş ağırlıklar oranı, ELWR (kesilen yaprak su tutma kapasitesi), MTS (membran kararlılığı), ortam-yaprak sıcaklığı farkı (OYSF), yaprak kül içeriği, yaprak potasyum (K+) içeriği, karotenoid içeriği, prolin ve toplam fonolik bileşik içeriği gibi morfo-fizyolojik ve fito-kimyasal özellikler incelenmiştir. Ayrıca, uygulamaların ve çeşitlerin, çoğu özellikler bakımından; yine uygulama×çeşit interaksiyonlarının bakımından çoğu özelliklerin istatistiksel anlamda değişim gösterdiği belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kuraklık stresi ile birlikte yaprak eni ve boyunda, klorofil-b ve klorofil a/b, kök ve taç yaş ağırlığında, MTS, OYSF, yaprak kül içeriği ve yaprak K+ içeriğinde azalmalar gözlenmiştir. Yaprak en/boy, klorofil-a, toplam klorofil, kök/taç oranı, ELWR, karotenoid, prolin ve toplam fenolik içeriğinde ise artış olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, denemede incelenen özellikler, erken dönemde yaşanabilecek kuraklık veya diğer abiyotik stres çalışmalarında, verime giden yolda birer morfo-fizyolojik ve fitokimyasal ıslah kriteri olarak kullanılmasının yanısıra; gerek genotip sayısı ve gerekse uygulama sayısının arttırılarak tarla denemeleri ve buna benzer sera denemelerinin birlikte yürütülmesi çalışmaların kesinliği ve sağlığı açısından daha yerinde olacaktır. Ayrıca, çalışmada incelenen çeşitlerden Miranda'nın kuraklık stresinde, çoğu özellikler yönünden ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak rahatlıkla kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
